Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/2894 E. 2013/19758 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 297↗ infaz↗ istirdat↗ menfi tespit↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
Mahkeme kararının neleri içermesi gerektiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 297. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, tarafların talep sonuçlarına mahkemenin vermiş olduğu bir cevap olan hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Açıklanan hükümlerin ortaya koyduğu bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir.
Mahkemece, dava dilekçesi ile talep olunan hususların davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiş ancak, kabul edilen ve reddedilen istemin ne olduğu konusunda herhangi bir açıklama yapılmamış, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmamış, açıklanan hususlar doğrultusunda yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, temyiz eden davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1322 E. 2015/2172 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda… olduğu konusunda herhangi bir açıklama yapılmamış, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, «infazda» şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmamış, açıklanan hususlar doğrultusunda …
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece HMK 297/2. maddesi uyarınca açık, tereddüte mahal vermeyecek ve «infaza» elverişli şekilde hüküm kurmak gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eş rızası · hisse devir sözleşmesi · ıslah · dahili dava · husumet
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; ...'nin taraf değişikliği ile davaya «dahili» davalı olarak devamı gerektiği, ...'nin «hisse devir sözleşmesi» ile sözleşmesel borç yükümlülüğünü üstlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı .... yönünden «husumet» nedeni ile davanın reddine; dahili davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'a göre dc «ıslah» yoluyla da olsa taraf değiştirilemeyeceği dikkate alındığında, davada taraf sıfatı bulunmayan ve davalı ... vekilinin talebi ile mahkemece «dahili» davalı olarak kabul edilen ... aleyhine hüküm kurulması ve yazılı gerekçeyle davacı tarafından dava edilen ... yönünden davanın «husumet» nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı ve ... yararına bozulması gerekmiştir.
Kararı, davacılar vekili, davalı .... vekili ve «dahili» davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, dava dilekçesinde ....ne karşı açılmış olup, yargılama sırasında davalı vekilince sunulan dilekçelerle ...'nin de davaya davalı olarak «dahil» edilmesi gerektiği şeklinde talepte bulunulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13912 E. 2014/20093 K.
Ortak:Menfi tespit
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para borcu · tasdik kararı · fatura · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının «fatura» karşılığı taşıma işi yaptığı, buna ilişkin faturaları «defterine» kaydettiği, ancak defterlerin kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, kendi lehine delil teşkil etmeyeceği, davacı kooperatifin amacının taşıma olması, üyeleri aracılığı ile nakliye işi yapması gerekirken davalı şirketle iş yapmasının hukuka aykırı olduğu, birleşen davada ise bankadan kooperatife gönderilen «paranın borcun» tasfiyesine ilişkin olduğu, davalının bu paranın ne amaçla gönderildiğini ispatlayamadığı, asıl ve birleşen davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen …
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10474 E. 2014/15252 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında taşımadan kaynaklanan ticari ilişki bulunduğu, takip tarihi itibariyle 93.796,10 TL davacının alacağı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin 93.796,10 TL üzerinden iptaline, «icra inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8224 E. 2016/4029 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay devrinin tescili · pay devri · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · üçüncü kişi · yargılama gideri · vekalet ücreti · husumet
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı taraf «hisse devrine» konu 17 payın davacı adına tescilini, olmazsa 170.000 TL hisse devir bedelinin tahsilini isteyerek, davalı ... ve şirkete karşı «husumet» yöneltmiş, sonradan davalı ...'ın hisselerini «üçüncü kişiye» devretmesi nedeniyle «pay devrinin tescili» talebinden vazgeçilerek, anılan miktarın ödenmesi talep edilmiş, mahkemece yargılama sonunda davanın kabulüne, 170.000 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, «yargılama giderinin» davalıdan tahsiline, «vekalet ücretinin» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline şeklinde hüküm kurulmuştur.
Oysa, yukarıda açıklandığı üzere 170.000 TL tahsil hükmünün hangi davalıdan tahsil edildiği yönünde açıklık bulunmadığı gibi, «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» yönünden de bir yandan davalıdan tahsiline, diğer yandan davalılardan tahsiline denilmek suretiyle hükmün infazında tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki «hisse devir sözleşmesinde» devir bedelinin nakden ve tamamen alındığının belirtildiği, davalının paranın kendisine ödenmediği hususunu ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 170.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2988 E. 2018/5192 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda… olduğu konusunda herhangi bir açıklama yapılmamış, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, «infazda» şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmamış, açıklanan hususlar doğrultusunda …
Benzer bu karardaAncak, kararda davalıların sorumlu oldukları miktarlar açıklanmadığı gibi, faiz başlangıçları hususu da «infazda tereddüt» oluşturacak biçimde muğlak bırakılmıştır.
Bu itibarla, mahkemece HMK 297/2. maddesi uyarınca açık, tereddüte mahal vermeyecek ve «infaza» elverişli şekilde tahsile dair hüküm kurmak gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bu nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet kusuru · zorunlu sorumluluk sigortası · zararın ispatı · yargı yolu · infazda tereddüt · sigorta tazminatı · rücu hakkı · rücuen tahsil
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi’nin 2004/150 Esas sayılı davada, davacı vekilinin diğer davalılara yönelik temyiz itirazlarına gelince, dava, «sigorta tazminatıyla» karşılanmayan zararın tahsili istemine ilişkin olup, davacı «zararın ispatına» yönelik delillerini bildirmiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre;asıl davada davalıların......«zorunlu sorumluluk sigortası» kapsamında oluşan zarardan sorumlu oldukları, ......
Belediye Başkanlığı hakkındaki davanın «hizmet kusuru» nedeniyle açılmış olduğu, aynı dosyada davacının diğer davalıdan talep ettiği sigorta şirketi tarafından karşılanmayan zararlarının neler olduğu, miktarının ne olduğu ispat edilmemiş olduğu, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, birleşen ......
Zorunlu Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1/«son» maddesi uyarınca (davalılardan ...'ın kusuruna göre 33.968,45 TL 'den sorumlu olmak üzere) 67.936,00 TL 'nin davanın konusuna ve tarafların sıfatına göre ödeme nedeniyle «rücu hakkının» doğduğu tarihten itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak (.........
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/397 E. 2017/3127 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda… olduğu konusunda herhangi bir açıklama yapılmamış, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, «infazda» şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmamış, açıklanan hususlar doğrultusunda …
Benzer bu kararda… in davalı olarak gösterilmesi ve hükmolunan tutarın gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilenlerden hangisinden tahsiline karar verildiği belirtilmeksizin «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde sadece davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmadığı gibi, “3.912,16 TL’nin icra takip tarihi tarihi olan 27.12.2007 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklindeki hükmün de «infaz kabiliyeti» bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz kabiliyeti · infazda tereddüt · tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · ek tasfiye · husumet
Benzer bu karardaŞti'den 3.912,16 TL alacaklı olduğunun kesinleşmiş yargı kararı ile sabit olduğu, şirketin «tasfiye» kararından ve davalının «tasfiye memuru atanmasından» kısa bir süre sonra şirket aleyhine icra takibinin başlatıldığı, davalının tasfiye memuru olmadan da şirket ortağı sıfatının bulunduğu, bu borcun veya alacak taleb …
Şti’nin «tasfiye memuru» ...’a «husumet» yöneltildiği halde mahkemece gerekçeli karar başlığında ...’la birlikte ...
… in davalı olarak gösterilmesi ve hükmolunan tutarın gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilenlerden hangisinden tahsiline karar verildiği belirtilmeksizin «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde sadece davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmadığı gibi, “3.912,16 TL’nin icra takip tarihi tarihi olan 27.12.2007 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklindeki hükmün de «infaz kabiliyeti» bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı ...'ın «tasfiye» memurluğunu yaptığı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/746 E. 2015/4524 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda… olduğu konusunda herhangi bir açıklama yapılmamış, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, «infazda» şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmamış, açıklanan hususlar doğrultusunda …
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece HMK 297/2. maddesi uyarınca açık, tereddüte mahal vermeyecek ve «infaza» elverişli şekilde tahsile dair hüküm kurmak gerekirken, yazılı şekilde miktarı belli olmayan bir alacağa hükmedilmesi doğru olmamış, bu husus re'sen dahi bozma «sebebi» olup, bu nedenle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güven ilişkisi · limited şirket ortaklığı · ortaklar kurulu kararı · fesih · tüzel kişilik · limited şirket · dava sebebi
Benzer bu kararda… niden yapılan yargılama sonunda; iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın, haklı nedenin varlığına dayalı «limited şirket ortaklığından» çıkmaya izin verilmesi, olmadığı takdirde şirketin «fesih» ve tasfiyesin e karar verilmesi istemine ilişkin olduğu, dosya kapsamından davacıların imzalarının kullanılarak «ortaklar kurulu» kararı alındığı, limited şirket ortakları arasında bulunması gereken «güven ilişkisinin» zedelendiğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 573/1. maddesi uyarınca limited şirketlerin tek ortaklı olarak da «tüzel kişiliğini» ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale geldiği, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 3. maddesi hükmünde de tara …
2- Dava, haklı nedenin varlığına dayalı «limited şirket ortaklığından» çıkmaya izin verilmesi ve ayrılma paylarının tahsili, olmadığı takdirde şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Bu itibarla, mahkemece HMK 297/2. maddesi uyarınca açık, tereddüte mahal vermeyecek ve «infaza» elverişli şekilde tahsile dair hüküm kurmak gerekirken, yazılı şekilde miktarı belli olmayan bir alacağa hükmedilmesi doğru olmamış, bu husus re'sen dahi bozma «sebebi» olup, bu nedenle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Endüstriyel Tasarım Hakkına Tecavüz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6657 E. 2018/496 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda… olduğu konusunda herhangi bir açıklama yapılmamış, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, «infazda» şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmamış, açıklanan hususlar doğrultusunda …
Benzer bu kararda1- Mahkemece, hükmün «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu bakımdan, mahkemece, hüküm fıkrasında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak ve «infazı» kabil olacak şekilde gösterilmesi gerekirken “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilerek «infazda tereddüte» sebebiyet verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · ayırt edicilik
Benzer bu kararda1- Mahkemece, hükmün «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir.
Somut olayda, davalı-karşı davacı vekili, davacı-karşı davalı adına tescilli 2003/00044 sayılı çoklu endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğünü talep etmiş, mahkemece, karar gerekçesinde bilirkişilerin 2003/00044-3 sayılı tasarımın yenilik ve «ayırt edicilik» özelliklerine sahip olmadığını bildirir raporunun dosya arasında alındığı belirtilmiş ve hüküm kısmında “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilmiştir.
Bu bakımdan, mahkemece, hüküm fıkrasında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak ve «infazı» kabil olacak şekilde gösterilmesi gerekirken “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilerek «infazda tereddüte» sebebiyet verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/2894 E. , 2013/19758 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Adana 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.10.2012 tarih ve 2011/1369-2012/1184 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 20.12.2008 tarihli “Şirket Devir Protokolü” ile müvekkilince davalılardan ...'dan Ebru Özel Eğt. Reh. ve Sağ. Hiz. İnş. Tic. San. Ltd. Şti’nin hisselerinin devralındığını, anılan protokole göre 30.12.2008’e kadar devredilen şirkete ait geriye dönük tüm borçlardan davalı ...'nın sorumlu olacağının kararlaştırıldığını, ancak buna rağmen davalılardan ...’nun diğer davalının sorumlu olduğu alacak için başlattığı icra takibi sırasında dava dışı şirkette yapılan haciz nedeniyle takibe konu alacaktan müvekkilinin haberinin olduğunu, cebri icra tehdidi nedeniyle müvekkilince ödemeler yapıldığını ileri sürerek, müvekkilinin icra dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile yapılan 3.512.00 TL ödemenin istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; iddia, savunmalar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davaya konu icra takibinin 28.12.2007 tarihinde ve devir sözleşmesinden önce başlatıldığı, bu nedenle takibe dayanak borçtan davalı ...'nın sorumlu olduğu, şirket hisselerini devralan davacı ... ile dava dışı Münire Taşkın'ın, haciz işlemine dayanak borçtan dolayı devreden ...'ya borçlarının bulunmadığı, ancak haciz işleminde alacaklı konumunda bulunan davalı ...'nun muhatabının Ebru Özel Eğt. ve Reh. Sağ. Hizm. İnş. Tic. San. Ltd. Şti olduğu, bu nedenle ... yönünden borçlu kurumun sahibinin kim olduğunun bir önemi bulunmadığından anılan davalı yönünden davanın reddinin gerektiği, ancak hacze konu borcun dayanağının doğdu tarih göz önüne alındığında davalı ...
ile davacı arasında yapılan
devir sözleşmesine göre davacının davalı ...'ya böyle bir borcunun mevcut olmadığı, bu nedenle menfi tespit talebinin bu davalı yönünden yerinde olduğu, her ne kadar davacı ...'ın devir protokolünde kefil olduğu belirtilmişse de, aynı protokolün başlık kısmında devir alan bölümünde dava dışı Münire Taşkın ile davacı ...'ın isminin de belirtilmiş olduğu, buna göre davacı ...'ın şirketi devralan sıfatında olduğu, sonraki işlemlerde de davacının Ebru Özel Eğt. Reh. ve Sağ. Hizm. Ltd Şti'ni devralan sıfatında bulunduğu gerekçesiyle, davanın davalı Mürüvet Kerimoğlu yönünden reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
Mahkeme kararının neleri içermesi gerektiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 297. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, tarafların talep sonuçlarına mahkemenin vermiş olduğu bir cevap olan hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Açıklanan hükümlerin ortaya koyduğu bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir.
Mahkemece, dava dilekçesi ile talep olunan hususların davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiş ancak, kabul edilen ve reddedilen istemin ne olduğu konusunda herhangi bir açıklama yapılmamış, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmamış, açıklanan hususlar doğrultusunda yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, temyiz eden davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/573444600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz