Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4879 E. 2020/3476 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davacı, davalılar ..., ..., ... ve davalılar ..., ..., ..., ..., İ...., ... vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dairemizce 20.05.2019 tarihinde verilen bozma ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve (3) numaralı bentte davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediğinin belirtilmiş bulunmasına göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Muarazanın Giderilmesi 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10586 E. 2010/10859 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusu · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama neticesinde kâr payına yönelik davanın reddine, diğer istemler hakkında «davanın konusu» kalmadığı gerekçesiyle kâr «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, davacılar vekilinin temyizi üzerine hüküm Dairemizin 04.05.2010 günlü ilamının 2. bendinde yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulmuş, 1. bentte açıklanan gerekçelerle sair temyiz itirazları reddedilmiştir.
-
Tespit 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13130 E. 2010/1299 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3315 E. 2013/9318 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin karar harcı · tenfiz · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece «tenfizi» istenilen kararın davalıya hangi tarihte tebliğ edildiğine ilişkin yukarıda açıklanan çelişkinin giderilmesi ve kararın usulünce kesinleşip kesinleşmediğinin tesbiti ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yabancı bir mahkeme kararının tenfiz edilmesi için öncelikle kararın usulünce kesinleşmiş olması gerekmektedir.
Davaya konu «tenfizi» istenen ...
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalı şirket yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz eden davalı şirket'e iadesine, 08/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9514 E. 2013/8852 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · görevli mahkeme
Benzer bu karardaAncak taşımaya ilişkin davalar TTK’nın 4. maddesine göre «mutlak ticari» dava niteliğinde olup, Asliye (Ticaret) Mahkemeleri «görevli» olduğundan, mahkemece Tüketici Mahkemesi sıfatıyla davanın görülüp karara bağlanması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Tüketici Mahkemeleri’nin «görevleri» Tüketici Kanunu’nda düzenlenmiştir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11731 E. 2013/9970 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin karar harcı · tasdik kararı · tenfiz · dosya masrafı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin 30/09/2011 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının MÖHUK’nun 54 üncü maddesinde sayılan şartları taşıdığı, mahkeme kararı aslı ile «tasdik» edilmiş tercümesinin dosyaya sunulduğu ve kararın kesinleştiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 3 O 229/06 sayılı kararı ile aynı esas numaralı yargılama «masraflarına» dair ek kararının «tenfizine» karar verilmiştir.
2- Dava yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davanın kabul kararı ile sonuçlanıp kesinleştiğini ileri sürerek, söz konusu kararın «tenfizine» karar verilmesini talep ve dava etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda değinilen gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9736 E. 2013/9075 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:peşin karar harcı · maktu vekalet ücreti · taşıma sözleşmesi · hak düşürücü süre · vekalet ücreti
Benzer bu karardaHak düşürücü süre dava ön şartı niteliğinde olup, AAÜT 7. maddesinin atfı ile tarifenin ikinci bölümünde belirtilen miktarlar itibariyle «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmeyip kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın (HÜKÜM) bölümünde 3. bentte yer alan "9.690,80 TL vekalet ücreti" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "1.200 TL maktu vekalet ücreti" ibaresinin konulmasına, hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklı tazminat talebine ilişkin olup mahkemece davanın «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6808 E. 2013/9134 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun alacağı · navlun bedeli · peşin karar harcı · navlun · icra takibine itiraz · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaAncak «navlun alacağı» likit olup kabul edilen kısım yönünden «icra inkar tazminatına» karar verilmesi gerekirken bu talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda 1 no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 no'lu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 212,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dava «navlun bedelinin» tahsili için girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen alacağın likit olmadığı gerekçesiyle «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4879 E. , 2020/3476 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05/10/2017 gün ve 2014/38 - 2017/775 sayılı kararı bozan Daire'nin 20/05/2019 gün ve 2018/1468 - 2019/3959 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; davalıların, müvekkili bankanın genel müdürü, yönetim kurulu üyesi, krediler daire başkanı ve şube müdürü görevlerinde bulundukları dönemde yasalara aykırı olarak krediye müstahak olmayan şirketlere kredi tahsisiyle müvekkilinin öz kaynaklarını riske atarak zarara yol açtıklarının Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığının 02.08.1999 tarihli raporuyla tespit edildiğini, bahse konu şirketin başka bankalarla kredi ilişkisinin bulunmadığını, müvekkili ile geçmiş kredi ilişkilerinde sorun yaşayan ve takibe alınan şirketlerin uzantısı olduğunun bilindiğini, kredi kullandırılan şirket hakkındaki mali tahlil raporunda, 1999 yılından başlayarak 3 yıl süreyle zarar edeceğinin, kredi ana para ve faiz ödemelerinin yoğunlaştığının, 2000-2001 yıllarında fon açığına maruz kalacağının, 1998-1999 yıllarında 3.000.000,00 DEM nakdi sermaye artışı yapması zorunluluğunda olduğunun, 1997 yılından evvel faaliyeti bulunmadığından bilanço kalemleri ve rasyonları arasında karşılaştırma yapılamadığının bildirildiğini, şirket hakkında Denizcilik Kredileri Müdürlüğünce düzenlenen 20.08.1998 tarihli raporda da şirketin ancak 2002 yılında kara geçebileceğinin, 1999 ve 2000 yıllarında 800.000,00 USD zarar edeceğinin ve fon açığına maruz kalacağının tespit edildiğini, %26'sını öz kaynakları, %76'sını yabancı kaynaklarla finanse edeceği, 50.000.000,00 USD tutarına maliyeti olan bir projenin yatırım teşvik belgesi görülmeden 04.06.1998 tarihli ve 20.08.1998 tarihli yönetim kurulu kararları ile dava dışı Ezel Uluslararası Nak.
A.Ş'ye yüksek montanlı kredi kullandırıldığını, 28.03.2000 tarihli banka disiplin kurulu kararı gereğince davalıların sorumlu olduklarının belirlendiğini ve haklarında Şişli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/52 E. sayılı dosyasında dava açıldığını, görevi kötüye kullanma suçundan açılan bu davanın 4616 sayılı Yasa gereğince ertelendiğini, davalıların, müvekkilinin yüksek tutarlı öz kaynaklarını krediye müstehak olmayan şirkete aktararak zararına sebebiyet verdiklerini ileri sürerek tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 16.09.2002 tarihi itibariyle 15.410.514,65 EURO, 30.462.311,98 CHF ve 190.724.920.760 eTL'nin ödeme günündeki TL karşılığının olay tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davacı, davalılar ..., ..., ... ve davalılar ..., ..., ..., ..., İ...., ... vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dairemizce 20.05.2019 tarihinde verilen bozma ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve (3) numaralı bentte davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediğinin belirtilmiş bulunmasına göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, davacı Emlak Bankasından harç ve ceza alınmasına yer olmadığına, 07/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/596372800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz