6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/12013 E. 2010/1736 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak özel yetki bankacılık işlemleri yetki

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

Davacı ile davalı banka arasında 08.03.1999 tarihinde Sermaye Piyasası Araçları Alım Satımına İlişkin Aracılık Yatırım Hesabı Sözleşmesi düzenlendiği ve bu sözleşme kapsamında davacı adına hesap açılmak suretiyle işlemlerinin diğer davalı banka personeli tarafından yürütüldüğü konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bunun yanında davacı ile davalı banka personeli ...aynı tarihte davalı banka ile teselsüllü müşterek hesap sözleşmesi imzalamak suretiyle, bu sözleşme kapsamında açılan hesap üzerinde hesap sahiplerinden her birinin müteselsil alacaklı sıfatıyla tek başına tasarrufta bulunmaya ve özellikle hesaptaki mevduatı tek başına çekmeye yetkili oldukları kabul edilmiştir. Davacı, somut olayda, hesabında yapılan işlemlerden haberdar olmadığını, hesaptan para gönderilen kişileri tanımadığını, işlemlerin bilgisi dışında yapıldığını ileri sürmüştür. Ayrıca, dosya kapsamından davacı ile davalılardan banka arasında yapılan yatırım sözleşmesinde diğer davalıya veya bankanın başka bir çalışanına davacının parasını çekme konusunda özel bir yetki verilmeyip,sadece işlemlerin davacı yararına yerine getirilmesine yönelik yetkilerin tanındığı anlaşılmaktadır. Banka çalışanı davalının başka banka müşterileriyle de benzer şekilde işlemler yaparak müşterek hesap sahibi olarak gösterildiği, gerçekte müşterek hesap sahibi olmayıp, müşterilere kolaylık olması bakımından müşterek hesap sahibi yapıldığı, davalı banka çalışanının yapılan işlemi istismar etmemesi durumunda davacının herhangi bir zarara uğramayacağı, davacının davalı banka çalışanı olması sebebiyle diğer davalıyı müşterek hesap sahibi yaptığı ve bu durumda da davalı banka çalışanının davacının zararına olarak hesaptan para çekmesi sonucu oluşan davacı zararından davalı bankanın, Borçlar Kanunu'nun 100 ncü maddesi uyarınca sorumlu bulunduğu ve bu nedenle mahkemenin kararının onanması gerekirken bozulmasına karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle Dairemizin 6.7.2009 tarihli bozma kararının ortadan kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün onanmasına gkarar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/500 E. 2018/6442 K.

    Ortak:Alacak

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/12013 E.  ,  2010/1736 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.09.2007 gün ve 2006/582-2007/415 sayılı kararı onayan Daire’nin 06.07.2009 gün ve 2009/7594-2009/8284 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin birikimini değerlendirmek amacıyla davalı bankanın Meşrutiyet Şubesinde 08.03.1999 tarihinde hesap açtırdığını, hesap kartonuna kendi ismini ekleyen davalı banka çalışanının hesaba yatırılan paraları yetkisi olmadan çekip, başka hesaplara gönderdiğini ileri sürerek, toplam 24.450 TL'nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı banka vekili, davacı ile davalı banka çalışanının müşterek hesap sözleşmesi ile münferiden hesaptan para çekmeye yetkili olduklarını, davacının zorunlu olmamasına rağmen bu yetkiyi diğer davalıya verdiğini, gerçekleştirilen işlemlerin davacı bilgisinde olduğunu, müfettişe verdiği ifadesinde de parayı aldığını kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı ... vekili, davaya yanıt vermemiştir.

Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının davalı ... ’e verdiği yetkinin kötüye kullanılmış olduğu, davalı ...’nın sadece davacı adına işlem yapmak ve hesaptan çektiği tutarları davacıya ödemekle yükümlü olduğu halde başka şahsa havale ettiği, davalı bankanın da banka çalışanının işlem ve eylemlerini denetlemediği ve istihdam eden sıfatı ile sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 23.350 TL'nın davalılardan tahsiline karar verilmiş,kararın davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.07.2009 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı banka yararına bozulmuştur.

Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

Davacı ile davalı banka arasında 08.03.1999 tarihinde Sermaye Piyasası Araçları Alım Satımına İlişkin Aracılık Yatırım Hesabı Sözleşmesi düzenlendiği ve bu sözleşme kapsamında davacı adına hesap açılmak suretiyle işlemlerinin diğer davalı banka personeli tarafından yürütüldüğü konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bunun yanında davacı ile davalı banka personeli ...aynı tarihte davalı banka ile teselsüllü müşterek hesap sözleşmesi imzalamak suretiyle, bu sözleşme kapsamında açılan hesap üzerinde hesap sahiplerinden her birinin müteselsil alacaklı sıfatıyla tek başına tasarrufta bulunmaya ve özellikle hesaptaki mevduatı tek başına çekmeye yetkili oldukları kabul edilmiştir. Davacı, somut olayda, hesabında yapılan işlemlerden haberdar olmadığını, hesaptan para gönderilen kişileri tanımadığını, işlemlerin bilgisi dışında yapıldığını ileri sürmüştür.

Ayrıca, dosya kapsamından davacı ile davalılardan banka arasında yapılan yatırım sözleşmesinde diğer davalıya veya bankanın başka bir çalışanına davacının parasını çekme konusunda özel bir yetki verilmeyip,sadece işlemlerin davacı yararına yerine getirilmesine yönelik yetkilerin tanındığı anlaşılmaktadır. Banka çalışanı davalının başka banka müşterileriyle de benzer şekilde işlemler yaparak müşterek hesap sahibi olarak gösterildiği, gerçekte müşterek hesap sahibi olmayıp, müşterilere kolaylık olması bakımından müşterek hesap sahibi yapıldığı, davalı banka çalışanının yapılan işlemi istismar etmemesi durumunda davacının herhangi bir zarara uğramayacağı, davacının davalı banka çalışanı olması sebebiyle diğer davalıyı müşterek hesap sahibi yaptığı ve bu durumda da davalı banka çalışanının davacının zararına olarak hesaptan para çekmesi sonucu oluşan davacı zararından davalı bankanın, Borçlar Kanunu'nun 100 ncü maddesi uyarınca sorumlu bulunduğu ve bu nedenle mahkemenin kararının onanması gerekirken bozulmasına karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle Dairemizin 6.7.2009 tarihli bozma kararının ortadan kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün onanmasına gkarar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin 6.7.2009 gün ve 2009/7594-8284 sayılı bozma kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA, ödediği karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, temyizden dolayı aşağıda yazılı bakiye 1.071,69 TL harcın temyiz eden davalıdan alınmasına, 16.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008832400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.