6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Infaz kabiliyeti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/397 E. 2017/3127 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
infaz kabiliyeti infazda tereddüt tasfiye memuru atanması infaz tasfiye memuru ek tasfiye husumet

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 294 · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı ...'ın tasfiye memurluğunu yaptığı ... Tic. Ltd. Şti'den 3.912,16 TL alacaklı olduğunun kesinleşmiş yargı kararı ile sabit olduğu, şirketin tasfiye kararından ve davalının tasfiye memuru atanmasından kısa bir süre sonra şirket aleyhine icra takibinin başlatıldığı, davalının tasfiye memuru olmadan da şirket ortağı sıfatının bulunduğu, bu borcun veya alacak talebinin varlığından haberdar olduğunun kabulünün gerektiği, bu halde davalı tarafından şirketin kati suretle tasfiye edilmesinin iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, tasfiye memuru olarak görevini ihmal ile davacının zararına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.912,16 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.

6100 sayılı HMK'nın 294/3 maddesinde “Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.” aynı Yasa'nın 297/2 madde ve fıkrasında ise “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu kural yargıda açıklık ve netlik prensibinin bir gereğidir.

Somut olayda, dava dilekçesinde sadece ... Tic. Ltd. Şti’nin tasfiye memuru ...’a husumet yöneltildiği halde mahkemece gerekçeli karar başlığında ...’la birlikte ... Tic. Ltd. Şti’nin davalı olarak gösterilmesi ve hükmolunan tutarın gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilenlerden hangisinden tahsiline karar verildiği belirtilmeksizin infazda tereddüt oluşturacak şekilde sadece davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmadığı gibi, “3.912,16 TL’nin icra takip tarihi tarihi olan 27.12.2007 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklindeki hükmün de infaz kabiliyeti bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2894 E. 2013/19758 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Infaz kabiliyeti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4938 E. 2015/11857 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1322 E. 2015/2172 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Şirketin ihyası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14631 E. 2016/242 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1192 E. 2012/17778 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13912 E. 2014/20093 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2016/397 E.  ,  2017/3127 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/09/2015 tarih ve 2010/809-2015/488 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin ... Tic. Ltd. Şti'nden alacaklı olduğunu, bu alacağın takip ve tahsil işlemleri devam ederken tasfiye memuru olan davalının, borçlu şirketi tasfiye ettiğini, ticari defter kayıtlarına göre müvekkilinin alacağının sabit olduğu halde TTK'nın 445. maddesi uyarınca beyana davet etmeyen ve tasfiyeyi sonuçlandıran davalı tasfiye memurunun müvekkilinin alacağından sorumlu olduğunu ileri sürerek 8.692,73 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, tasfiye edilen şirket defterlerinde davacının bir alacağının görünmediğini, borcun ihtilaflı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı ...'ın tasfiye memurluğunu yaptığı ... Tic. Ltd. Şti'den 3.912,16 TL alacaklı olduğunun kesinleşmiş yargı kararı ile sabit olduğu, şirketin tasfiye kararından ve davalının tasfiye memuru atanmasından kısa bir süre sonra şirket aleyhine icra takibinin başlatıldığı, davalının tasfiye memuru olmadan da şirket ortağı sıfatının bulunduğu, bu borcun veya alacak talebinin varlığından haberdar olduğunun kabulünün gerektiği, bu halde davalı tarafından şirketin kati suretle tasfiye edilmesinin iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, tasfiye memuru olarak görevini ihmal ile davacının zararına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.912,16 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.

6100 sayılı HMK'nın 294/3 maddesinde “Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.” aynı Yasa'nın 297/2 madde ve fıkrasında ise “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu kural yargıda açıklık ve netlik prensibinin bir gereğidir.

Somut olayda, dava dilekçesinde sadece ... Tic. Ltd. Şti’nin tasfiye memuru ...’a husumet yöneltildiği halde mahkemece gerekçeli karar başlığında ...’la birlikte ... Tic. Ltd. Şti’nin davalı olarak gösterilmesi ve hükmolunan tutarın gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilenlerden hangisinden tahsiline karar verildiği belirtilmeksizin infazda tereddüt oluşturacak şekilde sadece davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmadığı gibi, “3.912,16 TL’nin icra takip tarihi tarihi olan 27.12.2007 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklindeki hükmün de infaz kabiliyeti bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/360060400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.