Haksız rekabet | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/11858 E. 2016/9302 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil değerlendirmesi↗ tahkikat↗ tescilsiz tasarım↗ iyiniyet↗ maddi ve manevi tazminat↗ ıslah↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu ürünlerin tasarımı açısından davacının haklı olduğunu gösterilebilecek teknik resim, onaylı üretim resmi, kalıp resmi, kalıp ve benzeri aşamalara ait deliller sunulmadığı, ayrıca davacının dava konusu tescilsiz tasarımları uzun yıllar önce piyasaya sunarak tanınmış hale getirdiğini ve bu tasarımlara sağladığını iddia ettiği emek ve piyasanın varlığının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir
1- Dava, haksız rekabetin tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, 20.07.2015 tarihli dilekçesi ile yeni delil sunmak için ıslah talebinde bulunmuştur. Mahkemece, yeni delil sunmanın ıslaha konu olamayacağından bahisle ıslah talebi reddedilerek, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, 6100 sayılı HMK’nın 176. ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ve ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Taraflarca delil listesinin sunulması işlemi de yargılama usulüyle ilgili bir işlem olup, ıslah ile değiştirilmesi mümkündür. ./..
Diğer bir söyleyişle ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3) Bu durumda, mahkemece, ıslah talebi kabul edilerek sunulan deliller değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1397 E. 2013/9047 K.
Ortak:tahkikat · iyiniyet · ıslah
İncelediğiniz karardaOysa, 6100 sayılı HMK’nın 176. ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Diğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3) Bu durumda, mahkemece, ıslah talebi kabul edilerek sunulan «deliller değerlendirildikten» sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Davacı vekili, 20.07.2015 tarihli dilekçesi ile yeni delil sunmak için «ıslah» talebinde bulunmuştur.
Benzer bu kararda… 83. ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 176 ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Diğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçe …
… onra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından, 27.12.2010 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, «internet bankacılığı» yolu ile toplam 72.000.00 TL'nin bilmediği başka hesaplara «havale» edildiğini, davalı bankanın «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini ve müvekkilinin zararının «tazmini talebinin» reddedildiğini, davalının 21.01.2011 tarihinde «temerrüde» düştüğünü ileri sürerek, 72.000.00 TL'nin 21.01.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.08.2012 tarihinde talebini «ıslah» ederek, 49.851.45 USD’nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının, 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · tazmin talebi · müddeabih · güven kurumu · özen yükümlülüğü · peşin karar harcı · internet bankacılığı · temerrüt tarihi
Benzer bu kararda… onra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından, 27.12.2010 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, «internet bankacılığı» yolu ile toplam 72.000.00 TL'nin bilmediği başka hesaplara «havale» edildiğini, davalı bankanın «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini ve müvekkilinin zararının «tazmini talebinin» reddedildiğini, davalının 21.01.2011 tarihinde «temerrüde» düştüğünü ileri sürerek, 72.000.00 TL'nin 21.01.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.08.2012 tarihinde talebini «ıslah» ederek, 49.851.45 USD’nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının, 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etm …
A.Ş.’nin sebebiyet verdiğini, gizliliği temin edilmesi gereken şifrenin banka «dahil» olmak üzere üçüncü şahıslar tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu olayda davacının bir kusurunun bulunmadığı, bir «güven kurumu» olan davalı bankanın «internet bankacılığı» bakımından objektif özen borcunun gereği olarak en yüksek güvenlik önlemlerini almakla yükümlü bulunduğu, somut olayın davalı bankanın bu sorumluluklarını yerine getirmemesinden kaynaklandığı, davacının dava dilekçesinde seçimlik hakkını kullandığı ve TL olarak talepte bulunduğu, «ıslah» sureti ile de olsa kullandığı seçimlik hakkını değiştiremeyeceği gibi «temerrüt tarihini» de geriye çekemeyeceği gerekçesiyle, davanın ıslah edilmiş hali ile 76.375,30 TL üzerinden kısmen kabulü ile, bu miktarın 72.000.00 TL’sinin 21.01.2011 tarihinden, bakiye 4.375,30 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren değişen oranlardaki «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile faiz başlangıcının geriye alınması isteminin reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle mahkemece «ıslah» yoluyla «müddeabihin» artırılacağı kabul edilerek, davalıdan tahsili istenilen dolar cinsinden alacağın TL karşılığı olan dava dilekçesinde belirtilen tutardan fazla olup bilirkişi raporu ile tespit edilen artan «bölümün», ıslah yoluyla istenebilmesi mümkün değildir.
3- (2) numaralı bentte açıklanan bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin «vekalet ücretine» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek olmadığına karar verilmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz eden davalı bankaya iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4681 E. 2013/9650 K.
Ortak:iyiniyet · ıslah
İncelediğiniz karardaDiğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3) Bu durumda, mahkemece, ıslah talebi kabul edilerek sunulan «deliller değerlendirildikten» sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Davacı vekili, 20.07.2015 tarihli dilekçesi ile yeni delil sunmak için «ıslah» talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, yeni delil sunmanın «ıslaha» konu olamayacağından bahisle ıslah talebi reddedilerek, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDiğer bir söyleyişle, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çer …
Dava, başlangıçta itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılmış ise de, davacı vekilince 26.04.2010 tarihinde «alacak davası» olarak «ıslah» edilmiş olup, mahkemece itirazın iptali istemi üzerinden karar verilmiştir.
1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 83 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 180. maddelerine göre «ıslah», taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yapılmamış sayılma · peşin karar harcı · itirazın iptali davası · iptal davası · alacak davası
Benzer bu karardaBu durumda mahkeme, davayı yeni şekline göre yürütür ve ilk dava dilekçesi, hiç verilmemiş sayılır ve mahkeme davayı yeni dava dilekçesine göre yürütür.Bu hukuksal açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacı tarafça başlangıçta dava «itirazın iptali davası» olarak açılmış ancak, daha sonra davaya «alacak davası» olarak devam edildiği beyan edilerek, dava «ıslah» edilmiştir.
Dava, başlangıçta itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılmış ise de, davacı vekilince 26.04.2010 tarihinde «alacak davası» olarak «ıslah» edilmiş olup, mahkemece itirazın iptali istemi üzerinden karar verilmiştir.
Tamamen ıslahta davacı, davasını baştan, yani dava dilekçesinden itibaren «ıslah» eder ve bu yola o zamana kadarki bütün usul işlemlerinin «yapılmamış sayılması» için başvurur (HMK m.
Bundan sonra mahkemece somut davanın «ıslah» edilmiş şekliyle, «alacak davası» olarak yürütülmesi ve buna göre sonuçlandırılması gerekirken, mahkeme hatalı bir değerlendirme ile itirazın iptali davasına ilişkin karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18009 E. 2014/6930 K.
Ortak:tahkikat · ıslah
İncelediğiniz karardaOysa, 6100 sayılı HMK’nın 176. ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Davacı vekili, 20.07.2015 tarihli dilekçesi ile yeni delil sunmak için «ıslah» talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, yeni delil sunmanın «ıslaha» konu olamayacağından bahisle ıslah talebi reddedilerek, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda1086 sayılı HUMK'nın 84. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 177 ve devamı maddeleri uyarınca «ıslah» ancak «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabilir.
Yargıtay HGK'nın 04.02.1948 tarih 1944/10 E 1948/3 K. sayılı kararına göre de, «ıslah» «tahkikat» ve yargılama bitinceye kadar yapılabilir.
Mahkemece, Dairemiz bozma kararına uyularak tüm dosya kapsamına göre; bankaların «internet bankacılığında» tüm güvenlik önlemlerini alması gerektiği ancak bankanın müşterisinin güvenliğini tam olarak sağlayamadığı, davacının hesabından bilgisi dışında 28.249 TL «havale» yapıldığı, durumun davalı bankaya «ihtarname» yoluyla bildirildiği ve 5 iş günü içerisinde ödenmesinin istendiği, «ihtarının» bankaya 17/04/2007 tarihinde tebliği edilmesine rağmen ödeme yapılmadığı 5 günün dolduğu 23/04/2007 tarihinde «temerrüde» düştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, 6.000 TL'nin «temerrüt tarihi» olan 23/04/2007 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte 22.000 TL'nin ise «ıslah» tarihi olan 03/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:internet bankacılığı · temerrüt tarihi · ihtar · havale · ihtarname · yasal faiz · avans faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma kararına uyularak tüm dosya kapsamına göre; bankaların «internet bankacılığında» tüm güvenlik önlemlerini alması gerektiği ancak bankanın müşterisinin güvenliğini tam olarak sağlayamadığı, davacının hesabından bilgisi dışında 28.249 TL «havale» yapıldığı, durumun davalı bankaya «ihtarname» yoluyla bildirildiği ve 5 iş günü içerisinde ödenmesinin istendiği, «ihtarının» bankaya 17/04/2007 tarihinde tebliği edilmesine rağmen ödeme yapılmadığı 5 günün dolduğu 23/04/2007 tarihinde «temerrüde» düştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, 6.000 TL'nin «temerrüt tarihi» olan 23/04/2007 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte 22.000 TL'nin ise «ıslah» tarihi olan 03/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1918 E. 2011/10881 K.
Ortak:ıslah
İncelediğiniz karardaDavacı vekili, 20.07.2015 tarihli dilekçesi ile yeni delil sunmak için «ıslah» talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, yeni delil sunmanın «ıslaha» konu olamayacağından bahisle ıslah talebi reddedilerek, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, 6100 sayılı HMK’nın 176. ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Benzer bu kararda2-Davacı vekili müvekkilinin, davalı şirkete ait ortaklık senedi vermek üzere davalı şirket «temsilcisine» 22.000 DM verildiği halde pay senedi verilmediğini ve ortak edilmediğini belirterek, «sebepsiz zenginleştiğini» iddia ettiği davalıdan dava dilekçesinde 1.000 TL talep etmiş, Dairemizin bozma kararı sonrasında davacı taraf, 1.000 TL olan «maddi tazminat» istemini «ıslah» ederek 20.003 TL «asıl alacak» ve «işlemiş faiz» tutarı 27.000 TL’nın davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece 17.711,76 TL asıl alacak ve 27.000 TL işlemiş faizin tahsiline karar verilmiştir.
Davanın tamamen «ıslahı» HUMK'nun 83. maddesi hükmü uyarınca mümkündür.
Ancak, bozmadan sonra davanın tamamen «ıslahına» izin vermek kazanılmış hakları ihlale yol açabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sebepsiz zenginleşme · işlemiş faiz · asıl alacak · maddi tazminat · temsil
Benzer bu kararda2-Davacı vekili müvekkilinin, davalı şirkete ait ortaklık senedi vermek üzere davalı şirket «temsilcisine» 22.000 DM verildiği halde pay senedi verilmediğini ve ortak edilmediğini belirterek, «sebepsiz zenginleştiğini» iddia ettiği davalıdan dava dilekçesinde 1.000 TL talep etmiş, Dairemizin bozma kararı sonrasında davacı taraf, 1.000 TL olan «maddi tazminat» istemini «ıslah» ederek 20.003 TL «asıl alacak» ve «işlemiş faiz» tutarı 27.000 TL’nın davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece 17.711,76 TL asıl alacak ve 27.000 TL işlemiş faizin tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3337 E. 2012/7155 K.
Ortak:tahkikat · iyiniyet · ıslah
İncelediğiniz karardaOysa, 6100 sayılı HMK’nın 176. ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Diğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3) Bu durumda, mahkemece, ıslah talebi kabul edilerek sunulan «deliller değerlendirildikten» sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Davacı vekili, 20.07.2015 tarihli dilekçesi ile yeni delil sunmak için «ıslah» talebinde bulunmuştur.
Benzer bu karardaKarar tarihi itibari ile yürürlükte olan HUMK’nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83.maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84.maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Bir başka anlatımla, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2006/313 E. sayılı dosya ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000 TL «maddi tazminatın» davalılardan tahsilini talep ettiği, yargılama sırasında verdiği «ıslah» dilekçesiyle talebini 23.109 TL’ye çıkardığı ancak bu talebinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, dava dilekçesinde ya da talebin genişletildiği ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması halinde artık davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı ve «ihtirazi kayıt» bildirmemiş olan alacaklının davalının «muvafakat» etmesi hali dışında bu alacak «bölümü» yönünden ıslah veya ek dava yoluyla talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müddeabih · ihtirazi kayıt · trafik kazası · iş bölümü · olumsuz oy · muvafakat · sulh · terkin
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2006/313 E. sayılı dosya ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000 TL «maddi tazminatın» davalılardan tahsilini talep ettiği, yargılama sırasında verdiği «ıslah» dilekçesiyle talebini 23.109 TL’ye çıkardığı ancak bu talebinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, dava dilekçesinde ya da talebin genişletildiği ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması halinde artık davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı ve «ihtirazi kayıt» bildirmemiş olan alacaklının davalının «muvafakat» etmesi hali dışında bu alacak «bölümü» yönünden ıslah veya ek dava yoluyla talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının yolcu olarak içinde bulunduğu minibüsün yaptığı «trafik kazası» nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Feragat, kabul, «sulh» gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin de «ıslah» yoluyla düzeltilmesi imkansızdır.
Açık bir irade beyanı ile «terk» edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, «ıslahın» konusu olamaz (HGK’nun 14.01.1953 gün ve E:1/8, K:3;14.3.2007 gün ve E:2007/2-99, K:141 sayılı ilamları).
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6041 E. 2011/17528 K.
Ortak:tahkikat · ıslah
İncelediğiniz karardaOysa, 6100 sayılı HMK’nın 176. ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Davacı vekili, 20.07.2015 tarihli dilekçesi ile yeni delil sunmak için «ıslah» talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, yeni delil sunmanın «ıslaha» konu olamayacağından bahisle ıslah talebi reddedilerek, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2.HMK’nun 177/1. maddesine göre «ıslah» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabilir.
Bu nedenle 04/02/1948 tarihli 10/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere bozmadan sonra «ıslah» yapılamaz.
Mahkemece bu yön gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, Dairemizin hükmüne uyulan bozma kararından sonra yapılan «ıslah» talebi esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, kararın davalılar lehine bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne, tespit edilen 2.000,00-TL «maddi tazminat» ile takdiren 2.000,00-TL manevi tazminatın «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9460 E. 2014/16733 K.
Ortak:tahkikat · ıslah
İncelediğiniz karardaOysa, 6100 sayılı HMK’nın 176. ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Davacı vekili, 20.07.2015 tarihli dilekçesi ile yeni delil sunmak için «ıslah» talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, yeni delil sunmanın «ıslaha» konu olamayacağından bahisle ıslah talebi reddedilerek, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda1086 sayılı HUMK'nın 84. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 177 ve devamı maddeleri uyarınca «ıslah» ancak «tahkikatın» sona ermesine kadar, Yargıtay HGK'nın 04.02.1948 tarih 1944/10 E 1948/3 K. sayılı kararına göre de, ıslah tahkikat ve yargılama bitinceye kadar yapılabilir.
… temyizi üzerine dairemizce yapılan inceleme sonucu karar 11.09.2013 tarihinde davacı lehine bozulduktan sonra, davacı vekili 14.02.2014 tarihli dilekçesi ile davayı «ıslah» ederek toplam 75.000,00 TL alacağının tahsilini istemiş, mahkemece ıslah edilen miktar yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca, Yargıtayca hüküm bozulduktan sonra «ıslah» yapılamaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zimmet
Benzer bu kararda… ı ile bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının davalı banka hesabındaki 75.000,00 TL'nin davalı bankanın personeli tarafından çekilerek «zimmetine» geçirildiği, davalı bankanın soruşturduğu kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi gerekti …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1774 E. 2013/2428 K.
Ortak:tahkikat · iyiniyet · ıslah · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaOysa, 6100 sayılı HMK’nın 176. ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Diğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3) Bu durumda, mahkemece, ıslah talebi kabul edilerek sunulan «deliller değerlendirildikten» sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir 1- Dava, «haksız rekabetin» tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaKarar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84. maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Bir başka anlatımla, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme ilişkisinin «fesih» ve benzeri bir nedenle sona ermesini müteakip anılan markaların tarafların arasındaki ....11.2011 günlü sözleşme uyarınca davacı hak sahibine geri döneceği, davalının bu yükümü, sözleşme feshedilmesine karşın yerine getirmediği, 556 sayılı KHK’nın .... maddesi hükmünün hukuka uygun bir «rıza» ile tescil edilen markaların rızanın kalkmasına rağmen tescillerinin sürdürülmesi ihtimalini de kapsadığı, tescillerin davalının üzerinde kalmasını haklı gösterecek bir vakıanın ileri sürülmediği, davalının «temsilcilik» ilişkisinin devam ettiği süre zarfında davacı markasını «taşıyan» ürünlere yönelik müşteri hacmini artırmasının ve bunun karşılığı bir alacak tesis edip etmediğinin ayrı bir «davanın konusu» olabileceği, ancak markaların devredilmeme nedeni sayılamayacağı, bu nedenle sözleşme ilişkisinin devamı süresince geçerli olmak üzere davalı adına tescil edilen markaların, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle davacıya devredilmesinin gerektiği, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, ref'i, maddî ve manevî tazminat ile tescil edilen markaların devri istemlerinin ancak davalı şirkete karşı yöneltilebileceği, davalı ...’ye karşı anılan istemlerle bir dava açılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle ...’ye karşı açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddedilmesinin icap ettiği gerekçesiyle, ...'ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı şirkete karşı açılan davanın kısmen kabulü ile davalının davacı ile aralarında yaptığı «münhasır» lisans sözleşmesi feshedilmiş olmasına rağmen, kendisine ait web sayfalarında ve diğer ortamlarda davacının tek yetkili temsilcisi olduğunu bildirmesi ve onun marka, unvan ve logo ile değişik görsellerini kullanmasının davacının gerçek hak sahibi olduğu marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin ve haksız rekabetin önlenmesine, kullanıma tecavüz oluşturan unvan, logo, marka, ürün fotoğraf ve benzeri diğer görsellerin davalıya ait web sayfalarından ve basılı evrak ile tabela gibi ortamlardan çıkarılmasına, ... nezdinde davalı şirket adına tescilli olan ....2007/57399 ve ....2007/57398 sayılı markaların tescilinin 556 sayılı KHK'nın .... maddesi uyarınca davacıya devrine, ....811,14 TL maddî ve 5.000,00 TL manevî tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin «masrafı» davalıya ait olmak üzere tüm Türkiye'de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilânına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kısmi feragat · davanın konusu · pasif husumet yokluğu · münhasırlık · eş rızası · ihtiyati tedbir · pasif husumet · fesih
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme ilişkisinin «fesih» ve benzeri bir nedenle sona ermesini müteakip anılan markaların tarafların arasındaki ....11.2011 günlü sözleşme uyarınca davacı hak sahibine geri döneceği, davalının bu yükümü, sözleşme feshedilmesine karşın yerine getirmediği, 556 sayılı KHK’nın .... maddesi hükmünün hukuka uygun bir «rıza» ile tescil edilen markaların rızanın kalkmasına rağmen tescillerinin sürdürülmesi ihtimalini de kapsadığı, tescillerin davalının üzerinde kalmasını haklı gösterecek bir vakıanın ileri sürülmediği, davalının «temsilcilik» ilişkisinin devam ettiği süre zarfında davacı markasını «taşıyan» ürünlere yönelik müşteri hacmini artırmasının ve bunun karşılığı bir alacak tesis edip etmediğinin ayrı bir «davanın konusu» olabileceği, ancak markaların devredilmeme nedeni sayılamayacağı, bu nedenle sözleşme ilişkisinin devamı süresince geçerli olmak üzere davalı adına tescil edilen markaların, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle davacıya devredilmesinin gerektiği, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, ref'i, maddî ve manevî tazminat ile tescil edilen markaların devri istemlerinin ancak davalı şirkete karşı yöneltilebileceği, davalı ...’ye karşı anılan istemlerle bir dava açılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle ...’ye karşı açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddedilmesinin icap ettiği gerekçesiyle, ...'ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı şirkete karşı açılan davanın kısmen kabulü ile davalının davacı ile aralarında yaptığı «münhasır» lisans sözleşmesi feshedilmiş olmasına rağmen, kendisine ait web sayfalarında ve diğer ortamlarda davacının tek yetkili temsilcisi olduğunu bildirmesi ve onun marka, unvan ve logo ile değişik görsellerini kullanmasının davacının gerçek hak sahibi olduğu marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin ve haksız rekabetin önlenmesine, kullanıma tecavüz oluşturan unvan, logo, marka, ürün fotoğraf ve benzeri diğer görsellerin davalıya ait web sayfalarından ve basılı evrak ile tabela gibi ortamlardan çıkarılmasına, ... nezdinde davalı şirket adına tescilli olan ....2007/57399 ve ....2007/57398 sayılı markaların tescilinin 556 sayılı KHK'nın .... maddesi uyarınca davacıya devrine, ....811,14 TL maddî ve 5.000,00 TL manevî tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin «masrafı» davalıya ait olmak üzere tüm Türkiye'de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilânına karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, «ıslah» yolu ile manevi tazminat istemine konu miktarın daraltılması mümkün olmayıp, yapılan bu daraltmanın hukuken «kısmi feragat» olduğunun kabulü gerektiğinden, davalı taraf lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken bu husus göz önüne alınmaksızın sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. ...- Davacı vekili tarafından temyiz incelemesi sırasında «ihtiyati tedbir» yolu ile davalı adına tescilli markaların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi talep edilmişse de, Yargıtay Kanunu kapsamında temyiz aşamasında Yargıtay tarafından i …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/11858 E. , 2016/9302 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ....
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/07/2015 tarih ve 2014/288-2015/630 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin banyo aksesuarları üzerine tasarımları olduğunu, müvekkiline ait tescilsiz tasarımların davalı şirket tarafından ... Fuar ve Kongre Merkezinde düzenlenen fuarda sergilendiğinin ve satışının yapıldığının .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/323 D.İş. sayılı dosyası ile tespit edildiğini, davalı şirketin üretip satışını yaptığı ürünlerin müvekkiline ait ürünler ile iltibas yaratacak derecede aynı ve benzer olduğunu, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin tespitini, men'i ve sonuçların ortadan kaldırılmasını, ürünlerin toplanmasını, el konulmasını, imhasını, haksız tecavüzün önlenmesini ve giderilmesini ve şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının da müvekkili gibi dava konusu ürünleri...'den ithalat ettiğini, bu ürünlere ait tasarımların yurtdışında yapıldığını ve Türkiye'ye özgü tasarımlar olmadığını, ithal olunan ürünlerin hiç birisinin tasarımının davacıya ait olmadığını, bu ürünlerin harcı alem ürünler olduğunu, ayrıca yenilik ve ayırt edicilik vasfının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu ürünlerin tasarımı açısından davacının haklı olduğunu gösterilebilecek teknik resim, onaylı üretim resmi, kalıp resmi, kalıp ve benzeri aşamalara ait deliller sunulmadığı, ayrıca davacının dava konusu tescilsiz tasarımları uzun yıllar önce piyasaya sunarak tanınmış hale getirdiğini ve bu tasarımlara sağladığını iddia ettiği emek ve piyasanın varlığının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir
1- Dava, haksız rekabetin tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, 20.07.2015 tarihli dilekçesi ile yeni delil sunmak için ıslah talebinde bulunmuştur. Mahkemece, yeni delil sunmanın ıslaha konu olamayacağından bahisle ıslah talebi reddedilerek, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, 6100 sayılı HMK’nın 176. ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ve ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Taraflarca delil listesinin sunulması işlemi de yargılama usulüyle ilgili bir işlem olup, ıslah ile değiştirilmesi mümkündür.
./..
Diğer bir söyleyişle ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3) Bu durumda, mahkemece, ıslah talebi kabul edilerek sunulan deliller değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/12/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/273489500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz