Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/13124 E. 2012/14595 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sadakat borcu↗ rekabet etmeme yasağı↗ iş sırrı↗ hizmet akdi↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ mutlak ticari dava↗ sözleşmenin ihlali↗ rekabet yasağı↗ ticari dava niteliği↗ hizmet sözleşmesi↗ oy yasağı↗ olumsuz oy↗ kamu düzeni↗ içtihadı birleştirme kararı↗ maddi ve manevi tazminat↗ iş mahkemesi görev alanı↗ taahhütname↗ dava sebebi↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, öncelikle davalılar hakkındaki dava, şirket aleyhine açılan davadan ayrılmış, sonrasında iddia, savunma ve yargısal içtihatlara göre, davalılar yönünden iş mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal edildiği iddiasına dayalı, maddi ve manevi tazminat ile rekabet etmeme taahhüdüne aykırı eylemlerin sona erdirilmesi istemlerine ilişkindir.
BK'nun 348. maddesi,“İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını, şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir.İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değil ise rekabet memnuiyetine dair olan şart batıldır.”hükmünü içermektedir.
Madde metninde açıkça “…akdin hitamından sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere BK’nun 348. maddesinde düzenlenen rekabet yasağı, hizmet akdi son bulduktan sonra geçecek döneme ilişkin olup, bu madde ile, sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmaması, rakip bir müessesede çalışmaması ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmaması düzenlenmiştir. Düzenleme, hizmet sözleşmesi içinde yer almakla birlikte hizmet akdi süresinde yapılmaması gereken bir hususa değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususa ilişkindir. Hizmet akdinin devamı sırasında meydana gelen bir sadakatsizlik, ister bir sözleşme ile düzenlensin ister kanunla düzenlensin, elbette İş Mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturacaktır. Oysa eldeki davada, davacı taraf davalıların, akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemleri nedeniyle tazminat istemektedir.
İş akdinin kurulması ile doğan sadakat borcu, işçi tarafından işverenin çıkarlarını koruma ve gözetme borcudur. Rekabet etmeme borcu ise, iş akdinin sonuçlarından olan; işçinin, işverene sadakat borcunun olumsuz yönünü ifade eder.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.maddesi ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 29.06.1960 gün, 1960/13 ve 1960/15 sayılı kararında; İş Mahkemelerinin, işçi sayılan kimselerle (Kanunun değiştirilen 2. maddesinin C, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında “iş akdinden doğan” veya “İş Kanunu'na dayanan” her türlü hak iddialarına ilişkin hukuki uyuşmazlıkların bu mahkemelerde çözümleneceği açıklanmıştır.
Şu halde iş mahkemelerinin görev alanına giren hukuki uyuşmazlıklar olan iş uyuşmazlıkları, tarafları ve konusu kanunla belirlenmiş, yani belirli nitelikte uyuşmazlıklar olup, görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, içeriği keyfi surette doldurulamayacak uyuşmazlıklardır. Bu nedenledir ki, bir hukuk mahkemesi olarak iş mahkemeleri, iş sözleşmesi veya İş Kanunu'ndan doğmuş olsa dahi idari ve cezai uyuşmazlıklara doğal olarak bakamayacağı gibi İş Kanunu kapsamı dışında kalan işçilerle onları çalıştıran işverenler arasındaki uyuşmazlıklara da, iş sözleşmesinden kaynaklanmış olsalar dahi, bakamayacaktır.
İş akdinin devamı sırasında işçinin sadakat borcundan kaynaklanan rekabet etmeme yasağına aykırılık halinde, bu tür davalara bakmakla görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş akdinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava niteliği itibariyle 818 sayılı BK’nun 348. maddesi kapsamına girdiği ve bu kapsamdaki davalar TTK'nun 4/1-3 maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari davalardan olduğundan, bu tür davaların ticaret mahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir.
Yapılan bu ayrıntılı açıklamalar göstermektedir ki, dava konusu uyuşmazlığın niteliği itibariyle, davanın İş Mahkemesinde görülmesini gerektirir bir durum mevcut değildir. Ayrıca, ticari sırrın ne olduğunun değerlendirilmesinin, uzman mahkemelerce yapılması gerektiği de yadsınamaz bir gerçeklik olduğu gibi, "Rekabet Yasağı" kavramı da piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur. Kaldı ki, TTK'nun 4. maddesiyle yasa koyucu, çok açık bir şekilde BK'nun 348. maddesinden kaynaklanan davaların, mutlak ticari davalardan olduğunu öngörmüştür. Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlanma noktasının veya sebebin, davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup, aynı Kanunun 5.maddesine göre, ticari davalara bakma görevi ticaret mahkemelerine aittir.
Nitekim aynı hususlara, Dairemizin 2008/7321 E.- 2008/9007 K., 2000/8808 E.-2000/10150 K., 2006/9411 E.- 2007/12223 K., 2007/4507 E.- 2008/6825 K., 2005/6508 E.-2006/9306 K. sayılı kararlarında olduğu gibi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/11-781 E. 2012/109 K. sayılı kararında da işaret edilmiştir.
O halde, mutlak ticari dava niteliğindeki eldeki davaya bakma görevi de ticaret mahkemesine aitken, yerel mahkemece, açıklanan bu hususlar dikkate alınmadan, iş mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğundan bahisle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12067 E. 2012/3391 K.
Ortak:iş sırrı · hizmet akdi · rekabet yasağı sözleşmesi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal» edildiği iddiasına dayalı, maddi ve manevi tazminat ile rekabet etmeme «taahhüdüne» aykırı eylemlerin sona erdirilmesi istemlerine ilişkindir.
Madde metninde açıkça “…akdin hitamından sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere BK’nun 348. maddesinde düzenlenen «rekabet yasağı», «hizmet akdi» «son» bulduktan sonra geçecek döneme ilişkin olup, bu madde ile, sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmaması, rakip bir müessesede çalışmaması ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmaması düzenlenmiştir.
İş akdinin sona ermesinden sonra «rekabet yasağına» aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava niteliği itibariyle 818 sayılı BK’nun 348. maddesi kapsamına girdiği ve bu kapsamdaki davalar TTK'nun 4/1-3 maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın «mutlak ticari» davalardan olduğundan, bu tür davaların ticaret mahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, tensiben davanın BK 348. maddesine dayalı «rekabet yasağı» nedeniyle tazminat olduğu İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesinde işçi ve işveren arasında çıkacak her türlü ihtilafların çözümünde İş Mahkemelerinin «görevli» kılındığı gerekçeleri ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Düzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresinde yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Ayrıca, ticari «sırrın» ne olduğunun değerlendirilmesinin uzman mahkemelerce yapılması gerektiği de yadsınamaz bir gerçeklik olduğu gibi, "Rekabet Yasağı" kavramı da piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart
Benzer bu karardaOysa davada, davacı taraf davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7526 E. 2014/11678 K.
Ortak:iş sırrı · hizmet akdi · rekabet yasağı sözleşmesi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal» edildiği iddiasına dayalı, maddi ve manevi tazminat ile rekabet etmeme «taahhüdüne» aykırı eylemlerin sona erdirilmesi istemlerine ilişkindir.
Madde metninde açıkça “…akdin hitamından sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere BK’nun 348. maddesinde düzenlenen «rekabet yasağı», «hizmet akdi» «son» bulduktan sonra geçecek döneme ilişkin olup, bu madde ile, sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmaması, rakip bir müessesede çalışmaması ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmaması düzenlenmiştir.
İş akdinin sona ermesinden sonra «rekabet yasağına» aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava niteliği itibariyle 818 sayılı BK’nun 348. maddesi kapsamına girdiği ve bu kapsamdaki davalar TTK'nun 4/1-3 maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın «mutlak ticari» davalardan olduğundan, bu tür davaların ticaret mahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir.
Benzer bu karardaDüzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresinde yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Ayrıca, ticari «sırrın» ne olduğunun değerlendirilmesinin uzman mahkemelerce yapılması gerektiği de yadsınamaz bir gerçeklik olduğu gibi, "Rekabet Yasağı" kavramı da piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur.
Kaldi ki TTK'nun 4. maddesiyle yasa koyucu çok açık bir şekilde BK'nun 348. maddesinden kaynaklanan davaların «mutlak ticari» davalardan olduğunu öngörmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart · alacak davası
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacı işveren ile davalı çalışanı arasında yapılmış olan 13/07/2011 tarihli centilmenlik anlaşmasından doğan «alacak davası» olup, davacı işveren şirket ile davalı çalışanı arasında yapılmış olan 13/07/2011 tarihli centilmenlik anlaşmasından doğan ihtilaflara İş mahkemelerinin bakmakla «görevli» olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin reddine, dosyanın görevli İzmir İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Oysa davada, davacı taraf davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9659 E. 2014/13792 K.
Ortak:iş sırrı · hizmet akdi · rekabet yasağı sözleşmesi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal» edildiği iddiasına dayalı, maddi ve manevi tazminat ile rekabet etmeme «taahhüdüne» aykırı eylemlerin sona erdirilmesi istemlerine ilişkindir.
Madde metninde açıkça “…akdin hitamından sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere BK’nun 348. maddesinde düzenlenen «rekabet yasağı», «hizmet akdi» «son» bulduktan sonra geçecek döneme ilişkin olup, bu madde ile, sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmaması, rakip bir müessesede çalışmaması ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmaması düzenlenmiştir.
İş akdinin sona ermesinden sonra «rekabet yasağına» aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava niteliği itibariyle 818 sayılı BK’nun 348. maddesi kapsamına girdiği ve bu kapsamdaki davalar TTK'nun 4/1-3 maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın «mutlak ticari» davalardan olduğundan, bu tür davaların ticaret mahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir.
Benzer bu karardaDüzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacı işyerinde satış «görevlisi» olarak çalıştığı işyerinden kendi isteği ile ayrıldığı, dava konusunun davalının «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan «haksız rekabet» ve «cezai şart» talebine ilişkin olduğu, davalının 4857 sayılı Kanun'un 2'nci maddesinde yer alan iş sözleşmesi ile işçi statüsünde çalıştığı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve iş ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği, iş sözleşmesi ile birlikte «protokolün» ihlal edilip edilmediğini değerlendirmenin iş mahkemesinin «görev alanına» girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Ayrıca, ticari «sırrın» ne olduğunun değerlendirilmesinin uzman mahkemelerce yapılması gerektiği de yadsınamaz bir gerçeklik olduğu gibi, "Rekabet Yasağı" kavramı da piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü · cezai şart · protokol · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacı işyerinde satış «görevlisi» olarak çalıştığı işyerinden kendi isteği ile ayrıldığı, dava konusunun davalının «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan «haksız rekabet» ve «cezai şart» talebine ilişkin olduğu, davalının 4857 sayılı Kanun'un 2'nci maddesinde yer alan iş sözleşmesi ile işçi statüsünde çalıştığı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve iş ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği, iş sözleşmesi ile birlikte «protokolün» ihlal edilip edilmediğini değerlendirmenin iş mahkemesinin «görev alanına» girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ve davacı tarafından davaya dayanak «yapılan protokol» tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 348. maddesi "İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan …
Oysa davacı vekili, 04.02.2014 tarihli duruşmadaki beyanında ve 18.02.2014 tarihli dilekçesinde açıkça davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istediklerini belirtmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16022 E. 2015/1405 K.
Ortak:iş sırrı · hizmet akdi · rekabet yasağı sözleşmesi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · oy yasağı · dava sebebi · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal» edildiği iddiasına dayalı, maddi ve manevi tazminat ile rekabet etmeme «taahhüdüne» aykırı eylemlerin sona erdirilmesi istemlerine ilişkindir.
Madde metninde açıkça “…akdin hitamından sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere BK’nun 348. maddesinde düzenlenen «rekabet yasağı», «hizmet akdi» «son» bulduktan sonra geçecek döneme ilişkin olup, bu madde ile, sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmaması, rakip bir müessesede çalışmaması ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmaması düzenlenmiştir.
İş akdinin sona ermesinden sonra «rekabet yasağına» aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava niteliği itibariyle 818 sayılı BK’nun 348. maddesi kapsamına girdiği ve bu kapsamdaki davalar TTK'nun 4/1-3 maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın «mutlak ticari» davalardan olduğundan, bu tür davaların ticaret mahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir.
Benzer bu karardaDava, «rekabet yasağının» ihlal edildiği iddiasına dayalı «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Davaya dayanak teşkil eden «rekabet yasağına» ilişkin sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 348. (6098 sayılı BK'nın 444.) maddesi "İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işleri …
Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlanma noktasının veya «sebebin», davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup Dairemizin yerleşmiş içtihatları da bu yoldadır. (2008/7321 E- 2008/9007 K, 2000/8808 E-2000/10150 K, 2006/9411 E-2007/12223 K, 2007/4507 E-2008/6825 K, 2005/6508 E-2006/9306 K) Ayrıca doktrinde de (Bkz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart · görevsizlik kararı · haksız rekabet
Benzer bu karardaDava, «rekabet yasağının» ihlal edildiği iddiasına dayalı «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile «görevsizlik» kararı verilmiştir.
… a göre, davalının, davacı şirkette işçi statüsü ile çalıştığı ve bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların İş Kanunu hükümlerine göre çözümleneceği, her ne kadar davalının «haksız rekabette» bulunduğu ileri sürülmüş ise de davalı tarafın sıfatı gözetildiğinde uyuşmazlığın İş Kanunu'na tabi olduğu sonucunun değişmeyeceği gerekçesiyle davanın görev yönün …
Oysa, davacı taraf işbu davada, davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10407 E. 2014/13534 K.
Ortak:iş sırrı · hizmet akdi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · dava sebebi · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMadde metninde açıkça “…akdin hitamından sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere BK’nun 348. maddesinde düzenlenen «rekabet yasağı», «hizmet akdi» «son» bulduktan sonra geçecek döneme ilişkin olup, bu madde ile, sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmaması, rakip bir müessesede çalışmaması ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmaması düzenlenmiştir.
İş akdinin sona ermesinden sonra «rekabet yasağına» aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava niteliği itibariyle 818 sayılı BK’nun 348. maddesi kapsamına girdiği ve bu kapsamdaki davalar TTK'nun 4/1-3 maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın «mutlak ticari» davalardan olduğundan, bu tür davaların ticaret mahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir.
Dava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal» edildiği iddiasına dayalı, maddi ve manevi tazminat ile rekabet etmeme «taahhüdüne» aykırı eylemlerin sona erdirilmesi istemlerine ilişkindir.
Benzer bu karardaMutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya «sebebin» davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup somut olayda olduğu gibi düzenlenen bir «hizmet sözleşmesi» içinde yer alması davanın «mutlak ticari» dava olduğu niteliğini değiştirmez.
Dava «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, davacı, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesi» ile davacı şirkette diyaliz hemşiresi olarak çalışan davalının akdin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren başka bir diyaliz merkezinde çalışmaya baş …
Düzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işçi-işveren ilişkisi · cezai şart · usulden reddi · görevsizlik kararı
Benzer bu kararda… sındaki hizmet akdinden kaynaklanmakta olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmesinin iş mahkemelerinin görevini ortadan kaldırmadığı, TTK 4/1-3 maddesinde «işçi işveren ilişkisinin» düzenlemediği gerekçesiyle dava dilekçesinin mahkemenin «görevsizliği» nedeni ile «usulden reddine», dosyanın talep halinde yasal sürede «görevli» Aydın İş Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, davacı, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesi» ile davacı şirkette diyaliz hemşiresi olarak çalışan davalının akdin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren başka bir diyaliz merkezinde çalışmaya baş …
Oysa davada davacı taraf davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11540 E. 2014/13703 K.
Ortak:hizmet akdi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · taahhütname · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal» edildiği iddiasına dayalı, maddi ve manevi tazminat ile rekabet etmeme «taahhüdüne» aykırı eylemlerin sona erdirilmesi istemlerine ilişkindir.
Madde metninde açıkça “…akdin hitamından sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere BK’nun 348. maddesinde düzenlenen «rekabet yasağı», «hizmet akdi» «son» bulduktan sonra geçecek döneme ilişkin olup, bu madde ile, sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmaması, rakip bir müessesede çalışmaması ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmaması düzenlenmiştir.
İş akdinin sona ermesinden sonra «rekabet yasağına» aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava niteliği itibariyle 818 sayılı BK’nun 348. maddesi kapsamına girdiği ve bu kapsamdaki davalar TTK'nun 4/1-3 maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın «mutlak ticari» davalardan olduğundan, bu tür davaların ticaret mahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, BK'nın 444. maddesinde düzenlenen «rekabet yasağının» asli yükümlülük doğuran bir sözleşme olmayıp, iş akdinden kaynaklı fer'i bir yükümlülük olduğu, rekabet etmeme borcunun iş akdinin sonuçlarından olduğu ve ister iş akdinin devamı süresince isterse iş akdinin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine dair ihtilafların iş ilişkisinden kaynaklandığı, bu itibarla somut uyuşmazlığın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca İş Mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle «görevsizlik» nedeniyle dava dilekçesinin «usulden reddine», kararın kesinleştiği tarihten itibaren başvuru halinde dosyanın yetkili ve «görevli» İstanbul Anadolu Nöbetçi İş Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Davacı tarafça, davalının imzaladığı «taahhütname» ile işten ayrıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde İstanbul ilinde aynı iş ile iştigal eden başka şirkette çalışmamayı kabul ettiğini taahhüt etmesine rağmen akdin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirkette çalıştığı ve «rekabet yasağını» ihlal ettiği iddiasıyla işbu dava açılmıştır.
Dava, «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart · usulden reddi · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, BK'nın 444. maddesinde düzenlenen «rekabet yasağının» asli yükümlülük doğuran bir sözleşme olmayıp, iş akdinden kaynaklı fer'i bir yükümlülük olduğu, rekabet etmeme borcunun iş akdinin sonuçlarından olduğu ve ister iş akdinin devamı süresince isterse iş akdinin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine dair ihtilafların iş ilişkisinden kaynaklandığı, bu itibarla somut uyuşmazlığın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca İş Mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle «görevsizlik» nedeniyle dava dilekçesinin «usulden reddine», kararın kesinleştiği tarihten itibaren başvuru halinde dosyanın yetkili ve «görevli» İstanbul Anadolu Nöbetçi İş Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Oysa, davacı taraf işbu davada davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12088 E. 2011/718 K.
Ortak:iş sırrı · hizmet akdi · rekabet yasağı sözleşmesi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal» edildiği iddiasına dayalı, maddi ve manevi tazminat ile rekabet etmeme «taahhüdüne» aykırı eylemlerin sona erdirilmesi istemlerine ilişkindir.
Madde metninde açıkça “…akdin hitamından sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere BK’nun 348. maddesinde düzenlenen «rekabet yasağı», «hizmet akdi» «son» bulduktan sonra geçecek döneme ilişkin olup, bu madde ile, sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmaması, rakip bir müessesede çalışmaması ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmaması düzenlenmiştir.
İş akdinin sona ermesinden sonra «rekabet yasağına» aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava niteliği itibariyle 818 sayılı BK’nun 348. maddesi kapsamına girdiği ve bu kapsamdaki davalar TTK'nun 4/1-3 maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın «mutlak ticari» davalardan olduğundan, bu tür davaların ticaret mahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir.
Benzer bu karardaDava «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, davacı tarafça davalının imzaladığı rekabet etmeme ve gizlilik «taahhüdü» ile işten ayrıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde televizyon üretimi yapan firmalarda çalışmayacağını taahhüt etmesine rağmen akdin sona ermesinden sonra aynı a …
Düzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Ayrıca ticari «sırrın» ne olduğunun değerlendirilmesinin uzman mahkemelerce yapılması gerektiği de yadsınamaz bir gerçeklik olduğu gibi, "Rekabet Yasağı" kavramı da piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart
Benzer bu karardaDava «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, davacı tarafça davalının imzaladığı rekabet etmeme ve gizlilik «taahhüdü» ile işten ayrıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde televizyon üretimi yapan firmalarda çalışmayacağını taahhüt etmesine rağmen akdin sona ermesinden sonra aynı a …
Oysa davada davacı taraf davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7464 E. 2014/15007 K.
Ortak:iş sırrı · hizmet akdi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · dava sebebi · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMadde metninde açıkça “…akdin hitamından sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere BK’nun 348. maddesinde düzenlenen «rekabet yasağı», «hizmet akdi» «son» bulduktan sonra geçecek döneme ilişkin olup, bu madde ile, sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmaması, rakip bir müessesede çalışmaması ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmaması düzenlenmiştir.
İş akdinin sona ermesinden sonra «rekabet yasağına» aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava niteliği itibariyle 818 sayılı BK’nun 348. maddesi kapsamına girdiği ve bu kapsamdaki davalar TTK'nun 4/1-3 maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın «mutlak ticari» davalardan olduğundan, bu tür davaların ticaret mahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir.
Dava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal» edildiği iddiasına dayalı, maddi ve manevi tazminat ile rekabet etmeme «taahhüdüne» aykırı eylemlerin sona erdirilmesi istemlerine ilişkindir.
Benzer bu karardaMutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya «sebebin» davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup somut olayda olduğu gibi düzenlenen bir «hizmet sözleşmesi» içinde yer alması davanın «mutlak ticari» dava olduğu niteliğini değiştirmez.
Düzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte, «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususta değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Ayrıca ticari «sırrın» ne olduğunun değerlendirilmesinin uzman mahkemelerce yapılması gerektiği gibi, "Rekabet Yasağı" kavramı da piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istifa · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · haksız rekabet
Benzer bu karardaOysa, mevcut davada davacı taraf iş akdi devam ederken «haksız rekabet» olduğuna dair iddialarda bulunmadığı gibi, haksız rekabetin iş akdi sona erdikten sonra yapılan centimenlik «sözleşmesine aykırılık» ile doğduğunu kabul etmekte ve «cezai şart» istemektedir.
Dava, taraflar arasında imzalanan centilmenlik sözleşmesi hükümlerinin ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, davalının «istifa» ederek kendi adına aynı alanda çalışmak istemesi üzerine geçiş sürecini planlayan centilmenlik sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri ihlal ettiği iddiasıyla iş bu davayı açmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/13124 E. , 2012/14595 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.03.2012 tarih ve 2012/181-2012/107 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalılar ile diğer müvekkili şirketin bünyesinde çalışmalarını yapan Asmaş Ağır Sanayi Malzemeleri İmal ve Tic. Şirketinde çalıştıkları sırada, haksız rekabete ilişkin olarak rekabet yasağı sözleşmesinin imzalandığını, ancak buna rağmen davalıların müvekkili şirketteki görevlerinden ayrılıp müvekkilleri ile aynı işi yapan Piromet Pirometalurji Malzeme Refrakter Makine San. ve Tic. A.Ş'de çalışmaya başlayarak rekabet yasağını çiğnediklerini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, rekabet etmeme taahhüdüne aykırı eylemlerin sona erdirilmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı şirketin ticari faaliyetlerinin durdurulmasına, tasfiyesine ve ticaret sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, öncelikle davalılar hakkındaki dava, şirket aleyhine açılan davadan ayrılmış, sonrasında iddia, savunma ve yargısal içtihatlara göre, davalılar yönünden iş mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal edildiği iddiasına dayalı, maddi ve manevi tazminat ile rekabet etmeme taahhüdüne aykırı eylemlerin sona erdirilmesi istemlerine ilişkindir.
BK'nun 348. maddesi,“İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını, şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir.İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değil ise rekabet memnuiyetine dair olan şart batıldır.”hükmünü içermektedir.
Madde metninde açıkça “…akdin hitamından sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere BK’nun 348. maddesinde düzenlenen rekabet yasağı, hizmet akdi son bulduktan sonra geçecek döneme ilişkin olup, bu madde ile, sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmaması, rakip bir müessesede çalışmaması ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmaması düzenlenmiştir. Düzenleme, hizmet sözleşmesi içinde yer almakla birlikte hizmet akdi süresinde yapılmaması gereken bir hususa değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususa ilişkindir. Hizmet akdinin devamı sırasında meydana gelen bir sadakatsizlik, ister bir sözleşme ile düzenlensin ister kanunla düzenlensin, elbette İş Mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturacaktır.
Oysa eldeki davada, davacı taraf davalıların, akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemleri nedeniyle tazminat istemektedir.
İş akdinin kurulması ile doğan sadakat borcu, işçi tarafından işverenin çıkarlarını koruma ve gözetme borcudur. Rekabet etmeme borcu ise, iş akdinin sonuçlarından olan; işçinin, işverene sadakat borcunun olumsuz yönünü ifade eder.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.maddesi ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 29.06.1960 gün, 1960/13 ve 1960/15 sayılı kararında; İş Mahkemelerinin, işçi sayılan kimselerle (Kanunun değiştirilen 2. maddesinin C, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında “iş akdinden doğan” veya “İş Kanunu'na dayanan” her türlü hak iddialarına ilişkin hukuki uyuşmazlıkların bu mahkemelerde çözümleneceği açıklanmıştır.
Şu halde iş mahkemelerinin görev alanına giren hukuki uyuşmazlıklar olan iş uyuşmazlıkları, tarafları ve konusu kanunla belirlenmiş, yani belirli nitelikte uyuşmazlıklar olup, görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, içeriği keyfi surette doldurulamayacak uyuşmazlıklardır. Bu nedenledir ki, bir hukuk mahkemesi olarak iş mahkemeleri, iş sözleşmesi veya İş Kanunu'ndan doğmuş olsa dahi idari ve cezai uyuşmazlıklara doğal olarak bakamayacağı gibi İş Kanunu kapsamı dışında kalan işçilerle onları çalıştıran işverenler arasındaki uyuşmazlıklara da, iş sözleşmesinden kaynaklanmış olsalar dahi, bakamayacaktır.
İş akdinin devamı sırasında işçinin sadakat borcundan kaynaklanan rekabet etmeme yasağına aykırılık halinde, bu tür davalara bakmakla görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş akdinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava niteliği itibariyle 818 sayılı BK’nun 348. maddesi kapsamına girdiği ve bu kapsamdaki davalar TTK'nun 4/1-3 maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari davalardan olduğundan, bu tür davaların ticaret mahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir.
Yapılan bu ayrıntılı açıklamalar göstermektedir ki, dava konusu uyuşmazlığın niteliği itibariyle, davanın İş Mahkemesinde görülmesini gerektirir bir durum mevcut değildir. Ayrıca, ticari sırrın ne olduğunun değerlendirilmesinin, uzman mahkemelerce yapılması gerektiği de yadsınamaz bir gerçeklik olduğu gibi, "Rekabet Yasağı" kavramı da piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur. Kaldı ki, TTK'nun 4. maddesiyle yasa koyucu, çok açık bir şekilde BK'nun 348. maddesinden kaynaklanan davaların, mutlak ticari davalardan olduğunu öngörmüştür. Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlanma noktasının veya sebebin, davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup, aynı Kanunun 5.maddesine göre, ticari davalara bakma görevi ticaret mahkemelerine aittir.
Nitekim aynı hususlara, Dairemizin 2008/7321 E.- 2008/9007 K., 2000/8808 E.-2000/10150 K., 2006/9411 E.- 2007/12223 K., 2007/4507 E.- 2008/6825 K., 2005/6508 E.-2006/9306 K. sayılı kararlarında olduğu gibi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/11-781 E. 2012/109 K. sayılı kararında da işaret edilmiştir.
O halde, mutlak ticari dava niteliğindeki eldeki davaya bakma görevi de ticaret mahkemesine aitken, yerel mahkemece, açıklanan bu hususlar dikkate alınmadan, iş mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğundan bahisle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 28.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062631700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz