Gereksiz yere incitici açıklama
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/3473 E. 2019/2417 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gereksiz yere incitici açıklama↗ rekabet kurulu kararı↗ kötüleme↗ ihtisas mahkemesi↗ davanın konusu↗ tespit davası↗ tbk 99↗ fesih↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr dağıtımı↗ maddi ve manevi tazminat↗ görevsizlik kararı↗ yetki↗ taşıyan↗ maddi tazminat↗ ilan↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, taraflar arasında Uydu Dağıtım Sözleşmeleri ve ek sözleşmelerin 31/12/2013 tarihinden geçerli olmak üzere ve sözleşmede yer alan fesih hükümlerine uygun olarak sonlandırıldığı, sözleşmenin sonlandırılmasının hemen öncesinde ve sonrası davalının D Smart platformu üzerinden yayın yapan kanallarında, resmi internet sitesinde ve resmi sosyal medya hesaplarında yazılan ve yayınlanan ifadelerin 6102 sayılı TTK'nın 55/1-a-1 maddesinde tanımlanan, başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme kapsamında olduğu, davalı-karşı davacının mevcut ifadelerin yasal sınırlar içinde bilgilendirme amaçlı olduğu savunmalarının yerinde olmadığı, mevcut ifadelerin bilgilendirme sınırını aştığı ve yasada tanımlanan haksız rekabeti oluşturduğu, karşı dava yönünden davalının TEKEL niteliğinde hizmet sunmadığı, yasal mevzuat hükümleri, RTÜK, Rekabet Kurulu Başkanlığı, BTK'dan gelen yazı cevaplarına göre, karşı davacı medya hizmet sağlayıcısının, davacıya ait platforumunda taşınmasına ilişkin talebin tespit davası konusu edilemeyeceği, mahkemenin bu konuda görevli olmadığı, yasal düzenlemeler doğrultusunda ve HMK'da düzenlenen tespit davası koşullarının bulunmadığı, karşı davanın konusunu teşkil eden hususta karar verme yetki ve görevinin ancak RTÜK'e ait olabileceği, uydu platform işletmeciliği faaliyetinin RTÜK ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu düzenlemeleri çerçevesinde yürütülen bir faaliyet olduğu, birleşen dava yönünden uyuşmazlığın marka haklarına tecavüz olmayıp, ilan yoluyla haksız rekabete ilişkin olduğu, bu kapsamda Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığı tespiti karşısında asıl dava kapsamında haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesine karar verildiği, olay tek ve hukuki nitelendirmesi hakime ait olmakla birleşen dava yönünden aynı hususta, tek eylem karşısında (objektif dava birleşmesinden söz edilemeyeceğinden) haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesi yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, işbu birleşen davada, davacılar 10.000 TL itibar/manevi tazminat ve 90.000 TL maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiş olduklarından, maddi ve manevi tazminat taleplerinin marka hakkına tecavüz eylemine bağlı olarak talep edilmiş olmasına göre haksız rekabet olarak nitelendirilen eyleme bağlı olarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmadığına, bu talepleri TTK’nın 56/(1)-d ve e maddelerine dayalı talepler olarak değerlendirildiğinde, davacı yanın mevcut olay sebebiyle haksız tecavüze uğradığı sabit ise de maddi zararın doğduğu sabit olmadığı, haksız tecavüz yüzünden zarar gören kişi TBK'nın 58. maddesinde gösterilen şartlar mevcut ise manevi tazminat verilmesini isteyebileceği, yollama yapılan bu madde uyarınca manevi tazminat için hukuka aykırılığın varlığı yeterli olup, ayrıca özel bir kast veya ağırlığın şart olmadığı, ancak olayın mahiyetine, boyutlarına ve itibar tazminatı istenmiş olmasına göre, davacının markasıyla ilgili itibar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı eylemlerinin TTK’nın 55/1-a-1 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve davalı yanın basın yayın organları internet ve twitter gibi araçlarla haksız rekabet niteliği taşıyan dava konusu edilen yayınlarının men'ine, hükmün ilanına, karşı davanın reddine, birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız rekabet olarak nitelendirilerek bu konuda asıl davada karar verilmiş olmakla birleşen dava dosyasında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen dosyada davacı yanın koşulları oluşmayan maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında ilan, beyan ve telkinlerinin 6102 sayılı TTK'nın 54. ve 55. maddelerinde düzenlendiği şekilde kötüleme vb. suretlerle haksız rekabet teşkil etmesi nedeniyle haksız rekabetin tespiti ve hükmün ilanı, karşı dava; davacı yanın D-Smart Logolu Platformda davalı şirket kanallarını taşıma yükümlülüğü bulunduğunun tespiti ve birleşen dava ise marka hakkına tecavüzün tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere birleşen davada davacılar vekili, davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında ve Sabah Gazetesi 19.12.2013 tarihli nüshasında yer alan ilanda müvekkillerinin marka hakkına ve markalarının itibarına tecavüz teşkil eder eylemlerde bulunduğunu, davalının söz konusu eylemlerinin önemli bir kısmının aynı zamanda müvekkilinin iş ve işletmesini hedef aldığını, haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilinin markasının itibarını zedeleyici ilanlar verdiğini, 556 sayılı KHK’nın 9. ve 68. maddeleri uyarınca markaya tecavüz halinin değerlendirilmesi gerektiğini, davalının ilan ve reklamlarında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, ilan ve reklamların asıl amacının yanıltıcı, incitici beyanda bulunmak olduğunu, ilan ve reklamlarda müvekkilinin markasının kullanım biçiminden değerini düşürme ve küçümseme amacı güdüldüğünün anlaşıldığını, KHK gereği tecavüz fillerinin men ve ref'inin istenmesi imkanının bulunduğunu ileri sürerek, müvekkilerince tespit edilen ve davaya konu yapılan tecavüzler ile müvekkil markasını haksız ve hukuka aykırı olarak izinsiz kullanılması yanında yanlış yanıltıcı ve incitici beyanlarla kötülemek suretiyle müvekkilinin D-SMART markası üzerindeki hakkına tecavüz etmesi, D-SMART marka itibarının zedelenmesi, marka üzerinden işletme değerine zarar verilmiş olmasından dolayı tecavüzün men ve ref'i ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Bu durumda, birleşen davadaki uyuşmazlığın temel noktasının davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında ve Sabah Gazetesi 19.12.2013 tarihli nüshasında yer alan ilanların davacıların marka hakkına ve “D-SMART” ibareli markalarının itibarına tecavüz teşkil edip etmediği, tecavüz bulunduğunun tespiti halinde maddi ve manevi tazminatın tespiti ve taktirine ilişkin olması nedeniyle aralarında irtibat bulunan asıl dava, karşı dava ve birleşen davaların görevli ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. O halde mahkemece, asıl dava, karşı dava ve birleşen davalara konu uyuşmazlıkların niteliği ve davalar arasındaki bağlantının varlığı nedeniyle görevli ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğundan davaların Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde birlikte görülmesi için görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, asıl ve birleşen davalarda verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin uyuşmazlığın esasına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Gereksiz yere incitici açıklama
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7809 E. 2016/3831 K.
Ortak:gereksiz yere incitici açıklama · kötüleme · ilan · haksız rekabet · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak, taraflar arasında Uydu Dağıtım Sözleşmeleri ve ek sözleşmelerin 31/12/2013 tarihinden geçerli olmak üzere ve sözleşmede yer alan «fesih» hükümlerine uygun olarak sonlandırıldığı, sözleşmenin sonlandırılmasının hemen öncesinde ve sonrası davalının D Smart platformu üzerinden yayın yapan kanallarında, resmi internet sitesinde ve resmi sosyal medya hesaplarında yazılan ve yayınlanan ifadelerin 6102 sayılı TTK'nın 55/1-a-1 maddesinde tanımlanan, başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya «gereksiz yere incitici açıklamalarla» «kötüleme» kapsamında olduğu, davalı-karşı davacının mevcut ifadelerin yasal sınırlar içinde bilgilendirme amaçlı olduğu savunmalarının yerinde olmadığı, mevcut ifadelerin bilgilendirme sınırını aştığı ve yasada tanımlanan «haksız rekabeti» oluşturduğu, karşı dava yönünden davalının TEKEL niteliğinde hizmet sunmadığı, yasal mevzuat hükümleri, RTÜK, Rekabet Kurulu Başkanlığı, BTK'dan gelen yazı cevaplarına göre, karşı davacı medya hizmet sağlayıcısının, davacıya ait platforumunda taşınmasına ilişkin talebin «tespit davası konusu» edilemeyeceği, mahkemenin bu konuda «görevli» olmadığı, yasal düzenlemeler doğrultusunda ve HMK'da düzenlenen tespit davası koşullarının bulunmadığı, karşı davanın konusunu teşkil eden hususta karar verme «yetki» ve görevinin ancak RTÜK'e ait olabileceği, uydu platform işletmeciliği faaliyetinin RTÜK ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu düzenlemeleri çerçevesinde yürütülen bir faaliyet olduğu, birleşen dava yönünden uyuşmazlığın marka haklarına tecavüz olmayıp, «ilan» yoluyla haksız rekabete ilişkin olduğu, bu kapsamda Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığı tespiti karşısında asıl dava kapsamında haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesine karar verildiği, olay tek ve hukuki nitelendirmesi hakime ait olmakla birleşen dava yönünden aynı hususta, tek eylem karşısında (objektif dava birleşmesinden söz edilemeyeceğinden) haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesi yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, işbu birleşen davada, davacılar 10.000 TL itibar/manevi tazminat ve 90.000 TL «maddi tazminata» hükmedilmesini talep etmiş olduklarından, maddi ve manevi tazminat taleplerinin «marka hakkına tecavüz» eylemine bağlı olarak talep edilmiş olmasına göre haksız rekabet olarak nitelendirilen eyleme bağlı olarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmadığına, bu talepleri TTK’nın 56/(1)-d ve e maddelerine dayalı talepler olarak değerlendirildiğinde, davacı yanın mevcut olay sebebiyle haksız tecavüze uğradığı sabit ise de maddi zararın doğduğu sabit olmadığı, haksız tecavüz yüzünden zarar gören kişi TBK'nın 58. maddesinde gösterilen şartlar mevcut ise manevi tazminat verilmesini isteyebileceği, yollama yapılan bu madde uyarınca manevi tazminat için hukuka aykırılığın varlığı yeterli olup, ayrıca özel bir kast veya ağırlığın şart olmadığı, ancak olayın mahiyetine, boyutlarına ve itibar tazminatı istenmiş olmasına göre, davacının markasıyla ilgili itibar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı eylemlerinin TTK’nın 55/1-a-1 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve davalı yanın basın yayın organları internet ve twitter gibi araçlarla haksız rekabet niteliği «taşıyan» dava konusu edilen yayınlarının men'ine, hükmün ilanına, karşı davanın reddine, birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız rekabet olarak nitelendiriler …
1-Asıl dava, davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında «ilan», beyan ve telkinlerinin 6102 sayılı TTK'nın 54. ve 55. maddelerinde düzenlendiği şekilde «kötüleme» vb. suretlerle «haksız rekabet» teşkil etmesi nedeniyle haksız rekabetin tespiti ve hükmün ilanı, karşı dava; davacı yanın D-Smart Logolu Platformda davalı şirket kanallarını taşıma yükümlülüğü bulunduğunun tespiti ve birleşen dava ise «marka hakkına tecavüzün» tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… ekili, davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında ve Sabah Gazetesi 19.12.2013 tarihli nüshasında yer alan «ilanda» müvekkillerinin marka hakkına ve markalarının itibarına tecavüz teşkil eder eylemlerde bulunduğunu, davalının söz konusu eylemlerinin önemli bir kısmının aynı zamanda müvekkilinin iş ve işletmesini hedef aldığını, «haksız rekabet» teşkil ettiğini, müvekkilinin markasının itibarını zedeleyici ilanlar verdiğini, 556 sayılı KHK’nın 9. ve 68. maddeleri uyarınca markaya tecavüz halinin değerlendirilmesi gerektiğini, davalının ilan ve reklamlarında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, ilan ve reklamların asıl amacının yanıltıcı, incitici beyanda bulunmak olduğunu, ilan ve reklamlarda müvekkilinin markasının kullanım biçiminden değerini düşürme ve küçümseme amacı güdüldüğünün anlaşıldığını, KHK gereği tecavüz fillerinin men ve ref'inin istenmesi imkanının bulunduğunu ileri sürerek, müvekkilerince tespit edilen ve davaya konu yapılan tecavüzler ile müvekkil markasını haksız ve hukuka aykırı olarak izinsiz kullanılması yanında yanlış yanıltıcı ve incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle müvekkilinin D-SMART markası üzerindeki hakkına tecavüz etmesi, D-SMART marka itibarının zedelenmesi, marka üzerinden işletme değerine zarar verilmiş olm …
Benzer bu kararda… oruna göre, dava konusu ifadelerin bilgilendirme sınırını aştığı, beyanların davacı/karşı davalıları tarafların sözleşme kapsamında dahilinde beraber elde ettikleri «müşteri portföyüne» el koymakla suçladığı, yayınlanan ifadelerin 6102 sayılı TTK'nun 55/1-a-1 maddesinde tanımlanan, başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya «gereksiz yere incitici açıklamalarla» «kötüleme» kapsamında olduğu, yasada tanımlanan «haksız rekabeti» oluşturduğu, yanlar arasındaki sözleşmenin haksız olarak feshinden söz edilemeyeceği, başkaca platform işletmecilerinin bulunması sebebiyle davacı yanın tekel niteliğinde bir hizmet sunduğundan söz edilemeyeceği, nihayet sözleşmenin belirlenen koşullarda feshedilmesinin yasal olduğu, karşı davacının sözleşmenin sona ermesine rağmen aynı koşullarda sahibi olduğu kanalların davacıya ait platformda taşınması yükümlülüğünün tespitini dava konusu yaptığı, bu istemin tespit davasına konu edilemeyeceği, mahkemenin bu konuda «görevli» olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
1-Asıl dava, «haksız rekabetin» tespiti ve hükmün «ilanı», karşı dava ise davacı yanın .......... logolu platformda davalı şirket kanallarını taşıma yükümlülüğü bulunduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşteri portföyü
Benzer bu kararda… oruna göre, dava konusu ifadelerin bilgilendirme sınırını aştığı, beyanların davacı/karşı davalıları tarafların sözleşme kapsamında dahilinde beraber elde ettikleri «müşteri portföyüne» el koymakla suçladığı, yayınlanan ifadelerin 6102 sayılı TTK'nun 55/1-a-1 maddesinde tanımlanan, başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya «gereksiz yere incitici açıklamalarla» «kötüleme» kapsamında olduğu, yasada tanımlanan «haksız rekabeti» oluşturduğu, yanlar arasındaki sözleşmenin haksız olarak feshinden söz edilemeyeceği, başkaca platform işletmecilerinin bulunması sebebiyle davacı yanın tekel niteliğinde bir hizmet sunduğundan söz edilemeyeceği, nihayet sözleşmenin belirlenen koşullarda feshedilmesinin yasal olduğu, karşı davacının sözleşmenin sona ermesine rağmen aynı koşullarda sahibi olduğu kanalların davacıya ait platformda taşınması yükümlülüğünün tespitini dava konusu yaptığı, bu istemin tespit davasına konu edilemeyeceği, mahkemenin bu konuda «görevli» olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2498 E. 2023/6411 K.
Ortak:maddi tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak, taraflar arasında Uydu Dağıtım Sözleşmeleri ve ek sözleşmelerin 31/12/2013 tarihinden geçerli olmak üzere ve sözleşmede yer alan «fesih» hükümlerine uygun olarak sonlandırıldığı, sözleşmenin sonlandırılmasının hemen öncesinde ve sonrası davalının D Smart platformu üzerinden yayın yapan kanallarında, resmi internet sitesinde ve resmi sosyal medya hesaplarında yazılan ve yayınlanan ifadelerin 6102 sayılı TTK'nın 55/1-a-1 maddesinde tanımlanan, başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya «gereksiz yere incitici açıklamalarla» «kötüleme» kapsamında olduğu, davalı-karşı davacının mevcut ifadelerin yasal sınırlar içinde bilgilendirme amaçlı olduğu savunmalarının yerinde olmadığı, mevcut ifadelerin bilgilendirme sınırını aştığı ve yasada tanımlanan «haksız rekabeti» oluşturduğu, karşı dava yönünden davalının TEKEL niteliğinde hizmet sunmadığı, yasal mevzuat hükümleri, RTÜK, Rekabet Kurulu Başkanlığı, BTK'dan gelen yazı cevaplarına göre, karşı davacı medya hizmet sağlayıcısının, davacıya ait platforumunda taşınmasına ilişkin talebin «tespit davası konusu» edilemeyeceği, mahkemenin bu konuda «görevli» olmadığı, yasal düzenlemeler doğrultusunda ve HMK'da düzenlenen tespit davası koşullarının bulunmadığı, karşı davanın konusunu teşkil eden hususta karar verme «yetki» ve görevinin ancak RTÜK'e ait olabileceği, uydu platform işletmeciliği faaliyetinin RTÜK ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu düzenlemeleri çerçevesinde yürütülen bir faaliyet olduğu, birleşen dava yönünden uyuşmazlığın marka haklarına tecavüz olmayıp, «ilan» yoluyla haksız rekabete ilişkin olduğu, bu kapsamda Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığı tespiti karşısında asıl dava kapsamında haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesine karar verildiği, olay tek ve hukuki nitelendirmesi hakime ait olmakla birleşen dava yönünden aynı hususta, tek eylem karşısında (objektif dava birleşmesinden söz edilemeyeceğinden) haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesi yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, işbu birleşen davada, davacılar 10.000 TL itibar/manevi tazminat ve 90.000 TL «maddi tazminata» hükmedilmesini talep etmiş olduklarından, maddi ve manevi tazminat taleplerinin «marka hakkına tecavüz» eylemine bağlı olarak talep edilmiş olmasına göre haksız rekabet olarak nitelendirilen eyleme bağlı olarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmadığına, bu talepleri TTK’nın 56/(1)-d ve e maddelerine dayalı talepler olarak değerlendirildiğinde, davacı yanın mevcut olay sebebiyle haksız tecavüze uğradığı sabit ise de maddi zararın doğduğu sabit olmadığı, haksız tecavüz yüzünden zarar gören kişi TBK'nın 58. maddesinde gösterilen şartlar mevcut ise manevi tazminat verilmesini isteyebileceği, yollama yapılan bu madde uyarınca manevi tazminat için hukuka aykırılığın varlığı yeterli olup, ayrıca özel bir kast veya ağırlığın şart olmadığı, ancak olayın mahiyetine, boyutlarına ve itibar tazminatı istenmiş olmasına göre, davacının markasıyla ilgili itibar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı eylemlerinin TTK’nın 55/1-a-1 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve davalı yanın basın yayın organları internet ve twitter gibi araçlarla haksız rekabet niteliği «taşıyan» dava konusu edilen yayınlarının men'ine, hükmün ilanına, karşı davanın reddine, birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız rekabet olarak nitelendiriler …
Benzer bu karardaSMART adlı dergilerde yayın gün ve saatini gösterir biçimde yer aldığını, zararın giderileceği vaadinin de bunca süredir yerine getirilmediğini ileri sürerek «belirsiz alacak davası» olarak şimdilik 10.000,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kısmi kabul · belirsiz alacak davası · husumet itirazı · muvazaa · hakkın kötüye kullanılması · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · tüzel kişilik
Benzer bu kararda… olmadığı ve hissesi bulunan yayıncı kuruluşlarında bu dergide yer alan D Smart uydu platformu ile bağlantısının tespit edilemediği, davacı tarafından ileri sürülen «muvazaa» iddiasının ispat edilemediği, dolayısıyla davacı tarafça yapılacak basit bir araştırma sonucunda yayıncıların kolayca tespit edilebileceği, bu nedenle davalı tarafından ileri sürülen «pasif husumet itirazının» yerinde olduğu gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… uç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının film tedarikçisi olduğu, ancak davalı ile dava dışı yayıncı şirketlerin farklı «tüzel kişilik» olduğu, iş adreslerinin, şirketin «yönetim kurulu» ve yetkililerinin farklı olduğu, dolayısıyla yayıncı kuruluş ile bir bağlantılarının tespit edilemediği, RTÜK kayıtlarına göre davalının yayıncı kuruluş olmadığı ve hissesi bulanan yayıncı kuruluşlarında bu dergide yer alan D Smart uydu platformu ile bağlantısının tespit edilemediği, iddia olunan filmlerin yayınlandığı ileri sürülen televizyon kanallarının davalıya ait olmadığı, tüm bu hususlar gözönüne alındığında İlk Derece Mahkemesince verilen «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine dair karar yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… ssedarı olup eşgüdümle hareket ettiği çok sayıdaki tv kanalına film tedarikçiliği yaptığını, bu kanalların olduğu platformun da işletmecisi olduğunu, davalı şirkete «husumet» yöneltilmesinin haklı olduğunu, yayın lisansı olmayan davalının yayın için onlarca sözleşme yapmış olmasının açıklanamadığını, RTÜK yazısında davalı şirketin platformdaki 18 yayıncı tv şirketin hissedarı olduğu bilgisi, davalı şirketle aralarındaki organik bağa «kesin» kanıt olduğunu, bu durum aynı platformda, aynı iradeyle yönlendirilen davalı şirketle yayıncı şirketler arasındaki amaç, çıkar birliğine («muvazaaya») açık, kesin kanıt oluşturduğunu, tedarikçi, platform isletmecisi davalı şirketle, yayıncı şirketler birbirlerini perdeleyen çalışma tarzıyla, alacaklılarına hedef olmamak, kapatılmak gibi cezalara muhatap olmamak amacıyla, «hakkı kötüye kullanıldığını» Mahkemece tek yanlı, delille irtibatı kurulmayan, soyut, gerekçeler tekrarlanıp, davacı lehindeki delil ve olgular görmezden gelinerek, davalının yayıncı kuruluş olmadığı, yayıncı kuruluşların D Smart uydu platformuyla bağlantısının ve muvazaa iddiasının ispat edilemediği" belirtilerek, davalıya husumeti bulunmadığının belirtildiğini, bu durumun aksini ispat eden «ihtar», bilirkişi raporu, RTÜK yazısı, davalının, «kısmi kabulü» hatta Mahkemenin ... ...
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemenin «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine dair kararının dosyadaki deliller, davalı beyanları ve hatta İlk Derece Mahkemesinin olguları kabulü uyarınca hatalı olduğunu, davalının gösterim lisansı olmasa bile çok sayıda TV kanalıyla platform ortaklıkları olduğu hususunun davalının da kabulünde olduğunu, davalı şirketin davacı ve diğer film şirketleriyle yaptığı yayın hakkı sözleşmeleri davalının film tedarikçisi olduğunun kanıtı olduğunu ve bu konudaki delilleri dosyaya sunduklarını, dava dışı Blu Tv İletişim Hizmetleri'ne gönderilen 2018 tarihli «ihtara» verilen cevapta "Gösterimini yaptıkları filmleri ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12750 E. 2017/838 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iltibas
Benzer bu kararda… ı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca, davalıya ait marka ile davacı şirkete ait tescilli markaların görsel işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadığı, markalar arasında «iltibas» ihtimalinin oluşmayacağı, smart ibaresinin tanınmış marka olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3114 E. 2020/475 K.
Ortak:gereksiz yere incitici açıklama · kötüleme · maddi tazminat · ilan · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak, taraflar arasında Uydu Dağıtım Sözleşmeleri ve ek sözleşmelerin 31/12/2013 tarihinden geçerli olmak üzere ve sözleşmede yer alan «fesih» hükümlerine uygun olarak sonlandırıldığı, sözleşmenin sonlandırılmasının hemen öncesinde ve sonrası davalının D Smart platformu üzerinden yayın yapan kanallarında, resmi internet sitesinde ve resmi sosyal medya hesaplarında yazılan ve yayınlanan ifadelerin 6102 sayılı TTK'nın 55/1-a-1 maddesinde tanımlanan, başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya «gereksiz yere incitici açıklamalarla» «kötüleme» kapsamında olduğu, davalı-karşı davacının mevcut ifadelerin yasal sınırlar içinde bilgilendirme amaçlı olduğu savunmalarının yerinde olmadığı, mevcut ifadelerin bilgilendirme sınırını aştığı ve yasada tanımlanan «haksız rekabeti» oluşturduğu, karşı dava yönünden davalının TEKEL niteliğinde hizmet sunmadığı, yasal mevzuat hükümleri, RTÜK, Rekabet Kurulu Başkanlığı, BTK'dan gelen yazı cevaplarına göre, karşı davacı medya hizmet sağlayıcısının, davacıya ait platforumunda taşınmasına ilişkin talebin «tespit davası konusu» edilemeyeceği, mahkemenin bu konuda «görevli» olmadığı, yasal düzenlemeler doğrultusunda ve HMK'da düzenlenen tespit davası koşullarının bulunmadığı, karşı davanın konusunu teşkil eden hususta karar verme «yetki» ve görevinin ancak RTÜK'e ait olabileceği, uydu platform işletmeciliği faaliyetinin RTÜK ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu düzenlemeleri çerçevesinde yürütülen bir faaliyet olduğu, birleşen dava yönünden uyuşmazlığın marka haklarına tecavüz olmayıp, «ilan» yoluyla haksız rekabete ilişkin olduğu, bu kapsamda Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığı tespiti karşısında asıl dava kapsamında haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesine karar verildiği, olay tek ve hukuki nitelendirmesi hakime ait olmakla birleşen dava yönünden aynı hususta, tek eylem karşısında (objektif dava birleşmesinden söz edilemeyeceğinden) haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesi yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, işbu birleşen davada, davacılar 10.000 TL itibar/manevi tazminat ve 90.000 TL «maddi tazminata» hükmedilmesini talep etmiş olduklarından, maddi ve manevi tazminat taleplerinin «marka hakkına tecavüz» eylemine bağlı olarak talep edilmiş olmasına göre haksız rekabet olarak nitelendirilen eyleme bağlı olarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmadığına, bu talepleri TTK’nın 56/(1)-d ve e maddelerine dayalı talepler olarak değerlendirildiğinde, davacı yanın mevcut olay sebebiyle haksız tecavüze uğradığı sabit ise de maddi zararın doğduğu sabit olmadığı, haksız tecavüz yüzünden zarar gören kişi TBK'nın 58. maddesinde gösterilen şartlar mevcut ise manevi tazminat verilmesini isteyebileceği, yollama yapılan bu madde uyarınca manevi tazminat için hukuka aykırılığın varlığı yeterli olup, ayrıca özel bir kast veya ağırlığın şart olmadığı, ancak olayın mahiyetine, boyutlarına ve itibar tazminatı istenmiş olmasına göre, davacının markasıyla ilgili itibar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı eylemlerinin TTK’nın 55/1-a-1 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve davalı yanın basın yayın organları internet ve twitter gibi araçlarla haksız rekabet niteliği «taşıyan» dava konusu edilen yayınlarının men'ine, hükmün ilanına, karşı davanın reddine, birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız rekabet olarak nitelendiriler …
1-Asıl dava, davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında «ilan», beyan ve telkinlerinin 6102 sayılı TTK'nın 54. ve 55. maddelerinde düzenlendiği şekilde «kötüleme» vb. suretlerle «haksız rekabet» teşkil etmesi nedeniyle haksız rekabetin tespiti ve hükmün ilanı, karşı dava; davacı yanın D-Smart Logolu Platformda davalı şirket kanallarını taşıma yükümlülüğü bulunduğunun tespiti ve birleşen dava ise «marka hakkına tecavüzün» tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… ekili, davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında ve Sabah Gazetesi 19.12.2013 tarihli nüshasında yer alan «ilanda» müvekkillerinin marka hakkına ve markalarının itibarına tecavüz teşkil eder eylemlerde bulunduğunu, davalının söz konusu eylemlerinin önemli bir kısmının aynı zamanda müvekkilinin iş ve işletmesini hedef aldığını, «haksız rekabet» teşkil ettiğini, müvekkilinin markasının itibarını zedeleyici ilanlar verdiğini, 556 sayılı KHK’nın 9. ve 68. maddeleri uyarınca markaya tecavüz halinin değerlendirilmesi gerektiğini, davalının ilan ve reklamlarında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, ilan ve reklamların asıl amacının yanıltıcı, incitici beyanda bulunmak olduğunu, ilan ve reklamlarda müvekkilinin markasının kullanım biçiminden değerini düşürme ve küçümseme amacı güdüldüğünün anlaşıldığını, KHK gereği tecavüz fillerinin men ve ref'inin istenmesi imkanının bulunduğunu ileri sürerek, müvekkilerince tespit edilen ve davaya konu yapılan tecavüzler ile müvekkil markasını haksız ve hukuka aykırı olarak izinsiz kullanılması yanında yanlış yanıltıcı ve incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle müvekkilinin D-SMART markası üzerindeki hakkına tecavüz etmesi, D-SMART marka itibarının zedelenmesi, marka üzerinden işletme değerine zarar verilmiş olm …
Benzer bu kararda… tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile, davalının davacıyı, davacıya ait ürünlerini, mallarını faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı ve «gereksiz yere incitici açıklamalarla», «kötülemek» ve «üçüncü kişiler» üzerinde sözleşmeleri sona erdirmeye yönelik eylemlerde bulunmak suretiyle, «haksız rekabette» bulunduğunun tespiti ile men’ine, 5.000,00 TL «maddi tazminat» ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline ve hükmün «ilanına» dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üçüncü kişi
Benzer bu kararda… tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile, davalının davacıyı, davacıya ait ürünlerini, mallarını faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı ve «gereksiz yere incitici açıklamalarla», «kötülemek» ve «üçüncü kişiler» üzerinde sözleşmeleri sona erdirmeye yönelik eylemlerde bulunmak suretiyle, «haksız rekabette» bulunduğunun tespiti ile men’ine, 5.000,00 TL «maddi tazminat» ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline ve hükmün «ilanına» dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/5188 E. 2019/1739 K.
Ortak:maddi tazminat · ilan · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak, taraflar arasında Uydu Dağıtım Sözleşmeleri ve ek sözleşmelerin 31/12/2013 tarihinden geçerli olmak üzere ve sözleşmede yer alan «fesih» hükümlerine uygun olarak sonlandırıldığı, sözleşmenin sonlandırılmasının hemen öncesinde ve sonrası davalının D Smart platformu üzerinden yayın yapan kanallarında, resmi internet sitesinde ve resmi sosyal medya hesaplarında yazılan ve yayınlanan ifadelerin 6102 sayılı TTK'nın 55/1-a-1 maddesinde tanımlanan, başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya «gereksiz yere incitici açıklamalarla» «kötüleme» kapsamında olduğu, davalı-karşı davacının mevcut ifadelerin yasal sınırlar içinde bilgilendirme amaçlı olduğu savunmalarının yerinde olmadığı, mevcut ifadelerin bilgilendirme sınırını aştığı ve yasada tanımlanan «haksız rekabeti» oluşturduğu, karşı dava yönünden davalının TEKEL niteliğinde hizmet sunmadığı, yasal mevzuat hükümleri, RTÜK, Rekabet Kurulu Başkanlığı, BTK'dan gelen yazı cevaplarına göre, karşı davacı medya hizmet sağlayıcısının, davacıya ait platforumunda taşınmasına ilişkin talebin «tespit davası konusu» edilemeyeceği, mahkemenin bu konuda «görevli» olmadığı, yasal düzenlemeler doğrultusunda ve HMK'da düzenlenen tespit davası koşullarının bulunmadığı, karşı davanın konusunu teşkil eden hususta karar verme «yetki» ve görevinin ancak RTÜK'e ait olabileceği, uydu platform işletmeciliği faaliyetinin RTÜK ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu düzenlemeleri çerçevesinde yürütülen bir faaliyet olduğu, birleşen dava yönünden uyuşmazlığın marka haklarına tecavüz olmayıp, «ilan» yoluyla haksız rekabete ilişkin olduğu, bu kapsamda Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığı tespiti karşısında asıl dava kapsamında haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesine karar verildiği, olay tek ve hukuki nitelendirmesi hakime ait olmakla birleşen dava yönünden aynı hususta, tek eylem karşısında (objektif dava birleşmesinden söz edilemeyeceğinden) haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesi yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, işbu birleşen davada, davacılar 10.000 TL itibar/manevi tazminat ve 90.000 TL «maddi tazminata» hükmedilmesini talep etmiş olduklarından, maddi ve manevi tazminat taleplerinin «marka hakkına tecavüz» eylemine bağlı olarak talep edilmiş olmasına göre haksız rekabet olarak nitelendirilen eyleme bağlı olarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmadığına, bu talepleri TTK’nın 56/(1)-d ve e maddelerine dayalı talepler olarak değerlendirildiğinde, davacı yanın mevcut olay sebebiyle haksız tecavüze uğradığı sabit ise de maddi zararın doğduğu sabit olmadığı, haksız tecavüz yüzünden zarar gören kişi TBK'nın 58. maddesinde gösterilen şartlar mevcut ise manevi tazminat verilmesini isteyebileceği, yollama yapılan bu madde uyarınca manevi tazminat için hukuka aykırılığın varlığı yeterli olup, ayrıca özel bir kast veya ağırlığın şart olmadığı, ancak olayın mahiyetine, boyutlarına ve itibar tazminatı istenmiş olmasına göre, davacının markasıyla ilgili itibar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı eylemlerinin TTK’nın 55/1-a-1 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve davalı yanın basın yayın organları internet ve twitter gibi araçlarla haksız rekabet niteliği «taşıyan» dava konusu edilen yayınlarının men'ine, hükmün ilanına, karşı davanın reddine, birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız rekabet olarak nitelendiriler …
1-Asıl dava, davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında «ilan», beyan ve telkinlerinin 6102 sayılı TTK'nın 54. ve 55. maddelerinde düzenlendiği şekilde «kötüleme» vb. suretlerle «haksız rekabet» teşkil etmesi nedeniyle haksız rekabetin tespiti ve hükmün ilanı, karşı dava; davacı yanın D-Smart Logolu Platformda davalı şirket kanallarını taşıma yükümlülüğü bulunduğunun tespiti ve birleşen dava ise «marka hakkına tecavüzün» tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… ekili, davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında ve Sabah Gazetesi 19.12.2013 tarihli nüshasında yer alan «ilanda» müvekkillerinin marka hakkına ve markalarının itibarına tecavüz teşkil eder eylemlerde bulunduğunu, davalının söz konusu eylemlerinin önemli bir kısmının aynı zamanda müvekkilinin iş ve işletmesini hedef aldığını, «haksız rekabet» teşkil ettiğini, müvekkilinin markasının itibarını zedeleyici ilanlar verdiğini, 556 sayılı KHK’nın 9. ve 68. maddeleri uyarınca markaya tecavüz halinin değerlendirilmesi gerektiğini, davalının ilan ve reklamlarında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, ilan ve reklamların asıl amacının yanıltıcı, incitici beyanda bulunmak olduğunu, ilan ve reklamlarda müvekkilinin markasının kullanım biçiminden değerini düşürme ve küçümseme amacı güdüldüğünün anlaşıldığını, KHK gereği tecavüz fillerinin men ve ref'inin istenmesi imkanının bulunduğunu ileri sürerek, müvekkilerince tespit edilen ve davaya konu yapılan tecavüzler ile müvekkil markasını haksız ve hukuka aykırı olarak izinsiz kullanılması yanında yanlış yanıltıcı ve incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle müvekkilinin D-SMART markası üzerindeki hakkına tecavüz etmesi, D-SMART marka itibarının zedelenmesi, marka üzerinden işletme değerine zarar verilmiş olm …
Benzer bu kararda13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı dolayısıyla «ilan» verenin kim olduğunun davacılar tarafından bilindiği, bu itibarla TTK’nın 56/1 maddesinde sayılan davalardan olan işbu davanın söz konusu ilanların yayıncısı olan davalı şirkete yöneltilemeyeceği, TTK'nın 56/d bendine göre, «haksız rekabet» halinde «maddi tazminata» hükmedilebilmesi için «kusurun» varlığı şart olduğu, Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in “Yükümlülük” başlıklı 21. maddesinin “Reklamı yayımlayan, …
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 6102 sayılı TTK'nın 58/1 maddesi hükmüyle, «haksız rekabetin» basın vasıtasıyla işlenmesi halinde sorumluluğun hangi koşullarda kimlere ait olduğunun düzenlendiği, zikredilen madde uyarınca, aynı Kanun’un 56/1. maddesinde düzenlenen davaların ancak yazı sahibi veya «ilan» veren aleyhine açılabileceği, dosya içeriğine göre, davalı şirkete ait gazetede yayınlanan ilanlarla ilgili olarak ilan sahibi olan Sinema Televizyon Yayıncılık ve …
İlk derece mahkemesince, «ihbar olunan» şirket tarafından davalı şirkete ait gazetede yayınlanan dava konusu «ilanlarda» «haksız rekabet» teşkil edecek her hangi bir ifade bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu ise, …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar olunan · ihbar · kusur · kesin hüküm · husumet
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, «ihbar olunan» şirket tarafından davalı şirkete ait gazetede yayınlanan dava konusu «ilanlarda» «haksız rekabet» teşkil edecek her hangi bir ifade bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu ise, …
… i, tüm dosya kapsamı deliller dikkate alındığında dava konusu ilanların bir tür uyarı olarak değerlendirilmesinin uygun bulunduğu, davacı yanın bu ilanlardan dolayı «haksız rekabetten» kaynaklı zarara uğradığını belirtmiş ise de, bu nedenle zarara uğratıldığının «kesin» ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı dolayısıyla «ilan» verenin kim olduğunun davacılar tarafından bilindiği, bu itibarla TTK’nın 56/1 maddesinde sayılan davalardan olan işbu davanın söz konusu ilanların yayıncısı olan davalı şirkete yöneltilemeyeceği, TTK'nın 56/d bendine göre, «haksız rekabet» halinde «maddi tazminata» hükmedilebilmesi için «kusurun» varlığı şart olduğu, Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in “Yükümlülük” başlıklı 21. maddesinin “Reklamı yayımlayan, …
… hizmetin verilmesinde hiç kimseye ayrımcılık yapılmamasına ilişkin RTÜK’ün 42 numaralı kararının ilanından ibaret olduğu, RTÜK tarafından verilen bir karar ilişkin «ilanın» yayınlanmasından dolayı davalıya «kusur» izafe edilmesi ve davacıların maddi ve manevi zarara uğradıklarının kabul edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4657 E. 2017/6701 K.
Ortak:kötüleme · görevsizlik kararı · haksız rekabet · fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak, taraflar arasında Uydu Dağıtım Sözleşmeleri ve ek sözleşmelerin 31/12/2013 tarihinden geçerli olmak üzere ve sözleşmede yer alan «fesih» hükümlerine uygun olarak sonlandırıldığı, sözleşmenin sonlandırılmasının hemen öncesinde ve sonrası davalının D Smart platformu üzerinden yayın yapan kanallarında, resmi internet sitesinde ve resmi sosyal medya hesaplarında yazılan ve yayınlanan ifadelerin 6102 sayılı TTK'nın 55/1-a-1 maddesinde tanımlanan, başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya «gereksiz yere incitici açıklamalarla» «kötüleme» kapsamında olduğu, davalı-karşı davacının mevcut ifadelerin yasal sınırlar içinde bilgilendirme amaçlı olduğu savunmalarının yerinde olmadığı, mevcut ifadelerin bilgilendirme sınırını aştığı ve yasada tanımlanan «haksız rekabeti» oluşturduğu, karşı dava yönünden davalının TEKEL niteliğinde hizmet sunmadığı, yasal mevzuat hükümleri, RTÜK, Rekabet Kurulu Başkanlığı, BTK'dan gelen yazı cevaplarına göre, karşı davacı medya hizmet sağlayıcısının, davacıya ait platforumunda taşınmasına ilişkin talebin «tespit davası konusu» edilemeyeceği, mahkemenin bu konuda «görevli» olmadığı, yasal düzenlemeler doğrultusunda ve HMK'da düzenlenen tespit davası koşullarının bulunmadığı, karşı davanın konusunu teşkil eden hususta karar verme «yetki» ve görevinin ancak RTÜK'e ait olabileceği, uydu platform işletmeciliği faaliyetinin RTÜK ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu düzenlemeleri çerçevesinde yürütülen bir faaliyet olduğu, birleşen dava yönünden uyuşmazlığın marka haklarına tecavüz olmayıp, «ilan» yoluyla haksız rekabete ilişkin olduğu, bu kapsamda Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığı tespiti karşısında asıl dava kapsamında haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesine karar verildiği, olay tek ve hukuki nitelendirmesi hakime ait olmakla birleşen dava yönünden aynı hususta, tek eylem karşısında (objektif dava birleşmesinden söz edilemeyeceğinden) haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesi yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, işbu birleşen davada, davacılar 10.000 TL itibar/manevi tazminat ve 90.000 TL «maddi tazminata» hükmedilmesini talep etmiş olduklarından, maddi ve manevi tazminat taleplerinin «marka hakkına tecavüz» eylemine bağlı olarak talep edilmiş olmasına göre haksız rekabet olarak nitelendirilen eyleme bağlı olarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmadığına, bu talepleri TTK’nın 56/(1)-d ve e maddelerine dayalı talepler olarak değerlendirildiğinde, davacı yanın mevcut olay sebebiyle haksız tecavüze uğradığı sabit ise de maddi zararın doğduğu sabit olmadığı, haksız tecavüz yüzünden zarar gören kişi TBK'nın 58. maddesinde gösterilen şartlar mevcut ise manevi tazminat verilmesini isteyebileceği, yollama yapılan bu madde uyarınca manevi tazminat için hukuka aykırılığın varlığı yeterli olup, ayrıca özel bir kast veya ağırlığın şart olmadığı, ancak olayın mahiyetine, boyutlarına ve itibar tazminatı istenmiş olmasına göre, davacının markasıyla ilgili itibar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı eylemlerinin TTK’nın 55/1-a-1 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve davalı yanın basın yayın organları internet ve twitter gibi araçlarla haksız rekabet niteliği «taşıyan» dava konusu edilen yayınlarının men'ine, hükmün ilanına, karşı davanın reddine, birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız rekabet olarak nitelendiriler …
1-Asıl dava, davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında «ilan», beyan ve telkinlerinin 6102 sayılı TTK'nın 54. ve 55. maddelerinde düzenlendiği şekilde «kötüleme» vb. suretlerle «haksız rekabet» teşkil etmesi nedeniyle haksız rekabetin tespiti ve hükmün ilanı, karşı dava; davacı yanın D-Smart Logolu Platformda davalı şirket kanallarını taşıma yükümlülüğü bulunduğunun tespiti ve birleşen dava ise «marka hakkına tecavüzün» tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… ekili, davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında ve Sabah Gazetesi 19.12.2013 tarihli nüshasında yer alan «ilanda» müvekkillerinin marka hakkına ve markalarının itibarına tecavüz teşkil eder eylemlerde bulunduğunu, davalının söz konusu eylemlerinin önemli bir kısmının aynı zamanda müvekkilinin iş ve işletmesini hedef aldığını, «haksız rekabet» teşkil ettiğini, müvekkilinin markasının itibarını zedeleyici ilanlar verdiğini, 556 sayılı KHK’nın 9. ve 68. maddeleri uyarınca markaya tecavüz halinin değerlendirilmesi gerektiğini, davalının ilan ve reklamlarında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, ilan ve reklamların asıl amacının yanıltıcı, incitici beyanda bulunmak olduğunu, ilan ve reklamlarda müvekkilinin markasının kullanım biçiminden değerini düşürme ve küçümseme amacı güdüldüğünün anlaşıldığını, KHK gereği tecavüz fillerinin men ve ref'inin istenmesi imkanının bulunduğunu ileri sürerek, müvekkilerince tespit edilen ve davaya konu yapılan tecavüzler ile müvekkil markasını haksız ve hukuka aykırı olarak izinsiz kullanılması yanında yanlış yanıltıcı ve incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle müvekkilinin D-SMART markası üzerindeki hakkına tecavüz etmesi, D-SMART marka itibarının zedelenmesi, marka üzerinden işletme değerine zarar verilmiş olm …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve deliller incelendiğinde dava konusu talep tescilli markaya vaki tecavüzün önlenmesine ve «haksız rekabetin» tespiti talebi olduğu, mahkemenin bu konuda «görevli» olmadığından davanın görev yönüyle, dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» ile görevli mahkemenin «fikri sınai haklar hukuk» mahkemesi olduğuna karar verilmiştir.
4 ve 5. maddeleri uyarınca ticaret mahkemesi «görevli» olduğundan, mahkemece, «fikri sınai haklar hukuk» mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilerek, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddi» doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Davacı, davalının ... sayfasında kendi hizmeti ile davacı hizmetini kıyaslayarak, davacı hizmetini «kötülediğini», facebook sosyal medya paylaşımları ile yayınlanan reklamların «haksız rekabete» sebep olduğunu iddia etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · usulden reddi · iş mahkemesi görev alanı
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve deliller incelendiğinde dava konusu talep tescilli markaya vaki tecavüzün önlenmesine ve «haksız rekabetin» tespiti talebi olduğu, mahkemenin bu konuda «görevli» olmadığından davanın görev yönüyle, dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» ile görevli mahkemenin «fikri sınai haklar hukuk» mahkemesi olduğuna karar verilmiştir.
4 ve 5. maddeleri uyarınca ticaret mahkemesi «görevli» olduğundan, mahkemece, «fikri sınai haklar hukuk» mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilerek, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddi» doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Davada 556 sayılı KHK kapsamında kalan bir hukuki koruma talebi bulunmadığından, «fikri sınai haklar hukuk» mahkemesinin «görev alanına» giren bir dava olmayıp TTK.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3230 E. 2017/5316 K.
Ortak:maddi tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak, taraflar arasında Uydu Dağıtım Sözleşmeleri ve ek sözleşmelerin 31/12/2013 tarihinden geçerli olmak üzere ve sözleşmede yer alan «fesih» hükümlerine uygun olarak sonlandırıldığı, sözleşmenin sonlandırılmasının hemen öncesinde ve sonrası davalının D Smart platformu üzerinden yayın yapan kanallarında, resmi internet sitesinde ve resmi sosyal medya hesaplarında yazılan ve yayınlanan ifadelerin 6102 sayılı TTK'nın 55/1-a-1 maddesinde tanımlanan, başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya «gereksiz yere incitici açıklamalarla» «kötüleme» kapsamında olduğu, davalı-karşı davacının mevcut ifadelerin yasal sınırlar içinde bilgilendirme amaçlı olduğu savunmalarının yerinde olmadığı, mevcut ifadelerin bilgilendirme sınırını aştığı ve yasada tanımlanan «haksız rekabeti» oluşturduğu, karşı dava yönünden davalının TEKEL niteliğinde hizmet sunmadığı, yasal mevzuat hükümleri, RTÜK, Rekabet Kurulu Başkanlığı, BTK'dan gelen yazı cevaplarına göre, karşı davacı medya hizmet sağlayıcısının, davacıya ait platforumunda taşınmasına ilişkin talebin «tespit davası konusu» edilemeyeceği, mahkemenin bu konuda «görevli» olmadığı, yasal düzenlemeler doğrultusunda ve HMK'da düzenlenen tespit davası koşullarının bulunmadığı, karşı davanın konusunu teşkil eden hususta karar verme «yetki» ve görevinin ancak RTÜK'e ait olabileceği, uydu platform işletmeciliği faaliyetinin RTÜK ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu düzenlemeleri çerçevesinde yürütülen bir faaliyet olduğu, birleşen dava yönünden uyuşmazlığın marka haklarına tecavüz olmayıp, «ilan» yoluyla haksız rekabete ilişkin olduğu, bu kapsamda Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığı tespiti karşısında asıl dava kapsamında haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesine karar verildiği, olay tek ve hukuki nitelendirmesi hakime ait olmakla birleşen dava yönünden aynı hususta, tek eylem karşısında (objektif dava birleşmesinden söz edilemeyeceğinden) haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesi yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, işbu birleşen davada, davacılar 10.000 TL itibar/manevi tazminat ve 90.000 TL «maddi tazminata» hükmedilmesini talep etmiş olduklarından, maddi ve manevi tazminat taleplerinin «marka hakkına tecavüz» eylemine bağlı olarak talep edilmiş olmasına göre haksız rekabet olarak nitelendirilen eyleme bağlı olarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmadığına, bu talepleri TTK’nın 56/(1)-d ve e maddelerine dayalı talepler olarak değerlendirildiğinde, davacı yanın mevcut olay sebebiyle haksız tecavüze uğradığı sabit ise de maddi zararın doğduğu sabit olmadığı, haksız tecavüz yüzünden zarar gören kişi TBK'nın 58. maddesinde gösterilen şartlar mevcut ise manevi tazminat verilmesini isteyebileceği, yollama yapılan bu madde uyarınca manevi tazminat için hukuka aykırılığın varlığı yeterli olup, ayrıca özel bir kast veya ağırlığın şart olmadığı, ancak olayın mahiyetine, boyutlarına ve itibar tazminatı istenmiş olmasına göre, davacının markasıyla ilgili itibar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı eylemlerinin TTK’nın 55/1-a-1 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve davalı yanın basın yayın organları internet ve twitter gibi araçlarla haksız rekabet niteliği «taşıyan» dava konusu edilen yayınlarının men'ine, hükmün ilanına, karşı davanın reddine, birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız rekabet olarak nitelendiriler …
Benzer bu karardaDava, davacının mali hak sahibi olduğunu iddia ettiği filmlerin davalıya ait TV kanalında izinsiz yayınlandığı iddiasıyla tecavüzün ref'i ve men'i ile «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · maddi hata · eş rızası · dürüstlük kuralı · pasif husumet · taraf ehliyeti · usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, davalının «pasif husumet ehliyeti» olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK 124/3 maddesinde "maddi bir hatadan kaynaklanan veya «dürüstlük kuralına» aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın «rızası» aranmaksızın hakim tarafından kabul edileceği" düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, Smart TV'nin davalıya ait olduğu iddiasıyla açılan davada, TV kanalının davalıya ait olmadığı, başka bir şirkete ait olduğunun RTÜK tarafından bildirilmesi üzerine davacı derhal 02/12/2014 günlü oturumda davalıda «maddi hata» yapıldığını, davayı gerçek hasma yöneltmek istediklerini bildirmiş, ancak mahkemece davacının taraf değişikliği talebi kabul edilmeyerek davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/3473 E. , 2019/2417 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 25/10/2016 tarih ve 2016/670-2016/740 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 26.03.2019 günü hazır bulunan davacılar-karşı davalılar vekili Av. Şafak Karahan ile davalı-karşı davacı vekili Av. Ayşegül Güneşli dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacılar-karşı davada davalılar vekili, müvekkili Doğan TV Digital Platform İşletmeciliği A.Ş.'nin "D-Smart" markası ile 2007 yılından bu yana "ödemeli yayıncılık pazarında faaliyet gösteren uydu yayın platformlarından biri olduğunu, müvekkilinin platform üzerinden hizmetlerin verilebilmesi için çok sayıda firma ile sözleşmeler imzaladığını, bunlardan birinin de Sinema TV, Sinema TV2, Sinema TV Aile, Sinema TV 1001, Sinema TV HD, Sinema TV HD2 ve Sinema TV 1001 HD isimli televizyon kanallarının yayıncısı olan davalı Sinema Televizyon Yayıncılık ve Prodüksiyon A.Ş. olduğunu, müvekiller ile davalı arasında 01.01.2010 tarihli Sinema TV Uydu Dağıtım Sözleşmesi ve ek sözleşmeler imzalandığını, davalının televizyon kanallarının D-Smart dijital platform üzerinden yayınlanması hakkını 31.12.2013 tarihine kadar basit ruhsat şeklinde aldığını, sözleşmenin “süre” başlıklı maddesinde öngörülen şartlara uygun olarak davalıya noter kanalıyla gönderilen 03.04.2013 tarihli ihtarname ile sözleşmenin yenilenmeyip 31.12.2013 tarihi itibariyle feshedildiğinin bildirilmesinden sonra davalının iletiminisağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında tüketicileri yanlış bilgilendiren ifadeler kullanarak, müvekkillerinin iş ve eylemlerini kötüleyerek haksız rekabet içine girdiğini, müvekkilinin ticari sır niteliğinde olan sinema TV paketine üye olan abone sayısının kamuoyuna gerçeğe aykırı olarak ifşa edildiğini, müvekkilinin keyfi hareket ettiği vurgusu yapıldığını, müvekkilinin Sinema TV abonelerine el koymayı hedeflediğini, abonelerin müvekkili aleyhine topluca hareket etmeleri yönünde telkinde bulunduğunu, davalının 6102 sayılı TTK'nın 54 ve 55.
maddelerinde düzenlendiği şekilde kötüleme vb. suretlerle haksız rekabet teşkil edecek eylemlerde bulunduğunu ileri sürerek, davalının fiilinin haksız rekabet olduğunun tespitine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiş, karşı davanın reddini istemiş, birleşen davada, davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında ve Sabah Gazetesi 19.12.2013 tarihli nüshasında yer alan ilanda müvekkillerinin marka hakkına ve markalarının itibarına tecavüz teşkil eder eylemlerde bulunduğunu, davalının söz konusu eylemlerinin önemli bir kısmının aynı zamanda müvekkilinin iş ve işletmesini hedef aldığını, haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilinin markasının itibarını zedeleyici ilanlar verdiğini, 556 sayılı KHK’nın 9.
ve 68. maddeleri uyarınca markaya tecavüz halinin değerlendirilmesi gerektiğini, D-Smart marka itibarının zedelenmesi, marka üzerinden işletme değerine zarar verilmiş olmasından dolayı tecavüzün men ve ref'i ile şimdilik 10.000 TL itibar tazminatı/manevi tazminat ve 90.000 TL maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, asıl ve birleşen davanın reddini istemiş, karşı davada, davacıların sahibi oldukları D-Smart platformunda, müvekkilinin sahibi olduğu kanalları taşımakla yükümlü olduklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, taraflar arasında Uydu Dağıtım Sözleşmeleri ve ek sözleşmelerin 31/12/2013 tarihinden geçerli olmak üzere ve sözleşmede yer alan fesih hükümlerine uygun olarak sonlandırıldığı, sözleşmenin sonlandırılmasının hemen öncesinde ve sonrası davalının D Smart platformu üzerinden yayın yapan kanallarında, resmi internet sitesinde ve resmi sosyal medya hesaplarında yazılan ve yayınlanan ifadelerin 6102 sayılı TTK'nın 55/1-a-1 maddesinde tanımlanan, başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme kapsamında olduğu, davalı-karşı davacının mevcut ifadelerin yasal sınırlar içinde bilgilendirme amaçlı olduğu savunmalarının yerinde olmadığı, mevcut ifadelerin bilgilendirme sınırını aştığı ve yasada tanımlanan haksız rekabeti oluşturduğu, karşı dava yönünden davalının TEKEL niteliğinde hizmet sunmadığı, yasal mevzuat hükümleri, RTÜK, Rekabet Kurulu Başkanlığı, BTK'dan gelen yazı cevaplarına göre, karşı davacı medya hizmet sağlayıcısının, davacıya ait platforumunda taşınmasına ilişkin talebin tespit davası konusu edilemeyeceği, mahkemenin bu konuda görevli olmadığı, yasal düzenlemeler doğrultusunda ve HMK'da düzenlenen tespit davası koşullarının bulunmadığı, karşı davanın konusunu teşkil eden hususta karar verme yetki ve görevinin ancak RTÜK'e ait olabileceği, uydu platform işletmeciliği faaliyetinin RTÜK ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu düzenlemeleri çerçevesinde yürütülen bir faaliyet olduğu, birleşen dava yönünden uyuşmazlığın marka haklarına tecavüz olmayıp, ilan yoluyla haksız rekabete ilişkin olduğu, bu kapsamda Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığı tespiti karşısında asıl dava kapsamında haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesine karar verildiği, olay tek ve hukuki nitelendirmesi hakime ait olmakla birleşen dava yönünden aynı hususta, tek eylem karşısında (objektif dava birleşmesinden söz edilemeyeceğinden) haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesi yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, işbu birleşen davada, davacılar 10.000 TL itibar/manevi tazminat ve 90.000 TL maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiş olduklarından, maddi ve manevi tazminat taleplerinin marka hakkına tecavüz eylemine bağlı olarak talep edilmiş olmasına göre haksız rekabet olarak nitelendirilen eyleme bağlı olarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmadığına, bu talepleri TTK’nın 56/(1)-d ve e maddelerine dayalı talepler olarak değerlendirildiğinde, davacı yanın mevcut olay sebebiyle haksız tecavüze uğradığı sabit ise de maddi zararın doğduğu sabit olmadığı, haksız tecavüz yüzünden zarar gören kişi TBK'nın 58.
maddesinde gösterilen şartlar mevcut ise manevi tazminat verilmesini isteyebileceği, yollama yapılan bu madde uyarınca manevi tazminat için hukuka aykırılığın varlığı yeterli olup, ayrıca özel bir kast veya ağırlığın şart olmadığı, ancak olayın mahiyetine, boyutlarına ve itibar tazminatı istenmiş olmasına göre, davacının markasıyla ilgili itibar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı eylemlerinin TTK’nın 55/1-a-1 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve davalı yanın basın yayın organları internet ve twitter gibi araçlarla haksız rekabet niteliği taşıyan dava konusu edilen yayınlarının men'ine, hükmün ilanına, karşı davanın reddine, birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız rekabet olarak nitelendirilerek bu konuda asıl davada karar verilmiş olmakla birleşen dava dosyasında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen dosyada davacı yanın koşulları oluşmayan maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında ilan, beyan ve telkinlerinin 6102 sayılı TTK'nın 54. ve 55. maddelerinde düzenlendiği şekilde kötüleme vb. suretlerle haksız rekabet teşkil etmesi nedeniyle haksız rekabetin tespiti ve hükmün ilanı, karşı dava; davacı yanın D-Smart Logolu Platformda davalı şirket kanallarını taşıma yükümlülüğü bulunduğunun tespiti ve birleşen dava ise marka hakkına tecavüzün tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere birleşen davada davacılar vekili, davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında ve Sabah Gazetesi 19.12.2013 tarihli nüshasında yer alan ilanda müvekkillerinin marka hakkına ve markalarının itibarına tecavüz teşkil eder eylemlerde bulunduğunu, davalının söz konusu eylemlerinin önemli bir kısmının aynı zamanda müvekkilinin iş ve işletmesini hedef aldığını, haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilinin markasının itibarını zedeleyici ilanlar verdiğini, 556 sayılı KHK’nın 9. ve 68. maddeleri uyarınca markaya tecavüz halinin değerlendirilmesi gerektiğini, davalının ilan ve reklamlarında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, ilan ve reklamların asıl amacının yanıltıcı, incitici beyanda bulunmak olduğunu, ilan ve reklamlarda müvekkilinin markasının kullanım biçiminden değerini düşürme ve küçümseme amacı güdüldüğünün anlaşıldığını, KHK gereği tecavüz fillerinin men ve ref'inin istenmesi imkanının bulunduğunu ileri sürerek, müvekkilerince tespit edilen ve davaya konu yapılan tecavüzler ile müvekkil markasını haksız ve hukuka aykırı olarak izinsiz kullanılması yanında yanlış yanıltıcı ve incitici beyanlarla kötülemek suretiyle müvekkilinin D-SMART markası üzerindeki hakkına tecavüz etmesi, D-SMART marka itibarının zedelenmesi, marka üzerinden işletme değerine zarar verilmiş olmasından dolayı tecavüzün men ve ref'i ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Bu durumda, birleşen davadaki uyuşmazlığın temel noktasının davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında ve Sabah Gazetesi 19.12.2013 tarihli nüshasında yer alan ilanların davacıların marka hakkına ve “D-SMART” ibareli markalarının itibarına tecavüz teşkil edip etmediği, tecavüz bulunduğunun tespiti halinde maddi ve manevi tazminatın tespiti ve taktirine ilişkin olması nedeniyle aralarında irtibat bulunan asıl dava, karşı dava ve birleşen davaların görevli ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. O halde mahkemece, asıl dava, karşı dava ve birleşen davalara konu uyuşmazlıkların niteliği ve davalar arasındaki bağlantının varlığı nedeniyle görevli ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğundan davaların Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde birlikte görülmesi için görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, asıl ve birleşen davalarda verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin uyuşmazlığın esasına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 28/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/504483700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz