Marka Hakkının İhlalinden Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3422 E. 2022/8550 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fiil ehliyeti↗ müktesep hak↗ usuli kazanılmış hak↗ direnme kararı↗ ipotek↗ kazanılmış hak↗ kamu düzeni↗ uyuşmazlık konusu↗ bono↗ taraf ehliyeti↗ geçersizlik↗ menfi tespit↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, ipotek ve bonoların düzenlenme tarihinde davacının fiili ehliyetinin bulunmadığının ispatlanamadığı gerekçesiyle menfi tespit davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, mahcurun davalı banka lehine verdiği ipotek ve bonoların ehliyetsizlik sebebiyle geçersiz olduğu iddiasına dayalı dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece verilen bir hüküm, Yargıtay tarafından bozulmuş ve Yargıtay’ın bu bozma kararına uyulmuş olması halinde, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorunludur. Mahkeme, bozmaya uyulması kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bu müesseseye “usuli müktesep hak” veya “usule ilişkin kazanılmış hak” denir. Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzda anılan müesseseye ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ne var ki, “usuli müktesep hak” davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay inançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve kamu düzeni ile ilgilidir. Açıkça bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir.
Somut uyuşmazlıkta, bono ve ipoteklerden kaynaklı borca ilişkin menfi tespit isteminde bulunulmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, ehliyetsizlik nedeniyle icra takibine konu edilen 3 adet bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen ilk karar Yargıtay (Kapatılan ) 19. Hukuk Dairesi’nin 07/05/2018 tarih 2016/16646 Esas, 2018/2514 sayılı ilamı ile Adli Tıp Kurumu’na 15.10.2014 tarihli yazılan müzekkere ile davacı mahcurun 03.11.2008, 16.03.2010, 18.03.2010 ve 15.03.2011 tarihlerinde temyiz kudretinin bulunup bulunmadığının sorulduğu ancak 19.03.2010 ve 19.07.2010 tarihli ipoteklerin tesisi tarihinde davacı mahcurun fiil ehliyeti bulunup bulunmadığının sorulmadığı ve doğal olarak bu konuda Adli Tıp Kurumunca da bir görüş bildirilmediği, mahkemece Adli Tıp Kurumu raporunda davacı mahcurun 19.03.2010 ve 19.07.2010 tarihlerindeki durumu hakkında bir görüş olmadığı halde varmış gibi kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Adli Tıp’tan Kurumu’ndan uyuşmazlık konusu tarihlerle ilgili olarak da mütalaa alınması için davacı yararına bozulmuştur. Yani, mahkemece bonolar yönünden davanın kabulüne, ipotekler yönünden davanın reddine dair verilen karar, sadece reddedilen kısım yönünden davacı yararına bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen, bu kez bonolar yönünden davacı yararına oluşan kazanılmış hakkı ihlal edecek şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2) Kabule göre, mahkemece uyulan bozma ilamında Adli Tıp Kurumundan uyuşmazlık konusu tarihlerle ilgili olarak mütalaa alınması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, Prof Dr. ...Akıl ve Ruh Hastalıkları Hastanesi’nden rapor alınmış ve yine bu raporda bozma ilamında belirtilen tarihlere ilişkin açık bir görüş bildirilmemiş olmasına rağmen, rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece yapılması gereken iş -bozma ilamından sonra sunulan raporlar da dahil olmak üzere- dosyada bulunan tüm raporların birlikte değerlendirilmesi ve bozma ilamında belirtilen tarihlerde mahcurun fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesinden ibaret olup, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10753 E. 2016/5126 K.
Ortak:müktesep hak · direnme kararı · kazanılmış hak · kamu düzeni · taraf ehliyeti
İncelediğiniz karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»” davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay inançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, «ipotek» ve bonoların düzenlenme tarihinde davacının «fiili ehliyetinin» bulunmadığının ispatlanamadığı gerekçesiyle «menfi tespit» davasının reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Sigorta A.Ş. yönünden kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacı...Dış Ticaret A.Ş'nin taşınmazlarda mülkiyet hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davacı...Dış Ticaret A.Ş’nin davalı sigorta şirketine karşı açtığı davanın aktif dava «ehliyeti» yokluğu nedeni ile reddine, davacı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli rapor · riziko · denetime elverişlilik · temerrüt faizi · feragat · eksik inceleme · temerrüt · teminat
Benzer bu karardaBu bağlamda mahkemece bozma ilamının mümeyyiz davalı yararına olduğu nazara alınmadan ve davacılar vekilinin 16.04.2014 tarihli bilirkişi raporuna yönelik bakiye tazminat ve «temerrüt faizine» ilişkin dilekçesi dahi değerlendirilmeden hüküm tesisi «eksik incelemeye» dayalı olup doğru görülmemiş, kararının bu nedenlerle dahi mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Şti. ve .. ... ...’nın maliki oldukları taşınmazların davalı sigorta şirketi nezdinde deprem «rizikosunu» da içerir biçimde «teminat» altına bulunduğu esnada meydana gelen deprem neticesinde yıkılmaları sonucunda ödenmesi gereken sigorta bedelinin eksik ödenen bölümünün tahsili ile geç ödeme nede …
… e sigorta hukukçusunun da bulunduğu bilirkişi kurulundan anılan bozma ilamı çerçevesinde, davalı vekilinin ciddi, sonuca etkili ve esaslı itirazlarını da karşılayan «denetime elverişli rapor» alınarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken denetime elverişli olmayan ve yetersiz bilirkişi kurulu raporundan hareketle yazılı şekilde hüküm kurulması do …
Mahkemece, davalı banka hakkında açılan davanın «feragat» nedeniyle reddine, davanın ...
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10123 E. 2015/6917 K.
Ortak:müktesep hak · direnme kararı · kazanılmış hak · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»” davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay inançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Mahkeme, bozmaya uyulması kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Benzer bu karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Mahkeme, bozma kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet yasağı · cezai şart · denetime elverişlilik · oy yasağı · taahhütname · haksız rekabet
Benzer bu karardaAŞ arasında davaya dayanak olan «taahhütnamenin» imzalandığı, davalının bu taahhütname ile bir takım taahhütlerde bulunduğu ancak bu taahhütler için bir süre öngörülmediği gibi tüm Türkiye çapında «rekabet yasağı» getirildiği, bu haliyle söz konusu taahhütnamenin kelepçeleme amaçlı olduğu, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
AŞ arasında düzenlenen «taahhütnamede» öngörülen «cezai şartın» tahsili ile davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti, haksız rekabetin önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkindir.
B.'in davacı SFRKD şirketi ile düzenlediği «taahhütnameye» aykırı hareket ettiği, ayrıca anılan davalının taahhüdüne aykırılık dışında her iki davacı yönünden de genel hükümler çerçevesinde «haksız rekabette» bulunduğu gerekçesiyle 100.000 USD «cezai şartın» davalı S.
B.'in temyizi üzerine Dairemizce, diğer temyiz itirazları reddedilerek yalnızca davaya dayanak yapılan «taahhütnamenin» kelepçeleme amaçlı olması, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı bulunması vakıaları ile ilgili «denetime elverişli» bir değerlendirme yapılması gerekçesiyle bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1478 E. 2020/4387 K.
Ortak:müktesep hak · direnme kararı · kazanılmış hak · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»” davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay inançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Mahkeme, bozmaya uyulması kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Benzer bu karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Mahkeme, bozmaya uyulması kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Ne var ki, “Usuli Müktesep Hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklılık durumu · eft · tahsilde tekerrür olmaması · internet bankacılığı · tahsilde tekerrür · vekalet ücreti takdiri · eş rızası · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamına göre, davacı vekili her ne kadar 64.150,00-TL'nin müştereken ve müteselsilen («tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş oluşan zararın tamamından, davalı ...34.300,00-TL miktar ile sorumlu olacak şekilde) 13.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de; davacı vekilinin 25.01.2019 tarihli celsesinde Yapı Kredi Bankası A.Ş'nin Yargıtay ilamı doğrultusunda dosya borcunun tamamını ödediğini, alacaklarının kalmadığını, bu davalı yönünden «vekalet ücreti» taleplerinin olmadığını, aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini beyan etmesi üzerine davanın konusuz kaldığı, yine aynı celsede davalı TEB vekilinin davanın açılmasında müvekkilinin sebebiyet vermediğini bu nedenle vekalet ücreti taleplerinin olduğunu beyan ettiği anlaşılmakla konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve davalı ...nin davanın açılmasına sebebiyet vermediği ve «haklılık durumu» da gözetilerek davalı TEB lehine «vekalet ücreti takdirine» karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
… anka hesabına aktarıldığı, bu hesaptan da yine bilgi ve talimatı olmadan 50.000 TL’nin 34.300 TL’sinin dava dışı HSBC Bankası’nda bulunan bir başka kişinin hesabına «eft» yapıldığı, bu durumda, ilk işlemin gerçekleştirildiği davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş’nin davacıya ait hesapta bulunan paranın davacının «rızası» dışında diğer davalı ...Ş.’de bulunan hesabına aktarılmasından sorumlu olduğu, diğer davalı ...Ş.’ye «husumet» yöneltilemeyeceği hususu dikkate alınmaksızın anılan davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava, «internet bankacılığından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olmasına rağmen, davalı ...Ş. yönünden «husumetten» red kararı verilmesi gerekirken, anılan davalı lehine oluşan usuli müktesep hakkı ihlal edecek şekilde diğer davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. tarafından yapılan ödeme sebebiyle davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar «verilmesine yer olmadığı» yönünde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir. (2) Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin davalı ...Ş. lehine hükmolunan «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3095 E. 2016/803 K.
Ortak:müktesep hak · direnme kararı · kazanılmış hak · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Ne var ki, “usuli «müktesep hak»” davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay inançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Mahkeme, bozmaya uyulması kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Benzer bu karardaBu müesseseye “usuli «müktesep hak»” veya “usule ilişkin «kazanılmış hak»” denir.
Mahkeme, bozmaya uyulması kararından dönerek «direnme» kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.
Ne var ki, “Usuli Müktesep Hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İnançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve «kamu düzeni» ile ilgilidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız ihtiyati haciz · haksız haciz · mükerrer ödeme · karşılıksız çek · kişilik haklarına saldırı · dosyanın gönderilmesi · kişilik hakları · mükerrerlik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, talep olunan «maddi tazminatın» miktarına ilişkin önceki hükmün bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiği, davalıların kusurlu eylemleri nedeniyle davacının bedelini ödediği çeke dayalı olarak hacizle karşılaştığı ve bu haczin haksız olduğu, «haksız haciz» işleminin davacı şirketin «kişilik haklarına saldırı» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 88.500 TL maddi, 30.000 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu çeke ait bilgilerin …
Bozmaya uyan mahkemece ise davalıların eylemi nedeniyle davacının haksız hacze uğradığı, «haksız haciz» işleminin davacının «kişilik haklarına saldırı» oluşturduğu gerekçesiyle manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının aynı çeke dayalı olarak «mükerrer ödeme» yaptığı, buna davalıların kusurlu eylemlerinin yol açtığı, oluşan maddi zarardan davalıların «müteselsilen sorumlu» oldukları, manevi tazminat koşullarının ise oluşmadığı gerekçesiyle «maddi tazminat» yönünden davanın kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiş, bu karar, Dairemizin 26.12.2013 tarihli ilamı ile "Mahkemece, davacının «çek» bilgilerinin kara listeden silinmesi yönündeki istemi hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemiştir.
3-Öte yandan, gerek Merkez Bankası, gerekse de Bankalar Birliği tarafından «dosyaya gönderilen» yazılarda, davacı hakkında «çek» hesabı açma ve çek düzenleme «yasağı» kararı olmadığı, davacıya ilişkin herhangi bir «karşılıksız çek» bilgisinin de bulunmadığı bildirilmiş olmakla birlikte bu yazılar davaya konu çekin keşide edildiği tarihe ilişkin değillerdir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3422 E. , 2022/8550 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24.09.2020 tarih ve 2018/571 E. - 2020/506 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 29.11.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ...’ın 08.06.2011 tarihli mahkeme kararı ile vesayet altına alınıp kararın kesinleştiğini, kısıtlı davacının son üç yıldır medeni haklarını kullanamayacak durumda olduğunun vesayet kararı ve raporlar ile tespit edildiğini, tam ehliyetsizlerin yaptığı hukuki işlemlerin mutlak butlan makul olup, yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğunu iddia ederek, davalı lehine tesis edilen ipotekler ile bonoların ...’ın ehliyetsizliği nedeni ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının icra mahkemesindeki ve ihtiyati haciz kararına ilişkin dosyalardan feragat etmiş olması nedeniyle taraflar arasında davacı tarafın haksızlığı konusunda kesin hüküm oluştuğunu, davaya bakma yetkisinin Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğunu, ipotek işleminin noter huzurunda verilen vekaletnameye istinaden yapılmış olması nedeniyle müvekkili bankanın sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, ipotek ve bonoların düzenlenme tarihinde davacının fiili ehliyetinin bulunmadığının ispatlanamadığı gerekçesiyle menfi tespit davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, mahcurun davalı banka lehine verdiği ipotek ve bonoların ehliyetsizlik sebebiyle geçersiz olduğu iddiasına dayalı dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece verilen bir hüküm, Yargıtay tarafından bozulmuş ve Yargıtay’ın bu bozma kararına uyulmuş olması halinde, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorunludur. Mahkeme, bozmaya uyulması kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bu müesseseye “usuli müktesep hak” veya “usule ilişkin kazanılmış hak” denir. Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzda anılan müesseseye ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ne var ki, “usuli müktesep hak” davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay inançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve kamu düzeni ile ilgilidir.
Açıkça bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir.
Somut uyuşmazlıkta, bono ve ipoteklerden kaynaklı borca ilişkin menfi tespit isteminde bulunulmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, ehliyetsizlik nedeniyle icra takibine konu edilen 3 adet bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen ilk karar Yargıtay (Kapatılan ) 19. Hukuk Dairesi’nin 07/05/2018 tarih 2016/16646 Esas, 2018/2514 sayılı ilamı ile Adli Tıp Kurumu’na 15.10.2014 tarihli yazılan müzekkere ile davacı mahcurun 03.11.2008, 16.03.2010, 18.03.2010 ve 15.03.2011 tarihlerinde temyiz kudretinin bulunup bulunmadığının sorulduğu ancak 19.03.2010 ve 19.07.2010 tarihli ipoteklerin tesisi tarihinde davacı mahcurun fiil ehliyeti bulunup bulunmadığının sorulmadığı ve doğal olarak bu konuda Adli Tıp Kurumunca da bir görüş bildirilmediği, mahkemece Adli Tıp Kurumu raporunda davacı mahcurun 19.03.2010 ve 19.07.2010 tarihlerindeki durumu hakkında bir görüş olmadığı halde varmış gibi kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Adli Tıp’tan Kurumu’ndan uyuşmazlık konusu tarihlerle ilgili olarak da mütalaa alınması için davacı yararına bozulmuştur.
Yani, mahkemece bonolar yönünden davanın kabulüne, ipotekler yönünden davanın reddine dair verilen karar, sadece reddedilen kısım yönünden davacı yararına bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen, bu kez bonolar yönünden davacı yararına oluşan kazanılmış hakkı ihlal edecek şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2) Kabule göre, mahkemece uyulan bozma ilamında Adli Tıp Kurumundan uyuşmazlık konusu tarihlerle ilgili olarak mütalaa alınması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, Prof Dr. ...Akıl ve Ruh Hastalıkları Hastanesi’nden rapor alınmış ve yine bu raporda bozma ilamında belirtilen tarihlere ilişkin açık bir görüş bildirilmemiş olmasına rağmen, rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece yapılması gereken iş -bozma ilamından sonra sunulan raporlar da dahil olmak üzere- dosyada bulunan tüm raporların birlikte değerlendirilmesi ve bozma ilamında belirtilen tarihlerde mahcurun fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesinden ibaret olup, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/858946700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz