Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/10123 E. 2015/6917 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı↗ müktesep hak↗ usuli kazanılmış hak↗ direnme kararı↗ cezai şart↗ denetime elverişlilik↗ kazanılmış hak↗ oy yasağı↗ kamu düzeni↗ taahhütname↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı S. Z.B. ile davacı SF-RKD Elektronik Sanayi ve Tic. AŞ arasında davaya dayanak olan taahhütnamenin imzalandığı, davalının bu taahhütname ile bir takım taahhütlerde bulunduğu ancak bu taahhütler için bir süre öngörülmediği gibi tüm Türkiye çapında rekabet yasağı getirildiği, bu haliyle söz konusu taahhütnamenin kelepçeleme amaçlı olduğu, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı S. Z.. ile davacı SFRKD Elektronik San. Ve Tic. AŞ arasında düzenlenen taahhütnamede öngörülen cezai şartın tahsili ile davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, haksız rekabetin önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak 27.12.2010 tarihinde, davalı S. Z. B.'in davacı SFRKD şirketi ile düzenlediği taahhütnameye aykırı hareket ettiği, ayrıca anılan davalının taahhüdüne aykırılık dışında her iki davacı yönünden de genel hükümler çerçevesinde haksız rekabette bulunduğu gerekçesiyle 100.000 USD cezai şartın davalı S. Z. B.'den tahsiline, anılan davalının davacılara karşı haksız rekabette bulunduğunun tespitine dair karar verilmiş, karar, davalı S. Z. B.'in temyizi üzerine Dairemizce, diğer temyiz itirazları reddedilerek yalnızca davaya dayanak yapılan taahhütnamenin kelepçeleme amaçlı olması, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı bulunması vakıaları ile ilgili denetime elverişli bir değerlendirme yapılması gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilamına uyan mahkemece, 23.01.2004 tarihli taahhütnamenin kelepçeleme amaçlı olduğu, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemece verilen bir hüküm, Yargıtay tarafından bozulmuş ve Yargıtay’ın bu bozma kararına uyulmuş olması halinde, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorunludur. Mahkeme, bozma kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bu müesseseye “usuli müktesep hak” veya “usule ilişkin kazanılmış hak” denir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’muzda anılan müesseseye ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ne var ki, “usuli müktesep hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve kamu düzeni ile ilgilidir. Açıkça bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir. Bu kurala yerel mahkemece uyulması gerektiği gibi Yargıtay tarafından da uyulması gerekir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.9.2005 gün ve 2005/8-512-535 E.K.)
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, mahkemece davalı S. Z. B.'in genel hükümler çerçevesinde davacılara karşı haksız rekabette bulunduğunun tespitine dair verilen karar, Dairemiz'in 28.05.2013 tarihli bozma ilamının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olmasına rağmen, mahkemece usuli müktesep hak ilkesini ihlal edecek biçimde anılan bozma ilamına uyulduktan sonra bu kez davanın tümden reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10753 E. 2016/5126 K.
Ortak:müktesep hak · direnme kararı · denetime elverişlilik · kazanılmış hak · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
B.'in temyizi üzerine Dairemizce, diğer temyiz itirazları reddedilerek yalnızca davaya dayanak yapılan «taahhütnamenin» kelepçeleme amaçlı olması, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı bulunması vakıaları ile ilgili «denetime elverişli» bir değerlendirme yapılması gerekçesiyle bozulmuştur.
Benzer bu karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
… e sigorta hukukçusunun da bulunduğu bilirkişi kurulundan anılan bozma ilamı çerçevesinde, davalı vekilinin ciddi, sonuca etkili ve esaslı itirazlarını da karşılayan «denetime elverişli rapor» alınarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken denetime elverişli olmayan ve yetersiz bilirkişi kurulu raporundan hareketle yazılı şekilde hüküm kurulması do …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli rapor · riziko · taraf ehliyeti · temerrüt faizi · feragat · eksik inceleme · temerrüt · teminat
Benzer bu karardaBu bağlamda mahkemece bozma ilamının mümeyyiz davalı yararına olduğu nazara alınmadan ve davacılar vekilinin 16.04.2014 tarihli bilirkişi raporuna yönelik bakiye tazminat ve «temerrüt faizine» ilişkin dilekçesi dahi değerlendirilmeden hüküm tesisi «eksik incelemeye» dayalı olup doğru görülmemiş, kararının bu nedenlerle dahi mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Şti. ve .. ... ...’nın maliki oldukları taşınmazların davalı sigorta şirketi nezdinde deprem «rizikosunu» da içerir biçimde «teminat» altına bulunduğu esnada meydana gelen deprem neticesinde yıkılmaları sonucunda ödenmesi gereken sigorta bedelinin eksik ödenen bölümünün tahsili ile geç ödeme nede …
Mahkemece, davalı banka hakkında açılan davanın «feragat» nedeniyle reddine, davanın ...
Sigorta A.Ş. yönünden kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacı...Dış Ticaret A.Ş'nin taşınmazlarda mülkiyet hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davacı...Dış Ticaret A.Ş’nin davalı sigorta şirketine karşı açtığı davanın aktif dava «ehliyeti» yokluğu nedeni ile reddine, davacı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1478 E. 2020/4387 K.
Ortak:müktesep hak · direnme kararı · kazanılmış hak · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Mahkeme, bozma kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Benzer bu karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Mahkeme, bozmaya uyulması kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Ne var ki, “Usuli Müktesep Hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklılık durumu · eft · tahsilde tekerrür olmaması · internet bankacılığı · tahsilde tekerrür · vekalet ücreti takdiri · eş rızası · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamına göre, davacı vekili her ne kadar 64.150,00-TL'nin müştereken ve müteselsilen («tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş oluşan zararın tamamından, davalı ...34.300,00-TL miktar ile sorumlu olacak şekilde) 13.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de; davacı vekilinin 25.01.2019 tarihli celsesinde Yapı Kredi Bankası A.Ş'nin Yargıtay ilamı doğrultusunda dosya borcunun tamamını ödediğini, alacaklarının kalmadığını, bu davalı yönünden «vekalet ücreti» taleplerinin olmadığını, aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini beyan etmesi üzerine davanın konusuz kaldığı, yine aynı celsede davalı TEB vekilinin davanın açılmasında müvekkilinin sebebiyet vermediğini bu nedenle vekalet ücreti taleplerinin olduğunu beyan ettiği anlaşılmakla konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve davalı ...nin davanın açılmasına sebebiyet vermediği ve «haklılık durumu» da gözetilerek davalı TEB lehine «vekalet ücreti takdirine» karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
… anka hesabına aktarıldığı, bu hesaptan da yine bilgi ve talimatı olmadan 50.000 TL’nin 34.300 TL’sinin dava dışı HSBC Bankası’nda bulunan bir başka kişinin hesabına «eft» yapıldığı, bu durumda, ilk işlemin gerçekleştirildiği davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş’nin davacıya ait hesapta bulunan paranın davacının «rızası» dışında diğer davalı ...Ş.’de bulunan hesabına aktarılmasından sorumlu olduğu, diğer davalı ...Ş.’ye «husumet» yöneltilemeyeceği hususu dikkate alınmaksızın anılan davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava, «internet bankacılığından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olmasına rağmen, davalı ...Ş. yönünden «husumetten» red kararı verilmesi gerekirken, anılan davalı lehine oluşan usuli müktesep hakkı ihlal edecek şekilde diğer davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. tarafından yapılan ödeme sebebiyle davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar «verilmesine yer olmadığı» yönünde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir. (2) Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin davalı ...Ş. lehine hükmolunan «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3095 E. 2016/803 K.
Ortak:müktesep hak · direnme kararı · oy yasağı · kazanılmış hak · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
AŞ arasında davaya dayanak olan «taahhütnamenin» imzalandığı, davalının bu taahhütname ile bir takım taahhütlerde bulunduğu ancak bu taahhütler için bir süre öngörülmediği gibi tüm Türkiye çapında «rekabet yasağı» getirildiği, bu haliyle söz konusu taahhütnamenin kelepçeleme amaçlı olduğu, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Mahkeme, bozmaya uyulması kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Ne var ki, “Usuli Müktesep Hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız ihtiyati haciz · haksız haciz · mükerrer ödeme · karşılıksız çek · kişilik haklarına saldırı · dosyanın gönderilmesi · kişilik hakları · mükerrerlik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, talep olunan «maddi tazminatın» miktarına ilişkin önceki hükmün bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiği, davalıların kusurlu eylemleri nedeniyle davacının bedelini ödediği çeke dayalı olarak hacizle karşılaştığı ve bu haczin haksız olduğu, «haksız haciz» işleminin davacı şirketin «kişilik haklarına saldırı» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 88.500 TL maddi, 30.000 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu çeke ait bilgilerin …
Bozmaya uyan mahkemece ise davalıların eylemi nedeniyle davacının haksız hacze uğradığı, «haksız haciz» işleminin davacının «kişilik haklarına saldırı» oluşturduğu gerekçesiyle manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının aynı çeke dayalı olarak «mükerrer ödeme» yaptığı, buna davalıların kusurlu eylemlerinin yol açtığı, oluşan maddi zarardan davalıların «müteselsilen sorumlu» oldukları, manevi tazminat koşullarının ise oluşmadığı gerekçesiyle «maddi tazminat» yönünden davanın kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiş, bu karar, Dairemizin 26.12.2013 tarihli ilamı ile "Mahkemece, davacının «çek» bilgilerinin kara listeden silinmesi yönündeki istemi hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemiştir.
3-Öte yandan, gerek Merkez Bankası, gerekse de Bankalar Birliği tarafından «dosyaya gönderilen» yazılarda, davacı hakkında «çek» hesabı açma ve çek düzenleme «yasağı» kararı olmadığı, davacıya ilişkin herhangi bir «karşılıksız çek» bilgisinin de bulunmadığı bildirilmiş olmakla birlikte bu yazılar davaya konu çekin keşide edildiği tarihe ilişkin değillerdir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6064 E. 2021/3632 K.
Ortak:müktesep hak · direnme kararı · kazanılmış hak · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Mahkeme, bozma kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Benzer bu karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay inançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Mahkeme, bozmaya uyulması kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emtia nakliyat sigortası · nakliyat sigortası · sorumluluktan kurtulma · rücuen tahsil · kusur oranı · icra takibine itiraz · taşıyıcı · asıl alacak
Benzer bu kararda1- Dava, «emtia nakliyat sigorta poliçesi» kapsamında ödenen tazminatın «rücuen tahsili» için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, gönderenin emtiayı taşıma güvenliğine uygun araca yüklediği, yükün doğru istiflenmesi nedeni ile gönderene bir «kusur» yüklenemeyeceği, araçta yaşanan teknik bir sorun nedeniyle, kamyonun kasasının orijinal araç şasisinden kopması nedeniyle zararın meydana geldiği, davalı «taşıyıcı» ...'in TTK'nın 875/1. md. hükmü uyarınca sorumlu olduğu, «sorumluluktan kurtulma» koşullarının bulunmadığı, diğer davalı şoförün ise bir kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile davacı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı taşıyıcı ... hakkında …
İcra Müdürlüğü'nün 2014/6240 E.s. «icra takibine itirazının» kısmen iptaline, takibin 11.287,24 TL «asıl alacak» bedeli üzerinden 17.06.2014 takip tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmek sureti ile devamına karar verilmiştir.
2017/4332 K. sayılı ilamı ile «taşıyanın» yalnızca nezaret yükümü olduğu kabul edildiğine göre tarafların «kusur» durumu ve «kusur oranı» belirlenerek bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın davalı ... yararına bozulmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8555 E. 2013/11037 K.
Ortak:cezai şart · denetime elverişlilik · taahhütname · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaAŞ arasında düzenlenen «taahhütnamede» öngörülen «cezai şartın» tahsili ile davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti, haksız rekabetin önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkindir.
B.'in davacı SFRKD şirketi ile düzenlediği «taahhütnameye» aykırı hareket ettiği, ayrıca anılan davalının taahhüdüne aykırılık dışında her iki davacı yönünden de genel hükümler çerçevesinde «haksız rekabette» bulunduğu gerekçesiyle 100.000 USD «cezai şartın» davalı S.
B.'in temyizi üzerine Dairemizce, diğer temyiz itirazları reddedilerek yalnızca davaya dayanak yapılan «taahhütnamenin» kelepçeleme amaçlı olması, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı bulunması vakıaları ile ilgili «denetime elverişli» bir değerlendirme yapılması gerekçesiyle bozulmuştur.
Benzer bu karardaA.Ş.'nin davalılardan ... arasında imzalanan «taahhütnamede» öngörülen «cezai şart» alacağının tahsili ile davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti ile buna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalı ... yönünden «haksız rekabet» koşulları oluşmakla 100.000 USD'nin 06.05.2004 tarihinden itibaren faizi ile tahsiline, diğer taleplerin ve diğer davalılar yönünden davanın reddine karar dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davalılardan ... «taahhütnamenin» şartlarına uymadığı,başka isim altında aynı iş kolunda davacı şirketin çalışanları ve yöneticileri ile birlikte şirket kurduğu, kesinleşen karar ile taahhütnamenin …
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davaya dayanak yapılan «taahhütnamenin» kelepçeleme amaçlı olması, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı bulunması vakıaları ile ilgili «denetime elverişli» bir şekilde değerlendirme yapılmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken «eksik incelemeye» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaOysa, davaya dayanak yapılan «taahhütname» dosya arasında bulunmakta olup, mahkemece taahhütnamenin bozma ilamında belirtilen şekilde incelenme ve değerlendirme yapılabilmesi için kabulün aksine başkaca bir delilin «ibrazına» ihtiyaç olmadığı açıktır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davaya dayanak yapılan «taahhütnamenin» kelepçeleme amaçlı olması, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı bulunması vakıaları ile ilgili «denetime elverişli» bir şekilde değerlendirme yapılmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken «eksik incelemeye» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Marka Hakkının İhlalinden Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3422 E. 2022/8550 K.
Ortak:müktesep hak · direnme kararı · kazanılmış hak · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Mahkeme, bozma kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Benzer bu karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»” davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay inançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Mahkeme, bozmaya uyulması kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · ipotek · uyuşmazlık konusu · bono · taraf ehliyeti · geçersizlik · menfi tespit · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamına göre, «ipotek» ve bonoların düzenlenme tarihinde davacının «fiili ehliyetinin» bulunmadığının ispatlanamadığı gerekçesiyle «menfi tespit» davasının reddine karar verilmiştir.
1) Dava, mahcurun davalı banka lehine verdiği «ipotek» ve bonoların «ehliyetsizlik» sebebiyle «geçersiz» olduğu iddiasına dayalı dayalı «menfi tespit» istemine ilişkindir.
… acı mahcurun 03.11.2008, 16.03.2010, 18.03.2010 ve 15.03.2011 tarihlerinde temyiz kudretinin bulunup bulunmadığının sorulduğu ancak 19.03.2010 ve 19.07.2010 tarihli «ipoteklerin» tesisi tarihinde davacı mahcurun «fiil ehliyeti» bulunup bulunmadığının sorulmadığı ve doğal olarak bu konuda Adli Tıp Kurumunca da bir görüş bildirilmediği, mahkemece Adli Tıp Kurumu raporunda davacı mahcurun 19.03.2010 ve 19.07.2010 tarihlerindeki durumu hakkında bir görüş olmadığı halde varmış gibi kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Adli Tıp’tan Kurumu’ndan «uyuşmazlık konusu» tarihlerle ilgili olarak da mütalaa alınması için davacı yararına bozulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta, «bono» ve «ipoteklerden» kaynaklı borca ilişkin «menfi tespit» isteminde bulunulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/10123 E. , 2015/6917 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL (KAPATILAN) 39. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 16/04/2014
NUMARASI 2014/23-2014/87
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 39. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/04/2014 tarih ve 2014/23-2014/87 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12.05.2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılardan SFRKD Elek. San. ve Tic. A.Ş. Vekili Av. K.A., davalılardan S. Z. B. vekili Av. H.. A.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin elektronik sektöründe tanınmış firmalar olduğunu, davalı S. Z. B.’in müvekkili SFRKD A.Ş'nin hissedarı, yönetim kurulu üyesi ve genel müdürü, diğer davacı Ş. H. A.Ş'nin de yine hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olup, görevinden Ocak 2004 yılında ayrıldığını, davalı S. Z.B.’in müvekkiline taahhütname vererek taahhütnamede belirtilen iş ve işlemleri yapmayacağını taahhüt ettiğini, aksi halde 5.000.000 USD cezai şart ödeyeceğini kabul ettiğini, davalının yasal hükümlere ve ticari etiğe aykırı olarak müvekkilleriyle aynı işle uğraşmak amacıyla şirket kurduğunu, müvekkilleri şirket ve grup şirket çalışanlarını bu işler için organize ettiğini, müvekkillerinin ticari ilişkide olduğu firma ve kişilerle gizlice görüşüp bağlantıya geçtiğini, haksız rekabete neden olduğunu, davalı S.Z.B.’in müvekkiline verdiği taahhütname nedeniyle kurduğu şirkette perde arkasında kaldığını, oysa şirketin davalıya ait olduğunu, şirketin tüm iş ve işlemlerinin davalı tarafından yürütüldüğünü ileri sürerek, davalı S.
Z.B.’in taahhütnameden doğan cezai şart ödemesi olarak fazlaya ait haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000 USD'nin faizi ile tahsiline, davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun ve rekabet yasağı akdinin ihlali olduğunun tesbitine, bu eylemlerin önlenilmesine, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, fazlaya ait haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi ve her bir davacı için 75.000 TL olmak üzere toplam 150.000TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Salih Zeki Bilgin vekili, davaya konu taahhütnamenin müvekkiline tehdit ile imzalatıldığını, bu nedenle iş mahkemesinde iptali için dava açıldığını, müvekkilinin işine son verilmesi nedeniyle davacı şirketlerdeki görevlerinden ayrıldığını, davacılar aleyhine kıdem ve ihbar tazminatı davası açtığını, müvekkilinin davalı Ş. Home AŞ’nin ortağı ya da yöneticisi olmadığını, cezai şartın fahiş olması nedeniyle geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı S. Z.B. ile davacı SF-RKD Elektronik Sanayi ve Tic. AŞ arasında davaya dayanak olan taahhütnamenin imzalandığı, davalının bu taahhütname ile bir takım taahhütlerde bulunduğu ancak bu taahhütler için bir süre öngörülmediği gibi tüm Türkiye çapında rekabet yasağı getirildiği, bu haliyle söz konusu taahhütnamenin kelepçeleme amaçlı olduğu, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı S. Z.. ile davacı SFRKD Elektronik San. Ve Tic. AŞ arasında düzenlenen taahhütnamede öngörülen cezai şartın tahsili ile davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, haksız rekabetin önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak 27.12.2010 tarihinde, davalı S. Z. B.'in davacı SFRKD şirketi ile düzenlediği taahhütnameye aykırı hareket ettiği, ayrıca anılan davalının taahhüdüne aykırılık dışında her iki davacı yönünden de genel hükümler çerçevesinde haksız rekabette bulunduğu gerekçesiyle 100.000 USD cezai şartın davalı S. Z. B.'den tahsiline, anılan davalının davacılara karşı haksız rekabette bulunduğunun tespitine dair karar verilmiş, karar, davalı S. Z. B.'in temyizi üzerine Dairemizce, diğer temyiz itirazları reddedilerek yalnızca davaya dayanak yapılan taahhütnamenin kelepçeleme amaçlı olması, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı bulunması vakıaları ile ilgili denetime elverişli bir değerlendirme yapılması gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma ilamına uyan mahkemece, 23.01.2004 tarihli taahhütnamenin kelepçeleme amaçlı olduğu, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemece verilen bir hüküm, Yargıtay tarafından bozulmuş ve Yargıtay’ın bu bozma kararına uyulmuş olması halinde, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorunludur. Mahkeme, bozma kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bu müesseseye “usuli müktesep hak” veya “usule ilişkin kazanılmış hak” denir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’muzda anılan müesseseye ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ne var ki, “usuli müktesep hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve kamu düzeni ile ilgilidir.
Açıkça bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir. Bu kurala yerel mahkemece uyulması gerektiği gibi Yargıtay tarafından da uyulması gerekir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.9.2005 gün ve 2005/8-512-535 E.K.)
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, mahkemece davalı S. Z. B.'in genel hükümler çerçevesinde davacılara karşı haksız rekabette bulunduğunun tespitine dair verilen karar, Dairemiz'in 28.05.2013 tarihli bozma ilamının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olmasına rağmen, mahkemece usuli müktesep hak ilkesini ihlal edecek biçimde anılan bozma ilamına uyulduktan sonra bu kez davanın tümden reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalı […]B.'den alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/137534000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz