Limited şirket müdürü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/12163 E. 2015/8328 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürü↗ ticari avans faizi↗ şirket müdürlüğü↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ müteselsil sorumluluk↗ şirket zararı↗ üçüncü kişi↗ anonim şirket↗ limited şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davalıların müdürlük görevinde bulundukları dönemler içerisinde; üretildiği halde satış kayıtlarında ve stoklarda görülmeyen yemlerin 2009 yılına kadar değerini 284.986,62 TL olduğu, 2010 yılı içerisinde üretildiği halde satış kayıtlarında görülmeyen ve stoklarda bulunmayan yemlerin değerinin 220.215,57 TL olduğu, davalı şirket müdürlerinin yem satışlarındaki bu açıklar nedeniyle sorumlu bulundukları, davalı M.. D..'ın davacı şirket bünyesinde faaliyet göstermek üzere kurduğu ABM Grup Ltd. Şti.'nin faaliyetleri yönünden de davalının sorumluluğu bulunduğu, her iki davalının, davacı şirketin zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduklarının bilirkişi raporu ile açıklığa kavuştuğundan ve şirket zararının belirlendiği, davalı vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de; zararın teselsül edip, şirket müdürlüğü görevinin 11.06.2010 tarihinde sona erdiği, buna göre şirket zararının 2010 yılında da devam ettiği anlaşıldığından, davada zararın öğrenilmesinden itibaren 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süresi 06.04.2011 dava tarihine göre geçmediği, davalı vekili tarafından şirket müdürleri arasında mutlak teselsül hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, bu nedenle diğer şirket müdürü A. Y. hakkında dava açılmamasının usule aykırı olduğu ileri sürülmüşse de; davacı şirket tarafından, davacı şirket müdürü A.Y.'ın herhangi bir suistimali ve kötü yönetimi ileri sürülmediğinden, bu nedenle sorumluluğu belirtilmediğinden, şirket müdürü A.Y. hakkında dava açılmamasının usulü eksiklik sayılmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 10.000,00 TL tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1 - Dava, limitet şirket müdürü olarak görev yapan davalıların, görev süreleri içinde yaptıkları iş ve işlemlerle şirketi zarara uğrattıkları iddiası ile sorumluluk hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalıların görev yaptıkları süre içinde ve dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan mülga Türk Ticaret Kanununun 556. maddesine göre, limited şirket idarecilerinin mesuliyeti anonim şirketlerin bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir. Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin sorumluluğuna, ister özden yönetimli, ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister üçüncü kişi durumunda bulunsunlar anonim ortaklıkların yönetim kurulu üyeleri hakkındaki TTK'nın 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır. TTK'nın anonim ortaklıklara ilişkin hükümlerine atıf, TTK'nın 341. maddesini de kapsar. Ortaklar genel kurulunun bu konuda vereceği karar ile bu davanın açılabilmesi mümkündür. Dosyada, alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunmamaktadır; ancak, açıklanan koşul dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla, bu yöndeki usuli eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.
Bu durumda; mahkemece, davacı tarafa süre verilerek, yukarıda açıklanan usuli eksikliğin tamamlattırılmasından sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8773 E. 2010/202 K.
Ortak:şirket zararı · üçüncü kişi · anonim şirket · limited şirket · yönetim kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz kararda1 - Dava, «limitet şirket müdürü» olarak görev yapan davalıların, görev süreleri içinde yaptıkları iş ve işlemlerle «şirketi zarara» uğrattıkları iddiası ile sorumluluk hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalıların görev yaptıkları süre içinde ve dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan mülga Türk Ticaret Kanununun 556. maddesine göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir.
Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin sorumluluğuna, ister özden yönetimli, ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister «üçüncü kişi» durumunda bulunsunlar anonim ortaklıkların «yönetim kurulu» üyeleri hakkındaki TTK'nın 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır.
Benzer bu karardaTürk Ticaret Kanununun 556. maddesine göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir.
Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin yani, ister özden yönetimli ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister «üçüncü kişi» durumunda bulunsunlar «yöneticinin sorumluluğuna» anonim ortaklıkların «yönetim kurulu» üyeleri hakkındaki TTK.nun 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır.
1- Asıl dava, davacı şirketin eski yöneticisi olan davalının görev yaptığı süre içinde baro «kaydı» olmadığı halde birleşen davanın davalısı ... ile şirket adına vekâlet sözleşmesi yaptığı ve her hangi bir hizmet alımı olmadan bu kişiye ücret ödendiği, bu nedenle «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine, birleşen dava ise, davalı ... hakkında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetici sorumluluğu · muvafakat · ifa · yetki · cy/cy kaydı · eksik inceleme
Benzer bu karardaSorumluluk davasını açma yetkisi, ortak sayısı yirmiden fazla olan limited ortaklıklarda denetçilere, yirmi ve yirmiden az limited ortaklıklarda ise bu «yetki» ortaklar genel kurulunun kararına veya yönetici olamayan ortakların bu yönde alacakları karara ya da verecekleri «muvafakate» bağlıdır.
Bu itibarla, mahkemece, davacı şirket tarafından ödenen paranın gerçekten «ifa» edilen bir hizmet karşılığı olup olmadığı araştırılarak, bunun sonucunda zararın hakkında takip başlatılan birleşen davanın davalısı ...’den tahsil edilmesi durumunda «şirket zararının» ortadan kalktığı da gözöüne alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamıştır.
1- Asıl dava, davacı şirketin eski yöneticisi olan davalının görev yaptığı süre içinde baro «kaydı» olmadığı halde birleşen davanın davalısı ... ile şirket adına vekâlet sözleşmesi yaptığı ve her hangi bir hizmet alımı olmadan bu kişiye ücret ödendiği, bu nedenle «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine, birleşen dava ise, davalı ... hakkında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin yani, ister özden yönetimli ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister «üçüncü kişi» durumunda bulunsunlar «yöneticinin sorumluluğuna» anonim ortaklıkların «yönetim kurulu» üyeleri hakkındaki TTK.nun 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5378 E. 2014/7864 K.
Ortak:şirket müdürü · şirket zararı · üçüncü kişi · anonim şirket · limited şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda1 - Dava, «limitet şirket müdürü» olarak görev yapan davalıların, görev süreleri içinde yaptıkları iş ve işlemlerle «şirketi zarara» uğrattıkları iddiası ile sorumluluk hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Şti.'nin faaliyetleri yönünden de davalının sorumluluğu bulunduğu, her iki davalının, davacı şirketin zararından müştereken ve «müteselsilen sorumlu» bulunduklarının bilirkişi raporu ile açıklığa kavuştuğundan ve «şirket zararının» belirlendiği, davalı vekili cevap dilekçesinde «zamanaşımı» itirazında bulunmuş ise de; zararın teselsül edip, «şirket müdürlüğü» görevinin 11.06.2010 tarihinde sona erdiği, buna göre şirket zararının 2010 yılında da devam ettiği anlaşıldığından, davada zararın öğrenilmesinden itibaren 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süresi 06.04.2011 dava tarihine göre geçmediği, davalı vekili tarafından şirket müdürleri arasında mutlak teselsül hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, bu nedenle diğer «şirket müdürü» A.
Davalıların görev yaptıkları süre içinde ve dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan mülga Türk Ticaret Kanununun 556. maddesine göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir.
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 556. maddesine göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir.
Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin yani, ister özden yönetimli ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister «üçüncü kişi» durumunda bulunsunlar «yöneticinin sorumluluğuna» anonim ortaklıkların «yönetim kurulu» üyeleri hakkındaki TTK'nın 336 ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 10 yıl süre ile «şirket müdür» seçilen davalı Y..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sıfat yokluğu · resmi şekil · dolaylı zarar · yönetici sorumluluğu · geçersizlik · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… ğinden şirketin tüm ortaklarca birlikte yönetilmesi gerektiği, şirketin faaliyet alanında bulunmadığından davalının esasen tek başına şirkete ait gayrimenkulü satma «yetkisinin» bulunmadığı gibi satış işleminin de «resmi şekilde» gerçekleştirilmemesi nedeniyle «geçersiz» olduğu, davalıların taşınmaza verdikleri zararın yapılan keşifle tespit edildiği, taşınmazdan çıkartılan malzemelerin değerinin 505.332,60 TL olduğu, bu zararın da …
Y..'e devrettiği, davacı C.Ü.'nün hissesinin ise %30 oranında olduğu gerekçesiyle, davacı A.A. tarafından açılan davanın taraf «sıfatı yokluğundan» reddine, diğer davacı yönünden davanın kısmen kabulü ile 151.599,78 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin yani, ister özden yönetimli ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister «üçüncü kişi» durumunda bulunsunlar «yöneticinin sorumluluğuna» anonim ortaklıkların «yönetim kurulu» üyeleri hakkındaki TTK'nın 336 ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır.
Ancak, «dolaylı zarar» nedeniyle açılan bu davada hükmedilecek tazminatın davacı ortağa değil ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2775 E. 2011/14304 K.
Ortak:limited şirket müdürü · şirket müdürü · üçüncü kişi · anonim şirket · limited şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda1 - Dava, «limitet şirket müdürü» olarak görev yapan davalıların, görev süreleri içinde yaptıkları iş ve işlemlerle «şirketi zarara» uğrattıkları iddiası ile sorumluluk hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalıların görev yaptıkları süre içinde ve dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan mülga Türk Ticaret Kanununun 556. maddesine göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir.
Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin sorumluluğuna, ister özden yönetimli, ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister «üçüncü kişi» durumunda bulunsunlar anonim ortaklıkların «yönetim kurulu» üyeleri hakkındaki TTK'nın 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır.
Benzer bu karardaDava, «limited şirket müdürü» olarak görev yapan davalının şirkete verdiği zararın tazmini istemine ilişkindir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 556.maddesine göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir.
Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin yani, ister özden yönetimli ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister «üçüncü kişi» durumunda bulunsunlar müdürün/ müdürlerin sorumluluğuna anonim ortaklıkların «yönetim kurulu» üyeleri hakkındaki TTK.nun 336. ve 309.madde hükümleri uygulanır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temsil yetkisi · ek mehil · muvafakat · yetki · eksik inceleme · temsil · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirketi davalı ile birlikte iki müdürün tek imzayla «temsil yetkilerinin» bulunduğu, internet şifresinin diğer müdür ...’a verildiği, şirkete ait ATM kartının ise banka tarafından iki müdüre birlikte «teslim» edildiği bildirildiğinden bu hesaptan iddiaya konu paranın hangi müdür tarafından çekildiğinin ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yirmi ve yirmiden az sayıdaki ortaklıklarda ise bu «yetki» ortaklar genel kurulunun kararına ve yönetici olamayan ortakların bu yönde alacakları karara yada verecekleri «muvafakata» bağlıdır.
Bu durumda mahkemece, öncelikle davacıya münasip bir «mehil» verilmek suretiyle yukarıda açıklanan ön koşulların tamamlattırılmasından sonra davacı şirketin gider harcamaları incelenerek taraf delillerinin tartışılmasıyla hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Dava konusu olayda, davacı şirket yirmiden az ortaklı olup denetçisi bulunmadığından, ortaklar genel kurulunun bu konuda vereceği karar ve yönetici olamayan ortakların bu yönde alacakları karar yada verecekleri «muvafakat» ile bu davanın açılabilmesi mümkündür.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3689 E. 2016/1732 K.
Ortak:şirket zararı · üçüncü kişi · anonim şirket · limited şirket · yönetim kurulu kararı · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaŞti.'nin faaliyetleri yönünden de davalının sorumluluğu bulunduğu, her iki davalının, davacı şirketin zararından müştereken ve «müteselsilen sorumlu» bulunduklarının bilirkişi raporu ile açıklığa kavuştuğundan ve «şirket zararının» belirlendiği, davalı vekili cevap dilekçesinde «zamanaşımı» itirazında bulunmuş ise de; zararın teselsül edip, «şirket müdürlüğü» görevinin 11.06.2010 tarihinde sona erdiği, buna göre şirket zararının 2010 yılında da devam ettiği anlaşıldığından, davada zararın öğrenilmesinden itibaren 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süresi 06.04.2011 dava tarihine göre geçmediği, davalı vekili tarafından şirket müdürleri arasında mutlak teselsül hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, bu nedenle diğer «şirket müdürü» A.
1 - Dava, «limitet şirket müdürü» olarak görev yapan davalıların, görev süreleri içinde yaptıkları iş ve işlemlerle «şirketi zarara» uğrattıkları iddiası ile sorumluluk hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalıların görev yaptıkları süre içinde ve dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan mülga Türk Ticaret Kanununun 556. maddesine göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, TTK 54.maddesi (eski TTK 56. maddesi) gereğince «haksız rekabetin» amacının, bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olduğu, davalı ...’in davacı şirketin genel müdürü pozisyonunda görev aldığı, davanın «zamanaşımı» süresi içerisinde açıldığı, zira davacının 3. şirket kurulup faaliyete geçtikten sonra haksız rekabetin varlığından haberdar olduğu, davacı ile davalı ... şirketinin aynı kesime hitap ettiği, aynı biçimde ... şirketinin reklam işinde aynı tüketici kesimine yönelik hizmet sağladığı, davalı ... ile ... şirketinin ... ile organik bağı bulunduğu, haksız rekabet eylemlerinin gerçekleşmesi sağlamak için etkin biçimde ortak çalıştıkları, ...’den çıkartılan işçilerin öncelikle...şirketinde çalıştırılıp sonrası ... şirketine alındığı,... şirketinin kendi ticari işlemlerinin medyadaki takip birimi olarak ... şirketini faaliyete geçirdiği, müşteri.. ve diğer şirketlere yönelik üretim ve iş sırlarının doğrudan yeni kurulan şirkete aktarıldığı, davalı ...'in haksız rekabet dönemi içinde aynı faaliyet konusu ile ilgili ... şirketini kurucusu olduğu, davalı ...’in genel müdür olarak çalıştığı kurumda müşteri ...’ nin 2007 yılı dönemi «dahil» reklam faaliyeti ile ilgili plan ve yapıları rakip... şirketine aktarma faaliyetine girdiği, daha sonradan ...’nin davalı şirkete müşteri olarak yönlendirilmesinin sağlandığı, bu işlemle ilgili davacı «şirketin zarara» uğradığı, davalıların kurdukları yeni şirket üzerinden davacı şirketin yıl içindeki gelir «kaydına» sebep olduğu, davalı ...’in haksız rekabet döneminde yeni şirketi kurduğu, haksız rekabet nedeni ile davacı şirketin maddi zarara uğradığı, «ıslah» beyanının yazılı olması gerektiği dikkate alınarak, ek süre de istenmemesi «sebebi» ile istemin reddedildiği, davalı şahısların «tacir» olmadıkları, «faizin başlangıç tarihini» açık istem olmadığından dava tarihi olarak bildirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava tarihinde geçerli mülga Türk Ticaret Kanununun 556.maddesine göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir.
Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin yani, ister özden yönetimli ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister «üçüncü kişi» durumunda bulunsunlar müdürün/ müdürlerin sorumluluğuna anonim ortaklıkların «yönetim kurulu» üyeleri hakkındaki TTK'nun 336. ve 309.madde hükümleri aynen uygulanır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faiz başlangıç tarihi · ek mehil · sorumluluk davası · tahkikat · muvafakat · yetki · ıslah · tacir
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, TTK 54.maddesi (eski TTK 56. maddesi) gereğince «haksız rekabetin» amacının, bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olduğu, davalı ...’in davacı şirketin genel müdürü pozisyonunda görev aldığı, davanın «zamanaşımı» süresi içerisinde açıldığı, zira davacının 3. şirket kurulup faaliyete geçtikten sonra haksız rekabetin varlığından haberdar olduğu, davacı ile davalı ... şirketinin aynı kesime hitap ettiği, aynı biçimde ... şirketinin reklam işinde aynı tüketici kesimine yönelik hizmet sağladığı, davalı ... ile ... şirketinin ... ile organik bağı bulunduğu, haksız rekabet eylemlerinin gerçekleşmesi sağlamak için etkin biçimde ortak çalıştıkları, ...’den çıkartılan işçilerin öncelikle...şirketinde çalıştırılıp sonrası ... şirketine alındığı,... şirketinin kendi ticari işlemlerinin medyadaki takip birimi olarak ... şirketini faaliyete geçirdiği, müşteri.. ve diğer şirketlere yönelik üretim ve iş sırlarının doğrudan yeni kurulan şirkete aktarıldığı, davalı ...'in haksız rekabet dönemi içinde aynı faaliyet konusu ile ilgili ... şirketini kurucusu olduğu, davalı ...’in genel müdür olarak çalıştığı kurumda müşteri ...’ nin 2007 yılı dönemi «dahil» reklam faaliyeti ile ilgili plan ve yapıları rakip... şirketine aktarma faaliyetine girdiği, daha sonradan ...’nin davalı şirkete müşteri olarak yönlendirilmesinin sağlandığı, bu işlemle ilgili davacı «şirketin zarara» uğradığı, davalıların kurdukları yeni şirket üzerinden davacı şirketin yıl içindeki gelir «kaydına» sebep olduğu, davalı ...’in haksız rekabet döneminde yeni şirketi kurduğu, haksız rekabet nedeni ile davacı şirketin maddi zarara uğradığı, «ıslah» beyanının yazılı olması gerektiği dikkate alınarak, ek süre de istenmemesi «sebebi» ile istemin reddedildiği, davalı şahısların «tacir» olmadıkları, «faizin başlangıç tarihini» açık istem olmadığından dava tarihi olarak bildirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Yani yirmi ve yirmiden az limited ortaklıklarda bu «yetki» ortaklar genel kurulunun kararına veya yönetici olamayan ortakların bu yönde alacakları karara yada verecekleri «muvafakata» bağlıdır.
Oysa, HMK'nun 176 vd. maddelerin de düzenlenen «ıslah», mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı olup, HMK'nun 177'nci maddesi hükmünce ıslah yazılı yada sözlü olarak «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabilir.Bu durumda mahkemece, davacı tarafın ıslah isteminin usule uygun olduğu kabul edilerek davasını ıslah e... olanağı sağlanmak gereki …
Bu bağlamda bu dava, esas itibariyle anılan davalı yönünden şirket yöneticisi aleyhine açılan «sorumluluk davası» niteliğindedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13489 E. 2015/10070 K.
Ortak:şirket müdürü · şirket zararı · üçüncü kişi · anonim şirket · limited şirket · yönetim kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz kararda1 - Dava, «limitet şirket müdürü» olarak görev yapan davalıların, görev süreleri içinde yaptıkları iş ve işlemlerle «şirketi zarara» uğrattıkları iddiası ile sorumluluk hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Şti.'nin faaliyetleri yönünden de davalının sorumluluğu bulunduğu, her iki davalının, davacı şirketin zararından müştereken ve «müteselsilen sorumlu» bulunduklarının bilirkişi raporu ile açıklığa kavuştuğundan ve «şirket zararının» belirlendiği, davalı vekili cevap dilekçesinde «zamanaşımı» itirazında bulunmuş ise de; zararın teselsül edip, «şirket müdürlüğü» görevinin 11.06.2010 tarihinde sona erdiği, buna göre şirket zararının 2010 yılında da devam ettiği anlaşıldığından, davada zararın öğrenilmesinden itibaren 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süresi 06.04.2011 dava tarihine göre geçmediği, davalı vekili tarafından şirket müdürleri arasında mutlak teselsül hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, bu nedenle diğer «şirket müdürü» A.
Davalıların görev yaptıkları süre içinde ve dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan mülga Türk Ticaret Kanununun 556. maddesine göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir.
Benzer bu kararda6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Yani, bir başka deyişle TTK'nun 556. maddesine göre, Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin sorumluluğuna, ister özden yönetimli, ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister «üçüncü kişi» durumunda bulunsunlar anonim ortaklıkların «yönetim kurulu» üyeleri hakkındaki TTK'nın 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır.
… müdürü, davalı Salman Avşar'ın kalite kontrol sorumlusu olduğunu, diğer davalı Cemal Avşar'ın ise dava dışı firmanın ortağı olduğunu, el ve işbirliği içinde davacı «şirketin zarara» uğratıldığını ileri sürerek iş bu davayı açmış olup, mahkemece davacının talebini dava dışı şirkete karşı yöneltmesi gerektiği, davalı Cemal Avşar'ın dava dışı şirketin ortağı olduğunu, «husumetin» ortağı olduğu şirkete karşı yöneltileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:doğrudan zarar · ek mehil · ba beyannamesi · sorumluluk davası · komisyon · kâr payı · ticaret sicili · dahili dava
Benzer bu karardaLtd. firmasının kayıt dışı tuttuğu gelirleri varsa, bunlar vergi «beyannamesine» «dahil» edilmemişse davacının zarara uğradığından söz edilemeyeceği, bu yolla «teslim» almadığı mal bedelini ödediği veya fazla ödeme yaptığı iddiasını dava dışı şirketlere karşı yöneltmesi gerektiği, hasıl olacak sonuca göre davalılar hakkında istemde bulunulabileceği, işbu davanın erken açıldığı, davalı ...... dava dışı şirketin ortağı olduğu, «husumetin» şirkete yöneltileceği, davalıların «komisyon» aldıklarının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Z.., gerekse icracı müdür olduğu sonucuna ulaşılırsa davalı Salman Avşar hakkında ortaklar kurulunun «sorumluluk davası» açılması hakkında karar alıp almadığı incelenerek, eğer karar verilmemiş ise bu hususun yargılama sırasında tamamlanabileceği göz önüne alınarak, ortaklar kurulunun bu yönde karar alması için «mehil» verilerek, neticesine göre hüküm tesis edilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeden işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.
Z.. ve icracı müdürün eylemleri sonucunda «doğrudan zarar» görmüşse bu iddiaya bağlı olarak «sorumluluk davası» açabileceği nazara alınmadan, davanın öncelikle dava dışı şirketlere yöneltilmesi gerektiği, işbu davanın erken açıldığından bahisle davalı H..
Şti'den «ticaret sicil» kayıtları getirtilerek, davalı .................şirketin yöneticisi olup olmadığı tespit edilerek, şirketinin yöneticisi olduğunun saptanması durumunda, her iki davacı şirketin de anılan dava dışı şirketin alacaklısı sıfatıyla «doğrudan zarara» uğradıkları iddiasıyla yönetici .............hakkında talepte bulunabilecekleri dikkate alınmadan, dava dışı şirketin ortağı olduğu, «husumetin» şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/12163 E. , 2015/8328 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 08/05/2014
NUMARASI 2011/223-2014/132
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/05/2014 tarih ve 2011/223-2014/132 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16/06/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. Yu.B. davalılardan B.. A.. vekili Av. M. G. Ç. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkili şirketin ortakları ve şirketin 2007-2010 yılları itibariyle şirketi temsile yetkili müdürleri olduğunu, davalı şirket müdürü M.. D..'ın şirket müdürlüğü süresi içerisinde davacı şirketin fabrika adresi içinde yeni bir şirket kurarak faaliyete geçilip, bu durumu ortaklardan gizlediğini, davacı şirketin maddi imkanlarını kendisi tarafından kurulan ABM Ltd. Şti. için kullandığını, şirketin üretilen ancak satışı kaydedilmeyen mallar sebebiyle zarara uğratıldığı, diğer şirket müdürü B.. A.. döneminde de usulsüz işlemler ve şirketi zarara uğratıcı eylemlerin devam ettiğini, davalıların şirket müdürlüğü döneminde 64.692 çuval mal üretilmesine rağmen, kayıtlarda 54.793 çuval mal satışı bulunduğunu, böylece 9.919 çuval mal satış eksiğine sebebiyet verdiklerini, bu yönden davacı şirketi zarara uğrattıklarından, fazlaya ait alacak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL tazminatın ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı şirketin davalı şirket müdürlerinin usulsüz işlemleri ve sorumlulukları nedeniyle açılan alacak davasının zamanaşımına uğramış olduğunu, yasal dayanağının TTK'nın 309/son maddesi ile TTK'nın 336/5.maddesinde yer alan iddialar nedeniyle iş bu davanın açıldığını, müvekkili M.. D..'ın 31.05.2001 tarihinden 23.07.2008 tarihine kadar diğer şirket müdürü A. Y. ile birlikte müşterek imza ile müdürlük görevini yürüttüğünü, diğer davalı Birgül Yılmaz'ın ise 23.07.2008 tarihi ile 11.06.2010 tarihleri arasında yine şirket müdürü A. Y. ile birlikte görev yaptığını, öncelikle bu tür davaların açılabilmesi için ortaklar genel kurulunda karar alınması gerektiğini, davalılardan her biri için ne kadar miktarda tazminat talep edildiğinin belirsiz olduğunu, şirket müdürlerinin tam teselsül sorumluluğunun bulunduğunu, bu nedenle diğer müdürü A.
Y. hakkında dava açılmadığından, davanın usulsüz açıldığını, davacı şirketin yem üretimi konusunda faaliyet gösterip, üretilen yemin buharlaşmasının mümkün olmadığı, devir teslim aşamalarında envanterde ve demirbaş listesinde görülen birçok malzemenin ve malın fiilen bulunmadığının belirtildiğini, müvekkillerinin üretimde görülüp de; satış kayıtlarında görülmeyen ve fabrikada üretilen mallar konusunda herhangi bir suistimallerinin bulunmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davalıların müdürlük görevinde bulundukları dönemler içerisinde; üretildiği halde satış kayıtlarında ve stoklarda görülmeyen yemlerin 2009 yılına kadar değerini 284.986,62 TL olduğu, 2010 yılı içerisinde üretildiği halde satış kayıtlarında görülmeyen ve stoklarda bulunmayan yemlerin değerinin 220.215,57 TL olduğu, davalı şirket müdürlerinin yem satışlarındaki bu açıklar nedeniyle sorumlu bulundukları, davalı M.. D..'ın davacı şirket bünyesinde faaliyet göstermek üzere kurduğu ABM Grup Ltd. Şti.'nin faaliyetleri yönünden de davalının sorumluluğu bulunduğu, her iki davalının, davacı şirketin zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduklarının bilirkişi raporu ile açıklığa kavuştuğundan ve şirket zararının belirlendiği, davalı vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de;
zararın teselsül edip, şirket müdürlüğü görevinin 11.06.2010 tarihinde sona erdiği, buna göre şirket zararının 2010 yılında da devam ettiği anlaşıldığından, davada zararın öğrenilmesinden itibaren 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süresi 06.04.2011 dava tarihine göre geçmediği, davalı vekili tarafından şirket müdürleri arasında mutlak teselsül hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, bu nedenle diğer şirket müdürü A. Y. hakkında dava açılmamasının usule aykırı olduğu ileri sürülmüşse de; davacı şirket tarafından, davacı şirket müdürü A.Y.'ın herhangi bir suistimali ve kötü yönetimi ileri sürülmediğinden, bu nedenle sorumluluğu belirtilmediğinden, şirket müdürü A.Y. hakkında dava açılmamasının usulü eksiklik sayılmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 10.000,00 TL tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1 - Dava, limitet şirket müdürü olarak görev yapan davalıların, görev süreleri içinde yaptıkları iş ve işlemlerle şirketi zarara uğrattıkları iddiası ile sorumluluk hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalıların görev yaptıkları süre içinde ve dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan mülga Türk Ticaret Kanununun 556. maddesine göre, limited şirket idarecilerinin mesuliyeti anonim şirketlerin bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir. Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin sorumluluğuna, ister özden yönetimli, ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister üçüncü kişi durumunda bulunsunlar anonim ortaklıkların yönetim kurulu üyeleri hakkındaki TTK'nın 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır. TTK'nın anonim ortaklıklara ilişkin hükümlerine atıf, TTK'nın 341. maddesini de kapsar. Ortaklar genel kurulunun bu konuda vereceği karar ile bu davanın açılabilmesi mümkündür.
Dosyada, alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunmamaktadır; ancak, açıklanan koşul dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla, bu yöndeki usuli eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.
Bu durumda; mahkemece, davacı tarafa süre verilerek, yukarıda açıklanan usuli eksikliğin tamamlattırılmasından sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, bozma neden ve şekline göre davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretini davacıdan alınarak davalı B.. A..'a verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/134365500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz