Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/2676 E. 2018/479 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmelerin nisbiliği ilkesi↗ sözleşmenin nisbiliği↗ tek satıcılık sözleşmesi↗ tekel hakkı↗ tek satıcılık↗ iyiniyet kuralı↗ iyiniyet↗ hakkaniyet↗ üçüncü kişi↗ maddi ve manevi tazminat↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; kural olarak, paralel ithalatın tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük masraf ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajını o dönemdeki “Tempur” distribütörü olan davacı şirketin pazardan çekilmesine yol açacak şekilde kullanmış oldukları, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği ve bu nedenle davacının uğramış olduğu zarardan sorumlu oldukları, davacının haksız rekabet nedeniyle zararının 357.726,32 TL olduğunun belirlendiği, ayrıca 100.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle haksız rekabetin tespiti ve men'ine, 357.726,32 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde, davacının “Tempur” markalı ürünlerin Türkiye’deki tek satıcısı olduğu dönemde davalıların eyleminin paralel ithalat niteliğinde olduğu ve paralel ithalatın tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük masraf ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, tek satıcılık sözleşmesi, sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı yüklenir. Tek satıcılık sözleşmesinde, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin taraflar arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez. Zira tek satıcıya bu bölgedeki tekel hakkını tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır. O halde tek satıcının bu hakkını üçüncü kişilere karşı haksız rekabet yolu ile koruması ilke olarak mümkün değildir. Ayrıca, mahkemenin kanaatinin aksine, tek satıcının Türkiye’de reklam, büyük masraf ve önemli emekler harcayarak pazar sağlaması ve markayı tanıtması da aynı malı paralel ithalat yoluyla yasal yollardan menşei ülke haricindeki başka ülkelerden ithal edip, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajından yararlanarak satan kişilerin haksız rekabet kuralları uyarınca men edilmesine neden teşkil etmez.
Somut olayda, davacı vekili tarafından, diğer sebepler yanında, davalıların “Tempur” markalı ürünlerin İzlanda'da tek satıcısı olan dava dışı şirketten Türkiye’ye ithalat ettikleri ve ithal ettikleri ürünleri müvekkilinin satış fiyatından %50 daha ucuza satarak müvekkili şirketin satış ağını daralttıkları ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamı itibariyle davalıların, “Tempur” markalı ürünlerin, İzlanda’da yerleşik o bölgenin yetkili distribütörü olan şirketten yasal yolla temin edilen orjinal ürünler oldukları anlaşılmaktadır. Bu haliyle davalıların eylemleri, ücretini ödemek suretiyle bir başka bölgedeki tek satıcıdan aldıkları “Tempur” marka orijinal ürünleri satmaktan ibaret olup, yukarıda değinilen ilkeler ve açıklamalar ışığında, Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümlerini ihlal eder nitelikte fiilleri mevcut değildir. Ayrıca, davacı tarafından ileri sürülen diğer sebeplerin de söylentiden ibaret olduğu anlaşılmakla birlikte davacıyı aldatıcı veya iyiniyet kurallarına aykırı hareket edildiği hususları da ispat edilebilmiş değildir. Bu durumda, mahkemece, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca, sözleşme konusu ürünlerin iç piyasasında tanıtılmasıyla ilgili olarak davacının ancak kendi akidine karşı ileri sürebileceği hususları üçüncü kişi konumundaki davalılara karşı ileri süremeyeceği, davalıların paralel ithalat yoluyla “Tempur” markalı ürünleri yurt içinde ve daha ucuz fiyatla piyasaya sürmesinin haksız rekabet teşkil etmediği, davacının ileri sürdüğü diğer sebeplerin ise ispatlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2958 E. 2019/8144 K.
Ortak:hakkaniyet · dosya masrafı · maddi tazminat · haksız rekabet · Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; kural olarak, paralel ithalatın tek başına «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük «masraf» ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajını o dönemdeki “Tempur” distribütörü olan davacı şirketin pazardan çekilmesine yol açacak şekilde kullanmış oldukları, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği ve bu nedenle davacının uğramış olduğu zarardan sorumlu oldukları, davacının haksız rekabet nedeniyle zararının 357.726,32 TL olduğunun belirlendiği, ayrıca 100.000,00 TL manevi tazminatın «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle haksız rekabetin tespiti ve men'ine, 357.726,32 TL «maddi tazminat» ile 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde, davacının “Tempur” markalı ürünlerin Türkiye’deki «tek satıcısı» olduğu dönemde davalıların eyleminin paralel ithalat niteliğinde olduğu ve paralel ithalatın tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük «masraf» ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca, mahkemenin kanaatinin aksine, tek satıcının Türkiye’de reklam, büyük «masraf» ve önemli emekler harcayarak pazar sağlaması ve markayı tanıtması da aynı malı paralel ithalat yoluyla yasal yollardan menşei ülke haricindeki başka ülkelerden ithal edip, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajından yararlanarak satan kişilerin «haksız rekabet» kuralları uyarınca men edilmesine neden teşkil etmez.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; kural olarak, paralel ithalatın tek başına «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük «masraf» ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajını o dönemdeki “Tempur” distribütörü olan davacı şirketin pazardan çekilmesine yol açacak şekilde kullanmış oldukları, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği ve bu nedenle davacının uğramış olduğu zarardan sorumlu oldukları, davacının haksız rekabet nedeniyle zararının 357.726,32 TL olduğunun belirlendiği, ayrıca 100.000,00 TL manevi tazminatın «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle, haksız rekabetin tespiti ve men'ine, 357.726,32 TL «maddi tazminat» ile 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Da …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10838 E. 2014/16271 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; kural olarak, paralel ithalatın tek başına «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük «masraf» ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajını o dönemdeki “Tempur” distribütörü olan davacı şirketin pazardan çekilmesine yol açacak şekilde kullanmış oldukları, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği ve bu nedenle davacının uğramış olduğu zarardan sorumlu oldukları, davacının haksız rekabet nedeniyle zararının 357.726,32 TL olduğunun belirlendiği, ayrıca 100.000,00 TL manevi tazminatın «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle haksız rekabetin tespiti ve men'ine, 357.726,32 TL «maddi tazminat» ile 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde, davacının “Tempur” markalı ürünlerin Türkiye’deki «tek satıcısı» olduğu dönemde davalıların eyleminin paralel ithalat niteliğinde olduğu ve paralel ithalatın tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük «masraf» ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
O halde tek satıcının bu hakkını üçüncü kişilere karşı «haksız rekabet» yolu ile koruması ilke olarak mümkün değildir.
Benzer bu kararda… konusu tasarımların ilk olarak davacı tarafından üretilmediği, ürünlerin ... dışından paralel ithalat yolu ile getirilerek üretim ve satışının yapıldığı, bu nedenle «haksız rekabet» iddiasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle bu talebin de reddine dair verilen kararın davacı-davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Sözleşmelerin nisbiliği ilkesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4373 E. 2019/5710 K.
Ortak:sözleşmelerin nisbiliği ilkesi · sözleşmenin nisbiliği · tek satıcılık sözleşmesi · tekel hakkı · tek satıcılık · iyiniyet kuralı · iyiniyet · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca, sözleşme konusu ürünlerin iç piyasasında tanıtılmasıyla ilgili olarak davacının ancak kendi akidine karşı ileri sürebileceği hususları «üçüncü kişi» konumundaki davalılara karşı ileri süremeyeceği, davalıların paralel ithalat yoluyla “Tempur” markalı ürünleri yurt içinde ve daha ucuz fiyatla piyasaya sürmesinin «haksız rekabet» teşkil etmediği, davacının ileri sürdüğü diğer sebeplerin ise ispatlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen …
1- Dava, davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde, davacının “Tempur” markalı ürünlerin Türkiye’deki «tek satıcısı» olduğu dönemde davalıların eyleminin paralel ithalat niteliğinde olduğu ve paralel ithalatın tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük «masraf» ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını ve …
Benzer bu karardaBu haliyle davalıların eylemleri, ücretini ödemek suretiyle satın aldıkları orijinal ürünleri satmaktan ibaret olup, yukarıda değinilen ilkeler ve açıklamalar ışığında, Türk Ticaret Kanununun «haksız rekabete» ilişkin hükümlerini ihlal eder nitelikte olmadığı gibi, «iyiniyet kurallarına» aykırı hareket olarak da değerlendirilemez.
Ancak, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını ve …
Tek satıcılık sözleşmesinde, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin tarafları arasında geçerli olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarının ihlali · kişilik hakları · sözleşmeden doğan dava · tacir · yetkisizlik kararı · cy/cy kaydı · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu kararda… ları, sonradan delil gösterilebilmesi için HMK 145. maddesinde belirtilen istisna hallerin mevcudiyetinin ileri sürülmediği, "yildirimisitme.com" sitesinin alan adı «kaydının» davalılardan ... adına kayıtlı olduğu, delil olarak sunulan 11.08.2015 tarihli flash diske kaydedilen internet sayfalarında phonak marka ürünlerin internet sitesinde satış amaçlı yayınlandığı, davalıların TBK 58. maddesi kapsamında eylemlerinin davacının «kişilik haklarını ihlal» etmediği gerekçesiyle kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, davalıların fiillerinin haksız olduğunun tespiti ile «haksız rekabetin» menine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların dava konusu ürünleri basiretli bir «tacir» gibi davranmayarak «yetkisiz» bir şekilde satışa sunduklarından anılan eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil ettiği, davalıların bu ürünleri satış yetkisinin bulunmadığı gibi davacı yanca da böyle bir onayın verilmediği, davacının davaya konu işitme cihazlarını sat …
Karara karşı davalılar vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
O halde tek satıcının «sözleşmeden doğan» bu hakkını üçüncü kişilere karşı «haksız rekabet» yolu sürmesi mümkün değildir.
2 benzer karar daha
-
Sözleşmelerin nisbiliği ilkesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9402 E. 2016/4290 K.
Ortak:sözleşmelerin nisbiliği ilkesi · sözleşmenin nisbiliği · tek satıcılık sözleşmesi · tekel hakkı · tek satıcılık · maddi ve manevi tazminat · dosya masrafı · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda1- Dava, davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde, davacının “Tempur” markalı ürünlerin Türkiye’deki «tek satıcısı» olduğu dönemde davalıların eyleminin paralel ithalat niteliğinde olduğu ve paralel ithalatın tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük «masraf» ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca, sözleşme konusu ürünlerin iç piyasasında tanıtılmasıyla ilgili olarak davacının ancak kendi akidine karşı ileri sürebileceği hususları «üçüncü kişi» konumundaki davalılara karşı ileri süremeyeceği, davalıların paralel ithalat yoluyla “Tempur” markalı ürünleri yurt içinde ve daha ucuz fiyatla piyasaya sürmesinin «haksız rekabet» teşkil etmediği, davacının ileri sürdüğü diğer sebeplerin ise ispatlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; kural olarak, paralel ithalatın tek başına «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük «masraf» ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajını o dönemdeki “Tempur” distribütörü olan davacı şirketin pazardan çekilmesine yol açacak şekilde kullanmış oldukları, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği ve bu nedenle davacının uğramış olduğu zarardan sorumlu oldukları, davacının haksız rekabet nedeniyle zararının 357.726,32 TL olduğunun belirlendiği, ayrıca 100.000,00 TL manevi tazminatın «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle haksız rekabetin tespiti ve men'ine, 357.726,32 TL «maddi tazminat» ile 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTek satıcılık sözleşmesinde, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin taraflar arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez, zira «tek satıcıya» bu bölgedeki «tekel hakkını» tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır.
… ünleri ayırt etmesinin mümkün olmadığı, ürünlerin fiyatlarının farklı olması nedeniyle müşterileri davalının ürünlerine yönelteceği, tüketici nezdinde karışıklık ve «iltibasa» yol açacağı dolayısıyla «haksız rekabet» oluşturacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile haksız rekabetin tespiti ve men'ine, davacı tarafından maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise .../... de, davacı ithalatında azalma olmadığı gibi yıllar itibarıyla artış gösterdiği, yine davacı müşterilerinin davalı ürünlerine yöneldiği veya davalı ürünlerinden dolayı davacının ürünlerini düşük fiyattan sattığı hususunda delil sunulmadığı, yine davalı satışlarından dolayı davacının ne oranda zarara uğradığının ispatlanamadığı gibi davalının tüm satışlarının davacı zararı olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının maddi zararının bulunmadığı, yine davalının benzer ürün satışı haksız rekabet oluşturmakla birlikte, davalı markasının da tescilli olması, her iki firmanın üretici olmayıp ithalatçı firma olmaları ile bu haksız rekabet nedeniyle davacının piyasada itibarının zedelendiği veya küçük düşürüldüğü hususunun da ispatlanamamış olması karşısında manevi tazminat talebi unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, «masrafı» davalı taraftan alınmak kaydıyla hüküm özetinin TTK 59. maddesi uyarınca «ilanına» karar verilmiştir.
1-Dava, «haksız rekabetten» kaynaklı «maddi, manevi tazminat» istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyan · ilan · temsil · iltibas
Benzer bu kararda… ünleri ayırt etmesinin mümkün olmadığı, ürünlerin fiyatlarının farklı olması nedeniyle müşterileri davalının ürünlerine yönelteceği, tüketici nezdinde karışıklık ve «iltibasa» yol açacağı dolayısıyla «haksız rekabet» oluşturacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile haksız rekabetin tespiti ve men'ine, davacı tarafından maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise .../... de, davacı ithalatında azalma olmadığı gibi yıllar itibarıyla artış gösterdiği, yine davacı müşterilerinin davalı ürünlerine yöneldiği veya davalı ürünlerinden dolayı davacının ürünlerini düşük fiyattan sattığı hususunda delil sunulmadığı, yine davalı satışlarından dolayı davacının ne oranda zarara uğradığının ispatlanamadığı gibi davalının tüm satışlarının davacı zararı olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının maddi zararının bulunmadığı, yine davalının benzer ürün satışı haksız rekabet oluşturmakla birlikte, davalı markasının da tescilli olması, her iki firmanın üretici olmayıp ithalatçı firma olmaları ile bu haksız rekabet nedeniyle davacının piyasada itibarının zedelendiği veya küçük düşürüldüğü hususunun da ispatlanamamış olması karşısında manevi tazminat talebi unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, «masrafı» davalı taraftan alınmak kaydıyla hüküm özetinin TTK 59. maddesi uyarınca «ilanına» karar verilmiştir.
Davacı, dava dışı ...tarafından üretilen ''...'' markalı ürünlerin Türkiye'deki «tek satıcısı» olduğunu, davalının bu markayı «taşıyan» mama sandalyesi emtiasının birebir taklidi suretiyle aynısını ''...'' markasıyla piyasaya sunmasının «haksız rekabet» olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafça davacının ithal ettiği ürünlerin aynısının ''....” markası ile piyasaya sürüldüğü anlaşıldığına ve davacının orijinal ''...'' markalı ürünlerin Türkiye «temsilcisi» olduğu yolunda herhangi bir duyuru veya faaliyeti bulunduğu da ileri sürülmediğine göre, davalı eyleminin 6762 sayılı TTK m.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13746 E. 2017/1633 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; kural olarak, paralel ithalatın tek başına «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük «masraf» ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajını o dönemdeki “Tempur” distribütörü olan davacı şirketin pazardan çekilmesine yol açacak şekilde kullanmış oldukları, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği ve bu nedenle davacının uğramış olduğu zarardan sorumlu oldukları, davacının haksız rekabet nedeniyle zararının 357.726,32 TL olduğunun belirlendiği, ayrıca 100.000,00 TL manevi tazminatın «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle haksız rekabetin tespiti ve men'ine, 357.726,32 TL «maddi tazminat» ile 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde, davacının “Tempur” markalı ürünlerin Türkiye’deki «tek satıcısı» olduğu dönemde davalıların eyleminin paralel ithalat niteliğinde olduğu ve paralel ithalatın tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük «masraf» ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
O halde tek satıcının bu hakkını üçüncü kişilere karşı «haksız rekabet» yolu ile koruması ilke olarak mümkün değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların aynı markayı «taşıyan» ürünleri ... dışından ithal ettikleri, markanın gerçek sahibi tarafından ürünlerin daha önce davalı şirket aracılığı ile Türkiye piyasasına sürüldüğü ve hatta davacı şirketin de ilk ürünleri davalı şirketten aldığı, davacı şirketin markayı daha sonra tescil ettirdiği, tarafların piyasaya sunduğu ürünlerin özgün marka taşıdığı ve ürünlerin özgün olduğu, ürünlerin etiket ve ambalaj farklarının tecavüz anlamında değerlendirilemeyeceği, teknik ve idari sebeplerden kaynaklandığı, bu durumda davalıların eyleminin paralel ithalat ve satış biçiminde olduğu, davacının vekil markasına dayalı olarak paralel ithalatı engelleyemeyeceği ve marka hakkının tükendiği, ayrıca davacının vekil markasının tescilinden önceki davalının unvan «kaydı» 556 sayılı KHK’nın 8/5 maddesi uyarınca avantaj ve savunma «sebebi» oluşturduğu gerekçesiyle sabit olmayan markaya tecavüzün önlenmesi, «haksız rekabet» ve «tazminat davalarının» ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · olumsuz oy · taşıyan · dava sebebi · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların aynı markayı «taşıyan» ürünleri ... dışından ithal ettikleri, markanın gerçek sahibi tarafından ürünlerin daha önce davalı şirket aracılığı ile Türkiye piyasasına sürüldüğü ve hatta davacı şirketin de ilk ürünleri davalı şirketten aldığı, davacı şirketin markayı daha sonra tescil ettirdiği, tarafların piyasaya sunduğu ürünlerin özgün marka taşıdığı ve ürünlerin özgün olduğu, ürünlerin etiket ve ambalaj farklarının tecavüz anlamında değerlendirilemeyeceği, teknik ve idari sebeplerden kaynaklandığı, bu durumda davalıların eyleminin paralel ithalat ve satış biçiminde olduğu, davacının vekil markasına dayalı olarak paralel ithalatı engelleyemeyeceği ve marka hakkının tükendiği, ayrıca davacının vekil markasının tescilinden önceki davalının unvan «kaydı» 556 sayılı KHK’nın 8/5 maddesi uyarınca avantaj ve savunma «sebebi» oluşturduğu gerekçesiyle sabit olmayan markaya tecavüzün önlenmesi, «haksız rekabet» ve «tazminat davalarının» ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, mahkemece, davalı şirkete karşı açılan ticaret unvanındaki “...” ibaresinin sicilden terkinine yönelik dava hakkında hüküm fıkrasında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/2676 E. , 2018/479 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/12/2015 tarih ve 2010/215-2015/1079 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 1998’den beri .... ile tek yetkili distribütörlük sözleşmesi bulunduğunu ve “Tempur” markalı yatak, yastık, baza vb. ürünlerin Türkiye’deki tek yetkili ithalatçısı ve satıcısı olduğunu, müvekkilinin ... markalı ürünleri ülkeye getirdiğini, sattığını ve bu ürünleri tanıttığını ve büyük reklam harcamaları yaptığını, böylece ürünün marka değerini arttırdığını, müvekkili ile aynı tür ürünleri satan ve ürünlerinde “....” markasını kullanan ortakları da aynı olan ve birlikte hareket eden davalıların 02.03.2009’dan itibaren müvekkilinin İzmir bayii’nden “Tempur” markalı ürünleri alıp satmaya başladıklarını, özellikle... bölgesinde “Yatsan” showroomlarında “Tempur” tabelası astıklarını, böylece Tempur ürünlerinin tanınmışlıklarından yararlandıklarını, henüz müvekkili ile dava dışı Dan-Foam APS arasındaki sözleşme devam ederken davalı şirketlerin “Tempur” markalı ürünlerin Türkiye distribütörlüğünü alacakları söylentilerini çıkardıklarını, bu sebeple müvekkili şirketin bayi ağının zayıfladığını, davalıların “Tempur” markalı ürünleri İzlanda'da tek satıcısı olan dava dışı şirketten Türkiye’ye ithal ettiklerini ve ithal ettikleri ürünleri müvekkilin satış fiyatından %50 daha ucuza sattıklarını, böylece müvekkili şirketin satış ağının daraldığını, davalıların müvekkili şirketin yapmış olduğu tanıtım, reklam ve bilgilendirmelerden haksız yere yararlandıklarını, müvekkili şirketin itibarının sarsıldığını ve dolayısıyla manevi zarara uğradığını, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin men’ine, haksız rekabet nedeniyle uğranılan şimdilik 500.000,00 TL maddi zarar ile 500.000,00 TL manevi zararın ticari faziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 2.285.333,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalılar vekili; davacı şirketin dava tarihi itibariyle tek satıcılık sözleşmesinin sona erdiğini ve “Tempur” markalı ürünler ile bir alakasının kalmadığını, müvekkillerinin paralel ithalat yapmalarının hukuka aykırı olmadığını, bu nedenle haksız rekabetten bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; kural olarak, paralel ithalatın tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük masraf ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajını o dönemdeki “Tempur” distribütörü olan davacı şirketin pazardan çekilmesine yol açacak şekilde kullanmış oldukları, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği ve bu nedenle davacının uğramış olduğu zarardan sorumlu oldukları, davacının haksız rekabet nedeniyle zararının 357.726,32 TL olduğunun belirlendiği, ayrıca 100.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle haksız rekabetin tespiti ve men'ine, 357.726,32 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde, davacının “Tempur” markalı ürünlerin Türkiye’deki tek satıcısı olduğu dönemde davalıların eyleminin paralel ithalat niteliğinde olduğu ve paralel ithalatın tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, ancak davalıların paralel ithalat yoluyla temin ettikleri ürünleri satarken haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden olan emek ilkesini ihlal ettikleri, davacı şirketin büyük masraf ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payından haksız yere faydalandıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, tek satıcılık sözleşmesi, sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı yüklenir.
Tek satıcılık sözleşmesinde, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin taraflar arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez. Zira tek satıcıya bu bölgedeki tekel hakkını tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır. O halde tek satıcının bu hakkını üçüncü kişilere karşı haksız rekabet yolu ile koruması ilke olarak mümkün değildir. Ayrıca, mahkemenin kanaatinin aksine, tek satıcının Türkiye’de reklam, büyük masraf ve önemli emekler harcayarak pazar sağlaması ve markayı tanıtması da aynı malı paralel ithalat yoluyla yasal yollardan menşei ülke haricindeki başka ülkelerden ithal edip, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajından yararlanarak satan kişilerin haksız rekabet kuralları uyarınca men edilmesine neden teşkil etmez.
Somut olayda, davacı vekili tarafından, diğer sebepler yanında, davalıların “Tempur” markalı ürünlerin İzlanda'da tek satıcısı olan dava dışı şirketten Türkiye’ye ithalat ettikleri ve ithal ettikleri ürünleri müvekkilinin satış fiyatından %50 daha ucuza satarak müvekkili şirketin satış ağını daralttıkları ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamı itibariyle davalıların, “Tempur” markalı ürünlerin, İzlanda’da yerleşik o bölgenin yetkili distribütörü olan şirketten yasal yolla temin edilen orjinal ürünler oldukları anlaşılmaktadır. Bu haliyle davalıların eylemleri, ücretini ödemek suretiyle bir başka bölgedeki tek satıcıdan aldıkları “Tempur” marka orijinal ürünleri satmaktan ibaret olup, yukarıda değinilen ilkeler ve açıklamalar ışığında, Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümlerini ihlal eder nitelikte fiilleri mevcut değildir.
Ayrıca, davacı tarafından ileri sürülen diğer sebeplerin de söylentiden ibaret olduğu anlaşılmakla birlikte davacıyı aldatıcı veya iyiniyet kurallarına aykırı hareket edildiği hususları da ispat edilebilmiş değildir. Bu durumda, mahkemece, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca, sözleşme konusu ürünlerin iç piyasasında tanıtılmasıyla ilgili olarak davacının ancak kendi akidine karşı ileri sürebileceği hususları üçüncü kişi konumundaki davalılara karşı ileri süremeyeceği, davalıların paralel ithalat yoluyla “Tempur” markalı ürünleri yurt içinde ve daha ucuz fiyatla piyasaya sürmesinin haksız rekabet teşkil etmediği, davacının ileri sürdüğü diğer sebeplerin ise ispatlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 22/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/405884400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz