Yargıtay 11. HD 2013/7320/2013/11250
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/7320 E. 2013/11250 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen karar, davacı Yasemin Ilgaz vekili ile davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17870 E. 2014/289 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması · sigorta poliçesi · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu nedenle, görülmekte olan işbu davada taraf «delilleri toplanıp», meydana gelen trafik kazasında davalının kusurlu olup olmadığı bilirkişi marifetiyle belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yetersiz gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, sağlık «sigorta poliçesinden» kaynaklanan rücuan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklandığı üzere Ilgaz Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/130 Esas, 2012/19 Karar sayılı dosyasında ATK Ankara Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nce düzenlenen rapor ve verilen mahkeme kararına dayalı olarak, meydana gelen trafik kazasında davalı tarafın kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6638 E. 2010/12732 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karşılıksız çek · borçlu olunmadığının tespiti · hisse devir sözleşmesi · keşideci · protokol · bilirkişi incelemesi · çek · eksik inceleme
Benzer bu kararda… da, mahkemece, yukarıda anılan ceza dosyaları, takip başlatılmış ise icra dosyaları ve davaya konu edilen çeklerin asılları getirtilerek, çeklerin sözleşme ya da ek «protokol» hükümlerine göre verilip verilmediği, «keşidecilerinin» kim olduğu, hangi nedene dayalı olarak verildiği, hisse devir bedeli olarak verilmesi halinde sözleşme ile belirlenen 480.000,00 TL üzerinde «çek» keşide edilip edilmediği, 480.000,00 TL üzerinde çek keşide edilmesi halinde bu çeklerin keşide edilme nedeninin ne olduğu, gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak suretiyle belirlenmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
… 192 Esas sayılı dava dosyaları ile Ilgaz Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2008/3 Esas sayılı dava dosyalarında yargılamaların devam ettiği, bu çeklerin 27.01.2005 tarihli «hisse devir sözleşmesine» dayalı olarak davalı yana verildiği, 27.01.2005 tarihli sözleşme ile keşide edilen çeklerin 17.11.2006 tarihli ek «protokol» ile iptal edildiği, hisse devir işlemlerinin usulüne göre yapılmadığı iddialarına dayalı olarak davaya konu edilen çekler nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» ile çeklerin iptaline karar verilmesi istenmiştir.
Dava dilekçesiyle, keşide edilerek davalı yana verilen çekler nedeniyle «karşılıksız çek» keşide etmek suçundan davacı aleyhine Çankırı 1.
Dosyanın incelenmesi sonucunda, yukarıda anılan dosyalar ve «çek» asıllarının getirtilerek incelenmediği, iptali istenen çeklerin sözleşme ya da ek «protokol» nedeniyle verilip verilmediğinin belirlenmediği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2005/5813 E. 2005/8367 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasarruf yetkisi · icazet · hile · mirasçılık · geçersizlik · yetki · yetkisizlik kararı · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, mevduat rehni verilmesiyle ilgili belgenin «hile» ile alındığı, üzerinin anlaşmaya aykırı doldurulduğu konusunda ve Şemsettin'in temyiz kudretinden yoksun olduğu konusunda herhangi bir delil elde edilemediği, dava konusu hesabın müşterek hesap olduğunda bir ihtilaf bulunmadığı, her ne kadar sözleşmede sadece Şemsettin'in imzası mevcut ise de, aile reisi olan Şemsettin'in eşi ve çocuklarını da «dahil» ederek müşterek bir hesap açtığı ancak eşi ve çocuklarının «temsili» için banka tarafından vekaletname istendiği ve vekaletnamenin de gönderildiği, bu durumda diğer davacıların, Şemsettin'in açmış olduğu hesap ile ilgili işlemlere «icazet» verdiklerini kabul etmek gerektiği, diğer davacıların müşterek imza ile paralarını çekilebileceği, yada hesap üzerinde tasarruf edilebileceği konusunda bankaya herhangi bir talimat vermedikleri, bu durumda taraflardan her birinin hesapta tasarruf ederken payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket ettiğinin kabulünün zorunlu olduğu, davacılardan Şemsettin'in mevduat rehni verdiği ve sözleşmenin 1-5. maddesine göre de tek başına hareket etme imkanına sahip olmasına göre, davacıların davalılardan bir talepte bulunamayacağı, davalı TMSF'na «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… yanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 18.4.2001 tarihli mevduat rehni belgesinin davacı ölü Şemsettin'in «hile» sonucu imzaladığı iddiasını kanıtlamaya elverişli delil bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre, ölü Şemsettin'in payına isabet eden ve «mirasçıları» olan diğer davacılara intikal eden miktara ve davalı TMSF hakkındaki hükme ilişkin davacılar vekilinin temyiz itirazının reddi ile bu yöne ilişkin hükmün onanmasın …
Müşterek hesap, bir tasarruf «kaydını» içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki paradan tasarruf «yetkisini» birlikte veya münferiden kullanılacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir. (Prof.
Tüm davacılar adına açılan müşterek hesaptaki paranın tamamı üzerinde Şemsettin'in «tasarruf yetkisi» bulunmadığı, davacılar Yasemin, M.Hakan, Edibe ve Şehnaz'ın payına isabet eden kısma ilişkin "mevduat rehni" belgesinin «geçersiz» olduğunun kabulü ile, davacılar Yasemin, M.Hakan, Edibe ve Şehnaz'ın payına isabet eden miktar yönünden adı geçen davacıların talepte bulunabileceğinin kabulü ile …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15738 E. 2012/1062 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yediemin · şikayet · bilirkişi incelemesi · haciz · yasal faiz · teslim
Benzer bu kararda5370 YTL'nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine" hükmedilmiş, İcra müdürlüğünce borçluya icra emri gönderilmesi üzerine borçlu taraf eşyaları «teslime» hazır olduğunu bildirmiş ve eşyalar 19.08.2008 tarihli tutanakla «yediemine» teslim edilmiştir.
İcra müdürlüğünce; borçlunun «yediemine» «teslim» ettiği eşyaların (Yasemin Kayalı tarafından verilen raporlar da dikkate alınarak) ilamdaki eşyalar olup olmadığı, gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» de yaptmlarak tespit edilmesi gerekir.
Ne var ki, alacaklı, 16.09.2008 tarihinde menkullerin hiçbirisinin kendisine ait olmadığını, elektronik eşyaların yeni ve hepsinin ,, marka olduklarını, ,k marka olduğunu ileri sürerek «yediemine» «teslim» edilen eşyaların ilamdaki eşyalar olmadığı iddiasında bulunarak aynen teslimi kabulden kaçınmıştır.
… borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : İİK.nun 24. maddesi taşınır «teslimine» ilişkin olup, 24/4. madde hükmü taşınırın borçlu yedinde olmaması halini düzenlemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4891 E. 2024/1224 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:azil · yönetim kurulu üyeliği · tahrifat · el koyma · iyiniyet kuralı · istinaf başvurusunun reddi · esas sözleşme · şirketin tasfiyesi
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette 3000/12000 pay sahibi olduğunu, 16.08.2018 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısında envanter ve bilançonun onaylanmasına ilişkin 3 üncü gündem maddesinde sunulan bilançonun Türk Ticaret Kanunu uyarınca taşıması gereken zorunlu bilgileri taşımadığını, şirketin ticari, mali ve iktisadi durumuna ve yapılan işlemlere ilişkin raporun genel kurul toplantısından en az 15 gün önce ortakların incelenmesine sunulmasının zorunlu olmasına rağmen bilançonun «tasfiye» memurları tarafından ortaklara gönderilmediğini, toplantıda da bilançonun okunmadığını ve tartışılmadığını, bilançonun yasal düzenlemelere aykırı olduğu gibi açıklayıcı da olmadığını, bilançoda bilanço açıklamasının, gelir tablosu dip notlarının ve açıklamalarının bulunmadığını, 4 üncü gündem maddesinde şirket aleyhine işlem yapan kişilerin yeniden «yönetim kurulu üyeliğine» atandığını, 14.06.2014 tarihli genel kurulda «şirketin tasfiyeye» girmesine ve ...'ın «tasfiye memuru» olarak atanmasına ilişkin karar alındığını, ayrıca şirketin yıllık genel kurul toplantılarını sürekli olarak yapmaması sebebiyle 6102 Tük Ticaret Kanunun geçici 7 nci maddesine göre tasfiyeye girdiğini, bu kararda da ...'ın tasfiye memuru olarak atandığını, bu şahsın şirketin aleyhine işlemler yaptığını, şirkete ait taşınmazların ucuza satılmasına neden olduğunu, mahkemece «azil» şartlarının oluşması sebebiyle azline karar verildiğini, genel kurulda bir yıl süre ile «görevlendirilmesine» rağmen resmi belgeler ile oynayarak görev süresini 3 yıl olarak değiştirdiğini, diğer yönetim kurulu üyelerinin durumu bilmelerine rağmen 2 nci kez «tahrifat» yapılmış genel kurul tutanağını imzaladıklarını, bu kişilerin yeniden yönetim kurulu üyeliğine seçilmelerinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğunu, 5 inci gündem maddesinde şirketin tasfiyeden dönüşüne ilişkin karar alındığını, tasfiye sürecinde olan bir şirketin genel kurul kararı ile tasfiyeden döndürülmesi için kâr amacını «taşıyan» bir şirket olması gerektiğini, böyle bir durumun mevcut olmadığını, 15 yıldan beri hiçbir faaliyeti veya kâr getirici işlemi olmadığını, kâğıt üzerinde kalmış bir …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin mal varlığının «pay sahipleri» arasında «dağıtımına» henüz başlanılmadığı ve dava konusu genel kurulun 5 no.lu gündem maddesinde alınan karar ile tasfiyeden dönülmesine karar verildiği, kararın şirket sermayesinin % 75'inin oyu ile alındığı anlaşılmış ise de, mahkemece alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği ve dosyadaki beyanlardan anlaşıldığı üzere şirketin 16.08.2018 tarihli bilançosuna göre 579.126,46 TL varlığına karşılık 1.037.200,87 TL borcunun bulunduğu, şirketin mevcut ve kayıtlı sermayesinin borçlarını ödemeye yetmediği, şirketin uzun süreden beri gayri faal olduğu, toplantı tarihi itibariyle öz sermayesini yitirdiği, ortakların ana sözleşmedeki faaliyetlerini devam ettirebilmek adına tekrar sermaye «koyma» niyeti içinde olduklarına dair herhangi bir beyanda bulunmadıkları anlaşılmakla, tasfiyeden dönmeye ilişkin 5 no.lu karar ana sözleşme ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 548 inci maddesine uygun ise de, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 2 nci maddesi açısından «dürüstlük kurallarına» uygun olmadığından anılan Kanunun 445 inci maddesinde belirtilen iptal şartları oluşmakla ilk derece mahkemesince gündemin 5 no.lu maddesinde alınan kararın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilinin istinaf itirazları yönünden yapılan incelemede; dava konusu genel kurul gündemin 4 üncü maddesinde davalı şirketin «yönetim kurulu» üyeliklerine 3 yıl süre ile Ilgazlar A.Ş., ... ile ... seçilmiş olup, davacı yanca, «yönetim kurulu üyeliğine» seçilen ...'ın «tasfiye memuru» olduğu dönemde «şirket zararına» hareket ettiğinden yönetim kurulu üyeliğine seçilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu ileri sürüldüğü, 6102 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, yönetim kurulu üyelerinin nitelikleri düzenlendiği, buna göre, yönetim kurulu üyelerinin ve tüzel kişi adına tescil edilecek gerçek kişinin tam «ehliyetli» olması dışında yönetim kurulu üyesi olmak için başkaca bir şart öngörülmediği, aynı Kanun'un 363 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında da, üyeliği sona erdiren sebeplerin seçilmeye de engel olduğunun belirtildiği, anılan maddenin 363 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yönetim kurulu üyelerinden birinin «iflasına» karar verilmesi, ehliyetinin «kısıtlanması» veya bir üyelik için gerekli kanuni şartları veyahut «esas sözleşmede» öngörülen nitelikleri kaybetmesi halinde bu kişinin yönetim kurulu üyeliğinin herhangi bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden sona ereceğinin düzenlendiği, buna göre, 4 no.lu gündem maddesi ile davalı şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçilen ...'ın iflasına karar verilmemiş ve ehliyetinin kısıtlanmamış olması, üyelik için gerekli kanuni şartları ya da esas sözleşmede öngörülen nitelikleri kaybetmemiş olması nedeniyle ...'ın yönetim kurulu üyeliğine seçilmesi iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil etmediğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmediği, gündemin 3 üncü maddesinde, envanter ve bilançonun onaya sunulduğu ve onaya sunulduğu şekilde oy çokluğu ile onandığı belirtilmiş ise de, «anonim şirketlerle» ilgili 6102 sayılı Kanunun 409 uncu maddesinin birinci fıkrasında "Genel kurullar olağan ve olağanüstü toplanır.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 4 numaralı gündem maddesinin de iptalinin gerektiğini, zira bu madde ile ... ve ...'ın 3 yıl süre için «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmelerine karar verildiğini, ...'ın «tasfiye memuru» olduğu dönemde «şirket zararına» hareket ettiğini, hakkında açılan «azil» davasında mahkemece azil şartlarının oluştuğuna karar verildiğini, genel kurul toplantılarında 1 yıl süre ile «görevlendirilmesine» rağmen resmi belgeler ile oynama yaparak görev süresini 3 yıl olarak değiştirdiğini, «dürüstlük kuralına» aykırı davrandığını, diğer üyelerin bu durumu bilmesine rağmen iki kez «tahrifat» yapılan tutanağı imzaladıklarını, «ticaret siciline» yanlış bilgi veren ve şirkete ait taşınmazların zararına satılmasına neden olan şirket yöneticilerinin yeniden seçilmesi kararının iptali gerektiğini belirterek ka …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından açılan «azil» davası neticesinde mevcut «tasfiye» memurunun görevinden azli ile yerine ..., ... ve ...'in «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verildiğini, «fesih» kararının geri alınmasının sadece bir amaç değişikliği anlamına gelmediğini, şirketin sınırlı olan tasfiye amacından aktif faaliyet amacına geri dönmüş olduğunu, tasfiyeden dönme kararının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 548 inci maddesinde belirtilen tüm şartları taşıdığını, davacı tarafın iptal sebeplerinin tümüyle soyut, «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu, seçilen üyelerin şirket ortağı olduğunu, seçilmelerine yasal bir engel bulunmadığını, davacının iddialarının soyut olduğunu, tasfiye memurlarının bilanço ve envanteri diğer ortaklara göndermesinin yasal zorunluluk olmadığı gibi finansal tablolar ve diğer belgelerin genel kurul toplantısından 15 gün önce «şirketin merkez» ve şubelerinde pay sahiplerinin bilgi edinmelerine açık tutulacağının açıkça hükme bağlandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/7320 E. , 2013/11250 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
ASIL DAVADA
ASIL VE BİRLEŞEN
BİRLEŞEN DAVA
MAHKEMESİ ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2011/106 ESAS
BİRLEŞEN
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.09.2011 gün ve 2011/102-2011/359 sayılı kararı bozan Daire’nin 17.01.2013 gün ve 2011/15291-2013/955 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili, müvekkili ...’in davalı şirkete 400 payla, Yasemin’in 1600 payla ortak olduklarını, şirketin 01.05.2007 tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısında ortaklardan ...in 4160 pay karşılığı olan 104.000 TL tutarındaki hissesini ...’a devretmesine dair alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira toplantıya çağrı usulüne uyulmadığını, TTK'nın 520. maddesi uyarınca pay devrinin pay defterine kaydedilebilmesi için ortaklardan en az ¾’nün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin ¾’ne sahip olması gerektiğini, 6 ortaklı şirkette müvekkilleri toplantıya katılmadıklarından karar nisabı 6 ortağın ¾’ü 4,5 üzerinden 5 ortağa tekabül ettiğinden alınan kararda karar yeter sayısının bulunmadığını, bu bağlamda şirket müdürlüğüne 10 yıl süre ile ...’ın atanması kararının da yine müvekkillerinin usulüne uygun davet edilmemiş olmaları sebebiyle karara iştirak edemediklerinden yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, 01.05.2007 tarihli ortaklar kurulu kararının ve ...’ın şirket müdürü seçilmesine dair kararın geçersiz olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl davada davacı ...'ın şirketteki hisselerini 17.03.2011 tarihinde devretmiş olduğundan davada taraf ehliyetinin kalmadığını, birleşen davada ise davanın ortaklar aleyhine açılmasını gerektiğini, 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, şirketin aile şirketi olduğunu, ... tarafından davacı Yasemin'in eşi İsmail Ilgaz'a şirket işlerini yürütmek üzere vekalet verildiğini, 4 yıl sonra dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen karar, davacı Yasemin Ilgaz vekili ile davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalıya alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 30.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009084800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz