Denetime elverişli rapor
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/10753 E. 2016/5126 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denetime elverişli rapor↗ müktesep hak↗ aktif dava ehliyeti↗ usuli kazanılmış hak↗ direnme kararı↗ riziko↗ denetime elverişlilik↗ kazanılmış hak↗ kamu düzeni↗ taraf ehliyeti↗ temerrüt faizi↗ feragat↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı banka hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davanın ... Sigorta A.Ş. yönünden kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacı...Dış Ticaret A.Ş'nin taşınmazlarda mülkiyet hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davacı...Dış Ticaret A.Ş’nin davalı sigorta şirketine karşı açtığı davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeni ile reddine, davacı ... Gıda ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin davası ile davacı ... ... ...'nın davalı sigorta şirketine yönelik davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan sigorta şirketi vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacılardan ... Gıda ve Dış Ticaret Ltd. Şti. ve .. ... ...’nın maliki oldukları taşınmazların davalı sigorta şirketi nezdinde deprem rizikosunu da içerir biçimde teminat altına bulunduğu esnada meydana gelen deprem neticesinde yıkılmaları sonucunda ödenmesi gereken sigorta bedelinin eksik ödenen bölümünün tahsili ile geç ödeme nedeniyle faiz alacağının tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece benimsenen bilirkişi kurulu raporu esas alınarak yazılı şekilde davanın davalılardan sigorta şirketine yönelik olarak kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da açıkça vurgulandığı üzere, sigortalı değerlerin tazmin şeklinin Poliçe Genel Şartlarının B.5.1.5.maddesinde öngörülen her iki halde gözetilmek suretiyle belirlenmesi gerekeceği kuşkusuz olup, mahkemece içinde sigorta hukukçusunun da bulunduğu bilirkişi kurulundan anılan bozma ilamı çerçevesinde, davalı vekilinin ciddi, sonuca etkili ve esaslı itirazlarını da karşılayan denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken denetime elverişli olmayan ve yetersiz bilirkişi kurulu raporundan hareketle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalılardan sigorta şirketi yararına bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, yerel mahkemece verilen bir hüküm, Yargıtay tarafından bozulmuş ve Yargıtay’ın bu bozma kararına uyulmuş olması halinde, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorunludur. Mahkeme, bozma kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bu müesseseye “usuli müktesep hak” veya “usule ilişkin kazanılmış hak” denir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’muzda anılan müesseseye ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ne var ki, “usuli müktesep hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve kamu düzeni ile ilgilidir. Açıkça bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir. Bu bağlamda mahkemece bozma ilamının mümeyyiz davalı yararına olduğu nazara alınmadan ve davacılar vekilinin 16.04.2014 tarihli bilirkişi raporuna yönelik bakiye tazminat ve temerrüt faizine ilişkin dilekçesi dahi değerlendirilmeden hüküm tesisi eksik incelemeye dayalı olup doğru görülmemiş, kararının bu nedenlerle dahi mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10123 E. 2015/6917 K.
Ortak:müktesep hak · direnme kararı · denetime elverişlilik · kazanılmış hak · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
… e sigorta hukukçusunun da bulunduğu bilirkişi kurulundan anılan bozma ilamı çerçevesinde, davalı vekilinin ciddi, sonuca etkili ve esaslı itirazlarını da karşılayan «denetime elverişli rapor» alınarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken denetime elverişli olmayan ve yetersiz bilirkişi kurulu raporundan hareketle yazılı şekilde hüküm kurulması do …
Benzer bu karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
B.'in temyizi üzerine Dairemizce, diğer temyiz itirazları reddedilerek yalnızca davaya dayanak yapılan «taahhütnamenin» kelepçeleme amaçlı olması, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı bulunması vakıaları ile ilgili «denetime elverişli» bir değerlendirme yapılması gerekçesiyle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · taahhütname · haksız rekabet
Benzer bu karardaAŞ arasında davaya dayanak olan «taahhütnamenin» imzalandığı, davalının bu taahhütname ile bir takım taahhütlerde bulunduğu ancak bu taahhütler için bir süre öngörülmediği gibi tüm Türkiye çapında «rekabet yasağı» getirildiği, bu haliyle söz konusu taahhütnamenin kelepçeleme amaçlı olduğu, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
AŞ arasında düzenlenen «taahhütnamede» öngörülen «cezai şartın» tahsili ile davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti, haksız rekabetin önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkindir.
B.'in davacı SFRKD şirketi ile düzenlediği «taahhütnameye» aykırı hareket ettiği, ayrıca anılan davalının taahhüdüne aykırılık dışında her iki davacı yönünden de genel hükümler çerçevesinde «haksız rekabette» bulunduğu gerekçesiyle 100.000 USD «cezai şartın» davalı S.
B.'den tahsiline, anılan davalının davacılara karşı «haksız rekabette» bulunduğunun tespitine dair karar verilmiş, karar, davalı S.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1478 E. 2020/4387 K.
Ortak:müktesep hak · direnme kararı · kazanılmış hak · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Mahkeme, bozma kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Benzer bu karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Mahkeme, bozmaya uyulması kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Ne var ki, “Usuli Müktesep Hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklılık durumu · eft · tahsilde tekerrür olmaması · internet bankacılığı · tahsilde tekerrür · vekalet ücreti takdiri · eş rızası · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamına göre, davacı vekili her ne kadar 64.150,00-TL'nin müştereken ve müteselsilen («tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş oluşan zararın tamamından, davalı ...34.300,00-TL miktar ile sorumlu olacak şekilde) 13.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de; davacı vekilinin 25.01.2019 tarihli celsesinde Yapı Kredi Bankası A.Ş'nin Yargıtay ilamı doğrultusunda dosya borcunun tamamını ödediğini, alacaklarının kalmadığını, bu davalı yönünden «vekalet ücreti» taleplerinin olmadığını, aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini beyan etmesi üzerine davanın konusuz kaldığı, yine aynı celsede davalı TEB vekilinin davanın açılmasında müvekkilinin sebebiyet vermediğini bu nedenle vekalet ücreti taleplerinin olduğunu beyan ettiği anlaşılmakla konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve davalı ...nin davanın açılmasına sebebiyet vermediği ve «haklılık durumu» da gözetilerek davalı TEB lehine «vekalet ücreti takdirine» karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
… anka hesabına aktarıldığı, bu hesaptan da yine bilgi ve talimatı olmadan 50.000 TL’nin 34.300 TL’sinin dava dışı HSBC Bankası’nda bulunan bir başka kişinin hesabına «eft» yapıldığı, bu durumda, ilk işlemin gerçekleştirildiği davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş’nin davacıya ait hesapta bulunan paranın davacının «rızası» dışında diğer davalı ...Ş.’de bulunan hesabına aktarılmasından sorumlu olduğu, diğer davalı ...Ş.’ye «husumet» yöneltilemeyeceği hususu dikkate alınmaksızın anılan davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava, «internet bankacılığından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olmasına rağmen, davalı ...Ş. yönünden «husumetten» red kararı verilmesi gerekirken, anılan davalı lehine oluşan usuli müktesep hakkı ihlal edecek şekilde diğer davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. tarafından yapılan ödeme sebebiyle davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar «verilmesine yer olmadığı» yönünde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir. (2) Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin davalı ...Ş. lehine hükmolunan «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3095 E. 2016/803 K.
Ortak:müktesep hak · direnme kararı · kazanılmış hak · kamu düzeni · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Mahkeme, bozma kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Benzer bu karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Mahkeme, bozmaya uyulması kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Ne var ki, “Usuli Müktesep Hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız ihtiyati haciz · haksız haciz · mükerrer ödeme · karşılıksız çek · kişilik haklarına saldırı · dosyanın gönderilmesi · kişilik hakları · mükerrerlik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, talep olunan «maddi tazminatın» miktarına ilişkin önceki hükmün bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiği, davalıların kusurlu eylemleri nedeniyle davacının bedelini ödediği çeke dayalı olarak hacizle karşılaştığı ve bu haczin haksız olduğu, «haksız haciz» işleminin davacı şirketin «kişilik haklarına saldırı» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 88.500 TL maddi, 30.000 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu çeke ait bilgilerin …
Bozmaya uyan mahkemece ise davalıların eylemi nedeniyle davacının haksız hacze uğradığı, «haksız haciz» işleminin davacının «kişilik haklarına saldırı» oluşturduğu gerekçesiyle manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının aynı çeke dayalı olarak «mükerrer ödeme» yaptığı, buna davalıların kusurlu eylemlerinin yol açtığı, oluşan maddi zarardan davalıların «müteselsilen sorumlu» oldukları, manevi tazminat koşullarının ise oluşmadığı gerekçesiyle «maddi tazminat» yönünden davanın kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiş, bu karar, Dairemizin 26.12.2013 tarihli ilamı ile "Mahkemece, davacının «çek» bilgilerinin kara listeden silinmesi yönündeki istemi hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemiştir.
3-Öte yandan, gerek Merkez Bankası, gerekse de Bankalar Birliği tarafından «dosyaya gönderilen» yazılarda, davacı hakkında «çek» hesabı açma ve çek düzenleme «yasağı» kararı olmadığı, davacıya ilişkin herhangi bir «karşılıksız çek» bilgisinin de bulunmadığı bildirilmiş olmakla birlikte bu yazılar davaya konu çekin keşide edildiği tarihe ilişkin değillerdir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6064 E. 2021/3632 K.
Ortak:müktesep hak · direnme kararı · kazanılmış hak · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Mahkeme, bozma kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Benzer bu karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay inançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Mahkeme, bozmaya uyulması kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emtia nakliyat sigortası · nakliyat sigortası · sorumluluktan kurtulma · rücuen tahsil · kusur oranı · icra takibine itiraz · taşıyıcı · asıl alacak
Benzer bu kararda1- Dava, «emtia nakliyat sigorta poliçesi» kapsamında ödenen tazminatın «rücuen tahsili» için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, gönderenin emtiayı taşıma güvenliğine uygun araca yüklediği, yükün doğru istiflenmesi nedeni ile gönderene bir «kusur» yüklenemeyeceği, araçta yaşanan teknik bir sorun nedeniyle, kamyonun kasasının orijinal araç şasisinden kopması nedeniyle zararın meydana geldiği, davalı «taşıyıcı» ...'in TTK'nın 875/1. md. hükmü uyarınca sorumlu olduğu, «sorumluluktan kurtulma» koşullarının bulunmadığı, diğer davalı şoförün ise bir kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile davacı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı taşıyıcı ... hakkında …
İcra Müdürlüğü'nün 2014/6240 E.s. «icra takibine itirazının» kısmen iptaline, takibin 11.287,24 TL «asıl alacak» bedeli üzerinden 17.06.2014 takip tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmek sureti ile devamına karar verilmiştir.
2017/4332 K. sayılı ilamı ile «taşıyanın» yalnızca nezaret yükümü olduğu kabul edildiğine göre tarafların «kusur» durumu ve «kusur oranı» belirlenerek bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın davalı ... yararına bozulmasına karar verilmiştir.
-
Marka Hakkının İhlalinden Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3422 E. 2022/8550 K.
Ortak:müktesep hak · direnme kararı · kazanılmış hak · kamu düzeni · taraf ehliyeti
İncelediğiniz karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Sigorta A.Ş. yönünden kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacı...Dış Ticaret A.Ş'nin taşınmazlarda mülkiyet hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davacı...Dış Ticaret A.Ş’nin davalı sigorta şirketine karşı açtığı davanın aktif dava «ehliyeti» yokluğu nedeni ile reddine, davacı ...
Benzer bu karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»” davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay inançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, «ipotek» ve bonoların düzenlenme tarihinde davacının «fiili ehliyetinin» bulunmadığının ispatlanamadığı gerekçesiyle «menfi tespit» davasının reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · ipotek · uyuşmazlık konusu · bono · geçersizlik · menfi tespit · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamına göre, «ipotek» ve bonoların düzenlenme tarihinde davacının «fiili ehliyetinin» bulunmadığının ispatlanamadığı gerekçesiyle «menfi tespit» davasının reddine karar verilmiştir.
1) Dava, mahcurun davalı banka lehine verdiği «ipotek» ve bonoların «ehliyetsizlik» sebebiyle «geçersiz» olduğu iddiasına dayalı dayalı «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta, «bono» ve «ipoteklerden» kaynaklı borca ilişkin «menfi tespit» isteminde bulunulmuştur.
… acı mahcurun 03.11.2008, 16.03.2010, 18.03.2010 ve 15.03.2011 tarihlerinde temyiz kudretinin bulunup bulunmadığının sorulduğu ancak 19.03.2010 ve 19.07.2010 tarihli «ipoteklerin» tesisi tarihinde davacı mahcurun «fiil ehliyeti» bulunup bulunmadığının sorulmadığı ve doğal olarak bu konuda Adli Tıp Kurumunca da bir görüş bildirilmediği, mahkemece Adli Tıp Kurumu raporunda davacı mahcurun 19.03.2010 ve 19.07.2010 tarihlerindeki durumu hakkında bir görüş olmadığı halde varmış gibi kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Adli Tıp’tan Kurumu’ndan «uyuşmazlık konusu» tarihlerle ilgili olarak da mütalaa alınması için davacı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16204 E. 2015/1913 K.
Ortak:müktesep hak · direnme kararı · kazanılmış hak · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Mahkeme, bozma kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Benzer bu karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Mahkeme, bozma kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Ne var ki, “Usuli Müktesep Hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yola elverişlilik · nezaret yükümlülüğü · nezaret görevi · navlun sözleşmesi · taşıyanın sorumluluğu · taşıtan · konişmento · istifa
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı «taşıyan» ile davacının halefi olduğu dava dışı şirket arasında kurulan «navlun sözleşmesinde» FIOS (Free İn And Out And Stowed) şartı kararlaştırıldığı, bu şart ile navlun sözleşmesinin taraflarının, yükleme, «istif» ve boşaltma işlemlerinin «masraf» ve sorumluluğunun aynı zamanda yükleten ve gönderilen olan «taşıtana» ait olduğunu kararlaştırdıkları, bununla birlikte mülga TTK'nın 975. maddesi uyarınca kaptanın yükleme, istif ve boşaltmanın denizcilik örf ve usullerine uygun tarzda yapılmasına nezaret etme görev ve sorumluluğunun da devam ettiği, kaptanın nezaret etme yükümlülüğünün, geminin denize ve «yola elverişli» halde tutulması ile sınırlı bulunduğu, yükleme, istif ve boşaltma işlemlerinin gereği gibi yapılmaması yüzünden gemi denize ve yola elverişsiz hale gelirse ve yük bu yüzden «ziya» veya «hasara» uğrarsa kaptanın «nezaret görevinin» ifasında tedbirli ve dikkatli bir kaptanın gösterdiği özeni göstermediği ve taşıyanın bu yüzden sorumlu olduğunun değerlendirilebileceği, bu kapsamda somut olayda davalının «nezaret yükümlülüğüne» aykırı davrandığının söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı ile dava dışı emtia sahibi sigortalı arasında FIOS şartının öngörüldüğü, buna göre yükün, yükleme, boşaltma ve istiflemesi «masrafları» ile bu faaliyetler nedeniyle doğacak zararların «taşıtanın» sorumluluğunda olduğu, bunun yanında «navlun sözleşmesinde», yükün bağlanması emniyet altına alınması ve takozlama malzemesinin sağlanması ve bunlara ilişkin faaliyetlerin icra edilmesi ile bu faaliyetlerin masraf ve sorumluluğunun da taşıtana yüklendiği, ayrıca dava konusu emtianın ahşap sandıklarda «teslim» alınması nedeni ile «konişmentodaki» temiz «kaydının» da bu sandıkların dıştan bakıldığında iyi durumda olduğunu gösterdiği ve bunun aksinin davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair kurulan ilk hüküm, Dairemizce, mülga 6762 sayılı TTK’nın 1061. maddesinde «taşıyanın» özen borcunun düzenlendiği, sözleşmeye konulacak “fios” şartının, kaptanın «nezaret görevini», yükleme ve boşaltma işçilerini gözetmek yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, yükleme, boşaltma ve «istif» işlerinin yük ilgililerine bırakıldığı durumlarda dahi mülga TTK’nın 975. maddesi uyarınca kaptanın, yükleme ve istifin denizcilik örf ve usullerine uygun tarzda yapılmasına nezaret etmek görev ve sorumluluğunun bulunduğu, yük «hasarına» «münhasır» olmak üzere yapılan hatalı istif ve boşaltmadan dolayı «taşıyanın sorumluluğunun» devam ettiği ve müşterek kusurunun var olduğu gözetilerek, deniz taşıması konusunda uzman bilirkişi heyetinden bu çerçevede yeniden rapor alınarak yapılacak değerlendirme sonucunda hasıl olacak «kusur oranına» göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı yararına bozulmuş, mahkemece de bu bozmaya uyulmuştur.
Ancak bozma ilamına uyulmasına rağmen yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davalının «nezaret yükümlülüğünü» ihlal etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/10753 E. , 2016/5126 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 08/06/2015
NUMARASI 2014/789-2015/506
Taraflar arasında görülen davada ... .. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08/06/2015 tarih ve 2014/789-2015/506 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan sigorta şirketi vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.05.2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ..., davalı ... Sigorta A.Ş. vekili Av. .. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden ... ... ile davalı banka arasında genel kredi sözleşmesi bulunduğunu, anılan sözleşmenin teminatı olarak diğer müvekkillerine ait taşınmazların üzerinde teminat ipotekleri tesis edildiğini, ipotek resmi senedinin 2.maddesinde davalı bankaca saptanacak miktar üzerinden ipotekli taşınmazların sigorta ettirilmesi, primlerinin davacılar tarafından ödenmesi ile doğacak tazminatların kredi hesabına mahsup edilmek üzere davalı banka tarafından tahsilinin düzenlendiğini, davalı bankanın ortak kuruluşu olan diğer davalı sigorta şirketine ipotekli taşınmazların sigortasını yaptırmadığını, 12.11.1999 tarihli ... depreminde taşınmazların önce hasar görmesine rağmen bilahare haklarında yıkım kararı verilerek hasarlı yapıların yıktırıldığını, davalı bankanın diğer davalıdan toplam (315.000.000.000)TL olan sigorta bedelinin poliçede belirtilen %25 katılım oranı düştükten sonra kalan (236.250.000.000)TL sigorta hasar bedelini davalı sigortacıdan tahsili gerekirken, her iki davalının ortak eylemleri ile ödemeyi geciktirdiklerini ve (48.909.100.800)TL hasar tazminatı ödenmesinin 2000 yılı Temmuz ayı sonunda yapıldığını, böylece noksan ve geç ödeme nedeniyle davacının zarara uğratıldığını ileri sürerek, (177.340.900.000)TL sigorta bedeli alacağının 12.11.1999 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, yine geç ödenen (48.909.100.800)TL hasar tazminatı için 12.11.1999 tarihinden bankaya ödeme tarihine kadar olan işlemiş reeskont faizinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama esnasında davalı banka ile ilgili davasından feragat etmiştir.
Davalı ... ... […]A.Ş. (....) vekili, müvekkili bankanın diğer davalı sigorta şirketinin ortak kuruluşu olmayıp, acentesi konumunda bulunduğunu, geç ödemeye davacıların kendilerinin neden olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, davanın TTK’nın 1268. maddesinde yer alan iki yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığını, davacı ... Dış Tic. A.Ş’nin müvekkili karşısında sigorta sözleşmesinin tarafı olmaması nedeniyle aktif husumet ehliyeti ve dava hakkının bulunmadığını, tazminat alma hakkının dain-i mürtehin sıfatıyla .... Gayrettepe Şubesi’ne ait olduğu, olayda aşkın sigortanın söz konusu olduğunu, tazminatın hesaplanmasında rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte geçerli rayiçlere göre Bayındırbank ve İskan Bakanlığı’nın tespit etmiş olduğu bina yeniden inşaat maliyeti m2 birim fiyatının baz alındığını, belirlenen tazminatın (48.909.100.800)TL olarak dain-i mürtehin bankaya ödendiğini, gecikmeden dolayı, kendilerinin temerrüdünün söz konusu olmaması nedeniyle sorumlu tutulamayacaklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı banka hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davanın ... Sigorta A.Ş. yönünden kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacı...Dış Ticaret A.Ş'nin taşınmazlarda mülkiyet hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davacı...Dış Ticaret A.Ş’nin davalı sigorta şirketine karşı açtığı davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeni ile reddine, davacı ... Gıda ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin davası ile davacı ... ... ...'nın davalı sigorta şirketine yönelik davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan sigorta şirketi vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacılardan ... Gıda ve Dış Ticaret Ltd. Şti. ve .. ... ...’nın maliki oldukları taşınmazların davalı sigorta şirketi nezdinde deprem rizikosunu da içerir biçimde teminat altına bulunduğu esnada meydana gelen deprem neticesinde yıkılmaları sonucunda ödenmesi gereken sigorta bedelinin eksik ödenen bölümünün tahsili ile geç ödeme nedeniyle faiz alacağının tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece benimsenen bilirkişi kurulu raporu esas alınarak yazılı şekilde davanın davalılardan sigorta şirketine yönelik olarak kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da açıkça vurgulandığı üzere, sigortalı değerlerin tazmin şeklinin Poliçe Genel Şartlarının B.5.1.5.maddesinde öngörülen her iki halde gözetilmek suretiyle belirlenmesi gerekeceği kuşkusuz olup, mahkemece içinde sigorta hukukçusunun da bulunduğu bilirkişi kurulundan anılan bozma ilamı çerçevesinde, davalı vekilinin ciddi, sonuca etkili ve esaslı itirazlarını da karşılayan denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken denetime elverişli olmayan ve yetersiz bilirkişi kurulu raporundan hareketle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalılardan sigorta şirketi yararına bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, yerel mahkemece verilen bir hüküm, Yargıtay tarafından bozulmuş ve Yargıtay’ın bu bozma kararına uyulmuş olması halinde, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorunludur. Mahkeme, bozma kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bu müesseseye “usuli müktesep hak” veya “usule ilişkin kazanılmış hak” denir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’muzda anılan müesseseye ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ne var ki, “usuli müktesep hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve kamu düzeni ile ilgilidir.
Açıkça bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir. Bu bağlamda mahkemece bozma ilamının mümeyyiz davalı yararına olduğu nazara alınmadan ve davacılar vekilinin 16.04.2014 tarihli bilirkişi raporuna yönelik bakiye tazminat ve temerrüt faizine ilişkin dilekçesi dahi değerlendirilmeden hüküm tesisi eksik incelemeye dayalı olup doğru görülmemiş, kararının bu nedenlerle dahi mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılardan sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalı sigortaya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/215499000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz