Sözleşmelerin nisbiliği ilkesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/9402 E. 2016/4290 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmelerin nisbiliği ilkesi↗ sözleşmenin nisbiliği↗ tek satıcılık sözleşmesi↗ tekel hakkı↗ tek satıcılık↗ maddi ve manevi tazminat↗ taşıyan↗ dosya masrafı↗ ilan↗ haksız rekabet↗ temsil↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava dışı ...Cumhuriyeti şirketince 10.10.1995 tarihinde TPE'ne tescili yapılan "..." marka bebek mama sandalyelerinin davacı firma tarafından ithalatının yapılarak satışa sunulduğu, davalı firma tarafından ise Çin Halk Cumhuriyeti'nden "..." marka bebek mama sandalyelerinin ithal edilerek satışa sunulduğu, davacı firma tarafından satışa sunulan ürünlerin marka tescilinin daha eski olduğu, her iki firma tarafından satışa sunulan bebek mama sandaliyelerinin genel görünümü ve desenleri itibarıyla biri birinden ayırt edilmesinin zor olduğu, bilinçli olmayan müşterilerin ürünleri ayırt etmesinin mümkün olmadığı, ürünlerin fiyatlarının farklı olması nedeniyle müşterileri davalının ürünlerine yönelteceği, tüketici nezdinde karışıklık ve iltibasa yol açacağı dolayısıyla haksız rekabet oluşturacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile haksız rekabetin tespiti ve men'ine, davacı tarafından maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise
.../...
de, davacı ithalatında azalma olmadığı gibi yıllar itibarıyla artış gösterdiği, yine davacı müşterilerinin davalı ürünlerine yöneldiği veya davalı ürünlerinden dolayı davacının ürünlerini düşük fiyattan sattığı hususunda delil sunulmadığı, yine davalı satışlarından dolayı davacının ne oranda zarara uğradığının ispatlanamadığı gibi davalının tüm satışlarının davacı zararı olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının maddi zararının bulunmadığı, yine davalının benzer ürün satışı haksız rekabet oluşturmakla birlikte, davalı markasının da tescilli olması, her iki firmanın üretici olmayıp ithalatçı firma olmaları ile bu haksız rekabet nedeniyle davacının piyasada itibarının zedelendiği veya küçük düşürüldüğü hususunun da ispatlanamamış olması karşısında manevi tazminat talebi unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, masrafı davalı taraftan alınmak kaydıyla hüküm özetinin TTK 59. maddesi uyarınca ilanına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, haksız rekabetten kaynaklı maddi, manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı, dava dışı ...tarafından üretilen ''...'' markalı ürünlerin Türkiye'deki tek satıcısı olduğunu, davalının bu markayı taşıyan mama sandalyesi emtiasının birebir taklidi suretiyle aynısını ''...'' markasıyla piyasaya sunmasının haksız rekabet olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmıştır. Dairemizin, 12.03.1999 tarih 7997/2098 ve 02.05.2013 tarih 8292/8910 sayılı ilamlarında açıklandığı üzere, tek satıcılık sözleşmesi, sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşmedir. Bu sözleşmeyle yapımcı ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı yüklenir (Bkz. Prof. dr. Haluk Tandoğan Borçlar Hukuku Özel Borç […] I Ankara 1985 sayfa 27 vd). Tek satıcılık sözleşmesinde, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin taraflar arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez, zira tek satıcıya bu bölgedeki tekel hakkını tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır. O halde tek satıcının bu hakkını üçüncü kişilere karşı haksız rekabet yolu ile koruması ilke olarak mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafça davacının ithal ettiği ürünlerin aynısının ''....” markası ile piyasaya sürüldüğü anlaşıldığına ve davacının orijinal ''...'' markalı ürünlerin Türkiye temsilcisi olduğu yolunda herhangi bir duyuru veya faaliyeti bulunduğu da ileri sürülmediğine göre, davalı eyleminin 6762 sayılı TTK m. 57/3 kapsamında haksız rekabet olarak kabulü mümkün bulunmadığı halde, mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulü doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8292 E. 2013/8910 K.
Ortak:sözleşmelerin nisbiliği ilkesi · sözleşmenin nisbiliği · tek satıcılık sözleşmesi · tekel hakkı · tek satıcılık · maddi ve manevi tazminat · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaTek satıcılık sözleşmesinde, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin taraflar arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez, zira «tek satıcıya» bu bölgedeki «tekel hakkını» tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır.
1-Dava, «haksız rekabetten» kaynaklı «maddi, manevi tazminat» istemlerine ilişkindir.
Davacı, dava dışı ...tarafından üretilen ''...'' markalı ürünlerin Türkiye'deki «tek satıcısı» olduğunu, davalının bu markayı «taşıyan» mama sandalyesi emtiasının birebir taklidi suretiyle aynısını ''...'' markasıyla piyasaya sunmasının «haksız rekabet» olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Benzer bu karardaTek satıcılık sözleşmesinde, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin taraflar arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez, zira «tek satıcıya» bu bölgedeki «tekel hakkını» tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır.
1- Dava, «tek satıcılık sözleşmesinin» ihlalinden kaynaklanan «haksız rekabetin» önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin ... markalı biraların ... ve yöresinde pazarlama ve satışında tek yetkili olduğunu, davalıların yetkisi olmadığı halde ... bölgesinde «haksız rekabet» yaptıklarını, depolarında 1.224 koli ... markalı kutu bira tespit edildiğini, bu şekilde davalıların haksız kazanç elde ettiklerini ve müvekkilini maddi «kayba» uğrattıklarını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dairemizin 12.03.1999 tarih ve 7997/2098 sayılı kararında da açıklandığı üzere, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşmedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin karar harcı · kısıtlılık · kâr kaybı · ıslah · maddi tazminat · husumet
Benzer bu kararda… raların ... ve yöresinde pazarlama ve satışında tek yetkili olduğunu, davalıların bu yönde bir yetkileri olmadığı halde 01/01/2005 tarihinden bu yana ... bölgesinde «haksız rekabet» yaptıklarını, depolarında 1.224 koli ... markalı kutu bira tespit edildiğini, bu şekilde davalıların kendilerine haksız kazanç elde ettiklerini ve müvekkilini maddi «kayba» uğrattıklarını, davalı ...’in diğer davalının eşi olup aldığı vekalet ile diğer davalının işlerini takip ettiğini ileri sürerek, her iki davalının haksız rekabetinin tespitine ve önlenmesine, 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalı ...’den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında verdiği «ıslah» dilekçesiyle «maddi tazminat» talebini 53.467,74 TL’ye yükseltmiştir.Davalılar vekili, müvekkili ...’nin Tekel bayii olarak toptan satıcılara ait belgeye sahip olduğunu ve ... marka ürünleri davacıdan «kısıtlı» olarak temin edebileceğinden ... marka bira satışı yaptığını, davacının yeterli ürün vermemesi sebebiyle müvekkilinin haksız rekabete maruz kaldığını, müvekkili ...’e «husumet» düşmesinin mümkün olmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Davacı vekili, müvekkilinin ... markalı biraların ... ve yöresinde pazarlama ve satışında tek yetkili olduğunu, davalıların yetkisi olmadığı halde ... bölgesinde «haksız rekabet» yaptıklarını, depolarında 1.224 koli ... markalı kutu bira tespit edildiğini, bu şekilde davalıların haksız kazanç elde ettiklerini ve müvekkilini maddi «kayba» uğrattıklarını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dairemizin 12.03.1999 tarih ve 7997/2098 sayılı kararında da açıklandığı üzere, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşmedir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
-
Sözleşmelerin nisbiliği ilkesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4373 E. 2019/5710 K.
Ortak:sözleşmelerin nisbiliği ilkesi · sözleşmenin nisbiliği · tek satıcılık sözleşmesi · tekel hakkı · tek satıcılık · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaTek satıcılık sözleşmesinde, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin taraflar arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez, zira «tek satıcıya» bu bölgedeki «tekel hakkını» tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır.
Davacı, dava dışı ...tarafından üretilen ''...'' markalı ürünlerin Türkiye'deki «tek satıcısı» olduğunu, davalının bu markayı «taşıyan» mama sandalyesi emtiasının birebir taklidi suretiyle aynısını ''...'' markasıyla piyasaya sunmasının «haksız rekabet» olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Dairemizin, 12.03.1999 tarih 7997/2098 ve 02.05.2013 tarih 8292/8910 sayılı ilamlarında açıklandığı üzere, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşmedir.
Benzer bu karardaAncak, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını ve …
Tek satıcılık sözleşmesinde, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin tarafları arasında geçerli olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez.
Zira «tek satıcıya» bu bölgedeki «tekel hakkını» tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarının ihlali · iyiniyet kuralı · kişilik hakları · sözleşmeden doğan dava · iyiniyet · tacir · yetkisizlik kararı · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… ları, sonradan delil gösterilebilmesi için HMK 145. maddesinde belirtilen istisna hallerin mevcudiyetinin ileri sürülmediği, "yildirimisitme.com" sitesinin alan adı «kaydının» davalılardan ... adına kayıtlı olduğu, delil olarak sunulan 11.08.2015 tarihli flash diske kaydedilen internet sayfalarında phonak marka ürünlerin internet sitesinde satış amaçlı yayınlandığı, davalıların TBK 58. maddesi kapsamında eylemlerinin davacının «kişilik haklarını ihlal» etmediği gerekçesiyle kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, davalıların fiillerinin haksız olduğunun tespiti ile «haksız rekabetin» menine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların dava konusu ürünleri basiretli bir «tacir» gibi davranmayarak «yetkisiz» bir şekilde satışa sunduklarından anılan eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil ettiği, davalıların bu ürünleri satış yetkisinin bulunmadığı gibi davacı yanca da böyle bir onayın verilmediği, davacının davaya konu işitme cihazlarını sat …
Bu haliyle davalıların eylemleri, ücretini ödemek suretiyle satın aldıkları orijinal ürünleri satmaktan ibaret olup, yukarıda değinilen ilkeler ve açıklamalar ışığında, Türk Ticaret Kanununun «haksız rekabete» ilişkin hükümlerini ihlal eder nitelikte olmadığı gibi, «iyiniyet kurallarına» aykırı hareket olarak da değerlendirilemez.
O halde tek satıcının «sözleşmeden doğan» bu hakkını üçüncü kişilere karşı «haksız rekabet» yolu sürmesi mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10026 E. 2012/17210 K.
Ortak:maddi ve manevi tazminat · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda1-Dava, «haksız rekabetten» kaynaklı «maddi, manevi tazminat» istemlerine ilişkindir.
… ünleri ayırt etmesinin mümkün olmadığı, ürünlerin fiyatlarının farklı olması nedeniyle müşterileri davalının ürünlerine yönelteceği, tüketici nezdinde karışıklık ve «iltibasa» yol açacağı dolayısıyla «haksız rekabet» oluşturacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile haksız rekabetin tespiti ve men'ine, davacı tarafından maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise .../... de, davacı ithalatında azalma olmadığı gibi yıllar itibarıyla artış gösterdiği, yine davacı müşterilerinin davalı ürünlerine yöneldiği veya davalı ürünlerinden dolayı davacının ürünlerini düşük fiyattan sattığı hususunda delil sunulmadığı, yine davalı satışlarından dolayı davacının ne oranda zarara uğradığının ispatlanamadığı gibi davalının tüm satışlarının davacı zararı olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının maddi zararının bulunmadığı, yine davalının benzer ürün satışı haksız rekabet oluşturmakla birlikte, davalı markasının da tescilli olması, her iki firmanın üretici olmayıp ithalatçı firma olmaları ile bu haksız rekabet nedeniyle davacının piyasada itibarının zedelendiği veya küçük düşürüldüğü hususunun da ispatlanamamış olması karşısında manevi tazminat talebi unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, «masrafı» davalı taraftan alınmak kaydıyla hüküm özetinin TTK 59. maddesi uyarınca «ilanına» karar verilmiştir.
Davacı, dava dışı ...tarafından üretilen ''...'' markalı ürünlerin Türkiye'deki «tek satıcısı» olduğunu, davalının bu markayı «taşıyan» mama sandalyesi emtiasının birebir taklidi suretiyle aynısını ''...'' markasıyla piyasaya sunmasının «haksız rekabet» olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davacının mama sandalyelerine ilişkin tasarımı Türkiye’de ilk defa kullanan sıfatıyla büyük emek ve para harcayarak bu tasarımın kullanıldığı ürünü tanıttığı yönünde yeterli delili dosyaya sunamadığı, davalı tarafın «haksız rekabet» oluşturacak bir fiili tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava dilekçesinde davalılar tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen «haksız rekabetin» tespit ve meni ile maddi ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmesi istenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2676 E. 2018/479 K.
Ortak:sözleşmelerin nisbiliği ilkesi · sözleşmenin nisbiliği · tek satıcılık sözleşmesi · tekel hakkı · tek satıcılık · maddi ve manevi tazminat · dosya masrafı · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaTek satıcılık sözleşmesinde, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin taraflar arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez, zira «tek satıcıya» bu bölgedeki «tekel hakkını» tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır.
… ünleri ayırt etmesinin mümkün olmadığı, ürünlerin fiyatlarının farklı olması nedeniyle müşterileri davalının ürünlerine yönelteceği, tüketici nezdinde karışıklık ve «iltibasa» yol açacağı dolayısıyla «haksız rekabet» oluşturacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile haksız rekabetin tespiti ve men'ine, davacı tarafından maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise .../... de, davacı ithalatında azalma olmadığı gibi yıllar itibarıyla artış gösterdiği, yine davacı müşterilerinin davalı ürünlerine yöneldiği veya davalı ürünlerinden dolayı davacının ürünlerini düşük fiyattan sattığı hususunda delil sunulmadığı, yine davalı satışlarından dolayı davacının ne oranda zarara uğradığının ispatlanamadığı gibi davalının tüm satışlarının davacı zararı olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının maddi zararının bulunmadığı, yine davalının benzer ürün satışı haksız rekabet oluşturmakla birlikte, davalı markasının da tescilli olması, her iki firmanın üretici olmayıp ithalatçı firma olmaları ile bu haksız rekabet nedeniyle davacının piyasada itibarının zedelendiği veya küçük düşürüldüğü hususunun da ispatlanamamış olması karşısında manevi tazminat talebi unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, «masrafı» davalı taraftan alınmak kaydıyla hüküm özetinin TTK 59. maddesi uyarınca «ilanına» karar verilmiştir.
1-Dava, «haksız rekabetten» kaynaklı «maddi, manevi tazminat» istemlerine ilişkindir.
Benzer bu kararda1- Dava, davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde, davacının “Tempur” markalı ürünlerin Türkiye’deki «tek satıcısı» olduğu dönemde davalıların eyleminin paralel ithalat niteliğinde olduğu ve paralel ithalatın tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük «masraf» ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca, sözleşme konusu ürünlerin iç piyasasında tanıtılmasıyla ilgili olarak davacının ancak kendi akidine karşı ileri sürebileceği hususları «üçüncü kişi» konumundaki davalılara karşı ileri süremeyeceği, davalıların paralel ithalat yoluyla “Tempur” markalı ürünleri yurt içinde ve daha ucuz fiyatla piyasaya sürmesinin «haksız rekabet» teşkil etmediği, davacının ileri sürdüğü diğer sebeplerin ise ispatlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; kural olarak, paralel ithalatın tek başına «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük «masraf» ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajını o dönemdeki “Tempur” distribütörü olan davacı şirketin pazardan çekilmesine yol açacak şekilde kullanmış oldukları, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği ve bu nedenle davacının uğramış olduğu zarardan sorumlu oldukları, davacının haksız rekabet nedeniyle zararının 357.726,32 TL olduğunun belirlendiği, ayrıca 100.000,00 TL manevi tazminatın «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle haksız rekabetin tespiti ve men'ine, 357.726,32 TL «maddi tazminat» ile 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyet kuralı · iyiniyet · hakkaniyet · üçüncü kişi · maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; kural olarak, paralel ithalatın tek başına «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük «masraf» ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajını o dönemdeki “Tempur” distribütörü olan davacı şirketin pazardan çekilmesine yol açacak şekilde kullanmış oldukları, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği ve bu nedenle davacının uğramış olduğu zarardan sorumlu oldukları, davacının haksız rekabet nedeniyle zararının 357.726,32 TL olduğunun belirlendiği, ayrıca 100.000,00 TL manevi tazminatın «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle haksız rekabetin tespiti ve men'ine, 357.726,32 TL «maddi tazminat» ile 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Ayrıca, davacı tarafından ileri sürülen diğer sebeplerin de söylentiden ibaret olduğu anlaşılmakla birlikte davacıyı aldatıcı veya «iyiniyet kurallarına» aykırı hareket edildiği hususları da ispat edilebilmiş değildir.
Bu durumda, mahkemece, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca, sözleşme konusu ürünlerin iç piyasasında tanıtılmasıyla ilgili olarak davacının ancak kendi akidine karşı ileri sürebileceği hususları «üçüncü kişi» konumundaki davalılara karşı ileri süremeyeceği, davalıların paralel ithalat yoluyla “Tempur” markalı ürünleri yurt içinde ve daha ucuz fiyatla piyasaya sürmesinin «haksız rekabet» teşkil etmediği, davacının ileri sürdüğü diğer sebeplerin ise ispatlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5477 E. 2022/2637 K.
Ortak:tek satıcılık sözleşmesi · tekel hakkı · tek satıcılık
İncelediğiniz karardaDairemizin, 12.03.1999 tarih 7997/2098 ve 02.05.2013 tarih 8292/8910 sayılı ilamlarında açıklandığı üzere, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşmedir.
Tek satıcılık sözleşmesinde, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin taraflar arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez, zira «tek satıcıya» bu bölgedeki «tekel hakkını» tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır.
Davacı, dava dışı ...tarafından üretilen ''...'' markalı ürünlerin Türkiye'deki «tek satıcısı» olduğunu, davalının bu markayı «taşıyan» mama sandalyesi emtiasının birebir taklidi suretiyle aynısını ''...'' markasıyla piyasaya sunmasının «haksız rekabet» olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Benzer bu karardaTek satıcılık sözleşmesinde, «tek satıcıya» o bölgede «tekel hakkı» tanınmakta olup, 6102 sayılı TTK.nın 122/5.maddesine göre «acentelikle» ilgili denkleştirme kuralları «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe «tek satıcılık sözleşmelerine» de uygulanır.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin «tek satıcılık sözleşmesi» niteliğinde olduğu, taraflar arasında uzunca bir zaman devam eden tek satıcılık sözleşme ilişkisinin mevcut olduğu, daha sonra davalı tarafça davacının aradaki anlaşma uyarınca gerekli mal alımını yapmadığı gerekçe gösterilerek tek taraflı olarak sözleşmenin feshedildiği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme ilişkisi olmadığından davalının «fesih» gerekçesi olarak ileri sürdüğü hususun soyut nitelikte kaldığı, söz konusu feshin gerekçe gösterilerek yapılması nedeniyle «olağanüstü fesih» olarak değerlendirildiği, ancak yapılan bu feshin davalı tarafın açıklamalarının soyut nitelikte olup herhangi bir dayanağı olmaması sebebiyle haklı ve geçerli bir «sebebinin» bulunmadığı, bu nedenle feshin «haksız fesih» olarak değerlendirildiği ve davacının TTK.nın 122. maddesinde açıklanan denkleştirme tazminatı isteme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 586.445,78.-TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekillerince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “«tek satıcılık sözleşmeleri»”nin «tanımı» ve hukuki nitelikleri üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olağan fesih · müşteri çevresi · sözleşme serbestisi · portföy tazminatı · haksız fesih · rekabet yasağı · tanıma · acentelik
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin «tek satıcılık sözleşmesi» niteliğinde olduğu, taraflar arasında uzunca bir zaman devam eden tek satıcılık sözleşme ilişkisinin mevcut olduğu, daha sonra davalı tarafça davacının aradaki anlaşma uyarınca gerekli mal alımını yapmadığı gerekçe gösterilerek tek taraflı olarak sözleşmenin feshedildiği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme ilişkisi olmadığından davalının «fesih» gerekçesi olarak ileri sürdüğü hususun soyut nitelikte kaldığı, söz konusu feshin gerekçe gösterilerek yapılması nedeniyle «olağanüstü fesih» olarak değerlendirildiği, ancak yapılan bu feshin davalı tarafın açıklamalarının soyut nitelikte olup herhangi bir dayanağı olmaması sebebiyle haklı ve geçerli bir «sebebinin» bulunmadığı, bu nedenle feshin «haksız fesih» olarak değerlendirildiği ve davacının TTK.nın 122. maddesinde açıklanan denkleştirme tazminatı isteme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 586.445,78.-TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekillerince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “«tek satıcılık sözleşmeleri»”nin «tanımı» ve hukuki nitelikleri üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.
Tek satıcılık sözleşmesi, ticari hayatın gerekleri doğrultusunda, «sözleşme serbestisi» ilkesi çerçevesinde ortaya çıkmış sui generis bir sözleşmedir.
Tek satıcılık sözleşmelerinde tek satıcının asgari alım, sürümü arttırmak için faaliyette bulunma, bilgi verme, müşteri hizmetlerini yerine getirme,yapımcının menfaatlerini koruma, sır saklama, «rekabet yasağı» gibi yükümlülükleri bulunmaktadır (Tandoğan Haluk, Borçlar Hukuku,Özel Borç İlişkileri, c:1, Ankara, 1985, s:27-28, 42vd., İşgüzar Hasan, Tek Satcılık Sözleşmesi, Ankara, 1989, s:14, 61-69 vd.).
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/9402 E. , 2016/4290 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ..ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 05/03/2015
NUMARASI 2014/563-2015/278
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/03/2015 tarih ve 2014/563-2015/278 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin tanınmış, markalı ürünler ile bebe tekstili, anne ve bebe aksesuarları, bebek araç ve gereçleri, oyuncak, temizlik malzemeleri gibi her türlü bebek ürününün imalatını, satış ve pazarlamasını yapmakta olduğunu, davalı şirketin ise bebe ürünler ithal ederek bu ürünlerin satış ve pazarlamasını yapan bir şirket olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketin 2007-2008-2009-2010 ve 2011 yıllarında kataloglarında yer alan ... Mama Sandalyesi ürün grubuna ait olan çeşitli model mama sandalyelerinin ayırt edilmeyecek şekilde birebir benzerlerini Çin'den ithal ederek ... Mama Sandalyesi adı altında ülkemizde satarak haksız rekabete yol açtığını belirterek, müvekkili şirket ile davalı şirketin ürünlerinin karşılıklık iltibas yaratacak derecede benzer olduklarının ve ürünlerinin adedinin tespit edilmesi ile haksız rekabetin tespiti ve men'ine, müvekkili şirkette meydana gelen maddi zararın tespitine ve yoksun kalınan kazancın hesaplanmasına ve 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi zararın davalıdan tahsilini ve kamuya yayın yoluyla duyurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin ... markasıyla marka tescili olduğunu, markalarının ayrı olduğunu, dava konusu ürünleri davacı şirketin ithal ettiği gibi müvekkili şirket firmasının da ithal ettiği, ürünlerin kalitesini, parasal değerini ayırt etmeye yarayan şeyin görüntüsünün ve ebadının değil, markası olduğunu, davacının ürünleri ile müvekkili şirketin ürünlerinin aynı kalitede olmadığını ve ürünler arasında değer farkı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava dışı ...Cumhuriyeti şirketince 10.10.1995 tarihinde TPE'ne tescili yapılan "..." marka bebek mama sandalyelerinin davacı firma tarafından ithalatının yapılarak satışa sunulduğu, davalı firma tarafından ise Çin Halk Cumhuriyeti'nden "..." marka bebek mama sandalyelerinin ithal edilerek satışa sunulduğu, davacı firma tarafından satışa sunulan ürünlerin marka tescilinin daha eski olduğu, her iki firma tarafından satışa sunulan bebek mama sandaliyelerinin genel görünümü ve desenleri itibarıyla biri birinden ayırt edilmesinin zor olduğu, bilinçli olmayan müşterilerin ürünleri ayırt etmesinin mümkün olmadığı, ürünlerin fiyatlarının farklı olması nedeniyle müşterileri davalının ürünlerine yönelteceği, tüketici nezdinde karışıklık ve iltibasa yol açacağı dolayısıyla haksız rekabet oluşturacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile haksız rekabetin tespiti ve men'ine, davacı tarafından maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise
.../...
de, davacı ithalatında azalma olmadığı gibi yıllar itibarıyla artış gösterdiği, yine davacı müşterilerinin davalı ürünlerine yöneldiği veya davalı ürünlerinden dolayı davacının ürünlerini düşük fiyattan sattığı hususunda delil sunulmadığı, yine davalı satışlarından dolayı davacının ne oranda zarara uğradığının ispatlanamadığı gibi davalının tüm satışlarının davacı zararı olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının maddi zararının bulunmadığı, yine davalının benzer ürün satışı haksız rekabet oluşturmakla birlikte, davalı markasının da tescilli olması, her iki firmanın üretici olmayıp ithalatçı firma olmaları ile bu haksız rekabet nedeniyle davacının piyasada itibarının zedelendiği veya küçük düşürüldüğü hususunun da ispatlanamamış olması karşısında manevi tazminat talebi unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, masrafı davalı taraftan alınmak kaydıyla hüküm özetinin TTK 59.
maddesi uyarınca ilanına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, haksız rekabetten kaynaklı maddi, manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı, dava dışı ...tarafından üretilen ''...'' markalı ürünlerin Türkiye'deki tek satıcısı olduğunu, davalının bu markayı taşıyan mama sandalyesi emtiasının birebir taklidi suretiyle aynısını ''...'' markasıyla piyasaya sunmasının haksız rekabet olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmıştır. Dairemizin, 12.03.1999 tarih 7997/2098 ve 02.05.2013 tarih 8292/8910 sayılı ilamlarında açıklandığı üzere, tek satıcılık sözleşmesi, sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşmedir. Bu sözleşmeyle yapımcı ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı yüklenir (Bkz.
Prof. dr. Haluk Tandoğan Borçlar Hukuku Özel Borç […] I Ankara 1985 sayfa 27 vd). Tek satıcılık sözleşmesinde, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin taraflar arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez, zira tek satıcıya bu bölgedeki tekel hakkını tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır. O halde tek satıcının bu hakkını üçüncü kişilere karşı haksız rekabet yolu ile koruması ilke olarak mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafça davacının ithal ettiği ürünlerin aynısının ''....” markası ile piyasaya sürüldüğü anlaşıldığına ve davacının orijinal ''...'' markalı ürünlerin Türkiye temsilcisi olduğu yolunda herhangi bir duyuru veya faaliyeti bulunduğu da ileri sürülmediğine göre, davalı eyleminin 6762 sayılı TTK m.
57/3 kapsamında haksız rekabet olarak kabulü mümkün bulunmadığı halde, mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulü doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 18/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/202218000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz