Menfi Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4423 E. 2021/5625 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mahkeme dışı ikrar↗ takdiri delil↗ teminat bonosu↗ ihdas nedeni↗ nakden kaydı↗ sebepten mücerretlik↗ yazılı delil ile ispat↗ talil↗ yemin deliline dayanma↗ delil niteliği↗ mücerretlik↗ teminat senedi↗ ciranta↗ yemin delili↗ yazılı delil↗ lehtar↗ yemin↗ ikrar↗ muacceliyet↗ kefalet↗ ispat yükü↗ hamil↗ keşideci↗ bono↗ kefil↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ ibraz↗ teminat↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kefil olduğu ve ödemek zorunda kaldığı miktar nedeniyle borçlu davacıdan dava konusu bonoyu aldığını beyan etmiş olmasının, ihdas nedeni nakten olarak belirtilen dava konusu bononun talil edilmesi niteliğinde olmadığı, davacının bononun teminat niteliğinde olduğu iddiasını yazılı delil ile ispat edemediği gibi yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu bononun 01/10/2014 tanzim, 02/01/2015 ödeme tarihli ve 71.500.-TL bedelli, davacı ...'in keşideci, davalı ...'nın lehtar olduğu, ihdas nedeni olarak “nakden” kaydının bulunduğu, takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerektiği halde; davacının iddiasının sadece davalının 23.10.2014 tarihli kolluk beyanına dayandığı, davalının söz konusu kolluk beyanının muğlak nitelikte ve somut olarak senedin teminat senedi olduğu yönünde açık bir ikrar niteliği taşımadığı gibi; davalının -poliste verdiği bu beyanın mahkeme dışı ikrar niteliğinde olduğu (HGK'nın 26.03.2014 tarih, 2013/13-637 E., 2014/397 K), mahkeme dışı ikrar ise takdiri delil niteliğinde olduğundan diğer deliller ile kanıtlanması gerektiği (HGK'nın 20.04.2016 tarih, 2016/19-269 E, 2016/529 K), davacının başkaca delil de sunmadığı, bu suretle ispat yükü üzerinde olan davacının dava konusu senedin teminat senedi olduğu iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının icra takibine konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Borçlu bononun tarafların iradesi dışında düzenlendiğini veya teminat bonosu olduğunu yazılı delil ile ispatlamalıdır. Somut olayda, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/56628 sayılı soruşturma dosyasında davalının 23.10.2014 tarihli Polis Merkezinde alınan beyanında "… yaklaşık bir yıl önce Şemsettin benim yanıma geldi, hayvan aldığını, şahsın kendisini tanımadığını, benim kefil olmamı istedi, ben de kendisine güvenerek 120.000.-TL borcuna kefil oldum, fakat o gün bugündür Şemsettin borcunu ödemedi, ben kefil olduğum için diğer taraf beni sıkıştırmaktadır, bu borçla alakalı Şemsettin’in bende 71.500.-TL'lik bir senedi vardır, ben uzunca bir süredir Şemsettin'in borcunu ödemesini istiyorum fakat Şemsettin bir türlü borcunu ödemiyor …” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Yukarıda belirtilen beyan dikkate alındığında davalının davaya konu bonoyu davacının dava dışı ...'dan almış olduğu hayvanların bedelinin kefaletine karşı alındığı, kefil (bonoda 1. ciranta ve lehtar) olması nedeniyle dava dışı tarafın kendisini sıkıştırdığını, ancak borcun kendisi tarafından 3. kişi hamile ödendiğine dair bir ikrarda bulunmadığı gibi; bu konuda da herhangi bir ödeme belgesi ibraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının kefil sıfatıyla davacı keşideci boçlunun dava dışı 3. kişiye olan borcunun ödenmediğini ikrar ettiği, icra takip tarihinde bononun teminat fonksiyonunun devam ettiği ve bonoya konu alacağın muaccel olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davalının 23.10.2014 tarihli beyanının yanlış değerlendirmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2005/5813 E. 2005/8367 K.
Ortak:cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaİstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «bononun» 01/10/2014 tanzim, 02/01/2015 ödeme tarihli ve 71.500.-TL bedelli, davacı ...'in «keşideci», davalı ...'nın «lehtar» olduğu, «ihdas nedeni» olarak “«nakden” kaydının» bulunduğu, takip dayanağı senedin «teminat senedi» olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerektiği halde; davacının iddiasının sadece davalının 23.10.2014 tarihli kolluk beyanına dayandığı, davalının söz konusu kolluk beyanının muğlak nitelikte ve somut olarak senedin teminat senedi olduğu yönünde açık bir «ikrar» niteliği taşımadığı gibi; davalının -poliste verdiği bu beyanın mahkeme «dışı ikrar» niteliğinde olduğu (HGK'nın 26.03.2014 tarih, 2013/13-637 E., 2014/397 K), mahkeme dışı ikrar ise «takdiri delil niteliğinde» olduğundan diğer deliller ile kanıtlanması gerektiği (HGK'nın 20.04.2016 tarih, 2016/19-269 E, 2016/529 K), davacının başkaca delil de sunmadığı, bu suretle «ispat yükü» üzerinde olan davacının dava konusu senedin teminat senedi olduğu iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince e …
Benzer bu karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir. (Prof.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasarruf yetkisi · icazet · hile · mirasçılık · geçersizlik · yetki · yetkisizlik kararı · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, mevduat rehni verilmesiyle ilgili belgenin «hile» ile alındığı, üzerinin anlaşmaya aykırı doldurulduğu konusunda ve Şemsettin'in temyiz kudretinden yoksun olduğu konusunda herhangi bir delil elde edilemediği, dava konusu hesabın müşterek hesap olduğunda bir ihtilaf bulunmadığı, her ne kadar sözleşmede sadece Şemsettin'in imzası mevcut ise de, aile reisi olan Şemsettin'in eşi ve çocuklarını da «dahil» ederek müşterek bir hesap açtığı ancak eşi ve çocuklarının «temsili» için banka tarafından vekaletname istendiği ve vekaletnamenin de gönderildiği, bu durumda diğer davacıların, Şemsettin'in açmış olduğu hesap ile ilgili işlemlere «icazet» verdiklerini kabul etmek gerektiği, diğer davacıların müşterek imza ile paralarını çekilebileceği, yada hesap üzerinde tasarruf edilebileceği konusunda bankaya herhangi bir talimat vermedikleri, bu durumda taraflardan her birinin hesapta tasarruf ederken payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket ettiğinin kabulünün zorunlu olduğu, davacılardan Şemsettin'in mevduat rehni verdiği ve sözleşmenin 1-5. maddesine göre de tek başına hareket etme imkanına sahip olmasına göre, davacıların davalılardan bir talepte bulunamayacağı, davalı TMSF'na «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… yanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 18.4.2001 tarihli mevduat rehni belgesinin davacı ölü Şemsettin'in «hile» sonucu imzaladığı iddiasını kanıtlamaya elverişli delil bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre, ölü Şemsettin'in payına isabet eden ve «mirasçıları» olan diğer davacılara intikal eden miktara ve davalı TMSF hakkındaki hükme ilişkin davacılar vekilinin temyiz itirazının reddi ile bu yöne ilişkin hükmün onanmasın …
Tüm davacılar adına açılan müşterek hesaptaki paranın tamamı üzerinde Şemsettin'in «tasarruf yetkisi» bulunmadığı, davacılar Yasemin, M.Hakan, Edibe ve Şehnaz'ın payına isabet eden kısma ilişkin "mevduat rehni" belgesinin «geçersiz» olduğunun kabulü ile, davacılar Yasemin, M.Hakan, Edibe ve Şehnaz'ın payına isabet eden miktar yönünden adı geçen davacıların talepte bulunabileceğinin kabulü ile …
Bankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve BK.nun 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur.
-
Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü | Marka iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18779 E. 2015/4506 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaAncak, mahkemece davanın kabul edilmesine ve davacı taraf kendisini vekil ile «temsil» ettirmesine rağmen davacı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9269 E. 2016/3923 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4423 E. , 2021/5625 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ6. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 09/09/2019 tarih ve 2018/32 E. - 2019/444 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nce verilen 03/12/2019 tarih ve 2019/61 E. - 2019/67 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili aleyhine takibe konulmuş olan 71.500,00 TL bedelli bononun teminat senedi olduğunu, davalının aralarında çıkan tartışma neticesinde kollukta alınan beyanında senedin teminat senedi olduğunu ikrar ettiğini, bedelsiz olan bono nedeni ile davalıya borçlu olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin bono nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitini ve davalının % 20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının ...ile yaptığı alışveriş nedeni ile bu kişiye 120.000,00 TL borçlu olduğunu, müvekkilinin de bu borca kefil olduğunu, borcun davacı tarafından ödenmemesi üzerine icra takibine maruz kalmamak amacıyla müvekkilinin kefil olduğu 120.000,00 TL'lik bu borcun 71.500,00 TL'lik kısmını alacaklısı ...’a ödemek zorunda kaldığını ve yaptığı ödeme nedeni ile davacıdan dava konusu 71.500,00 TL bedelli bonoyu aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kefil olduğu ve ödemek zorunda kaldığı miktar nedeniyle borçlu davacıdan dava konusu bonoyu aldığını beyan etmiş olmasının, ihdas nedeni nakten olarak belirtilen dava konusu bononun talil edilmesi niteliğinde olmadığı, davacının bononun teminat niteliğinde olduğu iddiasını yazılı delil ile ispat edemediği gibi yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu bononun 01/10/2014 tanzim, 02/01/2015 ödeme tarihli ve 71.500.-TL bedelli, davacı ...'in keşideci, davalı ...'nın lehtar olduğu, ihdas nedeni olarak “nakden” kaydının bulunduğu, takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerektiği halde; davacının iddiasının sadece davalının 23.10.2014 tarihli kolluk beyanına dayandığı, davalının söz konusu kolluk beyanının muğlak nitelikte ve somut olarak senedin teminat senedi olduğu yönünde açık bir ikrar niteliği taşımadığı gibi; davalının -poliste verdiği bu beyanın mahkeme dışı ikrar niteliğinde olduğu (HGK'nın 26.03.2014 tarih, 2013/13-637 E., 2014/397 K), mahkeme dışı ikrar ise takdiri delil niteliğinde olduğundan diğer deliller ile kanıtlanması gerektiği (HGK'nın 20.04.2016 tarih, 2016/19-269 E, 2016/529 K), davacının başkaca delil de sunmadığı, bu suretle ispat yükü üzerinde olan davacının dava konusu senedin teminat senedi olduğu iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının icra takibine konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Borçlu bononun tarafların iradesi dışında düzenlendiğini veya teminat bonosu olduğunu yazılı delil ile ispatlamalıdır. Somut olayda, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/56628 sayılı soruşturma dosyasında davalının 23.10.2014 tarihli Polis Merkezinde alınan beyanında "… yaklaşık bir yıl önce Şemsettin benim yanıma geldi, hayvan aldığını, şahsın kendisini tanımadığını, benim kefil olmamı istedi, ben de kendisine güvenerek 120.000.-TL borcuna kefil oldum, fakat o gün bugündür Şemsettin borcunu ödemedi, ben kefil olduğum için diğer taraf beni sıkıştırmaktadır, bu borçla alakalı Şemsettin’in bende 71.500.-TL'lik bir senedi vardır, ben uzunca bir süredir Şemsettin'in borcunu ödemesini istiyorum fakat Şemsettin bir türlü borcunu ödemiyor …” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Yukarıda belirtilen beyan dikkate alındığında davalının davaya konu bonoyu davacının dava dışı ...'dan almış olduğu hayvanların bedelinin kefaletine karşı alındığı, kefil (bonoda 1. ciranta ve lehtar) olması nedeniyle dava dışı tarafın kendisini sıkıştırdığını, ancak borcun kendisi tarafından 3. kişi hamile ödendiğine dair bir ikrarda bulunmadığı gibi; bu konuda da herhangi bir ödeme belgesi ibraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının kefil sıfatıyla davacı keşideci boçlunun dava dışı 3. kişiye olan borcunun ödenmediğini ikrar ettiği, icra takip tarihinde bononun teminat fonksiyonunun devam ettiği ve bonoya konu alacağın muaccel olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davalının 23.10.2014 tarihli beyanının yanlış değerlendirmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21/09/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/696029800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz