Muarazanın Giderilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/10586 E. 2010/10859 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
davanın konusu↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde kâr payına yönelik davanın reddine, diğer istemler hakkında davanın konusu kalmadığı gerekçesiyle kâr verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davacılar vekilinin temyizi üzerine hüküm Dairemizin 04.05.2010 günlü ilamının 2. bendinde yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulmuş, 1. bentte açıklanan gerekçelerle sair temyiz itirazları reddedilmiştir.
Davalı vekili ve davacı vekili karar düzeltme istemişlerdir.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekili ve davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4879 E. 2020/3476 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Tespit 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13130 E. 2010/1299 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3315 E. 2013/9318 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin karar harcı · tenfiz · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece «tenfizi» istenilen kararın davalıya hangi tarihte tebliğ edildiğine ilişkin yukarıda açıklanan çelişkinin giderilmesi ve kararın usulünce kesinleşip kesinleşmediğinin tesbiti ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yabancı bir mahkeme kararının tenfiz edilmesi için öncelikle kararın usulünce kesinleşmiş olması gerekmektedir.
Davaya konu «tenfizi» istenen ...
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalı şirket yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz eden davalı şirket'e iadesine, 08/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9514 E. 2013/8852 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · görevli mahkeme
Benzer bu karardaAncak taşımaya ilişkin davalar TTK’nın 4. maddesine göre «mutlak ticari» dava niteliğinde olup, Asliye (Ticaret) Mahkemeleri «görevli» olduğundan, mahkemece Tüketici Mahkemesi sıfatıyla davanın görülüp karara bağlanması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Tüketici Mahkemeleri’nin «görevleri» Tüketici Kanunu’nda düzenlenmiştir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11731 E. 2013/9970 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin karar harcı · tasdik kararı · tenfiz · dosya masrafı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin 30/09/2011 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının MÖHUK’nun 54 üncü maddesinde sayılan şartları taşıdığı, mahkeme kararı aslı ile «tasdik» edilmiş tercümesinin dosyaya sunulduğu ve kararın kesinleştiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 3 O 229/06 sayılı kararı ile aynı esas numaralı yargılama «masraflarına» dair ek kararının «tenfizine» karar verilmiştir.
2- Dava yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davanın kabul kararı ile sonuçlanıp kesinleştiğini ileri sürerek, söz konusu kararın «tenfizine» karar verilmesini talep ve dava etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda değinilen gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9736 E. 2013/9075 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:peşin karar harcı · maktu vekalet ücreti · taşıma sözleşmesi · hak düşürücü süre · vekalet ücreti
Benzer bu karardaHak düşürücü süre dava ön şartı niteliğinde olup, AAÜT 7. maddesinin atfı ile tarifenin ikinci bölümünde belirtilen miktarlar itibariyle «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmeyip kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın (HÜKÜM) bölümünde 3. bentte yer alan "9.690,80 TL vekalet ücreti" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "1.200 TL maktu vekalet ücreti" ibaresinin konulmasına, hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklı tazminat talebine ilişkin olup mahkemece davanın «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6808 E. 2013/9134 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun alacağı · navlun bedeli · peşin karar harcı · navlun · icra takibine itiraz · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaAncak «navlun alacağı» likit olup kabul edilen kısım yönünden «icra inkar tazminatına» karar verilmesi gerekirken bu talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda 1 no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 no'lu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 212,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dava «navlun bedelinin» tahsili için girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen alacağın likit olmadığı gerekçesiyle «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/10586 E. , 2010/10859 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.03.2008 gün ve 2003/1303 - 2008/103 sayılı kararı bozan Daire’nin 04.05.2010 gün ve 2008/9248 - 2010/4881 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili ve davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davacıların davalı şirketin kurucu intifa senetlerine ve A grubu hamiline, B grubu hamiline ve nama yazılı hisse senetlerine sahip ortaklarından olduğunu, 09.10.2001 tarihinde kadar yapılan sermaye artışlarına davacıların iştirak ettiğini, davalının sermaye artışları dikkate alınarak çıkartılmış hisse senetlerini veya ilmuhaberlerini teslim etmediğini, esas sözleşmenin 36. maddesinin kurucu hisselere tahsis edilecek kâr payını % 10 olarak belirlediğini, davalının 1992 yılından beri kurucu hisselere tahsis edilmesi gereken kâr paylarını ödemediğini hakim ortağın küçük ortakları mağdur etmek amacıyla ve hakkını kötüye kullanarak şirket kârını tümüyle fevkalade ihtiyatlara ayırdığını, bu tasarrufların yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, 1992 yılından bu yana genel kurullarda alınan sermaye artırım kararları doğrultusunda davacıların hisse senetlerine isabet eden bedelli-bedelsiz hisse senetlerinin tespitini, mahkeme kasasına depo edebilecekleri davacı hisselerinin davalıya verilmesi ve yeni hisse senetlerinin veya ilmuhaberlerinin davacılara teslimi yönünde davalı ile olan muarazanın giderilmesini, 1992 yılından bu yana dağıtılmayan kârdan kurucu kâr paylarına karşılık şimdilik 500 milyar TL'nın faiziyle tahsilini, ortak sıfatıyla davacıların, hisse senetlerine isabet eden kâr paylarından da şimdilik 500 milyar TL'nın faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde kâr payına yönelik davanın reddine, diğer istemler hakkında davanın konusu kalmadığı gerekçesiyle kâr verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davacılar vekilinin temyizi üzerine hüküm Dairemizin 04.05.2010 günlü ilamının 2. bendinde yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulmuş, 1. bentte açıklanan gerekçelerle sair temyiz itirazları reddedilmiştir.
Davalı vekili ve davacı vekili karar düzeltme istemişlerdir.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekili ve davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekili ve davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50'ar TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00'ar TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 27.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034114500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz