Yargı yolu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/4840 E. 2017/3521 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargı yolu↗ ticari işletme↗ cezai şart↗ dava şartı yokluğu↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr dağıtımı↗ istirdat↗ usulden reddi↗ yetki↗ fatura↗ tacir↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davada, haksız düzenlendiği gerekçesi ile yapılan ödemenin istirdadı istenen faturanın Nisan 2012 tarihinde düzenlendiği, davacı şirketin bütünü ile özelleştirildiği tarihin ise bu faturanın düzenlenmesinden sonraki döneme ilişkin olan 28/06/2013 tarihi olduğu, mevcut davaya bakma yetki ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen sistem kullanım sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart faturasının haksız olduğunun tespiti ile yapılan ödemenin istirdadı istemine ilişkin olup mahkemece, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 02/06/2014 tarih 2013/1806 E 2014/616 K sayılı kararına atıflar yapılarak mevcut davaya bakma yetki ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı Uyuşmazlık Mahkemesi kararı, dava konusu dosyaya ilişkin olmadığı için bağlayıcı olmadığı gibi, fatura dönemi itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiş, aynı Yasa'nın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik dağıtım, telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 16/1'inci maddesi uyarınca da ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar. Davanın tarafları özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdikleri gibi, uyuşmazlığa konu sözleşme de özel hukuk sözleşmesi niteliğindedir. Bu itibarla, görevli yargı yeri adli yargı olmasına rağmen, davanın, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7462 E. 2016/2252 K.
Ortak:yargı yolu · cezai şart · kâr dağıtımı · istirdat · fatura · tacir · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDava, taraflar arasında düzenlenen sistem kullanım sözleşmesinden kaynaklanan «cezai şart» faturasının haksız olduğunun tespiti ile yapılan ödemenin «istirdadı» istemine ilişkin olup mahkemece, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 02/06/2014 tarih 2013/1806 E 2014/616 K sayılı kararına atıflar yapılarak mevcut davaya bakma «yetki» ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ancak, mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı Uyuşmazlık Mahkemesi kararı, dava konusu dosyaya ilişkin olmadığı için bağlayıcı olmadığı gibi, «fatura» dönemi itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı Yasa'nın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davada, haksız düzenlendiği gerekçesi ile yapılan ödemenin «istirdadı» istenen faturanın Nisan 2012 tarihinde düzenlendiği, davacı şirketin bütünü ile özelleştirildiği tarihin ise bu faturanın düzenlenmesinden sonraki döneme ilişkin olan 28/06/2013 tarihi olduğu, mevcut davaya bakma «yetki» ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklanan «cezai şart» faturasının haksız olduğunun tespiti ve yapılan ödemenin «istirdadı» istemine ilişkin olup mahkemece, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 05.05.2014 tarih 2013/1855E 2014/K sayılı kararına atıflar yapılarak .....'ın 4628 sayılı Enerji Piyasası Kanunda verilen «görevleri» kapsamında tesis ettiği işlemlerin idare hukuku hükümlerine tabi olduğu, davalının kanunlar ve ilgili mevzuat çerçevesinde «yetkisine» dayalı olarak tek taraflı irade beyanı ile dava konusu ceza faturasını düzenlediği, uyuşmazlığın idari bir işlemden doğduğu gerekçesiyle, «yargı yolu» nedeniyle davanın usul yönünden reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı Uyuşmazlık Mahkemesi kararı, dava konusu dosyaya ilişkin olmadığı için bağlayıcı olmadığı gibi, «fatura» dönemi itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, iptali ve «istirdadı» istenen ceza faturasının bir idari işlemden doğduğu, bu hali ile davaya bakma görevinin İdari Yargıda bulunduğu gerekçesiyle «görevsizlik» nedeniyle davanın usul yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:görevsizlik kararı · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, iptali ve «istirdadı» istenen ceza faturasının bir idari işlemden doğduğu, bu hali ile davaya bakma görevinin İdari Yargıda bulunduğu gerekçesiyle «görevsizlik» nedeniyle davanın usul yönünden reddine karar verilmiştir.
1-Dava, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklanan «cezai şart» faturasının haksız olduğunun tespiti ve yapılan ödemenin «istirdadı» istemine ilişkin olup mahkemece, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 05.05.2014 tarih 2013/1855E 2014/K sayılı kararına atıflar yapılarak .....'ın 4628 sayılı Enerji Piyasası Kanunda verilen «görevleri» kapsamında tesis ettiği işlemlerin idare hukuku hükümlerine tabi olduğu, davalının kanunlar ve ilgili mevzuat çerçevesinde «yetkisine» dayalı olarak tek taraflı irade beyanı ile dava konusu ceza faturasını düzenlediği, uyuşmazlığın idari bir işlemden doğduğu gerekçesiyle, «yargı yolu» nedeniyle davanın usul yönünden reddine karar verilmiştir.
Nitekim, davalının ana statüsünün 3/2' inci maddesinde de açıkça özel hukuk hükümlerine tabi olduğu belirtilmiş olduğundan, mahkemenin, davalının kanunlar ve ilgili mevzuat çerçevesinde «yetkisine» dayalı olarak tek taraflı irade ile dava konusu ceza faturasını düzenlediği dolayısıyla uyuşmazlığın idari bir işlemden kaynaklandığı yönündeki gerekçesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6470 E. 2016/74 K.
Ortak:kâr dağıtımı · istirdat · usulden reddi · tacir · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davada, haksız düzenlendiği gerekçesi ile yapılan ödemenin «istirdadı» istenen faturanın Nisan 2012 tarihinde düzenlendiği, davacı şirketin bütünü ile özelleştirildiği tarihin ise bu faturanın düzenlenmesinden sonraki döneme ilişkin olan 28/06/2013 tarihi olduğu, mevcut davaya bakma «yetki» ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen sistem kullanım sözleşmesinden kaynaklanan «cezai şart» faturasının haksız olduğunun tespiti ile yapılan ödemenin «istirdadı» istemine ilişkin olup mahkemece, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 02/06/2014 tarih 2013/1806 E 2014/616 K sayılı kararına atıflar yapılarak mevcut davaya bakma «yetki» ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ancak, mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı Uyuşmazlık Mahkemesi kararı, dava konusu dosyaya ilişkin olmadığı için bağlayıcı olmadığı gibi, «fatura» dönemi itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı Yasa'nın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Benzer bu karardaDava, ihtirazi kayıtla davalıya yapılan ödemenin sebepsiz olduğu ileri sürülerek «istirdatı» istemine ilişkin olup mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde idare mahkemelerinin «görevli» olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ancak, her iki taraf da «anonim şirket» olup, özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdikleri gibi davalı şirket hisselerinin satışına ilişkin ihale ve sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın sözleşme öncesi döneme ilişkin olduğu, işlemin «idari işlem» niteliğinde bulunduğu, çözümünün İdare Mahkemelerinin «görev alanına» girdiği gerekçesiyle «görevsizlik» «sebebi» ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari işlem · sebepsiz zenginleşme · anonim şirket · görevsizlik kararı · iş mahkemesi görev alanı · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın sözleşme öncesi döneme ilişkin olduğu, işlemin «idari işlem» niteliğinde bulunduğu, çözümünün İdare Mahkemelerinin «görev alanına» girdiği gerekçesiyle «görevsizlik» «sebebi» ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ancak, her iki taraf da «anonim şirket» olup, özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdikleri gibi davalı şirket hisselerinin satışına ilişkin ihale ve sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Davalı, dava konusu tutarın tahsilini, davacının devre esas mizan kayıtlarına göre Ta, E ve portföy şirketlerine olan ve T'a devri yapılacak enerji borçları bulunduğu halde hesabında bulunan parayı bu borçların ödenmesi yerine repo yapılmasına, davacının bu tutar kadar «sebepsiz zenginleşmesine» bağlamış olup taraflar arasındaki ihtilaf davalı Şirket hisselerinin satışına ilişkin ihale şartnamesi ve sözleşmeden kaynaklanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2389 E. 2013/2163 K.
Ortak:kâr dağıtımı · tacir · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaAncak, mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı Uyuşmazlık Mahkemesi kararı, dava konusu dosyaya ilişkin olmadığı için bağlayıcı olmadığı gibi, «fatura» dönemi itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı Yasa'nın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 16/1'inci maddesi uyarınca da ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da «tacir» sayılırlar.
Benzer bu kararda… eri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/ll nci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Bu durumda «tacir» olan davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:makine kırılması sigortası · rücuen tazminat · görevsizlik kararı · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaDava, «makine kırılması sigorta poliçesinden» kaynaklanan «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın çözüm yerinin idari yargı olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9205 E. 2016/4908 K.
Ortak:yargı yolu · usulden reddi · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davada, haksız düzenlendiği gerekçesi ile yapılan ödemenin «istirdadı» istenen faturanın Nisan 2012 tarihinde düzenlendiği, davacı şirketin bütünü ile özelleştirildiği tarihin ise bu faturanın düzenlenmesinden sonraki döneme ilişkin olan 28/06/2013 tarihi olduğu, mevcut davaya bakma «yetki» ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen sistem kullanım sözleşmesinden kaynaklanan «cezai şart» faturasının haksız olduğunun tespiti ile yapılan ödemenin «istirdadı» istemine ilişkin olup mahkemece, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 02/06/2014 tarih 2013/1806 E 2014/616 K sayılı kararına atıflar yapılarak mevcut davaya bakma «yetki» ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu itibarla, «görevli» yargı yeri adli yargı olmasına rağmen, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda, davacının davasının 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince «yargı yolunun» caiz olmaması sebebiyle HMK 115/2. maddesi gereğince «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, «yargı yolunun» caiz olmaması sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, verilen karar nihai bir karar olup, davalının kendisini yargılamada avukatla «temsil» etmesi sebebiyle, davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, bu yönde bir hüküm tesis edilmemesinden dolayı, kararın davalı yararına bozulması gerekmekte ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yenid …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaDosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, «yargı yolunun» caiz olmaması sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, verilen karar nihai bir karar olup, davalının kendisini yargılamada avukatla «temsil» etmesi sebebiyle, davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, bu yönde bir hüküm tesis edilmemesinden dolayı, kararın davalı yararına bozulması gerekmekte ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yenid …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17827 E. 2014/6743 K.
Ortak:yargı yolu · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davada, haksız düzenlendiği gerekçesi ile yapılan ödemenin «istirdadı» istenen faturanın Nisan 2012 tarihinde düzenlendiği, davacı şirketin bütünü ile özelleştirildiği tarihin ise bu faturanın düzenlenmesinden sonraki döneme ilişkin olan 28/06/2013 tarihi olduğu, mevcut davaya bakma «yetki» ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen sistem kullanım sözleşmesinden kaynaklanan «cezai şart» faturasının haksız olduğunun tespiti ile yapılan ödemenin «istirdadı» istemine ilişkin olup mahkemece, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 02/06/2014 tarih 2013/1806 E 2014/616 K sayılı kararına atıflar yapılarak mevcut davaya bakma «yetki» ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu itibarla, «görevli» yargı yeri adli yargı olmasına rağmen, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, dava konusu uyuşmazlığın 556 sayılı KHK.'nın 71. maddesi kapsamında kabul edilemeyeceği, bu itibarla dava dilekçesinin «yargı yolu» caiz olmaması nedeni ile dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
… nce; davalı ... hakkında daha önce davanın reddine ilişkin verilen karar davacı tarafından temyiz edilmeden kesinleşmiş olmasına ve bu davalı hakkında yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerektiği halde bu davalı hakkında da «yargı yolu» nedeni ile davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… nce; davalı ... hakkında daha önce davanın reddine ilişkin verilen karar davacı tarafından temyiz edilmeden kesinleşmiş olmasına ve bu davalı hakkında yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerektiği halde bu davalı hakkında da «yargı yolu» nedeni ile davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1468 E. 2013/17693 K.
Ortak:kâr dağıtımı · tacir · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaAncak, mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı Uyuşmazlık Mahkemesi kararı, dava konusu dosyaya ilişkin olmadığı için bağlayıcı olmadığı gibi, «fatura» dönemi itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı Yasa'nın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 16/1'inci maddesi uyarınca da ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da «tacir» sayılırlar.
Bu itibarla, «görevli» yargı yeri adli yargı olmasına rağmen, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… eri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı Yasa'nın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
… oplama kanalı yapmak, su baskınına karşı önlem almak, herhangi bir yerde biriktirilen yağmur sularının kimseye zarar vermeyecek şekilde boşaltılmasını sağlamak gibi «görevlerin» kamu görevi içinde değerlendirilmesi gerektiği, bu görevlerin hiç yapılmaması veya eksik yapılması halinde hizmet kusurundan söz edilebileceği ve hizmet kusurundan …
Bu durum karşısında, TTK’nın 3, 11, 12/11, 14, 18/1'inci maddeleri ve 2560 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davalı İSKİ’nin «tacir», davacının iddia ettiği olayın ise «haksız fiil» niteliğinde olduğu ve tacirin haksız fiilinden kaynaklanan tazminat davasının adli yargıda bakılması gerektiği nazara alınarak, işin esasına girilip sonucuna göre …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fiil
Benzer bu karardaBu durum karşısında, TTK’nın 3, 11, 12/11, 14, 18/1'inci maddeleri ve 2560 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davalı İSKİ’nin «tacir», davacının iddia ettiği olayın ise «haksız fiil» niteliğinde olduğu ve tacirin haksız fiilinden kaynaklanan tazminat davasının adli yargıda bakılması gerektiği nazara alınarak, işin esasına girilip sonucuna göre …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2670 E. 2012/4363 K.
Ortak:yargı yolu · tacir · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davada, haksız düzenlendiği gerekçesi ile yapılan ödemenin «istirdadı» istenen faturanın Nisan 2012 tarihinde düzenlendiği, davacı şirketin bütünü ile özelleştirildiği tarihin ise bu faturanın düzenlenmesinden sonraki döneme ilişkin olan 28/06/2013 tarihi olduğu, mevcut davaya bakma «yetki» ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen sistem kullanım sözleşmesinden kaynaklanan «cezai şart» faturasının haksız olduğunun tespiti ile yapılan ödemenin «istirdadı» istemine ilişkin olup mahkemece, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 02/06/2014 tarih 2013/1806 E 2014/616 K sayılı kararına atıflar yapılarak mevcut davaya bakma «yetki» ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ancak, mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı Uyuşmazlık Mahkemesi kararı, dava konusu dosyaya ilişkin olmadığı için bağlayıcı olmadığı gibi, «fatura» dönemi itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı Yasa'nın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre davalının sermayesinin tamamı devlet ait, kamu hizmeti yürüten kurum olduğu, bu kuruma «hizmet kusuru» nedeniyle açılan davaların ancak idari yargıda tam yargı davası şeklinde açılacağı belirtilerek davanın «yargı yolu» bakımından reddine karar verilmiştir.
TTK'nun 18. maddesinde, tüzel kişilerin «tacir sıfatını» kazanabilmesinin koşulları düzenlenmiştir.
Bu maddeye göre, ticari ortaklıkları ile amaçlarına ulaşmak için ticari bir işletme işleten dernekler ve özel hukuk hükümleri çevresinde idare edilmek veya ticari biçimde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından oluşturulan kuruluşlar «tacir» sayılır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet kusuru · tacir sıfatı · görevsizlik kararı · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre davalının sermayesinin tamamı devlet ait, kamu hizmeti yürüten kurum olduğu, bu kuruma «hizmet kusuru» nedeniyle açılan davaların ancak idari yargıda tam yargı davası şeklinde açılacağı belirtilerek davanın «yargı yolu» bakımından reddine karar verilmiştir.
… dan sonra somut olaya geldiğimizde, davalının TTK'nun 3; 11; 12/11; 14 ve 18/1 maddeleri uyarınca, özel hukuk hükümlerine göre faaliyette bulunmak üzere kurulmuş ve «tacir sıfatına» sahip tüzel kişi olması karşısında aleyhine açılan tazminat davasına bakma görevinin adli yargıya ait olduğu göz önünde bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf kanıtlarının toplanması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş ve davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
TTK'nun 18. maddesinde, tüzel kişilerin «tacir sıfatını» kazanabilmesinin koşulları düzenlenmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/4840 E. , 2017/3521 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/05/2015 tarih ve 2014/71-2015/362 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/06/2017 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 6446 sayılı Yasa hükümleri çerçevesinde ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... illerinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından verilen elektrik dağıtım lisansı kapsamında dağıtım faaliyetini yürüttüğünü,davacı şirketin ...'a ait iletim hatlarını kullandığını, bu nedenle taraflar arasında sistem kullanım anlaşması imzalandığını, sistem kullanım anlaşmasında yer alan maksimum enerji alış-veriş kapasitesinin alışıldığı gerekçesi ile davalı tarafından 29.04.2013 tarihli 140.893,11 TL tutarlı cezai şart faturası düzenlendiğini, anılan fatura bedelinin davacı tarafından ödendiğini, ancak dava konusu faturanın sözleşme kapsamına aykırı olduğunu ileri sürerek, 140.893,11 TL ceza bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında 11/06/2010 tarihi itibariyle sistem kullanım anlaşması imzalandığını, taraflar arasındaki anlaşma hükümleri ve yasal mevzuat kapsamında davalının reaktif enerji sınır değerini aşacak şekilde sistemden enerji çekmesi nedeniyle düzenlenen dava konusu ceza faturalarının haklı olduğunu, fatura kapsamında yapılan ödemenin geri istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davada, haksız düzenlendiği gerekçesi ile yapılan ödemenin istirdadı istenen faturanın Nisan 2012 tarihinde düzenlendiği, davacı şirketin bütünü ile özelleştirildiği tarihin ise bu faturanın düzenlenmesinden sonraki döneme ilişkin olan 28/06/2013 tarihi olduğu, mevcut davaya bakma yetki ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen sistem kullanım sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart faturasının haksız olduğunun tespiti ile yapılan ödemenin istirdadı istemine ilişkin olup mahkemece, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 02/06/2014 tarih 2013/1806 E 2014/616 K sayılı kararına atıflar yapılarak mevcut davaya bakma yetki ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı Uyuşmazlık Mahkemesi kararı, dava konusu dosyaya ilişkin olmadığı için bağlayıcı olmadığı gibi, fatura dönemi itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiş, aynı Yasa'nın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik dağıtım, telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 16/1'inci maddesi uyarınca da ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.
Davanın tarafları özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdikleri gibi, uyuşmazlığa konu sözleşme de özel hukuk sözleşmesi niteliğindedir. Bu itibarla, görevli yargı yeri adli yargı olmasına rağmen, davanın, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/353034800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz