Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/1397 E. 2013/9047 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
objektif özen yükümlülüğü↗ tazmin talebi↗ müddeabih↗ fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması↗ ön inceleme aşaması↗ güven kurumu↗ özen yükümlülüğü↗ peşin karar harcı↗ tahkikat↗ internet bankacılığı↗ temerrüt tarihi↗ iyiniyet↗ iş bölümü↗ feragat↗ havale↗ sulh↗ ıslah↗ yasal faiz↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2013/1397 E. , 2013/9047 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/10/2012 tarih ve 2011/277-2012/459 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka vekili katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından, 27.12.2010 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, internet bankacılığı yolu ile toplam 72.000.00 TL'nin bilmediği başka hesaplara havale edildiğini, davalı bankanın objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve müvekkilinin zararının tazmini talebinin reddedildiğini, davalının 21.01.2011 tarihinde temerrüde düştüğünü ileri sürerek, 72.000.00 TL'nin 21.01.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.08.2012 tarihinde talebini ıslah ederek, 49.851.45 USD’nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının, 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı banka vekili, davacının uğradığını iddia ettiği zarara kendi kusurlu davranışı ve sim kartının yanlış ellere geçmesine neden olan ... A.Ş.’nin sebebiyet verdiğini, gizliliği temin edilmesi gereken şifrenin banka dahil olmak üzere üçüncü şahıslar tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu olayda davacının bir kusurunun bulunmadığı, bir güven kurumu olan davalı bankanın internet bankacılığı bakımından objektif özen borcunun gereği olarak en yüksek güvenlik önlemlerini almakla yükümlü bulunduğu, somut olayın davalı bankanın bu sorumluluklarını yerine getirmemesinden kaynaklandığı, davacının dava dilekçesinde seçimlik hakkını kullandığı ve TL olarak talepte bulunduğu, ıslah sureti ile de olsa kullandığı seçimlik hakkını değiştiremeyeceği gibi temerrüt tarihini de geriye çekemeyeceği gerekçesiyle, davanın ıslah edilmiş hali ile 76.375,30 TL üzerinden kısmen kabulü ile, bu miktarın 72.000.00 TL’sinin 21.01.2011 tarihinden, bakiye 4.375,30 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren değişen
oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile faiz başlangıcının geriye alınması isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin (2) numaralı bendin, davacı vekilinin ise (3) numaralı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı Banka nezdinde açılmış bulunan, davacıya ait hesaptaki paranın, davacının bilgisi ve izni dışında, internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.1086 sayılı mülga HUMK’nın 83. ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 176 ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ve ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın, bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Bilindiği üzere, ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Diğer bir söyleyişle ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur (YİBK’nın 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3; HGK’nın 16.03.2005 gün ve E:2005/13-97, K:150 sayılı ilamları).Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, elbette ki mümkün değildir. Maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar maddi hukuk işlemi mahiyeti de taşımaktadır. Açık bir irade beyanı ile vazgeçilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz (HGK’nın 14.01.1953 gün ve E:1/8, K:3;14.3.2007 gün ve E:2007/2-99, K:141, 10.10.2012 gün ve E: 9-853, K: 706 sayılı ilamları). Bu sebeple, talebini açık ve yorumu gerektirmeyecek bir şekilde belirterek sınırlayan davacının, bu talebini ıslah yoluyla düzeltmesi mümkün değildir.Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında, somut olaya dönüldüğünde; davacı vekilince dava dilekçesinde, müvekkilinin döviz hesabından internet yolsuzluğu yolu ile çekilen parasına karşılık olarak toplam 72.000.00 TL alacağın, 21.01.2011 tarihinden itibaren faiziyle tahsili istenilmiş ancak, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmamıştır. Bu nedenle mahkemece ıslah yoluyla müddeabihin artırılacağı kabul edilerek, davalıdan tahsili istenilen dolar cinsinden alacağın TL karşılığı olan dava dilekçesinde belirtilen tutardan fazla olup bilirkişi raporu ile tespit edilen artan bölümün, ıslah yoluyla istenebilmesi mümkün değildir. Bu durumda talep edilen toplam alacağın 4.375,30 TL kısmının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.
3- (2) numaralı bentte açıklanan bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek olmadığına karar verilmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı bankaya iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11858 E. 2016/9302 K.
Ortak:tahkikat · iyiniyet · ıslah
İncelediğiniz kararda… 83. ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 176 ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Diğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçe …
… onra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından, 27.12.2010 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, «internet bankacılığı» yolu ile toplam 72.000.00 TL'nin bilmediği başka hesaplara «havale» edildiğini, davalı bankanın «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini ve müvekkilinin zararının «tazmini talebinin» reddedildiğini, davalının 21.01.2011 tarihinde «temerrüde» düştüğünü ileri sürerek, 72.000.00 TL'nin 21.01.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.08.2012 tarihinde talebini «ıslah» ederek, 49.851.45 USD’nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının, 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etm …
Benzer bu karardaOysa, 6100 sayılı HMK’nın 176. ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Diğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3) Bu durumda, mahkemece, ıslah talebi kabul edilerek sunulan «deliller değerlendirildikten» sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Davacı vekili, 20.07.2015 tarihli dilekçesi ile yeni delil sunmak için «ıslah» talebinde bulunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil değerlendirmesi · tescilsiz tasarım · eksik inceleme · haksız rekabet
Benzer bu karardaDiğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3) Bu durumda, mahkemece, ıslah talebi kabul edilerek sunulan «deliller değerlendirildikten» sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
… ın haklı olduğunu gösterilebilecek teknik resim, onaylı üretim resmi, kalıp resmi, kalıp ve benzeri aşamalara ait deliller sunulmadığı, ayrıca davacının dava konusu «tescilsiz tasarımları» uzun yıllar önce piyasaya sunarak tanınmış hale getirdiğini ve bu tasarımlara sağladığını iddia ettiği emek ve piyasanın varlığının da ispatlanamadığı gerekçesiyle …
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir 1- Dava, «haksız rekabetin» tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3337 E. 2012/7155 K.
Ortak:müddeabih · tahkikat · iyiniyet · iş bölümü · sulh · ıslah
İncelediğiniz karardaBu nedenle mahkemece «ıslah» yoluyla «müddeabihin» artırılacağı kabul edilerek, davalıdan tahsili istenilen dolar cinsinden alacağın TL karşılığı olan dava dilekçesinde belirtilen tutardan fazla olup bilirkişi raporu ile tespit edilen artan «bölümün», ıslah yoluyla istenebilmesi mümkün değildir.
… 83. ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 176 ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Diğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçe …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2006/313 E. sayılı dosya ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000 TL «maddi tazminatın» davalılardan tahsilini talep ettiği, yargılama sırasında verdiği «ıslah» dilekçesiyle talebini 23.109 TL’ye çıkardığı ancak bu talebinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, dava dilekçesinde ya da talebin genişletildiği ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması halinde artık davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı ve «ihtirazi kayıt» bildirmemiş olan alacaklının davalının «muvafakat» etmesi hali dışında bu alacak «bölümü» yönünden ıslah veya ek dava yoluyla talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan HUMK’nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83.maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84.maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Bir başka anlatımla, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtirazi kayıt · trafik kazası · olumsuz oy · muvafakat · terkin · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2006/313 E. sayılı dosya ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000 TL «maddi tazminatın» davalılardan tahsilini talep ettiği, yargılama sırasında verdiği «ıslah» dilekçesiyle talebini 23.109 TL’ye çıkardığı ancak bu talebinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, dava dilekçesinde ya da talebin genişletildiği ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması halinde artık davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı ve «ihtirazi kayıt» bildirmemiş olan alacaklının davalının «muvafakat» etmesi hali dışında bu alacak «bölümü» yönünden ıslah veya ek dava yoluyla talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının yolcu olarak içinde bulunduğu minibüsün yaptığı «trafik kazası» nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Açık bir irade beyanı ile «terk» edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, «ıslahın» konusu olamaz (HGK’nun 14.01.1953 gün ve E:1/8, K:3;14.3.2007 gün ve E:2007/2-99, K:141 sayılı ilamları).
… sinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu anlaşılmakla, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, mahkemece işin esasına girilerek oluşacak kanaate göre olumlu ya da «olumsuz» bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4681 E. 2013/9650 K.
Ortak:peşin karar harcı · iyiniyet · ıslah
İncelediğiniz karardaDiğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçe …
… onra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından, 27.12.2010 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, «internet bankacılığı» yolu ile toplam 72.000.00 TL'nin bilmediği başka hesaplara «havale» edildiğini, davalı bankanın «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini ve müvekkilinin zararının «tazmini talebinin» reddedildiğini, davalının 21.01.2011 tarihinde «temerrüde» düştüğünü ileri sürerek, 72.000.00 TL'nin 21.01.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.08.2012 tarihinde talebini «ıslah» ederek, 49.851.45 USD’nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının, 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etm …
A.Ş.’nin sebebiyet verdiğini, gizliliği temin edilmesi gereken şifrenin banka «dahil» olmak üzere üçüncü şahıslar tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu olayda davacının bir kusurunun bulunmadığı, bir «güven kurumu» olan davalı bankanın «internet bankacılığı» bakımından objektif özen borcunun gereği olarak en yüksek güvenlik önlemlerini almakla yükümlü bulunduğu, somut olayın davalı bankanın bu sorumluluklarını yerine getirmemesinden kaynaklandığı, davacının dava dilekçesinde seçimlik hakkını kullandığı ve TL olarak talepte bulunduğu, «ıslah» sureti ile de olsa kullandığı seçimlik hakkını değiştiremeyeceği gibi «temerrüt tarihini» de geriye çekemeyeceği gerekçesiyle, davanın ıslah edilmiş hali ile 76.375,30 TL üzerinden kısmen kabulü ile, bu miktarın 72.000.00 TL’sinin 21.01.2011 tarihinden, bakiye 4.375,30 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren değişen oranlardaki «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile faiz başlangıcının geriye alınması isteminin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDiğer bir söyleyişle, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çer …
Dava, başlangıçta itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılmış ise de, davacı vekilince 26.04.2010 tarihinde «alacak davası» olarak «ıslah» edilmiş olup, mahkemece itirazın iptali istemi üzerinden karar verilmiştir.
1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 83 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 180. maddelerine göre «ıslah», taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yapılmamış sayılma · itirazın iptali davası · iptal davası · alacak davası
Benzer bu karardaBu durumda mahkeme, davayı yeni şekline göre yürütür ve ilk dava dilekçesi, hiç verilmemiş sayılır ve mahkeme davayı yeni dava dilekçesine göre yürütür.Bu hukuksal açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacı tarafça başlangıçta dava «itirazın iptali davası» olarak açılmış ancak, daha sonra davaya «alacak davası» olarak devam edildiği beyan edilerek, dava «ıslah» edilmiştir.
Dava, başlangıçta itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılmış ise de, davacı vekilince 26.04.2010 tarihinde «alacak davası» olarak «ıslah» edilmiş olup, mahkemece itirazın iptali istemi üzerinden karar verilmiştir.
Tamamen ıslahta davacı, davasını baştan, yani dava dilekçesinden itibaren «ıslah» eder ve bu yola o zamana kadarki bütün usul işlemlerinin «yapılmamış sayılması» için başvurur (HMK m.
Bundan sonra mahkemece somut davanın «ıslah» edilmiş şekliyle, «alacak davası» olarak yürütülmesi ve buna göre sonuçlandırılması gerekirken, mahkeme hatalı bir değerlendirme ile itirazın iptali davasına ilişkin karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18009 E. 2014/6930 K.
Ortak:tahkikat · internet bankacılığı · temerrüt tarihi · havale · ıslah · yasal faiz · temerrüt · Tazminat
İncelediğiniz kararda… onra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından, 27.12.2010 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, «internet bankacılığı» yolu ile toplam 72.000.00 TL'nin bilmediği başka hesaplara «havale» edildiğini, davalı bankanın «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini ve müvekkilinin zararının «tazmini talebinin» reddedildiğini, davalının 21.01.2011 tarihinde «temerrüde» düştüğünü ileri sürerek, 72.000.00 TL'nin 21.01.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.08.2012 tarihinde talebini «ıslah» ederek, 49.851.45 USD’nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının, 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etm …
A.Ş.’nin sebebiyet verdiğini, gizliliği temin edilmesi gereken şifrenin banka «dahil» olmak üzere üçüncü şahıslar tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu olayda davacının bir kusurunun bulunmadığı, bir «güven kurumu» olan davalı bankanın «internet bankacılığı» bakımından objektif özen borcunun gereği olarak en yüksek güvenlik önlemlerini almakla yükümlü bulunduğu, somut olayın davalı bankanın bu sorumluluklarını yerine getirmemesinden kaynaklandığı, davacının dava dilekçesinde seçimlik hakkını kullandığı ve TL olarak talepte bulunduğu, «ıslah» sureti ile de olsa kullandığı seçimlik hakkını değiştiremeyeceği gibi «temerrüt tarihini» de geriye çekemeyeceği gerekçesiyle, davanın ıslah edilmiş hali ile 76.375,30 TL üzerinden kısmen kabulü ile, bu miktarın 72.000.00 TL’sinin 21.01.2011 tarihinden, bakiye 4.375,30 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren değişen oranlardaki «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile faiz başlangıcının geriye alınması isteminin reddine karar verilmiştir.
… 83. ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 176 ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma kararına uyularak tüm dosya kapsamına göre; bankaların «internet bankacılığında» tüm güvenlik önlemlerini alması gerektiği ancak bankanın müşterisinin güvenliğini tam olarak sağlayamadığı, davacının hesabından bilgisi dışında 28.249 TL «havale» yapıldığı, durumun davalı bankaya «ihtarname» yoluyla bildirildiği ve 5 iş günü içerisinde ödenmesinin istendiği, «ihtarının» bankaya 17/04/2007 tarihinde tebliği edilmesine rağmen ödeme yapılmadığı 5 günün dolduğu 23/04/2007 tarihinde «temerrüde» düştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, 6.000 TL'nin «temerrüt tarihi» olan 23/04/2007 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte 22.000 TL'nin ise «ıslah» tarihi olan 03/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1086 sayılı HUMK'nın 84. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 177 ve devamı maddeleri uyarınca «ıslah» ancak «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabilir.
Yargıtay HGK'nın 04.02.1948 tarih 1944/10 E 1948/3 K. sayılı kararına göre de, «ıslah» «tahkikat» ve yargılama bitinceye kadar yapılabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar · ihtarname · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma kararına uyularak tüm dosya kapsamına göre; bankaların «internet bankacılığında» tüm güvenlik önlemlerini alması gerektiği ancak bankanın müşterisinin güvenliğini tam olarak sağlayamadığı, davacının hesabından bilgisi dışında 28.249 TL «havale» yapıldığı, durumun davalı bankaya «ihtarname» yoluyla bildirildiği ve 5 iş günü içerisinde ödenmesinin istendiği, «ihtarının» bankaya 17/04/2007 tarihinde tebliği edilmesine rağmen ödeme yapılmadığı 5 günün dolduğu 23/04/2007 tarihinde «temerrüde» düştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, 6.000 TL'nin «temerrüt tarihi» olan 23/04/2007 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte 22.000 TL'nin ise «ıslah» tarihi olan 03/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4879 E. 2020/3476 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10586 E. 2010/10859 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusu · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama neticesinde kâr payına yönelik davanın reddine, diğer istemler hakkında «davanın konusu» kalmadığı gerekçesiyle kâr «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, davacılar vekilinin temyizi üzerine hüküm Dairemizin 04.05.2010 günlü ilamının 2. bendinde yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulmuş, 1. bentte açıklanan gerekçelerle sair temyiz itirazları reddedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13130 E. 2010/1299 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1918 E. 2011/10881 K.
Ortak:ıslah
İncelediğiniz kararda… onra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından, 27.12.2010 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, «internet bankacılığı» yolu ile toplam 72.000.00 TL'nin bilmediği başka hesaplara «havale» edildiğini, davalı bankanın «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini ve müvekkilinin zararının «tazmini talebinin» reddedildiğini, davalının 21.01.2011 tarihinde «temerrüde» düştüğünü ileri sürerek, 72.000.00 TL'nin 21.01.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.08.2012 tarihinde talebini «ıslah» ederek, 49.851.45 USD’nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının, 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etm …
A.Ş.’nin sebebiyet verdiğini, gizliliği temin edilmesi gereken şifrenin banka «dahil» olmak üzere üçüncü şahıslar tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu olayda davacının bir kusurunun bulunmadığı, bir «güven kurumu» olan davalı bankanın «internet bankacılığı» bakımından objektif özen borcunun gereği olarak en yüksek güvenlik önlemlerini almakla yükümlü bulunduğu, somut olayın davalı bankanın bu sorumluluklarını yerine getirmemesinden kaynaklandığı, davacının dava dilekçesinde seçimlik hakkını kullandığı ve TL olarak talepte bulunduğu, «ıslah» sureti ile de olsa kullandığı seçimlik hakkını değiştiremeyeceği gibi «temerrüt tarihini» de geriye çekemeyeceği gerekçesiyle, davanın ıslah edilmiş hali ile 76.375,30 TL üzerinden kısmen kabulü ile, bu miktarın 72.000.00 TL’sinin 21.01.2011 tarihinden, bakiye 4.375,30 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren değişen oranlardaki «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile faiz başlangıcının geriye alınması isteminin reddine karar verilmiştir.
… 83. ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 176 ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Benzer bu kararda2-Davacı vekili müvekkilinin, davalı şirkete ait ortaklık senedi vermek üzere davalı şirket «temsilcisine» 22.000 DM verildiği halde pay senedi verilmediğini ve ortak edilmediğini belirterek, «sebepsiz zenginleştiğini» iddia ettiği davalıdan dava dilekçesinde 1.000 TL talep etmiş, Dairemizin bozma kararı sonrasında davacı taraf, 1.000 TL olan «maddi tazminat» istemini «ıslah» ederek 20.003 TL «asıl alacak» ve «işlemiş faiz» tutarı 27.000 TL’nın davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece 17.711,76 TL asıl alacak ve 27.000 TL işlemiş faizin tahsiline karar verilmiştir.
Davanın tamamen «ıslahı» HUMK'nun 83. maddesi hükmü uyarınca mümkündür.
Ancak, bozmadan sonra davanın tamamen «ıslahına» izin vermek kazanılmış hakları ihlale yol açabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sebepsiz zenginleşme · işlemiş faiz · asıl alacak · maddi tazminat · temsil
Benzer bu kararda2-Davacı vekili müvekkilinin, davalı şirkete ait ortaklık senedi vermek üzere davalı şirket «temsilcisine» 22.000 DM verildiği halde pay senedi verilmediğini ve ortak edilmediğini belirterek, «sebepsiz zenginleştiğini» iddia ettiği davalıdan dava dilekçesinde 1.000 TL talep etmiş, Dairemizin bozma kararı sonrasında davacı taraf, 1.000 TL olan «maddi tazminat» istemini «ıslah» ederek 20.003 TL «asıl alacak» ve «işlemiş faiz» tutarı 27.000 TL’nın davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece 17.711,76 TL asıl alacak ve 27.000 TL işlemiş faizin tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/1397 E. , 2013/9047 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/10/2012 tarih ve 2011/277-2012/459 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka vekili katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından, 27.12.2010 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, internet bankacılığı yolu ile toplam 72.000.00 TL'nin bilmediği başka hesaplara havale edildiğini, davalı bankanın objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve müvekkilinin zararının tazmini talebinin reddedildiğini, davalının 21.01.2011 tarihinde temerrüde düştüğünü ileri sürerek, 72.000.00 TL'nin 21.01.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.08.2012 tarihinde talebini ıslah ederek, 49.851.45 USD’nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının, 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı banka vekili, davacının uğradığını iddia ettiği zarara kendi kusurlu davranışı ve sim kartının yanlış ellere geçmesine neden olan ...
A.Ş.’nin sebebiyet verdiğini, gizliliği temin edilmesi gereken şifrenin banka dahil olmak üzere üçüncü şahıslar tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu olayda davacının bir kusurunun bulunmadığı, bir güven kurumu olan davalı bankanın internet bankacılığı bakımından objektif özen borcunun gereği olarak en yüksek güvenlik önlemlerini almakla yükümlü bulunduğu, somut olayın davalı bankanın bu sorumluluklarını yerine getirmemesinden kaynaklandığı, davacının dava dilekçesinde seçimlik hakkını kullandığı ve TL olarak talepte bulunduğu, ıslah sureti ile de olsa kullandığı seçimlik hakkını değiştiremeyeceği gibi temerrüt tarihini de geriye çekemeyeceği gerekçesiyle, davanın ıslah edilmiş hali ile 76.375,30 TL üzerinden kısmen kabulü ile, bu miktarın 72.000.00 TL’sinin 21.01.2011 tarihinden, bakiye 4.375,30 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren değişen
oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile faiz başlangıcının geriye alınması isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin (2) numaralı bendin, davacı vekilinin ise (3) numaralı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı Banka nezdinde açılmış bulunan, davacıya ait hesaptaki paranın, davacının bilgisi ve izni dışında, internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.1086 sayılı mülga HUMK’nın 83. ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 176 ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ve ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın, bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Bilindiği üzere, ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur.
Diğer bir söyleyişle ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur (YİBK’nın 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3; HGK’nın 16.03.2005 gün ve E:2005/13-97, K:150 sayılı ilamları).Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, elbette ki mümkün değildir. Maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez.
Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar maddi hukuk işlemi mahiyeti de taşımaktadır. Açık bir irade beyanı ile vazgeçilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz (HGK’nın 14.01.1953 gün ve E:1/8, K:3;14.3.2007 gün ve E:2007/2-99, K:141, 10.10.2012 gün ve E:
9- 853, K: 706 sayılı ilamları). Bu sebeple, talebini açık ve yorumu gerektirmeyecek bir şekilde belirterek sınırlayan davacının, bu talebini ıslah yoluyla düzeltmesi mümkün değildir.Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında, somut olaya dönüldüğünde; davacı vekilince dava dilekçesinde, müvekkilinin döviz hesabından internet yolsuzluğu yolu ile çekilen parasına karşılık olarak toplam 72.000.00 TL alacağın, 21.01.2011 tarihinden itibaren faiziyle tahsili istenilmiş ancak, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmamıştır. Bu nedenle mahkemece ıslah yoluyla müddeabihin artırılacağı kabul edilerek, davalıdan tahsili istenilen dolar cinsinden alacağın TL karşılığı olan dava dilekçesinde belirtilen tutardan fazla olup bilirkişi raporu ile tespit edilen artan bölümün, ıslah yoluyla istenebilmesi mümkün değildir.
Bu durumda talep edilen toplam alacağın 4.375,30 TL kısmının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.
3- (2) numaralı bentte açıklanan bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek olmadığına karar verilmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı bankaya iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/450558300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz