6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurulda oy yasağı ihlali ve örtülü kar dağıtımı iptal davası

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1040 E. 2019/1606 K. · · İlk derece: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Genel kurul kararının iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

İlgili meseleler: ◆ Kâr dağıtmama / kârın yedek akçeye ayrılmasının dürüstlük kuralına aykırılığı◆ YK ücreti/huzur hakkıyla örtülü kâr dağıtımı◆ YK huzur hakkı/ücretinin fahişliği (kârdan pay hakkı ihlali)◆ Finansal tablo/bilanço tasdikinin dürüst resim ilkesine aykırılığı◆ YK üyesi seçimi genel kurulun takdirindedir

Gerekçe özeti

Anonim şirket genel kurulunda alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararlarda, TTK 436(1) ve (2) uyarınca yönetim kurulu üyeleri hem kendilerinin hem de diğer üyelerin ibrasında oy kullanamaz; bu husus gözetilmeden hesaplanan nisap hukuka aykırıdır. Aynı şekilde TTK 395-396 uyarınca izin verilmesine ilişkin kararlarda, ilgili üye kendisine ilişkin oylamada oy kullanamasa da diğer üyelere ilişkin oylamada oy kullanabilir; oy yasağının bu kapsamda uygulanması gerekir. Kar dağıtımı kararlarında, dağıtılmasına karar verilen kısım için iptal talebinde hukuki yarar bulunmaz; ancak şirketin mali durumu daha fazla kar dağıtımına elverişliyse, dağıtılmayan kısmın iptaline karar verilebilir. Paydaş yönetim kurulu üyelerine, dağıtılan kar payından daha yüksek tutarda huzur hakkı/ücret ödenmesi örtülü kar dağıtımı niteliğinde olup iptale konu olabilir; paydaş olmayan üyeler için bu değerlendirme yapılamaz.

Ele alınan sorunlar

Bilançonun tasdikine ilişkin kararın (5 no'lu) iptali → ret

İddia: Bilançoda kasıtlı olarak zarar gösterildiği, çekler, ortaklardan ve iştiraklerden alacaklar ile banka kredilerinin açıklanmadığı, ibra ile bilanço tasdikinin birbirine bağlı olduğu ve oy yasağının bilanço tasdikinde de uygulanması gerektiği ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Genel kurulda yönetim kurulunun ibrası ile bilançonun tasdiki hususları ayrı ayrı oylamaya sunulduğundan, bu iki karar birbirinden bağımsız değerlendirilmelidir. Bilanço ve gelir tablosunun şirketin ticari defter ve kayıtlarındaki bilgileri doğru biçimde yansıttığı, bilançonun gerçeği yansıtmadığı iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın (6 no'lu) iptali → kabul

İddia: Yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasında oy yasağının ihlal edildiği, ilk derece mahkemesinin yalnızca kendi ibrasında oy kullanılamayacağına ilişkin gerekçesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Gerekçe: TTK 436(1) ve (2) uyarınca yönetim kurulu üyeleri, kendileri ile yönetimde görevli imza yetkisine haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz. Yönetim kurulu üyelerinin ibrası kişisel nitelikteki bir işe ait sayılmaz; bu nedenle yönetim kurulu üyeleri hem kendilerinin hem de diğer üyelerin ve pay sahibi olmayan üyenin ibrasında oy kullanamaz. Buna göre red oyu kullanan davacının oyu ile oy yasaklısı olmayan tek pay sahibinin oyu dikkate alındığında ibranın yeterli nisapla alınmadığı anlaşıldığından, tüm yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın iptali gerekir. İlk derece mahkemesinin yönetim kurulu üyelerinin yalnızca kendi ibralarında oy kullanamayacağı, diğer üyelerin ibrasında oy kullanabileceklerine ilişkin gerekçesi hukuka aykırıdır ve emsal gösterilen Yargıtay ilamları somut olayla ilgili değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kar dağıtımına ilişkin kararın (7 no'lu) iptali → kısmi kabul

İddia: Davacı: şirketin dağıtılabilir kar tutarının ve yedek akçe koşullarının gözetilmeden yalnızca 935.000 TL kar dağıtımına karar verilmesinin keyfi olduğu, TTK 523/2 koşullarının oluşmadığı ileri sürülmüştür. Davalı: dağıtılan kar tutarının şirketin mali durumuna uygun olduğu, bilirkişi raporuna itirazlar değerlendirilmeden iptal kararı verilmesinin doğru olmadığı ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Mali durum incelemesinden şirketin 935.000 TL'den daha fazla kar dağıtabilecek durumda olduğu anlaşılmıştır. Kar dağıtımına karar verilen kısım için davacının iptal talebinde hukuki yararı bulunmamaktadır; kararın 935.000 TL'den fazla kar dağıtılmamasına ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yönetim kurulu seçimine ilişkin kararın (8 no'lu) iptali → ret

İddia: Yönetim kurulu üyelerinin kendi oylarıyla seçilmelerinin ve hakim ortakların olumlu oyu ile karar alınmasının TTK 436/1'e aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Yönetim kurulu seçimi genel kurulun takdirinde olan bir husustur, kararın nisaba uygun alındığı ve seçim kararında bir oydan yoksunluk halinin söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

TTK 395-396 uyarınca yönetim kuruluna izin verilmesine ilişkin kararın (9 no'lu) iptali → kısmi kabul

İddia: TTK 395 ve 396 uyarınca verilen izinlerin kanunen geçersiz oylarla, oy yasağı ihlal edilerek alındığı ileri sürülmüştür.

Gerekçe: TTK 395 ve 396 uyarınca izin verilmesi kişisel işe ait olduğundan, ilgili yönetim kurulu üyesi ve kanunda sayılan yakınları kendilerine ilişkin oylamada oy kullanamaz; ancak diğer yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin oylamada oy kullanabilirler. Pay sahibi olmayan üyenin oy kullanması söz konusu değildir. Paydaş bulunan bir üyeye izin verilmesinde, kendisi ve kızının oy kullanamaması nedeniyle davacının red oyu ile kabul oyu eşitlendiğinden, bu üye yönünden alınan kararın iptali gerekir. Kardeşler bakımından oy yasağı bulunmadığından, diğer üyenin oyu yeterli olup diğer üyelere verilen izin bakımından iptal isteminin reddi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın (10 no'lu) iptali → kısmi kabul

İddia: Yönetim kurulu üyelerine takdir edilen ücretin fahiş olmadığı, kamuya açıklanan bazı şirketlerdeki emsal ücretlerle kıyaslandığında fahiş sayılamayacağı, bilirkişi raporuna itirazlar değerlendirilmeden iptal kararı verilmesinin doğru olmadığı ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Paydaş bulunan yönetici üyelere aylık net 50.000 TL ücret ödenmesine karşılık dağıtılmasına karar verilen kar payının 935.000 TL olması, paydaş yönetim kurulu üyelerine bu miktarda ödeme yapılmasının örtülü kar dağıtımı anlamına geldiği yerleşik yargı uygulamasıdır. Daha önceki genel kurulda da benzer huzur hakkı ödenmesine ilişkin karar iptal edilmişken, dağıtılan kar payından daha yüksek bir meblağın iki paydaşa ödenmesi davacı ortağı zararlandırıcı niteliktedir. Paydaş olmayan yönetici bakımından örtülü kar dağıtımı söz konusu olmadığından, paydaş üyeler için verilen iptal kararı yerinde olup, paydaş olmayan üyeye takdir edilen ücret bakımından iptal kararı verilmesi yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Muhalefetin usulüne uygun kaydedilmesi ve dava şartının varlığı → kabul

Gerekçe: Davacının alınan tüm kararlara red oyu kullandığı ve usulüne uygun olarak muhalefetini yazdırdığı anlaşıldığından, dava şartı yerine getirilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasında TTK 436 uyarınca oy yasağının kapsamının (yalnız kendi ibrası değil, diğer üyelerin ibrası için de geçerli olması) ve TTK 395-396 izin kararlarında oy yasağının kişisel nitelikteki işlemle sınırlı uygulanması ile paydaş yönetim kurulu üyelerine ödenen yüksek huzur hakkının örtülü kar dağıtımı sayılması hususlarında emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Genel kurul kararına muhalefetin usulüne uygun olarak tutanağa geçirilmiş olması

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
oy yasağı ibra genel kurul kararının iptali örtülü kar dağıtımı nisap hukuki yarar kar dağıtım kararı TTK 395-396 izni muhalefet şerhi

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 436/1TTK 436(1)TTK 436(2)TTK 395TTK 396TTK 523/2 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1) b-2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1040

KARAR NO 2019/1606

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/02/2018

NUMARASI 2016/591 Esas 2018/65 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/12/2019

İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı şirkette 30/03/2016 tarihinde gerçekleştirilen 2015 yılı olağan genel kurulu'nda davacı müvekkilinin olumsuz oy kullanarak alınan kararlara usulüne uygun şekilde muhalefet ettiği, 2015 yılı finansal tabloları tasdikine ilişkin alınan 5 nolu, 2015 yılı faaliyetleri ile ilgili olarak YK üyelerinin ibrasına ilişkin 6 nolu kararın, 7. sırada bulunan 2015 yılı geçmiş yıllar karlarının dağıtılmasına ilişkin ve aynı gündem içerisinde karın küçük bir kısmının dağıtılmasına ilişkin alınan 7 nolu kararın, Yönetim Kurulu seçimine ilişkin yapılan oylamada alınan 8 nolu kararın,Yönetim kuruluna TTK nun 395 ve 396 maddelerine istinaden yetki verilmesine ilişkin 9 nolu kararın,YK üyesi ...'a ve ...'a aylık 50.000- TL, ...'ye 25.000- TL ücret verilmesine ilişkin oy çokluğu ile alınan 10 nolu kararın,iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin bağımsız denetime tabi tutulduğunu,geçmiş yıllar karının kasten azaltıldığı iddia edilmekte ise de, meydana gelen azalmanın karın bir kısmının kar yedeklerine ayrılarak ortaklara dağıtılmasından kaynaklandığını, alınan çekler hesabında görülen çeklerin Holding'e borçlu grup şirketlerinden ve müteveffa babalarından alınan çeklerden oluştuğu, ibra oylamasının her bir üye için ayrı ayrı yapıldığını, kendi ibralarında oy kullanmadıklarını, kar dağıtımına ilişkin kararın TTK 523/2 şartlarına göre alındığını, geçmiş yıl kar tutarının çok büyük bir kısmının hisse satışından kaynaklandığını, ancak daha sonra Almanya'da yerleşik bir şirketin %50 payının satın alındığını,ortada dağıtılabilir kar olmadığını,YK seçiminin kişisel nitelikte bir işlem olmayıp genel kurulun takdirinde bulunduğunu, 9 nolu kararın TTK 395 ve 396 maddeleri gereği izin verilmesine ilişkin kararın uygun nisapla alındığı, bu hükümlerin emredici nitelikte olmadığını, 10 nolu kararın YK üyelerine takdir edilen ücrete ilişkin olduğunu, takdir olunan ücretin fahiş bulunmadığı, kamuya açıklanan bazı şirketlerde takdir olunan ücretlerle kıyaslandığında fahiş sayılamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

03/03/2016 tarihli genel kurulda alınan 10 nolu kararın YK üyelerinin huzur hakkına yönelik olduğunu, takdir olunan ücretin bilirkişi kurulu tarafından fahiş olarak belirlendiği, 7 nolu kararın ise şirketin 2015 yılı ve geçmiş yıllar karlarının dağıtımına ilişkin bulunduğu, bilirkişi kurulu tarafından şirketin davalı şirketin finansal yapısının kararlaştırılan miktarın üzerinden kar dağıtımına elverişli bir yapıya sahip olduğu,daha fazla kar payının dağıtılması gerektiği gerekçesi ile iptaline, diğer ibra oylamasında YK üyelerinin sadece kendi ibralarında oy kullanamayacağı, bu sebeple yeterli nisapla alındığı, diğer kararlarda kanuna,esas sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırılık bulunmadığından diğer maddelerin iptali isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; şirketin finansal tablolarında açık olmayan hususlar bulunduğunu, şirketin YK başkanı hastanede iken çek düzenlediğinin anlaşıldığı, şirket daha önceki yıllarda 23.000.000- TL civarında kar elde ederken, 2015 yılında 23.000.000- TL zarara girmesinin anlaşılamadığını, finansal tabloların birbiri ile tutarsız olduğu, dava konusu iddialar 2015 yılı bilançosuna yönelik olduğu, bilançonun tasdikine ilişkin kararın iptali isteminin reddinin yetersiz bilirkişi raporuna istinaden verildiğini,YK seçimleri için 8 nolu kararın hakim ortakların olumlu oyu ile alındığını, TTK 436/1 madde hükmüne aykırı şekilde oy yasağı ihlal edilerek karara bağlandığı, 10 nolu karar ile kendilerine kişi başına aylık 50.000- TL ücret aldığı, 2015 yılında 75.000- TL huzur hakkı geliri sağladığı, kendi oyları ile yönetim kurulu üyesi seçildikleri, TTK 395 ve 396 gereği verilen izinlerin kanunen geçersiz oylarla alındığı,5, 6 , 8 ve 9 nolu kararların iptali isteminin reddine dair kararın kaldırılarak yeni bir bilirkişi kurulu ile yeniden inceleme yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2- Davalı vekili; davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün kanuna uygun olmadığı, davacının YK başkanı olduğu, 19/09/2014 tarihine kadar yapılan tüm genel kurullarda geçmiş yıllar karının dağıtılmaması yönünde oy birliği ile karar alındığı, bu sebeple 935.000- TL kar dağıtımı kararı alınmasının şirket mali durumuna uygun olduğu, daha fazla kar dağıtımı kararı alınsa dahi şirketin likit durumunun buna uygun olmadığı, hiçbir somut veriye dayanmadan YK üyelerinin emsal ücretler gözetildiğinde genel kurulda kararlaştırılan ücret tutarının fahiş olarak değerlendirilmesi ve bilirkişi raporuna itirazlar değerlendirilmeden iptal kararı verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek iptaline karar verilen 7 ve 10 nolu kararlar bakımından kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı vekili; bilançonun tasdikine ilişkin 5 nolu kararda; YK üyelerinin oy kullanamayacağı dikkate alınmadan karar alındığı,şirketin 2014 yılında net 22.605.819,- TL kar ettiği, kar etmesine rağmen bilançoya kasten yapılan bir müdahale ile zarar etmiş gibi gösterildiği, şirketin kayıtlarında 11.506.859- TL lik çek aldığını, bu çeklerin neden alındığının meçhul olduğu, ayrıca ortaklardan alacaklar tutarı olarak gösterilen 12.milyon- TL'nin hangi ortaktan alacaklı olduğu, neden tahsil edilmediği hususlarının belli olmadığı, iştiraklerden alacaklar kısmında 20.000.000-Tl 'yi aşan alacak artışı olduğu, hangi iştiraklere ne verildiğinin meçhul olduğu, 13.000.000- TL'yi aşan yeni banka kredisi kullanıldığı, finansal tabloların tasdikine ilişkin kararın ihlal edilen oy yasağı hem de hesap verilebilirlik ilkesine aykırı olduğundan iptali gerektiği, dağıtılmayan geçmiş yıllar kar tutarının 116.000.000-TL'ye ulaştığı, şirketin sermayesinin 20.000.000- TL olduğu, sermayenin yaklaşık 5,5 katı tutara ulaştığı, bir zorunluluk olmadığı halde yalnızca 935.000-TLnin ortaklara dağıtılmasına karar verildiği, kanunen ve ana sözleşme uyarınca ayrılması gereken yedek akçe sermayenin %20'sine ulaştıktan sonra alınan kar dağıtmama kararının keyfi olduğunu, sermayenin %20'si olan 4.000.000- TL'lik yedek akçe zaten fazlasıyla ayrıldığı TTK'nın 523/2 de belirlenen koşulların bulunmadığı,İbra ve YK na TTK 395-396.maddeler uyarınca izin verilmesi kararlarında oy yasağının ihlal edildiği,ödenmesine karar verilen net ücretlerin fahiş bulunduğunu, örtülü kazanç dağıtımı niteliğinde olduğunu,kararın oy yasağına aykırı şekilde alındığını ileri sürmektedir.Davaya konu 5 nolu karar bilançonun tasdikine ilişkin olup;dava konusu yapılan genel kurulda yönetim kurulunun ibrası ile bilançonun tasdiki hususlarının ayrı ayrı oylamaya sunulduğu anlaşılmıştır.

Genel kurulda bu konular birbirinden ayrılarak ayrı ayrı oylandığından, verilen kararların da birbirinden ayrı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bilanço ve gelir tablosunun davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında ki bilgileri doğru biçimde yansıttığı,davacı vekilinin bilançonun gerçeği yansıtmadığı iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmakla 5 nolu kararın iptal isteminin reddine karar verilmesin de isabetsizlik yoktur. İptali istenen 6 nolu karar ibraya ilişkin olup ; genel kurulun yapıldığı tarihte şirketin pay durumu YK üyesi ... 312.000 adet,davacı ... ve YK üyesi ... 240.000'er adet ...,...'ın kızı ...

8. 000 adet pay sahibidir. YK üyesi ... ise paydaş değildir.TTK'nın 436 (1) maddesinde "pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üst soyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketi ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz.(2) şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisine haiz kişiler yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz. " şeklinde düzenlenmiştir. Yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere YK üyelerinin ibra oylamasında YK üyeleri hem kendilerinin ibrası hem de diğer YK üyelerinin ibrasında oy kullanamayacaktır.Yönetim kurulu üyelerinin ibrası kişisel nitelikteki bir işe ait sayılmaz.

Bu sebeple YK üyeleri ..., ...' hem kendileri hem de diğerinin ve pay sahibi olmayan ...'nün ibrasında oy kullanamayacaklardır. Buna göre red oyu kullanan davacının oyu 240.000 ,oy yasaklısı olmayan ... oyu 8.000 olduğundan ibranın yeterli nisapla alınmadığı anlaşıldığından Yönetim Kurulunun tüm üyelerinin ibrasına ilişkin 6 nolu kararın iptali gerekmektedir. İlk derece Mahkemesince YK üyelerinin yalnızca kendi ibralarında oy kullanamayacağı ,diğer YK üyelerinin iptalinde oy kullanabileceklerine ilişkin gerekçe hukuka aykırı olup, emsal gösterilen Yargıtay ilamlarının hiçbiri somut olayla ilgili değildir.7 nolu karar kar dağıtımına ilişkindir.935.000-TL kar dağıtımına karar veren şirketin daha fazla kar dağıtabilecek durumda olduğu mali durum incelemesinden anlaşılmıştır.Kar dağıtımına karar verilen kısım için iptal taleinde davacının hukuki yararı yoktur.7 nolu kararın 935.000-TL den fazla kar dağıtılmamasına ilişkin kısmın iptaline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

8 nolu karar YK seçimine ilişkin olup seçim genel kurulun takdirinde olup kararın nisaba uygun alındığı ,seçim kararında bir oydan yoksunluk hali sözkonusu olmadığından davacı tarafın iptal isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. 9 nolu karar YK üyelerine TTK nın 395 ve 396 maddeleri uyarınca izin verilmesi kişisel işe ait bulunduğundan yönetim kurulunun kanunda yazılı yakınları ve kendilerine ilişkin oylamada oy kullanamayacak iseler de; diğer YK üyelerine izin verilmesine ilişkin kararda oy kullanabileceklerdir. Bir başka anlatımla bir yönetim kurulu üyesi diğer üyeye ait oylama da oy kullanabilecektir. Öte yandan, YK üyesi ...'nün şirkette paydaş olmadığı anlaşılmakla oy kullanması söz konusu değildir.Buna göre paydaş bulunan YK üyeleri ...'a izin verilmesin de kendisi ve kızı ...

oy kullanamayacaktır. Davacının red oyu kadar ,kabul oyu bulunduğundan oylar da eşitlik olduğundan ... yönünden alınan kararın iptali gerekmektedir.Ancak kardeşler bakımından oy yasağı olmadığından ... oyu yeterli buluduğundan ...'a verilen izin ve ... bakımından iptal isteminin reddi gerekir. (Yargıtay 11 HD nin 2016/3815 karar no : 2017/2497 ve 7.4.2017 tarihli tarafları aynı olan emsal ilamı )10 nolu karar davalı şirketin paydaş bulunan yöneticilerine huzur hakkı ödenmesine ilişkindir. Paydaş bulunan YK üyelerine aylık net 50.000-er TL ücret ödenmesine karar verilmiştir.Dağıtılmasına karar verilen kar payı ise , 935.000- TL dir. Paydaş bulunan yönetim kurulu üyelerine bu miktar ödeme yapılması örtülü kar dağıtımı anlamına geldiği yerleşik yargı uygulamasıdır.Ayrıca daha evvel ki genel kurulda da her birine 75.000-TL aylık huzur hakkı ödenmesine ilişkin karar iptal edilmişken ,dağıtılmasına karar verilen kar payından daha yüksek bir meblağın iki paydaşa (1.200.000-TL net) ödenmesi davacı ortağı zararlanıdrıcı niteliktedir.Ancak paydaş olmayan yönetici bakımından örtülü kar dağıtımı sözkonusu olmayacağından paydaş YK üyeleri için verilen iptal kararı yerinde ise de YK üyesi ...'ye takdir edilen 25.000-TL aylık ücret bakımından da iptal kararı verilmesi yerinde görülmemiştir.Davacının alınan tüm kararlara red oyu kullandığı,usulune uygun olarak muhalefetini de yazdırdığı anlaşıldığından dava şartı yerine getirilmiş olup, davalı vekilinin iptal edilen kararlara yönelik olarak istinaf başvurusunun 7 ve 10 nolu kararların tümüyle iptaline ilişkin hükmün kaldırılarak bu kararlar bakımından kısmen iptaline , davacı vekilinin istinaf başvurusunun istinaf başvurusunu kısmen yerinde görülerek ibraya ilişkin 6 nolu kararın tümüyle ,izin verilmesine ilişkin 9 nolu kararın YK üyesi ...

bakımından iptaline karar vermek gerekmiştir.Bilançonun tasdiki kararından başkaca ayrıca Yk üyelerinin ibrasına ilişkin gündem maddesi bulunduğundan ,tasdik kararının ibraya yol açmayacağı gibi bilirkişi kurulu bilançoda gerçeği aykırı husus bulunmadığı bildirildiğinden usulüne uygun şekilde alınan bilançonun tasdikine ilişkin 5 ve ,YK seçimine ilişkin 8 nolu kararın iptal isteminin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının KISMEN KABULÜNE; İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/591 Esas 2018/65 Karar sayılı 08/02/2018 tarihli hükmün HMK 353(1) b-2 gereği KALDIRILMASINA ,"Davanın KISMEN KABULÜNE ;6 nolu kararın tümüyle ,7 nolu kararın kar dağıtılmamasına ilişkin kısmının ( 935.000-TL nin üzerinde kâr dağıtımı yapılmamasına ilişkin kısımların) ,9 nolu kararın YK üyesi ... TTK 395-396 .madde uyarınca izin verilmesine ilişkin kısmının ,10 nolu kararın YK üyeleri ... ve ...'a aylık net 50.000-TL huzur hakkı ödenmesine ilişkin kısımlarının iptaline , 5 ve 8 nolu kararların ve kısmi iptal kararı verilen kararlar dışında ki fazla istemlerin reddine,İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak ;Alınması gereken 44,40-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 29,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 15,20-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından ödenen 58,40-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan toplam 2.000-TL bilirkişi ücreti ve 123-TL teb-müz.

masrafı olmak üzere toplam 2.123-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.415-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 2.725-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davalı için AAÜT uyarınca takdir olunan 2.725-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının(Davacı 35,90-TL davalı 35,90-TL ) istek halinde kendilerine iadesine,Davacı tarafından yatırılan 52,65-TL istinaf yargı giderinin haklılık oranına göre hesaplanan 36-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan 4,85-TL masrafın takdiren üzerinde bırakılmasına.

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/12/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/267827 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1259 E. 2022/426 K. · Onandı

Anonim şirket genel kurul kararlarında oy yasağı, ibra nisabı ve örtülü kâr dağıtımı

Gerekçe özeti

Bilançonun tasdiki ayrı oylandığında ibraya yol açmaz ve kayıtları doğru yansıtan bilançonun tasdiki iptal edilmez. Yönetim kurulu üyeleri hem kendi hem de diğer üyelerin ibrasında oy kullanamaz; bu yasağa aykırı alınan ibra kararı nisap yokluğundan iptal edilir. Şirketin daha fazla kâr dağıtabilecek durumda olduğu mali incelemeyle sabitse, kârın dağıtılmamasına ilişkin kısım iptal edilir. Yönetim kuruluna izin (TTK 395-396) oylamasında üye kendisine ve yakınına ilişkin kısımda oy kullanamaz, diğer üyelere izinde kullanabilir. Dağıtılan kâr payını aşan biçimde paydaş yöneticilere ödenen ücret örtülü kâr dağıtımı sayılıp iptal edilir; paydaş olmayan üyeye ödenen ücret bu kapsamda değildir. Yeterli nisap bulunmayan kararlar yoklukla malul sayılsa da iptallerine karar verilmesi sonuca etkili değildir.

Emsal değeri

İbra oylamasında oy yasağı, yönetim kuruluna izin oylamasında oy kullanma sınırları ve kâr payını aşan yönetici ücretinin örtülü kâr dağıtımı sayılması yönünden Yargıtay'ca onanmış emsal niteliğindedir.

Kavramlar: genel kurul kararının iptali oy yasağı yönetim kurulunun ibrası örtülü kâr dağıtımı kâr dağıtımı yoklukla malul karar

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/1259 E.  ,  2022/426 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.02.2018 tarih ve 2016/591 E- 2018/65 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 19.12.2019 tarih ve 2018/1040 E- 2019/1606 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 18.01.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette %30 oranında hissesinin bulunduğunu, yönetim kurulu başkanı ...’in %39, başkan yardımcısı ...’nın %30, ...’in kızı ...’nin %1 oranında hissedar olduklarını, 30.03.2016 tarihli olağan Genel Kurul Toplantısının 5 nolu kararı ile finansal tabloların tasdikine dair kararın oy hakkından yoksun olanların katılımıyla alındığını, sadece bir sayfalık bilanço ve gelir tablosunda tutarsızlık bulunduğunu, izahı mümkün olmayan rakamların göründüğünü, konsolide finansal tabloların genel kurul huzuruna getirilmediğini, bilirkişi incelemesinde 2013, 2014, 2015 finansal tablolarının karşılaştırılmasının gerektiğini, toplantıda alınan yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 6 nolu kararın da finansal tabloların hesap verilebilir ve dürüstlük ilkesi çerçevesinde özenli ve gerçeğe uygun nitelikte olmaması sebebiyle karar yerinde olmadığı gibi oy hakkından yoksun kişilerin katılımıyla alındığını, aynı toplantının 7 nolu kararı ile geçmiş yıllar kârının dağıtılmamasına, 2015 yılı kârının 935.000.- TL’sinin dağıtılmasına, bakiyesinin olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına karar verildiğini, geçmiş yıllar kârının yüksek miktara ulaştığını, yedek akçe ayrılması için bir sebebin bulunmadığını, TTK’nın 423/2.

maddesi koşullarının oluşmadığını, başka bir geliri bulunmayan müvekkilinin buna tahammül edemeyeceğini, kaldı ki ana sözleşmede bir kısım ayırmalardan sonra kârın dağıtılacağının öngörüldüğünü, hem geçmiş yıllar kârının hem de 2015 yılı kârının hepsinin dağıtılmamasının kanun, ana sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırılık taşıdığını, toplantının 8 nolu kararı ile yönetim kurulu üye seçimi yapıldığını, bu kararın da TTK’nın 436/1. maddesine aykırı olduğunu ve oy yasağının ihlali sebebiyle iptalinin gerektiğini, 9 nolu kararla TTK’nın 395. ve 396. maddeleri uyarınca yönetim kuruluna yetki verildiğini, yöneticilerin bu yolla TTK’nın 395. ve 396. maddelerindeki emredici yasağı yine kanunen geçersiz kendi oylarıyla aştıklarını, toplantının 10 nolu kararı ile yöneticiler ...

ve ... yararına 50.000.- TL, ...yararına 25.000.- TL aylık ücret öngörüldüğünü, ... ve ...’nın şirkette fiilen çalışmadığını, müvekkilinin müktesep kâr payı alma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek 30.03.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 5, 6, 7, 8, 9, 10 nolu kararların kanuna, esas sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırılıkları sebebiyle iptaline karar talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, oy hakkından yoksunluk için oylanan hususun şahsi bir işe veya davaya ilişkin olması gerektiğini, 5 nolu karar ile alınan finansal tabloların tasdikine ilişkin kararın bu kapsamda olmadığını, bilgi alma hakkının ihlal edilmediğini, müvekkili şirketin zaten bağımsız bir denetim firması tarafında denetlendiğini, bilançoda tüm hususların gösterildiğini, gerçek durumu yansıttığını, ibraya ilişkin 6 nolu kararın her bir yönetim kurulu üyesi için ayrı ayrı yapılan oylama ile alındığını, TTK yalnızca yönetim kurulu üyesinin kendine ait paylardan doğan oy hakkını kullanmasını yasakladığını, kâr dağıtımına ilişkin 7 nolu karar yönünden davacının yönetim kurulu başkanı olduğu 19.09.2014 tarihine kadar kârın dağıtılmamasına dair oybirliği ile kararlar alınmasına rağmen davacının bunların iptalini istemediğini, o kararlar varlığını ve geçerliliğini devam ettirdiğini, geçmiş yıl kârlarının yatırıma harcandığını, 935.000.- TL üzerindeki kısmın dağıtılmamasına dair kararın ekonomide ülke ve dünya genelinde yaşanan olumsuzluk ve hızlı değişkenlikler sebebiyle şirketin mali yapısını güçlü tutmak ve devamlı gelişimi için olduğunun genel kurulda etraflıca açıklandığını, yönetim kurulunun seçilmesinin pay sahibi bakımından kişisel nitelikte bir iş olmadığını, TTK’nın 395.

ve 396. maddelerine istinaden yönetim kuruluna yetki ve izin verilmesine ilişkin 9 nolu kararın iptalini gerektirecek bir durumun bulunmadığını, oylama ve karar yeter sayılarına uygunluk taşıdığını, yönetim kurulu için ücretlerin yüksek belirlenmediğini, örtülü kazanç kabul edilemeyeceğini, emsal ücretlerin değerlendirilmesi gerektiğini, bu karar da şahsi iş kapsamında olmadığından ücret belirlenmesinde oy hakkından yoksunluğun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu Genel Kurul Toplantısında kâr miktarı ile ilgili analitik değerlendirmeye elverişli risk analizi verilerine rastlanmadığı, davalı şirketin finansal yapısının mevcut kârlılık ve geçmiş yıllardaki durumu göz önüne alındığında 2015 yılı kârının tamamının dağıtılması gerektiği, zira şirketin kâr dağıtımına elverişli yapıya sahip durumda göründüğü, belirlenen kâr miktarından daha yüksek oran belirlenmemesinin gerekçesi olarak ileri sürülen hususların ise “genel ekonomik riskler” olarak belirtilmesinin mümkün olmadığı, bu itibarla 7. maddenin iptali cihetine gidildiği, yönetim kurulu üyelerinin aylık ücretlerinin şirketin defter ve kayıtlarıyla mali yapısı incelenerek belirlenmesi gerekeceği, şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, geçmiş uygulamaları ve mali durumuna göre ücretlerin bilirkişi tarafından fahiş olarak belirtildiğinden, belirtilen içtihat doğrultusunda 10 nolu genel kurulu kararının iptali cihetine gidildiği, diğer maddeler yönünden iptal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle 03.03.2016 tarihli genel kurulun 7.

ve 10. maddeleri ile ilgili genel kurul maddelerinin iptaline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.

Taraf vekilleri, istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, yönetim kurulunun ibrası ile bilançonun tasdiki hususlarının ayrı ayrı oylamaya sunulduğu, tasdik kararının ibraya yol açmayacağı, bilanço ve gelir tablosunun davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında ki bilgileri doğru biçimde yansıttığı, aksinin ispatlanamadığı, 5 nolu kararın iptal isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, yönetim kurulu üyelerinin hem kendilerinin ibrasında hem de diğer üyelerin ibrasında oy kullanamayacağı, ibranın yeterli nisapla alınmadığı, tüm üyelerin ibrasına ilişkin 6 nolu kararın iptalinin gerektiği, 935.000.- TL kâr dağıtımına karar veren şirketin daha fazla kâr dağıtabilecek durumunun mali incelemeden anlaşıldığı, 935.000.- TL’den fazla kâr dağıtılmamasına ilişkin kısmın iptaline karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, yönetim kurulunun seçimi genel kurulun takdirinde olup kararın nisaba uygun alındığı, seçim kararında bir oydan yoksunluk haline yer verilmediğinden iptal isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, yönetim kurulu üyelerine TTK’nın 395 ve 396.

maddeleri uyarınca izin verilmesi kişisel işe ait bulunduğundan yönetim kurulunun kanunda yazılı yakınları ve kendilerine ilişkin oylamada oy kullanamayacak iseler de diğer üyelere izin verilmesine ilişkin kararda oy kullanabilecekleri, öte yandan yönetim kurulu üyesi Halil’in şirkette paydaş olmadığı anlaşılmakla oy kullanmasının söz konusu olmadığı, buna göre paydaş bulunan ...’e izin verilmesinde kendisi ve kızı ...’nin oy hakkından yoksun tutulduğu, davacının red oyu kadar kabul oyu bulunduğundan oylar da eşitlik olduğundan ... yönünden alınan kararın iptalinin gerektiği, ancak kardeşler bakımından oy yasağına yer verilmediğinden ...’in oyu yeterli olduğu, ...'ya verilen izin ve Halil bakımından iptal isteminin reddinin gerektiği, yönetim kurulu üyelerine aylık net 50.000’er TL ücret ödenmesine karar verildiği, dağıtılmasına karar verilen kâr payının ise 935.000.- TL olduğu, paydaş bulunan yönetim kurulu üyelerine bu miktar ödeme yapılmasının örtülü kâr dağıtımı anlamına geldiği, ayrıca daha evvelki genel kurulda her birine 75.000.- TL aylık huzur hakkı ödenmesine ilişkin karar iptal edilmişken, dağıtılmasına karar verilen kâr payından daha yüksek bir meblağın iki paydaşa ödenmesinin davacı ortağı zararlandırıcı nitelik taşıdığı ancak paydaş olmayan yönetici bakımından örtülü kâr dağıtımı sözkonusu olmayacağından paydaşlar için verilen iptal kararı yerinde ise de Halil’e takdir edilen 25.000.- TL aylık ücret bakımından da iptal kararı verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulüne, hükmün HMK’nın 353(1) b-2 bendi gereği kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 6 nolu kararın tümüyle, 7 nolu kararın kar dağıtılmamasına ilişkin kısmının (935.000.- TL’nin üzerinde kâr dağıtımı yapılmamasına ilişkin kısımların), 9 nolu kararın yönetim kurulu üyesi ...’e TTK’nın 395.

396. madde uyarınca izin verilmesine ilişkin kısmının, 10 nolu kararın üyeler ... ve ...’ya aylık net 50.000.- TL huzur hakkı ödenmesine ilişkin kısımlarının iptaline, 5 ve 8 nolu kararların ve kısmi iptal kararı verilen kararlar dışında ki fazla istemlerin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve dava konusu genel kurulda alınan 6 ve 9 nolu kararların yeterli karar nisabı bulunmadığından yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi yerine iptaline karar verilmesinin sonuca etkili olmamasına göre, usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınıp yek diğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 19/01/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.