Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/3337 E. 2012/7155 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması↗ müddeabih↗ ihtirazi kayıt↗ trafik kazası↗ tahkikat↗ iyiniyet↗ iş bölümü↗ olumsuz oy↗ muvafakat↗ feragat↗ sulh↗ ıslah↗ terkin↗ maddi tazminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2006/313 E. sayılı dosya ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep ettiği, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesiyle talebini 23.109 TL’ye çıkardığı ancak bu talebinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, dava dilekçesinde ya da talebin genişletildiği ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması halinde artık davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı ve ihtirazi kayıt bildirmemiş olan alacaklının davalının muvafakat etmesi hali dışında bu alacak bölümü yönünden ıslah veya ek dava yoluyla talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının yolcu olarak içinde bulunduğu minibüsün yaptığı trafik kazası nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan HUMK’nun 83. ve ardından gelen maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83.maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84.maddede, ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Sonraki hükümler, ıslahın şekline ve sonuçlarına ilişkin düzenlemeleri içermektedir. Sonradan yürürlüğe giren 6100 s. HMK'nun 176-182. maddelerinde de ıslah müessesesi düzenlenmiştir.
Bilindiği üzere, ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Bir başka anlatımla, ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında, ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin de ıslah yoluyla düzeltilmesi imkansızdır. Açık bir irade beyanı ile terk edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz (HGK’nun 14.01.1953 gün ve E:1/8, K:3;14.3.2007 gün ve E:2007/2-99, K:141 sayılı ilamları).
Mevcut bir davada ıslah yapılmış olması, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydıyla, fazlaya ilişkin haklar yönünden ek dava açılmasına engel değildir. Islahla müddeabih artırılırken, yargılaması süren davadaki müddeabih artırılmaktadır, uyuşmazlığın tümü için müddeabih sınırlandırılmamaktadır. Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması nedeniyle, ıslah edilen miktardan fazlasının ek dava ile istenmesi mümkündür. Bu açıdan ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklara değinilmemesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu durumda somut olayda, davacı vekilinin, müvekkilinin içinde bulunduğu minibüsün traktör römorkuna çarparak trafik kazasına neden olması nedeniyle daha önce açılan davada davaya konu edilmeyen miktarın tahsilini talep ettiği ve ilk açtığı davanın dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu anlaşılmakla, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, mahkemece işin esasına girilerek oluşacak kanaate göre olumlu ya da olumsuz bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1397 E. 2013/9047 K.
Ortak:müddeabih · tahkikat · iyiniyet · iş bölümü · sulh · ıslah
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2006/313 E. sayılı dosya ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000 TL «maddi tazminatın» davalılardan tahsilini talep ettiği, yargılama sırasında verdiği «ıslah» dilekçesiyle talebini 23.109 TL’ye çıkardığı ancak bu talebinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, dava dilekçesinde ya da talebin genişletildiği ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması halinde artık davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı ve «ihtirazi kayıt» bildirmemiş olan alacaklının davalının «muvafakat» etmesi hali dışında bu alacak «bölümü» yönünden ıslah veya ek dava yoluyla talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan HUMK’nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83.maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84.maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Bir başka anlatımla, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Benzer bu karardaBu nedenle mahkemece «ıslah» yoluyla «müddeabihin» artırılacağı kabul edilerek, davalıdan tahsili istenilen dolar cinsinden alacağın TL karşılığı olan dava dilekçesinde belirtilen tutardan fazla olup bilirkişi raporu ile tespit edilen artan «bölümün», ıslah yoluyla istenebilmesi mümkün değildir.
… 83. ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 176 ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Diğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçe …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · tazmin talebi · güven kurumu · özen yükümlülüğü · peşin karar harcı · internet bankacılığı · temerrüt tarihi · havale
Benzer bu kararda… onra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından, 27.12.2010 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, «internet bankacılığı» yolu ile toplam 72.000.00 TL'nin bilmediği başka hesaplara «havale» edildiğini, davalı bankanın «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini ve müvekkilinin zararının «tazmini talebinin» reddedildiğini, davalının 21.01.2011 tarihinde «temerrüde» düştüğünü ileri sürerek, 72.000.00 TL'nin 21.01.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.08.2012 tarihinde talebini «ıslah» ederek, 49.851.45 USD’nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının, 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etm …
A.Ş.’nin sebebiyet verdiğini, gizliliği temin edilmesi gereken şifrenin banka «dahil» olmak üzere üçüncü şahıslar tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu olayda davacının bir kusurunun bulunmadığı, bir «güven kurumu» olan davalı bankanın «internet bankacılığı» bakımından objektif özen borcunun gereği olarak en yüksek güvenlik önlemlerini almakla yükümlü bulunduğu, somut olayın davalı bankanın bu sorumluluklarını yerine getirmemesinden kaynaklandığı, davacının dava dilekçesinde seçimlik hakkını kullandığı ve TL olarak talepte bulunduğu, «ıslah» sureti ile de olsa kullandığı seçimlik hakkını değiştiremeyeceği gibi «temerrüt tarihini» de geriye çekemeyeceği gerekçesiyle, davanın ıslah edilmiş hali ile 76.375,30 TL üzerinden kısmen kabulü ile, bu miktarın 72.000.00 TL’sinin 21.01.2011 tarihinden, bakiye 4.375,30 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren değişen oranlardaki «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile faiz başlangıcının geriye alınması isteminin reddine karar verilmiştir.
3- (2) numaralı bentte açıklanan bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin «vekalet ücretine» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek olmadığına karar verilmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz eden davalı bankaya iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1774 E. 2013/2428 K.
Ortak:tahkikat · iyiniyet · feragat · sulh · ıslah · terkin
İncelediğiniz karardaKarar tarihi itibari ile yürürlükte olan HUMK’nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83.maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84.maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Bir başka anlatımla, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Feragat, kabul, «sulh» gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin de «ıslah» yoluyla düzeltilmesi imkansızdır.
Benzer bu karardaBir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemeyeceği gibi, «feragat», kabul, «sulh» gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşıdığından, açık bir irade beyanı ile «terk» edilebilecek hakların, ıslahla terki yani feragatle yapılabilecek talep daraltmalarının ıslahla yapılması olanaklı değildir.
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84. maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Bir başka anlatımla, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kısmi feragat · davanın konusu · pasif husumet yokluğu · münhasırlık · eş rızası · ihtiyati tedbir · pasif husumet · fesih
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme ilişkisinin «fesih» ve benzeri bir nedenle sona ermesini müteakip anılan markaların tarafların arasındaki ....11.2011 günlü sözleşme uyarınca davacı hak sahibine geri döneceği, davalının bu yükümü, sözleşme feshedilmesine karşın yerine getirmediği, 556 sayılı KHK’nın .... maddesi hükmünün hukuka uygun bir «rıza» ile tescil edilen markaların rızanın kalkmasına rağmen tescillerinin sürdürülmesi ihtimalini de kapsadığı, tescillerin davalının üzerinde kalmasını haklı gösterecek bir vakıanın ileri sürülmediği, davalının «temsilcilik» ilişkisinin devam ettiği süre zarfında davacı markasını «taşıyan» ürünlere yönelik müşteri hacmini artırmasının ve bunun karşılığı bir alacak tesis edip etmediğinin ayrı bir «davanın konusu» olabileceği, ancak markaların devredilmeme nedeni sayılamayacağı, bu nedenle sözleşme ilişkisinin devamı süresince geçerli olmak üzere davalı adına tescil edilen markaların, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle davacıya devredilmesinin gerektiği, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, ref'i, maddî ve manevî tazminat ile tescil edilen markaların devri istemlerinin ancak davalı şirkete karşı yöneltilebileceği, davalı ...’ye karşı anılan istemlerle bir dava açılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle ...’ye karşı açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddedilmesinin icap ettiği gerekçesiyle, ...'ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı şirkete karşı açılan davanın kısmen kabulü ile davalının davacı ile aralarında yaptığı «münhasır» lisans sözleşmesi feshedilmiş olmasına rağmen, kendisine ait web sayfalarında ve diğer ortamlarda davacının tek yetkili temsilcisi olduğunu bildirmesi ve onun marka, unvan ve logo ile değişik görsellerini kullanmasının davacının gerçek hak sahibi olduğu marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin ve haksız rekabetin önlenmesine, kullanıma tecavüz oluşturan unvan, logo, marka, ürün fotoğraf ve benzeri diğer görsellerin davalıya ait web sayfalarından ve basılı evrak ile tabela gibi ortamlardan çıkarılmasına, ... nezdinde davalı şirket adına tescilli olan ....2007/57399 ve ....2007/57398 sayılı markaların tescilinin 556 sayılı KHK'nın .... maddesi uyarınca davacıya devrine, ....811,14 TL maddî ve 5.000,00 TL manevî tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin «masrafı» davalıya ait olmak üzere tüm Türkiye'de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilânına karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, «ıslah» yolu ile manevi tazminat istemine konu miktarın daraltılması mümkün olmayıp, yapılan bu daraltmanın hukuken «kısmi feragat» olduğunun kabulü gerektiğinden, davalı taraf lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken bu husus göz önüne alınmaksızın sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. ...- Davacı vekili tarafından temyiz incelemesi sırasında «ihtiyati tedbir» yolu ile davalı adına tescilli markaların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi talep edilmişse de, Yargıtay Kanunu kapsamında temyiz aşamasında Yargıtay tarafından i …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14013 E. 2012/17049 K.
Ortak:tahkikat · iyiniyet · feragat · sulh · ıslah · terkin
İncelediğiniz karardaKarar tarihi itibari ile yürürlükte olan HUMK’nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83.maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84.maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Bir başka anlatımla, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Feragat, kabul, «sulh» gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin de «ıslah» yoluyla düzeltilmesi imkansızdır.
Benzer bu karardaBir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemeyeceği gibi, «feragat», kabul, «sulh» gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşıdığından, açık bir irade beyanı ile «terk» edilebilecek hakların, ıslahla terki yani feragatle yapılabilecek talep daraltmalarının ıslahla yapılması olanaklı değildir.
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84. maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Bir başka anlatımla, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kısmi feragat · yargılama giderleri · ihtiyati tedbir · ilan · haksız rekabet · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… nusu TPE YİDK kararının iptalini, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğünü, iptalini, terkinini, hükümsüzlük kararının «ilanını», adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen «ihtiyati tedbir» kararı verilmesini talep etmiş; «ıslah» dilekçesiyle, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğüne, iptaline, terkinine, hükümsüzlük kararının ilanına, adı geçen …
Davalı tarafın bu konuda kabulü olmadan «ıslah» yolu ile birleşen davaya konu davalı markasının hükümsüzlüğüne, iptaline, terkinine, kararın «ilanına» ilişkin istemlerin dava dilekçesindeki taleplerden çıkartılması mümkün olmayıp, yapılan bu çıkartılmanın hukuken «kısmi feragat» olduğunun kabulü gerekmektedir.
… nusu TPE YİDK kararının iptalini, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğünü, iptalini, terkinini, hükümsüzlük kararının «ilanını», adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen «ihtiyati tedbir» kararı verilmesinin istendiği, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğü, iptali, «terkini», hükümsüzlük kararının ilanı, adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesi taleplerinden «feragat» edildiği sonucuna varılmalıdır.
Şti. vekilinin hükmedilen «yargılama giderleri» ile «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11858 E. 2016/9302 K.
Ortak:tahkikat · iyiniyet · ıslah
İncelediğiniz karardaKarar tarihi itibari ile yürürlükte olan HUMK’nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83.maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84.maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Bir başka anlatımla, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2006/313 E. sayılı dosya ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000 TL «maddi tazminatın» davalılardan tahsilini talep ettiği, yargılama sırasında verdiği «ıslah» dilekçesiyle talebini 23.109 TL’ye çıkardığı ancak bu talebinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, dava dilekçesinde ya da talebin genişletildiği ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması halinde artık davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı ve «ihtirazi kayıt» bildirmemiş olan alacaklının davalının «muvafakat» etmesi hali dışında bu alacak «bölümü» yönünden ıslah veya ek dava yoluyla talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaOysa, 6100 sayılı HMK’nın 176. ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Diğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3) Bu durumda, mahkemece, ıslah talebi kabul edilerek sunulan «deliller değerlendirildikten» sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Davacı vekili, 20.07.2015 tarihli dilekçesi ile yeni delil sunmak için «ıslah» talebinde bulunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil değerlendirmesi · tescilsiz tasarım · eksik inceleme · haksız rekabet
Benzer bu karardaDiğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3) Bu durumda, mahkemece, ıslah talebi kabul edilerek sunulan «deliller değerlendirildikten» sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
… ın haklı olduğunu gösterilebilecek teknik resim, onaylı üretim resmi, kalıp resmi, kalıp ve benzeri aşamalara ait deliller sunulmadığı, ayrıca davacının dava konusu «tescilsiz tasarımları» uzun yıllar önce piyasaya sunarak tanınmış hale getirdiğini ve bu tasarımlara sağladığını iddia ettiği emek ve piyasanın varlığının da ispatlanamadığı gerekçesiyle …
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir 1- Dava, «haksız rekabetin» tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/3337 E. , 2012/7155 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Erbaa Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/09/2010 tarih ve 2010/183-2010/463 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 28/08/2006 tarihinde davalılardan ...nin kullandığı, minibüste yolcu olarak bulunmaktayken davalı ...yönetimindeki traktörün tuğla yüklü römorkunun traktörden kurtulup müvekkilinin içinde bulunduğu minibüse çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin sol elinin iki parmağını kaybettiğini, bu amaçla daha önce davalılar hakkında açtıkları davanın kabulle sonuçlandığını ancak bilirkişi tarafından hesaplanan 16.438 TL’nin önceki davaya konu edilmediğini ileri sürerek, söz konusu miktarın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davalı ... hakkında açtığı davadan feragat ettiklerini belirtmiştir.
Davalılar Doğan Tuğla Ltd. Şti., Allianz Sigorta A.Ş. ve Axa Sigorta A.Ş. vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuş, diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2006/313 E. sayılı dosya ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep ettiği, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesiyle talebini 23.109 TL’ye çıkardığı ancak bu talebinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, dava dilekçesinde ya da talebin genişletildiği ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması halinde artık davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı ve ihtirazi kayıt bildirmemiş olan alacaklının davalının muvafakat etmesi hali dışında bu alacak bölümü yönünden ıslah veya ek dava yoluyla talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının yolcu olarak içinde bulunduğu minibüsün yaptığı trafik kazası nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan HUMK’nun 83. ve ardından gelen maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş;
83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği;
84. maddede, ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Sonraki hükümler, ıslahın şekline ve sonuçlarına ilişkin düzenlemeleri içermektedir. Sonradan yürürlüğe giren 6100 s. HMK'nun 176-182. maddelerinde de ıslah müessesesi düzenlenmiştir.
Bilindiği üzere, ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Bir başka anlatımla, ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında, ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin de ıslah yoluyla düzeltilmesi imkansızdır. Açık bir irade beyanı ile terk edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz (HGK’nun 14.01.1953 gün ve E:1/8, K:3;14.3.2007 gün ve E:2007/2-99, K:141 sayılı ilamları).
Mevcut bir davada ıslah yapılmış olması, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydıyla, fazlaya ilişkin haklar yönünden ek dava açılmasına engel değildir. Islahla müddeabih artırılırken, yargılaması süren davadaki müddeabih artırılmaktadır, uyuşmazlığın tümü için müddeabih sınırlandırılmamaktadır. Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması nedeniyle, ıslah edilen miktardan fazlasının ek dava ile istenmesi mümkündür. Bu açıdan ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklara değinilmemesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu durumda somut olayda, davacı vekilinin, müvekkilinin içinde bulunduğu minibüsün traktör römorkuna çarparak trafik kazasına neden olması nedeniyle daha önce açılan davada davaya konu edilmeyen miktarın tahsilini talep ettiği ve ilk açtığı davanın dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu anlaşılmakla, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, mahkemece işin esasına girilerek oluşacak kanaate göre olumlu ya da olumsuz bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018023800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz