Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/4765 E. 2015/6467 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iflasın açılması↗ tasarruf yetkisi↗ aciz vesikası↗ iflas idaresi↗ bilirkişi ücreti↗ i̇i̇k 194↗ dava dilekçesinin tebliği↗ kısıtlılık↗ ara karar↗ kesin süre↗ dolandırıcılık↗ muvafakat↗ tmsf↗ uyuşmazlık konusu↗ bilirkişi incelemesi↗ havale↗ tebligat↗ iflas↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı TMSF hakkındaki davanın atiye bırakıldığı, davalının da buna muvafakati bulunduğu anlaşılmakla HUMK'un 185/2 maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına ve davacının verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücreti ve tebligat giderini yatırmadığı, Y.. L..'ne dava dilekçesini tebliğ ettirmediği ve 29.05.2002 tarihli duruşmada da bu davalı ile ilgili davasını atiye bıraktığını belirttiği, bu nedenle davacının öncelikle Y.. L... ile ilgili davasını yürüterek kanıtlaması, daha sonra sonucuna göre diğer davalılar aleyhine dava açması gerektiği gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davacı vekilinin 29.05.2002 tarihli celsede davalılardan TMSF yönünden davayı atiye bıraktıklarını bildirmesi ve davalı TMSF vekilinin de 16.10.2002 tarihli celsede bu hususu kabul etmesine ve davalı TMSF hakkında açılan dava yönünden atiye bırakılma nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş bulunmasına göre, davacı vekilinin davalı TMSF yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin diğer davalılar S. A.Ş. (Y.T. K. A.Ş. adına O. A.Ş.), A.. B.., B. Holding A.Ş., Y.. L... yönünden temyiz isteminin incelenmesine gelince ise;
Dava, davalı S. A.Ş.{Y.T. K. A.Ş.adına O. A.Ş. (ING Bank A.Ş.)'nın külli halefi olduğu Y.A.Ş. İ. Şubesi’nde bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak Y.. L... hesabına gönderildiği iddiasına dayalı olarak açılmış alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücreti ve tebligat giderini yatırmadığı, Y.. L..'ye dava dilekçesini tebliğ ettirmediği, 29.05.2002 tarihli celsede bu davalı ile ilgili davasını atiye bıraktığı, bu nedenle öncelikle Y.. L... ile ilgili davasını kanıtlaması, daha sonra sonucuna göre diğer davalılar aleyhine dava açması gerektiği gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, dosyada mevcut delillerden davacı tarafından 5.869,00 TL ve 740,00 TL tutarlarında davalı O. (ING Bank)'ın halefi olduğu Y.'da 311 00 20 01 ve 311 00 10 01 no'lu hesapların açıldığı, bu hesaplardan davacının imzasını taşıyan havale talimatı ile yine davalı Y.. L...'ne 10.12.1999 tarihinde 5.869 TL ve 17.12.1999 tarihinde 740,00 TL havale yapıldığı ve davacının hesaptaki parasını talep etmesine rağmen bu paranın kendisine ödenmediği anlaşılmakta olup, bu husus esasen taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Her ne kadar davacı vekili müvekkilinin söz konusu talimatı, davalı Y.B. A.Ş çalışanlarının kendisini hataya düşürmek sureti ile verdiğini ileri sürmüş ise de, bu husus ana hatları ile yukarıda belirtilen ve taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan olgunun ayrıca değerlendirilmesini gerektirir nitelikte bulunmamaktadır. Bu itibarla, yaptırılacak bilirkişi incelemesinin mahiyeti de belirlenmeksizin bu yolda verilmiş ara karar uyarınca gerekli giderlerin yatırılmadığından bahisle davanın aleyhine temyiz yoluna başvurulan davalılar bakımından esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, yerel mahkeme kararından sonra İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi Yurtbank A.Ş.’nin ve diğer davalı Holding’in yöneticisi olan davalı A.B.r hakkında, “o. hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve iş bu ceza hükmü Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 19.10.2006 gün ve 1600-16357 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Ceza Mahkemesince verilen ve kesinleşen kararın gerekçesinde, davalı A.B. ve Y. A.Ş’nin diğer bir kısım yöneticilerinin, Y. A.Ş. aracılığıyla off shore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırdıkları ve bu suretle topladıkları paraların B. Holding A.Ş. bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, o. bankasının paravan bir şirket olarak davalı Ali Balkaner tarafından yakınlarına kurdurulduğu açıklanmıştır. Bir başka söyleyişle, Y. A.Ş’nin söz konusu yöneticileri tarafından davacı ve onun durumundaki diğer off shore hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı ve bu suretle o. hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıkları açıkça ortaya konulmuştur.
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki aciz vesikaları da gözetildiğinde, davacının alacağını Y. S. O. Ltd.’den tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, diğer davalılar hakkındaki davanın, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuki sonuçları BK’nun 53. maddesi çerçevesinde gözetilmek suretiyle, BK’nun 41, TTK’nun 321/son ve 336/5. maddeleri uyarınca, gerek davalı Ali Balkaner’in ve gerekse B.Holding A.Ş'nin ve Y. Bank A.Ş'nin külli halefi olan O. A.Ş'nin hukuki durumunun saptanması gerekirken, bu davalılar hakkında açılan davanın, mahkemece yukarıda belirtilen gerekçelerle esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yine, Dairemize intikal eden emsal nitelikteki dosyalardan da anlaşıldığı üzere, temyiz aşamasında davalı A. A. B.’in Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17.10.2007 tarih, 2005/120 Esas ve 2007/381 Karar sayılı ilamı ile iflasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İİK' nın 194. maddesi uyarınca, iflasın açılması ile müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları, acele haller ve maddede yazılı olanlar haricinde durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından 10 gün sonra devam olunabilir. Bu hükmün amacı, iflasın açılması ile tasarruf yetkisi kısıtlanıp yerini iflas idaresi alan müflisin davacı veya davalı bulunduğu davaları devam ettirmekte fayda olup olmadığını tespiti noktasında iflas idaresine imkan sağlamaktır. İflas idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflas organlarının teşekkül etmesi ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olması gerekir. İşte bu nedenle müflisin hukuk davalarının belli bir süre durması kabul edilmiştir. O halde mahkemece, davalı A. Avni Balkaner ile ilgili iflas davası dikkate alınıp, alacaklıların ikinci toplantısının yapılıp yapılmadığı araştırılıp, toplantının yapılmadığının belirlenmesi halinde bir ara karar ile davanın anılan maddede açıklandığı şekilde durmasına karar verilmesi ve şayet toplantının yapıldığı anlaşılmış ise iflas idaresi huzuruyla davaya devam edilerek sonuçlandırılması gerekmektedir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2996 E. 2013/5796 K.
Ortak:aciz vesikası · dolandırıcılık · karar verilmesine yer olmadığına · i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı TMSF hakkındaki davanın atiye bırakıldığı, davalının da buna «muvafakati» bulunduğu anlaşılmakla HUMK'un 185/2 maddesi gereğince karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacının verilen «kesin süreye» rağmen «bilirkişi ücreti» ve «tebligat» giderini yatırmadığı, Y..
… dirmesi ve davalı TMSF vekilinin de 16.10.2002 tarihli celsede bu hususu kabul etmesine ve davalı TMSF hakkında açılan dava yönünden atiye bırakılma nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş bulunmasına göre, davacı vekilinin davalı TMSF yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi Yurtbank A.Ş.’nin ve diğer davalı Holding’in yöneticisi olan davalı A.B.r hakkında, “o. hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve iş bu ceza hükmü Yargıtay 7.
Benzer bu karardaŞti. ve ... hakkındaki davanın atiye «terk» edilmesi nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Şti. ve ... hakkındaki davanın atiye «terk» edilmesi nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
A.Ş.’nin ve diğer davalı ...’in yöneticisi olan davalı ... hakkında, “... hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · eş rızası · terkin · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaA.Ş.'nin hukuki durumunun bu çerçevede saptanması gerekirken, davanın «erken açılan» bir dava olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...- Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı davalılardan ... yönünden davasını atiye «terk» ettiğini bildirmiş ve aynı celsede kendini bir vekille «temsil» ettiren davalı ... de bu hususu kabul etmiştir.
A.Ş.), ... ve Balkaner Holding A.Ş. hakkında açılan davanın «erken açılan» bir dava olduğu gerekçesiyle reddine, davalı ... ... ...
Şti. ve ... hakkındaki davanın atiye «terk» edilmesi nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Şubesi’nde bulunan davacı mevduatının, davacının «rızası» dışında ... ... ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5569 E. 2013/5689 K.
Ortak:aciz vesikası · dolandırıcılık · karar verilmesine yer olmadığına · i̇i̇k 72/son · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı TMSF hakkındaki davanın atiye bırakıldığı, davalının da buna «muvafakati» bulunduğu anlaşılmakla HUMK'un 185/2 maddesi gereğince karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacının verilen «kesin süreye» rağmen «bilirkişi ücreti» ve «tebligat» giderini yatırmadığı, Y..
… dirmesi ve davalı TMSF vekilinin de 16.10.2002 tarihli celsede bu hususu kabul etmesine ve davalı TMSF hakkında açılan dava yönünden atiye bırakılma nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş bulunmasına göre, davacı vekilinin davalı TMSF yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi Yurtbank A.Ş.’nin ve diğer davalı Holding’in yöneticisi olan davalı A.B.r hakkında, “o. hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve iş bu ceza hükmü Yargıtay 7.
Benzer bu karardaİle ... hakkındaki davanın atiye «terk» edilmiş bulunması nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına», ... bankasının ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip olması nedeniyle bu banka dışındaki kişilere «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle de diğer davalılar hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
A.Ş.’nin yöneticisi olan Ali Balkaner hakkında, “... hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7.
A.Ş. aracılığıyla ... hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve bu suretle topladıkları paraların Balkaner Holding bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, ... bankasının paravan bir şirket olarak Ali Balkaner tarafından yakınlarına kurdurulduğu açıklanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet yokluğu · terkin · vekalet ücreti · temsil · husumet
Benzer bu karardaİle ... hakkındaki davanın atiye «terk» edilmiş bulunması nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına», ... bankasının ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip olması nedeniyle bu banka dışındaki kişilere «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle de diğer davalılar hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Ltd.’den tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, davalılara «husumet» düşeceğinin kabulü ile ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuki sonuçları BK’nun 53. maddesi çerçevesinde gözetilmek suretiyle, BK’nun 41, ...’nun 321/«son» ve 336/5. maddeleri uyarınca, davalıların davacının ileri sürdüğü zarardan sorumlu tutulması gerekip gerekmediği tartışılıp değerlendirilerek, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek üzere yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...- Davalı ...'nin temyiz itirazlarına gelince, davacı vekili 03/05/2002 tarihli celsede davasını ... yönünden atiye «terk» ettiğini bildirmiş, bu talep davalı vekilince de kabul edilmiştir.
Hal böyle olunca vekille «temsil» edilen davalı yararına tarife hükümleri gözetilerek «vekalet ücretine» hükmolunması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
A.Ş.), ... ve Balkaner Holding'e yöneltilemeyeceğinden bahisle «husumet» yönünden reddi cihetine gidilmiş ise de, ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5572 E. 2013/8007 K.
Ortak:aciz vesikası · dolandırıcılık · i̇i̇k 72/son · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaAğır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi Yurtbank A.Ş.’nin ve diğer davalı Holding’in yöneticisi olan davalı A.B.r hakkında, “o. hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve iş bu ceza hükmü Yargıtay 7.
A.Ş. aracılığıyla off shore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve bu suretle topladıkları paraların B.
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki «aciz vesikaları» da gözetildiğinde, davacının alacağını Y.
Benzer bu karardaAğır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29...2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi ....’nin ve diğer davalı ...’in yöneticisi olan davalı ... hakkında, “... hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay ....
Ceza Mahkemesince verilen ve kesinleşen kararın gerekçesinde, davalı ... ve ....’nin diğer bir kısım yöneticilerinin, .... aracılığıyla ... hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve bu suretle topladıkları paraların Balkaner Holding A.Ş. bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, ... bankasının paravan bir şirket olarak davalı ... tarafından yakınlarına kurdurulduğu açıklanmıştır.
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki «aciz vesikaları» da gözetildiğinde, davacının alacağını ... ... ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat hesabı · pasif husumet yokluğu · eş rızası · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet yokluğu · terkin · vekalet ücreti
Benzer bu karardaBank) hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine, davalıla .... ile ... hakkındaki davanın atiye terkedildiği gerekçesiyle de bu davalılar hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
… iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre ...’nin bir bankanın mevduat kabul etme ve bankacılık yapma iznini kaldırmasından sonra yasa gereği sigorta kapsamındaki «mevduat hesabı» sahiplerine ödeme yapmakla yükümlü olduğu,ancak ... hesabına yatırıldığı belirlenen ve kabul edilen hesapların ... kapsamında olmadığı, ... bankasının ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip olması nedeniyle bu banka dışındaki kişilere «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davalılar ..., Balkaner Holding A.Ş. ve .... (...
A.Ş'nin hukuki durumunun saptanması gerekirken, bu davalılar hakkında açılan davanın «pasif husumetten» reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir ...- Davacı davalılardan ... yönünden davasını atiye «terk» ettiğini bildirmiş ve aynı celsede kendini bir vekille «temsil» ettiren davalı ... de bu hususu kabul etmiştir.
Davanın açılmasının sonuçlarından birisi de davanın davalının «rızası» olmaksızın geri alınamamasıdır.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2700 E. 2015/6456 K.
Ortak:iflasın açılması · tasarruf yetkisi · aciz vesikası · iflas idaresi · i̇i̇k 194 · kısıtlılık · ara karar · dolandırıcılık · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaBu hükmün amacı, «iflasın açılması» ile «tasarruf yetkisi» «kısıtlanıp» yerini «iflas idaresi» alan müflisin davacı veya davalı bulunduğu davaları devam ettirmekte fayda olup olmadığını tespiti noktasında iflas idaresine imkan sağlamaktır.
İİK' nın «194». maddesi uyarınca, «iflasın açılması» ile müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları, acele haller ve maddede yazılı olanlar haricinde durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından 10 gün sonra devam olunabilir.
Avni Balkaner ile ilgili «iflas» davası dikkate alınıp, alacaklıların ikinci toplantısının yapılıp yapılmadığı araştırılıp, toplantının yapılmadığının belirlenmesi halinde bir «ara» karar ile davanın anılan maddede açıklandığı şekilde durmasına karar verilmesi ve şayet toplantının yapıldığı anlaşılmış ise «iflas idaresi» huzuruyla davaya devam edilerek sonuçlandırılması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu hükmün amacı, «iflasın açılması» ile «tasarruf yetkisi» «kısıtlanıp» yerini «iflas idaresi» alan müflisin davacı veya davalı bulunduğu davaları devam ettirmekte fayda olup olmadığını tespiti noktasında iflas idaresine imkan sağlamaktır.
İİK'nun «194». maddesi uyarınca, «iflasın açılması» ile müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları, acele haller ve maddede yazılı olanlar haricinde durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından 10 gün sonra devam olunabilir.
A.B. ile ilgili «iflas» kararı dikkate alınıp, alacaklıların ikinci toplantısının yapılıp yapılmadığı araştırılıp, toplantının yapılmadığının belirlenmesi halinde bir «ara» karar ile davanın anılan maddede açıklandığı şekilde durmasına karar verilmesi ve şayet toplantının yapıldığı anlaşılmış ise «iflas idaresi» huzuruyla davaya devam edilerek sonuçlandırılması için kararın bozulması gerekmiştir. (4) Bozma sebep ve şekline göre, davacının davalı A.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:açılmamış sayılma · terkin · husumet
Benzer bu karardaO.Bank Ltd Şti hakkındaki davasını atiye «terk» etmiş olması sebebiyle anılan davalılar hakkındaki davaların «açılmamış sayılmasında» bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Davacılar vekilinin davalı O.
Bank Ltd Şti hakkındaki davaların HUMK 409/5. maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», davalılar O.
A.Ş aleyhine açılmış davanın «husumet» yönünden reddine; davalı B.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2785 E. 2013/3401 K.
Ortak:aciz vesikası · dolandırıcılık · karar verilmesine yer olmadığına · i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı TMSF hakkındaki davanın atiye bırakıldığı, davalının da buna «muvafakati» bulunduğu anlaşılmakla HUMK'un 185/2 maddesi gereğince karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacının verilen «kesin süreye» rağmen «bilirkişi ücreti» ve «tebligat» giderini yatırmadığı, Y..
… dirmesi ve davalı TMSF vekilinin de 16.10.2002 tarihli celsede bu hususu kabul etmesine ve davalı TMSF hakkında açılan dava yönünden atiye bırakılma nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş bulunmasına göre, davacı vekilinin davalı TMSF yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi Yurtbank A.Ş.’nin ve diğer davalı Holding’in yöneticisi olan davalı A.B.r hakkında, “o. hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve iş bu ceza hükmü Yargıtay 7.
Benzer bu karardaBank Ltd. ve ... hakkındaki dava atiye bırakıldığından karar «verilmesine yer olmadığına» kararı verilmiştir.
A.Ş.’nin ve diğer davalı ...’in yöneticisi olan davalı ... hakkında, “... hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7.
A.Ş. aracılığıyla ... hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve bu suretle topladıkları paraların Balkaner Holding bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, ... bankasının paravan bir şirket olarak davalı ... tarafından yakınlarına kurdurulduğu açıklanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eş rızası · terkin · dahili dava · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaBalkaner ve Balkaner Holding’in davacının ileri sürdüğü zarardan sorumlu tutulmaları gerekip gerekmediği tartışılıp değerlendirilerek, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek üzere anılan davalılara yönelik yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...)Davacı davalılardan ... yönünden davasını atiye «terk» ettiğini bildirmiş ve aynı celsede kendini bir vekille «temsil» ettiren davalı ... de bu hususu kabul etmiştir.
Balkaner ve bu bankanın «dahil» olduğu Balkaner Holding A.Ş. hakkında da ...'nın 339 ve 336. maddeleri hükümleri uyarınca dava açıldığı, davacının öncelikle hesapların adına düzenlendiği ...
Davanın açılmasının sonuçlarından birisi de davanın davalının «rızası» olmaksızın geri alınamamasıdır.
Bu durumda mahkemece, HUMK 425. maddesi uyarınca davalı ... lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekip gerekmediği hususunun tartışılarak bu konuda bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3855 E. 2013/3983 K.
Ortak:iflasın açılması · tasarruf yetkisi · aciz vesikası · iflas idaresi · i̇i̇k 194 · kısıtlılık · ara karar · dolandırıcılık · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaBu hükmün amacı, «iflasın açılması» ile «tasarruf yetkisi» «kısıtlanıp» yerini «iflas idaresi» alan müflisin davacı veya davalı bulunduğu davaları devam ettirmekte fayda olup olmadığını tespiti noktasında iflas idaresine imkan sağlamaktır.
İİK' nın «194». maddesi uyarınca, «iflasın açılması» ile müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları, acele haller ve maddede yazılı olanlar haricinde durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından 10 gün sonra devam olunabilir.
Avni Balkaner ile ilgili «iflas» davası dikkate alınıp, alacaklıların ikinci toplantısının yapılıp yapılmadığı araştırılıp, toplantının yapılmadığının belirlenmesi halinde bir «ara» karar ile davanın anılan maddede açıklandığı şekilde durmasına karar verilmesi ve şayet toplantının yapıldığı anlaşılmış ise «iflas idaresi» huzuruyla davaya devam edilerek sonuçlandırılması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu hükmün amacı, «iflasın açılması» ile «tasarruf yetkisi» «kısıtlanıp» yerini «iflas idaresi» alan müflisin davacı veya davalı bulunduğu davaları devam ettirmekte fayda olup olmadığını tespiti noktasında iflas idaresine imkan sağlamaktır.
İİK''nın «194». maddesi uyarınca, «iflasın açılması» ile müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları, acele haller ve maddede yazılı olanlar haricinde durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından ... gün sonra devam olunabilir.
O halde, davalı ... ile ilgili «iflas» davası dikkate alınıp, alacaklıların ikinci toplantısının yapılıp yapılmadığı araştırılıp, toplantının yapılmadığının belirlenmesi halinde bir «ara» karar ile davanın anılan maddede açıklandığı şekilde durmasına karar verilmesi ve şayet toplantının yapıldığı anlaşılmış ise «iflas idaresi» huzuruyla davaya devam edilerek sonuçlandırılması için kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · davadan feragat · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme · tüzel kişilik · feragat
Benzer bu karardaA.Ş., ...Holding A.Ş. ve ... haklarında «erken açılan» davanın reddine, davalılar ...Taahhüt A.Ş., ... hakkında açılan davanın «feragat» nedeniyle reddine, ..., ... hakkında açılan «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı ..., ... hakkındaki davanın müracaata bırakılarak «yenilenmediği», davalılar ... ... hakkındaki «davadan feragat» edildiği, davalı ...
A.Ş. hesap sahibinin bu bankanın ayrı bir «tüzel kişiliği» olan ... ... ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4000 E. 2013/3694 K.
Ortak:aciz vesikası · dolandırıcılık · karar verilmesine yer olmadığına · i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı TMSF hakkındaki davanın atiye bırakıldığı, davalının da buna «muvafakati» bulunduğu anlaşılmakla HUMK'un 185/2 maddesi gereğince karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacının verilen «kesin süreye» rağmen «bilirkişi ücreti» ve «tebligat» giderini yatırmadığı, Y..
… dirmesi ve davalı TMSF vekilinin de 16.10.2002 tarihli celsede bu hususu kabul etmesine ve davalı TMSF hakkında açılan dava yönünden atiye bırakılma nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş bulunmasına göre, davacı vekilinin davalı TMSF yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi Yurtbank A.Ş.’nin ve diğer davalı Holding’in yöneticisi olan davalı A.B.r hakkında, “o. hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve iş bu ceza hükmü Yargıtay 7.
Benzer bu kararda… lendirilemeyeceğinin kabulü ile ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuki sonuçları BK’nun 53. maddesi çerçevesinde gözetilmek suretiyle, BK’nun 41, ...’nın 321/«son» ve 336/5. maddeleri uyarınca, gerek davalı ...’in ve gerek bankanın gerekse şirketin davacının ileri sürdüğü zarardan sorumlu tutulmaları gerekip gerekmediği tartışılıp değerlendirilerek, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek üzere anılan davalılara yönelik yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...-... vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davalı ... hakkındaki dava atiye «terk» edildiğinden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ltd. ve ... hakkındaki dava atiye «terk» edildiğinden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ltd. ve ... hakkında açılan davanın atiye «terk» edilmesi nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına», davalı banka, ..., Balkaner Holding AŞ hakkındaki davanın “zamansız” olduğundan bahisle reddi cihetine gidilmiş ise de yerel mahkeme kararından sonra ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terkin · dahili dava · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaHUMK’nın 425. maddesi uyarınca kendisini vekille «temsil» ettiren davalı ... yararına tarife hükümleri gözetilerek «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken bu hususun mahkemece nazara alınmaması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
A.Ş.’nin yönetici sıfatı ile ... ve bu bankanın «dahil» olduğu davalı ...
Ltd. ve ... hakkındaki dava atiye «terk» edildiğinden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ltd. ve ... hakkında açılan davanın atiye «terk» edilmesi nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına», davalı banka, ..., Balkaner Holding AŞ hakkındaki davanın “zamansız” olduğundan bahisle reddi cihetine gidilmiş ise de yerel mahkeme kararından sonra ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6306 E. 2013/6087 K.
Ortak:aciz vesikası · dolandırıcılık · i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz karardaAğır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi Yurtbank A.Ş.’nin ve diğer davalı Holding’in yöneticisi olan davalı A.B.r hakkında, “o. hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve iş bu ceza hükmü Yargıtay 7.
A.Ş. aracılığıyla off shore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve bu suretle topladıkları paraların B.
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki «aciz vesikaları» da gözetildiğinde, davacının alacağını Y.
Benzer bu karardaA.Ş.’nin ve diğer davalı ...’in yöneticisi olan davalı ... hakkında, “... hesaplan üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7.
A.Ş. aracılığıyla ... hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıktan» ve bu suretle topladıkları paraların Balkaner Holding bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, ... bankasının paravan bir şirket olarak davalı ... tarafından yakınlarına kurdurulduğu açıklanmıştır.
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki «aciz vesikaları» da gözetildiğinde, davacının alacağını ... ... ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · terkin · e-defter
Benzer bu karardaBank Ltd. hakkındaki davanın atiye «terki» nedeniyle bu davalı hakkındaki «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar hakkındaki «erken açılan» davanın reddine karar verilmiştir.
Bank Ltd. hakkında açılan davanın atiye «terk» edilmesi nedeniyle «davanın açılmamış sayılmasına», davalı banka, ..., Balkaner Holding, ... ve ... hakkındaki davanın “zamansız” olduğundan bahisle reddi cihetine gidilmiş ise de, yerel mahkeme kararından sonra ...
A.Ş.) vekilinin vermiş olduğu temyiz dilekçesinin, temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda mümeyyiz davalı vekilinin süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından, davalı banka vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/4765 E. , 2015/6467 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 08/05/2003
NUMARASI 2001/1855-2003/553
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/05/2003 tarih ve 2001/1855-2003/553 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan Y. Bank A.Ş. İ. Şubesi'nde vadeli hesap açtırdığını, banka yetkililerince kendisine hesap cüzdanının daha sonra verileceğinin ve paranın gerekirse K.’ta bulunan şubelerince değerlendirilerek yüksek faiz uygulanacağının bildirildiğini, daha sonra Y.Bank hesap cüzdanına benzeyen bir cüzdan verildiğini, cüzdan üzerinde Y. S.O. Ltd. Şti. ibaresinin bulunduğunu, O. bankalarına el konulunca kendisine verilen cüzdanın O. bankasına ait olduğunu anladığını, O. hesabına alınan paraların kesinlikle bu bankaya gitmediğini, bankanın K.’ta hiç faaliyet göstermediğini ileri sürerek 5.869,00 TL'nin 10.12.1999 tarihinden itibaren % 95 faiziyle, 740,00 TL'nin 17.12.1999 tarihinden itibaren %81 faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
[…]B. ve B. Holding A.Ş. vekili, davacının parasını Y.. L... Şti'ne yatırdığını, şirketin ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunduğunu, müvekkilinin O. bankasının kurucusu ya da hissedarı olmadığını, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
[…] vekili, Y.S.O. Bank ile müvekkili banka arasında hiçbir hukuki ve fiili bağlantı bulunmadığını, davacının talimatı üzerine havale yapıldığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı TMSF vekili, davanın idari yargıda açılması gerektiğini, yetki ve husumet itirazında bulunduklarını, müvekkilinin davacıyla herhangi bir tasarrufu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
[…]. L..'ne tebligat yapılamamıştır.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı TMSF hakkındaki davanın atiye bırakıldığı, davalının da buna muvafakati bulunduğu anlaşılmakla HUMK'un 185/2 maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına ve davacının verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücreti ve tebligat giderini yatırmadığı, Y.. L..'ne dava dilekçesini tebliğ ettirmediği ve 29.05.2002 tarihli duruşmada da bu davalı ile ilgili davasını atiye bıraktığını belirttiği, bu nedenle davacının öncelikle Y.. L... ile ilgili davasını yürüterek kanıtlaması, daha sonra sonucuna göre diğer davalılar aleyhine dava açması gerektiği gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davacı vekilinin 29.05.2002 tarihli celsede davalılardan TMSF yönünden davayı atiye bıraktıklarını bildirmesi ve davalı TMSF vekilinin de 16.10.2002 tarihli celsede bu hususu kabul etmesine ve davalı TMSF hakkında açılan dava yönünden atiye bırakılma nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş bulunmasına göre, davacı vekilinin davalı TMSF yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin diğer davalılar S. A.Ş. (Y.T. K. A.Ş. adına O. A.Ş.), A.. B.., B. Holding A.Ş., Y.. L... yönünden temyiz isteminin incelenmesine gelince ise;
Dava, davalı S. A.Ş.{Y.T. K. A.Ş.adına O. A.Ş. (ING Bank A.Ş.)'nın külli halefi olduğu Y.A.Ş. İ. Şubesi’nde bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak Y.. L... hesabına gönderildiği iddiasına dayalı olarak açılmış alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücreti ve tebligat giderini yatırmadığı, Y.. L..'ye dava dilekçesini tebliğ ettirmediği, 29.05.2002 tarihli celsede bu davalı ile ilgili davasını atiye bıraktığı, bu nedenle öncelikle Y.. L... ile ilgili davasını kanıtlaması, daha sonra sonucuna göre diğer davalılar aleyhine dava açması gerektiği gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, dosyada mevcut delillerden davacı tarafından 5.869,00 TL ve 740,00 TL tutarlarında davalı O. (ING Bank)'ın halefi olduğu Y.'da 311 00 20 01 ve 311 00 10 01 no'lu hesapların açıldığı, bu hesaplardan davacının imzasını taşıyan havale talimatı ile yine davalı Y.. L...'ne 10.12.1999 tarihinde 5.869 TL ve 17.12.1999 tarihinde 740,00 TL havale yapıldığı ve davacının hesaptaki parasını talep etmesine rağmen bu paranın kendisine ödenmediği anlaşılmakta olup, bu husus esasen taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Her ne kadar davacı vekili müvekkilinin söz konusu talimatı, davalı Y.B. A.Ş çalışanlarının kendisini hataya düşürmek sureti ile verdiğini ileri sürmüş ise de, bu husus ana hatları ile yukarıda belirtilen ve taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan olgunun ayrıca değerlendirilmesini gerektirir nitelikte bulunmamaktadır.
Bu itibarla, yaptırılacak bilirkişi incelemesinin mahiyeti de belirlenmeksizin bu yolda verilmiş ara karar uyarınca gerekli giderlerin yatırılmadığından bahisle davanın aleyhine temyiz yoluna başvurulan davalılar bakımından esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, yerel mahkeme kararından sonra İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi Yurtbank A.Ş.’nin ve diğer davalı Holding’in yöneticisi olan davalı A.B.r hakkında, “o. hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve iş bu ceza hükmü Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 19.10.2006 gün ve 1600-16357 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Ceza Mahkemesince verilen ve kesinleşen kararın gerekçesinde, davalı A.B. ve Y. A.Ş’nin diğer bir kısım yöneticilerinin, Y. A.Ş. aracılığıyla off shore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırdıkları ve bu suretle topladıkları paraların B.
Holding A.Ş. bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, o. bankasının paravan bir şirket olarak davalı Ali Balkaner tarafından yakınlarına kurdurulduğu açıklanmıştır. Bir başka söyleyişle, Y. A.Ş’nin söz konusu yöneticileri tarafından davacı ve onun durumundaki diğer off shore hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı ve bu suretle o. hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıkları açıkça ortaya konulmuştur.
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki aciz vesikaları da gözetildiğinde, davacının alacağını Y. S. O. Ltd.’den tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, diğer davalılar hakkındaki davanın, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuki sonuçları BK’nun 53. maddesi çerçevesinde gözetilmek suretiyle, BK’nun 41, TTK’nun 321/son ve 336/5. maddeleri uyarınca, gerek davalı Ali Balkaner’in ve gerekse B.Holding A.Ş'nin ve Y. Bank A.Ş'nin külli halefi olan O. A.Ş'nin hukuki durumunun saptanması gerekirken, bu davalılar hakkında açılan davanın, mahkemece yukarıda belirtilen gerekçelerle esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yine, Dairemize intikal eden emsal nitelikteki dosyalardan da anlaşıldığı üzere, temyiz aşamasında davalı A. A. B.’in Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17.10.2007 tarih, 2005/120 Esas ve 2007/381 Karar sayılı ilamı ile iflasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İİK' nın 194. maddesi uyarınca, iflasın açılması ile müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları, acele haller ve maddede yazılı olanlar haricinde durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından 10 gün sonra devam olunabilir. Bu hükmün amacı, iflasın açılması ile tasarruf yetkisi kısıtlanıp yerini iflas idaresi alan müflisin davacı veya davalı bulunduğu davaları devam ettirmekte fayda olup olmadığını tespiti noktasında iflas idaresine imkan sağlamaktır. İflas idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflas organlarının teşekkül etmesi ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olması gerekir. İşte bu nedenle müflisin hukuk davalarının belli bir süre durması kabul edilmiştir.
O halde mahkemece, davalı A. Avni Balkaner ile ilgili iflas davası dikkate alınıp, alacaklıların ikinci toplantısının yapılıp yapılmadığı araştırılıp, toplantının yapılmadığının belirlenmesi halinde bir ara karar ile davanın anılan maddede açıklandığı şekilde durmasına karar verilmesi ve şayet toplantının yapıldığı anlaşılmış ise iflas idaresi huzuruyla davaya devam edilerek sonuçlandırılması gerekmektedir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/135860500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz