6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Işçi-işveren ilişkisi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/6893 E. 2015/4615 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
işçi-işveren ilişkisi rekabet yasağı sözleşmesi geçersiz sözleşme rekabet yasağı sözleşmeye aykırılık oy yasağı tüzel kişilik ticaret sicili geçersizlik maddi tazminat haksız rekabet

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 58

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, asıl davanın kabulüne ilişkin karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davalı şirketin davacı aleyhine haksız rekabet eyleminde bulunduğu, davacının davalının 2007 yılı karından 53.859,27 TL'yi talep edilebileceği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, davalı şirketin haksız rekabetinin men’ine, davalı şirketin iştigalinin sona erdirilmesine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, asıl davada davalı vekili ve birleşen davada taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Asıl dava, TTK’nın 58. maddesi uyarınca haksız rekabetin men’i ve haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davalı şirketin haksız rekabetinin men’ine karar verilmesi yanında,davacı tarafın istemini de aşacak ve davalı şirketin tüzel kişiliğini de sona erdirecek bir şekilde davalı şirketin iştigalinin sona erdirilmesine şeklinde hüküm tesisi doğru görülmemiş, asıl davadaki hükmün bu nedenle davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.

3-Taraf vekillerinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince, birleşen dava ise haksız rekabet sonucu meydana gelen maddi zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir. İşbu davanın dayanağı rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık olup, mülga Borçlar Kanununun 348. maddesinde, “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını, şart edebilirler. Rekabet memnuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir” şeklinde kurallara yer verilerek rekabet yasağının esasları düzenlenmiştir. Buna göre işçinin, işverenle ilişkide olan müşterileri tanıması ve görülmekte olan işin bütün ayrıntılarına ulaşabilmesi imkanının olduğu hallerde, iş sözleşmesinin sona ermesinin ardından işverenle rekabet oluşturacak şekilde kendi namına iş yapmaması, rakip bir firmada ortak olamaması ya da iş sözleşmesiyle çalışmaması şeklinde şart içeren sözleşmeler yapabileceklerdir. Borçlar Kanunu'nun ilgili hükmünde ikinci cümlede ise rekabet yasağının kapsamı sınırlandırılmış ve işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olmadığı durumlarda bu tür düzenlemelerin geçerli olacağı hükme bağlanmıştır. Aynı Yasa'nın 349. maddesinde ise, rekabet yasağının işçinin iktisadi geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin türü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği ifade edilmiştir. Buna göre süre, yer ve işin türü bakımından sınırlandırılmış olmadıkça rekabet yasağı geçerli olmayacaktır. Sınırlamaların işin ve hatta işçinin niteliğine göre belirlenmesi gerekir. Dairemizce, Türkiye sınırları içinde rekabet etmeme yönünden öngörülen düzenlemelere geçerlilik tanınmamıştır.. Yine, il sınırları ya da belli bir bölge ile sınırlandırma işin niteliğine göre yerinde görülebilir.

Süre konusunda da en fazla bir ya da birkaç yılı aşmayacak şekilde rekabet yasağı öngörülebilir. Aksi durum işçinin ekonomik anlamda yıkımına neden olabilecektir.Öte yandan, rekabet yasağının işverene ait işlerden hangisi ya da hangileri ile sınırlandırıldığı net biçimde belirlenmelidir. Özellikle şirketlerin ticaret siciline kayıt sırasında faaliyet alanlarının geniş tutulduğu ülkemizde işçinin bütün alanlarda çalışmasının sınırlandırılması mümkün olmaz. İşçinin işverene ait işyerinde yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili ve işverenin asıl faaliyet alanına giren işler bakımından böyle bir sınırlama getirilmelidir.

İşçi ve işveren arasında rekabet yasağını öngören düzenleme, işyeri devri halinde de kural olarak geçerliliğini sürdürür. Devralan işverenin başka bir amaca yönelmesi ve faaliyet alanını değiştirmesi halinde ise rekabet yasağı sona erer.

Somut olayda davacı ile davalılar arasında rekabet yasağını düzenleyen sözleşme hükümleri ile rekabet yasağına atıf yapan hükümler değerlendirildiğinde rekabet yasağının tüm Türkiye sınırlarını içermesi karşısında yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde geçerli olmadığı aşikar olup, bu bağlamda mahkemece geçersiz bir sözleşmeye dayalı olarak davalıların maddi tazminata mahkum edilmesi hukuken olanaklı değildir.

Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, birleşen davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle birleşen davada davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

4-Bozma neden ve şekline göre, birleşen davada davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştr.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5174 E. 2010/2044 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Cezai şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3829 E. 2017/6169 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Cezai şart | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15601 E. 2017/2522 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Cezai şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13834 E. 2018/4613 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Cezai şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3810 E. 2020/2260 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1642 E. 2020/4806 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13124 E. 2012/14595 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Üretim sırları

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1270 E. 2015/13764 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2014/6893 E.  ,  2015/4615 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/12/2013 tarih ve 2010/639-2013/472 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davalı vekili ve birleşen davada taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 31/03/2015 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. ... ile asıl ve birleşen davada davalı ve birleşen davada davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Asıl davada davacı vekili, davalı şirket ortaklarının, müvekkili şirketin eski çalışanları olduğunu, kendileri ile rekabet yasağı sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin, davalı şirket ortaklarını meslekleri ile ilgili her konuda eğittiğini ve yurt dışına göndererek eğitim almalarını sağladığını, davalı şirketin müvekkili ile aynı işi yaparak haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek, TTK'nın 58/1-b maddesi gereğince haksız rekabetin men’ine, TTK'nın 58/1-c maddesi gereğince davalı şirketin haksız rekabeti neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını ve Mercedes Benz özel servisi olarak iştigalinin sona erdirilmesini, maddi ve manevi tazminata ilişkin talep ve dava haklarının saklı tutulmasını istemiş, birleşen davada ise, asıl davadaki gerekçelerle davalıların haksız rekabeti sonucu müvekkilinin maddi zarara uğradığını iddia ederek, şimdilik 50.000 TL maddi zararın temerrüt faizi ile davalılardan tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile istemini artırmıştır.

Asıl ve birleşen davada davalılar vekili, asıl ve birleşen davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, asıl davanın kabulüne ilişkin karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davalı şirketin davacı aleyhine haksız rekabet eyleminde bulunduğu, davacının davalının 2007 yılı karından 53.859,27 TL'yi talep edilebileceği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, davalı şirketin haksız rekabetinin men’ine, davalı şirketin iştigalinin sona erdirilmesine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, asıl davada davalı vekili ve birleşen davada taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Asıl dava, TTK’nın 58. maddesi uyarınca haksız rekabetin men’i ve haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davalı şirketin haksız rekabetinin men’ine karar verilmesi yanında,davacı tarafın istemini de aşacak ve davalı şirketin tüzel kişiliğini de sona erdirecek bir şekilde davalı şirketin iştigalinin sona erdirilmesine şeklinde hüküm tesisi doğru görülmemiş, asıl davadaki hükmün bu nedenle davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.

3-Taraf vekillerinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince, birleşen dava ise haksız rekabet sonucu meydana gelen maddi zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir. İşbu davanın dayanağı rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık olup, mülga Borçlar Kanununun 348. maddesinde, “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını, şart edebilirler. Rekabet memnuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir” şeklinde kurallara yer verilerek rekabet yasağının esasları düzenlenmiştir.

Buna göre işçinin, işverenle ilişkide olan müşterileri tanıması ve görülmekte olan işin bütün ayrıntılarına ulaşabilmesi imkanının olduğu hallerde, iş sözleşmesinin sona ermesinin ardından işverenle rekabet oluşturacak şekilde kendi namına iş yapmaması, rakip bir firmada ortak olamaması ya da iş sözleşmesiyle çalışmaması şeklinde şart içeren sözleşmeler yapabileceklerdir. Borçlar Kanunu'nun ilgili hükmünde ikinci cümlede ise rekabet yasağının kapsamı sınırlandırılmış ve işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olmadığı durumlarda bu tür düzenlemelerin geçerli olacağı hükme bağlanmıştır. Aynı Yasa'nın 349. maddesinde ise, rekabet yasağının işçinin iktisadi geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin türü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği ifade edilmiştir.

Buna göre süre, yer ve işin türü bakımından sınırlandırılmış olmadıkça rekabet yasağı geçerli olmayacaktır. Sınırlamaların işin ve hatta işçinin niteliğine göre belirlenmesi gerekir. Dairemizce, Türkiye sınırları içinde rekabet etmeme yönünden öngörülen düzenlemelere geçerlilik tanınmamıştır.. Yine, il sınırları ya da belli bir bölge ile sınırlandırma işin niteliğine göre yerinde görülebilir.

Süre konusunda da en fazla bir ya da birkaç yılı aşmayacak şekilde rekabet yasağı öngörülebilir. Aksi durum işçinin ekonomik anlamda yıkımına neden olabilecektir.Öte yandan, rekabet yasağının işverene ait işlerden hangisi ya da hangileri ile sınırlandırıldığı net biçimde belirlenmelidir. Özellikle şirketlerin ticaret siciline kayıt sırasında faaliyet alanlarının geniş tutulduğu ülkemizde işçinin bütün alanlarda çalışmasının sınırlandırılması mümkün olmaz. İşçinin işverene ait işyerinde yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili ve işverenin asıl faaliyet alanına giren işler bakımından böyle bir sınırlama getirilmelidir.

İşçi ve işveren arasında rekabet yasağını öngören düzenleme, işyeri devri halinde de kural olarak geçerliliğini sürdürür. Devralan işverenin başka bir amaca yönelmesi ve faaliyet alanını değiştirmesi halinde ise rekabet yasağı sona erer.

Somut olayda davacı ile davalılar arasında rekabet yasağını düzenleyen sözleşme hükümleri ile rekabet yasağına atıf yapan hükümler değerlendirildiğinde rekabet yasağının tüm Türkiye sınırlarını içermesi karşısında yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde geçerli olmadığı aşikar olup, bu bağlamda mahkemece geçersiz bir sözleşmeye dayalı olarak davalıların maddi tazminata mahkum edilmesi hukuken olanaklı değildir.

Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, birleşen davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle birleşen davada davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

4-Bozma neden ve şekline göre, birleşen davada davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştr.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle asıl davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,( 2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile asıl davadaki hükmün davalı şirket yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenle birleşen davada davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenle birleşen davada davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacıdan alınıp davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 02/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/397896900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.