Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/13912 E. 2014/20093 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
para borcu↗ hmk 297↗ tasdik kararı↗ fatura↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının fatura karşılığı taşıma işi yaptığı, buna ilişkin faturaları defterine kaydettiği, ancak defterlerin kapanış tasdiklerinin bulunmadığı, kendi lehine delil teşkil etmeyeceği, davacı kooperatifin amacının taşıma olması, üyeleri aracılığı ile nakliye işi yapması gerekirken davalı şirketle iş yapmasının hukuka aykırı olduğu, birleşen davada ise bankadan kooperatife gönderilen paranın borcun tasfiyesine ilişkin olduğu, davalının bu paranın ne amaçla gönderildiğini ispatlayamadığı, asıl ve birleşen davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne, davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir
1- HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Ayrıca, TC. Anayasası yargılamanın aleniyeti ilkesinin benimsemiş olup, bunun anlamı yargılamanın açık yürütülmesi, hüküm fıkrası ile gerekçenin birbirine uygun olması gerekir.
Somut olayda, ilamın gerekçe kısmında asıl ve birleşen davaların reddine, hüküm kısmında ise asıl ve birleşen davaların kabulüne şeklinde karar verilmiş olup, anılan karar yukarıda belirtilen HMK'nın 297/2. maddesi anlamında açık olmadığı gibi, hüküm fıkrası ile gerekçe arasında da çelişki mevcuttur.
Bu itibarla, mahkemece HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca açık ve tereddüt uyandırmayacak ve gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişkiye neden olmayacak şekilde karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre asıl ve birleşen davada davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10474 E. 2014/15252 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında taşımadan kaynaklanan ticari ilişki bulunduğu, takip tarihi itibariyle 93.796,10 TL davacının alacağı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin 93.796,10 TL üzerinden iptaline, «icra inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2894 E. 2013/19758 K.
Ortak:Menfi tespit
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz · istirdat · menfi tespit
Benzer bu karardaDava «menfi tespit» ve «istirdat» istemine ilişkindir.
… olduğu konusunda herhangi bir açıklama yapılmamış, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, «infazda» şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmamış, açıklanan hususlar doğrultusunda …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1322 E. 2015/2172 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eş rızası · hisse devir sözleşmesi · infaz · ıslah · dahili dava · husumet
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; ...'nin taraf değişikliği ile davaya «dahili» davalı olarak devamı gerektiği, ...'nin «hisse devir sözleşmesi» ile sözleşmesel borç yükümlülüğünü üstlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı .... yönünden «husumet» nedeni ile davanın reddine; dahili davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'a göre dc «ıslah» yoluyla da olsa taraf değiştirilemeyeceği dikkate alındığında, davada taraf sıfatı bulunmayan ve davalı ... vekilinin talebi ile mahkemece «dahili» davalı olarak kabul edilen ... aleyhine hüküm kurulması ve yazılı gerekçeyle davacı tarafından dava edilen ... yönünden davanın «husumet» nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı ve ... yararına bozulması gerekmiştir.
Kararı, davacılar vekili, davalı .... vekili ve «dahili» davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, dava dilekçesinde ....ne karşı açılmış olup, yargılama sırasında davalı vekilince sunulan dilekçelerle ...'nin de davaya davalı olarak «dahil» edilmesi gerektiği şeklinde talepte bulunulmuştur.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8224 E. 2016/4029 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay devrinin tescili · pay devri · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · üçüncü kişi · yargılama gideri · vekalet ücreti · husumet
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı taraf «hisse devrine» konu 17 payın davacı adına tescilini, olmazsa 170.000 TL hisse devir bedelinin tahsilini isteyerek, davalı ... ve şirkete karşı «husumet» yöneltmiş, sonradan davalı ...'ın hisselerini «üçüncü kişiye» devretmesi nedeniyle «pay devrinin tescili» talebinden vazgeçilerek, anılan miktarın ödenmesi talep edilmiş, mahkemece yargılama sonunda davanın kabulüne, 170.000 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, «yargılama giderinin» davalıdan tahsiline, «vekalet ücretinin» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline şeklinde hüküm kurulmuştur.
Oysa, yukarıda açıklandığı üzere 170.000 TL tahsil hükmünün hangi davalıdan tahsil edildiği yönünde açıklık bulunmadığı gibi, «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» yönünden de bir yandan davalıdan tahsiline, diğer yandan davalılardan tahsiline denilmek suretiyle hükmün infazında tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki «hisse devir sözleşmesinde» devir bedelinin nakden ve tamamen alındığının belirtildiği, davalının paranın kendisine ödenmediği hususunu ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 170.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6808 E. 2016/746 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın 556 sayılı KHK'nın 7/1 (b) maddesi uyarınca marka tescil başvurusunun mutlak red «sebebi» ile reddine dair ... kararının iptali istemine ilişkin olduğu, 35. sınıf emtialar yönünden davaya konu markanın tanımlayıcılığının da bulunmadığı, her iki marka ar …
Mahkemece, anılan Yasa hükmüne aykırı olarak, kararın gerekçesinde davanın kabulüne karar verildiği belirtildiği halde, hüküm kısmında davanın reddine karar verilmesi nedeniyle HMK 297. maddesine aykırı ve «infaza» elverişli olmayan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1192 E. 2012/17778 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · kötüniyet tazminatı · infaz · asıl alacak · kötüniyet · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · avans faizi
Benzer bu kararda… , davalı tarafın icra takibine geçilmesine ve dava açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile takip tarihinden itibaren yürütülen reeskont «avans faizine» itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, 1.062,08 TL %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, davalı tarafın «kötüniyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, hükmün “Davanın kısmen kabulü-kısmen reddi ile, «asıl alacak» davadan sonra ödendiğinden takip tarihinden itibaren yürütülen reeskont «avans faizine» itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine,...” karar verilmiş ise de, hükmün bu haliyle ret ve kabul edilen kısımlarının açıkça anlaşılmadığı ve «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde iki farklı faiz oranı belirtildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, tarafların hak ve yükümlülüklerini tam olarak belirten ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde açıklanan yasa hükümlerine uygun olarak bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11779 E. 2015/8367 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:takas-mahsup · teminat senedi · takas · hisse devri · mahsup · teminat · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirket ortaklık paylarını devralanların şirketin alacağı yönünden «takas mahsup» talebinde bulunamayacağı, davacıların hisse devrinden dolayı devredenlere 293.000 TL borcu olduğu, davalıların 221.000 TL senet bedeli yönünden şirkete karşı borçl …
5- Davacı taraf, «hisse devri» nedeniyle davalılara 500.000 TL bedelli «teminat senedi» verdiklerini ileri sürerek senedin iptalini ve borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiş, mahkemece davacıların 207.000 TL hisse devir bedeli ödedikleri, bakiye …
Somut olayda, mahkeme gerekçesinde birleşen 2012/537 esas sayılı dava yönünden subut bulmayan davanın reddine, yine gerekçenin «son» kısmında anılan dava yönünden davanın kısmen kabulüne, 221.000 TL'nin davalılardan tahsiline karar verildiği belirtilmiş, hüküm kısmında ise birleşen 2012/537 esas sayılı davanın kısmen kabulüne, 221.000 TL'nin tahsiline şeklinde karar verilmiş olup, kısa karar, hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki mevcuttur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1170 E. 2019/443 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/13912 E. , 2014/20093 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ORTACA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 20/11/2013
NUMARASI 2010/360-2013/923
Taraflar arasında görülen davada Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/11/2013 tarih ve 2010/360-2013/923 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, davalı şirketin nakliye alacağından dolayı haklarında icra takibi yaptığını, takibin belgeye dayandırılmadığını, şirketin sahibinin kooperatifin eski başkanı olduğunu, hakkında usulsüz işlemlerden dolayı ceza davası açıldığını, davalıya borçları bulunmadığını ileri sürerek, icra dosyalarından dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının fatura karşılığı taşıma işi yaptığı, buna ilişkin faturaları defterine kaydettiği, ancak defterlerin kapanış tasdiklerinin bulunmadığı, kendi lehine delil teşkil etmeyeceği, davacı kooperatifin amacının taşıma olması, üyeleri aracılığı ile nakliye işi yapması gerekirken davalı şirketle iş yapmasının hukuka aykırı olduğu, birleşen davada ise bankadan kooperatife gönderilen paranın borcun tasfiyesine ilişkin olduğu, davalının bu paranın ne amaçla gönderildiğini ispatlayamadığı, asıl ve birleşen davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne, davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir
1- HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Ayrıca, TC. Anayasası yargılamanın aleniyeti ilkesinin benimsemiş olup, bunun anlamı yargılamanın açık yürütülmesi, hüküm fıkrası ile gerekçenin birbirine uygun olması gerekir.
Somut olayda, ilamın gerekçe kısmında asıl ve birleşen davaların reddine, hüküm kısmında ise asıl ve birleşen davaların kabulüne şeklinde karar verilmiş olup, anılan karar yukarıda belirtilen HMK'nın 297/2. maddesi anlamında açık olmadığı gibi, hüküm fıkrası ile gerekçe arasında da çelişki mevcuttur.
Bu itibarla, mahkemece HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca açık ve tereddüt uyandırmayacak ve gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişkiye neden olmayacak şekilde karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre asıl ve birleşen davada davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıya iadesine, 19.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102281900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz