Idari işlem
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/6470 E. 2016/74 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
idari işlem↗ ticari işletme↗ sebepsiz zenginleşme↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ istirdat↗ usulden reddi↗ görevsizlik kararı↗ iş mahkemesi görev alanı↗ tacir↗ dava sebebi↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın sözleşme öncesi döneme ilişkin olduğu, işlemin idari işlem niteliğinde bulunduğu, çözümünün İdare Mahkemelerinin görev alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik sebebi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ihtirazi kayıtla davalıya yapılan ödemenin sebepsiz olduğu ileri sürülerek istirdatı istemine ilişkin olup mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde idare mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ancak, her iki taraf da anonim şirket olup, özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdikleri gibi davalı şirket hisselerinin satışına ilişkin ihale ve sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik dağıtım, telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 16/1. maddesi uyarınca da ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar. Davalı, dava konusu tutarın tahsilini, davacının devre esas mizan kayıtlarına göre Ta, E ve portföy şirketlerine olan ve T'a devri yapılacak enerji borçları bulunduğu halde hesabında bulunan parayı bu borçların ödenmesi yerine repo yapılmasına, davacının bu tutar kadar sebepsiz zenginleşmesine bağlamış olup taraflar arasındaki ihtilaf davalı Şirket hisselerinin satışına ilişkin ihale şartnamesi ve sözleşmeden kaynaklanmaktadır. Bu durumda tacir olan taraflar arasındaki davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünde bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf delillerinin toplanarak hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7462 E. 2016/2252 K.
Ortak:kâr dağıtımı · istirdat · görevsizlik kararı · tacir · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDava, ihtirazi kayıtla davalıya yapılan ödemenin sebepsiz olduğu ileri sürülerek «istirdatı» istemine ilişkin olup mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde idare mahkemelerinin «görevli» olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ancak, her iki taraf da «anonim şirket» olup, özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdikleri gibi davalı şirket hisselerinin satışına ilişkin ihale ve sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın sözleşme öncesi döneme ilişkin olduğu, işlemin «idari işlem» niteliğinde bulunduğu, çözümünün İdare Mahkemelerinin «görev alanına» girdiği gerekçesiyle «görevsizlik» «sebebi» ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, iptali ve «istirdadı» istenen ceza faturasının bir idari işlemden doğduğu, bu hali ile davaya bakma görevinin İdari Yargıda bulunduğu gerekçesiyle «görevsizlik» nedeniyle davanın usul yönünden reddine karar verilmiştir.
1-Dava, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklanan «cezai şart» faturasının haksız olduğunun tespiti ve yapılan ödemenin «istirdadı» istemine ilişkin olup mahkemece, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 05.05.2014 tarih 2013/1855E 2014/K sayılı kararına atıflar yapılarak .....'ın 4628 sayılı Enerji Piyasası Kanunda verilen «görevleri» kapsamında tesis ettiği işlemlerin idare hukuku hükümlerine tabi olduğu, davalının kanunlar ve ilgili mevzuat çerçevesinde «yetkisine» dayalı olarak tek taraflı irade beyanı ile dava konusu ceza faturasını düzenlediği, uyuşmazlığın idari bir işlemden doğduğu gerekçesiyle, «yargı yolu» nedeniyle davanın usul yönünden reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı Uyuşmazlık Mahkemesi kararı, dava konusu dosyaya ilişkin olmadığı için bağlayıcı olmadığı gibi, «fatura» dönemi itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu · cezai şart · fatura · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda1-Dava, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklanan «cezai şart» faturasının haksız olduğunun tespiti ve yapılan ödemenin «istirdadı» istemine ilişkin olup mahkemece, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 05.05.2014 tarih 2013/1855E 2014/K sayılı kararına atıflar yapılarak .....'ın 4628 sayılı Enerji Piyasası Kanunda verilen «görevleri» kapsamında tesis ettiği işlemlerin idare hukuku hükümlerine tabi olduğu, davalının kanunlar ve ilgili mevzuat çerçevesinde «yetkisine» dayalı olarak tek taraflı irade beyanı ile dava konusu ceza faturasını düzenlediği, uyuşmazlığın idari bir işlemden doğduğu gerekçesiyle, «yargı yolu» nedeniyle davanın usul yönünden reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı Uyuşmazlık Mahkemesi kararı, dava konusu dosyaya ilişkin olmadığı için bağlayıcı olmadığı gibi, «fatura» dönemi itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Nitekim, davalının ana statüsünün 3/2' inci maddesinde de açıkça özel hukuk hükümlerine tabi olduğu belirtilmiş olduğundan, mahkemenin, davalının kanunlar ve ilgili mevzuat çerçevesinde «yetkisine» dayalı olarak tek taraflı irade ile dava konusu ceza faturasını düzenlediği dolayısıyla uyuşmazlığın idari bir işlemden kaynaklandığı yönündeki gerekçesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4840 E. 2017/3521 K.
Ortak:kâr dağıtımı · istirdat · usulden reddi · tacir · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDava, ihtirazi kayıtla davalıya yapılan ödemenin sebepsiz olduğu ileri sürülerek «istirdatı» istemine ilişkin olup mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde idare mahkemelerinin «görevli» olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ancak, her iki taraf da «anonim şirket» olup, özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdikleri gibi davalı şirket hisselerinin satışına ilişkin ihale ve sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın sözleşme öncesi döneme ilişkin olduğu, işlemin «idari işlem» niteliğinde bulunduğu, çözümünün İdare Mahkemelerinin «görev alanına» girdiği gerekçesiyle «görevsizlik» «sebebi» ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davada, haksız düzenlendiği gerekçesi ile yapılan ödemenin «istirdadı» istenen faturanın Nisan 2012 tarihinde düzenlendiği, davacı şirketin bütünü ile özelleştirildiği tarihin ise bu faturanın düzenlenmesinden sonraki döneme ilişkin olan 28/06/2013 tarihi olduğu, mevcut davaya bakma «yetki» ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen sistem kullanım sözleşmesinden kaynaklanan «cezai şart» faturasının haksız olduğunun tespiti ile yapılan ödemenin «istirdadı» istemine ilişkin olup mahkemece, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 02/06/2014 tarih 2013/1806 E 2014/616 K sayılı kararına atıflar yapılarak mevcut davaya bakma «yetki» ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ancak, mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı Uyuşmazlık Mahkemesi kararı, dava konusu dosyaya ilişkin olmadığı için bağlayıcı olmadığı gibi, «fatura» dönemi itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı Yasa'nın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu · cezai şart · dava şartı yokluğu · yetki · fatura
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında düzenlenen sistem kullanım sözleşmesinden kaynaklanan «cezai şart» faturasının haksız olduğunun tespiti ile yapılan ödemenin «istirdadı» istemine ilişkin olup mahkemece, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 02/06/2014 tarih 2013/1806 E 2014/616 K sayılı kararına atıflar yapılarak mevcut davaya bakma «yetki» ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davada, haksız düzenlendiği gerekçesi ile yapılan ödemenin «istirdadı» istenen faturanın Nisan 2012 tarihinde düzenlendiği, davacı şirketin bütünü ile özelleştirildiği tarihin ise bu faturanın düzenlenmesinden sonraki döneme ilişkin olan 28/06/2013 tarihi olduğu, mevcut davaya bakma «yetki» ve görevinin idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu itibarla, «görevli» yargı yeri adli yargı olmasına rağmen, davanın, «yargı yolunun» caiz olmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ancak, mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı Uyuşmazlık Mahkemesi kararı, dava konusu dosyaya ilişkin olmadığı için bağlayıcı olmadığı gibi, «fatura» dönemi itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı Yasa'nın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2389 E. 2013/2163 K.
Ortak:kâr dağıtımı · görevsizlik kararı · tacir · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaAncak, her iki taraf da «anonim şirket» olup, özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdikleri gibi davalı şirket hisselerinin satışına ilişkin ihale ve sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın sözleşme öncesi döneme ilişkin olduğu, işlemin «idari işlem» niteliğinde bulunduğu, çözümünün İdare Mahkemelerinin «görev alanına» girdiği gerekçesiyle «görevsizlik» «sebebi» ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 16/1. maddesi uyarınca da ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da «tacir» sayılırlar.
Benzer bu kararda… eri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/ll nci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Dava, «makine kırılması sigorta poliçesinden» kaynaklanan «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın çözüm yerinin idari yargı olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Bu durumda «tacir» olan davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:makine kırılması sigortası · rücuen tazminat · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaDava, «makine kırılması sigorta poliçesinden» kaynaklanan «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın çözüm yerinin idari yargı olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1468 E. 2013/17693 K.
Ortak:kâr dağıtımı · tacir · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaAncak, her iki taraf da «anonim şirket» olup, özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdikleri gibi davalı şirket hisselerinin satışına ilişkin ihale ve sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Dava, ihtirazi kayıtla davalıya yapılan ödemenin sebepsiz olduğu ileri sürülerek «istirdatı» istemine ilişkin olup mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde idare mahkemelerinin «görevli» olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 16/1. maddesi uyarınca da ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da «tacir» sayılırlar.
Benzer bu kararda… eri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı Yasa'nın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
… oplama kanalı yapmak, su baskınına karşı önlem almak, herhangi bir yerde biriktirilen yağmur sularının kimseye zarar vermeyecek şekilde boşaltılmasını sağlamak gibi «görevlerin» kamu görevi içinde değerlendirilmesi gerektiği, bu görevlerin hiç yapılmaması veya eksik yapılması halinde hizmet kusurundan söz edilebileceği ve hizmet kusurundan …
Bu durum karşısında, TTK’nın 3, 11, 12/11, 14, 18/1'inci maddeleri ve 2560 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davalı İSKİ’nin «tacir», davacının iddia ettiği olayın ise «haksız fiil» niteliğinde olduğu ve tacirin haksız fiilinden kaynaklanan tazminat davasının adli yargıda bakılması gerektiği nazara alınarak, işin esasına girilip sonucuna göre …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fiil
Benzer bu karardaBu durum karşısında, TTK’nın 3, 11, 12/11, 14, 18/1'inci maddeleri ve 2560 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davalı İSKİ’nin «tacir», davacının iddia ettiği olayın ise «haksız fiil» niteliğinde olduğu ve tacirin haksız fiilinden kaynaklanan tazminat davasının adli yargıda bakılması gerektiği nazara alınarak, işin esasına girilip sonucuna göre …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/38 E. 2013/2994 K.
Ortak:kâr dağıtımı · tacir · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaAncak, her iki taraf da «anonim şirket» olup, özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdikleri gibi davalı şirket hisselerinin satışına ilişkin ihale ve sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Dava, ihtirazi kayıtla davalıya yapılan ödemenin sebepsiz olduğu ileri sürülerek «istirdatı» istemine ilişkin olup mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde idare mahkemelerinin «görevli» olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 16/1. maddesi uyarınca da ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da «tacir» sayılırlar.
Benzer bu kararda… eri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11 nci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davada hizmet kusuruna dayanıldığı, adli yargının «görevli» olmadığı gerekçesiyle, «yargı yolu» yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
… i olan İSKİ Genel Müdürlüğü’nün "gördüğü hizmet kamu hizmeti ise de, faaliyetini özel hukuk kuralları altında yapması itibariyle ...'nın 18/1'inci maddesi anlamında «tacir» sayılacağını ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan (...'nın ... ncü maddesi) davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiğin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu · rücuan tazminat · işyeri sigorta poliçesi · işyeri sigortası · içtihadı birleştirme kararı · yönetim kurulu kararı · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaDava, «işyeri sigorta poliçesine» dayalı «rücuan tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle «yargı yolu» yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davada hizmet kusuruna dayanıldığı, adli yargının «görevli» olmadığı gerekçesiyle, «yargı yolu» yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı İSKİ Genel Müdürlüğü’nün kuruluşu hakkındaki 2560 sayılı Kanun’da bu kurumun genel kurul, «yönetim kurulu» ve genel müdürlük ile yönetileceği denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, genel kurulun onayına sun …
Karar sayılı idari eylemlerle ilgili bir «içtihadı birleştirme» kararı varsa da ....11.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2560 sayılı Yasa'nın hükümleri karşısında bu içtihadı birleştirme kararının ASKİ ve İSKİ bakımından uygulama alanın kalmadığı sonucuna varılmalıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2392 E. 2013/10613 K.
Ortak:kâr dağıtımı · tacir · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaAncak, her iki taraf da «anonim şirket» olup, özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdikleri gibi davalı şirket hisselerinin satışına ilişkin ihale ve sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 16/1. maddesi uyarınca da ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da «tacir» sayılırlar.
Bu durumda «tacir» olan taraflar arasındaki davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünde bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf delillerinin toplanarak hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu kararda… eri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
… i olan İSKİ Genel Müdürlüğü’nün "gördüğü hizmet kamu hizmeti ise de, faaliyetini özel hukuk kuralları altında yapması itibariyle TTK'nın 18/1'inci maddesi anlamında «tacir» sayılacağını ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan (TTK'nın 3 ncü maddesi) davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiğini …
Bu itibarla, «tacir» olan davalı İSKİ Genel Müdürlüğü ile davacının sigortalısı arasında haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünde bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf delillerinin toplanarak hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu · rücuan tazminat · işyeri sigorta poliçesi · işyeri sigortası · içtihadı birleştirme kararı · yönetim kurulu kararı · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaDava, «işyeri sigorta poliçesine» dayalı «rücuan tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle «yargı yolu» yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi hükmünce davacının talebinin tam yargı davası niteliğinde bulunduğu, çözüm yerinin idari yargı olduğu gerekçesiyle, «yargı yolu» yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı İSKİ Genel Müdürlüğü’nün kuruluşu hakkındaki 2560 sayılı Kanun’da bu kurumun genel kurul, «yönetim kurulu» ve genel müdürlük ile yönetileceği denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, genel kurulun onayına sun …
Her ne kadar 12.02.1959 gün 1958/17 Esas-1959/15 Karar sayılı idari eylemlerle ilgili bir «içtihadı birleştirme» kararı varsa da 23.11.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2560 sayılı Yasa'nın hükümleri karşısında bu içtihadı birleştirme kararının ASKİ ve İSKİ bakımından uygulama alanın kalmadığı sonucuna varılmalıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/444 E. 2019/8053 K.
Ortak:anonim şirket · usulden reddi · iş mahkemesi görev alanı · tacir · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın sözleşme öncesi döneme ilişkin olduğu, işlemin «idari işlem» niteliğinde bulunduğu, çözümünün İdare Mahkemelerinin «görev alanına» girdiği gerekçesiyle «görevsizlik» «sebebi» ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, ihtirazi kayıtla davalıya yapılan ödemenin sebepsiz olduğu ileri sürülerek «istirdatı» istemine ilişkin olup mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde idare mahkemelerinin «görevli» olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ancak, her iki taraf da «anonim şirket» olup, özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdikleri gibi davalı şirket hisselerinin satışına ilişkin ihale ve sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, davalının 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye tabi bir kamu iktisadi teşebbüsü olduğu, kamu «tüzel kişiliği» niteliğinden kaynaklanan ve kamu gücü ayrıcalıklarını kullanarak tek taraflı olarak yürüttüğü faaliyetlerinden ortaya çıkan uyuşmazlıkların idari yargıda, günlük işlerle ve fertlerle münasebetten doğan uyuşmazlıkların ise adli yargıda çözümlenmesinin gerektiği, işbu davada talebin, davalı tarafından doğal gaz boru hatlarının geç devredilmesi nedeniyle 25 adet serbest tüketiciye taşınan doğal gaz miktarlarından doğan taşıma bedelinin tahsili isteminden kaynaklandığı, devir sürecinin, ticari faaliyetlere ilişkin olmadığı, lisans sahibinin devir alma hakkı ile BOTAŞ'ın devir yükümlülüğünün, yasal düzenlemeler ve mevzuat uyarınca, EPDK tarafından düzenlenen lisans ve mevzuat kapsamında idare hukuku alanında sonuç doğurduğu, davacının lisansından kaynaklanan bir hak kapsamında devir talebinde bulunduğu, davalının ise koşulların yerine getirilmediğini savunarak bu talebi reddettiği, dolayısıyla taraflar arasında özel hukuk ilişkisi bulunmadığı, kaldı ki, taraflar arasında çıkan ihtilaf nedeniyle Yüksek Planlama Kurulunca karar alındığı, bu kararın akabinde 01.02.2011 tarihli “Devir Protokolü"nün imzalanması karşısında anılan YPK kararının da değerlendirilmesi gerektiği, bu hususun da idari yargının «görevi alanına» girdiği gerekçesiyle davanın, HMK'nın 114/1 ve 115/1-2 maddeleri uyarınca «yargı yolu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, idari yargının «görevli» olduğu gerekçesi ile davanın «yargı yolu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince, aynı gerekçe ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar Özel Kanunlar ile kurulmuş özel hukuk hükümlerine göre idare edilen kamu kuruluşu olmaları yanında ticari şekilde veya iktisadi esaslara göre işletilmekte, yaptıkları işler itibariyle de «tacir sıfatını» taşımakta olan «anonim şirket» «tüzel kişiliğine» haiz olup, tarafların iş ve işlemlerinin 6102 sayılı Kanun’a tabi olduğu açıktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu · tacir sıfatı · delillerin toplanmaması · tüzel kişilik
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, davalının 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye tabi bir kamu iktisadi teşebbüsü olduğu, kamu «tüzel kişiliği» niteliğinden kaynaklanan ve kamu gücü ayrıcalıklarını kullanarak tek taraflı olarak yürüttüğü faaliyetlerinden ortaya çıkan uyuşmazlıkların idari yargıda, günlük işlerle ve fertlerle münasebetten doğan uyuşmazlıkların ise adli yargıda çözümlenmesinin gerektiği, işbu davada talebin, davalı tarafından doğal gaz boru hatlarının geç devredilmesi nedeniyle 25 adet serbest tüketiciye taşınan doğal gaz miktarlarından doğan taşıma bedelinin tahsili isteminden kaynaklandığı, devir sürecinin, ticari faaliyetlere ilişkin olmadığı, lisans sahibinin devir alma hakkı ile BOTAŞ'ın devir yükümlülüğünün, yasal düzenlemeler ve mevzuat uyarınca, EPDK tarafından düzenlenen lisans ve mevzuat kapsamında idare hukuku alanında sonuç doğurduğu, davacının lisansından kaynaklanan bir hak kapsamında devir talebinde bulunduğu, davalının ise koşulların yerine getirilmediğini savunarak bu talebi reddettiği, dolayısıyla taraflar arasında özel hukuk ilişkisi bulunmadığı, kaldı ki, taraflar arasında çıkan ihtilaf nedeniyle Yüksek Planlama Kurulunca karar alındığı, bu kararın akabinde 01.02.2011 tarihli “Devir Protokolü"nün imzalanması karşısında anılan YPK kararının da değerlendirilmesi gerektiği, bu hususun da idari yargının «görevi alanına» girdiği gerekçesiyle davanın, HMK'nın 114/1 ve 115/1-2 maddeleri uyarınca «yargı yolu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar Özel Kanunlar ile kurulmuş özel hukuk hükümlerine göre idare edilen kamu kuruluşu olmaları yanında ticari şekilde veya iktisadi esaslara göre işletilmekte, yaptıkları işler itibariyle de «tacir sıfatını» taşımakta olan «anonim şirket» «tüzel kişiliğine» haiz olup, tarafların iş ve işlemlerinin 6102 sayılı Kanun’a tabi olduğu açıktır.
İlk Derece Mahkemesince, idari yargının «görevli» olduğu gerekçesi ile davanın «yargı yolu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince, aynı gerekçe ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bu açıklamalar uyarınca, somut uyuşmazlık yönünden adli yargının «görevli» olduğu gözetilip taraf «delilleri toplanıldıktan» sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/10537 E. 2011/2910 K.
Ortak:kâr dağıtımı · tacir · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaAncak, her iki taraf da «anonim şirket» olup, özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdikleri gibi davalı şirket hisselerinin satışına ilişkin ihale ve sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 16/1. maddesi uyarınca da ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da «tacir» sayılırlar.
Bu durumda «tacir» olan taraflar arasındaki davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünde bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf delillerinin toplanarak hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu kararda… eri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi «tacir» sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/ll nci maddesinde su, gaz, elektrik «dağıtım», telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin de ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
… bi olan İSKİ Genel Müdürlüğü’nün "gördüğü hizmet kamu hizmeti ise de, faaliyetini özel hukuk kuralları altında yapması itibariyle TTK.nun l8/l nci maddesi anlamında «tacir» sayılacağını ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan (TTK.nun 3 ncü maddesi) davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiğini …
Bu durumda «tacir» olan İSKİ Genel Müdürlüğü ile davacının sigortalısı arasında haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünde bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf delillerinin toplanarak hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen alacak · içtihadı birleştirme kararı · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaDava, TTK 1301 maddesi uyarınca açılan «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Davalı İSKİ Genel Müdürlüğü’nün kuruluşu hakkındaki 2560 sayılı Kanun’da bu kurumun genel kurul,«yönetim kurulu» ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, genel kurulun onayına su …
Her ne kadar 12.02.1959 gün 1958-17 Esas - 1959-15 Karar sayılı idari eylemlerle ilgili bir «içtihadı birleştirme» kararı varsa da 23.11.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2560 sayılı yasanın hükümleri karşısında bu içtihadı birleştirme kararının ASKİ ve İSKİ bakımından uygulama alanın kalmadığı sonucuna varılmalıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/6470 E. , 2016/74 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ A
TARİHİ 05/02/2015
NUMARASI 2014/383-2015/59
DAVACI Ç.. A..
VEKİLİ Av. S.. A..
DAVALI T.. A..
VEKİLİ Av. H.. T..
Taraflar arasında görülen davada ..
1. A verilen 05.02.2015 tarih ve 2014/383-2015/59 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, %100 hissesi davalıya ait 20 ayrı dağıtım şirketinden biri olan müvekkilinin bilahare hisselerinin devri suretiyle özelleştirildiğini, davalının inceleme ve soruşturma raporuna dayanarak müvekkilinden 6.334.370,58 TL'nin ödenmesini istediğini, dava hakları saklı tutularak 4.564.166,67 TL tutarındaki ana paranın 25.03.2014 tarihinde davalı hesaplarına gönderildiğini, ancak şirketin aktifinde yer alan bir malın zaten şirketin değerini yükselttiğini, aktifte yer alan malların özelleştirilecek şirketle birlikte alıcıya verilmesinin özelleştirmeyi yapan idareye haksız kazanç sağlayacağını ileri sürerek 4.564.166,67 TL'nin 25.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ihale şartnameleri ve sözleşme taslaklarında EÜAŞ ve bağlı şirketleri ile T ve Ta olan borçların T'a aktarılacağının belirtildiğini, bu bakımdan devre esas bilanço tarihinde ve söz konusu bilançoya göre davacı banka hesaplarında mevcudiyeti anlaşılan 7.511.000 TL'nin aynı tarihlerde enerji KİT'lerine olan borcun ödenmesinde, böylelikle devredilecek borç miktarının azaltılmasında kullanılması imkânı varken bu yola gidilmeyerek söz konusu tutarların repo yapılmasının yükümlülüğün gereğine aykırı bir işlem mahiyeti taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın sözleşme öncesi döneme ilişkin olduğu, işlemin idari işlem niteliğinde bulunduğu, çözümünün İdare Mahkemelerinin görev alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik sebebi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ihtirazi kayıtla davalıya yapılan ödemenin sebepsiz olduğu ileri sürülerek istirdatı istemine ilişkin olup mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde idare mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ancak, her iki taraf da anonim şirket olup, özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdikleri gibi davalı şirket hisselerinin satışına ilişkin ihale ve sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 18'inci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11'inci maddesinde su, gaz, elektrik dağıtım, telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 16/1. maddesi uyarınca da ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar. Davalı, dava konusu tutarın tahsilini, davacının devre esas mizan kayıtlarına göre Ta, E ve portföy şirketlerine olan ve T'a devri yapılacak enerji borçları bulunduğu halde hesabında bulunan parayı bu borçların ödenmesi yerine repo yapılmasına, davacının bu tutar kadar sebepsiz zenginleşmesine bağlamış olup taraflar arasındaki ihtilaf davalı Şirket hisselerinin satışına ilişkin ihale şartnamesi ve sözleşmeden kaynaklanmaktadır.
Bu durumda tacir olan taraflar arasındaki davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünde bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf delillerinin toplanarak hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/158350300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz