Doğrudan zarar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/13489 E. 2015/10070 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
doğrudan zarar↗ ek mehil↗ ba beyannamesi↗ sorumluluk davası↗ şirket müdürü↗ şirket zararı↗ üçüncü kişi↗ komisyon↗ anonim şirket↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ dahili dava↗ temsil↗ teslim↗ husumet↗
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava dışı .......... Ltd. firmasının kayıt dışı tuttuğu gelirleri varsa, bunlar vergi beyannamesine dahil edilmemişse davacının zarara uğradığından söz edilemeyeceği, bu yolla teslim almadığı mal
bedelini ödediği veya fazla ödeme yaptığı iddiasını dava dışı şirketlere karşı yöneltmesi gerektiği, hasıl olacak sonuca göre davalılar hakkında istemde bulunulabileceği, işbu davanın erken açıldığı, davalı ...... dava dışı şirketin ortağı olduğu, husumetin şirkete yöneltileceği, davalıların komisyon aldıklarının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Davacı taraf, davalı H.. Z..'in davacı şirketin ortak olmayan münferit yetkili müdürü, davalı Salman Avşar'ın kalite kontrol sorumlusu olduğunu, diğer davalı Cemal Avşar'ın ise dava dışı firmanın ortağı olduğunu, el ve işbirliği içinde davacı şirketin zarara uğratıldığını ileri sürerek iş bu davayı açmış olup, mahkemece davacının talebini dava dışı şirkete karşı yöneltmesi gerektiği, davalı Cemal Avşar'ın dava dışı şirketin ortağı olduğunu, husumetin ortağı olduğu şirkete karşı yöneltileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, limited şirket idarecilerinin mesuliyeti anonim şirketlerin bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir. TTK'nın 342. maddesi uyarınca yöneticilik görevi ortak olmayan bir müdüre tevdi edildiği taktirde müdür, diğer yöneticiler gibi şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olur. Yani, bir başka deyişle TTK'nun 556. maddesine göre, Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin sorumluluğuna, ister özden yönetimli, ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister üçüncü kişi durumunda bulunsunlar anonim ortaklıkların yönetim kurulu üyeleri hakkındaki TTK'nın 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır. TTK'nın anonim ortaklıklara ilişkin hükümlerine atıf, TTK'nın 341, 342. maddeleri de kapsar. Ortaklar genel kurulunun bu konuda vereceği karar ile bu davanın açılabilmesi mümkündür, anılan husus dava şartıdır.
Somut olayda, davacı.....Teks. Ltd.'nin % 98 payının diğer davacı.....Gmbh firması ait bulunduğu, davalı H.. Z..'in davacı.....Teks. Ltd. firmasının ortak olmayan münferit yetkili müdürü olduğu tartışmasız olup, 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi uyarınca yönetici görevini özenle yapmak zorundadır, aksi halde şirkete karşı verdiği zarardan sorumlu olduğu gibi, ortak ve alacaklılarda TTK'nın 336 ve 309. maddesi uyarınca şirket müdüründen tazminat talebinde bulunabilirler, Öte yandan, davalı........... davacı şirketin kalite kontrol sorumlusu olduğu iddia edilmiş olup, anılan kişinin icracı müdür niteliğinde olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Yine, davalı Cemal Avşar'ın dava dışı .......... Teks. Ltd. firmasının ortağı olduğu belirtilmiş olup, bir kısım vergi inceleme ve bilirkişi raporlarında ise anılan kişinin aynı zamanda şirketi temsile yetkili müdür olduğu açıklanmıştır.
Bu itibarla, mahkemece davacı.....Teks. Ltd'nin ticaret sicil dosyası getirtilerek, davalı Salman Avşar'ın davacı.....Teks. Ltd'nin icracı müdürü olup olmadığı araştırılarak, icracı müdür olması durumunda anılan davalı hakkında da şirket zararından dolayı dava açabileceği dikkate alınarak, gerek davacı ................. Teks. Ltd. şirket müdürü H.. Z.., gerekse icracı müdür olduğu sonucuna ulaşılırsa davalı Salman Avşar hakkında ortaklar kurulunun sorumluluk davası açılması hakkında karar alıp almadığı incelenerek, eğer karar verilmemiş ise bu hususun yargılama sırasında tamamlanabileceği göz önüne alınarak, ortaklar kurulunun bu yönde karar alması için mehil verilerek, neticesine göre hüküm tesis edilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeden işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, davacı.....Gmbh şirketinin diğer davacı şirketin ortağı sıfatıyla, o şirketin müdürü H.. Z.. ve icracı müdürün eylemleri sonucunda doğrudan zarar görmüşse bu iddiaya bağlı olarak sorumluluk davası açabileceği nazara alınmadan, davanın öncelikle dava dışı şirketlere yöneltilmesi gerektiği, işbu davanın erken açıldığından bahisle davalı H.. Z.. ve Salman Avşar hakkında davanın reddine karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Ayrıca, dava dışı .......... Tekstil Ltd. Şti'den ticaret sicil kayıtları getirtilerek, davalı .................şirketin yöneticisi olup olmadığı tespit edilerek, şirketinin yöneticisi olduğunun saptanması durumunda, her iki davacı şirketin de anılan dava dışı şirketin alacaklısı sıfatıyla doğrudan zarara uğradıkları iddiasıyla yönetici .............hakkında talepte bulunabilecekleri dikkate alınmadan, dava dışı şirketin ortağı olduğu, husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12527 E. 2014/19593 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket müdürü · limited şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Yani, bir başka deyişle TTK'nun 556. maddesine göre, Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin sorumluluğuna, ister özden yönetimli, ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister «üçüncü kişi» durumunda bulunsunlar anonim ortaklıkların «yönetim kurulu» üyeleri hakkındaki TTK'nın 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır.
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin müdürü» olan davalının, şirkete verdiği ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · dolaylı zarar
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin müdürü» olan davalının, şirkete verdiği ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının iddiası, davalının müdürlük görevini ihmal ettiği, şirket faaliyetinde kullanmak üzere gönderilen paraları şahsı için harcadığı, bu surette zarara uğradığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9198 E. 2016/4339 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket müdürü · şirket zararı · anonim şirket · limited şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
… müdürü, davalı Salman Avşar'ın kalite kontrol sorumlusu olduğunu, diğer davalı Cemal Avşar'ın ise dava dışı firmanın ortağı olduğunu, el ve işbirliği içinde davacı «şirketin zarara» uğratıldığını ileri sürerek iş bu davayı açmış olup, mahkemece davacının talebini dava dışı şirkete karşı yöneltmesi gerektiği, davalı Cemal Avşar'ın dava dışı şirketin ortağı olduğunu, «husumetin» ortağı olduğu şirkete karşı yöneltileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaOlay tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı za …
2- Asıl davada davacı vekili, davalının «şirket müdürü» olduğunu, şirket hesabından şahsi hesabına haksız şekilde para aktardığını, «şirketin zarara» uğratıldığını ileri sürerek, 150.000 TL'nin şirkete iadesini talep etmiş, davalı taraf ise paraların şirket zararına kullanılmadığını, ödeme dekontları ile iade edildiğini savunmuş, mahkemece davalı şirket kayıtlarına göre davalının yargılama sırasında ödemede bulunduğu gerekçesiyle, konusuz kalan talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güven ilişkisi · yönetici sorumluluğu · tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · fesih · ek tasfiye · karar verilmesine yer olmadığına · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında «güven ilişkisi» kalmadığı, şirketi birlikte idare etme amaçları bulunmadığı, her iki tarafın «fesih» yönünde iradelerinin oluştuğu, davalı/karşı davacının şirketten hesabına para aktararak uyuşmazlığın ortaya çıkmasına neden olduğu, davacı/karşı davalının hesaplarına para aktardığına dair tespit yapılamadığı, davalı/karşı davacının şirket kayıtlarına göre 2012 yılı sonunda borçlarını tamamen ödediği gerekçesiyle, asıl dava yönünden, davalı/karşı davacının dava tarihi itibariyle 99.204,23 TL borcu belirlendiğinden ve borç yargılama sırasında ödendiğinden konusuz kalan talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına», karşı dava yönünden, davacı/karşı davalı hakkındaki talep kanıtlanamadığından reddine, fesih ve tasfiyeye yönelik olarak asıl davada karar verildiğinden yeniden k …
2- Asıl davada davacı vekili, davalının «şirket müdürü» olduğunu, şirket hesabından şahsi hesabına haksız şekilde para aktardığını, «şirketin zarara» uğratıldığını ileri sürerek, 150.000 TL'nin şirkete iadesini talep etmiş, davalı taraf ise paraların şirket zararına kullanılmadığını, ödeme dekontları ile iade edildiğini savunmuş, mahkemece davalı şirket kayıtlarına göre davalının yargılama sırasında ödemede bulunduğu gerekçesiyle, konusuz kalan talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Dava, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davalının aynı zamanda «şirket müdürü» olması, «defter» ve kayıtların tutulmasından sorumlu bulunması nedeniyle, şirket kayıtlarına göre yargılama sırasında anılan bedelin ödendiğinden bahisle, tazminat talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» şeklinde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16807 E. 2014/5842 K.
Ortak:doğrudan zarar · sorumluluk davası · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaZ.. ve icracı müdürün eylemleri sonucunda «doğrudan zarar» görmüşse bu iddiaya bağlı olarak «sorumluluk davası» açabileceği nazara alınmadan, davanın öncelikle dava dışı şirketlere yöneltilmesi gerektiği, işbu davanın erken açıldığından bahisle davalı H..
… müdürü, davalı Salman Avşar'ın kalite kontrol sorumlusu olduğunu, diğer davalı Cemal Avşar'ın ise dava dışı firmanın ortağı olduğunu, el ve işbirliği içinde davacı «şirketin zarara» uğratıldığını ileri sürerek iş bu davayı açmış olup, mahkemece davacının talebini dava dışı şirkete karşı yöneltmesi gerektiği, davalı Cemal Avşar'ın dava dışı şirketin ortağı olduğunu, «husumetin» ortağı olduğu şirkete karşı yöneltileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, 6762 saylı TTK'nın 336 maddesi gereğince şirket alacaklıları tarafından şirket yöneticileri aleyhine, doğrudan uğradıkları zararlar, nedeniyle «sorumluluk davası» açılabileceği, somut olayda davacının talep ettiği zararın «doğrudan zarar» olduğu, davalıların zarardan «kusurlarının» olmadığını ispat etmedikçe TTK 338 madde gereğince davacı alacaklının uğradığı zarardan «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davacının davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketten alacaklı olduğu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, davacı tarafından şirkete verilen malların davalılar tarafından şirket kayıtlarına alınmadığı, şirketin gereği gibi idare edilmeyerek borca batık bir hale getirildiği, davalıların TTK 338 madde gereğince kusur veya sorumlu olmadıklarına dair herhangi bir delil «ibraz» edemedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Ancak, davacı, davalıların yöneticisi oldukları dava dışı şirketin kötü yönetilmesi sebebiyle, şirketten olan alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağının, şirket yöneticileri olan davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş; mahkemece davacının zararının «doğrudan zarar» olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · müteselsil sorumluluk · kusur · ibraz
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, 6762 saylı TTK'nın 336 maddesi gereğince şirket alacaklıları tarafından şirket yöneticileri aleyhine, doğrudan uğradıkları zararlar, nedeniyle «sorumluluk davası» açılabileceği, somut olayda davacının talep ettiği zararın «doğrudan zarar» olduğu, davalıların zarardan «kusurlarının» olmadığını ispat etmedikçe TTK 338 madde gereğince davacı alacaklının uğradığı zarardan «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davacının davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketten alacaklı olduğu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, davacı tarafından şirkete verilen malların davalılar tarafından şirket kayıtlarına alınmadığı, şirketin gereği gibi idare edilmeyerek borca batık bir hale getirildiği, davalıların TTK 338 madde gereğince kusur veya sorumlu olmadıklarına dair herhangi bir delil «ibraz» edemedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda da davacının iddiası, davalıların şirketi iyi yönetememesi sebebiyle «şirketi zarara» uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin «kusura» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5378 E. 2014/7864 K.
Ortak:şirket müdürü · şirket zararı · üçüncü kişi · anonim şirket · limited şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Yani, bir başka deyişle TTK'nun 556. maddesine göre, Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin sorumluluğuna, ister özden yönetimli, ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister «üçüncü kişi» durumunda bulunsunlar anonim ortaklıkların «yönetim kurulu» üyeleri hakkındaki TTK'nın 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır.
… müdürü, davalı Salman Avşar'ın kalite kontrol sorumlusu olduğunu, diğer davalı Cemal Avşar'ın ise dava dışı firmanın ortağı olduğunu, el ve işbirliği içinde davacı «şirketin zarara» uğratıldığını ileri sürerek iş bu davayı açmış olup, mahkemece davacının talebini dava dışı şirkete karşı yöneltmesi gerektiği, davalı Cemal Avşar'ın dava dışı şirketin ortağı olduğunu, «husumetin» ortağı olduğu şirkete karşı yöneltileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 556. maddesine göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir.
Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin yani, ister özden yönetimli ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister «üçüncü kişi» durumunda bulunsunlar «yöneticinin sorumluluğuna» anonim ortaklıkların «yönetim kurulu» üyeleri hakkındaki TTK'nın 336 ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 10 yıl süre ile «şirket müdür» seçilen davalı Y..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sıfat yokluğu · resmi şekil · dolaylı zarar · yönetici sorumluluğu · geçersizlik · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… ğinden şirketin tüm ortaklarca birlikte yönetilmesi gerektiği, şirketin faaliyet alanında bulunmadığından davalının esasen tek başına şirkete ait gayrimenkulü satma «yetkisinin» bulunmadığı gibi satış işleminin de «resmi şekilde» gerçekleştirilmemesi nedeniyle «geçersiz» olduğu, davalıların taşınmaza verdikleri zararın yapılan keşifle tespit edildiği, taşınmazdan çıkartılan malzemelerin değerinin 505.332,60 TL olduğu, bu zararın da …
Y..'e devrettiği, davacı C.Ü.'nün hissesinin ise %30 oranında olduğu gerekçesiyle, davacı A.A. tarafından açılan davanın taraf «sıfatı yokluğundan» reddine, diğer davacı yönünden davanın kısmen kabulü ile 151.599,78 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin yani, ister özden yönetimli ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister «üçüncü kişi» durumunda bulunsunlar «yöneticinin sorumluluğuna» anonim ortaklıkların «yönetim kurulu» üyeleri hakkındaki TTK'nın 336 ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır.
Ancak, «dolaylı zarar» nedeniyle açılan bu davada hükmedilecek tazminatın davacı ortağa değil ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5994 E. 2013/18127 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket zararı · kâr payı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… müdürü, davalı Salman Avşar'ın kalite kontrol sorumlusu olduğunu, diğer davalı Cemal Avşar'ın ise dava dışı firmanın ortağı olduğunu, el ve işbirliği içinde davacı «şirketin zarara» uğratıldığını ileri sürerek iş bu davayı açmış olup, mahkemece davacının talebini dava dışı şirkete karşı yöneltmesi gerektiği, davalı Cemal Avşar'ın dava dışı şirketin ortağı olduğunu, «husumetin» ortağı olduğu şirkete karşı yöneltileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaDava, davacının davalı şirkete ortak olduğunun ve ortaklık «payının» tespiti, davalı şirket yöneticilerinin eylemleri dolayısıyla «şirketin zarar» etmesi nedeniyle uğranılan zararın ve şirket hisselerinin nominal bedelinin üzerinde alınan bedelin tahsili istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle ve taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, her ne kadar davacı tarafça ortaklık payının tespiti talep edilmiş ise de açıklanan nedenle davacının ortak olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 40.383 TL’nin ödeme tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, ortaklığın tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Zira, davacı taraf davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürerek ortaklığının ve ortaklık «payının» tespitini istemiş, davalı taraf da davacının davalı şirketin ortağı olduğunu kabul etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, her ne kadar davacı tarafça ortaklık payının tespiti talep edilmiş ise de açıklanan nedenle davacının ortak olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 40.383 TL’nin ödeme tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, ortaklığın tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının davalı şirkete ortak olduğunun ve ortaklık «payının» tespiti, davalı şirket yöneticilerinin eylemleri dolayısıyla «şirketin zarar» etmesi nedeniyle uğranılan zararın ve şirket hisselerinin nominal bedelinin üzerinde alınan bedelin tahsili istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle ve taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/13489 E. , 2015/10070 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ................ MAHKEMESİ
TARİHİ 24/03/2014
NUMARASI 2011/15-2014/67
Taraflar arasında görülen davada İ..................... Mahkemesi’nce verilen 24/03/2014 tarih ve 2011/15-2014/67 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/10/2015 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. T.. T.., davalılardan ..... ve ..... vekili Av. E.. D.. Uğurlu ve davalılardan H.. Z.. vekili ......dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ............tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkil ................ firmasının Almanya'da tekstil faaliyetinde bulunduğunu, Türkiye'deki imalatçı firmalara ürettirdiği malları yurtdışında sattığını, daha önceden Türkiye'de irtibat büroları bulunduğunu, davalı................ burada görev yaptığını, işler gelişince diğer davacı firmayı kurduklarını, davalı Haldun'un dışarıdan münferit yetkili müdür olarak atandığını, davalı................ ise kalite kontrol sorumlusu olarak görev yaptığını, davalı .......ise dava dışı .......... Teks. Ltd. firmasının yetkilisi, aynı zamanda davalı Salman'ın kardeşi, ayrıca davalı Haldun ile Salman'ın anılan firmanın eski ortakları olduğunu, müvekkil firmaya sahte faturaların ..........
Teks. Ltd. tarafından gönderildiğini, faturada gösterilen miktarı havale yoluyla gönderdiklerini, davacılardan fahiş miktarda ürün bedeli alındığını, yine dava dışı ........Ltd. firmasına davacıların ürünlerin etiketlerini imal ettirdiğini, bu bedelleri firmanın imalatçılardan tahsil ettiğini, imalatçı firmaların da etiket bedelini ürün fiyatına eklediğini, müvekkiline ........Ltd firmasının sahte faturalar gönderdiğini, bu şekilde etiket fiyatlarını mükerrer olarak ödemek zorunda kaldıklarını, anılan firmanın yetkilisinin etiket fiyatlarını tahsil ettiğini, davalı Haldun'a elden teslim ettiğini belirttiğini, ayrıca davalıların imalatçı firmalardan komisyon adı altında ücret aldıklarını, ödenmezse iş ilişkisinin sona erdirileceğini belirterek firmaları tehdit ettiğini, bu bedelin de müvekkiline fiyat artırımı olarak yansıdığını ileri sürerek, 1.000.000 DM'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davacının iddiasının gerçek dışı olduğunu, iddiaların somut delillere dayanmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava dışı .......... Ltd. firmasının kayıt dışı tuttuğu gelirleri varsa, bunlar vergi beyannamesine dahil edilmemişse davacının zarara uğradığından söz edilemeyeceği, bu yolla teslim almadığı mal
bedelini ödediği veya fazla ödeme yaptığı iddiasını dava dışı şirketlere karşı yöneltmesi gerektiği, hasıl olacak sonuca göre davalılar hakkında istemde bulunulabileceği, işbu davanın erken açıldığı, davalı ...... dava dışı şirketin ortağı olduğu, husumetin şirkete yöneltileceği, davalıların komisyon aldıklarının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Davacı taraf, davalı H.. Z..'in davacı şirketin ortak olmayan münferit yetkili müdürü, davalı Salman Avşar'ın kalite kontrol sorumlusu olduğunu, diğer davalı Cemal Avşar'ın ise dava dışı firmanın ortağı olduğunu, el ve işbirliği içinde davacı şirketin zarara uğratıldığını ileri sürerek iş bu davayı açmış olup, mahkemece davacının talebini dava dışı şirkete karşı yöneltmesi gerektiği, davalı Cemal Avşar'ın dava dışı şirketin ortağı olduğunu, husumetin ortağı olduğu şirkete karşı yöneltileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, limited şirket idarecilerinin mesuliyeti anonim şirketlerin bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
TTK'nın 342. maddesi uyarınca yöneticilik görevi ortak olmayan bir müdüre tevdi edildiği taktirde müdür, diğer yöneticiler gibi şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olur. Yani, bir başka deyişle TTK'nun 556. maddesine göre, Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin sorumluluğuna, ister özden yönetimli, ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister üçüncü kişi durumunda bulunsunlar anonim ortaklıkların yönetim kurulu üyeleri hakkındaki TTK'nın 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır. TTK'nın anonim ortaklıklara ilişkin hükümlerine atıf, TTK'nın 341, 342. maddeleri de kapsar. Ortaklar genel kurulunun bu konuda vereceği karar ile bu davanın açılabilmesi mümkündür, anılan husus dava şartıdır.
Somut olayda, davacı.....Teks. Ltd.'nin % 98 payının diğer davacı.....Gmbh firması ait bulunduğu, davalı H.. Z..'in davacı.....Teks. Ltd. firmasının ortak olmayan münferit yetkili müdürü olduğu tartışmasız olup, 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi uyarınca yönetici görevini özenle yapmak zorundadır, aksi halde şirkete karşı verdiği zarardan sorumlu olduğu gibi, ortak ve alacaklılarda TTK'nın 336 ve 309. maddesi uyarınca şirket müdüründen tazminat talebinde bulunabilirler, Öte yandan, davalı........... davacı şirketin kalite kontrol sorumlusu olduğu iddia edilmiş olup, anılan kişinin icracı müdür niteliğinde olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Yine, davalı Cemal Avşar'ın dava dışı ..........
Teks. Ltd. firmasının ortağı olduğu belirtilmiş olup, bir kısım vergi inceleme ve bilirkişi raporlarında ise anılan kişinin aynı zamanda şirketi temsile yetkili müdür olduğu açıklanmıştır.
Bu itibarla, mahkemece davacı.....Teks. Ltd'nin ticaret sicil dosyası getirtilerek, davalı Salman Avşar'ın davacı.....Teks. Ltd'nin icracı müdürü olup olmadığı araştırılarak, icracı müdür olması durumunda anılan davalı hakkında da şirket zararından dolayı dava açabileceği dikkate alınarak, gerek davacı ................. Teks. Ltd. şirket müdürü H.. Z.., gerekse icracı müdür olduğu sonucuna ulaşılırsa davalı Salman Avşar hakkında ortaklar kurulunun sorumluluk davası açılması hakkında karar alıp almadığı incelenerek, eğer karar verilmemiş ise bu hususun yargılama sırasında tamamlanabileceği göz önüne alınarak, ortaklar kurulunun bu yönde karar alması için mehil verilerek, neticesine göre hüküm tesis edilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeden işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, davacı.....Gmbh şirketinin diğer davacı şirketin ortağı sıfatıyla, o şirketin müdürü H.. Z.. ve icracı müdürün eylemleri sonucunda doğrudan zarar görmüşse bu iddiaya bağlı olarak sorumluluk davası açabileceği nazara alınmadan, davanın öncelikle dava dışı şirketlere yöneltilmesi gerektiği, işbu davanın erken açıldığından bahisle davalı H.. Z.. ve Salman Avşar hakkında davanın reddine karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Ayrıca, dava dışı .......... Tekstil Ltd. Şti'den ticaret sicil kayıtları getirtilerek, davalı .................şirketin yöneticisi olup olmadığı tespit edilerek, şirketinin yöneticisi olduğunun saptanması durumunda, her iki davacı şirketin de anılan dava dışı şirketin alacaklısı sıfatıyla doğrudan zarara uğradıkları iddiasıyla yönetici .............hakkında talepte bulunabilecekleri dikkate alınmadan, dava dışı şirketin ortağı olduğu, husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/232465400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz