Infaz kabiliyeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/397 E. 2017/3127 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
infaz kabiliyeti↗ infazda tereddüt↗ tasfiye memuru atanması↗ infaz↗ tasfiye memuru↗ ek tasfiye↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı ...'ın tasfiye memurluğunu yaptığı ... Tic. Ltd. Şti'den 3.912,16 TL alacaklı olduğunun kesinleşmiş yargı kararı ile sabit olduğu, şirketin tasfiye kararından ve davalının tasfiye memuru atanmasından kısa bir süre sonra şirket aleyhine icra takibinin başlatıldığı, davalının tasfiye memuru olmadan da şirket ortağı sıfatının bulunduğu, bu borcun veya alacak talebinin varlığından haberdar olduğunun kabulünün gerektiği, bu halde davalı tarafından şirketin kati suretle tasfiye edilmesinin iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, tasfiye memuru olarak görevini ihmal ile davacının zararına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.912,16 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 294/3 maddesinde “Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.” aynı Yasa'nın 297/2 madde ve fıkrasında ise “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu kural yargıda açıklık ve netlik prensibinin bir gereğidir.
Somut olayda, dava dilekçesinde sadece ... Tic. Ltd. Şti’nin tasfiye memuru ...’a husumet yöneltildiği halde mahkemece gerekçeli karar başlığında ...’la birlikte ... Tic. Ltd. Şti’nin davalı olarak gösterilmesi ve hükmolunan tutarın gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilenlerden hangisinden tahsiline karar verildiği belirtilmeksizin infazda tereddüt oluşturacak şekilde sadece davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmadığı gibi, “3.912,16 TL’nin icra takip tarihi tarihi olan 27.12.2007 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklindeki hükmün de infaz kabiliyeti bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2894 E. 2013/19758 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda… in davalı olarak gösterilmesi ve hükmolunan tutarın gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilenlerden hangisinden tahsiline karar verildiği belirtilmeksizin «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde sadece davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmadığı gibi, “3.912,16 TL’nin icra takip tarihi tarihi olan 27.12.2007 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklindeki hükmün de «infaz kabiliyeti» bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… olduğu konusunda herhangi bir açıklama yapılmamış, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, «infazda» şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmamış, açıklanan hususlar doğrultusunda …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · menfi tespit
Benzer bu karardaDava «menfi tespit» ve «istirdat» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4938 E. 2015/11857 K.
Ortak:infaz kabiliyeti · infaz
İncelediğiniz kararda… in davalı olarak gösterilmesi ve hükmolunan tutarın gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilenlerden hangisinden tahsiline karar verildiği belirtilmeksizin «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde sadece davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmadığı gibi, “3.912,16 TL’nin icra takip tarihi tarihi olan 27.12.2007 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklindeki hükmün de «infaz kabiliyeti» bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden işbu karar, hükümde olması gereken yasal unsurları içermediği gibi, "davacının davasının kabulüne" şeklindeki kararın «infaz kabiliyeti» de bulunmadığı anlaşıldığından kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket hisse devri · ticaret sicili tescili · hisse devri · limited şirket · ticaret sicili · ilan
Benzer bu kararda1- Dava, «limited şirket hisse devrinin» tespiti ile, «ticaret siciline tescil» ve «ilanı» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1322 E. 2015/2172 K.
Ortak:infaz · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaŞti’nin «tasfiye memuru» ...’a «husumet» yöneltildiği halde mahkemece gerekçeli karar başlığında ...’la birlikte ...
… in davalı olarak gösterilmesi ve hükmolunan tutarın gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilenlerden hangisinden tahsiline karar verildiği belirtilmeksizin «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde sadece davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmadığı gibi, “3.912,16 TL’nin icra takip tarihi tarihi olan 27.12.2007 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklindeki hükmün de «infaz kabiliyeti» bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; ...'nin taraf değişikliği ile davaya «dahili» davalı olarak devamı gerektiği, ...'nin «hisse devir sözleşmesi» ile sözleşmesel borç yükümlülüğünü üstlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı .... yönünden «husumet» nedeni ile davanın reddine; dahili davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'a göre dc «ıslah» yoluyla da olsa taraf değiştirilemeyeceği dikkate alındığında, davada taraf sıfatı bulunmayan ve davalı ... vekilinin talebi ile mahkemece «dahili» davalı olarak kabul edilen ... aleyhine hüküm kurulması ve yazılı gerekçeyle davacı tarafından dava edilen ... yönünden davanın «husumet» nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı ve ... yararına bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla, mahkemece HMK 297/2. maddesi uyarınca açık, tereddüte mahal vermeyecek ve «infaza» elverişli şekilde hüküm kurmak gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eş rızası · hisse devir sözleşmesi · ıslah · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; ...'nin taraf değişikliği ile davaya «dahili» davalı olarak devamı gerektiği, ...'nin «hisse devir sözleşmesi» ile sözleşmesel borç yükümlülüğünü üstlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı .... yönünden «husumet» nedeni ile davanın reddine; dahili davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'a göre dc «ıslah» yoluyla da olsa taraf değiştirilemeyeceği dikkate alındığında, davada taraf sıfatı bulunmayan ve davalı ... vekilinin talebi ile mahkemece «dahili» davalı olarak kabul edilen ... aleyhine hüküm kurulması ve yazılı gerekçeyle davacı tarafından dava edilen ... yönünden davanın «husumet» nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı ve ... yararına bozulması gerekmiştir.
Kararı, davacılar vekili, davalı .... vekili ve «dahili» davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, dava dilekçesinde ....ne karşı açılmış olup, yargılama sırasında davalı vekilince sunulan dilekçelerle ...'nin de davaya davalı olarak «dahil» edilmesi gerektiği şeklinde talepte bulunulmuştur.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14631 E. 2016/242 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirketin ihyası · ihya · ihtar · limited şirket · ilan · temsil
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin TTK'nın geçici 7. m. uyarınca «ihtara» rağmen süresinde bildirimde bulunulmaması nedeniyle re'sen sicilden silinmesine 23/01/2014 tarihinde karar verildiği ve kararın 28/01/2014 tarihinde «ilan» edildiği, şirketi münferiden «temsil» ve ilzama yetkili davacı tarafça açılan davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle, şirketin ihyasına ve kararın Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine …
1-Dava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde şirketin ihyasına karar verilmiştir.
Mahkemece, “dava dosyamızdaki mevcut durum dikkate alındığında şirketi münferiden «temsil» ve ilzama yetkili davacı tarafından açılan davanın kabulüne” şeklinde, herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1192 E. 2012/17778 K.
Ortak:infazda tereddüt · infaz
İncelediğiniz kararda… in davalı olarak gösterilmesi ve hükmolunan tutarın gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilenlerden hangisinden tahsiline karar verildiği belirtilmeksizin «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde sadece davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmadığı gibi, “3.912,16 TL’nin icra takip tarihi tarihi olan 27.12.2007 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklindeki hükmün de «infaz kabiliyeti» bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, hükmün “Davanın kısmen kabulü-kısmen reddi ile, «asıl alacak» davadan sonra ödendiğinden takip tarihinden itibaren yürütülen reeskont «avans faizine» itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine,...” karar verilmiş ise de, hükmün bu haliyle ret ve kabul edilen kısımlarının açıkça anlaşılmadığı ve «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde iki farklı faiz oranı belirtildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, tarafların hak ve yükümlülüklerini tam olarak belirten ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde açıklanan yasa hükümlerine uygun olarak bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · asıl alacak · kötüniyet · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · avans faizi
Benzer bu kararda… , davalı tarafın icra takibine geçilmesine ve dava açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile takip tarihinden itibaren yürütülen reeskont «avans faizine» itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, 1.062,08 TL %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, davalı tarafın «kötüniyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, hükmün “Davanın kısmen kabulü-kısmen reddi ile, «asıl alacak» davadan sonra ödendiğinden takip tarihinden itibaren yürütülen reeskont «avans faizine» itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine,...” karar verilmiş ise de, hükmün bu haliyle ret ve kabul edilen kısımlarının açıkça anlaşılmadığı ve «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde iki farklı faiz oranı belirtildiği anlaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13912 E. 2014/20093 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para borcu · tasdik kararı · fatura · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının «fatura» karşılığı taşıma işi yaptığı, buna ilişkin faturaları «defterine» kaydettiği, ancak defterlerin kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, kendi lehine delil teşkil etmeyeceği, davacı kooperatifin amacının taşıma olması, üyeleri aracılığı ile nakliye işi yapması gerekirken davalı şirketle iş yapmasının hukuka aykırı olduğu, birleşen davada ise bankadan kooperatife gönderilen «paranın borcun» tasfiyesine ilişkin olduğu, davalının bu paranın ne amaçla gönderildiğini ispatlayamadığı, asıl ve birleşen davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/397 E. , 2017/3127 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/09/2015 tarih ve 2010/809-2015/488 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... Tic. Ltd. Şti'nden alacaklı olduğunu, bu alacağın takip ve tahsil işlemleri devam ederken tasfiye memuru olan davalının, borçlu şirketi tasfiye ettiğini, ticari defter kayıtlarına göre müvekkilinin alacağının sabit olduğu halde TTK'nın 445. maddesi uyarınca beyana davet etmeyen ve tasfiyeyi sonuçlandıran davalı tasfiye memurunun müvekkilinin alacağından sorumlu olduğunu ileri sürerek 8.692,73 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tasfiye edilen şirket defterlerinde davacının bir alacağının görünmediğini, borcun ihtilaflı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı ...'ın tasfiye memurluğunu yaptığı ... Tic. Ltd. Şti'den 3.912,16 TL alacaklı olduğunun kesinleşmiş yargı kararı ile sabit olduğu, şirketin tasfiye kararından ve davalının tasfiye memuru atanmasından kısa bir süre sonra şirket aleyhine icra takibinin başlatıldığı, davalının tasfiye memuru olmadan da şirket ortağı sıfatının bulunduğu, bu borcun veya alacak talebinin varlığından haberdar olduğunun kabulünün gerektiği, bu halde davalı tarafından şirketin kati suretle tasfiye edilmesinin iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, tasfiye memuru olarak görevini ihmal ile davacının zararına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.912,16 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 294/3 maddesinde “Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.” aynı Yasa'nın 297/2 madde ve fıkrasında ise “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu kural yargıda açıklık ve netlik prensibinin bir gereğidir.
Somut olayda, dava dilekçesinde sadece ... Tic. Ltd. Şti’nin tasfiye memuru ...’a husumet yöneltildiği halde mahkemece gerekçeli karar başlığında ...’la birlikte ... Tic. Ltd. Şti’nin davalı olarak gösterilmesi ve hükmolunan tutarın gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilenlerden hangisinden tahsiline karar verildiği belirtilmeksizin infazda tereddüt oluşturacak şekilde sadece davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmadığı gibi, “3.912,16 TL’nin icra takip tarihi tarihi olan 27.12.2007 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklindeki hükmün de infaz kabiliyeti bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/360060400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz