Işçi-işveren ilişkisi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/6893 E. 2015/4615 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
işçi-işveren ilişkisi↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ geçersiz sözleşme↗ rekabet yasağı↗ sözleşmeye aykırılık↗ oy yasağı↗ tüzel kişilik↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, asıl davanın kabulüne ilişkin karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davalı şirketin davacı aleyhine haksız rekabet eyleminde bulunduğu, davacının davalının 2007 yılı karından 53.859,27 TL'yi talep edilebileceği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, davalı şirketin haksız rekabetinin men’ine, davalı şirketin iştigalinin sona erdirilmesine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı vekili ve birleşen davada taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Asıl dava, TTK’nın 58. maddesi uyarınca haksız rekabetin men’i ve haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davalı şirketin haksız rekabetinin men’ine karar verilmesi yanında,davacı tarafın istemini de aşacak ve davalı şirketin tüzel kişiliğini de sona erdirecek bir şekilde davalı şirketin iştigalinin sona erdirilmesine şeklinde hüküm tesisi doğru görülmemiş, asıl davadaki hükmün bu nedenle davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
3-Taraf vekillerinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince, birleşen dava ise haksız rekabet sonucu meydana gelen maddi zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir. İşbu davanın dayanağı rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık olup, mülga Borçlar Kanununun 348. maddesinde, “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını, şart edebilirler. Rekabet memnuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir” şeklinde kurallara yer verilerek rekabet yasağının esasları düzenlenmiştir. Buna göre işçinin, işverenle ilişkide olan müşterileri tanıması ve görülmekte olan işin bütün ayrıntılarına ulaşabilmesi imkanının olduğu hallerde, iş sözleşmesinin sona ermesinin ardından işverenle rekabet oluşturacak şekilde kendi namına iş yapmaması, rakip bir firmada ortak olamaması ya da iş sözleşmesiyle çalışmaması şeklinde şart içeren sözleşmeler yapabileceklerdir. Borçlar Kanunu'nun ilgili hükmünde ikinci cümlede ise rekabet yasağının kapsamı sınırlandırılmış ve işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olmadığı durumlarda bu tür düzenlemelerin geçerli olacağı hükme bağlanmıştır. Aynı Yasa'nın 349. maddesinde ise, rekabet yasağının işçinin iktisadi geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin türü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği ifade edilmiştir. Buna göre süre, yer ve işin türü bakımından sınırlandırılmış olmadıkça rekabet yasağı geçerli olmayacaktır. Sınırlamaların işin ve hatta işçinin niteliğine göre belirlenmesi gerekir. Dairemizce, Türkiye sınırları içinde rekabet etmeme yönünden öngörülen düzenlemelere geçerlilik tanınmamıştır.. Yine, il sınırları ya da belli bir bölge ile sınırlandırma işin niteliğine göre yerinde görülebilir.
Süre konusunda da en fazla bir ya da birkaç yılı aşmayacak şekilde rekabet yasağı öngörülebilir. Aksi durum işçinin ekonomik anlamda yıkımına neden olabilecektir.Öte yandan, rekabet yasağının işverene ait işlerden hangisi ya da hangileri ile sınırlandırıldığı net biçimde belirlenmelidir. Özellikle şirketlerin ticaret siciline kayıt sırasında faaliyet alanlarının geniş tutulduğu ülkemizde işçinin bütün alanlarda çalışmasının sınırlandırılması mümkün olmaz. İşçinin işverene ait işyerinde yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili ve işverenin asıl faaliyet alanına giren işler bakımından böyle bir sınırlama getirilmelidir.
İşçi ve işveren arasında rekabet yasağını öngören düzenleme, işyeri devri halinde de kural olarak geçerliliğini sürdürür. Devralan işverenin başka bir amaca yönelmesi ve faaliyet alanını değiştirmesi halinde ise rekabet yasağı sona erer.
Somut olayda davacı ile davalılar arasında rekabet yasağını düzenleyen sözleşme hükümleri ile rekabet yasağına atıf yapan hükümler değerlendirildiğinde rekabet yasağının tüm Türkiye sınırlarını içermesi karşısında yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde geçerli olmadığı aşikar olup, bu bağlamda mahkemece geçersiz bir sözleşmeye dayalı olarak davalıların maddi tazminata mahkum edilmesi hukuken olanaklı değildir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, birleşen davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle birleşen davada davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
4-Bozma neden ve şekline göre, birleşen davada davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştr.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5174 E. 2010/2044 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · oy yasağı
İncelediğiniz karardaİşbu davanın dayanağı «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» olup, mülga Borçlar Kanununun 348. maddesinde, “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet a …
Rekabet memnuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir” şeklinde kurallara yer verilerek «rekabet yasağının» esasları düzenlenmiştir.
Borçlar Kanunu'nun ilgili hükmünde ikinci cümlede ise «rekabet yasağının» kapsamı sınırlandırılmış ve işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olmadığı durumlarda bu tür düzenlemelerin geçerli olacağı hükme bağlanmıştır.
Benzer bu kararda2- Asıl dava, satış «temsilcisi» olan davacının davalıdan «komisyon alacağı» istemine, birleşen dava ise, davalıya ait işyerinden ayrılan davacının «rekabet yasağı sözleşmesine» aykırı hareket ettiği iddiasına dayalı «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Oysa, Borçlar Kanunu’nun 348 ve devamı maddelerinde «rekabet yasağı» düzenlenmiş olup, anılan maddesinin 1. fıkrasında “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizme …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:komisyon alacağı · cezai şart · reeskont faizi · olumsuz oy · komisyon · bono · eksik inceleme · teminat
Benzer bu kararda2- Asıl dava, satış «temsilcisi» olan davacının davalıdan «komisyon alacağı» istemine, birleşen dava ise, davalıya ait işyerinden ayrılan davacının «rekabet yasağı sözleşmesine» aykırı hareket ettiği iddiasına dayalı «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan 6.640 USD alacaklı olduğu; ancak, «teminat» amaçlı «bono» verildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 6.640 USD’nin davalıdan tahsiline, bono iptali isteminin reddine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
3- Davacı vekili dava dilekçesinde, hükmedilecek alacağa «reeskont faizi» uygulanmasını talep etmiş olup, mahkemece davacının faiz konusundaki istemi hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemiştir.
Mahkemece, birleşen dava yönünden «cezai şarta» ilişkin düzenlemenin çalışma hayatına aykırı olduğu, ahlaka ve hukuka aykırı sözleşme hükümlerinin gerersiz olduğu gerekçesiyle, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3829 E. 2017/6169 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz karardaİşbu davanın dayanağı «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» olup, mülga Borçlar Kanununun 348. maddesinde, “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet a …
Somut olayda davacı ile davalılar arasında «rekabet yasağını» düzenleyen sözleşme hükümleri ile rekabet yasağına atıf yapan hükümler değerlendirildiğinde rekabet yasağının tüm Türkiye sınırlarını içermesi karşısında yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde geçerli olmadığı aşikar olup, bu bağlamda mahkemece «geçersiz» bir sözleşmeye dayalı olarak davalıların «maddi tazminata» mahkum edilmesi hukuken olanaklı değildir.
Rekabet memnuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir” şeklinde kurallara yer verilerek «rekabet yasağının» esasları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaDava «rekabet yasağı sözleşmesine» dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
… ecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını şart edebilirler.” Somut olayda «rekabet yasağını» öngören sözleşmede davalının rakip firmalarda çalışmamasının şart edildiği gözetildiğinde yasaklama bakımından coğrafi alan gösterilmemiş olmasının sözleşmenin «geçersizliği» sonucunu doğuracağı şeklinde değerlendirme yapılamayacağı gibi; aynı maddenin 2. fıkrasında yer alan “Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir.” hükmü dikkate alınmadan davacının «zararının ispat» edilememiş olması gerekçesiyle karar verilmesi de doğru değildir.
… hhüdü" sözleşmesiyle aynı sektördeki firmaların isim isim sayılarak hiçbir coğrafi sınır getirmeden aynı sektördeki mesleğini icra etmesinin yasaklanması nedeniyle, «geçersiz» olduğu, davalının davacı firmada çalışırken edindiği «ticari sır» niteliğindeki bilgileri ne şekilde kullandığı ve davacı şirketin bu yolla ne tür bir zarara uğradığı iddia ve ispat edilmemiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine k …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari sır · zararın ispatı · cezai şart
Benzer bu kararda… hhüdü" sözleşmesiyle aynı sektördeki firmaların isim isim sayılarak hiçbir coğrafi sınır getirmeden aynı sektördeki mesleğini icra etmesinin yasaklanması nedeniyle, «geçersiz» olduğu, davalının davacı firmada çalışırken edindiği «ticari sır» niteliğindeki bilgileri ne şekilde kullandığı ve davacı şirketin bu yolla ne tür bir zarara uğradığı iddia ve ispat edilmemiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine k …
Dava «rekabet yasağı sözleşmesine» dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
… ecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını şart edebilirler.” Somut olayda «rekabet yasağını» öngören sözleşmede davalının rakip firmalarda çalışmamasının şart edildiği gözetildiğinde yasaklama bakımından coğrafi alan gösterilmemiş olmasının sözleşmenin «geçersizliği» sonucunu doğuracağı şeklinde değerlendirme yapılamayacağı gibi; aynı maddenin 2. fıkrasında yer alan “Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir.” hükmü dikkate alınmadan davacının «zararının ispat» edilememiş olması gerekçesiyle karar verilmesi de doğru değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15601 E. 2017/2522 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · sözleşmeye aykırılık · oy yasağı
İncelediğiniz karardaİşbu davanın dayanağı «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» olup, mülga Borçlar Kanununun 348. maddesinde, “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet a …
Rekabet memnuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir” şeklinde kurallara yer verilerek «rekabet yasağının» esasları düzenlenmiştir.
Borçlar Kanunu'nun ilgili hükmünde ikinci cümlede ise «rekabet yasağının» kapsamı sınırlandırılmış ve işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olmadığı durumlarda bu tür düzenlemelerin geçerli olacağı hükme bağlanmıştır.
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
… de çalışırken daha sonra ayrılarak davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren başka bir iş yerinde çalışmaya başladığı, taraflar arasında akdedilen 16/05/2003 tarihli «rekabet yasağı sözleşmesi» uyarınca davalının rekabet yasağını ihlal etmesi halinde 12.000 USD ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, davalının davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren başka bir iş …
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilen ''Rekabet Yasağı Sözleşmesi'' başlıklı sözleşmenin 4. maddesinde ''İşbu «rekabet yasağı sözleşmesi», zaman açısından personelin her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile, coğrafi açıdan ... ve ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet · cezai şart · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değil ise rekabet memnuniyetine dair olan şart batıldır.'', aynı Yasa'nın 349. maddesinde de ''Rekabet memnuiyeti ancak işçinin iktisadi istikbalinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise muteberdir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Bölgesi ve sektör açısından ambalaj sektörü ile sınırlı olmak üzere düzenlenmiştir.'', 5. maddesinde de ''Rekabet «yasağına» aykırı davranılması durumunda Pilenpak şirketinin uğradığı ya da uğraması muhtemel zararlarını tazmin hakkı saklı kalmak üzere 12.000 ABD doları tutarındaki «cezai şart» personel tarafından ... şirketine ödenecektir.
… acıya ait iş yerinde çalışırken daha sonra işten ayrılarak davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren başka bir yerde çalışmaya başladığı, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesi» uyarınca davalının rekabet yasağını ihlal etmesi halinde 12.000 ABD doları ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, davalının da davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren başka bir iş yerinde çalışmaya başlayarak rekabet yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yukarıda da belirtildiği üzere uyuşmazlıkta BK'nın 348 ve 349. madde koşullarının mevcudiyeti tartışılmaksızın ve sadece sözleşmede bu hususta hüküm bulunduğundan bahisle «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı olarak davanın kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13834 E. 2018/4613 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · sözleşmeye aykırılık · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz karardaİşbu davanın dayanağı «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» olup, mülga Borçlar Kanununun 348. maddesinde, “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet a …
Somut olayda davacı ile davalılar arasında «rekabet yasağını» düzenleyen sözleşme hükümleri ile rekabet yasağına atıf yapan hükümler değerlendirildiğinde rekabet yasağının tüm Türkiye sınırlarını içermesi karşısında yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde geçerli olmadığı aşikar olup, bu bağlamda mahkemece «geçersiz» bir sözleşmeye dayalı olarak davalıların «maddi tazminata» mahkum edilmesi hukuken olanaklı değildir.
Rekabet memnuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir” şeklinde kurallara yer verilerek «rekabet yasağının» esasları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «rekabet yasağı sözleşmesinde» öngörülen 3 yıllık sürenin Kanunda belirtilen süreyi aştığı, coğrafi bölge anlamında 4.maddede Ege Bölgesi ve Marmara Bölgesi ile sınırlı olmak üzere denilmiş ise de ambalaj sektöründe yer alan firmaların büyük çoğunluğunun anılan bölgelerde bulunduğu, sözleşmenin geçerli sayılması halinde özellikle ambalaj sektöründe eğitim aldığı anlaşılan davalının 3 yıl gibi uzun bir süreyle çalışmasının engellenmesinin «çalışma hürriyeti» ve «hakkaniyet» ile bağdaşmayacağı, sözleşmenin sadece işçi aleyhine hükümler taşıdığı, bu nedenle rekabet yasağının «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilen ''Rekabet Yasağı Sözleşmesi'' başlıklı sözleşmenin 4. maddesinde ''İşbu «rekabet yasağı sözleşmesi», zaman açısından personelin her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile, coğrafi açıdan Ege ve Marmara Bölgesi ve sektör açısından ambalaj sektörü ile sınırlı olmak üzere düzenlenmiştir.'', 5. maddesinde de ''Rekabet yasağına aykırı davranılması durumunda ... şirketinin uğradığı ya da uğraması muhtemel zararlarını tazmin hakkı saklı kalmak üzere 30.000 ABD doları tutarındaki «cezai şart» personel tarafından ... şirketine ödenecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çalışma hürriyeti · hakkaniyet · cezai şart · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444. ve 445/1. maddesi gözetilerek «rekabet yasağına» dair sözleşme maddesinin «çalışma hürriyeti» ve «hakkaniyetle» bağdaşmayacağı, bu sebeple «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davalının iş akdinin sona erdiği ve yeni bir iş yerinde çalışmaya başladığı tarih itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte olup, uyuşmazlıkta BK'nın 348 ve 349. madde koşullarının mevcudiyeti tartışılmaksızın ve işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «rekabet yasağı sözleşmesinde» öngörülen 3 yıllık sürenin Kanunda belirtilen süreyi aştığı, coğrafi bölge anlamında 4.maddede Ege Bölgesi ve Marmara Bölgesi ile sınırlı olmak üzere denilmiş ise de ambalaj sektöründe yer alan firmaların büyük çoğunluğunun anılan bölgelerde bulunduğu, sözleşmenin geçerli sayılması halinde özellikle ambalaj sektöründe eğitim aldığı anlaşılan davalının 3 yıl gibi uzun bir süreyle çalışmasının engellenmesinin «çalışma hürriyeti» ve «hakkaniyet» ile bağdaşmayacağı, sözleşmenin sadece işçi aleyhine hükümler taşıdığı, bu nedenle rekabet yasağının «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değil ise rekabet memnuniyetine dair olan şart batıldır.'', aynı Yasa'nın 349. maddesinde de ''Rekabet memnuiyeti ancak işçinin iktisadi istikbalinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise muteberdir.'' hükmü düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3810 E. 2020/2260 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · sözleşmeye aykırılık · oy yasağı
İncelediğiniz karardaİşbu davanın dayanağı «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» olup, mülga Borçlar Kanununun 348. maddesinde, “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet a …
Rekabet memnuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir” şeklinde kurallara yer verilerek «rekabet yasağının» esasları düzenlenmiştir.
Borçlar Kanunu'nun ilgili hükmünde ikinci cümlede ise «rekabet yasağının» kapsamı sınırlandırılmış ve işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olmadığı durumlarda bu tür düzenlemelerin geçerli olacağı hükme bağlanmıştır.
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilen ''Rekabet Yasağı Sözleşmesi'' başlıklı sözleşmenin 4. maddesinde ''İşbu «rekabet yasağı sözleşmesi», zaman açısından personelin her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile, coğrafi açıdan Ege ve Marmara Bölgesi ve sektör açısından ambalaj sektörü ile sınırlı olmak üzere düzenlenmiştir'', 5. maddesinde de ''Rekabet yasağına aykırı davranılması durumunda Pilenpak şirketinin uğradığı ya da uğraması muhtemel zararlarını tazmin hakkı saklı kalmak üzere 30.000 ABD doları tutarındaki «cezai şart» personel tarafından Pilenpak şirketine ödenecektir.
İşverenin bu nedenle daha fazla zararı olursa fazlasını talep hakkı saklıdır.'' hükümlerine yer verilmekle «rekabet yasağı sözleşmesinin» zaman, yer ve faaliyet alanı bakımından sınırlandırılmış mahiyette olduğu anlaşılmakta olup, davalının iş akdinin sona ermesinden yaklaşık 1 ay sonra davacı şirket …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · hizmet akdi · hakkaniyet · cezai şart
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davalının imzaladığı «hizmet akdinin» «rekabet yasağına» ilişkin maddesinde Ege ve Marmara Bölgesine ilişkin rekabet yasağı coğrafi alan sınırlamasının işçinin iktisaden mahvına sebep olacak mahiyette olduğu, «çalışma özgürlüğüne» aykırı, akit serbestisine ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda taraflar arasında imzalanan hizmet akdinde yer alan anılan düzenlemelerin batıl olduğu, kaldı ki …
Dava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değil ise rekabet memnuniyetine dair olan şart batıldır.'', aynı Kanunun 349. maddesinde de ''Rekabet memnuiyeti ancak işçinin iktisadi istikbalinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise muteberdir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilen ''Rekabet Yasağı Sözleşmesi'' başlıklı sözleşmenin 4. maddesinde ''İşbu «rekabet yasağı sözleşmesi», zaman açısından personelin her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile, coğrafi açıdan Ege ve Marmara Bölgesi ve sektör açısından ambalaj sektörü ile sınırlı olmak üzere düzenlenmiştir'', 5. maddesinde de ''Rekabet yasağına aykırı davranılması durumunda Pilenpak şirketinin uğradığı ya da uğraması muhtemel zararlarını tazmin hakkı saklı kalmak üzere 30.000 ABD doları tutarındaki «cezai şart» personel tarafından Pilenpak şirketine ödenecektir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1642 E. 2020/4806 K.
Ortak:rekabet yasağı · oy yasağı · maddi tazminat · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaSomut olayda davacı ile davalılar arasında «rekabet yasağını» düzenleyen sözleşme hükümleri ile rekabet yasağına atıf yapan hükümler değerlendirildiğinde rekabet yasağının tüm Türkiye sınırlarını içermesi karşısında yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde geçerli olmadığı aşikar olup, bu bağlamda mahkemece «geçersiz» bir sözleşmeye dayalı olarak davalıların «maddi tazminata» mahkum edilmesi hukuken olanaklı değildir.
İşbu davanın dayanağı «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» olup, mülga Borçlar Kanununun 348. maddesinde, “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet a …
Rekabet memnuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir” şeklinde kurallara yer verilerek «rekabet yasağının» esasları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBu husus gözetildiğinde davacının «cezai şart» talebinin esasında taraflar arasında imzalanan hizmet aktinde yer alan «rekabet yasağına» ilişkin düzenlemenin batıl olduğundan bahisle reddi gerekeceğinden, davalı ... yönünden cezai şart isteminin reddine ilişkin sonucu itibariyle doğru olan yerel mahkeme kararının, HUMK 438/«son» madcesı uyarınca gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir. (2) Davacı, davalıların tamamı hakkında «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve durdurulması ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş; mahkemece kararın hüküm kısmında "Davanın kısmen kabulü ile davalı ...
… rılığı sebebiyle takdiren 1.000.-TL manevi tazminata hükmedilmesine, davalı ... ile davacı arasında düzenlenen 10.11.2006 tarihli iş sözleşmesinin IX/2 maddesindeki «rekabet yasağı» hükmünden sonra, 31.07.2011 tarihinde düzenlenen «sulh» ve «ibraname» anlaşması ile doğmuş ve doğacak haklardan karşılıklı «feragat» edildiği anlaşılmakla bu ibranamenin tarafları bağlayacağı açık olup davacı «tacir» olduğundan tüm iş ve eylemlerinde basiretli davranması gerektiğinden, IX/2 maddesindeki rekabet yasağına dayalı talepte bulunamayacağı ve 31.07.2011 tarihinde düzenlenen sulh ve ibraname anlaşması 5. maddesinde rekabet yasağına dair hüküm olmadığından davalı ... yönünden «cezai şart» talebinin reddine, davalı ...
Kararı davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir. (1) Davacı, müvekkili ile davalı ... arasında akdedilen iş sözleşmesinde «rekabet yasağına» ilişkin madde bulunduğunu, davalının işten ayrıldıktan sonra davalı şirkette çalışmaya başlayarak bu hükmünü ihlal ettiğini iddia ederek, «cezai şart» talebinde bulunmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşme özgürlüğü · çalışma özgürlüğü · ticari sır · çerçeve sözleşme · ibraname · hakkaniyet · cezai şart · feragat
Benzer bu kararda… rılığı sebebiyle takdiren 1.000.-TL manevi tazminata hükmedilmesine, davalı ... ile davacı arasında düzenlenen 10.11.2006 tarihli iş sözleşmesinin IX/2 maddesindeki «rekabet yasağı» hükmünden sonra, 31.07.2011 tarihinde düzenlenen «sulh» ve «ibraname» anlaşması ile doğmuş ve doğacak haklardan karşılıklı «feragat» edildiği anlaşılmakla bu ibranamenin tarafları bağlayacağı açık olup davacı «tacir» olduğundan tüm iş ve eylemlerinde basiretli davranması gerektiğinden, IX/2 maddesindeki rekabet yasağına dayalı talepte bulunamayacağı ve 31.07.2011 tarihinde düzenlenen sulh ve ibraname anlaşması 5. maddesinde rekabet yasağına dair hüküm olmadığından davalı ... yönünden «cezai şart» talebinin reddine, davalı ...
Sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemede özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, davacının manevi tazminat istemi yönünden, davalıların davacı şirketin «ticari sır» niteliğindeki müşteri listelerini kullanmaları sebebiyle eylemleri hukuka aykırı olduğundan, davalı ..., davalı şirketin kurucusu olduğu ve davalı şirket yönünden menfaat elde edildiği ve eylemin ağırlığı olayın özelliği dikkate alınarak davalı ... ve davalı Berussa Patent Dan.
Şti. ve davalı ...'tan 1.000' er TL «maddi tazminatın» ayrı ayrı olmak üzere 30.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalı ...'ndan 5.500 TL «cezai şart» alacağının 30.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13124 E. 2012/14595 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · oy yasağı
İncelediğiniz karardaİşbu davanın dayanağı «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» olup, mülga Borçlar Kanununun 348. maddesinde, “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet a …
Rekabet memnuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir” şeklinde kurallara yer verilerek «rekabet yasağının» esasları düzenlenmiştir.
Borçlar Kanunu'nun ilgili hükmünde ikinci cümlede ise «rekabet yasağının» kapsamı sınırlandırılmış ve işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olmadığı durumlarda bu tür düzenlemelerin geçerli olacağı hükme bağlanmıştır.
Benzer bu karardaDava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal» edildiği iddiasına dayalı, maddi ve manevi tazminat ile rekabet etmeme «taahhüdüne» aykırı eylemlerin sona erdirilmesi istemlerine ilişkindir.
Madde metninde açıkça “…akdin hitamından sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere BK’nun 348. maddesinde düzenlenen «rekabet yasağı», «hizmet akdi» «son» bulduktan sonra geçecek döneme ilişkin olup, bu madde ile, sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmaması, rakip bir müessesede çalışmaması ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmaması düzenlenmiştir.
İş akdinin sona ermesinden sonra «rekabet yasağına» aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava niteliği itibariyle 818 sayılı BK’nun 348. maddesi kapsamına girdiği ve bu kapsamdaki davalar TTK'nun 4/1-3 maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın «mutlak ticari» davalardan olduğundan, bu tür davaların ticaret mahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sadakat borcu · rekabet etmeme yasağı · iş sırrı · hizmet akdi · mutlak ticari dava · sözleşmenin ihlali · ticari dava niteliği · hizmet sözleşmesi
Benzer bu karardaDüzenleme, «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresinde yapılmaması gereken bir hususa değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususa ilişkindir.
Dava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal» edildiği iddiasına dayalı, maddi ve manevi tazminat ile rekabet etmeme «taahhüdüne» aykırı eylemlerin sona erdirilmesi istemlerine ilişkindir.
Madde metninde açıkça “…akdin hitamından sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere BK’nun 348. maddesinde düzenlenen «rekabet yasağı», «hizmet akdi» «son» bulduktan sonra geçecek döneme ilişkin olup, bu madde ile, sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmaması, rakip bir müessesede çalışmaması ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmaması düzenlenmiştir.
İş akdinin kurulması ile doğan «sadakat borcu», işçi tarafından işverenin çıkarlarını koruma ve gözetme borcudur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1270 E. 2015/13764 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · oy yasağı
İncelediğiniz karardaİşbu davanın dayanağı «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» olup, mülga Borçlar Kanununun 348. maddesinde, “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet a …
Rekabet memnuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir” şeklinde kurallara yer verilerek «rekabet yasağının» esasları düzenlenmiştir.
Borçlar Kanunu'nun ilgili hükmünde ikinci cümlede ise «rekabet yasağının» kapsamı sınırlandırılmış ve işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olmadığı durumlarda bu tür düzenlemelerin geçerli olacağı hükme bağlanmıştır.
Benzer bu karardaDava, 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 348. maddesi kapsamında açılmış «rekabet yasağı sözleşmesinden» kaynaklanan «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
… olarak görev yaparken 11.07.2011 tarihinde işten ayrılmış, bilahare dava dışı ilaç firmasında kurumsal ilişkiler uzmanı olarak göreve başlamış, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinde» ise davalının herhangi bir nedenle işten ayrılmasından sonra 2 yıl içerisinde ... illerinde davacı firmanın iş dalında çalışamayacağı, aksi halde en «son» aylık brüt maaşın 10 katı tutarında «cezai şart» uygulanacağı hüküm altına alınmış, mahkemece davalının rekabet yasağına aykırı hareket ettiğinin ispatlanamadığı, davalının çalıştığı iş kolunun farklı olduğu gere …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının somut olarak «rekabet yasağına» aykırı hareket ettiğinin ispatlanamadığı, davalının çalıştığı iş kollarının farklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · kısıtlılık · hakkaniyet · cezai şart · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… olarak görev yaparken 11.07.2011 tarihinde işten ayrılmış, bilahare dava dışı ilaç firmasında kurumsal ilişkiler uzmanı olarak göreve başlamış, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinde» ise davalının herhangi bir nedenle işten ayrılmasından sonra 2 yıl içerisinde ... illerinde davacı firmanın iş dalında çalışamayacağı, aksi halde en «son» aylık brüt maaşın 10 katı tutarında «cezai şart» uygulanacağı hüküm altına alınmış, mahkemece davalının rekabet yasağına aykırı hareket ettiğinin ispatlanamadığı, davalının çalıştığı iş kolunun farklı olduğu gere …
Dava, 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 348. maddesi kapsamında açılmış «rekabet yasağı sözleşmesinden» kaynaklanan «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Aynı Kanun'un 349. maddesi ise bu «yasağın», ancak işçinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye girmesini menedecek biçimde zaman, yer ve işin nevi yönünden halin icabına göre uygun bir hudut dahilinde şart edilmiş olması halinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır.
Oysa, davalı taraf ilaç firmasındaki konumu itibariyle 818 Sayılı BK'nın 348/2. maddesi uyarınca, davacı firmanın «üretim sırlarına», işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânına sahip olduğu gibi, bu bilgileri kullanması ve işverenin önemli bir zararına sebep olması da kuvvetli ihtimal dahilindedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/6893 E. , 2015/4615 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/12/2013 tarih ve 2010/639-2013/472 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davalı vekili ve birleşen davada taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 31/03/2015 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. ... ile asıl ve birleşen davada davalı ve birleşen davada davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davalı şirket ortaklarının, müvekkili şirketin eski çalışanları olduğunu, kendileri ile rekabet yasağı sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin, davalı şirket ortaklarını meslekleri ile ilgili her konuda eğittiğini ve yurt dışına göndererek eğitim almalarını sağladığını, davalı şirketin müvekkili ile aynı işi yaparak haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek, TTK'nın 58/1-b maddesi gereğince haksız rekabetin men’ine, TTK'nın 58/1-c maddesi gereğince davalı şirketin haksız rekabeti neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını ve Mercedes Benz özel servisi olarak iştigalinin sona erdirilmesini, maddi ve manevi tazminata ilişkin talep ve dava haklarının saklı tutulmasını istemiş, birleşen davada ise, asıl davadaki gerekçelerle davalıların haksız rekabeti sonucu müvekkilinin maddi zarara uğradığını iddia ederek, şimdilik 50.000 TL maddi zararın temerrüt faizi ile davalılardan tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile istemini artırmıştır.
Asıl ve birleşen davada davalılar vekili, asıl ve birleşen davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne ilişkin karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davalı şirketin davacı aleyhine haksız rekabet eyleminde bulunduğu, davacının davalının 2007 yılı karından 53.859,27 TL'yi talep edilebileceği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, davalı şirketin haksız rekabetinin men’ine, davalı şirketin iştigalinin sona erdirilmesine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı vekili ve birleşen davada taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Asıl dava, TTK’nın 58. maddesi uyarınca haksız rekabetin men’i ve haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davalı şirketin haksız rekabetinin men’ine karar verilmesi yanında,davacı tarafın istemini de aşacak ve davalı şirketin tüzel kişiliğini de sona erdirecek bir şekilde davalı şirketin iştigalinin sona erdirilmesine şeklinde hüküm tesisi doğru görülmemiş, asıl davadaki hükmün bu nedenle davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
3-Taraf vekillerinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince, birleşen dava ise haksız rekabet sonucu meydana gelen maddi zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir. İşbu davanın dayanağı rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık olup, mülga Borçlar Kanununun 348. maddesinde, “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını, şart edebilirler. Rekabet memnuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir” şeklinde kurallara yer verilerek rekabet yasağının esasları düzenlenmiştir.
Buna göre işçinin, işverenle ilişkide olan müşterileri tanıması ve görülmekte olan işin bütün ayrıntılarına ulaşabilmesi imkanının olduğu hallerde, iş sözleşmesinin sona ermesinin ardından işverenle rekabet oluşturacak şekilde kendi namına iş yapmaması, rakip bir firmada ortak olamaması ya da iş sözleşmesiyle çalışmaması şeklinde şart içeren sözleşmeler yapabileceklerdir. Borçlar Kanunu'nun ilgili hükmünde ikinci cümlede ise rekabet yasağının kapsamı sınırlandırılmış ve işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olmadığı durumlarda bu tür düzenlemelerin geçerli olacağı hükme bağlanmıştır. Aynı Yasa'nın 349. maddesinde ise, rekabet yasağının işçinin iktisadi geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin türü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği ifade edilmiştir.
Buna göre süre, yer ve işin türü bakımından sınırlandırılmış olmadıkça rekabet yasağı geçerli olmayacaktır. Sınırlamaların işin ve hatta işçinin niteliğine göre belirlenmesi gerekir. Dairemizce, Türkiye sınırları içinde rekabet etmeme yönünden öngörülen düzenlemelere geçerlilik tanınmamıştır.. Yine, il sınırları ya da belli bir bölge ile sınırlandırma işin niteliğine göre yerinde görülebilir.
Süre konusunda da en fazla bir ya da birkaç yılı aşmayacak şekilde rekabet yasağı öngörülebilir. Aksi durum işçinin ekonomik anlamda yıkımına neden olabilecektir.Öte yandan, rekabet yasağının işverene ait işlerden hangisi ya da hangileri ile sınırlandırıldığı net biçimde belirlenmelidir. Özellikle şirketlerin ticaret siciline kayıt sırasında faaliyet alanlarının geniş tutulduğu ülkemizde işçinin bütün alanlarda çalışmasının sınırlandırılması mümkün olmaz. İşçinin işverene ait işyerinde yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili ve işverenin asıl faaliyet alanına giren işler bakımından böyle bir sınırlama getirilmelidir.
İşçi ve işveren arasında rekabet yasağını öngören düzenleme, işyeri devri halinde de kural olarak geçerliliğini sürdürür. Devralan işverenin başka bir amaca yönelmesi ve faaliyet alanını değiştirmesi halinde ise rekabet yasağı sona erer.
Somut olayda davacı ile davalılar arasında rekabet yasağını düzenleyen sözleşme hükümleri ile rekabet yasağına atıf yapan hükümler değerlendirildiğinde rekabet yasağının tüm Türkiye sınırlarını içermesi karşısında yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde geçerli olmadığı aşikar olup, bu bağlamda mahkemece geçersiz bir sözleşmeye dayalı olarak davalıların maddi tazminata mahkum edilmesi hukuken olanaklı değildir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, birleşen davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle birleşen davada davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
4-Bozma neden ve şekline göre, birleşen davada davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştr.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle asıl davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,( 2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile asıl davadaki hükmün davalı şirket yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenle birleşen davada davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenle birleşen davada davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacıdan alınıp davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 02/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/397896900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz