Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/12294 E. 2012/19713 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerekçe-hüküm çelişkisi↗ menfi zarar↗ müspet zarar↗ kısmi ödeme↗ komisyon bedeli↗ gerekçenin düzeltilmesi↗ bilirkişi ücreti↗ kâr mahrumiyeti↗ ara karar↗ taşıma sözleşmesi↗ fesih↗ komisyon↗ içtihadı birleştirme kararı↗ maddi ve manevi tazminat↗ yargılama gideri↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci taşıma sözleşmesinin 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.570,29 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’nin sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 fesih tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği son tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi (komisyon bedelinin akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 4.829,80 TL gelirden mahrum kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 2.591,32 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.700 TL kısmi ödeme yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 891,32 TL alacağı olduğu, ancak davalı şirketin davacının 1.570,29 TL davalı alacağı bulunduğu kabulü nedeniyle bu miktar üzerinden birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde kısa kararda sehven 2.678,72 TL alacağın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle birleşen davada 2.678,72 TL’nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden taleple bağlı kalınarak 2.000 TL maddi tazminatın davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı şirket vekili ve davalı-karşı davacı (birleşen dosya davacısı) vekili katılma yoluyla temyiz etmiştir.
1) Asıl davada, taraflar arasındaki sözleşmenin “ödemeler” başlıklı maddesine göre inceleme yapılmadan davalının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı sonucuna varılması ve davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiği belirtilerek davacının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının maddi tazminat talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer masraflar yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, davacı vekilin temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesi düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Mahkemece verilen 19.2.2008 tarihli ara kararda taraflarca yarı yarıya karşılanması gereken 650 TL tutarındaki bilirkişi ücretinin tümünün asıl davacı tarafından yatırıldığına ilişkin bir belge bulunmamasına karşın, bu yargılama giderinin tümünün davalı ...’a yüklenmesi doğru olmamış, davalı ...’nin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3)Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’nin karşı davasına konu ettiği mahrum kaldığı kar talebi müspet zarara ilişkindir. BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın varsa ancak menfi zararına yönelik istemde bulunabileceği, müspet zararının tazminini isteyemeyeceği nazara alındığında karşı davaya konu maddi tazminat isteminin reddi gerekirken, bu yönden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
4) Bozma neden ve şekline göre, davalı-karşı davacı ... vekilinin karşı davada yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
5) T.C. Anayasası, yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılama sonunda verilen kararın açıkça belirtilmesidir. HUMK’nun 382.maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın hükme uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ilamında kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni olacağı belirtilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 388.maddesinin son fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunmamalıdır.
Birleşen davada, gerekçe kısmında davacının 1.570,29 TL alacağı bulunduğu belirtildiği halde, hüküm kısmında 2.678,72 TL alacağın tahsiline karar verilerek gerekçeyle çelişkili hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
6) Bozma neden ve şekline göre, davacı ... vekilinin birleşen davadaki yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11053 E. 2013/9837 K.
Ortak:gerekçe-hüküm çelişkisi · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.570,29 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’nin sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 4.829,80 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 2.591,32 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.700 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 891,32 TL alacağı olduğu, ancak davalı şirketin davacının 1.570,29 TL davalı alacağı bulunduğu kabulü nedeniyle bu miktar üzerinden birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde kısa kararda sehven 2.678,72 TL alacağın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle birleşen davada 2.678,72 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden taleple bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, davacı vekilin temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 388.maddesinin «son» fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaKarar tarihinde yürürlükte bulunan HMK’nun 297. maddesinin «son» fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Mahkeme gerekçe kısmında davacının gerekli olan belgeleri eksik gönderilmesi nedeniyle davalının üzerine düşen edimini yerine getirmediğini belirtmesine rağmen, davanın kabulüne karar verilerek «gerekçeyle çelişkili» hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hizmet sözleşmesi
Benzer bu karardaDava, danışmanlık «hizmet sözleşmesi» nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
-
Maddi ve Manevi Tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12296 E. 2012/19717 K.
Ortak:menfi zarar · kısmi ödeme · müspet zarar · komisyon bedeli · gerekçenin düzeltilmesi · kâr mahrumiyeti · taşıma sözleşmesi · fesih
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.570,29 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’nin sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 4.829,80 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 2.591,32 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.700 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 891,32 TL alacağı olduğu, ancak davalı şirketin davacının 1.570,29 TL davalı alacağı bulunduğu kabulü nedeniyle bu miktar üzerinden birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde kısa kararda sehven 2.678,72 TL alacağın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle birleşen davada 2.678,72 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden taleple bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
3)Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’nin karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kar talebi «müspet zarara» ilişkindir.
BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın varsa ancak «menfi zararına» yönelik istemde bulunabileceği, «müspet zararının» tazminini isteyemeyeceği nazara alındığında karşı davaya konu «maddi tazminat» isteminin reddi gerekirken, bu yönden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 2.678,72 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’nın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 6.669,88 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 3.579,37 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 300 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 3.279,37 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada 3.279,37 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden talebiyle bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» yasal faizi ile davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
2) Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’nın karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kar talebi «müspet zarara» ilişkindir.
BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın varsa ancak «menfi zararına» yönelik istemde bulunabileceği, «müspet zararının» tazminini talep edemeyeceği nazara alındığında karşı davanın tümüyle reddi gerekirken, «maddi tazminat» yönünden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alacak davası
Benzer bu kararda4) HUMK’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2'nci madde hükmüne göre miktar veya değeri 2011 yılı itibarıyla 1.540 YTL’yi geçmeyen taşınır mal ve «alacak davalarına» ilişkin nihai kararlar, 05/05/2011 hüküm tarihi itibariyle kesindir.
-
Tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12291 E. 2012/19715 K.
Ortak:kısmi ödeme · müspet zarar · komisyon bedeli · gerekçenin düzeltilmesi · kâr mahrumiyeti · taşıma sözleşmesi · fesih · komisyon · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.570,29 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’nin sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 4.829,80 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 2.591,32 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.700 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 891,32 TL alacağı olduğu, ancak davalı şirketin davacının 1.570,29 TL davalı alacağı bulunduğu kabulü nedeniyle bu miktar üzerinden birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde kısa kararda sehven 2.678,72 TL alacağın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle birleşen davada 2.678,72 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden taleple bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
3)Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’nin karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kar talebi «müspet zarara» ilişkindir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, davacı vekilin temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 2.762,58 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’ın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 10.363,68 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 5.563,75 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.400 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 4.163,75 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada taleple bağlı kalınarak 3.860 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacının talebiyle bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» yasal faizi ile davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
2) Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’ın karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kâr talebi «müspet zarara» ilişkindir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, davacı vekilin temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12293 E. 2012/19716 K.
Ortak:menfi zarar · kısmi ödeme · müspet zarar · komisyon bedeli · gerekçenin düzeltilmesi · kâr mahrumiyeti · taşıma sözleşmesi · fesih · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.570,29 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’nin sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 4.829,80 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 2.591,32 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.700 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 891,32 TL alacağı olduğu, ancak davalı şirketin davacının 1.570,29 TL davalı alacağı bulunduğu kabulü nedeniyle bu miktar üzerinden birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde kısa kararda sehven 2.678,72 TL alacağın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle birleşen davada 2.678,72 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden taleple bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
3)Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’nin karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kar talebi «müspet zarara» ilişkindir.
BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın varsa ancak «menfi zararına» yönelik istemde bulunabileceği, «müspet zararının» tazminini isteyemeyeceği nazara alındığında karşı davaya konu «maddi tazminat» isteminin reddi gerekirken, bu yönden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.469,15 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’ın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 6.182,80 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 3.317,91 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.200 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 2.177,91 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada 2.177,91 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden talebiyle bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» yasal faizi ile davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
2) Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’ın karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kar talebi «müspet zarara» ilişkindir.BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın varsa ancak «menfi zararına» yönelik istemde bulunabileceği, müspet zararının tazminini talep edemeyeceği nazara alındığında karşı davaya konu «maddi tazminat» isteminin reddi gerekirken, bu yönden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9686 E. 2012/15401 K.
Ortak:i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.570,29 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’nin sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 4.829,80 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 2.591,32 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.700 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 891,32 TL alacağı olduğu, ancak davalı şirketin davacının 1.570,29 TL davalı alacağı bulunduğu kabulü nedeniyle bu miktar üzerinden birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde kısa kararda sehven 2.678,72 TL alacağın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle birleşen davada 2.678,72 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden taleple bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, davacı vekilin temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 388.maddesinin «son» fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaKarar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 388.maddesinin «son» fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sigorta rücu davası · rücu davası · rücu · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda1) Dava, TTK’nun 1301. maddesine dayanılarak açılan «sigorta rücu davası» olup, mahkemece hüküm fıkrasında davanın kabulüne karar verildiği halde, gerekçe kısmında davalının sorumluluğunun bulunmadığı şeklinde görüş bildirilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır.
Şti’nin direk bir kusurunun bulunmadığı, borunun kaynak yerinden kırılmasının nedeninin yapılan kaynağın zayıf, kifayetsiz ve iyi nüfuz etmemiş olmasından kaynaklandığı, sorumlusunun ise davacının sigortalısı ve kaynağı yapan ve kontrol eden olduğu, zararın «sigorta poliçesi» kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/12294 E. , 2012/19713 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
BİRLEŞEN DAVA
MURATLI SULH HUKUK MAHKEMESİ 2007/53 E.
Taraflar arasında görülen davada Muratlı Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/05/2011 tarih ve 2006/454-2011/137 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı şirket vekili ve katılma yolu ile davalı - karşı davacı (birleşen dosya davacısı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında öğrenci taşıma sözleşmesi yapıldığını, davalının kendi aracıyla yapacağı taşımadan müvekkilinin komisyon alarak davalıya ödeme yapacağını, davalının 11.12.2006 tarihli ihtarname ile haksız bir şekilde sözleşmeyi feshettiğini ve 15.12.2006 tarihinden itibaren servis hizmeti vermeyeceğini bildirdiğini, akdin feshi nedeniyle müvekkilinin servis hizmetini devam ettirmek için kredi kullanmak suretiyle yeni araçlar satın almak zorunda kaldığını, faiz ve diğer masraflar nedeniyle maddi zarara uğradığını, haksız fesih nedeniyle müvekkilinin hizmet veremeyerek küçük düştüğünü ileri sürerek, 4.000 TL maddi ve 1.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket ile müvekkili arasında 18.09.2006 tarihli öğrenci taşıma sözleşmesi ve 21.08.2006 tarihli "Dershane Öğrenci" taşıma sözleşmesinin imzalandığını, davacının sözleşmeye uygun davranmayıp, yapılan işler karşılığında elde edilen toplam gelirden mazot bedelleri düşülmeden %15 komisyon almak istediğini, servis başına ve öğrenci başına kesilmesi gereken faturaları km başına kestiğini, müvekkilinin yaptığı işler karşılığında 1.700 TL dışında kalan alacağını da alamadığını ve haklı olarak sözleşmeyi feshettiğini savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davasında; müvekkilinin işe girerken 25.000,00 TL kredi çekip araç satın aldığını, işsiz kaldığından bu krediyi ödeyemediğini, karşı tarafça sözleşmeye uyulmuş olsa ve sözleşme devam etseydi 16.12.2006 - 15.06.2007 tarihleri arasında elde edeceği 12.000 TL gelirden müvekkilinin mahrum kaldığını, çevresinde de borcunu ödeyemeyen ve ticari itibarı kalmamış biri olarak tanınmaya başladığını ileri sürerek, 1.000 TL manevi ve şimdilik 2.000 TL maddi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davada da müvekkilinin fesih tarihine kadar yaptığı iş karşılığında alacağı bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik 5.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosyada davalı şirket vekili, davacının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, birleşen dava davacısının yalnız 1.570,29 TL alacağı bulunduğunu savunarak, kalan kısım için davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci taşıma sözleşmesinin 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.570,29 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’nin sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 fesih tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği son tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi (komisyon bedelinin akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 4.829,80 TL gelirden mahrum kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 2.591,32 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.700 TL kısmi ödeme yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 891,32 TL alacağı olduğu, ancak davalı şirketin davacının 1.570,29 TL davalı alacağı bulunduğu kabulü nedeniyle bu miktar üzerinden birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde kısa kararda sehven 2.678,72 TL alacağın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle birleşen davada 2.678,72 TL’nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden taleple bağlı kalınarak 2.000 TL maddi tazminatın davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı şirket vekili ve davalı-karşı davacı (birleşen dosya davacısı) vekili katılma yoluyla temyiz etmiştir.
1) Asıl davada, taraflar arasındaki sözleşmenin “ödemeler” başlıklı maddesine göre inceleme yapılmadan davalının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı sonucuna varılması ve davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiği belirtilerek davacının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının maddi tazminat talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer masraflar yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, davacı vekilin temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesi düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Mahkemece verilen 19.2.2008 tarihli ara kararda taraflarca yarı yarıya karşılanması gereken 650 TL tutarındaki bilirkişi ücretinin tümünün asıl davacı tarafından yatırıldığına ilişkin bir belge bulunmamasına karşın, bu yargılama giderinin tümünün davalı ...’a yüklenmesi doğru olmamış, davalı ...’nin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3)Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’nin karşı davasına konu ettiği mahrum kaldığı kar talebi müspet zarara ilişkindir. BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın varsa ancak menfi zararına yönelik istemde bulunabileceği, müspet zararının tazminini isteyemeyeceği nazara alındığında karşı davaya konu maddi tazminat isteminin reddi gerekirken, bu yönden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
4) Bozma neden ve şekline göre, davalı-karşı davacı ... vekilinin karşı davada yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
5) T.C. Anayasası, yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılama sonunda verilen kararın açıkça belirtilmesidir. HUMK’nun 382.maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın hükme uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ilamında kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni olacağı belirtilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 388.maddesinin son fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunmamalıdır.
Birleşen davada, gerekçe kısmında davacının 1.570,29 TL alacağı bulunduğu belirtildiği halde, hüküm kısmında 2.678,72 TL alacağın tahsiline karar verilerek gerekçeyle çelişkili hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
6) Bozma neden ve şekline göre, davacı ... vekilinin birleşen davadaki yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile HUMK'nun 438/son maddesi uyarınca sonucu itibariyle doğru bulunan asıl davaya ilişkin hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada yargılama giderlerine ilişkin kararın davalı ... yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karşı davaya ilişkin kararın davacı- karşı davalı şirket yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı- karşı davacı vekilinin karşı davada yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen davaya ilişkin hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, (6) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ...
vekilinin birleşen davada yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 03.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1066876700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz