Sıra cetveli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/799 E. 2015/9435 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sıra cetveli↗ görev itirazı↗ kayıt kabul davası↗ idari işlem↗ derdestlik↗ dolandırıcılık↗ tmsf↗ iflas↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia savunma ve tüm dosya kapsamına göre, T.İmar […]A.Ş'ın İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2005 tarih, 2004/132 Esas 2005/361 K sayılı kararı ile iflasına karar verildiği, davacının alacağının iflas masasına kayıt talebinin iflas idaresince 06/05/2013 tarihli "Alacaklılar 3.ek sıra cetveli" düzenlenmek suretiyle 2546 numaralı karara bağlı sıra cetvelinde 96.136,70 TL olarak 4. sırada kabul edildiği, davalı TMSF vekili görev itirazında bulunmuş ise de davacı tarafından idari işlemin iptaline yönelik dava açılmayıp T. İmar Bankası A.Ş'deki mevduatın tahsili istenmiş olduğundan idari değil adli yargının görevli olduğu sonucuna varıldığı, davacının müflis bankaya yatırdığı parasını artık iflas idaresinden kayıt kabul davası şeklinde talep etme hakkı bulunduğundan davalı TMSF ile banka yöneticileri durumundaki davalı şahıslara dava yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı taraf davalı TMSF’nin tasarruf mevduat sigorta kapsamında sorumlu olduğunu ileri sürerek dava açtığına göre bu davanın idari yargı yerinde görülmesi gerekmekte ise de, mahkemece bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi nedeniyle sonucu itibariyle kararın doğru olması nedeniyle davacı vekilinin TMSF’ye yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin davalılar K.. U.. ve M.. U..'a yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı K.. U.. ve M. H. U.'ın, T.İ. Bankası A.Ş'nin hakim ortağı ve yöneticileri bulunduğunu, TTK’nın 336. maddesi uyarınca sorumluluklarının olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, aralarında davalı K.. U.. ve M.H. U.’ın da bulunduğu davalı T. İ. Bankası A.Ş’nin yöneticileri hakkında davalı İ.[…] Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak dolandırıcılık iddiasıyla İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve bu davanın derdest olduğunu bildirmiştir. Davacı ve davacı durumundaki diğer mudilerin iradesinin fesada uğratıldığının veya benzer bir eylemin tespit edilerek davalı gerçek kişiler ile diğer davalı T.İ. Bankası yöneticileri hakkında verilebilecek olası bir mahkumiyet kararının, eldeki bu davayı etkileyebileceği çekişmesizdir.
Bu durum karşısında, davalılar K.. U.., M.H. U. ve […] İ. Bankası A.Ş’nin diğer yöneticileri hakkında açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının BK'nın 53'üncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle aynı Yasa'nın 41, TTK'nın 321/son ve 336. maddeleri uyarınca davalılar K.. U.. ve M.H.U.’ın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı gerekçe ile davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7634 E. 2013/23497 K.
Ortak:sıra cetveli · dolandırıcılık · iflas · husumet · i̇i̇k 72/son · dava şartı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2005 tarih, 2004/132 Esas 2005/361 K sayılı kararı ile «iflasına» karar verildiği, davacının alacağının iflas masasına kayıt talebinin iflas idaresince 06/05/2013 tarihli "Alacaklılar 3.ek «sıra cetveli»" düzenlenmek suretiyle 2546 numaralı karara bağlı sıra cetvelinde 96.136,70 TL olarak 4. sırada kabul edildiği, davalı TMSF vekili «görev itirazında» bulunmuş ise de davacı tarafından «idari işlemin» iptaline yönelik dava açılmayıp T.
İmar Bankası A.Ş'deki mevduatın tahsili istenmiş olduğundan idari değil adli yargının «görevli» olduğu sonucuna varıldığı, davacının müflis bankaya yatırdığı parasını artık «iflas» idaresinden «kayıt kabul davası» şeklinde talep etme hakkı bulunduğundan davalı TMSF ile banka yöneticileri durumundaki davalı şahıslara dava yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak «dolandırıcılık» iddiasıyla İstanbul 8.
Benzer bu kararda… davacının talimatı ile Off Shore Ltd’de hesap açıldığı, davacının bu parayı off-shore bankasından tahsil edemediği iddiasıyla Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş'nin «iflas» idaresine 02.08.2005 tarihinde başvuruda bulunduğu, talep edilen alacağın banka nezdinde bulunmadığı belirtilerek İflas İdaresi’nin 04.10.2006 tarihi itibari ile davacının alacak başvurusunun reddedildiği, davacı tarafından bankanın «iflas idaresi» hakkında reddedilen alacağın «sıra cetveline» yazılması konusunda herhangi bir dava ikame etmediği ve bu alacağını davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istediği ;ancak davalı BDDK, TMSF, SPK, Hazine Müsteşarlığı hakkındaki davanın idari yargıda görüleceği, yine davacının iddia ettiği zararı öncelikle banka «tüzel kişiliğine» yöneltmeksizin doğrudan «yönetim kurulu» üyesi olan davalılardan talepte bulunması yerinde görülmediği gibi zararlandırıcı «havale» işleminin adı geçen davalıların yönlendirmesi sonucu yapıldığının kanıtlanamadığı,diğer davalıların Türkiye İmar Bankası T.A.Ş'nin yönetiminde bulunmadıkları, bu nedenle kendilerine «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı BDDK, TMSF, SPK, Hazine Müsteşarlığı yönünden «yargı yolu» bakımından, diğer davalılar bakımından ise «pasif husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
2- Davalı gerçek kişilere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, mahkemece yazılı gerekçe ile bu davalılar hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiş ise de mahkemenin anılan gerekçesi yerinde değildir.
İmar Bankası T.A.Ş’nin yöneticileri hakkında, İmar Bank Off Shore Ltd.’ye aktarılmayan paralarla ilgili olarak «dolandırıcılık» yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu · iflas idaresi · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet yokluğu · havale · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda… davacının talimatı ile Off Shore Ltd’de hesap açıldığı, davacının bu parayı off-shore bankasından tahsil edemediği iddiasıyla Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş'nin «iflas» idaresine 02.08.2005 tarihinde başvuruda bulunduğu, talep edilen alacağın banka nezdinde bulunmadığı belirtilerek İflas İdaresi’nin 04.10.2006 tarihi itibari ile davacının alacak başvurusunun reddedildiği, davacı tarafından bankanın «iflas idaresi» hakkında reddedilen alacağın «sıra cetveline» yazılması konusunda herhangi bir dava ikame etmediği ve bu alacağını davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istediği ;ancak davalı BDDK, TMSF, SPK, Hazine Müsteşarlığı hakkındaki davanın idari yargıda görüleceği, yine davacının iddia ettiği zararı öncelikle banka «tüzel kişiliğine» yöneltmeksizin doğrudan «yönetim kurulu» üyesi olan davalılardan talepte bulunması yerinde görülmediği gibi zararlandırıcı «havale» işleminin adı geçen davalıların yönlendirmesi sonucu yapıldığının kanıtlanamadığı,diğer davalıların Türkiye İmar Bankası T.A.Ş'nin yönetiminde bulunmadıkları, bu nedenle kendilerine «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı BDDK, TMSF, SPK, Hazine Müsteşarlığı yönünden «yargı yolu» bakımından, diğer davalılar bakımından ise «pasif husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
2- Davalı gerçek kişilere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, mahkemece yazılı gerekçe ile bu davalılar hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiş ise de mahkemenin anılan gerekçesi yerinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12820 E. 2017/1093 K.
Ortak:kayıt kabul davası · iflas · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaİmar Bankası A.Ş'deki mevduatın tahsili istenmiş olduğundan idari değil adli yargının «görevli» olduğu sonucuna varıldığı, davacının müflis bankaya yatırdığı parasını artık «iflas» idaresinden «kayıt kabul davası» şeklinde talep etme hakkı bulunduğundan davalı TMSF ile banka yöneticileri durumundaki davalı şahıslara dava yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2005 tarih, 2004/132 Esas 2005/361 K sayılı kararı ile «iflasına» karar verildiği, davacının alacağının iflas masasına kayıt talebinin iflas idaresince 06/05/2013 tarihli "Alacaklılar 3.ek «sıra cetveli»" düzenlenmek suretiyle 2546 numaralı karara bağlı sıra cetvelinde 96.136,70 TL olarak 4. sırada kabul edildiği, davalı TMSF vekili «görev itirazında» bulunmuş ise de davacı tarafından «idari işlemin» iptaline yönelik dava açılmayıp T.
Benzer bu karardaİflas İdaresi’ne tebliği sağlanarak, davaya «iflas» masasına «kayıt kabul davası» olarak devam edilmesi ve davanın tüm hüküm ve sonuçlarının buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; TMSF tarafından İmar Bankası A.Ş. hakkında verilen kararın idari bir karar olduğu, idari kararlar aleyhine açılacak davalarda «görevli» mahkemenin idare mahkemeleri olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/132 esas ve 2005/361 karar sayılı ilamı ile İmar Bankası T.A.Ş'nin «iflasına» karar verildiği anlaşılmakta ve dolayısıyla davacının dava açarken davalı olarak İmar Bankası T.A.Ş.’ye «izafeten» TMSF’yi göstermesinin «temsilcide» yanılma niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:izafeten dava · usulden reddi · temsil
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/132 esas ve 2005/361 karar sayılı ilamı ile İmar Bankası T.A.Ş'nin «iflasına» karar verildiği anlaşılmakta ve dolayısıyla davacının dava açarken davalı olarak İmar Bankası T.A.Ş.’ye «izafeten» TMSF’yi göstermesinin «temsilcide» yanılma niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; TMSF tarafından İmar Bankası A.Ş. hakkında verilen kararın idari bir karar olduğu, idari kararlar aleyhine açılacak davalarda «görevli» mahkemenin idare mahkemeleri olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, off shore hesabına yatırılan paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı TMSF'nin idari eylem ve işleminden kaynaklanmamakta olup, davalı İmar Bankası T.A.Ş'ye «izafeten» TMSF'ye karşı işbu dava açılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10861 E. 2012/2353 K.
Ortak:kayıt kabul davası · derdestlik · dolandırıcılık · iflas · i̇i̇k 72/son · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaİmar Bankası A.Ş'deki mevduatın tahsili istenmiş olduğundan idari değil adli yargının «görevli» olduğu sonucuna varıldığı, davacının müflis bankaya yatırdığı parasını artık «iflas» idaresinden «kayıt kabul davası» şeklinde talep etme hakkı bulunduğundan davalı TMSF ile banka yöneticileri durumundaki davalı şahıslara dava yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2005 tarih, 2004/132 Esas 2005/361 K sayılı kararı ile «iflasına» karar verildiği, davacının alacağının iflas masasına kayıt talebinin iflas idaresince 06/05/2013 tarihli "Alacaklılar 3.ek «sıra cetveli»" düzenlenmek suretiyle 2546 numaralı karara bağlı sıra cetvelinde 96.136,70 TL olarak 4. sırada kabul edildiği, davalı TMSF vekili «görev itirazında» bulunmuş ise de davacı tarafından «idari işlemin» iptaline yönelik dava açılmayıp T.
Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak «dolandırıcılık» iddiasıyla İstanbul 8.
Benzer bu karardaİmar Bankası A.Ş’nin «iflasına» karar verildiği, davacının alacak kayıt isteminin kabul edilmediği, hakkındaki bu davanın «kayıt kabul davası» olarak görüleceği de dikkate alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Bank Off Shore Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak «dolandırıcılık» yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8.
Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve bu davanın «derdest» olduğunu bildirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu · görevsizlik kararı · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «uyuşmazlık konusu» hesabın davacının iradesiyle davalı ...-shore bankası nezdinde açıldığı, bu davalının aczi halinde diğer davalı banka ve sorumlularına karşı başvurulabileceği, anılan davalılara karşı davanın zamansız açıldığı, diğer davalılara karşı açılan davanın alınan idari kararlara dayandığı, bu kararların mahkemece tartışılamayacağı, uyuşmazlığın idari yargıda bakılmasının zorunlu olduğu, off-shore şirketinin sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle 100.000 YTL’nin bu davalıdan tahsiline, davalı BDDK ve ... hakkındaki davanın «görevsizlik» nedeniyle, diğer davalılar hakkındaki davanın ise, zamansız açıldığından reddine karar verilmiştir.
… , müvekkilinin parasını gerçekte davalı T.İmar Bankası A.Ş’ye yatırdığını, bu bankanın çalışanlarının paranın başka bankaya yatırıldığını açıklamadıklarını, logolar «dahil» off-shore bankasıyla aynı banka gibi davrandığını, yönetim ve faaliyetleri dikkate alındığında off-shore bankasının paravan amaçlı kurulduğunun anlaşıldığını, dava …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14049 E. 2018/5080 K.
Ortak:iflas · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaİmar Bankası A.Ş'deki mevduatın tahsili istenmiş olduğundan idari değil adli yargının «görevli» olduğu sonucuna varıldığı, davacının müflis bankaya yatırdığı parasını artık «iflas» idaresinden «kayıt kabul davası» şeklinde talep etme hakkı bulunduğundan davalı TMSF ile banka yöneticileri durumundaki davalı şahıslara dava yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2005 tarih, 2004/132 Esas 2005/361 K sayılı kararı ile «iflasına» karar verildiği, davacının alacağının iflas masasına kayıt talebinin iflas idaresince 06/05/2013 tarihli "Alacaklılar 3.ek «sıra cetveli»" düzenlenmek suretiyle 2546 numaralı karara bağlı sıra cetvelinde 96.136,70 TL olarak 4. sırada kabul edildiği, davalı TMSF vekili «görev itirazında» bulunmuş ise de davacı tarafından «idari işlemin» iptaline yönelik dava açılmayıp T.
U.. ve M.H.U.’ın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı gerekçe ile davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve ...Bankası T.A.Ş.'nin «iflasına» karar verilmesi nedeniyle davacının müflis bankaya yatırdığı parasını İflas İdaresinden talep edebilecek olması karşısında davalı ...’ye «husumet» yöneltilemeyecek olmasına, ayrıca kararın sonuç itibariyle doğru bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Dava, ... hesabına aktarılan mevduatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine ve davalı yararına «nispi vekalet ücretine» karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/132 esas ve 2005/361 karar sayılı ilamı ile ...Bankası T.A.Ş.'nin «iflasına» karar verildiği ve davacının müflis bankada bulunan parasını İİK hükümlerine göre İflas İdaresinden talep hakkı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» ve davalı yararına «maktu vekalet ücretine» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı yararına «nispi vekalet ücretine» karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmed …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:külli halefiyet · nispi vekalet ücreti · halefiyet · maktu vekalet ücreti · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · usulden reddi
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» ve davalı yararına «maktu vekalet ücretine» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı yararına «nispi vekalet ücretine» karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmed …
Bankası T.A.Ş.’nin davalı ...’ye devredildiğini, bu nedenle davalı ...’nin «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek davalı ... aleyhine işbu davayı açmıştır.
… belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve ...Bankası T.A.Ş.'nin «iflasına» karar verilmesi nedeniyle davacının müflis bankaya yatırdığı parasını İflas İdaresinden talep edebilecek olması karşısında davalı ...’ye «husumet» yöneltilemeyecek olmasına, ayrıca kararın sonuç itibariyle doğru bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Dava, ... hesabına aktarılan mevduatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine ve davalı yararına «nispi vekalet ücretine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9186 E. 2013/13349 K.
Ortak:sıra cetveli · derdestlik · dolandırıcılık · iflas · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2005 tarih, 2004/132 Esas 2005/361 K sayılı kararı ile «iflasına» karar verildiği, davacının alacağının iflas masasına kayıt talebinin iflas idaresince 06/05/2013 tarihli "Alacaklılar 3.ek «sıra cetveli»" düzenlenmek suretiyle 2546 numaralı karara bağlı sıra cetvelinde 96.136,70 TL olarak 4. sırada kabul edildiği, davalı TMSF vekili «görev itirazında» bulunmuş ise de davacı tarafından «idari işlemin» iptaline yönelik dava açılmayıp T.
İmar Bankası A.Ş'deki mevduatın tahsili istenmiş olduğundan idari değil adli yargının «görevli» olduğu sonucuna varıldığı, davacının müflis bankaya yatırdığı parasını artık «iflas» idaresinden «kayıt kabul davası» şeklinde talep etme hakkı bulunduğundan davalı TMSF ile banka yöneticileri durumundaki davalı şahıslara dava yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak «dolandırıcılık» iddiasıyla İstanbul 8.
Benzer bu karardaBank Off Shore Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak «dolandırıcılık» yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8.
Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve bu davanın «derdest» olduğunu bildirmiştir.
… ararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının 818 sayılı Mülga B.K.nun 53 ncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasanın 41 ve TTK.nun 321/«son» maddeleri uyarınca ...’ın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulması gerekm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebligat · dosya masrafı · ilan · dahili dava
Benzer bu karardaİ.İ.K.’nun 223/3 maddesine göre ise,«iflas» masasına müracaat eden alacaklılar, «tebligata» elverişli adres göstermek ve Adalet Bakanlığı’nca çıkarılacak tarifede gösterilecek yazı ve tebligat «masrafları» için avans vermek suretiyle iflas idaresince alınacak kararların kendilerine tebliğini isteyebilirler.
Bu durumda mahkemece İ.İ.K.’nun 223/3 maddesi gereğince inceleme yapılmak, usulünce «tebligat» yapılmadığı takdirde ise «sıra cetvelinin» «ilan» tarihine göre davanın süresinde açıldığının kabul edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… cılar vekili, müvekkilinin parasını gerçekte davalı ...A.Ş’ne yatırdığını, bu bankanın çalışanlarının paranın başka bankaya yatırıldığını açıklamadıklarını, logolar «dahil» off-shore bankasıyla aynı banka gibi davrandığını, yönetim ve faaliyetleri dikkate alındığında off-shore bankasının paravan amaçlı kurulduğunun anlaşıldığını, müve …
Mahkemece, «sıra cetvelinin» Yeni Şafak Gazetesi’nde 22/10/2008 tarihinde ve Ticaret Sicil Gazetesi’nde 24/10/2008 tarihinde tebliğ edildiği gerekçeli kararda belirtilmiş ise de davanın 30/06/2008 tarihinde açıldığı göz önüne alındığında, «ilan» tarihlerine göre davanın süresinde açılmadığını kabul etmek de mümkün olmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15477 E. 2011/3331 K.
Ortak:görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaİmar Bankası A.Ş'deki mevduatın tahsili istenmiş olduğundan idari değil adli yargının «görevli» olduğu sonucuna varıldığı, davacının müflis bankaya yatırdığı parasını artık «iflas» idaresinden «kayıt kabul davası» şeklinde talep etme hakkı bulunduğundan davalı TMSF ile banka yöneticileri durumundaki davalı şahıslara dava yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalılardan TMSF bakımından uyuşmazlığın çözümünde idari yargının «görevli» bulunduğu, davalı ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderlerinden sorumluluk · ibraname · yargılama giderleri · yargılama gideri · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… emece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında, davacı alacağının davalı banka adına ve bankanın hesaplarında TMSF tarafından ödendiği, davacının verdiği «ibranamenin» «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerini» kapsamadığı, bu nedenle de davalı bankanın vekalet ücreti ve «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle konusuz kalan davada karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilmiş, davalı Müflis T.İmar Bankası T.A.Ş. vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/799 E. , 2015/9435 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL(KAPATILAN) 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 21/11/2013
NUMARASI 2012/108-2013/267
Taraflar arasında görülen davada İstanbul(Kapatılan) 29. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/11/2013 tarih ve 2012/108-2013/267 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15/09/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı asil H.. B.. ve vekili Av. Muharrem Kılınç ile davalı TMSF vekili Av. E.Şe.D. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, BDDK'nın 03/07/2003 tarihli kararıyla T. İ. Bankası A.Ş'nin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığını, banka yetkililerinin yatırılan paraların banka ve devlet garantisi altında olduğu yönündeki telkinleri ile yanılgı sonucu O. hesabına yatırdığı parayı bankaya el konulacağını basından öğrenmesi üzerine çekmek istemesine rağmen çekemediğini, paranın TMSF tarafından ödenmemesi işleminin iptali için idari yargıda açtığı davanın reddine karar verildiğini, söz konusu paranın yurt içinde banka uhdesinde olduğunu ileri sürerek, 53.657 TL'nin 03/07/2003 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TMSF vekili, uyuşmazlığın idari yargıda çözümlenmesi gerektiğini savunarak, davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia savunma ve tüm dosya kapsamına göre, T.İmar […]A.Ş'ın İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2005 tarih, 2004/132 Esas 2005/361 K sayılı kararı ile iflasına karar verildiği, davacının alacağının iflas masasına kayıt talebinin iflas idaresince 06/05/2013 tarihli "Alacaklılar 3.ek sıra cetveli" düzenlenmek suretiyle 2546 numaralı karara bağlı sıra cetvelinde 96.136,70 TL olarak 4. sırada kabul edildiği, davalı TMSF vekili görev itirazında bulunmuş ise de davacı tarafından idari işlemin iptaline yönelik dava açılmayıp T. İmar Bankası A.Ş'deki mevduatın tahsili istenmiş olduğundan idari değil adli yargının görevli olduğu sonucuna varıldığı, davacının müflis bankaya yatırdığı parasını artık iflas idaresinden kayıt kabul davası şeklinde talep etme hakkı bulunduğundan davalı TMSF ile banka yöneticileri durumundaki davalı şahıslara dava yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı taraf davalı TMSF’nin tasarruf mevduat sigorta kapsamında sorumlu olduğunu ileri sürerek dava açtığına göre bu davanın idari yargı yerinde görülmesi gerekmekte ise de, mahkemece bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi nedeniyle sonucu itibariyle kararın doğru olması nedeniyle davacı vekilinin TMSF’ye yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin davalılar K.. U.. ve M.. U..'a yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı K.. U.. ve M. H. U.'ın, T.İ. Bankası A.Ş'nin hakim ortağı ve yöneticileri bulunduğunu, TTK’nın 336. maddesi uyarınca sorumluluklarının olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, aralarında davalı K.. U.. ve M.H. U.’ın da bulunduğu davalı T. İ. Bankası A.Ş’nin yöneticileri hakkında davalı İ.[…] Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak dolandırıcılık iddiasıyla İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve bu davanın derdest olduğunu bildirmiştir. Davacı ve davacı durumundaki diğer mudilerin iradesinin fesada uğratıldığının veya benzer bir eylemin tespit edilerek davalı gerçek kişiler ile diğer davalı T.İ.
Bankası yöneticileri hakkında verilebilecek olası bir mahkumiyet kararının, eldeki bu davayı etkileyebileceği çekişmesizdir.
Bu durum karşısında, davalılar K.. U.., M.H. U. ve […] İ. Bankası A.Ş’nin diğer yöneticileri hakkında açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının BK'nın 53'üncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle aynı Yasa'nın 41, TTK'nın 321/son ve 336. maddeleri uyarınca davalılar K.. U.. ve M.H.U.’ın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı gerekçe ile davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı TMSF'ye yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı K.. U.. ve M. H. U. yönünden yaptığı temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılar K.. U.. ve M.. U..'dan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/130638000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz