6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Cezai şart

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/3829 E. 2017/6169 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari sır ve saklama taahhüdü ticari sır rekabet yasağı sözleşmesi zararın ispatı rekabet yasağı 818 sayılı borçlar kanunu cezai şart oy yasağı geçersizlik taahhütname

Atıf yapılan mevzuat: BK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalının "Rekabet Yasağı ve Ticari Sır Saklama Taahhüdü" sözleşmesiyle aynı sektördeki firmaların isim isim sayılarak hiçbir coğrafi sınır getirmeden aynı sektördeki mesleğini icra etmesinin yasaklanması nedeniyle, geçersiz olduğu, davalının davacı firmada çalışırken edindiği ticari sır niteliğindeki bilgileri ne şekilde kullandığı ve davacı şirketin bu yolla ne tür bir zarara uğradığı iddia ve ispat edilmemiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava rekabet yasağı sözleşmesine dayalı cezai şart istemine ilişkindir. Sözleşme tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 348. maddesine göre “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını şart edebilirler.” Somut olayda rekabet yasağını öngören

sözleşmede davalının rakip firmalarda çalışmamasının şart edildiği gözetildiğinde yasaklama bakımından coğrafi alan gösterilmemiş olmasının sözleşmenin geçersizliği sonucunu doğuracağı şeklinde değerlendirme yapılamayacağı gibi; aynı maddenin 2. fıkrasında yer alan “Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir.” hükmü dikkate alınmadan davacının zararının ispat edilememiş olması gerekçesiyle karar verilmesi de doğru değildir. Bu durumda yukarıda anılan kanun hükümleri gözetilmeden, yanılgılı gerekçeyle hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5174 E. 2010/2044 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Cezai şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13834 E. 2018/4613 K.

    Ortak: · Cezai şart

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Cezai şart | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15601 E. 2017/2522 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Cezai şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3810 E. 2020/2260 K.

    Ortak: · Cezai şart

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Işçi-işveren ilişkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6893 E. 2015/4615 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Cezai Şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9659 E. 2014/13792 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Cezai Şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12067 E. 2012/3391 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7526 E. 2014/11678 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2016/3829 E.  ,  2017/6169 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.10.2015 tarih ve 2014/702-2015/817 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; davalının müvekkili şirkette İthalat İş Geliştirme yöneticisi olarak çalışmakta iken, iş akdini istifa ederek davacı ile aynı işi yapan bir başka firmada çalışmaya başladığını, taraflar arasında akdedilmiş olan "Rekabet Yasağı ve Ticari Sır Saklama Taahhüdü" sözleşmesi gereğince davalının davacı müvekkili firma ile iş ilişkisinin sona ermesinden itibaren 2 yıl süreyle müvekkili firmanın iş ve faaliyet alanı ile ilgili çalışamayacağı firmaların tahdidi olarak sayılmış olduğunu, davalının sayılan firmalardan birinde çalıştığını ileri sürerek cezai tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; müvekkilinin davacının iş yerinde çalışırken müvekkiline "Rekabet Yasağı ve Ticari Sır Saklama Taahhüdü" sözleşmesinin zorla imzalatıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalının "Rekabet Yasağı ve Ticari Sır Saklama Taahhüdü" sözleşmesiyle aynı sektördeki firmaların isim isim sayılarak hiçbir coğrafi sınır getirmeden aynı sektördeki mesleğini icra etmesinin yasaklanması nedeniyle, geçersiz olduğu, davalının davacı firmada çalışırken edindiği ticari sır niteliğindeki bilgileri ne şekilde kullandığı ve davacı şirketin bu yolla ne tür bir zarara uğradığı iddia ve ispat edilmemiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava rekabet yasağı sözleşmesine dayalı cezai şart istemine ilişkindir. Sözleşme tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 348. maddesine göre “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını şart edebilirler.” Somut olayda rekabet yasağını öngören

sözleşmede davalının rakip firmalarda çalışmamasının şart edildiği gözetildiğinde yasaklama bakımından coğrafi alan gösterilmemiş olmasının sözleşmenin geçersizliği sonucunu doğuracağı şeklinde değerlendirme yapılamayacağı gibi; aynı maddenin 2. fıkrasında yer alan “Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir.” hükmü dikkate alınmadan davacının zararının ispat edilememiş olması gerekçesiyle karar verilmesi de doğru değildir. Bu durumda yukarıda anılan kanun hükümleri gözetilmeden, yanılgılı gerekçeyle hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/381118800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.