Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/9186 E. 2013/13349 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sıra cetveli↗ iflas idaresi↗ usulüne uygun tebliğ↗ derdestlik↗ dolandırıcılık↗ alacak davası↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ iflas↗ dosya masrafı↗ ilan↗ dahili dava↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacılar vekili, müvekkilinin parasını gerçekte davalı ...A.Ş’ne yatırdığını, bu bankanın çalışanlarının paranın başka bankaya yatırıldığını açıklamadıklarını, logolar dahil off-shore bankasıyla aynı banka gibi davrandığını, yönetim ve faaliyetleri dikkate alındığında off-shore bankasının paravan amaçlı kurulduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin meydana gelen zararından sorumlu olduğunu, davalı ...’ın ise, bu bankanın yöneticisi bulunduğunu, TTK’nun 336. maddesi uyarınca sorumluluğunun olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, aralarında davalı ...’ın da bulunduğu davalı ... A.Ş’nin yöneticileri hakkında davalı ... Bank Off Shore Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve bu davanın derdest olduğunu bildirmiştir. Davacı ve davacı durumundaki diğer mudilerin iradesinin fesada uğratıldığının veya benzer bir eylemin tespit edilerek davalı ... ile diğer davalı ... yöneticileri hakkında verilebilecek olası bir mahkumiyet kararının, eldeki bu davayı etkileyebileceği açıktır.
Bu durum karşısında, davalı ... ile davalı ... A.Ş’nin diğer yöneticileri hakkında açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, sonucunun beklenmesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının 818 sayılı […]K.nun 53 ncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasanın 41 ve TTK.nun 321/son maddeleri uyarınca ...’ın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davacıların, […]İmar […]A.Ş. İflas İdaresi’ne yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece bu davalı aleyhine kayıt kabul davasının süresinde açılmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir;ancak İ.İ.K.’nun 235/1 maddesi gereğince alacaklı bu davayı şayet İ.İ.K.’nun 223/3 maddesindeki yükümlülüğü yerine getirmiş ise red kararının tebliğinden itibaren,yerine getirmemiş ise sıra cetvelinin ilanından itibaren 15 gün içinde açması gerekir. İ.İ.K.’nun 223/3 maddesine göre ise,iflas masasına müracaat eden alacaklılar, tebligata elverişli adres göstermek ve Adalet Bakanlığı’nca çıkarılacak tarifede gösterilecek yazı ve tebligat masrafları için avans vermek suretiyle iflas idaresince alınacak kararların kendilerine tebliğini isteyebilirler. Bu muameleyi yaptırmış alacaklılar hakkında kanun yolları kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. Mahkemece, davacıların İ.İ.K.’nun 223/3 maddesindeki lazımeyi yerine getirip getirmedikleri,kararın kendilerine usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği araştırılmamış, bu husus kararın gerekçesinde tartışılmamıştır. Mahkemece, sıra cetvelinin Yeni Şafak Gazetesi’nde 22/10/2008 tarihinde ve Ticaret Sicil Gazetesi’nde 24/10/2008 tarihinde tebliğ edildiği gerekçeli kararda belirtilmiş ise de davanın 30/06/2008 tarihinde açıldığı göz önüne
alındığında, ilan tarihlerine göre davanın süresinde açılmadığını kabul etmek de mümkün olmamaktadır. Bu durumda mahkemece İ.İ.K.’nun 223/3 maddesi gereğince inceleme yapılmak, usulünce tebligat yapılmadığı takdirde ise sıra cetvelinin ilan tarihine göre davanın süresinde açıldığının kabul edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/799 E. 2015/9435 K.
Ortak:sıra cetveli · derdestlik · dolandırıcılık · iflas · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaBank Off Shore Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak «dolandırıcılık» yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8.
Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve bu davanın «derdest» olduğunu bildirmiştir.
… ararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının 818 sayılı Mülga B.K.nun 53 ncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasanın 41 ve TTK.nun 321/«son» maddeleri uyarınca ...’ın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulması gerekm …
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2005 tarih, 2004/132 Esas 2005/361 K sayılı kararı ile «iflasına» karar verildiği, davacının alacağının iflas masasına kayıt talebinin iflas idaresince 06/05/2013 tarihli "Alacaklılar 3.ek «sıra cetveli»" düzenlenmek suretiyle 2546 numaralı karara bağlı sıra cetvelinde 96.136,70 TL olarak 4. sırada kabul edildiği, davalı TMSF vekili «görev itirazında» bulunmuş ise de davacı tarafından «idari işlemin» iptaline yönelik dava açılmayıp T.
İmar Bankası A.Ş'deki mevduatın tahsili istenmiş olduğundan idari değil adli yargının «görevli» olduğu sonucuna varıldığı, davacının müflis bankaya yatırdığı parasını artık «iflas» idaresinden «kayıt kabul davası» şeklinde talep etme hakkı bulunduğundan davalı TMSF ile banka yöneticileri durumundaki davalı şahıslara dava yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak «dolandırıcılık» iddiasıyla İstanbul 8.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:görev itirazı · kayıt kabul davası · idari işlem · husumet · görevli mahkeme
Benzer bu karardaİmar Bankası A.Ş'deki mevduatın tahsili istenmiş olduğundan idari değil adli yargının «görevli» olduğu sonucuna varıldığı, davacının müflis bankaya yatırdığı parasını artık «iflas» idaresinden «kayıt kabul davası» şeklinde talep etme hakkı bulunduğundan davalı TMSF ile banka yöneticileri durumundaki davalı şahıslara dava yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2005 tarih, 2004/132 Esas 2005/361 K sayılı kararı ile «iflasına» karar verildiği, davacının alacağının iflas masasına kayıt talebinin iflas idaresince 06/05/2013 tarihli "Alacaklılar 3.ek «sıra cetveli»" düzenlenmek suretiyle 2546 numaralı karara bağlı sıra cetvelinde 96.136,70 TL olarak 4. sırada kabul edildiği, davalı TMSF vekili «görev itirazında» bulunmuş ise de davacı tarafından «idari işlemin» iptaline yönelik dava açılmayıp T.
U.. ve M.H.U.’ın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı gerekçe ile davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17830 E. 2014/4395 K.
Ortak:sıra cetveli · tebligat · iflas · dosya masrafı · ilan
İncelediğiniz karardaİ.İ.K.’nun 223/3 maddesine göre ise,«iflas» masasına müracaat eden alacaklılar, «tebligata» elverişli adres göstermek ve Adalet Bakanlığı’nca çıkarılacak tarifede gösterilecek yazı ve tebligat «masrafları» için avans vermek suretiyle iflas idaresince alınacak kararların kendilerine tebliğini isteyebilirler.
Bu durumda mahkemece İ.İ.K.’nun 223/3 maddesi gereğince inceleme yapılmak, usulünce «tebligat» yapılmadığı takdirde ise «sıra cetvelinin» «ilan» tarihine göre davanın süresinde açıldığının kabul edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, «sıra cetvelinin» Yeni Şafak Gazetesi’nde 22/10/2008 tarihinde ve Ticaret Sicil Gazetesi’nde 24/10/2008 tarihinde tebliğ edildiği gerekçeli kararda belirtilmiş ise de davanın 30/06/2008 tarihinde açıldığı göz önüne alındığında, «ilan» tarihlerine göre davanın süresinde açılmadığını kabul etmek de mümkün olmamaktadır.
Benzer bu karardaSomut olayda, davacılar 09.09.2005 tarihinde alacaklarının kayıt edilmesini talep etmişler, bu talep «iflas» idaresinin 04.10.2006 tarihli talebi ile reddedilmiş ve alacaklılar «tebligat» «masrafı» vermediklerinden karar kendilerine tebliğ edilmemiştir.
O halde, yukarıda değinilen hüküm gereğince davacıların 15 günlük dava açma süreleri «sıra cetvelinin» «ilan» edildiği tarihten itibaren başlamaktadır.
Dosyada mevcut kayıtlardan 13.07.2005-03.10.2006 tarihleri arasında yapılan alacak kayıt taleplerinin değerlendirilmesi sonucu hazırlanan birinci «sıra cetvelinin» 07.11.2006 tarihinde 10.11.2006 tarihinde ise «ilan» edildiği anlaşılmakta olup işbu dava sıra cetvelinin ilanını takip eden 15 gün içinde açılmamış bulunduğundan davacılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu · eda davası · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · görevsizlik kararı · yetkisizlik kararı · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın «yargı yolu» yanlışlığı nedeniyle reddine, ... ve ... hakkında açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle, davalı ...A.Ş. hakkında açılan davanın süresinde masaya kayıt ve kabul için talepte bulunulmadığı nedeniyle reddine, off-shore bankası hakkında açılan davanın ise bu davalıya «eda davası» açılması nedeniyle reddine dair verilen karar, davacılar vekili ve davalı ...
Davacılar vekili ile davalı ...A.Ş. vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. .../... -2- 1-Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesinin 3. fıkrasının 3 numaralı bendi uyarınca «görevsizlik» ve «yetkisizlik» kararlarının onanması veya bozulması kararlarına karşı karar düzeltme isteminde bulunulamaz.
Davacılar vekilinin davalılar ... ve ... hakkındaki karar düzeltme istemi ise mahkemenin anılan davalılar hakkında açılan davanın «yargı yolu» nedeniyle reddine dair 04.03.2010 tarihli kararını onayan Dairemizin 26.06.2013 tarihli kararına karşı olduğundan, anılan Yasa hükmü gereğince davacılar vekilinin karar düzeltme dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/9186 E. , 2013/13349 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/03/2010 tarih ve 2008/381-2010/67 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı ...A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin uzun yıllar Almanya’da çalışarak biriktirdikleri parayı yatırıma dönüştürmek amacıyla T. İmar […]A.Ş. ne yatırdıklarını, kendilerine banka tarafından 1 adet hesap cüzdanı verildiğini, davalı bankanın yönetiminin 03/09/2003 tarihinde ...’na devredildiğini, müvekkillerine verilen hesap cüzdanının üzerine Off Shore yazılarak yatırılan paranın ayrı bir bankaya gönderilmesinin müvekkillerinin talimatı dışında gerçekleştiğini, müvekkillerinin parasının davalı ... hesabına yatırıldığı gerekçesi ile ödenmediğini, davalı ...’ın İmar […]A.Ş. nin yönetim kurulu üyesi ve Off Shore Ltd’nin hakim ortağı olması sebebi ile zarardan İmar […]A.Ş ile birlikte 1. derecede sorumlu olduğunu, müvekkillerinin sadece İmar Bankasına para yatırdığını, davalı BDDK’nın bankayı gereği gibi denetleyemediği, davalı ...’ın bankanın batmasına ve usulsüz işlemlerine göz yumduğu için sorumlu olduğu, ...’nin ise bu hesapları sigorta eden olarak sorumlu olduğunu ileri sürerek 53.367,34 TL’nin davalılardan tahsili ile Off Shore Ltd’nin malı olmadığı, buradan para tahsil etme imkanının bulunmadığına, müvekkillerinin parasının bu bankaya aktarılmadığının ve İmar Bankası’na yatırıldığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...A.Ş. vekili; müvekkili hakkında İstanbul 2. ATM ‘nin 2004/132E dosyasında verilen 08/06/2005 tarihli iflas kararın 20/04/2006 tarihinde kesinleştiğini, davacıların iflas masasına yaptıkları alacak kayıt taleplerinin, iflas idaresince reddedildiğini, bu nedenle davacıların alacak davası değil iflas idaresi kararına karşı kayıt kabul davası açması gerektiğini, bunun bir dava şartı olduğunu, davacıların İmar Bank Off Shore Ltd nezdinde hesap açtırdığını, müvekkili ile Off Shore Ltd’nin fiilen ve hukuken ayrı tüzel kişilikler olduğu için müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacıların isteyerek ve bilerek kendi hür iradeleri ile İmar Bank Off Shore Ltd’ye yatırmış oldukları parayı müvekkilinden isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı BDDK vekili; müvekkili aleyhine denetim ve gözetim faaliyetleri gereği gibi yerine getirmediğinden bahisle hizmet kusuruna dayanılarak açılan davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, müvekkilinin Off Shore mudilerine karşı sorumluluk gerektirecek akdi, kanuni veya hukuki bir ilişkinin içinde bulunmadığını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davada Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir
Diğer davalılar ... ve Off Shore Ltd davaya cevap vermemiştir.
Davalı ... vekili; müvekkilinin BDDK tarafından atanmış bir kamu görevlisi olduğunu, davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin davacıların zararı oluşmasında kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili; davaya konu edilen işlemin, idare tarafından ihdas edilen bir işlem olması sebebiyle, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, tasarruf mevduatı niteliği bulunmayan Off Shore hesap bedellerinin ...’den talep edilemeyeceğini, bu nedenle ...’ye husumet yöneltilemeyeceğinin savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’nin dava konusu paranın ödenmemesine neden teşkil eden idari işleminin yerinde olup olmadığının görülme yerinin idari yargı olduğu, yine davalı BDDK aleyhine hizmet kusuruna dayalı olarak açılan alacak davasının tam yargı davası olarak idari yargıda görülmesi gerektiği, davalı ...’ın müflis bankanın faaliyette olduğu sırada hakim ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmasının sorumluluğunu gerektirir nitelikte olmadığı, davalı ...’ın BDDK tarafından atanan bir kamu görevlisi olduğu ve görevinden dolayı kendisine husumet yöneltilemeyeceği, davalı ... TAŞ iflas idaresi yönünden ise; davacıların dava konusu ettikleri alacak yönünden iflas idaresince verilen red kararına karşı süresinde masaya kayıt ve kabul davası açmadıkları, davalı ...
Ltd’den para tahsil edilmesinin mümkün bulunmadığının tespiti talebinin eda niteliğinde bulunmadığı gerekçeleri ile davalılar BDDK ve ... aleyhine açıllan davanın yargı yolu yanlışlığı sebebi ile reddine, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davaların pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın süresinde masaya kayıt ve kabul için talepte bulunulmadığından reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın ise bu davalıya eda davası açılması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili ve davalı ...A.Ş. vekili; kararı ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ...A.Ş. İflas İdaresi vekilinin tüm, davacılar vekilinin (2) ve (3) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacılar vekili, müvekkilinin parasını gerçekte davalı ...A.Ş’ne yatırdığını, bu bankanın çalışanlarının paranın başka bankaya yatırıldığını açıklamadıklarını, logolar dahil off-shore bankasıyla aynı banka gibi davrandığını, yönetim ve faaliyetleri dikkate alındığında off-shore bankasının paravan amaçlı kurulduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin meydana gelen zararından sorumlu olduğunu, davalı ...’ın ise, bu bankanın yöneticisi bulunduğunu, TTK’nun 336. maddesi uyarınca sorumluluğunun olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, aralarında davalı ...’ın da bulunduğu davalı ... A.Ş’nin yöneticileri hakkında davalı ... Bank Off Shore Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8.
Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve bu davanın derdest olduğunu bildirmiştir. Davacı ve davacı durumundaki diğer mudilerin iradesinin fesada uğratıldığının veya benzer bir eylemin tespit edilerek davalı ... ile diğer davalı ... yöneticileri hakkında verilebilecek olası bir mahkumiyet kararının, eldeki bu davayı etkileyebileceği açıktır.
Bu durum karşısında, davalı ... ile davalı ... A.Ş’nin diğer yöneticileri hakkında açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, sonucunun beklenmesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının 818 sayılı […]K.nun 53 ncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasanın 41 ve TTK.nun 321/son maddeleri uyarınca ...’ın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davacıların, […]İmar […]A.Ş. İflas İdaresi’ne yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece bu davalı aleyhine kayıt kabul davasının süresinde açılmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir;ancak İ.İ.K.’nun 235/1 maddesi gereğince alacaklı bu davayı şayet İ.İ.K.’nun 223/3 maddesindeki yükümlülüğü yerine getirmiş ise red kararının tebliğinden itibaren,yerine getirmemiş ise sıra cetvelinin ilanından itibaren 15 gün içinde açması gerekir. İ.İ.K.’nun 223/3 maddesine göre ise,iflas masasına müracaat eden alacaklılar, tebligata elverişli adres göstermek ve Adalet Bakanlığı’nca çıkarılacak tarifede gösterilecek yazı ve tebligat masrafları için avans vermek suretiyle iflas idaresince alınacak kararların kendilerine tebliğini isteyebilirler.
Bu muameleyi yaptırmış alacaklılar hakkında kanun yolları kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. Mahkemece, davacıların İ.İ.K.’nun 223/3 maddesindeki lazımeyi yerine getirip getirmedikleri,kararın kendilerine usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği araştırılmamış, bu husus kararın gerekçesinde tartışılmamıştır. Mahkemece, sıra cetvelinin Yeni Şafak Gazetesi’nde 22/10/2008 tarihinde ve Ticaret Sicil Gazetesi’nde 24/10/2008 tarihinde tebliğ edildiği gerekçeli kararda belirtilmiş ise de davanın 30/06/2008 tarihinde açıldığı göz önüne
alındığında, ilan tarihlerine göre davanın süresinde açılmadığını kabul etmek de mümkün olmamaktadır. Bu durumda mahkemece İ.İ.K.’nun 223/3 maddesi gereğince inceleme yapılmak, usulünce tebligat yapılmadığı takdirde ise sıra cetvelinin ilan tarihine göre davanın süresinde açıldığının kabul edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ...A.Ş. İflas İdaresi vekilinin tüm, davacılar vekilinin (2) ve (3) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazları reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacılar'a iadesine, alınmadığı anlaşılan 73,90 TL temyiz başvuru harcının ve 24,30 TL başvuru ilam harcının davalı ...A.Ş.'dan alınmasına, 26.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043122000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz