Infaz kabiliyeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/4938 E. 2015/11857 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
infaz kabiliyeti↗ limited şirket hisse devri↗ ticaret sicili tescil ve ilan↗ ticaret sicili tescili↗ hisse devri↗ infaz↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ ilan↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların davacının hissesini devrettikleri, gerekli işlemleri tesis ettikleri gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, limited şirket hisse devrinin tespiti ile, ticaret siciline tescil ve ilanı istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 6100 sayılı HMK'nın 294/3 madde ve fıkrasında "Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur." aynı Yasa'nın 297/2 madde ve fıkrasında ise “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü düzenlenmiştir.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse de yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. Bu itibarla, yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemece salt “ tüm dosya kapsamında davalıların davacıların hisselerine devrettiklerini, gerekli işlemleri tesis ettikleri anlaşıldığından, davacıların davalarının kabulüne” ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden işbu karar, hükümde olması gereken yasal unsurları içermediği gibi, "davacının davasının kabulüne" şeklindeki kararın infaz kabiliyeti de bulunmadığı anlaşıldığından kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8866 E. 2015/12218 K.
Ortak:infaz kabiliyeti · infaz
İncelediğiniz kararda… ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden işbu karar, hükümde olması gereken yasal unsurları içermediği gibi, "davacının davasının kabulüne" şeklindeki kararın «infaz kabiliyeti» de bulunmadığı anlaşıldığından kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Benzer bu kararda… hükme esas alınan bilirkişi raporunun karara aynen yazılması suretiyle gerekçe oluşturulması doğru olmadığı gibi, “davacı tarafından açılan davanın reddi ile davalı «şirket müdürü» ...'in davalı ....'ne hiçbir borcu bulunmadığından bankaca hesabında «bloke» edilen 19.682,19 TL'nin davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, davalı .... hakkında açılan bu davanın bankaya hiçbir borcu bulunmadığından ve bankaca el «koyma» işleminin de yerinde olmadığından reddine'' ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden, işbu, hükümde olması gereken yasal unsurları içermeyen, hüküm fıkrası da kendi içerisinde çelişkili olan, davanın reddine karar verilmesine rağmen aynı zamanda paranın iadesine de hükmedilmesi nedeniyle «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde verilen ve «infaz kabiliyeti» bulunmadığı anlaşılan kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · el koyma · bloke · şirket müdürü
Benzer bu kararda… hükme esas alınan bilirkişi raporunun karara aynen yazılması suretiyle gerekçe oluşturulması doğru olmadığı gibi, “davacı tarafından açılan davanın reddi ile davalı «şirket müdürü» ...'in davalı ....'ne hiçbir borcu bulunmadığından bankaca hesabında «bloke» edilen 19.682,19 TL'nin davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, davalı .... hakkında açılan bu davanın bankaya hiçbir borcu bulunmadığından ve bankaca el «koyma» işleminin de yerinde olmadığından reddine'' ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden, işbu, hükümde olması gereken yasal unsurları içermeyen, hüküm fıkrası da kendi içerisinde çelişkili olan, davanın reddine karar verilmesine rağmen aynı zamanda paranın iadesine de hükmedilmesi nedeniyle «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde verilen ve «infaz kabiliyeti» bulunmadığı anlaşılan kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı «şirket müdürü» ...’in davalı bankaya bir borcu bulunmadığından bankaca «bloke» edilen 19.682,19 TL'nin davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, davalı .... hakkında açılan davanın bankaya hiçbir borcu bulunmadığı ve bankaca el «koyma» işleminin de yerinde olmadığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4107 E. 2021/4644 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
… ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden işbu karar, hükümde olması gereken yasal unsurları içermediği gibi, "davacının davasının kabulüne" şeklindeki kararın «infaz kabiliyeti» de bulunmadığı anlaşıldığından kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu durumda, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterildiği kabul edilemeyeceğinden «infaz» olanağı bulunmayacak biçimde karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · dosya masrafı
Benzer bu kararda… emece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; dava konusu aracın sağlam ve eksiksiz geri verilmesi mümkün olmadığından davalının araç için yaptığı gerekli «masrafları» ve icra takibiyle elde ettiği menfaatleri, geri vermesi gereken araç bedelinden mahsubuyla miktarın 45.000.- TL olarak değerlendirildiği, hal böyle iken davacının …
1-Dava, bonodan kaynaklanan «istirdat» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
… ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden işbu karar, hükümde olması gereken yasal unsurları içermediği gibi, "davacının davasının kabulüne" şeklindeki kararın «infaz kabiliyeti» de bulunmadığı anlaşıldığından kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infaz · ilan
İncelediğiniz kararda1- Dava, «limited şirket hisse devrinin» tespiti ile, «ticaret siciline tescil» ve «ilanı» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
… ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden işbu karar, hükümde olması gereken yasal unsurları içermediği gibi, "davacının davasının kabulüne" şeklindeki kararın «infaz kabiliyeti» de bulunmadığı anlaşıldığından kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · denetime elverişlilik · marka hakkına tecavüz · haksız fiil · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4257 E. 2020/2291 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
… ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden işbu karar, hükümde olması gereken yasal unsurları içermediği gibi, "davacının davasının kabulüne" şeklindeki kararın «infaz kabiliyeti» de bulunmadığı anlaşıldığından kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy
Benzer bu karardaBu nedenle, mahkemenin dava konusu talep ile ilgili olumlu ya da «olumsuz» karar vermeksizin, bozma ilamına uyulduğunu belirtmekle yetinmesi doğru olmayıp kararın anılan nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4327 E. 2017/6696 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
… ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden işbu karar, hükümde olması gereken yasal unsurları içermediği gibi, "davacının davasının kabulüne" şeklindeki kararın «infaz kabiliyeti» de bulunmadığı anlaşıldığından kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların davacının tescilli ... ibareli markasını kullandığının anlaşıldığı, davalı şirketin «ticaret unvanının» davacı şirket ticaret unvanı ile benzer olduğu, davalı şirketçe tescilli ticaret unvanı dışında davacı marka ve logolarının kullanılmasının ise davacının markadan doğan haklarına 556 sayılı KHK m.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda «maddi tazminata» hükmedilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5662 E. 2017/7566 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
… ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden işbu karar, hükümde olması gereken yasal unsurları içermediği gibi, "davacının davasının kabulüne" şeklindeki kararın «infaz kabiliyeti» de bulunmadığı anlaşıldığından kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · bono · kefil · asıl alacak · dosya masrafı · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, davacının ortağı olduğu ...- A.Ş'nin alacağı yeni mal için davacının verdiği 85.000,00 TL tutarındaki senedin «teminat senedi» olduğu, karşılığından toplamda 80.000,00 TL ödemenin bu teminat senedine karşılık yapıldığı, davacının «kefil» olduğu ...-A.Ş'nin 85.000,00 TL tutarındaki borcuna karşılık 80.000,00 TL'nin ödendiği ödenmeyen 5.000,00 TL tutarındaki bakiyeden dolayı davacının davalı ...
1-Davacı 85.000 TL bedelli «bono» sebebiyle 5.000 TL borcu bulunmasına rağmen 85.000 TL «asıl alacak» üzerinden icra takibi yapıldığını ileri sürerek 85.000 TL davalı tarafa borcu olmadığının tespitini talep etmiş, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şirketine 5.000,00 TL borcunun kaldığı ilgili icra dosyasında davacının yapacağı ödemenin 80.000,00 TL tutarına isabet eden icra «masraf» ve faizleri ile Umt Şirketinin davacıya ödemesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:infaz · ilan
İncelediğiniz kararda1- Dava, «limited şirket hisse devrinin» tespiti ile, «ticaret siciline tescil» ve «ilanı» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
… ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden işbu karar, hükümde olması gereken yasal unsurları içermediği gibi, "davacının davasının kabulüne" şeklindeki kararın «infaz kabiliyeti» de bulunmadığı anlaşıldığından kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/4938 E. , 2015/11857 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/12/2014 tarih ve 2014/839-2014/421 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı iken 01/12/2005 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirketteki hissesini davalı Cemal'e devrettiğini, davalılar tarafından devrin kayıtlara işlenip, tescil ve ilanının yapılması gerekirken yapılmadığından müvekkilinin halen şirket ortağı olarak göründüğünü, müvekkilinin şifahi istemlerinin sonuçsuz kalması nedeniyle devir sözleşmesinin şirket kayıtlarına işlenmesi ve ticaret siciline de bildirilmesi için gereken işlemlerin yapılması amacıyla ihtarname gönderdiğini ancak, ihtarnamelerin iade edildiğini, bunun üzerine davalı sicil müdürlüğüne başvurulduğunu, bu başvurunun da sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 01/12/2005 tarihli hisse devrinin tespiti ile ticaret siciline tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin 6762 s. TTK'nın 34 ve Ticaret Sicil Tüzüğü'nün 28. maddeleri çerçevesinde işlem yaptığını, TTK'nın 520. maddesi uyarınca limited şirketlerde hisse devrinin, devre ortaklar kurulunda onay verilmesi ve bu hususun pay defterine kaydedilmesi ile tamamlandığını, tescili zorunlu hususlar arasında pay devrinin bulunmadığını, devrin tescili için ilgililerin yani şirket yetkililerin hisse devrine onaylarına ilişkin ortaklar kurulu kararının tescili talebinde bulunmaları gerektiğini oysa, böyle bir kararın alınmadığını ve davacının da şirketteki ortaklığının devam ettiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini ve dava açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., kendisinin şirketle bir ilgisinin bulunmadığını, hisse devrinden de haberdar olmadığını, davacıyı da tanımadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların davacının hissesini devrettikleri, gerekli işlemleri tesis ettikleri gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, limited şirket hisse devrinin tespiti ile, ticaret siciline tescil ve ilanı istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 6100 sayılı HMK'nın 294/3 madde ve fıkrasında "Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur." aynı Yasa'nın 297/2 madde ve fıkrasında ise “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü düzenlenmiştir.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse de yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Bu itibarla, yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemece salt “ tüm dosya kapsamında davalıların davacıların hisselerine devrettiklerini, gerekli işlemleri tesis ettikleri anlaşıldığından, davacıların davalarının kabulüne” ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden işbu karar, hükümde olması gereken yasal unsurları içermediği gibi, "davacının davasının kabulüne" şeklindeki kararın infaz kabiliyeti de bulunmadığı anlaşıldığından kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/185200400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz