Sözleşmelerin nisbiliği ilkesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4373 E. 2019/5710 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmelerin nisbiliği ilkesi↗ sözleşmenin nisbiliği↗ tek satıcılık sözleşmesi↗ kişilik haklarının ihlali↗ tekel hakkı↗ tek satıcılık↗ iyiniyet kuralı↗ usulüne uygun tebliğ↗ kişilik hakları↗ sözleşmeden doğan dava↗ iyiniyet↗ basiretli tacir↗ tbk 99↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ cy/cy kaydı↗ haksız rekabet↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların dava konusu ürünleri basiretli bir tacir gibi davranmayarak yetkisiz bir şekilde satışa sunduklarından anılan eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği, davalıların bu ürünleri satış yetkisinin bulunmadığı gibi davacı yanca da böyle bir onayın verilmediği, davacının davaya konu işitme cihazlarını satışa tek yetkili olduğu, davalıların eylemlerinin 6102 sayılı TTK’nın 56. maddesi uyarınca manevi zarara neden olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, haksız rekabetin tespitine, men’ine, 10.000,00 TL manevi tazminatın müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun, dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğine rağmen davalıların cevap dilekçesi sunmadıkları, sonradan delil gösterilebilmesi için HMK 145. maddesinde belirtilen istisna hallerin mevcudiyetinin ileri sürülmediği, "yildirimisitme.com" sitesinin alan adı kaydının davalılardan ... adına kayıtlı olduğu, delil olarak sunulan 11.08.2015 tarihli flash diske kaydedilen internet sayfalarında phonak marka ürünlerin internet sitesinde satış amaçlı yayınlandığı, davalıların TBK 58. maddesi kapsamında eylemlerinin davacının kişilik haklarını ihlal etmediği gerekçesiyle kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, davalıların fiillerinin haksız olduğunun tespiti ile haksız rekabetin menine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, haksız rekabetin tespiti, men’i ve manevi tazminat istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince kabulüyle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, tek satıcılık sözleşmesi, sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı yüklenir. Tek satıcılık sözleşmesinde, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin tarafları arasında geçerli olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez. Zira tek satıcıya bu bölgedeki tekel hakkını tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır. O halde tek satıcının sözleşmeden doğan bu hakkını üçüncü kişilere karşı haksız rekabet yolu sürmesi mümkün değildir.
Somut olayda dosya kapsamından davalı tarafça satışa sunulan ürünlerin, davacının sözleşme imzaladığı İsviçre’deki orjinal üreticiden davacı tarafça temin edilen mallar olduğu ve yasal yollardan satın alınarak piyasaya sunulduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle davalıların eylemleri, ücretini ödemek suretiyle satın aldıkları orijinal ürünleri satmaktan ibaret olup, yukarıda değinilen ilkeler ve açıklamalar ışığında, Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümlerini ihlal eder nitelikte olmadığı gibi, iyiniyet kurallarına aykırı hareket olarak da değerlendirilemez. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince, davalıların anılan eylemlerinin haksız rekabet olarak nitelendirilemeyeceği hususu göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2676 E. 2018/479 K.
Ortak:sözleşmelerin nisbiliği ilkesi · sözleşmenin nisbiliği · tek satıcılık sözleşmesi · tekel hakkı · tek satıcılık · iyiniyet kuralı · iyiniyet · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaBu haliyle davalıların eylemleri, ücretini ödemek suretiyle satın aldıkları orijinal ürünleri satmaktan ibaret olup, yukarıda değinilen ilkeler ve açıklamalar ışığında, Türk Ticaret Kanununun «haksız rekabete» ilişkin hükümlerini ihlal eder nitelikte olmadığı gibi, «iyiniyet kurallarına» aykırı hareket olarak da değerlendirilemez.
Ancak, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını ve …
Tek satıcılık sözleşmesinde, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin tarafları arasında geçerli olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca, sözleşme konusu ürünlerin iç piyasasında tanıtılmasıyla ilgili olarak davacının ancak kendi akidine karşı ileri sürebileceği hususları «üçüncü kişi» konumundaki davalılara karşı ileri süremeyeceği, davalıların paralel ithalat yoluyla “Tempur” markalı ürünleri yurt içinde ve daha ucuz fiyatla piyasaya sürmesinin «haksız rekabet» teşkil etmediği, davacının ileri sürdüğü diğer sebeplerin ise ispatlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen …
1- Dava, davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde, davacının “Tempur” markalı ürünlerin Türkiye’deki «tek satıcısı» olduğu dönemde davalıların eyleminin paralel ithalat niteliğinde olduğu ve paralel ithalatın tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük «masraf» ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını ve …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet · üçüncü kişi · dosya masrafı · maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; kural olarak, paralel ithalatın tek başına «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük «masraf» ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajını o dönemdeki “Tempur” distribütörü olan davacı şirketin pazardan çekilmesine yol açacak şekilde kullanmış oldukları, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği ve bu nedenle davacının uğramış olduğu zarardan sorumlu oldukları, davacının haksız rekabet nedeniyle zararının 357.726,32 TL olduğunun belirlendiği, ayrıca 100.000,00 TL manevi tazminatın «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle haksız rekabetin tespiti ve men'ine, 357.726,32 TL «maddi tazminat» ile 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde, davacının “Tempur” markalı ürünlerin Türkiye’deki «tek satıcısı» olduğu dönemde davalıların eyleminin paralel ithalat niteliğinde olduğu ve paralel ithalatın tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük «masraf» ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca, mahkemenin kanaatinin aksine, tek satıcının Türkiye’de reklam, büyük «masraf» ve önemli emekler harcayarak pazar sağlaması ve markayı tanıtması da aynı malı paralel ithalat yoluyla yasal yollardan menşei ülke haricindeki başka ülkelerden ithal edip, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajından yararlanarak satan kişilerin «haksız rekabet» kuralları uyarınca men edilmesine neden teşkil etmez.
Bu durumda, mahkemece, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca, sözleşme konusu ürünlerin iç piyasasında tanıtılmasıyla ilgili olarak davacının ancak kendi akidine karşı ileri sürebileceği hususları «üçüncü kişi» konumundaki davalılara karşı ileri süremeyeceği, davalıların paralel ithalat yoluyla “Tempur” markalı ürünleri yurt içinde ve daha ucuz fiyatla piyasaya sürmesinin «haksız rekabet» teşkil etmediği, davacının ileri sürdüğü diğer sebeplerin ise ispatlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen …
-
Sözleşmelerin nisbiliği ilkesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9402 E. 2016/4290 K.
Ortak:sözleşmelerin nisbiliği ilkesi · sözleşmenin nisbiliği · tek satıcılık sözleşmesi · tekel hakkı · tek satıcılık · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaAncak, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını ve …
Tek satıcılık sözleşmesinde, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin tarafları arasında geçerli olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez.
Zira «tek satıcıya» bu bölgedeki «tekel hakkını» tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır.
Benzer bu karardaTek satıcılık sözleşmesinde, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin taraflar arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez, zira «tek satıcıya» bu bölgedeki «tekel hakkını» tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır.
Davacı, dava dışı ...tarafından üretilen ''...'' markalı ürünlerin Türkiye'deki «tek satıcısı» olduğunu, davalının bu markayı «taşıyan» mama sandalyesi emtiasının birebir taklidi suretiyle aynısını ''...'' markasıyla piyasaya sunmasının «haksız rekabet» olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Dairemizin, 12.03.1999 tarih 7997/2098 ve 02.05.2013 tarih 8292/8910 sayılı ilamlarında açıklandığı üzere, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşmedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi ve manevi tazminat · taşıyan · dosya masrafı · ilan · temsil · iltibas
Benzer bu kararda… ünleri ayırt etmesinin mümkün olmadığı, ürünlerin fiyatlarının farklı olması nedeniyle müşterileri davalının ürünlerine yönelteceği, tüketici nezdinde karışıklık ve «iltibasa» yol açacağı dolayısıyla «haksız rekabet» oluşturacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile haksız rekabetin tespiti ve men'ine, davacı tarafından maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise .../... de, davacı ithalatında azalma olmadığı gibi yıllar itibarıyla artış gösterdiği, yine davacı müşterilerinin davalı ürünlerine yöneldiği veya davalı ürünlerinden dolayı davacının ürünlerini düşük fiyattan sattığı hususunda delil sunulmadığı, yine davalı satışlarından dolayı davacının ne oranda zarara uğradığının ispatlanamadığı gibi davalının tüm satışlarının davacı zararı olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının maddi zararının bulunmadığı, yine davalının benzer ürün satışı haksız rekabet oluşturmakla birlikte, davalı markasının da tescilli olması, her iki firmanın üretici olmayıp ithalatçı firma olmaları ile bu haksız rekabet nedeniyle davacının piyasada itibarının zedelendiği veya küçük düşürüldüğü hususunun da ispatlanamamış olması karşısında manevi tazminat talebi unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, «masrafı» davalı taraftan alınmak kaydıyla hüküm özetinin TTK 59. maddesi uyarınca «ilanına» karar verilmiştir.
1-Dava, «haksız rekabetten» kaynaklı «maddi, manevi tazminat» istemlerine ilişkindir.
Davacı, dava dışı ...tarafından üretilen ''...'' markalı ürünlerin Türkiye'deki «tek satıcısı» olduğunu, davalının bu markayı «taşıyan» mama sandalyesi emtiasının birebir taklidi suretiyle aynısını ''...'' markasıyla piyasaya sunmasının «haksız rekabet» olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafça davacının ithal ettiği ürünlerin aynısının ''....” markası ile piyasaya sürüldüğü anlaşıldığına ve davacının orijinal ''...'' markalı ürünlerin Türkiye «temsilcisi» olduğu yolunda herhangi bir duyuru veya faaliyeti bulunduğu da ileri sürülmediğine göre, davalı eyleminin 6762 sayılı TTK m.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5477 E. 2022/2637 K.
Ortak:tek satıcılık sözleşmesi · tekel hakkı · tek satıcılık · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz karardaAncak, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını ve …
Zira «tek satıcıya» bu bölgedeki «tekel hakkını» tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır.
Karara karşı davalılar vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin «tek satıcılık sözleşmesi» niteliğinde olduğu, taraflar arasında uzunca bir zaman devam eden tek satıcılık sözleşme ilişkisinin mevcut olduğu, daha sonra davalı tarafça davacının aradaki anlaşma uyarınca gerekli mal alımını yapmadığı gerekçe gösterilerek tek taraflı olarak sözleşmenin feshedildiği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme ilişkisi olmadığından davalının «fesih» gerekçesi olarak ileri sürdüğü hususun soyut nitelikte kaldığı, söz konusu feshin gerekçe gösterilerek yapılması nedeniyle «olağanüstü fesih» olarak değerlendirildiği, ancak yapılan bu feshin davalı tarafın açıklamalarının soyut nitelikte olup herhangi bir dayanağı olmaması sebebiyle haklı ve geçerli bir «sebebinin» bulunmadığı, bu nedenle feshin «haksız fesih» olarak değerlendirildiği ve davacının TTK.nın 122. maddesinde açıklanan denkleştirme tazminatı isteme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 586.445,78.-TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekillerince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Tek satıcılık sözleşmesinde, «tek satıcıya» o bölgede «tekel hakkı» tanınmakta olup, 6102 sayılı TTK.nın 122/5.maddesine göre «acentelikle» ilgili denkleştirme kuralları «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe «tek satıcılık sözleşmelerine» de uygulanır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “«tek satıcılık sözleşmeleri»”nin «tanımı» ve hukuki nitelikleri üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olağan fesih · müşteri çevresi · sözleşme serbestisi · portföy tazminatı · haksız fesih · rekabet yasağı · tanıma · acentelik
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin «tek satıcılık sözleşmesi» niteliğinde olduğu, taraflar arasında uzunca bir zaman devam eden tek satıcılık sözleşme ilişkisinin mevcut olduğu, daha sonra davalı tarafça davacının aradaki anlaşma uyarınca gerekli mal alımını yapmadığı gerekçe gösterilerek tek taraflı olarak sözleşmenin feshedildiği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme ilişkisi olmadığından davalının «fesih» gerekçesi olarak ileri sürdüğü hususun soyut nitelikte kaldığı, söz konusu feshin gerekçe gösterilerek yapılması nedeniyle «olağanüstü fesih» olarak değerlendirildiği, ancak yapılan bu feshin davalı tarafın açıklamalarının soyut nitelikte olup herhangi bir dayanağı olmaması sebebiyle haklı ve geçerli bir «sebebinin» bulunmadığı, bu nedenle feshin «haksız fesih» olarak değerlendirildiği ve davacının TTK.nın 122. maddesinde açıklanan denkleştirme tazminatı isteme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 586.445,78.-TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekillerince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “«tek satıcılık sözleşmeleri»”nin «tanımı» ve hukuki nitelikleri üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.
Tek satıcılık sözleşmesi, ticari hayatın gerekleri doğrultusunda, «sözleşme serbestisi» ilkesi çerçevesinde ortaya çıkmış sui generis bir sözleşmedir.
Tek satıcılık sözleşmelerinde tek satıcının asgari alım, sürümü arttırmak için faaliyette bulunma, bilgi verme, müşteri hizmetlerini yerine getirme,yapımcının menfaatlerini koruma, sır saklama, «rekabet yasağı» gibi yükümlülükleri bulunmaktadır (Tandoğan Haluk, Borçlar Hukuku,Özel Borç İlişkileri, c:1, Ankara, 1985, s:27-28, 42vd., İşgüzar Hasan, Tek Satcılık Sözleşmesi, Ankara, 1989, s:14, 61-69 vd.).
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8292 E. 2013/8910 K.
Ortak:sözleşmelerin nisbiliği ilkesi · sözleşmenin nisbiliği · tek satıcılık sözleşmesi · tekel hakkı · tek satıcılık · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaAncak, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını ve …
Tek satıcılık sözleşmesinde, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin tarafları arasında geçerli olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez.
Zira «tek satıcıya» bu bölgedeki «tekel hakkını» tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır.
Benzer bu karardaTek satıcılık sözleşmesinde, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin taraflar arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez, zira «tek satıcıya» bu bölgedeki «tekel hakkını» tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır.
1- Dava, «tek satıcılık sözleşmesinin» ihlalinden kaynaklanan «haksız rekabetin» önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin ... markalı biraların ... ve yöresinde pazarlama ve satışında tek yetkili olduğunu, davalıların yetkisi olmadığı halde ... bölgesinde «haksız rekabet» yaptıklarını, depolarında 1.224 koli ... markalı kutu bira tespit edildiğini, bu şekilde davalıların haksız kazanç elde ettiklerini ve müvekkilini maddi «kayba» uğrattıklarını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dairemizin 12.03.1999 tarih ve 7997/2098 sayılı kararında da açıklandığı üzere, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşmedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin karar harcı · kısıtlılık · kâr kaybı · ıslah · maddi tazminat · husumet
Benzer bu kararda… raların ... ve yöresinde pazarlama ve satışında tek yetkili olduğunu, davalıların bu yönde bir yetkileri olmadığı halde 01/01/2005 tarihinden bu yana ... bölgesinde «haksız rekabet» yaptıklarını, depolarında 1.224 koli ... markalı kutu bira tespit edildiğini, bu şekilde davalıların kendilerine haksız kazanç elde ettiklerini ve müvekkilini maddi «kayba» uğrattıklarını, davalı ...’in diğer davalının eşi olup aldığı vekalet ile diğer davalının işlerini takip ettiğini ileri sürerek, her iki davalının haksız rekabetinin tespitine ve önlenmesine, 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalı ...’den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında verdiği «ıslah» dilekçesiyle «maddi tazminat» talebini 53.467,74 TL’ye yükseltmiştir.Davalılar vekili, müvekkili ...’nin Tekel bayii olarak toptan satıcılara ait belgeye sahip olduğunu ve ... marka ürünleri davacıdan «kısıtlı» olarak temin edebileceğinden ... marka bira satışı yaptığını, davacının yeterli ürün vermemesi sebebiyle müvekkilinin haksız rekabete maruz kaldığını, müvekkili ...’e «husumet» düşmesinin mümkün olmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Davacı vekili, müvekkilinin ... markalı biraların ... ve yöresinde pazarlama ve satışında tek yetkili olduğunu, davalıların yetkisi olmadığı halde ... bölgesinde «haksız rekabet» yaptıklarını, depolarında 1.224 koli ... markalı kutu bira tespit edildiğini, bu şekilde davalıların haksız kazanç elde ettiklerini ve müvekkilini maddi «kayba» uğrattıklarını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dairemizin 12.03.1999 tarih ve 7997/2098 sayılı kararında da açıklandığı üzere, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşmedir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13366 E. 2012/4550 K.
Ortak:tek satıcılık sözleşmesi · tek satıcılık · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaAncak, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını ve …
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların dava konusu ürünleri basiretli bir «tacir» gibi davranmayarak «yetkisiz» bir şekilde satışa sunduklarından anılan eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil ettiği, davalıların bu ürünleri satış yetkisinin bulunmadığı gibi davacı yanca da böyle bir onayın verilmediği, davacının davaya konu işitme cihazlarını sat …
… ları, sonradan delil gösterilebilmesi için HMK 145. maddesinde belirtilen istisna hallerin mevcudiyetinin ileri sürülmediği, "yildirimisitme.com" sitesinin alan adı «kaydının» davalılardan ... adına kayıtlı olduğu, delil olarak sunulan 11.08.2015 tarihli flash diske kaydedilen internet sayfalarında phonak marka ürünlerin internet sitesinde satış amaçlı yayınlandığı, davalıların TBK 58. maddesi kapsamında eylemlerinin davacının «kişilik haklarını ihlal» etmediği gerekçesiyle kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, davalıların fiillerinin haksız olduğunun tespiti ile «haksız rekabetin» menine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Benzer bu kararda1) Dava, «tek satıcılık sözleşmesine» dayalı olarak davacı tarafından satılan bilgisayar yazılımlarının taklitlerinin davalı tarafından satılmasının «haksız rekabet» oluşturduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Tek satıcılık sözleşmesi, yapımcı (sağlayıcı) ile tek satıcı (tek elden «dağıtıcı») arasındaki hukuki ilişkiyi düzenleyen, çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, yapımcı ürünlerin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere «tek satıcıya» bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bul …
Sh.27 vd.) Dosyaya «ibraz» olunan 11.07.2006 tarihli belge ile de davacının Delcam ürünlerinin Türkiye’deki «tek satıcısı» olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asli müdahale · kâr dağıtımı · taraf ehliyeti · havale · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının sadece distribütör olduğu, dava tarihi itibariyle inhisari lisans sözleşmesi bulunmadığından davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı ve müdahillik talebinin de yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve «asli müdahale» talep eden şirket vekili temyiz etmiştir.
Tek satıcılık sözleşmesi, yapımcı (sağlayıcı) ile tek satıcı (tek elden «dağıtıcı») arasındaki hukuki ilişkiyi düzenleyen, çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, yapımcı ürünlerin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere «tek satıcıya» bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bul …
Sh.27 vd.) Dosyaya «ibraz» olunan 11.07.2006 tarihli belge ile de davacının Delcam ürünlerinin Türkiye’deki «tek satıcısı» olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4373 E. , 2019/5710 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23/05/2017 tarih ve 2015/869 E- 2017/408 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 04/07/2018 tarih ve 2018/46 E- 2018/648 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin duyu sistemleri, işitme cihazları üreten merkezi İsviçre'de bulunan SONOVA HOLDİNG AG firmasından gelen tüm ürünlerin satış ve pazarlamasında ülkemizdeki tek yetkili firma olduğunu, anılan satış ve pazarlamayı yetkili bayileri aracılığıyla yaptığını, davalıların Yıldırım İşitme Merkezi isimli iş yerinin yetkilileri olduğunu, davalıların müvekkili şirkete ait mal ve ürünleri, haksız olarak www.yildirimisitme.com adlı internet sitesi üzerinden bayilere bildirilen fiyatların altında sattığını, Yıldırım İşitme Merkezi isimli iş yeri ve yetkililerinin, müvekkili şirketin bayisi olmadığını ve aralarında malların satışı hususunda bir anlaşma bulunmadığını, haksız ve yetkisiz olarak bu malları sattıklarını, anılan fiillerin haksız rekabet teşkil ettiğini, davalıların eylemlerine son vermeleri için müvekkilince ihtarname gönderildiğini ileri sürerek haksız rekabetin tespitini, men’ini, anılan internet sitesinden müvekkilinin ürünleriyle ilgili bilgilerin kaldırılmasını, aynı internet sitesinde haksız rekabetin bildiri olarak yayınlanmasını, 40.000,00 TL manevi tazminatın müşterek ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar cevap dilekçesi sunmamış olup 29.08.2016 tarihli beyan dilekçesiyle husumet itirazında bulunarak taraflar arasında 2014 yılında sözleşme yapıldığını, müvekkillerine satış yetkisi verildiğini, dava konusu verilerin taraflar arasındaki belirtilen ticari döneme ilişkin olduğunu, müvekkilince anılan ürünlerin satılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların dava konusu ürünleri basiretli bir tacir gibi davranmayarak yetkisiz bir şekilde satışa sunduklarından anılan eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği, davalıların bu ürünleri satış yetkisinin bulunmadığı gibi davacı yanca da böyle bir onayın verilmediği, davacının davaya konu işitme cihazlarını satışa tek yetkili olduğu, davalıların eylemlerinin 6102 sayılı TTK’nın 56. maddesi uyarınca manevi zarara neden olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, haksız rekabetin tespitine, men’ine, 10.000,00 TL manevi tazminatın müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun, dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğine rağmen davalıların cevap dilekçesi sunmadıkları, sonradan delil gösterilebilmesi için HMK 145. maddesinde belirtilen istisna hallerin mevcudiyetinin ileri sürülmediği, "yildirimisitme.com" sitesinin alan adı kaydının davalılardan ... adına kayıtlı olduğu, delil olarak sunulan 11.08.2015 tarihli flash diske kaydedilen internet sayfalarında phonak marka ürünlerin internet sitesinde satış amaçlı yayınlandığı, davalıların TBK 58. maddesi kapsamında eylemlerinin davacının kişilik haklarını ihlal etmediği gerekçesiyle kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, davalıların fiillerinin haksız olduğunun tespiti ile haksız rekabetin menine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, haksız rekabetin tespiti, men’i ve manevi tazminat istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince kabulüyle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, tek satıcılık sözleşmesi, sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı yüklenir.
Tek satıcılık sözleşmesinde, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin tarafları arasında geçerli olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez. Zira tek satıcıya bu bölgedeki tekel hakkını tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır. O halde tek satıcının sözleşmeden doğan bu hakkını üçüncü kişilere karşı haksız rekabet yolu sürmesi mümkün değildir.
Somut olayda dosya kapsamından davalı tarafça satışa sunulan ürünlerin, davacının sözleşme imzaladığı İsviçre’deki orjinal üreticiden davacı tarafça temin edilen mallar olduğu ve yasal yollardan satın alınarak piyasaya sunulduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle davalıların eylemleri, ücretini ödemek suretiyle satın aldıkları orijinal ürünleri satmaktan ibaret olup, yukarıda değinilen ilkeler ve açıklamalar ışığında, Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümlerini ihlal eder nitelikte olmadığı gibi, iyiniyet kurallarına aykırı hareket olarak da değerlendirilemez. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince, davalıların anılan eylemlerinin haksız rekabet olarak nitelendirilemeyeceği hususu göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 23/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/538228700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz