Ihbar olunan
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/5188 E. 2019/1739 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihbar olunan↗ ihbar↗ maddi ve manevi tazminat↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ ilan↗ kusur↗ haksız rekabet↗ hmk 353(1)b-2↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davaya konu ilanların bütün olarak incelenmesi halinde, davacı yanın aboneleri nezdinde firmanın kendilerini aldattığını düşündürecek anlamlar içerdiği şeklinde yorumlanabileceği ancak, bu ifadelerin aynı zamanda yetkilileri göreve çağırmak ve uyarı nitelikli olarak değerlendirileceği, tüm dosya kapsamı deliller dikkate alındığında dava konusu ilanların bir tür uyarı olarak değerlendirilmesinin uygun bulunduğu, davacı yanın bu ilanlardan dolayı haksız rekabetten kaynaklı zarara uğradığını belirtmiş ise de, bu nedenle zarara uğratıldığının kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 6102 sayılı TTK'nın 58/1 maddesi hükmüyle, haksız rekabetin basın vasıtasıyla işlenmesi halinde sorumluluğun hangi koşullarda kimlere ait olduğunun düzenlendiği, zikredilen madde uyarınca, aynı Kanun’un 56/1. maddesinde düzenlenen davaların ancak yazı sahibi veya ilan veren aleyhine açılabileceği, dosya içeriğine göre, davalı şirkete ait gazetede yayınlanan ilanlarla ilgili olarak ilan sahibi olan Sinema Televizyon Yayıncılık ve Prodüksiyon A.Ş hakkında ... 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı dolayısıyla ilan verenin kim olduğunun davacılar tarafından bilindiği, bu itibarla TTK’nın 56/1 maddesinde sayılan davalardan olan işbu davanın söz konusu ilanların yayıncısı olan davalı şirkete yöneltilemeyeceği, TTK'nın 56/d bendine göre, haksız rekabet halinde maddi tazminata hükmedilebilmesi için kusurun varlığı şart olduğu, Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in “Yükümlülük” başlıklı 21. maddesinin “Reklamı yayımlayan, nakleden veya dağıtan veya sunan mecra kuruluşları veya aracıları reklamın kabulünde ve kamuoyuna sunulmasında gereken dikkat ve özeni göstermek zorundadır.” hükmünü havi olduğu, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyeti raporunda ilanlar nedeniyle davacıların zarara uğradıklarının tespit edilemediği, dava konusu yapılan 19.12.2013 tarihli ilanın, ilan veren tarafından D-SMART’ın yapacağı yeniliğin haksız bir uygulama olduğu konusunda yetkilileri konu ile ilgilenmeleri konusunda uyarmak olarak değerlendirildiği, buna göre davalının reklamın kabulünde ve kamuoyuna sunulmasında gereken dikkat ve özeni göstermediği kabul edilemeyeceği gibi kusurundan da söz edilemeyeceği, 10.06.2014 tarihli ilanın ise; ... TV Digital Platform İşletmeciliği A.Ş. unvan ve D-SMART logolu platform işletmecisi kuruluştan şifreli kanallar için tarife istenmesine, kuruluşun söz konusu hizmetin verilmesinde hiç kimseye ayrımcılık yapılmamasına ilişkin RTÜK’ün 42 numaralı kararının ilanından ibaret olduğu, RTÜK tarafından verilen bir karar ilişkin ilanın yayınlanmasından dolayı davalıya kusur izafe edilmesi ve davacıların maddi ve manevi zarara uğradıklarının kabul edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, ihbar olunan şirket tarafından davalı şirkete ait gazetede yayınlanan dava konusu ilanlarda haksız rekabet teşkil edecek her hangi bir ifade bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu ise, bölge adliye mahkemesi tarafından, 6102 sayılı TTK’nın 58/1 maddesi hükmüne göre, işbu davanın yazı veya ilan sahibine açılması gerektiği, ilanın yayıncısı olan davalı şirkete karşı açılmayacağı, mahkemenin söz konusu ilanlarda yer alan ifadelerin haksız rekabet teşkil etmediği şeklindeki görüşünün de isabetli olduğu gerekçesiyle esastan reddedilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesiyle, bölge adliye mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine karar verileceği hüküm altına alınmış, aynı Yasa’nın 353/1-b-2 maddesiyle ise, bölge adliye mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesi kararının eksik ya da hatalı bulan veyahut davanın esası hakkında farklı gerekçelerle bir karar verilmesi gerektiğine hükmeden bölge adliye
mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp, esas hakkında yeniden hüküm kurması gerekmektedir. Aksi hal 6100 sayılı HMK ile benimsenen istinaf sistemine aykırılık oluşturacağı gibi, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi gerekçeleri arasında çelişki oluşmasına da sebebiyet verebilecektir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, ilk derece mahkemesinin işin esasına girerek verdiği ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu inceleyen bölge adliye mahkemesince, husumete ilişkin değerlendirmeler yapılarak, işbu davada husumetin davalı şirkete yöneltilemeyeceği tespitine yer verildiği ve akabinde de başvurunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, bölge adliye mahkemesinin kabul şekli göz önüne alındığında, bu durumda, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp esas hakkında yeni bir karar verilmesi gerekmektedir. Belirtilen nedenlerle, bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesinden farklı gerekçeye yer verilmesine karşın kararın gerekçesi ile hüküm arasında çelişki oluşturacak şekilde başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bölge adliye mahkemesi kararının re’sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3589 E. 2021/2517 K.
Ortak:ilan · haksız rekabet · kesin hüküm · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… i, tüm dosya kapsamı deliller dikkate alındığında dava konusu ilanların bir tür uyarı olarak değerlendirilmesinin uygun bulunduğu, davacı yanın bu ilanlardan dolayı «haksız rekabetten» kaynaklı zarara uğradığını belirtmiş ise de, bu nedenle zarara uğratıldığının «kesin» ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 6102 sayılı TTK'nın 58/1 maddesi hükmüyle, «haksız rekabetin» basın vasıtasıyla işlenmesi halinde sorumluluğun hangi koşullarda kimlere ait olduğunun düzenlendiği, zikredilen madde uyarınca, aynı Kanun’un 56/1. maddesinde düzenlenen davaların ancak yazı sahibi veya «ilan» veren aleyhine açılabileceği, dosya içeriğine göre, davalı şirkete ait gazetede yayınlanan ilanlarla ilgili olarak ilan sahibi olan Sinema Televizyon Yayıncılık ve …
13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı dolayısıyla «ilan» verenin kim olduğunun davacılar tarafından bilindiği, bu itibarla TTK’nın 56/1 maddesinde sayılan davalardan olan işbu davanın söz konusu ilanların yayıncısı olan davalı şirkete yöneltilemeyeceği, TTK'nın 56/d bendine göre, «haksız rekabet» halinde «maddi tazminata» hükmedilebilmesi için «kusurun» varlığı şart olduğu, Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in “Yükümlülük” başlıklı 21. maddesinin “Reklamı yayımlayan, …
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı dolayısıyla «ilan» verenin kim olduğunun davacılar tarafından bilindiği, «haksız rekabet» basın vasıtasıyla işlenmiş ise, TTK'nın 56. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaların, ancak yazı sahibi veya ilan veren aleyhine açılabileceğinden ve dava konusu ilanlar ile ilgili olarakta davacı tarafından ilan veren aleyhine İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığından, davacının TTK 56. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaları davalı aleyhine açmasının mümkün olmadığı, davacılar tarafından davalının Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerine aykırı davrandığı ve TTK'nın 58/1-a,b,c, 2.ve 4. maddesindeki koşulların varlığı iddiasının ileri sürülüp kanıtlanamadığı, davacının yasal sorumluluğu bulunmayan davalıdan talep hakkı olmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davanın «pasif husumet yokluğundan» reddi gerekirken esastan reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi ilamının HMK 'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurmak suretiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
… yorumlanabileceği ancak, bu ifadelerin aynı zamanda yetkilileri göreve çağırmak ve uyarı nitelikli olarak değerlendirilebileceği, davacı yanın bu ilanlardan dolayı «haksız rekabetten» kaynaklı zarara uğradığını belirtmiş ise de, bu nedenle zarara uğratıldığının «kesin» ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, 10.06.2014 tarihli «ilan» metninin «haksız rekabet» yaratmadığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayıp · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · kaldırma ve yeniden hüküm
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı dolayısıyla «ilan» verenin kim olduğunun davacılar tarafından bilindiği, «haksız rekabet» basın vasıtasıyla işlenmiş ise, TTK'nın 56. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaların, ancak yazı sahibi veya ilan veren aleyhine açılabileceğinden ve dava konusu ilanlar ile ilgili olarakta davacı tarafından ilan veren aleyhine İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığından, davacının TTK 56. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaları davalı aleyhine açmasının mümkün olmadığı, davacılar tarafından davalının Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerine aykırı davrandığı ve TTK'nın 58/1-a,b,c, 2.ve 4. maddesindeki koşulların varlığı iddiasının ileri sürülüp kanıtlanamadığı, davacının yasal sorumluluğu bulunmayan davalıdan talep hakkı olmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davanın «pasif husumet yokluğundan» reddi gerekirken esastan reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi ilamının HMK 'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurmak suretiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
… iye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6102 sayılı TTK'nın 56. madde uyarınca işbu davanın yazı sahibi veya «ilan» veren aleyhine açılabileceği, davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiş ise de; 19.03.2014 tarihli 42 nolu RTÜK kararından önce davalıya ait Sabah Gazetesi'nde yayınlanan 19.12.2013 tarihli ilk ilanda, ilan olduğu dahi açıkça belirtilmeksizin, kullanılan "«ayıp»" ibaresinin veriliş şekli ve metin içerisindeki (D-Smart'ın "Burası Türkiye, biz istediğimizi yaparız" zihniyetiyle kamuoyunu ve kurumları hiçe sayarak yaptığı büy …
-
Gereksiz yere incitici açıklama
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3473 E. 2019/2417 K.
Ortak:maddi tazminat · ilan · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı dolayısıyla «ilan» verenin kim olduğunun davacılar tarafından bilindiği, bu itibarla TTK’nın 56/1 maddesinde sayılan davalardan olan işbu davanın söz konusu ilanların yayıncısı olan davalı şirkete yöneltilemeyeceği, TTK'nın 56/d bendine göre, «haksız rekabet» halinde «maddi tazminata» hükmedilebilmesi için «kusurun» varlığı şart olduğu, Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in “Yükümlülük” başlıklı 21. maddesinin “Reklamı yayımlayan, …
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 6102 sayılı TTK'nın 58/1 maddesi hükmüyle, «haksız rekabetin» basın vasıtasıyla işlenmesi halinde sorumluluğun hangi koşullarda kimlere ait olduğunun düzenlendiği, zikredilen madde uyarınca, aynı Kanun’un 56/1. maddesinde düzenlenen davaların ancak yazı sahibi veya «ilan» veren aleyhine açılabileceği, dosya içeriğine göre, davalı şirkete ait gazetede yayınlanan ilanlarla ilgili olarak ilan sahibi olan Sinema Televizyon Yayıncılık ve …
İlk derece mahkemesince, «ihbar olunan» şirket tarafından davalı şirkete ait gazetede yayınlanan dava konusu «ilanlarda» «haksız rekabet» teşkil edecek her hangi bir ifade bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu ise, …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak, taraflar arasında Uydu Dağıtım Sözleşmeleri ve ek sözleşmelerin 31/12/2013 tarihinden geçerli olmak üzere ve sözleşmede yer alan «fesih» hükümlerine uygun olarak sonlandırıldığı, sözleşmenin sonlandırılmasının hemen öncesinde ve sonrası davalının D Smart platformu üzerinden yayın yapan kanallarında, resmi internet sitesinde ve resmi sosyal medya hesaplarında yazılan ve yayınlanan ifadelerin 6102 sayılı TTK'nın 55/1-a-1 maddesinde tanımlanan, başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya «gereksiz yere incitici açıklamalarla» «kötüleme» kapsamında olduğu, davalı-karşı davacının mevcut ifadelerin yasal sınırlar içinde bilgilendirme amaçlı olduğu savunmalarının yerinde olmadığı, mevcut ifadelerin bilgilendirme sınırını aştığı ve yasada tanımlanan «haksız rekabeti» oluşturduğu, karşı dava yönünden davalının TEKEL niteliğinde hizmet sunmadığı, yasal mevzuat hükümleri, RTÜK, Rekabet Kurulu Başkanlığı, BTK'dan gelen yazı cevaplarına göre, karşı davacı medya hizmet sağlayıcısının, davacıya ait platforumunda taşınmasına ilişkin talebin «tespit davası konusu» edilemeyeceği, mahkemenin bu konuda «görevli» olmadığı, yasal düzenlemeler doğrultusunda ve HMK'da düzenlenen tespit davası koşullarının bulunmadığı, karşı davanın konusunu teşkil eden hususta karar verme «yetki» ve görevinin ancak RTÜK'e ait olabileceği, uydu platform işletmeciliği faaliyetinin RTÜK ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu düzenlemeleri çerçevesinde yürütülen bir faaliyet olduğu, birleşen dava yönünden uyuşmazlığın marka haklarına tecavüz olmayıp, «ilan» yoluyla haksız rekabete ilişkin olduğu, bu kapsamda Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığı tespiti karşısında asıl dava kapsamında haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesine karar verildiği, olay tek ve hukuki nitelendirmesi hakime ait olmakla birleşen dava yönünden aynı hususta, tek eylem karşısında (objektif dava birleşmesinden söz edilemeyeceğinden) haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesi yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, işbu birleşen davada, davacılar 10.000 TL itibar/manevi tazminat ve 90.000 TL «maddi tazminata» hükmedilmesini talep etmiş olduklarından, maddi ve manevi tazminat taleplerinin «marka hakkına tecavüz» eylemine bağlı olarak talep edilmiş olmasına göre haksız rekabet olarak nitelendirilen eyleme bağlı olarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmadığına, bu talepleri TTK’nın 56/(1)-d ve e maddelerine dayalı talepler olarak değerlendirildiğinde, davacı yanın mevcut olay sebebiyle haksız tecavüze uğradığı sabit ise de maddi zararın doğduğu sabit olmadığı, haksız tecavüz yüzünden zarar gören kişi TBK'nın 58. maddesinde gösterilen şartlar mevcut ise manevi tazminat verilmesini isteyebileceği, yollama yapılan bu madde uyarınca manevi tazminat için hukuka aykırılığın varlığı yeterli olup, ayrıca özel bir kast veya ağırlığın şart olmadığı, ancak olayın mahiyetine, boyutlarına ve itibar tazminatı istenmiş olmasına göre, davacının markasıyla ilgili itibar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı eylemlerinin TTK’nın 55/1-a-1 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve davalı yanın basın yayın organları internet ve twitter gibi araçlarla haksız rekabet niteliği «taşıyan» dava konusu edilen yayınlarının men'ine, hükmün ilanına, karşı davanın reddine, birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız rekabet olarak nitelendiriler …
1-Asıl dava, davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında «ilan», beyan ve telkinlerinin 6102 sayılı TTK'nın 54. ve 55. maddelerinde düzenlendiği şekilde «kötüleme» vb. suretlerle «haksız rekabet» teşkil etmesi nedeniyle haksız rekabetin tespiti ve hükmün ilanı, karşı dava; davacı yanın D-Smart Logolu Platformda davalı şirket kanallarını taşıma yükümlülüğü bulunduğunun tespiti ve birleşen dava ise «marka hakkına tecavüzün» tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… ekili, davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında ve Sabah Gazetesi 19.12.2013 tarihli nüshasında yer alan «ilanda» müvekkillerinin marka hakkına ve markalarının itibarına tecavüz teşkil eder eylemlerde bulunduğunu, davalının söz konusu eylemlerinin önemli bir kısmının aynı zamanda müvekkilinin iş ve işletmesini hedef aldığını, «haksız rekabet» teşkil ettiğini, müvekkilinin markasının itibarını zedeleyici ilanlar verdiğini, 556 sayılı KHK’nın 9. ve 68. maddeleri uyarınca markaya tecavüz halinin değerlendirilmesi gerektiğini, davalının ilan ve reklamlarında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, ilan ve reklamların asıl amacının yanıltıcı, incitici beyanda bulunmak olduğunu, ilan ve reklamlarda müvekkilinin markasının kullanım biçiminden değerini düşürme ve küçümseme amacı güdüldüğünün anlaşıldığını, KHK gereği tecavüz fillerinin men ve ref'inin istenmesi imkanının bulunduğunu ileri sürerek, müvekkilerince tespit edilen ve davaya konu yapılan tecavüzler ile müvekkil markasını haksız ve hukuka aykırı olarak izinsiz kullanılması yanında yanlış yanıltıcı ve incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle müvekkilinin D-SMART markası üzerindeki hakkına tecavüz etmesi, D-SMART marka itibarının zedelenmesi, marka üzerinden işletme değerine zarar verilmiş olm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gereksiz yere incitici açıklama · kötüleme · ihtisas mahkemesi · davanın konusu · tespit davası · fesih · marka hakkına tecavüz · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak, taraflar arasında Uydu Dağıtım Sözleşmeleri ve ek sözleşmelerin 31/12/2013 tarihinden geçerli olmak üzere ve sözleşmede yer alan «fesih» hükümlerine uygun olarak sonlandırıldığı, sözleşmenin sonlandırılmasının hemen öncesinde ve sonrası davalının D Smart platformu üzerinden yayın yapan kanallarında, resmi internet sitesinde ve resmi sosyal medya hesaplarında yazılan ve yayınlanan ifadelerin 6102 sayılı TTK'nın 55/1-a-1 maddesinde tanımlanan, başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya «gereksiz yere incitici açıklamalarla» «kötüleme» kapsamında olduğu, davalı-karşı davacının mevcut ifadelerin yasal sınırlar içinde bilgilendirme amaçlı olduğu savunmalarının yerinde olmadığı, mevcut ifadelerin bilgilendirme sınırını aştığı ve yasada tanımlanan «haksız rekabeti» oluşturduğu, karşı dava yönünden davalının TEKEL niteliğinde hizmet sunmadığı, yasal mevzuat hükümleri, RTÜK, Rekabet Kurulu Başkanlığı, BTK'dan gelen yazı cevaplarına göre, karşı davacı medya hizmet sağlayıcısının, davacıya ait platforumunda taşınmasına ilişkin talebin «tespit davası konusu» edilemeyeceği, mahkemenin bu konuda «görevli» olmadığı, yasal düzenlemeler doğrultusunda ve HMK'da düzenlenen tespit davası koşullarının bulunmadığı, karşı davanın konusunu teşkil eden hususta karar verme «yetki» ve görevinin ancak RTÜK'e ait olabileceği, uydu platform işletmeciliği faaliyetinin RTÜK ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu düzenlemeleri çerçevesinde yürütülen bir faaliyet olduğu, birleşen dava yönünden uyuşmazlığın marka haklarına tecavüz olmayıp, «ilan» yoluyla haksız rekabete ilişkin olduğu, bu kapsamda Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığı tespiti karşısında asıl dava kapsamında haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesine karar verildiği, olay tek ve hukuki nitelendirmesi hakime ait olmakla birleşen dava yönünden aynı hususta, tek eylem karşısında (objektif dava birleşmesinden söz edilemeyeceğinden) haksız rekabetin varlığının tespit ve önlenmesi yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, işbu birleşen davada, davacılar 10.000 TL itibar/manevi tazminat ve 90.000 TL «maddi tazminata» hükmedilmesini talep etmiş olduklarından, maddi ve manevi tazminat taleplerinin «marka hakkına tecavüz» eylemine bağlı olarak talep edilmiş olmasına göre haksız rekabet olarak nitelendirilen eyleme bağlı olarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmadığına, bu talepleri TTK’nın 56/(1)-d ve e maddelerine dayalı talepler olarak değerlendirildiğinde, davacı yanın mevcut olay sebebiyle haksız tecavüze uğradığı sabit ise de maddi zararın doğduğu sabit olmadığı, haksız tecavüz yüzünden zarar gören kişi TBK'nın 58. maddesinde gösterilen şartlar mevcut ise manevi tazminat verilmesini isteyebileceği, yollama yapılan bu madde uyarınca manevi tazminat için hukuka aykırılığın varlığı yeterli olup, ayrıca özel bir kast veya ağırlığın şart olmadığı, ancak olayın mahiyetine, boyutlarına ve itibar tazminatı istenmiş olmasına göre, davacının markasıyla ilgili itibar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı eylemlerinin TTK’nın 55/1-a-1 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve davalı yanın basın yayın organları internet ve twitter gibi araçlarla haksız rekabet niteliği «taşıyan» dava konusu edilen yayınlarının men'ine, hükmün ilanına, karşı davanın reddine, birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız rekabet olarak nitelendiriler …
1-Asıl dava, davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında «ilan», beyan ve telkinlerinin 6102 sayılı TTK'nın 54. ve 55. maddelerinde düzenlendiği şekilde «kötüleme» vb. suretlerle «haksız rekabet» teşkil etmesi nedeniyle haksız rekabetin tespiti ve hükmün ilanı, karşı dava; davacı yanın D-Smart Logolu Platformda davalı şirket kanallarını taşıma yükümlülüğü bulunduğunun tespiti ve birleşen dava ise «marka hakkına tecavüzün» tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
O halde mahkemece, asıl dava, karşı dava ve birleşen davalara konu uyuşmazlıkların niteliği ve davalar arasındaki bağlantının varlığı nedeniyle «görevli» «ihtisas» mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğundan davaların Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde birlikte görülmesi için «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, asıl ve birleşen davalarda verilen kararın bu ned …
… ekili, davalının iletimini sağladığı TV kanallarında, internet sitesinde, twittter ve facebook hesaplarında ve Sabah Gazetesi 19.12.2013 tarihli nüshasında yer alan «ilanda» müvekkillerinin marka hakkına ve markalarının itibarına tecavüz teşkil eder eylemlerde bulunduğunu, davalının söz konusu eylemlerinin önemli bir kısmının aynı zamanda müvekkilinin iş ve işletmesini hedef aldığını, «haksız rekabet» teşkil ettiğini, müvekkilinin markasının itibarını zedeleyici ilanlar verdiğini, 556 sayılı KHK’nın 9. ve 68. maddeleri uyarınca markaya tecavüz halinin değerlendirilmesi gerektiğini, davalının ilan ve reklamlarında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, ilan ve reklamların asıl amacının yanıltıcı, incitici beyanda bulunmak olduğunu, ilan ve reklamlarda müvekkilinin markasının kullanım biçiminden değerini düşürme ve küçümseme amacı güdüldüğünün anlaşıldığını, KHK gereği tecavüz fillerinin men ve ref'inin istenmesi imkanının bulunduğunu ileri sürerek, müvekkilerince tespit edilen ve davaya konu yapılan tecavüzler ile müvekkil markasını haksız ve hukuka aykırı olarak izinsiz kullanılması yanında yanlış yanıltıcı ve incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle müvekkilinin D-SMART markası üzerindeki hakkına tecavüz etmesi, D-SMART marka itibarının zedelenmesi, marka üzerinden işletme değerine zarar verilmiş olm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2498 E. 2023/6411 K.
Ortak:maddi tazminat · kesin hüküm · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… i, tüm dosya kapsamı deliller dikkate alındığında dava konusu ilanların bir tür uyarı olarak değerlendirilmesinin uygun bulunduğu, davacı yanın bu ilanlardan dolayı «haksız rekabetten» kaynaklı zarara uğradığını belirtmiş ise de, bu nedenle zarara uğratıldığının «kesin» ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı dolayısıyla «ilan» verenin kim olduğunun davacılar tarafından bilindiği, bu itibarla TTK’nın 56/1 maddesinde sayılan davalardan olan işbu davanın söz konusu ilanların yayıncısı olan davalı şirkete yöneltilemeyeceği, TTK'nın 56/d bendine göre, «haksız rekabet» halinde «maddi tazminata» hükmedilebilmesi için «kusurun» varlığı şart olduğu, Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in “Yükümlülük” başlıklı 21. maddesinin “Reklamı yayımlayan, …
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, ilk derece mahkemesinin işin esasına girerek verdiği ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu inceleyen bölge adliye mahkemesince, «husumete» ilişkin değerlendirmeler yapılarak, işbu davada husumetin davalı şirkete yöneltilemeyeceği tespitine yer verildiği ve akabinde de başvurunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda… ssedarı olup eşgüdümle hareket ettiği çok sayıdaki tv kanalına film tedarikçiliği yaptığını, bu kanalların olduğu platformun da işletmecisi olduğunu, davalı şirkete «husumet» yöneltilmesinin haklı olduğunu, yayın lisansı olmayan davalının yayın için onlarca sözleşme yapmış olmasının açıklanamadığını, RTÜK yazısında davalı şirketin platformdaki 18 yayıncı tv şirketin hissedarı olduğu bilgisi, davalı şirketle aralarındaki organik bağa «kesin» kanıt olduğunu, bu durum aynı platformda, aynı iradeyle yönlendirilen davalı şirketle yayıncı şirketler arasındaki amaç, çıkar birliğine («muvazaaya») açık, kesin kanıt oluşturduğunu, tedarikçi, platform isletmecisi davalı şirketle, yayıncı şirketler birbirlerini perdeleyen çalışma tarzıyla, alacaklılarına hedef olmamak, kapatılmak gibi cezalara muhatap olmamak amacıyla, «hakkı kötüye kullanıldığını» Mahkemece tek yanlı, delille irtibatı kurulmayan, soyut, gerekçeler tekrarlanıp, davacı lehindeki delil ve olgular görmezden gelinerek, davalının yayıncı kuruluş olmadığı, yayıncı kuruluşların D Smart uydu platformuyla bağlantısının ve muvazaa iddiasının ispat edilemediği" belirtilerek, davalıya husumeti bulunmadığının belirtildiğini, bu durumun aksini ispat eden «ihtar», bilirkişi raporu, RTÜK yazısı, davalının, «kısmi kabulü» hatta Mahkemenin ... ...
SMART adlı dergilerde yayın gün ve saatini gösterir biçimde yer aldığını, zararın giderileceği vaadinin de bunca süredir yerine getirilmediğini ileri sürerek «belirsiz alacak davası» olarak şimdilik 10.000,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının davada «pasif husumeti» bulunmadığını, müvekkili şirketinin Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) nezdinde verilmiş herhangi bir yayın lisansı bulunmadığını, müvekkilinin bir yayıncı kuruluş …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kısmi kabul · belirsiz alacak davası · husumet itirazı · muvazaa · hakkın kötüye kullanılması · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · tüzel kişilik
Benzer bu kararda… olmadığı ve hissesi bulunan yayıncı kuruluşlarında bu dergide yer alan D Smart uydu platformu ile bağlantısının tespit edilemediği, davacı tarafından ileri sürülen «muvazaa» iddiasının ispat edilemediği, dolayısıyla davacı tarafça yapılacak basit bir araştırma sonucunda yayıncıların kolayca tespit edilebileceği, bu nedenle davalı tarafından ileri sürülen «pasif husumet itirazının» yerinde olduğu gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… uç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının film tedarikçisi olduğu, ancak davalı ile dava dışı yayıncı şirketlerin farklı «tüzel kişilik» olduğu, iş adreslerinin, şirketin «yönetim kurulu» ve yetkililerinin farklı olduğu, dolayısıyla yayıncı kuruluş ile bir bağlantılarının tespit edilemediği, RTÜK kayıtlarına göre davalının yayıncı kuruluş olmadığı ve hissesi bulanan yayıncı kuruluşlarında bu dergide yer alan D Smart uydu platformu ile bağlantısının tespit edilemediği, iddia olunan filmlerin yayınlandığı ileri sürülen televizyon kanallarının davalıya ait olmadığı, tüm bu hususlar gözönüne alındığında İlk Derece Mahkemesince verilen «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine dair karar yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… ssedarı olup eşgüdümle hareket ettiği çok sayıdaki tv kanalına film tedarikçiliği yaptığını, bu kanalların olduğu platformun da işletmecisi olduğunu, davalı şirkete «husumet» yöneltilmesinin haklı olduğunu, yayın lisansı olmayan davalının yayın için onlarca sözleşme yapmış olmasının açıklanamadığını, RTÜK yazısında davalı şirketin platformdaki 18 yayıncı tv şirketin hissedarı olduğu bilgisi, davalı şirketle aralarındaki organik bağa «kesin» kanıt olduğunu, bu durum aynı platformda, aynı iradeyle yönlendirilen davalı şirketle yayıncı şirketler arasındaki amaç, çıkar birliğine («muvazaaya») açık, kesin kanıt oluşturduğunu, tedarikçi, platform isletmecisi davalı şirketle, yayıncı şirketler birbirlerini perdeleyen çalışma tarzıyla, alacaklılarına hedef olmamak, kapatılmak gibi cezalara muhatap olmamak amacıyla, «hakkı kötüye kullanıldığını» Mahkemece tek yanlı, delille irtibatı kurulmayan, soyut, gerekçeler tekrarlanıp, davacı lehindeki delil ve olgular görmezden gelinerek, davalının yayıncı kuruluş olmadığı, yayıncı kuruluşların D Smart uydu platformuyla bağlantısının ve muvazaa iddiasının ispat edilemediği" belirtilerek, davalıya husumeti bulunmadığının belirtildiğini, bu durumun aksini ispat eden «ihtar», bilirkişi raporu, RTÜK yazısı, davalının, «kısmi kabulü» hatta Mahkemenin ... ...
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemenin «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine dair kararının dosyadaki deliller, davalı beyanları ve hatta İlk Derece Mahkemesinin olguları kabulü uyarınca hatalı olduğunu, davalının gösterim lisansı olmasa bile çok sayıda TV kanalıyla platform ortaklıkları olduğu hususunun davalının da kabulünde olduğunu, davalı şirketin davacı ve diğer film şirketleriyle yaptığı yayın hakkı sözleşmeleri davalının film tedarikçisi olduğunun kanıtı olduğunu ve bu konudaki delilleri dosyaya sunduklarını, dava dışı Blu Tv İletişim Hizmetleri'ne gönderilen 2018 tarihli «ihtara» verilen cevapta "Gösterimini yaptıkları filmleri ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/5188 E. , 2019/1739 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25/10/2016 tarih ve 2014/1067 E. - 2016/775 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 24/05/2017 tarih ve 2017/241-2017/254 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili ... TV Digital Platform İşl. AŞ nin "DSmart" markası ile 2007 yılından beri ödemeli yayıncılık pazarında faaliyet gösterdiğini, diğer davacının ise, bu markanın sahibi olduğunu, davalı şirketin sahibi olduğu Sabah Gazetesinde yer alan 19.12.2013 tarihli ilanda, müvekkilinin kişilik hakları ve ticari itibarının saldırıya uğradığını, 10.06.2014 tarihli ilanın da aynı şekilde olduğunu, 10.06.2014 tarihli ilanda kurul kararının çarpıtıldığının RTÜK'ün 11.06.2014 tarihli tekzip metninde de belirtildiğini, 6102 sayılı TTK'nın 58. maddesi uyarınca davalıların sorumlu oldukları ve eylemlerinin TTK'nın 55. maddede düzenlenen şekilde, gereksiz yere incitici açıklamalarda bulunmak yoluyla haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine, men'ine, oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, yanıltıcı beyanların düzeltilmesine, tecavüzün önlenmesine, 19.10.2013 tarihli yayın için 50.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi, 10.06.2014 tarihli yayın için 50.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın her bir yayın tarihinden itibaren yürütülecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, hükmün tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, husumetin davaya konu ilanları veren ihbar olunan şirkete yöneltilmesi gerektiğini, müvekkilinin söz konusu ilanları, içeriklerinin doğruluğu hususunda gerekli dikkate ve özeni gösterdikten sonra yayınlama yoluna gittiğini, söz konusu ilanlarda davacının ticari itibarına zarar verecek tarzda her hangi bir ibarenin yer almadığını, 19.12.2013 tarihli ilanın, yetkili kurumların göreve çağrılmasından, 10.06.2014 tarihli ilanın ise, RTÜK’ün, Dsmart’ı, mevzuat hükümlerine uygun davranmaya davet ettiği kararının yayınlanmasından ibaret olduğunu,10.06.2014 tarihli ilana ilişkin olarak RTÜK tarafından yayınlanmış bir tekzip metni bulunmadığını, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İhbar olunan vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davaya konu ilanların bütün olarak incelenmesi halinde, davacı yanın aboneleri nezdinde firmanın kendilerini aldattığını düşündürecek anlamlar içerdiği şeklinde yorumlanabileceği ancak, bu ifadelerin aynı zamanda yetkilileri göreve çağırmak ve uyarı nitelikli olarak değerlendirileceği, tüm dosya kapsamı deliller dikkate alındığında dava konusu ilanların bir tür uyarı olarak değerlendirilmesinin uygun bulunduğu, davacı yanın bu ilanlardan dolayı haksız rekabetten kaynaklı zarara uğradığını belirtmiş ise de, bu nedenle zarara uğratıldığının kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 6102 sayılı TTK'nın 58/1 maddesi hükmüyle, haksız rekabetin basın vasıtasıyla işlenmesi halinde sorumluluğun hangi koşullarda kimlere ait olduğunun düzenlendiği, zikredilen madde uyarınca, aynı Kanun’un 56/1. maddesinde düzenlenen davaların ancak yazı sahibi veya ilan veren aleyhine açılabileceği, dosya içeriğine göre, davalı şirkete ait gazetede yayınlanan ilanlarla ilgili olarak ilan sahibi olan Sinema Televizyon Yayıncılık ve Prodüksiyon A.Ş hakkında ...
13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı dolayısıyla ilan verenin kim olduğunun davacılar tarafından bilindiği, bu itibarla TTK’nın 56/1 maddesinde sayılan davalardan olan işbu davanın söz konusu ilanların yayıncısı olan davalı şirkete yöneltilemeyeceği, TTK'nın 56/d bendine göre, haksız rekabet halinde maddi tazminata hükmedilebilmesi için kusurun varlığı şart olduğu, Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in “Yükümlülük” başlıklı 21. maddesinin “Reklamı yayımlayan, nakleden veya dağıtan veya sunan mecra kuruluşları veya aracıları reklamın kabulünde ve kamuoyuna sunulmasında gereken dikkat ve özeni göstermek zorundadır.” hükmünü havi olduğu, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyeti raporunda ilanlar nedeniyle davacıların zarara uğradıklarının tespit edilemediği, dava konusu yapılan 19.12.2013 tarihli ilanın, ilan veren tarafından D-SMART’ın yapacağı yeniliğin haksız bir uygulama olduğu konusunda yetkilileri konu ile ilgilenmeleri konusunda uyarmak olarak değerlendirildiği, buna göre davalının reklamın kabulünde ve kamuoyuna sunulmasında gereken dikkat ve özeni göstermediği kabul edilemeyeceği gibi kusurundan da söz edilemeyeceği, 10.06.2014 tarihli ilanın ise;
... TV Digital Platform İşletmeciliği A.Ş. unvan ve D-SMART logolu platform işletmecisi kuruluştan şifreli kanallar için tarife istenmesine, kuruluşun söz konusu hizmetin verilmesinde hiç kimseye ayrımcılık yapılmamasına ilişkin RTÜK’ün 42 numaralı kararının ilanından ibaret olduğu, RTÜK tarafından verilen bir karar ilişkin ilanın yayınlanmasından dolayı davalıya kusur izafe edilmesi ve davacıların maddi ve manevi zarara uğradıklarının kabul edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, ihbar olunan şirket tarafından davalı şirkete ait gazetede yayınlanan dava konusu ilanlarda haksız rekabet teşkil edecek her hangi bir ifade bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu ise, bölge adliye mahkemesi tarafından, 6102 sayılı TTK’nın 58/1 maddesi hükmüne göre, işbu davanın yazı veya ilan sahibine açılması gerektiği, ilanın yayıncısı olan davalı şirkete karşı açılmayacağı, mahkemenin söz konusu ilanlarda yer alan ifadelerin haksız rekabet teşkil etmediği şeklindeki görüşünün de isabetli olduğu gerekçesiyle esastan reddedilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesiyle, bölge adliye mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine karar verileceği hüküm altına alınmış, aynı Yasa’nın 353/1-b-2 maddesiyle ise, bölge adliye mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesi kararının eksik ya da hatalı bulan veyahut davanın esası hakkında farklı gerekçelerle bir karar verilmesi gerektiğine hükmeden bölge adliye
mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp, esas hakkında yeniden hüküm kurması gerekmektedir. Aksi hal 6100 sayılı HMK ile benimsenen istinaf sistemine aykırılık oluşturacağı gibi, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi gerekçeleri arasında çelişki oluşmasına da sebebiyet verebilecektir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, ilk derece mahkemesinin işin esasına girerek verdiği ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu inceleyen bölge adliye mahkemesince, husumete ilişkin değerlendirmeler yapılarak, işbu davada husumetin davalı şirkete yöneltilemeyeceği tespitine yer verildiği ve akabinde de başvurunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, bölge adliye mahkemesinin kabul şekli göz önüne alındığında, bu durumda, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp esas hakkında yeni bir karar verilmesi gerekmektedir. Belirtilen nedenlerle, bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesinden farklı gerekçeye yer verilmesine karşın kararın gerekçesi ile hüküm arasında çelişki oluşturacak şekilde başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bölge adliye mahkemesi kararının re’sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 04/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/497029800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz