6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/1397 E. 2013/9047 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
objektif özen yükümlülüğü tazmin talebi müddeabih fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması ön inceleme aşaması güven kurumu özen yükümlülüğü peşin karar harcı tahkikat internet bankacılığı temerrüt tarihi iyiniyet iş bölümü feragat havale sulh ıslah yasal faiz dahili dava vekalet ücreti temerrüt

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 83 · HMK — HMK 176 · BK — BK 4

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

11. Hukuk Dairesi         2013/1397 E.  ,  2013/9047 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/10/2012 tarih ve 2011/277-2012/459 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka vekili katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından, 27.12.2010 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, internet bankacılığı yolu ile toplam 72.000.00 TL'nin bilmediği başka hesaplara havale edildiğini, davalı bankanın objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve müvekkilinin zararının tazmini talebinin reddedildiğini, davalının 21.01.2011 tarihinde temerrüde düştüğünü ileri sürerek, 72.000.00 TL'nin 21.01.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.08.2012 tarihinde talebini ıslah ederek, 49.851.45 USD’nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının, 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı banka vekili, davacının uğradığını iddia ettiği zarara kendi kusurlu davranışı ve sim kartının yanlış ellere geçmesine neden olan ... A.Ş.’nin sebebiyet verdiğini, gizliliği temin edilmesi gereken şifrenin banka dahil olmak üzere üçüncü şahıslar tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu olayda davacının bir kusurunun bulunmadığı, bir güven kurumu olan davalı bankanın internet bankacılığı bakımından objektif özen borcunun gereği olarak en yüksek güvenlik önlemlerini almakla yükümlü bulunduğu, somut olayın davalı bankanın bu sorumluluklarını yerine getirmemesinden kaynaklandığı, davacının dava dilekçesinde seçimlik hakkını kullandığı ve TL olarak talepte bulunduğu, ıslah sureti ile de olsa kullandığı seçimlik hakkını değiştiremeyeceği gibi temerrüt tarihini de geriye çekemeyeceği gerekçesiyle, davanın ıslah edilmiş hali ile 76.375,30 TL üzerinden kısmen kabulü ile, bu miktarın 72.000.00 TL’sinin 21.01.2011 tarihinden, bakiye 4.375,30 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren değişen

oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile faiz başlangıcının geriye alınması isteminin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı banka vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin (2) numaralı bendin, davacı vekilinin ise (3) numaralı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava, davalı Banka nezdinde açılmış bulunan, davacıya ait hesaptaki paranın, davacının bilgisi ve izni dışında, internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.1086 sayılı mülga HUMK’nın 83. ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 176 ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ve ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın, bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Bilindiği üzere, ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Diğer bir söyleyişle ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur (YİBK’nın 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3; HGK’nın 16.03.2005 gün ve E:2005/13-97, K:150 sayılı ilamları).Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, elbette ki mümkün değildir. Maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar maddi hukuk işlemi mahiyeti de taşımaktadır. Açık bir irade beyanı ile vazgeçilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz (HGK’nın 14.01.1953 gün ve E:1/8, K:3;14.3.2007 gün ve E:2007/2-99, K:141, 10.10.2012 gün ve E: 9-853, K: 706 sayılı ilamları). Bu sebeple, talebini açık ve yorumu gerektirmeyecek bir şekilde belirterek sınırlayan davacının, bu talebini ıslah yoluyla düzeltmesi mümkün değildir.Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında, somut olaya dönüldüğünde; davacı vekilince dava dilekçesinde, müvekkilinin döviz hesabından internet yolsuzluğu yolu ile çekilen parasına karşılık olarak toplam 72.000.00 TL alacağın, 21.01.2011 tarihinden itibaren faiziyle tahsili istenilmiş ancak, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmamıştır. Bu nedenle mahkemece ıslah yoluyla müddeabihin artırılacağı kabul edilerek, davalıdan tahsili istenilen dolar cinsinden alacağın TL karşılığı olan dava dilekçesinde belirtilen tutardan fazla olup bilirkişi raporu ile tespit edilen artan bölümün, ıslah yoluyla istenebilmesi mümkün değildir. Bu durumda talep edilen toplam alacağın 4.375,30 TL kısmının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.

3- (2) numaralı bentte açıklanan bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek olmadığına karar verilmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı bankaya iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız rekabet | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11858 E. 2016/9302 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3337 E. 2012/7155 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4681 E. 2013/9650 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18009 E. 2014/6930 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4879 E. 2020/3476 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Muarazanın Giderilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10586 E. 2010/10859 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13130 E. 2010/1299 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1918 E. 2011/10881 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/1397 E.  ,  2013/9047 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/10/2012 tarih ve 2011/277-2012/459 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka vekili katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından, 27.12.2010 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, internet bankacılığı yolu ile toplam 72.000.00 TL'nin bilmediği başka hesaplara havale edildiğini, davalı bankanın objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve müvekkilinin zararının tazmini talebinin reddedildiğini, davalının 21.01.2011 tarihinde temerrüde düştüğünü ileri sürerek, 72.000.00 TL'nin 21.01.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.08.2012 tarihinde talebini ıslah ederek, 49.851.45 USD’nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının, 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı banka vekili, davacının uğradığını iddia ettiği zarara kendi kusurlu davranışı ve sim kartının yanlış ellere geçmesine neden olan ...

A.Ş.’nin sebebiyet verdiğini, gizliliği temin edilmesi gereken şifrenin banka dahil olmak üzere üçüncü şahıslar tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu olayda davacının bir kusurunun bulunmadığı, bir güven kurumu olan davalı bankanın internet bankacılığı bakımından objektif özen borcunun gereği olarak en yüksek güvenlik önlemlerini almakla yükümlü bulunduğu, somut olayın davalı bankanın bu sorumluluklarını yerine getirmemesinden kaynaklandığı, davacının dava dilekçesinde seçimlik hakkını kullandığı ve TL olarak talepte bulunduğu, ıslah sureti ile de olsa kullandığı seçimlik hakkını değiştiremeyeceği gibi temerrüt tarihini de geriye çekemeyeceği gerekçesiyle, davanın ıslah edilmiş hali ile 76.375,30 TL üzerinden kısmen kabulü ile, bu miktarın 72.000.00 TL’sinin 21.01.2011 tarihinden, bakiye 4.375,30 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren değişen

oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile faiz başlangıcının geriye alınması isteminin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı banka vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin (2) numaralı bendin, davacı vekilinin ise (3) numaralı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava, davalı Banka nezdinde açılmış bulunan, davacıya ait hesaptaki paranın, davacının bilgisi ve izni dışında, internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.1086 sayılı mülga HUMK’nın 83. ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 176 ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ve ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın, bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Bilindiği üzere, ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur.

Diğer bir söyleyişle ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur (YİBK’nın 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3; HGK’nın 16.03.2005 gün ve E:2005/13-97, K:150 sayılı ilamları).Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, elbette ki mümkün değildir. Maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez.

Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar maddi hukuk işlemi mahiyeti de taşımaktadır. Açık bir irade beyanı ile vazgeçilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz (HGK’nın 14.01.1953 gün ve E:1/8, K:3;14.3.2007 gün ve E:2007/2-99, K:141, 10.10.2012 gün ve E:

9- 853, K: 706 sayılı ilamları). Bu sebeple, talebini açık ve yorumu gerektirmeyecek bir şekilde belirterek sınırlayan davacının, bu talebini ıslah yoluyla düzeltmesi mümkün değildir.Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında, somut olaya dönüldüğünde; davacı vekilince dava dilekçesinde, müvekkilinin döviz hesabından internet yolsuzluğu yolu ile çekilen parasına karşılık olarak toplam 72.000.00 TL alacağın, 21.01.2011 tarihinden itibaren faiziyle tahsili istenilmiş ancak, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmamıştır. Bu nedenle mahkemece ıslah yoluyla müddeabihin artırılacağı kabul edilerek, davalıdan tahsili istenilen dolar cinsinden alacağın TL karşılığı olan dava dilekçesinde belirtilen tutardan fazla olup bilirkişi raporu ile tespit edilen artan bölümün, ıslah yoluyla istenebilmesi mümkün değildir.

Bu durumda talep edilen toplam alacağın 4.375,30 TL kısmının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.

3- (2) numaralı bentte açıklanan bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek olmadığına karar verilmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı bankaya iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/450558300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.