6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/8773 E. 2010/202 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetici sorumluluğu şirket zararı üçüncü kişi muvafakat ifa anonim şirket limited şirket yetki yönetim kurulu kararı cy/cy kaydı eksik inceleme

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı
Atıf yapılan mevzuat: İİK · HUMK · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Asıl dava, davacı şirketin eski yöneticisi olan davalının görev yaptığı süre içinde baro kaydı olmadığı halde birleşen davanın davalısı ... ile şirket adına vekâlet sözleşmesi yaptığı ve her hangi bir hizmet alımı olmadan bu kişiye ücret ödendiği, bu nedenle şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine, birleşen dava ise, davalı ... hakkında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Türk Ticaret Kanununun 556. maddesine göre, limited şirket idarecilerinin mesuliyeti anonim şirketlerin bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir. Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin yani, ister özden yönetimli ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister üçüncü kişi durumunda bulunsunlar yöneticinin sorumluluğuna anonim ortaklıkların yönetim kurulu üyeleri hakkındaki TTK.nun 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır. TTK.nun anonim ortaklıklara ilişkin hükümlerine atıf, TTK.nun 341. maddesini de kapsar. Sorumluluk davasını açma yetkisi, ortak sayısı yirmiden fazla olan limited ortaklıklarda denetçilere, yirmi ve yirmiden az limited ortaklıklarda ise bu yetki ortaklar genel kurulunun kararına veya yönetici olamayan ortakların bu yönde alacakları karara ya da verecekleri muvafakate bağlıdır. Dava konusu olayda, davacı şirket yirmiden az ortaklı olup denetçisi bulunmadığından, ortaklar genel kurulunun bu konuda vereceği karar veya yönetici olamayan ortakların bu yönde alacakları karar ya da verecekleri muvafakat ile bu davanın açılabilmesi mümkündür. Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla, bu yöndeki usuli eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.

Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39 ve 40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek, yukarıda açıklanan usuli eksikliğin tamamlattırılmasından sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Ayrıca kabule göre her ne kadar mahkemece, birleşen davanın davalısı ... ile yapılan sözleşmeye konu hizmetin ifası için avukat olmaya gerek bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de, bu kişiye yapılan ödemenin her hangi bir hizmet alımına ilişkin olup olmadığı, yani bu kişi tarafından davacı şirkete sözleşmeye konu bir hizmet verilip verilmediği, dolayısıyla, şirket kasasından karşılıksız olarak ödeme yapılıp yapılmadığı da mahkemece araştırılmamıştır.

Bu itibarla, mahkemece, davacı şirket tarafından ödenen paranın gerçekten ifa edilen bir hizmet karşılığı olup olmadığı araştırılarak, bunun sonucunda zararın hakkında takip başlatılan birleşen davanın davalısı ...’den tahsil edilmesi durumunda şirket zararının ortadan kalktığı da gözöüne alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamıştır.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2775 E. 2011/14304 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3689 E. 2016/1732 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Limited şirket müdürü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12163 E. 2015/8328 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

4 benzer karar daha
  • Sıfat yokluğu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5378 E. 2014/7864 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4173 E. 2013/5575 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul yetkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1367 E. 2013/18288 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul yetkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6348 E. 2011/16054 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/8773 E.  ,  2010/202 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Isparta 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/02/2008 tarih ve 2004/579-2008/33 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili asıl davada, davalının müvekkili şirketin yönetim kurulunda görev aldığı sırada yetkisi olmadığı halde birleşen davanın davalısı ile vekâlet sözleşmesi yaptığını, oysa bu kişinin baro kaydının bulunmadığını ve herhangi bir hizmet de ifa etmediğini, buna rağmen şirket kasasından bu kişiye ödeme yapılarak şirketin zararına neden olduğunu ileri sürerek, 30.256,40 YTL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise, davalının baro levhasında kaydının olmadığı halde herhangi bir hizmet de vermeden avukatlık ücreti altında müvekkili şirketten sahte makbuzlar ile 24.615 YTL para tahsil ettiğini, bu paranın istirdadı için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı ...vekili, davanın reddini istemiştir.

Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Asıl dava, davacı şirketin eski yöneticisi olan davalının görev yaptığı süre içinde baro kaydı olmadığı halde birleşen davanın davalısı ... ile şirket adına vekâlet sözleşmesi yaptığı ve her hangi bir hizmet alımı olmadan bu kişiye ücret ödendiği, bu nedenle şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine, birleşen dava ise, davalı ... hakkında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Türk Ticaret Kanununun 556. maddesine göre, limited şirket idarecilerinin mesuliyeti anonim şirketlerin bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir. Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin yani, ister özden yönetimli ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister üçüncü kişi durumunda bulunsunlar yöneticinin sorumluluğuna anonim ortaklıkların yönetim kurulu üyeleri hakkındaki TTK.nun 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır. TTK.nun anonim ortaklıklara ilişkin hükümlerine atıf, TTK.nun 341. maddesini de kapsar. Sorumluluk davasını açma yetkisi, ortak sayısı yirmiden fazla olan limited ortaklıklarda denetçilere, yirmi ve yirmiden az limited ortaklıklarda ise bu yetki ortaklar genel kurulunun kararına veya yönetici olamayan ortakların bu yönde alacakları karara ya da verecekleri muvafakate bağlıdır.

Dava konusu olayda, davacı şirket yirmiden az ortaklı olup denetçisi bulunmadığından, ortaklar genel kurulunun bu konuda vereceği karar veya yönetici olamayan ortakların bu yönde alacakları karar ya da verecekleri muvafakat ile bu davanın açılabilmesi mümkündür. Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla, bu yöndeki usuli eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.

Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39 ve 40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek, yukarıda açıklanan usuli eksikliğin tamamlattırılmasından sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Ayrıca kabule göre her ne kadar mahkemece, birleşen davanın davalısı ... ile yapılan sözleşmeye konu hizmetin ifası için avukat olmaya gerek bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de, bu kişiye yapılan ödemenin her hangi bir hizmet alımına ilişkin olup olmadığı, yani bu kişi tarafından davacı şirkete sözleşmeye konu bir hizmet verilip verilmediği, dolayısıyla, şirket kasasından karşılıksız olarak ödeme yapılıp yapılmadığı da mahkemece araştırılmamıştır.

Bu itibarla, mahkemece, davacı şirket tarafından ödenen paranın gerçekten ifa edilen bir hizmet karşılığı olup olmadığı araştırılarak, bunun sonucunda zararın hakkında takip başlatılan birleşen davanın davalısı ...’den tahsil edilmesi durumunda şirket zararının ortadan kalktığı da gözöüne alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamıştır.

SONUÇ

Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008050400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.