Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/11005 E. 2015/8461 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasarruf yetkisi↗ süre hesabı↗ dava dilekçesinin tebliği↗ bloke↗ ihbar olunan↗ sözleşmeye aykırılık↗ cy/cy şerhi↗ mirasçılık↗ ihbar↗ hukuki yarar↗ yetkisizlik kararı↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu müşterek hesabın evvelinde davacı tarafından açıldığı, hesapta bulunan paraların davacı tarafından yatırıldığı, münferit hesabın daha sonra müşterek hesaba dönüştürüldüğü, Kadıköy 1. Aile Mahkemesinin 2008/213 Esas sayılı dosyası ile açılan boşanma davasında hesaptaki paranın çekilmemesi için tedbir kararı verildiği, ancak davalı bankanın tedbir kararına rağmen davacının eski eşine davacının hissesi dışındaki parayı ödemesinin tedbir kararına aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile ihbar olunan temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacının da kullanım hakkına sahip olduğu davalı Banka nezdindeki müşterek hesaba mahkemece konulan blokeye rağmen davalı banka tarafından müşterek hesap sahiplerinden birisine yapılan ödemenin haksız olduğu iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Bankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme yetkisine sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'nun 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur. Banka, ortak hesap sahiplerinden birine ödemede bulunma ile diğer hesap sahibine de ödemede bulunmuş sayılır. Uygulamada hesap cüzdanına ve hesap kartonuna hesabın teselsüllü olduğu yolunda kayıt yazılması yeterli görülmektedir. Müşterek hesapların diğer bir türü de, hesap sahiplerinin müşterek imza ile para çekmeye yetkili oldukları hesaplardır. Böyle bir hesap tarzında alacaklılar tasarruf yetkilerini sınırlamış olurlar. Müşterek hesap, bir tasarruf kaydını içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf yetkisini birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr. Seza Reisoğlu, Bankalar Kanunu Şerhi, Ankara, 2002, sh 384-386 ve Prof.Dr. Ünal Tekinalp, Banka Hukukunun Esasları, İstanbul, 1988, sh.330-331). Nezdindeki hesabın niteliğine uygun düşmeyen ödemelerden dolayı banka, aleyhine ödemede bulunulan hesap sahibine (veya mirasçılarına) karşı sorumludur.
Somut olayda, dosya içindeki müşterek hesap sözleşmesi içeriğinden müşterek hesabın teselsüllü olduğu, yani her bir müşterek hesap sahibinin tek başına hesaptaki tüm parayı çekme yetkisinin olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili, müvekkilinin tüm birikimlerini davalı nezdinde açtığı hesapta değerlendirdiğini, bir süre sonra hesabın müvekkilinin talebi ile müşterek hesaba dönüştürüldüğünü ve müşterek hesaptaki paranın tamamının müvekkili tarafından hesaba yatırıldığını, müvekkilinin eşi tarafından açılan boşanma davasında mahkemece hesaptaki paranın ödenmemesi için tedbir kararı verildiği halde müvekkilinin eşinin hesaptaki paranın büyük bir kısmını çektiğini ve davalı bankanın aradaki sözleşmeye aykırı davranarak bloke konulmuş hesaptaki parayı ödemesi nedeniyle kusurlu olduğunu iddia ederek çekilen paranın müvekkiline ödenmesini talep etmiş, mahkemece, davaya konu olan müşterek hesabın davacı tarafından açıldığı ve hesaptaki paranın davacı tarafından yatırıldığı, davalı Banka tarafından tedbir kararına rağmen hesaptaki paranın 4/5’inin dava dışı ihbar olunana ödenmesinde davalı bankanın kusurlu olduğu kabul edilerek, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davacı vekilince müşterek hesaptaki paranın müvekkili tarafından yatırıldığı ve tedbir kararına rağmen davalı Banka tarafından müşterek hesap sahiplerinden ihbar olunana ödenen paranın müvekkiline verilmesi talep edilmiş olup, hesaba yatan paranın kim tarafından yatırıldığının yani hesabın evveliyatının ne olduğunun davalı Banka açısından bir önemi yoktur. Bu husus ancak müşterek hesap sahiplerine veya hesaptan parayı çekene karşı ileri sürülebilir. Davacı, davalı Bankaya karşı müşterek hesap sözleşmesine aykırılık nedenine dayalı olarak hatalı ödenen paranın kendisine değil ancak müşterek hesaba iadesini isteyebilir.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak hesabın kaynağına inilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- İhbar olunan M.. A.. vekilinin temyiz istemine gelince; bir davada kararı temyiz hakkı, yalnız taraflara veya hüküm ile kendisine mükellefiyet yüklenen veya bir hakkı ihlal edilen kimseye veyahut kanunun açıkça belirttiği mercilere aittir.
Temyiz isteminde bulunan M.. A.., talebe konu davada ihbar olunan konumundadır. İhbar dilekçesinin tebliğine rağmen, davaya müdahale etmediği gibi ihbar eden tarafın temsilcisi olarak da davaya katılmamıştır. Mahkemece, aleyhine de hüküm kurulmamıştır. O halde, ihbar olunan M.. A.. vekilinin kararı temyiz etmede hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18118 E. 2015/12786 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · mirasçılık · yetkisizlik kararı · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
Bankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'nun 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur.
Böyle bir hesap tarzında alacaklılar «tasarruf yetkilerini» sınırlamış olurlar.
Benzer bu karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
2- Dava, muris Necmi G..'e ait banka hesaplarından murisin ölümünden önce hastalığı döneminde şuurunun yerinde olmadığı dönemde «mirasçısı» davacılardan para kaçırmak amacıyla işlemler yapıldığı ve davacıların zarara uğratıldığı iddiasıyla açılan alacak davasıdır.
Bankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve BK'nın 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar nisabı · sınırlı sorumluluk · müktesep hak · vekalet ücreti
Benzer bu kararda3- Ayrıca, davacılar vekili davalı bankaların uhdesinde bulunan miktarlarla «sınırlı sorumlu» olmak kaydıyla 60.000 TL’nin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş olup, mahkemece dava dilekçesinde talep edilen toplam miktarın kabul ve red oranı dikkate alınarak, reddedilen toplam miktar üzerinden hesap edilecek «vekalet ücretinin», davalı bankalar yönünden reddedilen miktara isabet eden kısım üzerinden tüm davalılara, bunun dışında reddedilen miktar bakımından ise davalı bankalar dışındaki d …
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamlarına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu bankalardan çekilen meblağların murisin tasarruf «nisabı» içerisinde değerlendirilmesi veya belgelenmediğinden murisin tedavisi için kullanıldığı savunmasının yerinde görülmediği, D..
A..'nin sorumlu tutulamayacakları, Yargıtay bozma ilamına uyulmakla davalılar lehine usulü «müktesep hak» doğduğu kuralı da gözönüne alınarak hesabın teselsüllü müşterek hesabı olduğunun kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle 9.718,78 TL'nin davalılar M.Nedim A.. ve G..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2005/5813 E. 2005/8367 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · mirasçılık · yetkisizlik kararı · cy/cy kaydı · temsil · dava şartı
İncelediğiniz karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
Bankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'nun 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur.
Böyle bir hesap tarzında alacaklılar «tasarruf yetkilerini» sınırlamış olurlar.
Benzer bu karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir. (Prof.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, mevduat rehni verilmesiyle ilgili belgenin «hile» ile alındığı, üzerinin anlaşmaya aykırı doldurulduğu konusunda ve Şemsettin'in temyiz kudretinden yoksun olduğu konusunda herhangi bir delil elde edilemediği, dava konusu hesabın müşterek hesap olduğunda bir ihtilaf bulunmadığı, her ne kadar sözleşmede sadece Şemsettin'in imzası mevcut ise de, aile reisi olan Şemsettin'in eşi ve çocuklarını da «dahil» ederek müşterek bir hesap açtığı ancak eşi ve çocuklarının «temsili» için banka tarafından vekaletname istendiği ve vekaletnamenin de gönderildiği, bu durumda diğer davacıların, Şemsettin'in açmış olduğu hesap ile ilgili işlemlere «icazet» verdiklerini kabul etmek gerektiği, diğer davacıların müşterek imza ile paralarını çekilebileceği, yada hesap üzerinde tasarruf edilebileceği konusunda bankaya herhangi bir talimat vermedikleri, bu durumda taraflardan her birinin hesapta tasarruf ederken payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket ettiğinin kabulünün zorunlu olduğu, davacılardan Şemsettin'in mevduat rehni verdiği ve sözleşmenin 1-5. maddesine göre de tek başına hareket etme imkanına sahip olmasına göre, davacıların davalılardan bir talepte bulunamayacağı, davalı TMSF'na «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… yanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 18.4.2001 tarihli mevduat rehni belgesinin davacı ölü Şemsettin'in «hile» sonucu imzaladığı iddiasını kanıtlamaya elverişli delil bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre, ölü Şemsettin'in payına isabet eden ve «mirasçıları» olan diğer davacılara intikal eden miktara ve davalı TMSF hakkındaki hükme ilişkin davacılar vekilinin temyiz itirazının reddi ile bu yöne ilişkin hükmün onanmasın …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:icazet · hile · geçersizlik · yetki · dahili dava · husumet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, mevduat rehni verilmesiyle ilgili belgenin «hile» ile alındığı, üzerinin anlaşmaya aykırı doldurulduğu konusunda ve Şemsettin'in temyiz kudretinden yoksun olduğu konusunda herhangi bir delil elde edilemediği, dava konusu hesabın müşterek hesap olduğunda bir ihtilaf bulunmadığı, her ne kadar sözleşmede sadece Şemsettin'in imzası mevcut ise de, aile reisi olan Şemsettin'in eşi ve çocuklarını da «dahil» ederek müşterek bir hesap açtığı ancak eşi ve çocuklarının «temsili» için banka tarafından vekaletname istendiği ve vekaletnamenin de gönderildiği, bu durumda diğer davacıların, Şemsettin'in açmış olduğu hesap ile ilgili işlemlere «icazet» verdiklerini kabul etmek gerektiği, diğer davacıların müşterek imza ile paralarını çekilebileceği, yada hesap üzerinde tasarruf edilebileceği konusunda bankaya herhangi bir talimat vermedikleri, bu durumda taraflardan her birinin hesapta tasarruf ederken payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket ettiğinin kabulünün zorunlu olduğu, davacılardan Şemsettin'in mevduat rehni verdiği ve sözleşmenin 1-5. maddesine göre de tek başına hareket etme imkanına sahip olmasına göre, davacıların davalılardan bir talepte bulunamayacağı, davalı TMSF'na «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… yanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 18.4.2001 tarihli mevduat rehni belgesinin davacı ölü Şemsettin'in «hile» sonucu imzaladığı iddiasını kanıtlamaya elverişli delil bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre, ölü Şemsettin'in payına isabet eden ve «mirasçıları» olan diğer davacılara intikal eden miktara ve davalı TMSF hakkındaki hükme ilişkin davacılar vekilinin temyiz itirazının reddi ile bu yöne ilişkin hükmün onanmasın …
Edibe ve Şehnaz tarafından Şemsettin'e verilen 13.3.2001 tarihli vekaletnamede kazandırıcı işlemler için «yetki» verilmiş olup, hesabın rehnedilmesi konusuda bir yetki verilmemiştir.
Tüm davacılar adına açılan müşterek hesaptaki paranın tamamı üzerinde Şemsettin'in «tasarruf yetkisi» bulunmadığı, davacılar Yasemin, M.Hakan, Edibe ve Şehnaz'ın payına isabet eden kısma ilişkin "mevduat rehni" belgesinin «geçersiz» olduğunun kabulü ile, davacılar Yasemin, M.Hakan, Edibe ve Şehnaz'ın payına isabet eden miktar yönünden adı geçen davacıların talepte bulunabileceğinin kabulü ile …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/673 E. 2014/8020 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · yetkisizlik kararı · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
Bankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'nun 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur.
Böyle bir hesap tarzında alacaklılar «tasarruf yetkilerini» sınırlamış olurlar.
Benzer bu karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
Birden fazla kişi birlikte bir bankada hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba ortak hesap denir ve hesap sahipleri, bankaya karşı Mülga B.K’nın 148. maddesi hükmü uyarınca müteselsil alacaklı durumunda olurlar.
Böyle bir hesap tarzında alacaklılar «tasarruf yetkilerini» sınırlamış olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık ilkesi · taleple bağlılık · borcun üstlenilmesi · garantörlük · feragat · yasal faiz · zamanaşımı
Benzer bu kararda… lmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalıların sorumluluğunun 818 sayılı BK'nın 41,55. ve 6762 sayılı TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına, «zamanaşımı» süresinin davacının parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren başlayacak olmasına göre davalı banka ve «borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı Nursel’in asıl davada alacağını Türk Lirası üzerinden talep etmesi nedeniyle «taleple bağlılık ilkesi» çerçevesinde birleşen dava yönünden yukarıda 2 nolu bentte açıklanan ilke doğrultusunda hak sahibi olduğu miktarın Türk Lirası karşılığına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde döviz cinsinden hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
A.Ş’de açılan hesaplarla aynı güvenilirliğe sahip olduğu ve açılan hesapların bankanın «garantisinde» olduğuna ilişkin telkinlerde bulunduğu, bütün işlemlerin E.
… elinden gelen her türlü çabayı gösterdiği, dolayısı ile davacıların yatırdığı paradan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, 1.000,00 TL’nin «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 179.000 DEM’in yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9237 E. 2012/16634 K.
Ortak:cy/cy kaydı · temsil · dava şartı
İncelediğiniz karardaMüşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
İhbar «dilekçesinin tebliğine» rağmen, davaya müdahale etmediği gibi «ihbar» eden tarafın «temsilcisi» olarak da davaya katılmamıştır.
Benzer bu kararda… paranın tamamını çeken ...'a karşı şartlar oluşması halinde veraset ilamındaki oranla sınırlı olmak üzere davacıların dava açma hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine, davalı her ne kadar kendisini vekil ile «temsil» ettirmiş ise de davanın açılmasına kendi «kusuru» ile sebebiyet verdiğinden «vekalet ücreti» taktirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Müşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa bu durumda bölünebilir hesap söz konusu olup, hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabülü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur · vekalet ücreti · husumet
Benzer bu kararda… paranın tamamını çeken ...'a karşı şartlar oluşması halinde veraset ilamındaki oranla sınırlı olmak üzere davacıların dava açma hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine, davalı her ne kadar kendisini vekil ile «temsil» ettirmiş ise de davanın açılmasına kendi «kusuru» ile sebebiyet verdiğinden «vekalet ücreti» taktirine yer olmadığına karar verilmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7080 E. 2014/14063 K.
Ortak:yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaBankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'nun 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur.
Müşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr.
Somut olayda, dosya içindeki müşterek hesap sözleşmesi içeriğinden müşterek hesabın teselsüllü olduğu, yani her bir müşterek hesap sahibinin tek başına hesaptaki tüm parayı çekme «yetkisinin» olduğu anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaBirden fazla kişi birlikte bir bankada hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme «yetkisine» sahip olursa, bu hesaba ortak hesap denir ve hesap sahipleri, bankaya karşı B.K 148'nci maddesi hükmü uyarınca müteselsil alacaklı durumunda olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortağı · limited şirket · kâr payı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların 10.06.2008 tarihine kadar «limited şirket ortağı» oldukları, bu ortaklık dışında taraflar arasında müşterek hesap kullanmalarını gerektirecek bir ticari ya da hukuki ilişkinin tespit edilemediği, davacının söz kon …
Biri, hesaptan para çekerken, «payı» oranında kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket ettiği sonucuna varılmalıdır. (YHGK'nın 11.2.1998, 2-40/75 sayılı kararı da bu yöndedir.) Somut uyuşmazıkta, davaya konu hesabın teselsüllü müşterek hesap olduğu taraflar arasında çekişmesizdir.
Her ne kadar mahkemece, taraflar arasında şirket ortaklığı dışında müşterek hesap sahibi olunmasını gerektirecek ticari ya da hukuki bir ilişki bulunmadığı gerekçesiyle, hesabın «limited şirket» hesabı olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, aksi ispat olunmadığından tarafların hesap üzerinde eşit pay sahibi olduklarının kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12013 E. 2010/1736 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak · bankacılık işlemleri · yetki
Benzer bu karardaDava, «bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak» istemine ilişkindir.
Ayrıca, dosya kapsamından davacı ile davalılardan banka arasında yapılan yatırım sözleşmesinde diğer davalıya veya bankanın başka bir çalışanına davacının parasını çekme konusunda özel bir «yetki» verilmeyip,sadece işlemlerin davacı yararına yerine getirilmesine yönelik yetkilerin tanındığı anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/11005 E. , 2015/8461 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ GEBZE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 20/03/2014
NUMARASI 2008/215-2014/210
Taraflar arasında görülen davada Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/03/2014 tarih ve 2008/215-2014/210 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve ihbar olunan tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02.06.2015 günü hazır bulunan davacı asil H.. A.., davacı vekili Av. M. N.Ö. davalı TEB A.Ş. vekilleri Av. S. A., Av. I.. A.. ile Av. B.L., ihbar olunan asil M.. A.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde kardeşi, eski eşi, eski eşinin anne ve babasının birlikte kullandığı müşterek hesabının bulunduğunu, müvekkili hakkında eski eşi tarafından açılan boşanma davasında müvekkili hesaplarına tedbir konulduğunu, ancak davalı Banka tarafından müşterek hesapta bulunan 297.989,87 USD’nin 238.391,90 USD’sinin müvekkilinin eski eşine ödendiğini, davalı bankanın taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, bu nedenle müvekkilinin uğramış olduğu zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 238.391,90 USD’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aile mahkemesi tarafından davacının hesapları üzerine tedbir kararı verildiğini, diğer müşterek hesap sahipleri aleyhine tedbir kararının bulunmadığını, bu nedenle müşterek hesaptaki davacı hissesine düşen kısım dışındaki paranın çekildiğini, davacının bir zararının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İhbar olunan davacının eski eşi M. A., müşterek hesap sözleşmesine göre tüm hesap sahiplerinin tek başlarına hesaplar üzerinde işlem yapma yetkilerinin bulunduğunu, davacının hissesinin bırakılarak hesaptaki diğer paranın çekilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu müşterek hesabın evvelinde davacı tarafından açıldığı, hesapta bulunan paraların davacı tarafından yatırıldığı, münferit hesabın daha sonra müşterek hesaba dönüştürüldüğü, Kadıköy 1. Aile Mahkemesinin 2008/213 Esas sayılı dosyası ile açılan boşanma davasında hesaptaki paranın çekilmemesi için tedbir kararı verildiği, ancak davalı bankanın tedbir kararına rağmen davacının eski eşine davacının hissesi dışındaki parayı ödemesinin tedbir kararına aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile ihbar olunan temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacının da kullanım hakkına sahip olduğu davalı Banka nezdindeki müşterek hesaba mahkemece konulan blokeye rağmen davalı banka tarafından müşterek hesap sahiplerinden birisine yapılan ödemenin haksız olduğu iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Bankacılıkta birden fazla kişi birlikte hesap açtırır ve her biri tek başına hesaptan para çekme yetkisine sahip olursa, bu hesaba teselsüllü ortak hesap (müşterek hesap) denir ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'nun 148. maddesi gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumunda olur. Banka, ortak hesap sahiplerinden birine ödemede bulunma ile diğer hesap sahibine de ödemede bulunmuş sayılır. Uygulamada hesap cüzdanına ve hesap kartonuna hesabın teselsüllü olduğu yolunda kayıt yazılması yeterli görülmektedir. Müşterek hesapların diğer bir türü de, hesap sahiplerinin müşterek imza ile para çekmeye yetkili oldukları hesaplardır. Böyle bir hesap tarzında alacaklılar tasarruf yetkilerini sınırlamış olurlar.
Müşterek hesap, bir tasarruf kaydını içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf yetkisini birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof.Dr. Seza Reisoğlu, Bankalar Kanunu Şerhi, Ankara, 2002, sh 384-386 ve Prof.Dr. Ünal Tekinalp, Banka Hukukunun Esasları, İstanbul, 1988, sh.330-331). Nezdindeki hesabın niteliğine uygun düşmeyen ödemelerden dolayı banka, aleyhine ödemede bulunulan hesap sahibine (veya mirasçılarına) karşı sorumludur.
Somut olayda, dosya içindeki müşterek hesap sözleşmesi içeriğinden müşterek hesabın teselsüllü olduğu, yani her bir müşterek hesap sahibinin tek başına hesaptaki tüm parayı çekme yetkisinin olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili, müvekkilinin tüm birikimlerini davalı nezdinde açtığı hesapta değerlendirdiğini, bir süre sonra hesabın müvekkilinin talebi ile müşterek hesaba dönüştürüldüğünü ve müşterek hesaptaki paranın tamamının müvekkili tarafından hesaba yatırıldığını, müvekkilinin eşi tarafından açılan boşanma davasında mahkemece hesaptaki paranın ödenmemesi için tedbir kararı verildiği halde müvekkilinin eşinin hesaptaki paranın büyük bir kısmını çektiğini ve davalı bankanın aradaki sözleşmeye aykırı davranarak bloke konulmuş hesaptaki parayı ödemesi nedeniyle kusurlu olduğunu iddia ederek çekilen paranın müvekkiline ödenmesini talep etmiş, mahkemece, davaya konu olan müşterek hesabın davacı tarafından açıldığı ve hesaptaki paranın davacı tarafından yatırıldığı, davalı Banka tarafından tedbir kararına rağmen hesaptaki paranın 4/5’inin dava dışı ihbar olunana ödenmesinde davalı bankanın kusurlu olduğu kabul edilerek, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davacı vekilince müşterek hesaptaki paranın müvekkili tarafından yatırıldığı ve tedbir kararına rağmen davalı Banka tarafından müşterek hesap sahiplerinden ihbar olunana ödenen paranın müvekkiline verilmesi talep edilmiş olup, hesaba yatan paranın kim tarafından yatırıldığının yani hesabın evveliyatının ne olduğunun davalı Banka açısından bir önemi yoktur. Bu husus ancak müşterek hesap sahiplerine veya hesaptan parayı çekene karşı ileri sürülebilir. Davacı, davalı Bankaya karşı müşterek hesap sözleşmesine aykırılık nedenine dayalı olarak hatalı ödenen paranın kendisine değil ancak müşterek hesaba iadesini isteyebilir.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak hesabın kaynağına inilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- İhbar olunan M.. A.. vekilinin temyiz istemine gelince; bir davada kararı temyiz hakkı, yalnız taraflara veya hüküm ile kendisine mükellefiyet yüklenen veya bir hakkı ihlal edilen kimseye veyahut kanunun açıkça belirttiği mercilere aittir.
Temyiz isteminde bulunan M.. A.., talebe konu davada ihbar olunan konumundadır. İhbar dilekçesinin tebliğine rağmen, davaya müdahale etmediği gibi ihbar eden tarafın temsilcisi olarak da davaya katılmamıştır. Mahkemece, aleyhine de hüküm kurulmamıştır. O halde, ihbar olunan M.. A.. vekilinin kararı temyiz etmede hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenle ihbar olunan M.. A.. vekilinin temyiz isteminin reddine, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, alınmadığı anlaşılan 123,60 TL temyiz başvuru harcı ile 27,70 TL temyiz ilam harcının ihbar olunan M.. A..'dan alınmasına, 18/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/134330200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz