İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/4681 E. 2013/9650 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ön inceleme aşaması↗ yapılmamış sayılma↗ peşin karar harcı↗ itirazın iptali davası↗ iyiniyet↗ iptal davası↗ alacak davası↗ ıslah↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, başlangıçta itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılmış ise de, davacı vekilince 26.04.2010 tarihinde alacak davası olarak ıslah edilmiş olup, mahkemece itirazın iptali istemi üzerinden karar verilmiştir. 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 83 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 180. maddelerine göre ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Diğer bir söyleyişle, ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur (YİBK’nın 04.02.1948 gün ve 1944/10 E., 1948/3 K.; YHGK’nın 16.03.2005 gün ve 2005/13-97 E., 150 K. sayılı ilamları).Az önce de ifade edildiği üzere ıslahın konusu, tarafların yapmış oldukları usul işlemleridir (usule müteallik muamelelerdir; m. 83). Yani, ancak tarafların yapmış oldukları usul işlemleri ıslah edilebilir (ıslah yolu ile düzeltilebilir). Tarafların yaptıkları usul işlemleri, yargılamanın ilerlemesi için yapılan, şartları ve etkileri usul hukuku tarafından düzenlenmiş olan işlemlerdir. Islahın tamamlanması için ne diğer tarafın ve ne de mahkemenin kabulüne ihtiyaç vardır. Madem ki, ıslah müessesesi tarafların yaptıkları usul muamelelerine ilişkindir, o halde bir taraf muamelesi sayılan dava dilekçesi ve cevap dilekçesi de ıslah ile düzeltilebilecektir.Dava, davacı tarafça tamamen ıslah edilebilir. Tamamen ıslahta davacı, davasını baştan, yani dava dilekçesinden itibaren ıslah eder ve bu yola o zamana kadarki bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurur (HMK m. 179/1). Bu durumda mahkeme, davayı yeni şekline göre yürütür ve ilk dava dilekçesi, hiç verilmemiş sayılır ve mahkeme davayı yeni dava dilekçesine göre yürütür.Bu hukuksal açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacı tarafça başlangıçta dava itirazın iptali davası olarak açılmış ancak, daha sonra davaya alacak davası olarak devam edildiği beyan edilerek, dava ıslah edilmiştir. Bundan sonra mahkemece somut davanın ıslah edilmiş şekliyle, alacak davası olarak yürütülmesi ve buna göre sonuçlandırılması gerekirken, mahkeme hatalı bir değerlendirme ile itirazın iptali davasına ilişkin karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11858 E. 2016/9302 K.
Ortak:iyiniyet · ıslah
İncelediğiniz karardaDiğer bir söyleyişle, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çer …
Dava, başlangıçta itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılmış ise de, davacı vekilince 26.04.2010 tarihinde «alacak davası» olarak «ıslah» edilmiş olup, mahkemece itirazın iptali istemi üzerinden karar verilmiştir.
1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 83 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 180. maddelerine göre «ıslah», taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur.
Benzer bu karardaDiğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3) Bu durumda, mahkemece, ıslah talebi kabul edilerek sunulan «deliller değerlendirildikten» sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Davacı vekili, 20.07.2015 tarihli dilekçesi ile yeni delil sunmak için «ıslah» talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, yeni delil sunmanın «ıslaha» konu olamayacağından bahisle ıslah talebi reddedilerek, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil değerlendirmesi · tahkikat · tescilsiz tasarım · eksik inceleme · haksız rekabet
Benzer bu karardaDiğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3) Bu durumda, mahkemece, ıslah talebi kabul edilerek sunulan «deliller değerlendirildikten» sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
… ın haklı olduğunu gösterilebilecek teknik resim, onaylı üretim resmi, kalıp resmi, kalıp ve benzeri aşamalara ait deliller sunulmadığı, ayrıca davacının dava konusu «tescilsiz tasarımları» uzun yıllar önce piyasaya sunarak tanınmış hale getirdiğini ve bu tasarımlara sağladığını iddia ettiği emek ve piyasanın varlığının da ispatlanamadığı gerekçesiyle …
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir 1- Dava, «haksız rekabetin» tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Oysa, 6100 sayılı HMK’nın 176. ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1397 E. 2013/9047 K.
Ortak:peşin karar harcı · iyiniyet · ıslah
İncelediğiniz karardaDiğer bir söyleyişle, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çer …
Dava, başlangıçta itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılmış ise de, davacı vekilince 26.04.2010 tarihinde «alacak davası» olarak «ıslah» edilmiş olup, mahkemece itirazın iptali istemi üzerinden karar verilmiştir.
1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 83 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 180. maddelerine göre «ıslah», taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur.
Benzer bu karardaDiğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçe …
… onra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından, 27.12.2010 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, «internet bankacılığı» yolu ile toplam 72.000.00 TL'nin bilmediği başka hesaplara «havale» edildiğini, davalı bankanın «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini ve müvekkilinin zararının «tazmini talebinin» reddedildiğini, davalının 21.01.2011 tarihinde «temerrüde» düştüğünü ileri sürerek, 72.000.00 TL'nin 21.01.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.08.2012 tarihinde talebini «ıslah» ederek, 49.851.45 USD’nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının, 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etm …
A.Ş.’nin sebebiyet verdiğini, gizliliği temin edilmesi gereken şifrenin banka «dahil» olmak üzere üçüncü şahıslar tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu olayda davacının bir kusurunun bulunmadığı, bir «güven kurumu» olan davalı bankanın «internet bankacılığı» bakımından objektif özen borcunun gereği olarak en yüksek güvenlik önlemlerini almakla yükümlü bulunduğu, somut olayın davalı bankanın bu sorumluluklarını yerine getirmemesinden kaynaklandığı, davacının dava dilekçesinde seçimlik hakkını kullandığı ve TL olarak talepte bulunduğu, «ıslah» sureti ile de olsa kullandığı seçimlik hakkını değiştiremeyeceği gibi «temerrüt tarihini» de geriye çekemeyeceği gerekçesiyle, davanın ıslah edilmiş hali ile 76.375,30 TL üzerinden kısmen kabulü ile, bu miktarın 72.000.00 TL’sinin 21.01.2011 tarihinden, bakiye 4.375,30 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren değişen oranlardaki «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile faiz başlangıcının geriye alınması isteminin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · tazmin talebi · müddeabih · güven kurumu · özen yükümlülüğü · tahkikat · internet bankacılığı · temerrüt tarihi
Benzer bu kararda… onra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından, 27.12.2010 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, «internet bankacılığı» yolu ile toplam 72.000.00 TL'nin bilmediği başka hesaplara «havale» edildiğini, davalı bankanın «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini ve müvekkilinin zararının «tazmini talebinin» reddedildiğini, davalının 21.01.2011 tarihinde «temerrüde» düştüğünü ileri sürerek, 72.000.00 TL'nin 21.01.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.08.2012 tarihinde talebini «ıslah» ederek, 49.851.45 USD’nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının, 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etm …
A.Ş.’nin sebebiyet verdiğini, gizliliği temin edilmesi gereken şifrenin banka «dahil» olmak üzere üçüncü şahıslar tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu olayda davacının bir kusurunun bulunmadığı, bir «güven kurumu» olan davalı bankanın «internet bankacılığı» bakımından objektif özen borcunun gereği olarak en yüksek güvenlik önlemlerini almakla yükümlü bulunduğu, somut olayın davalı bankanın bu sorumluluklarını yerine getirmemesinden kaynaklandığı, davacının dava dilekçesinde seçimlik hakkını kullandığı ve TL olarak talepte bulunduğu, «ıslah» sureti ile de olsa kullandığı seçimlik hakkını değiştiremeyeceği gibi «temerrüt tarihini» de geriye çekemeyeceği gerekçesiyle, davanın ıslah edilmiş hali ile 76.375,30 TL üzerinden kısmen kabulü ile, bu miktarın 72.000.00 TL’sinin 21.01.2011 tarihinden, bakiye 4.375,30 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren değişen oranlardaki «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile faiz başlangıcının geriye alınması isteminin reddine karar verilmiştir.
… 83. ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 176 ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Bu nedenle mahkemece «ıslah» yoluyla «müddeabihin» artırılacağı kabul edilerek, davalıdan tahsili istenilen dolar cinsinden alacağın TL karşılığı olan dava dilekçesinde belirtilen tutardan fazla olup bilirkişi raporu ile tespit edilen artan «bölümün», ıslah yoluyla istenebilmesi mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1918 E. 2011/10881 K.
Ortak:ıslah
İncelediğiniz karardaDava, başlangıçta itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılmış ise de, davacı vekilince 26.04.2010 tarihinde «alacak davası» olarak «ıslah» edilmiş olup, mahkemece itirazın iptali istemi üzerinden karar verilmiştir.
1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 83 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 180. maddelerine göre «ıslah», taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur.
Diğer bir söyleyişle, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çer …
Benzer bu kararda2-Davacı vekili müvekkilinin, davalı şirkete ait ortaklık senedi vermek üzere davalı şirket «temsilcisine» 22.000 DM verildiği halde pay senedi verilmediğini ve ortak edilmediğini belirterek, «sebepsiz zenginleştiğini» iddia ettiği davalıdan dava dilekçesinde 1.000 TL talep etmiş, Dairemizin bozma kararı sonrasında davacı taraf, 1.000 TL olan «maddi tazminat» istemini «ıslah» ederek 20.003 TL «asıl alacak» ve «işlemiş faiz» tutarı 27.000 TL’nın davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece 17.711,76 TL asıl alacak ve 27.000 TL işlemiş faizin tahsiline karar verilmiştir.
Davanın tamamen «ıslahı» HUMK'nun 83. maddesi hükmü uyarınca mümkündür.
Ancak, bozmadan sonra davanın tamamen «ıslahına» izin vermek kazanılmış hakları ihlale yol açabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sebepsiz zenginleşme · işlemiş faiz · asıl alacak · maddi tazminat · temsil
Benzer bu kararda2-Davacı vekili müvekkilinin, davalı şirkete ait ortaklık senedi vermek üzere davalı şirket «temsilcisine» 22.000 DM verildiği halde pay senedi verilmediğini ve ortak edilmediğini belirterek, «sebepsiz zenginleştiğini» iddia ettiği davalıdan dava dilekçesinde 1.000 TL talep etmiş, Dairemizin bozma kararı sonrasında davacı taraf, 1.000 TL olan «maddi tazminat» istemini «ıslah» ederek 20.003 TL «asıl alacak» ve «işlemiş faiz» tutarı 27.000 TL’nın davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece 17.711,76 TL asıl alacak ve 27.000 TL işlemiş faizin tahsiline karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9202 E. 2013/13243 K.
Ortak:ıslah
İncelediğiniz karardaDava, başlangıçta itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılmış ise de, davacı vekilince 26.04.2010 tarihinde «alacak davası» olarak «ıslah» edilmiş olup, mahkemece itirazın iptali istemi üzerinden karar verilmiştir.
1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 83 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 180. maddelerine göre «ıslah», taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur.
Diğer bir söyleyişle, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çer …
Benzer bu kararda2- Dava, işveren mali mesuliyet «sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkin olup, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000,00 TL'nin tahsili talep edilmiş, mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı Dairemizce bozulduktan sonra davacı tarafından 13.03.2012 tarihli dilekçe ile dava «ıslah» edilerek alacak miktarı 84.213,03 TL'ye yükseltilmiş ve mahkemece davanın kabulü ile 84.213,03 TL'nin tahsiline hükmedilmiştir.
Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca «ıslah», HUMK.
Dava konusu olayda, bozma ilamında davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden bahisle karar bozulduğuna ve mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiğine göre davalının kazanılmış hakkına ve YİBK.'na aykırı olarak davanın «ıslahı» kabul edilip, hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iş bölümü · yargılama gideri · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce «yargılama gideri» yönünden davacı yararına bozulmuştur.
2- Dava, işveren mali mesuliyet «sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkin olup, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000,00 TL'nin tahsili talep edilmiş, mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı Dairemizce bozulduktan sonra davacı tarafından 13.03.2012 tarihli dilekçe ile dava «ıslah» edilerek alacak miktarı 84.213,03 TL'ye yükseltilmiş ve mahkemece davanın kabulü ile 84.213,03 TL'nin tahsiline hükmedilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, «ıslah» ile arttırılan «bölümün» salt bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekmekte olup, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizin 18.01.20 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/15182 E. 2010/10369 K.
Ortak:ıslah
İncelediğiniz karardaDava, başlangıçta itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılmış ise de, davacı vekilince 26.04.2010 tarihinde «alacak davası» olarak «ıslah» edilmiş olup, mahkemece itirazın iptali istemi üzerinden karar verilmiştir.
1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 83 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 180. maddelerine göre «ıslah», taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur.
Diğer bir söyleyişle, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çer …
Benzer bu kararda2-Dava, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup,Dairemizin bozma kararı sonrasında davacı taraf, 2.000.000.000.TL. olan «maddi tazminat» istemini «ıslah» ederek 18.150,00-YT.L.nın davalılardan tahsilini istemiş, mahkemece bu miktarın tahsiline karar verilmiştir.
Davanın tamamen «ıslahı» HUMK.nun 83. maddesi hükmü uyarınca mümkündür.
Ancak, bozmadan sonra davanın tamamen «ıslahına» izin vermek kazanılmış hakları ihlale yol açabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davanın «maddi tazminat» istemi yönünden kabulüne karar verilmiştir.
2-Dava, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup,Dairemizin bozma kararı sonrasında davacı taraf, 2.000.000.000.TL. olan «maddi tazminat» istemini «ıslah» ederek 18.150,00-YT.L.nın davalılardan tahsilini istemiş, mahkemece bu miktarın tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13793 E. 2015/10587 K.
Ortak:ıslah
İncelediğiniz karardaDava, başlangıçta itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılmış ise de, davacı vekilince 26.04.2010 tarihinde «alacak davası» olarak «ıslah» edilmiş olup, mahkemece itirazın iptali istemi üzerinden karar verilmiştir.
1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 83 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 180. maddelerine göre «ıslah», taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur.
Diğer bir söyleyişle, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çer …
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine dair verilen Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen sözleşme uyarınca davacının davalıdan toplam «komisyon alacağının» «ıslah» dilekçesi de dikkate alınarak 39.534,37 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın kısmen ve ya tamamen «ıslahı» mümkün ise de bozmadan sonra davanın tamamen ya da kısmen ıslahına izin vermek kazanılmış hakları ihlale yol açabilir.
Nitekim, 04.02.1948 gün ve 1944/10 Esas-1948/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca «ıslah», soruşturma ve yargılama bitinceye kadar yapılabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:komisyon sözleşmesi · komisyon alacağı · komisyon
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine dair verilen Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen sözleşme uyarınca davacının davalıdan toplam «komisyon alacağının» «ıslah» dilekçesi de dikkate alınarak 39.534,37 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Dava, «komisyon sözleşmesinin» haksız feshinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4876 E. 2014/6962 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:halefiyet · rücuen tahsil · görevsizlik kararı · taşıyan · hasar · görevli mahkeme
Benzer bu karardadava dışı sigortalısına ödediği «hasar» tazminatının davalılardan «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
22.03.1944 tarihli 37 E.- 9 K. sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere bu dava, sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibi değerlendirilerek «görevli» mahkemenin belirlenmesi gerekir.
Davacı sigorta şirketi «halefiyet» hakkına dayalı olarak bu davayı açtığına göre, halefi olduğu sigortalı ile davalı Ç.Ltd.
Şti. arasındaki ilişkinin mahiyetine bakılarak «görevli» mahkeme tespit edilecektir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/4681 E. , 2013/9650 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/04/2012 tarih ve 2009/716-2012/163 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 17.220 TL'nin altında bulunduğundan HUMK.'nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilince davalı aleyhine kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibinin, davalının itirazı ile icra mahkemesince iptali üzerine, müvekkilince takip konusu senedin keşidecisi ve hamili davalıya gönderilen ihtarname ile borcun ödenmesinin istenildiğini, ancak herhangi bir ödemenin yapılmadığını, davalının icra mahkemesinde dava konusu senedi rızası ile müvekkiline verdiğini ve borcu kabul ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamını ve davalının kötüniyeti nedeniyle % 40 inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 26.04.2010 tarihinde davasını alacak davası olarak, 04.02.2011 tarihinde ise alacak miktarını 7.105.00 TL asıl alacak ve 6.895.00 TL dava tarihine kadar işlemiş faizden oluşan toplam 14.000.00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu takip iptal edildiğinden davanın usulen reddinin gerektiğini, alacağın yazılı delillerle kanıtlamasının zorunlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.Mahkemece; iddia, savunma ile işlemiş faiz yönünden alınan ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı tarafından davacıya ciro edilen davaya konu senet altındaki imzanın davalı tarafından inkar edilmediği, davacıya borcunun olmadığını ispata elverişli yazılı bir belgenin de ibraz edilmediği, her ne kadar kısa kararda dava sehven itirazın iptali olarak değerlendirilip icra inkar tazminatına hükmedilmiş ise de bu değerlendirmenin doğru olmadığının gerekçeli karar aşamasında anlaşıldığı, bu yanılgının düzeltilmesinin Yargıtay denetimine tabi bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ...
12. İcra Müdürlüğü’nün 2008/14307 Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 7.105,00 TL asıl alacak ve 5.271,37 TL işlemiş faiz ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %40’ı oranında 2.842,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı temyiz etmiştir. Dava, başlangıçta itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılmış ise de, davacı vekilince 26.04.2010 tarihinde alacak davası olarak ıslah edilmiş olup, mahkemece itirazın iptali istemi üzerinden karar verilmiştir. 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 83 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 180.
maddelerine göre ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Diğer bir söyleyişle, ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur (YİBK’nın 04.02.1948 gün ve 1944/10 E., 1948/3 K.; YHGK’nın 16.03.2005 gün ve 2005/13-97 E., 150 K. sayılı ilamları).Az önce de ifade edildiği üzere ıslahın konusu, tarafların yapmış oldukları usul işlemleridir (usule müteallik muamelelerdir;
m.
83) . Yani, ancak tarafların yapmış oldukları usul işlemleri ıslah edilebilir (ıslah yolu ile düzeltilebilir). Tarafların yaptıkları usul işlemleri, yargılamanın ilerlemesi için yapılan, şartları ve etkileri usul hukuku tarafından düzenlenmiş olan işlemlerdir. Islahın tamamlanması için ne diğer tarafın ve ne de mahkemenin kabulüne ihtiyaç vardır. Madem ki, ıslah müessesesi tarafların yaptıkları usul muamelelerine ilişkindir, o halde bir taraf muamelesi sayılan dava dilekçesi ve cevap dilekçesi de ıslah ile düzeltilebilecektir.Dava, davacı tarafça tamamen ıslah edilebilir. Tamamen ıslahta davacı, davasını baştan, yani dava dilekçesinden itibaren ıslah eder ve bu yola o zamana kadarki bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurur (HMK m.
179/1). Bu durumda mahkeme, davayı yeni şekline göre yürütür ve ilk dava dilekçesi, hiç verilmemiş sayılır ve mahkeme davayı yeni dava dilekçesine göre yürütür.Bu hukuksal açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacı tarafça başlangıçta dava itirazın iptali davası olarak açılmış ancak, daha sonra davaya alacak davası olarak devam edildiği beyan edilerek, dava ıslah edilmiştir. Bundan sonra mahkemece somut davanın ıslah edilmiş şekliyle, alacak davası olarak yürütülmesi ve buna göre sonuçlandırılması gerekirken, mahkeme hatalı bir değerlendirme ile itirazın iptali davasına ilişkin karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/449470000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz