6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/1192 E. 2012/17778 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
infazda tereddüt kötüniyet tazminatı infaz kamu düzeni asıl alacak kötüniyet icra inkar tazminatı inkar tazminatı avans faizi

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 294 · HUMK — HUMK 381HUMK 388HUMK 389

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, borcun dava açıldıktan sonra ödendiği, davalı tarafın icra takibine geçilmesine ve dava açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile takip tarihinden itibaren yürütülen reeskont avans faizine itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, 1.062,08 TL %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, hükmün “Davanın kısmen kabulü-kısmen reddi ile, asıl alacak davadan sonra ödendiğinden takip tarihinden itibaren yürütülen reeskont avans faizine itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine,...” karar verilmiş ise de, hükmün bu haliyle ret ve kabul edilen kısımlarının açıkça anlaşılmadığı ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde iki farklı faiz oranı belirtildiği anlaşılmıştır.

Anayasa'nın 141. maddesi ile yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bunun anlamı yargılamanın açık yürütülmesi, kurulan kısa kararda hüküm altına alınan hususların açıkça yazılması ve sonradan yazılan gerekçeli kararın da, önceki kısa karara uygun olmasıdır.

HUMK'nın 388. maddesi, mahkeme kararlarında nelerin yazılacağını anlatır. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse

sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Aynı kural HUMK'nın 389. maddesinde de tekrarlanmış, HUMK'nın 381. maddesinde ise “Kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, yargılamanın aleniyeti ilkesine uyulmamış ve yargı kararlarına güven sarsılmış olur. Hatta, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamamış olur.

Somut olayda, yukarıda açıklandığı şekilde verilen kısa kararın, karar tarihinde yürürlükte olan HUMK’nın 381 ve 388. maddesi ve inceleme tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 294. ve 297. maddeleri anlamında bir kısa karar tefhimi olarak da kabulü, bu nedenlerle mümkün değildir. Bu itibarla, tarafların hak ve yükümlülüklerini tam olarak belirten ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde açıklanan yasa hükümlerine uygun olarak bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9082 E. 2011/16798 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13912 E. 2014/20093 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10175 E. 2012/16061 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10474 E. 2014/15252 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7368 E. 2011/16997 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15041 E. 2015/4813 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5328 E. 2013/20864 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Infaz kabiliyeti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/397 E. 2017/3127 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/1192 E.  ,  2012/17778 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Kartal 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/03/2011 tarih ve 2010/1310-2011/423 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı aleyhine müvekkilinin alacağından dolayı başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız ve yersiz olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, toplam alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, takip konusu faturaların icra takibi ile öğrenildiğini, davaya konu müddeabihin 14.09.2010 tarihinde ödendiğini belirerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, borcun dava açıldıktan sonra ödendiği, davalı tarafın icra takibine geçilmesine ve dava açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile takip tarihinden itibaren yürütülen reeskont avans faizine itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, 1.062,08 TL %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, hükmün “Davanın kısmen kabulü-kısmen reddi ile, asıl alacak davadan sonra ödendiğinden takip tarihinden itibaren yürütülen reeskont avans faizine itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine,...” karar verilmiş ise de, hükmün bu haliyle ret ve kabul edilen kısımlarının açıkça anlaşılmadığı ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde iki farklı faiz oranı belirtildiği anlaşılmıştır.

Anayasa'nın 141. maddesi ile yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bunun anlamı yargılamanın açık yürütülmesi, kurulan kısa kararda hüküm altına alınan hususların açıkça yazılması ve sonradan yazılan gerekçeli kararın da, önceki kısa karara uygun olmasıdır.

HUMK'nın 388. maddesi, mahkeme kararlarında nelerin yazılacağını anlatır. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse

sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Aynı kural HUMK'nın 389. maddesinde de tekrarlanmış, HUMK'nın 381. maddesinde ise “Kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, yargılamanın aleniyeti ilkesine uyulmamış ve yargı kararlarına güven sarsılmış olur. Hatta, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamamış olur.

Somut olayda, yukarıda açıklandığı şekilde verilen kısa kararın, karar tarihinde yürürlükte olan HUMK’nın 381 ve 388. maddesi ve inceleme tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 294. ve 297. maddeleri anlamında bir kısa karar tefhimi olarak da kabulü, bu nedenlerle mümkün değildir. Bu itibarla, tarafların hak ve yükümlülüklerini tam olarak belirten ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde açıklanan yasa hükümlerine uygun olarak bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1065178100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.