Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/673 E. 2014/8020 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['6102/336', '818/41']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasarruf yetkisi↗ taleple bağlılık ilkesi↗ taleple bağlılık↗ borcun üstlenilmesi↗ cy/cy şerhi↗ tmsf↗ garantörlük↗ feragat↗ yetkisizlik kararı↗ yasal faiz↗ cy/cy kaydı↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın devraldığı E.A.Ş’nin o. s. bankta açılan hesapların E. A.Ş’de açılan hesaplarla aynı güvenilirliğe sahip olduğu ve açılan hesapların bankanın garantisinde olduğuna ilişkin telkinlerde bulunduğu, bütün işlemlerin E. A.Ş'nin şubelerinde yürütüldüğü, verilen cüzdanlarda E. adının bulunduğu ve bu nedenle müşterilerde her iki bankanın birbirinin uzantısı olduğu yolunda kanaat oluştuğu ve davalı bankanın bu kanının oluşması için elinden gelen her türlü çabayı gösterdiği, dolayısı ile davacıların yatırdığı paradan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, 1.000,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 179.000 DEM’in yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka ve borcu üstlenen TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalıların sorumluluğunun 818 sayılı BK'nın 41,55. ve 6762 sayılı TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına, zamanaşımı süresinin davacının parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren başlayacak olmasına göre davalı banka ve borcu üstlenen TMSF vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Birden fazla kişi birlikte bir bankada hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme yetkisine sahip olursa, bu hesaba ortak hesap denir ve hesap sahipleri, bankaya karşı […]K’nın 148. maddesi hükmü uyarınca müteselsil alacaklı durumunda olurlar. Banka, ortak hesap sahiplerinden birine ödemede bulunmakla, diğer hesap sahibine de ödemede bulunmuş sayılır. Bankacılık uygulamasında, Teselsüllü Müşterek Hesap adı verilen bu tür mevduat hesabında, hesap sahiplerinden her biri paranın yarı yarıya eşit paylı olarak sahibidirler. Biri, hesaptan para çekerken, payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket ettiği sonucuna varılmalıdır. (YHGK'nın 11.2.1998, 2-40/75 sayılı kararı da bu yöndedir.) Uygulamada hesap cüzdanına ve hesap kartonuna hesabın teselsüllü olduğu yolunda kayıt yazılması yeterli görülmektedir.
Teselsüllü müşterek mevduat hesabında kural bu olmakla beraber, hesap sahiplerinin birlikte imza ile para çekebilecekleri konusunda bankaya talimat vermeleri halinde açılacak bu tür hesaba ise, Birlikte İmzalı Müşterek Hesap adı verilmektedir. Böyle bir hesap tarzında alacaklılar tasarruf yetkilerini sınırlamış olurlar. Müşterek hesap, bir tasarruf kaydını içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf yetkisini birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr. Seza Reisoğlu, Bankalar Kanunu Şerhi, Ankara, 2002, sh 384-386 ve Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Banka Hukukunun Esasları, İstanbul, 1988, sh.330-331; .Prof. Dr. A.S. Yüksel, Bankacılık Hukuku ve İşletmesi, İst. 1986, sh.93 vd.) Dairemizin 02.07.2007 tarih ve 2006/7566 Esas, 2007/10028 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.
Somut olayda, davacılara ait hesap üzerinde her hangi bir tasarruf kaydı iddia ve ispat edilmediğine göre davaya konu 180.000,00 DEM üzerinde asıl ve birleşen davacılar eşit oranda pay sahibidirler. Davacı Nursel tarafından asıl davada, kendi hissesine düşen miktarın şimdilik 1.000,00 TL’si, birleşen davada ise 1790.00 DEM’in tahsili talep edilmiş ve mahkemece, yukarıda yazılı olduğu şekilde asıl davada 1.000,00 TL, birleşen davada 179.000 DEM’in tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, yukarıda açıklandığı üzere anılan hesabın müşterek hesap olduğu ve buna göre hesaptaki para üzerinde davacıların eşit miktarda hak sahibi oldukları göz önüne alındığında her bir davacı için hak sahibi oldukları miktar üzerinden ayrı ayrı alacağa hükmedilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davacı Nursel tarafından asıl davada, kendi hissesine düşen miktarın şimdilik 10.00 TL’si, birleşen davada ise 179.000,00 DEM alacağın Alman Markı olarak tahsili talep edilmiş ve mahkemece, talep gibi hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davacı Nursel tarafından, başlangıçta döviz cinsinden talepte bulunulabilecekken, bu tercih edilmemiş olduğundan, döviz cinsinden talepte bulunma hakkından feragat edilmiş olması nedeniyle davacı Nursel’in bir daha döviz üzerinden talepte bulunması mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı Nursel’in asıl davada alacağını Türk Lirası üzerinden talep etmesi nedeniyle taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde birleşen dava yönünden yukarıda 2 nolu bentte açıklanan ilke doğrultusunda hak sahibi olduğu miktarın Türk Lirası karşılığına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde döviz cinsinden hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7080 E. 2014/14063 K.
Ortak:yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaBirden fazla kişi birlikte bir bankada hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba ortak hesap denir ve hesap sahipleri, bankaya karşı Mülga B.K’nın 148. maddesi hükmü uyarınca müteselsil alacaklı durumunda olurlar.
Müşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
Benzer bu karardaBirden fazla kişi birlikte bir bankada hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba ortak hesap denir ve hesap sahipleri, bankaya karşı B.K 148'nci maddesi hükmü uyarınca müteselsil alacaklı durumunda olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortağı · limited şirket · kâr payı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların 10.06.2008 tarihine kadar «limited şirket ortağı» oldukları, bu ortaklık dışında taraflar arasında müşterek hesap kullanmalarını gerektirecek bir ticari ya da hukuki ilişkinin tespit edilemediği, davacının söz kon …
Biri, hesaptan para çekerken, «payı» oranında kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket ettiği sonucuna varılmalıdır. (YHGK'nın 11.2.1998, 2-40/75 sayılı kararı da bu yöndedir.) Somut uyuşmazıkta, davaya konu hesabın teselsüllü müşterek hesap olduğu taraflar arasında çekişmesizdir.
Her ne kadar mahkemece, taraflar arasında şirket ortaklığı dışında müşterek hesap sahibi olunmasını gerektirecek ticari ya da hukuki bir ilişki bulunmadığı gerekçesiyle, hesabın «limited şirket» hesabı olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, aksi ispat olunmadığından tarafların hesap üzerinde eşit pay sahibi olduklarının kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11005 E. 2015/8461 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · yetkisizlik kararı · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
Birden fazla kişi birlikte bir bankada hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba ortak hesap denir ve hesap sahipleri, bankaya karşı Mülga B.K’nın 148. maddesi hükmü uyarınca müteselsil alacaklı durumunda olurlar.
Böyle bir hesap tarzında alacaklılar «tasarruf yetkilerini» sınırlamış olurlar.
Benzer bu karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
Bankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'nun 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur.
Böyle bir hesap tarzında alacaklılar «tasarruf yetkilerini» sınırlamış olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava dilekçesinin tebliği · bloke · ihbar olunan · sözleşmeye aykırılık · mirasçılık · ihbar · hukuki yarar · eksik inceleme
Benzer bu kararda… nmemesi için tedbir kararı verildiği halde müvekkilinin eşinin hesaptaki paranın büyük bir kısmını çektiğini ve davalı bankanın aradaki sözleşmeye aykırı davranarak «bloke» konulmuş hesaptaki parayı ödemesi nedeniyle kusurlu olduğunu iddia ederek çekilen paranın müvekkiline ödenmesini talep etmiş, mahkemece, davaya konu olan müşterek hesabın davacı tarafından açıldığı ve hesaptaki paranın davacı tarafından yatırıldığı, davalı Banka tarafından tedbir kararına rağmen hesaptaki paranın 4/5’inin dava dışı «ihbar olunana» ödenmesinde davalı bankanın kusurlu olduğu kabul edilerek, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile «ihbar olunan» temyiz etmiştir.
Oysa, davacı vekilince müşterek hesaptaki paranın müvekkili tarafından yatırıldığı ve tedbir kararına rağmen davalı Banka tarafından müşterek hesap sahiplerinden «ihbar olunana» ödenen paranın müvekkiline verilmesi talep edilmiş olup, hesaba yatan paranın kim tarafından yatırıldığının yani hesabın evveliyatının ne olduğunun davalı Banka açısından bir önemi yoktur.
A.., talebe konu davada «ihbar olunan» konumundadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18118 E. 2015/12786 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · yetkisizlik kararı · cy/cy kaydı · Alacak
İncelediğiniz karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
Birden fazla kişi birlikte bir bankada hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba ortak hesap denir ve hesap sahipleri, bankaya karşı Mülga B.K’nın 148. maddesi hükmü uyarınca müteselsil alacaklı durumunda olurlar.
Böyle bir hesap tarzında alacaklılar «tasarruf yetkilerini» sınırlamış olurlar.
Benzer bu karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
Bankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve BK'nın 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur.
Böyle bir hesap tarzında alacaklılar «tasarruf yetkilerini» sınırlamış olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar nisabı · sınırlı sorumluluk · müktesep hak · mirasçılık · vekalet ücreti
Benzer bu kararda3- Ayrıca, davacılar vekili davalı bankaların uhdesinde bulunan miktarlarla «sınırlı sorumlu» olmak kaydıyla 60.000 TL’nin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş olup, mahkemece dava dilekçesinde talep edilen toplam miktarın kabul ve red oranı dikkate alınarak, reddedilen toplam miktar üzerinden hesap edilecek «vekalet ücretinin», davalı bankalar yönünden reddedilen miktara isabet eden kısım üzerinden tüm davalılara, bunun dışında reddedilen miktar bakımından ise davalı bankalar dışındaki d …
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamlarına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu bankalardan çekilen meblağların murisin tasarruf «nisabı» içerisinde değerlendirilmesi veya belgelenmediğinden murisin tedavisi için kullanıldığı savunmasının yerinde görülmediği, D..
A..'nin sorumlu tutulamayacakları, Yargıtay bozma ilamına uyulmakla davalılar lehine usulü «müktesep hak» doğduğu kuralı da gözönüne alınarak hesabın teselsüllü müşterek hesabı olduğunun kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle 9.718,78 TL'nin davalılar M.Nedim A.. ve G..
2- Dava, muris Necmi G..'e ait banka hesaplarından murisin ölümünden önce hastalığı döneminde şuurunun yerinde olmadığı dönemde «mirasçısı» davacılardan para kaçırmak amacıyla işlemler yapıldığı ve davacıların zarara uğratıldığı iddiasıyla açılan alacak davasıdır.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14914 E. 2015/75 K.
Ortak:yetkisizlik kararı · Alacak
İncelediğiniz karardaBirden fazla kişi birlikte bir bankada hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba ortak hesap denir ve hesap sahipleri, bankaya karşı Mülga B.K’nın 148. maddesi hükmü uyarınca müteselsil alacaklı durumunda olurlar.
Müşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
Benzer bu kararda1-Birden fazla kişi birlikte bir bankada hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba ortak hesap denir ve hesap sahipleri, bankaya karşı BK'nın 148. maddesi hükmü uyarınca müteselsil alacaklı durumunda olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava açma ehliyeti · taraf ehliyeti · temerrüt faizi · haksız fiil · kâr payı · havale · ıslah · temerrüt
Benzer bu kararda2-Kabule göre de; davacı, davalı tarafından kandırılarak parasının.....Bankası'na gönderildiğini iddia etmek suretiyle davalının «haksız fiiline» dayanmasına ve davalının davacıya karşı sorumluluğunun akdi ilişkiden kaynaklanmamasına göre, Off Shore Bankası'na yatırılan ana paraya yatırılma tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesine karar verilmesi gerekirken dava değerinin «ıslah» edildiği gerekçesiyle ıslah edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru olmamış, temyiz edilen hükmün bu nedenle davacı yararına b …
Biri, hesaptan para çekerken, «payı» oranında kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket ettiği sonucuna varılmalıdır. (YHGK'nın 11.2.1998, 2-40/75 sayılı kararı da bu yöndedir.) Somut uyuşmazlıkta, davaya konu..... hesabının açılmasına ilişkin 09.11.1999 tarihli «havale» talimatının davacı ve......tarafından imzalandığı, bu doğrultuda davacı ve dava dışı İhsan ...... adına......... şubesinde açılmış ortak hesaptan....
Şubesi'ndeki hesabın teselsüllü müşterek hesap olup olmadığı araştırılıp, davacının dava konusu paranın tamamana ilişkin olarak tek başına dava «açma ehliyetinin» bulunup bulunmadığı hususu değerlendirilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle temyiz eden daval...... ve fer'i müdahil TMSF yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9237 E. 2012/16634 K.
Ortak:cy/cy kaydı · Alacak
İncelediğiniz karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
Somut olayda, davacılara ait hesap üzerinde her hangi bir tasarruf «kaydı» iddia ve ispat edilmediğine göre davaya konu 180.000,00 DEM üzerinde asıl ve birleşen davacılar eşit oranda pay sahibidirler.
Benzer bu karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa bu durumda bölünebilir hesap söz konusu olup, hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabülü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur · vekalet ücreti · temsil · husumet
Benzer bu kararda… paranın tamamını çeken ...'a karşı şartlar oluşması halinde veraset ilamındaki oranla sınırlı olmak üzere davacıların dava açma hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine, davalı her ne kadar kendisini vekil ile «temsil» ettirmiş ise de davanın açılmasına kendi «kusuru» ile sebebiyet verdiğinden «vekalet ücreti» taktirine yer olmadığına karar verilmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2005/5813 E. 2005/8367 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · yetkisizlik kararı · cy/cy kaydı · Alacak
İncelediğiniz karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
Birden fazla kişi birlikte bir bankada hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba ortak hesap denir ve hesap sahipleri, bankaya karşı Mülga B.K’nın 148. maddesi hükmü uyarınca müteselsil alacaklı durumunda olurlar.
Böyle bir hesap tarzında alacaklılar «tasarruf yetkilerini» sınırlamış olurlar.
Benzer bu karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir. (Prof.
Bankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve BK.nun 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur.
Böyle bir hesap tarzında alacaklılar «tasarruf yetkilerini» sınırlamış olurlar.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:icazet · hile · mirasçılık · geçersizlik · yetki · dahili dava · temsil · husumet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, mevduat rehni verilmesiyle ilgili belgenin «hile» ile alındığı, üzerinin anlaşmaya aykırı doldurulduğu konusunda ve Şemsettin'in temyiz kudretinden yoksun olduğu konusunda herhangi bir delil elde edilemediği, dava konusu hesabın müşterek hesap olduğunda bir ihtilaf bulunmadığı, her ne kadar sözleşmede sadece Şemsettin'in imzası mevcut ise de, aile reisi olan Şemsettin'in eşi ve çocuklarını da «dahil» ederek müşterek bir hesap açtığı ancak eşi ve çocuklarının «temsili» için banka tarafından vekaletname istendiği ve vekaletnamenin de gönderildiği, bu durumda diğer davacıların, Şemsettin'in açmış olduğu hesap ile ilgili işlemlere «icazet» verdiklerini kabul etmek gerektiği, diğer davacıların müşterek imza ile paralarını çekilebileceği, yada hesap üzerinde tasarruf edilebileceği konusunda bankaya herhangi bir talimat vermedikleri, bu durumda taraflardan her birinin hesapta tasarruf ederken payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket ettiğinin kabulünün zorunlu olduğu, davacılardan Şemsettin'in mevduat rehni verdiği ve sözleşmenin 1-5. maddesine göre de tek başına hareket etme imkanına sahip olmasına göre, davacıların davalılardan bir talepte bulunamayacağı, davalı TMSF'na «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… yanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 18.4.2001 tarihli mevduat rehni belgesinin davacı ölü Şemsettin'in «hile» sonucu imzaladığı iddiasını kanıtlamaya elverişli delil bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre, ölü Şemsettin'in payına isabet eden ve «mirasçıları» olan diğer davacılara intikal eden miktara ve davalı TMSF hakkındaki hükme ilişkin davacılar vekilinin temyiz itirazının reddi ile bu yöne ilişkin hükmün onanmasın …
Edibe ve Şehnaz tarafından Şemsettin'e verilen 13.3.2001 tarihli vekaletnamede kazandırıcı işlemler için «yetki» verilmiş olup, hesabın rehnedilmesi konusuda bir yetki verilmemiştir.
Tüm davacılar adına açılan müşterek hesaptaki paranın tamamı üzerinde Şemsettin'in «tasarruf yetkisi» bulunmadığı, davacılar Yasemin, M.Hakan, Edibe ve Şehnaz'ın payına isabet eden kısma ilişkin "mevduat rehni" belgesinin «geçersiz» olduğunun kabulü ile, davacılar Yasemin, M.Hakan, Edibe ve Şehnaz'ın payına isabet eden miktar yönünden adı geçen davacıların talepte bulunabileceğinin kabulü ile …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/673 E. , 2014/8020 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 09/10/2012
NUMARASI 2011/319-2012/230
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/10/2012 tarih ve 2011/319-2012/230 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı banka ve borcu üstlenen TMSF vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 29/04/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl-birleşen davada davalılardan I. Bank A.Ş. vekili Av. E. I.ve TMSF vekili Av. G. A. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının devraldığı E. A.Ş’nin yaptığı reklamların tesiri ve yönlendirmesi ile müvekkilinin eşi ile birlikte davalı bankanın Marmaris Şubesi’ne 08.09.1999 tarihinde 180.000 DEM yatırdıklarını, bir süre sonra parayı çekmeye gittiklerinde bankaya TMSF tarafından elkonulduğunu öğrendiklerini, talep edilmesine rağmen paranın verilmediğini ileri sürerek, şimdilik 1.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen dava da ise, müvekkillerinin davalı bankaya yatırdıkları 180.000 DEM’in temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka ve TMSF vekili, zamanaşımı defi ile birlikte, davacının talep ettiği paranın dava dışı E.O.-S. Limited'e havale edildiğini, alacağın bu bankadan talep edilmesi gerektiğini, davacıların daha fazla faiz getirisi olduğu için kendi istekleri ile paralarını anılan bankaya havale ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın devraldığı E.A.Ş’nin o. s. bankta açılan hesapların E. A.Ş’de açılan hesaplarla aynı güvenilirliğe sahip olduğu ve açılan hesapların bankanın garantisinde olduğuna ilişkin telkinlerde bulunduğu, bütün işlemlerin E. A.Ş'nin şubelerinde yürütüldüğü, verilen cüzdanlarda E. adının bulunduğu ve bu nedenle müşterilerde her iki bankanın birbirinin uzantısı olduğu yolunda kanaat oluştuğu ve davalı bankanın bu kanının oluşması için elinden gelen her türlü çabayı gösterdiği, dolayısı ile davacıların yatırdığı paradan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, 1.000,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 179.000 DEM’in yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka ve borcu üstlenen TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalıların sorumluluğunun 818 sayılı BK'nın 41,55. ve 6762 sayılı TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına, zamanaşımı süresinin davacının parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren başlayacak olmasına göre davalı banka ve borcu üstlenen TMSF vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Birden fazla kişi birlikte bir bankada hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme yetkisine sahip olursa, bu hesaba ortak hesap denir ve hesap sahipleri, bankaya karşı […]K’nın 148. maddesi hükmü uyarınca müteselsil alacaklı durumunda olurlar. Banka, ortak hesap sahiplerinden birine ödemede bulunmakla, diğer hesap sahibine de ödemede bulunmuş sayılır. Bankacılık uygulamasında, Teselsüllü Müşterek Hesap adı verilen bu tür mevduat hesabında, hesap sahiplerinden her biri paranın yarı yarıya eşit paylı olarak sahibidirler. Biri, hesaptan para çekerken, payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket ettiği sonucuna varılmalıdır. (YHGK'nın 11.2.1998, 2-40/75 sayılı kararı da bu yöndedir.) Uygulamada hesap cüzdanına ve hesap kartonuna hesabın teselsüllü olduğu yolunda kayıt yazılması yeterli görülmektedir.
Teselsüllü müşterek mevduat hesabında kural bu olmakla beraber, hesap sahiplerinin birlikte imza ile para çekebilecekleri konusunda bankaya talimat vermeleri halinde açılacak bu tür hesaba ise, Birlikte İmzalı Müşterek Hesap adı verilmektedir. Böyle bir hesap tarzında alacaklılar tasarruf yetkilerini sınırlamış olurlar. Müşterek hesap, bir tasarruf kaydını içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf yetkisini birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr. Seza Reisoğlu, Bankalar Kanunu Şerhi, Ankara, 2002, sh 384-386 ve Prof.
Dr. Ünal Tekinalp, Banka Hukukunun Esasları, İstanbul, 1988, sh.330-331; .Prof. Dr. A.S. Yüksel, Bankacılık Hukuku ve İşletmesi, İst. 1986, sh.93 vd.) Dairemizin 02.07.2007 tarih ve 2006/7566 Esas, 2007/10028 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.
Somut olayda, davacılara ait hesap üzerinde her hangi bir tasarruf kaydı iddia ve ispat edilmediğine göre davaya konu 180.000,00 DEM üzerinde asıl ve birleşen davacılar eşit oranda pay sahibidirler. Davacı Nursel tarafından asıl davada, kendi hissesine düşen miktarın şimdilik 1.000,00 TL’si, birleşen davada ise 1790.00 DEM’in tahsili talep edilmiş ve mahkemece, yukarıda yazılı olduğu şekilde asıl davada 1.000,00 TL, birleşen davada 179.000 DEM’in tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, yukarıda açıklandığı üzere anılan hesabın müşterek hesap olduğu ve buna göre hesaptaki para üzerinde davacıların eşit miktarda hak sahibi oldukları göz önüne alındığında her bir davacı için hak sahibi oldukları miktar üzerinden ayrı ayrı alacağa hükmedilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davacı Nursel tarafından asıl davada, kendi hissesine düşen miktarın şimdilik 10.00 TL’si, birleşen davada ise 179.000,00 DEM alacağın Alman Markı olarak tahsili talep edilmiş ve mahkemece, talep gibi hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davacı Nursel tarafından, başlangıçta döviz cinsinden talepte bulunulabilecekken, bu tercih edilmemiş olduğundan, döviz cinsinden talepte bulunma hakkından feragat edilmiş olması nedeniyle davacı Nursel’in bir daha döviz üzerinden talepte bulunması mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı Nursel’in asıl davada alacağını Türk Lirası üzerinden talep etmesi nedeniyle taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde birleşen dava yönünden yukarıda 2 nolu bentte açıklanan ilke doğrultusunda hak sahibi olduğu miktarın Türk Lirası karşılığına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde döviz cinsinden hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı banka ve borcu üstlenen TMSF vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) no'lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı banka ve TMSF yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen dava davacılarından alınarak asıl ve birleşen dava davalılarına verilmesine, 29/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101888100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz