Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2005/5813 E. 2005/8367 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasarruf yetkisi↗ icazet↗ hile↗ cy/cy şerhi↗ mirasçılık↗ tmsf↗ geçersizlik↗ yetki↗ yetkisizlik kararı↗ cy/cy kaydı↗ dahili dava↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, mevduat rehni verilmesiyle ilgili belgenin hile ile alındığı, üzerinin anlaşmaya aykırı doldurulduğu konusunda ve Şemsettin'in temyiz kudretinden yoksun olduğu konusunda herhangi bir delil elde edilemediği, dava konusu hesabın müşterek hesap olduğunda bir ihtilaf bulunmadığı, her ne kadar sözleşmede sadece Şemsettin'in imzası mevcut ise de, aile reisi olan Şemsettin'in eşi ve çocuklarını da dahil ederek müşterek bir hesap açtığı ancak eşi ve çocuklarının temsili için banka tarafından vekaletname istendiği ve vekaletnamenin de gönderildiği, bu durumda diğer davacıların, Şemsettin'in açmış olduğu hesap ile ilgili işlemlere icazet verdiklerini kabul etmek gerektiği, diğer davacıların müşterek imza ile paralarını çekilebileceği, yada hesap üzerinde tasarruf edilebileceği konusunda bankaya herhangi bir talimat vermedikleri, bu durumda taraflardan her birinin hesapta tasarruf ederken payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket ettiğinin kabulünün zorunlu olduğu, davacılardan Şemsettin'in mevduat rehni verdiği ve sözleşmenin 1-5. maddesine göre de tek başına hareket etme imkanına sahip olmasına göre, davacıların davalılardan bir talepte bulunamayacağı, davalı TMSF'na husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 18.4.2001 tarihli mevduat rehni belgesinin davacı ölü Şemsettin'in hile sonucu imzaladığı iddiasını kanıtlamaya elverişli delil bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre, ölü Şemsettin'in payına isabet eden ve mirasçıları olan diğer davacılara intikal eden miktara ve davalı TMSF hakkındaki hükme ilişkin davacılar vekilinin temyiz itirazının reddi ile bu yöne ilişkin hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davacılar Yasemin, M.Hakan, Edibe ve Şehnaz'ın kendi payına ilişkin temyizine gelince; Şemsettin tarafından 14.3.2001 tarihinde Yasemin, M.Hakan, Şemsettin, Edibe ve Şehnaz adına hesap açılması istenilmiş ve böylece dava konusu müşterek hesap beş kişi adına açılmıştır.
Bankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme yetkisine sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve BK.nun 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur. Banka, ortak hesap sahiplerinden birine ödemede bulunma ile, diğer hesap sahibine de ödemede bulunmuş sayılır. Uygulamada hesap cüzdanına ve hesap kartonuna hesabın teselsüllü olduğu yolunda kayıt yazılması yeterli görülmektedir. BK.nun 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumundadır. Müşterek hesapların diğer bir türü de, hesap sahiplerinin müşterek imza ile para çekmeye yetkili oldukları hesaplardır. Böyle bir hesap tarzında alacaklılar tasarruf yetkilerini sınırlamış olurlar. Müşterek hesap, bir tasarruf kaydını içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf yetkisini birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir. (Prof. Dr. Seza Reisoğlu, Bankalar Kanunu Şerhi, Ankara, 2002, sh 384-386 ve Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Banka Hukukunun Esasları, İstanbul, 1988, sh. 330-331).
Edibe ve Şehnaz tarafından Şemsettin'e verilen 13.3.2001 tarihli vekaletnamede kazandırıcı işlemler için yetki verilmiş olup, hesabın rehnedilmesi konusuda bir yetki verilmemiştir. Tüm davacılar adına açılan müşterek hesaptaki paranın tamamı üzerinde Şemsettin'in tasarruf yetkisi bulunmadığı, davacılar Yasemin, M.Hakan, Edibe ve Şehnaz'ın payına isabet eden kısma ilişkin "mevduat rehni" belgesinin geçersiz olduğunun kabulü ile, davacılar Yasemin, M.Hakan, Edibe ve Şehnaz'ın payına isabet eden miktar yönünden adı geçen davacıların talepte bulunabileceğinin kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle tüm davacılar yönünden davanın reddine karar.verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11005 E. 2015/8461 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · mirasçılık · yetkisizlik kararı · cy/cy kaydı · temsil · dava şartı
İncelediğiniz karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir. (Prof.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, mevduat rehni verilmesiyle ilgili belgenin «hile» ile alındığı, üzerinin anlaşmaya aykırı doldurulduğu konusunda ve Şemsettin'in temyiz kudretinden yoksun olduğu konusunda herhangi bir delil elde edilemediği, dava konusu hesabın müşterek hesap olduğunda bir ihtilaf bulunmadığı, her ne kadar sözleşmede sadece Şemsettin'in imzası mevcut ise de, aile reisi olan Şemsettin'in eşi ve çocuklarını da «dahil» ederek müşterek bir hesap açtığı ancak eşi ve çocuklarının «temsili» için banka tarafından vekaletname istendiği ve vekaletnamenin de gönderildiği, bu durumda diğer davacıların, Şemsettin'in açmış olduğu hesap ile ilgili işlemlere «icazet» verdiklerini kabul etmek gerektiği, diğer davacıların müşterek imza ile paralarını çekilebileceği, yada hesap üzerinde tasarruf edilebileceği konusunda bankaya herhangi bir talimat vermedikleri, bu durumda taraflardan her birinin hesapta tasarruf ederken payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket ettiğinin kabulünün zorunlu olduğu, davacılardan Şemsettin'in mevduat rehni verdiği ve sözleşmenin 1-5. maddesine göre de tek başına hareket etme imkanına sahip olmasına göre, davacıların davalılardan bir talepte bulunamayacağı, davalı TMSF'na «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… yanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 18.4.2001 tarihli mevduat rehni belgesinin davacı ölü Şemsettin'in «hile» sonucu imzaladığı iddiasını kanıtlamaya elverişli delil bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre, ölü Şemsettin'in payına isabet eden ve «mirasçıları» olan diğer davacılara intikal eden miktara ve davalı TMSF hakkındaki hükme ilişkin davacılar vekilinin temyiz itirazının reddi ile bu yöne ilişkin hükmün onanmasın …
Benzer bu karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
Bankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'nun 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur.
Böyle bir hesap tarzında alacaklılar «tasarruf yetkilerini» sınırlamış olurlar.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava dilekçesinin tebliği · bloke · ihbar olunan · sözleşmeye aykırılık · ihbar · hukuki yarar · eksik inceleme
Benzer bu kararda… nmemesi için tedbir kararı verildiği halde müvekkilinin eşinin hesaptaki paranın büyük bir kısmını çektiğini ve davalı bankanın aradaki sözleşmeye aykırı davranarak «bloke» konulmuş hesaptaki parayı ödemesi nedeniyle kusurlu olduğunu iddia ederek çekilen paranın müvekkiline ödenmesini talep etmiş, mahkemece, davaya konu olan müşterek hesabın davacı tarafından açıldığı ve hesaptaki paranın davacı tarafından yatırıldığı, davalı Banka tarafından tedbir kararına rağmen hesaptaki paranın 4/5’inin dava dışı «ihbar olunana» ödenmesinde davalı bankanın kusurlu olduğu kabul edilerek, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile «ihbar olunan» temyiz etmiştir.
Oysa, davacı vekilince müşterek hesaptaki paranın müvekkili tarafından yatırıldığı ve tedbir kararına rağmen davalı Banka tarafından müşterek hesap sahiplerinden «ihbar olunana» ödenen paranın müvekkiline verilmesi talep edilmiş olup, hesaba yatan paranın kim tarafından yatırıldığının yani hesabın evveliyatının ne olduğunun davalı Banka açısından bir önemi yoktur.
A.., talebe konu davada «ihbar olunan» konumundadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18118 E. 2015/12786 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · mirasçılık · yetkisizlik kararı · cy/cy kaydı · Alacak
İncelediğiniz karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir. (Prof.
… yanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 18.4.2001 tarihli mevduat rehni belgesinin davacı ölü Şemsettin'in «hile» sonucu imzaladığı iddiasını kanıtlamaya elverişli delil bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre, ölü Şemsettin'in payına isabet eden ve «mirasçıları» olan diğer davacılara intikal eden miktara ve davalı TMSF hakkındaki hükme ilişkin davacılar vekilinin temyiz itirazının reddi ile bu yöne ilişkin hükmün onanmasın …
Bankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve BK.nun 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur.
Benzer bu karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
2- Dava, muris Necmi G..'e ait banka hesaplarından murisin ölümünden önce hastalığı döneminde şuurunun yerinde olmadığı dönemde «mirasçısı» davacılardan para kaçırmak amacıyla işlemler yapıldığı ve davacıların zarara uğratıldığı iddiasıyla açılan alacak davasıdır.
Bankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve BK'nın 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:karar nisabı · sınırlı sorumluluk · müktesep hak · vekalet ücreti
Benzer bu kararda3- Ayrıca, davacılar vekili davalı bankaların uhdesinde bulunan miktarlarla «sınırlı sorumlu» olmak kaydıyla 60.000 TL’nin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş olup, mahkemece dava dilekçesinde talep edilen toplam miktarın kabul ve red oranı dikkate alınarak, reddedilen toplam miktar üzerinden hesap edilecek «vekalet ücretinin», davalı bankalar yönünden reddedilen miktara isabet eden kısım üzerinden tüm davalılara, bunun dışında reddedilen miktar bakımından ise davalı bankalar dışındaki d …
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamlarına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu bankalardan çekilen meblağların murisin tasarruf «nisabı» içerisinde değerlendirilmesi veya belgelenmediğinden murisin tedavisi için kullanıldığı savunmasının yerinde görülmediği, D..
A..'nin sorumlu tutulamayacakları, Yargıtay bozma ilamına uyulmakla davalılar lehine usulü «müktesep hak» doğduğu kuralı da gözönüne alınarak hesabın teselsüllü müşterek hesabı olduğunun kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle 9.718,78 TL'nin davalılar M.Nedim A.. ve G..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4423 E. 2021/5625 K.
Ortak:cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir. (Prof.
Benzer bu karardaİstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «bononun» 01/10/2014 tanzim, 02/01/2015 ödeme tarihli ve 71.500.-TL bedelli, davacı ...'in «keşideci», davalı ...'nın «lehtar» olduğu, «ihdas nedeni» olarak “«nakden” kaydının» bulunduğu, takip dayanağı senedin «teminat senedi» olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerektiği halde; davacının iddiasının sadece davalının 23.10.2014 tarihli kolluk beyanına dayandığı, davalının söz konusu kolluk beyanının muğlak nitelikte ve somut olarak senedin teminat senedi olduğu yönünde açık bir «ikrar» niteliği taşımadığı gibi; davalının -poliste verdiği bu beyanın mahkeme «dışı ikrar» niteliğinde olduğu (HGK'nın 26.03.2014 tarih, 2013/13-637 E., 2014/397 K), mahkeme dışı ikrar ise «takdiri delil niteliğinde» olduğundan diğer deliller ile kanıtlanması gerektiği (HGK'nın 20.04.2016 tarih, 2016/19-269 E, 2016/529 K), davacının başkaca delil de sunmadığı, bu suretle «ispat yükü» üzerinde olan davacının dava konusu senedin teminat senedi olduğu iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince e …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mahkeme dışı ikrar · takdiri delil · teminat bonosu · ihdas nedeni · nakden kaydı · sebepten mücerretlik · talil · delil niteliği
Benzer bu karardaİstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «bononun» 01/10/2014 tanzim, 02/01/2015 ödeme tarihli ve 71.500.-TL bedelli, davacı ...'in «keşideci», davalı ...'nın «lehtar» olduğu, «ihdas nedeni» olarak “«nakden” kaydının» bulunduğu, takip dayanağı senedin «teminat senedi» olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerektiği halde; davacının iddiasının sadece davalının 23.10.2014 tarihli kolluk beyanına dayandığı, davalının söz konusu kolluk beyanının muğlak nitelikte ve somut olarak senedin teminat senedi olduğu yönünde açık bir «ikrar» niteliği taşımadığı gibi; davalının -poliste verdiği bu beyanın mahkeme «dışı ikrar» niteliğinde olduğu (HGK'nın 26.03.2014 tarih, 2013/13-637 E., 2014/397 K), mahkeme dışı ikrar ise «takdiri delil niteliğinde» olduğundan diğer deliller ile kanıtlanması gerektiği (HGK'nın 20.04.2016 tarih, 2016/19-269 E, 2016/529 K), davacının başkaca delil de sunmadığı, bu suretle «ispat yükü» üzerinde olan davacının dava konusu senedin teminat senedi olduğu iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince e …
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «kefil» olduğu ve ödemek zorunda kaldığı miktar nedeniyle borçlu davacıdan dava konusu bonoyu aldığını beyan etmiş olmasının, «ihdas nedeni» nakten olarak belirtilen dava konusu «bononun» «talil» edilmesi niteliğinde olmadığı, davacının bononun «teminat» niteliğinde olduğu iddiasını «yazılı delil» ile ispat edemediği gibi «yemin deliline» de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak kambiyo senetleri «sebepten mücerret» olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir.
Borçlu «bononun» tarafların iradesi dışında düzenlendiğini veya «teminat bonosu» olduğunu «yazılı delil» ile ispatlamalıdır.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/673 E. 2014/8020 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · yetkisizlik kararı · cy/cy kaydı · Alacak
İncelediğiniz karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir. (Prof.
Bankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve BK.nun 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur.
Böyle bir hesap tarzında alacaklılar «tasarruf yetkilerini» sınırlamış olurlar.
Benzer bu karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
Birden fazla kişi birlikte bir bankada hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba ortak hesap denir ve hesap sahipleri, bankaya karşı Mülga B.K’nın 148. maddesi hükmü uyarınca müteselsil alacaklı durumunda olurlar.
Böyle bir hesap tarzında alacaklılar «tasarruf yetkilerini» sınırlamış olurlar.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık ilkesi · taleple bağlılık · borcun üstlenilmesi · garantörlük · feragat · yasal faiz · zamanaşımı
Benzer bu kararda… lmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalıların sorumluluğunun 818 sayılı BK'nın 41,55. ve 6762 sayılı TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına, «zamanaşımı» süresinin davacının parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren başlayacak olmasına göre davalı banka ve «borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı Nursel’in asıl davada alacağını Türk Lirası üzerinden talep etmesi nedeniyle «taleple bağlılık ilkesi» çerçevesinde birleşen dava yönünden yukarıda 2 nolu bentte açıklanan ilke doğrultusunda hak sahibi olduğu miktarın Türk Lirası karşılığına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde döviz cinsinden hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
A.Ş’de açılan hesaplarla aynı güvenilirliğe sahip olduğu ve açılan hesapların bankanın «garantisinde» olduğuna ilişkin telkinlerde bulunduğu, bütün işlemlerin E.
… elinden gelen her türlü çabayı gösterdiği, dolayısı ile davacıların yatırdığı paradan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, 1.000,00 TL’nin «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 179.000 DEM’in yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. HD 2013/7320/2013/11250
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7320 E. 2013/11250 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7080 E. 2014/14063 K.
Ortak:yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaBankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve BK.nun 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur.
Müşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir. (Prof.
Benzer bu karardaBirden fazla kişi birlikte bir bankada hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba ortak hesap denir ve hesap sahipleri, bankaya karşı B.K 148'nci maddesi hükmü uyarınca müteselsil alacaklı durumunda olurlar.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortağı · limited şirket · kâr payı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların 10.06.2008 tarihine kadar «limited şirket ortağı» oldukları, bu ortaklık dışında taraflar arasında müşterek hesap kullanmalarını gerektirecek bir ticari ya da hukuki ilişkinin tespit edilemediği, davacının söz kon …
Biri, hesaptan para çekerken, «payı» oranında kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket ettiği sonucuna varılmalıdır. (YHGK'nın 11.2.1998, 2-40/75 sayılı kararı da bu yöndedir.) Somut uyuşmazıkta, davaya konu hesabın teselsüllü müşterek hesap olduğu taraflar arasında çekişmesizdir.
Her ne kadar mahkemece, taraflar arasında şirket ortaklığı dışında müşterek hesap sahibi olunmasını gerektirecek ticari ya da hukuki bir ilişki bulunmadığı gerekçesiyle, hesabın «limited şirket» hesabı olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, aksi ispat olunmadığından tarafların hesap üzerinde eşit pay sahibi olduklarının kabulü gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2005/5813 E., 2005/8367 K.
11. Hukuk Dairesi 2005/5813 E., 2005/8367 K.
BÖLÜNEBİLİR HESAP
MÜŞTEREK HESAP
818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 148 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada (Ankara Asliye Birinci Ticaret Mah-kemesi)nce verilen 20.2.2004 tarih ve 2001/896-2004/45 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı bankanın Ankara Şubesi'nde müvekkiline ait mevduat hesabı bulunduğunu, daha önceden tanıdıkları şube müdürünün öneri ve telkinleri sonucu davacılar adına hazine bonosu alınması amacıyla davacı Şemsettin'in boş bir kağıdı imzalayarak banka müdürüne verdiğini, hazine bonosunun alınamadığını belirten şube müdürünün "imzalı boş kağıdı yırttığını" belirterek davacı Şemsettin önünde bu kağıtları attığını, daha sonra hesabını kontrol eden davacının, hesaptaki paralara 18.4.2001 tarihli mevduat rehni ile T........Inş. Taah. Ltd. Şti.nin borçlarına mahsuben el konulduğunun öğrenildiğini, davalı bankanın hile ile elde olunan boş imzalı kağıdın usulsüz olarak mevduat rehnine dönüştürülmesiyle, davacıların hesabında bulunan 325.000.000.000 TL.na dava dışı şirketin borçlarına mahsuben el konulduğunu, ayrıca mevduat rehninde sadece davacı Şemsettin imzası olup, diğerlerinin imzası olmadığından geçerli olmadığını ileri sürerek şimdilik 325.000.000.000 TL.nin 18.4.2001 tarihinden itibaren %152 faiziyle birlikte, olmadığı takdirde hesabın müşterek hesap olduğu dikkate alınarak davacı Şemsettin dışında kalan diğer davacıların hisselerine düşen 260.000.000.000 TL.nin 18.4.2001 tarihinden itibaren %152 faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı TMSF vekili, aleyhinde açılan davalarda idari yargının görevli olduğunu, S.........A.Ş.nin halen tüzel kişiliği devam ettiğinden müvekkilinehusumet yöneltilmeyeceğim savunarak, davanın reddini istemiştir.
[…].........A.Ş. vekili, davacılar adına açılan müşterek hesabın açılışında davacı Şemsettin tarafından imzalanan "Cari Hesap ve Bankacılık Hizmetleri Genel Sözleşmesi'ne göre, hesap sahiplerinin her birinin tek başına tasarrufta bulunma yetkileri olduğunu, Şemsettin tarafından açtırılan müşterek hesabın teselsüllü müşterek hesap olup, Şemsettin'in tek başına yaptığı tasarrufun yasal olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, mevduat rehni verilmesiyle ilgili belgenin hile ile alındığı, üzerinin anlaşmaya aykırı doldurulduğu konusunda ve Şemsettin'in temyiz kudretinden yoksun olduğu konusunda herhangi bir delil elde edilemediği, dava konusu hesabın müşterek hesap olduğunda bir ihtilaf bulunmadığı, her ne kadar sözleşmede sadece Şemsettin'in imzası mevcut ise de, aile reisi olan Şemsettin'in eşi ve çocuklarını da dahil ederek müşterek bir hesap açtığı ancak eşi ve çocuklarının temsili için banka tarafından vekaletname istendiği ve vekaletnamenin de gönderildiği, bu durumda diğer davacıların, Şemsettin'in açmış olduğu hesap ile ilgili işlemlere icazet verdiklerini kabul etmek gerektiği, diğer davacıların müşterek imza ile paralarını çekilebileceği, yada hesap üzerinde tasarruf edilebileceği konusunda bankaya herhangi bir talimat vermedikleri, bu durumda taraflardan her birinin hesapta tasarruf ederken payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket ettiğinin kabulünün zorunlu olduğu, davacılardan Şemsettin'in mevduat rehni verdiği ve sözleşmenin 1-5.
maddesine göre de tek başına hareket etme imkanına sahip olmasına göre, davacıların davalılardan bir talepte bulunamayacağı, davalı TMSF'na husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 18.4.2001 tarihli mevduat rehni belgesinin davacı ölü Şemsettin'in hile sonucu imzaladığı iddiasını kanıtlamaya elverişli delil bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre, ölü Şemsettin'in payına isabet eden ve mirasçıları olan diğer davacılara intikal eden miktara ve davalı TMSF hakkındaki hükme ilişkin davacılar vekilinin temyiz itirazının reddi ile bu yöne ilişkin hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davacılar Yasemin, M.Hakan, Edibe ve Şehnaz'ın kendi payına ilişkin temyizine gelince; Şemsettin tarafından 14.3.2001 tarihinde Yasemin, M.Hakan, Şemsettin, Edibe ve Şehnaz adına hesap açılması istenilmiş ve böylece dava konusu müşterek hesap beş kişi adına açılmıştır.
Bankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme yetkisine sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve BK.nun 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur. Banka, ortak hesap sahiplerinden birine ödemede bulunma ile, diğer hesap sahibine de ödemede bulunmuş sayılır. Uygulamada hesap cüzdanına ve hesap kartonuna hesabın teselsüllü olduğu yolunda kayıt yazılması yeterli görülmektedir. BK.nun 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumundadır. Müşterek hesapların diğer bir türü de, hesap sahiplerinin müşterek imza ile para çekmeye yetkili oldukları hesaplardır.
Böyle bir hesap tarzında alacaklılar tasarruf yetkilerini sınırlamış olurlar. Müşterek hesap, bir tasarruf kaydını içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf yetkisini birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir. (Prof. Dr. Seza Reisoğlu, Bankalar Kanunu Şerhi, Ankara, 2002, sh 384-386 ve Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Banka Hukukunun Esasları, İstanbul, 1988, sh. 330-331).
Edibe ve Şehnaz tarafından Şemsettin'e verilen 13.3.2001 tarihli vekaletnamede kazandırıcı işlemler için yetki verilmiş olup, hesabın rehnedilmesi konusuda bir yetki verilmemiştir. Tüm davacılar adına açılan müşterek hesaptaki paranın tamamı üzerinde Şemsettin'in tasarruf yetkisi bulunmadığı, davacılar Yasemin, M.Hakan, Edibe ve Şehnaz'ın payına isabet eden kısma ilişkin "mevduat rehni" belgesinin geçersiz olduğunun kabulü ile, davacılar Yasemin, M.Hakan, Edibe ve Şehnaz'ın payına isabet eden miktar yönünden adı geçen davacıların talepte bulunabileceğinin kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle tüm davacılar yönünden davanın reddine karar.verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı Şemsettin'in payına isabet eden ve ölümü ile mirasçılarına intikal eden paya ilişkin dava ve davalı TMSF hakkındaki dava hakkında verilen mahkeme kararının (ONANMASINA), (2) numaralı bette açıklanan nedenlerle davacılar Yasemin, M.Hakan, Edibe ve Şehnaz payına isabet eden kısma ilişkin hükmün adı geçen davacılar yararına (BOZULMASINA), takdir edilen 400.000 YTL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.9.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dava konusu somut olayda, banka hesap kartonunda ve davacılar Yasemin, M.Hakan, Edibe ve Şehnaz tarafından davacı Şemsettin'e verdikleri 13.3.2001 tarihli vekaletnamede, hesabın, teselsüllü müşterek hesap olduğu yolunda bir kayıt bulunmamaktadır. Cari Hesap ve Bankacılık Hizmetleri Genel Sözleşmesi de sadece Şemsettin tarafından imzalanmış olup, diğer davacılar tarafından imzalanmadığı gibi, onlar adına vekaleten imzalandığına dair bir kayıt da bulunmamaktadır. Bu durumda dava konusu hesap, teselsüllü müşterek hesap olmayıp, bölünebilir müşterek hesap olduğundan, davacı Şemsettin ve diğer davacıların paranın tamamında tek başına tasarruf yetkisi bulunmadığı ve tüm hesap sahiplerinin hesaptaki parada eşit oranda pay sahipi olduklarının kabulü gerekir.
Davacılar Yasemin, M.Hakan,
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/16423200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz