Müşteri portföyü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/19074 E. 2015/13339 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müşteri portföyü↗ kötüleme↗ usuli kazanılmış hak↗ ikrar↗ sicilden terkin↗ kazanılmış hak↗ ticaret unvanı↗ marka hakkına tecavüz↗ ticaret sicili↗ terkin↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, terkin edilinceye kadar tescilli markanın kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceği, hükümsüzlük kararı tescilli dönemdeki kullanımları yasaya aykırı bir hale getirmeyeceğinden bu dönemdeki kullanımların markaya tecavüz teşkil etmeyeceği, markaya dayalı manevi tazminatın 556 sayılı KHK'nın 62/b maddesi uyarınca ancak marka hakkına tecavüz halinde talep edilebileceği aşikar ise de TTK’nın 57/1 maddesinde "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötüleme"nin hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olarak açıklandığı, davacı şirketin 28.02.1997 tarihinde ......................Elektrik Elektronik Makine San. Tic. Ltd. Şti. olarak tescil edildiği, “.................... ibaresinin de marka olarak 27.01.1998 tarihinden itibaren TPE nezdinde davacı adına tescil edildiği, "2003/24404 nolu "....................+Şekil ibareli markanın ise 15.09.2003 tarihinden itibaren davalı adına tescilli olduğu, davalı şirket yetkilisi F. G. daha önceden davacı şirketin hissedarı ve yetkili müdürü iken davacı şirketin iş ve müşteri kapasitesinden faydalanma düşüncesi ile davacı şirketin ticari unvanın çok benzeri olan ......... ibaresi ile aynı faaliyet alanında davalı şirketi kurduğu, davalı tarafın davacının müşterilerine doğrudan doğruya ulaşarak davacının faaliyetleri hakkında gerçek dışı bilgiler verdiği, davacı şirket ve müşterilerine “........................................” şeklinde Email ortamından yazışmalar yaptığı, doğru olmayan ve yanıltıcı beyanlarla davacı şirkete verilen siparişlerin kendi kurduğu şirkete aktarılmasını sağladığı, davalının müşterilerinin %98'nin davacının eski müşterileri olduğu, davalı şirketin kullandığı bu yöntemlerin haksız rekabet fiillerini oluşturduğu, davalının bu şekildeki faaliyetleri ile davacının müşteri portföyünü ele geçirdiği, davalı vekilinin bu dosya ile birleşen 2005/159 Esas sayılı dosyaya sunduğu 15.12.2003 tarihli dilekçesi ile de "... F. G. mesaj göndererek ....................da üretim durdu" şeklindeki beyanları ile de davalı vekilinin bu emareleri ikrar ettiği, davalının davacı müşterilerine davacıyı kötülemeye dayalı haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğü gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli "........ +ŞEKİL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "...." ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalı markasını TPE marka siciline ve ticaret unvanını ticaret siciline usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması, sicilden terkin edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının davacı müşterilerine davacıyı kötülemeye dayalı haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-d maddesi uyarınca 17.378,52 TL maddi tazminatın ve TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-e maddesi uyarınca 5.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekili birleşen davada, manevi tazminatı hem haksız rekabet, hem de 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca markaya tecavüzden dolayı talep etmiş olmasına rağmen mahkemece daha önce tesis edilen ilk kararda sadece davacı markasına tecavüzden dolayı manevi tazminata hükmedilmiştir. Anılan bu kararı davacı vekili sadece birleşen davada hüküm altına alınan manevi tazminatın miktarının düşük olduğu gerekçesiyle temyiz etmiş, haksız rekabet hükümlerine dayalı olarak da manevi tazminat talepleri bulunduğu vurgusu yapılarak gerekçe yönünden temyiz etmemiştir. Dairemizin 08.05.2014 tarih 2013/1074 Esas 2014/8756 Karar sayılı bozma ilamında davalı tarafın temyizi üzerine “...davacı markasına tecavüz ettiği kabul edilen davalı markası tescilli olup, Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca terkin edilinceye kadar tescilli markanın kullanımının haksız bir kullanım teşkil etmeyeceği, bu durumda, hükümsüzlük kararının tescilli dönemdeki kullanımları yasaya aykırı bir hale getirmemesi nedeniyle bu dönemdeki kullanımların markaya tecavüz teşkil etmeyeceği ve markaya dayalı manevi tazminatın 556 sayılı KHK'nın 62/b maddesi uyarınca ancak marka hakkına tecavüz halinde talep edilebileceği, somut olayda şartları oluşmayan markaya tecavüzden dolayı manevi tazminata karar verilmesinin yerinde olmadığı...” gerekçesiyle davalı yararına bozulmasına karar verilmiş, bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin manevi tazminatın miktarına ilişkin temyiz itirazları incelenmemiştir. Mahkemece, bozmaya uyulmuş ve birleşen davada yazılı gerekçe ile “TTK'nun 57/5. ve 58./1-e maddeleri uyarınca 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline" şeklinde hüküm kurulmuştur. Bozma ilamına uyulmakla davalı yararına usulü kazanılmış hak doğmuştur. O halde mahkemece, birleşen davada manevi tazminat istemi ile ilgili olarak davalı yararına oluşan usulü kazanılmış hak da nazara alınarak manevi tazminat isteminin reddine karar verilmek gerekirken davalı yararına oluşan usulü kazanılmış hakkı zedeleyecek şekilde haksız rekabet hükümleri uyarınca manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1074 E. 2014/8756 K.
Ortak:kötüleme · sicilden terkin · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · ticaret sicili · terkin · maddi tazminat · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaG. mesaj göndererek ....................da üretim durdu" şeklindeki beyanları ile de davalı vekilinin bu emareleri «ikrar» ettiği, davalının davacı müşterilerine davacıyı «kötülemeye» dayalı «haksız rekabet» oluşturan eylemleri nedeniyle davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğü gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli "........ +ŞEKİL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "...." ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalı markasını TPE marka siciline ve «ticaret unvanını» «ticaret siciline» usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması, «sicilden terkin» edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının davacı müşterilerine davacıyı kötülemeye dayalı haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-d maddesi uyarınca 17.378,52 TL «maddi tazminatın» ve TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-e maddesi uyarınca 5.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerinin redd …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, «terkin» edilinceye kadar tescilli markanın kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceği, hükümsüzlük kararı tescilli dönemdeki kullanımları yasaya aykırı bir hale getirmeyeceğinden bu dönemdeki kullanımların markaya tecavüz teşkil etmeyeceği, markaya dayalı manevi tazminatın 556 sayılı KHK'nın 62/b maddesi uyarınca ancak «marka hakkına tecavüz» halinde talep edilebileceği aşikar ise de TTK’nın 57/1 maddesinde "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötüleme»"nin hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olarak açıklandığı, davacı şirketin 28.02.1997 tarihinde ......................Elektrik Elektronik Makine San.
… ozma ilamında davalı tarafın temyizi üzerine “...davacı markasına tecavüz ettiği kabul edilen davalı markası tescilli olup, Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca «terkin» edilinceye kadar tescilli markanın kullanımının haksız bir kullanım teşkil etmeyeceği, bu durumda, hükümsüzlük kararının tescilli dönemdeki kullanımları yasaya aykırı bir hale getirmemesi nedeniyle bu dönemdeki kullanımların markaya tecavüz teşkil etmeyeceği ve markaya dayalı manevi tazminatın 556 sayılı KHK'nın 62/b maddesi uyarınca ancak «marka hakkına tecavüz» halinde talep edilebileceği, somut olayda şartları oluşmayan markaya tecavüzden dolayı manevi tazminata karar verilmesinin yerinde olmadığı...” gerekçesiyle davalı …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları yönünden 556 sayılı KHK'nin 8/1/b maddesi anlamında «iltibas» bulunduğu, bu nedenle davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin koşulların gerçekleştiği, hükümsüzlük kararının geçmişe etkili olup, davalının tescilin devam ettiği süre boyunca markayı haksız kullandığı, kullanımın «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu, davalının bu kullanım nedeniyle davacıya «maddi tazminat» ödemesi gerektiği, davalı tarafın unvanındaki “BARA” ibaresinin de terkininin gerektiği, aynı alanda faaliyet gösteren davalının, önceki şirketin unvanındaki bu ibareyi kullanma zorunluğunun bulunmadığı, ancak hem marka hem de «ticaret unvanı» tescilli olarak kullanıldığından tescile dayanak kullanımın «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalının davacının markası ile iltibas yaratacak nitelikte bir markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiği, bu suretle davacının tescilli markasına tecavüz ettiği ve dolayısıyla davacının tazminat talep etme hakkının doğduğu, davalının TTK'nın 57/1 hükmüne aykırı davranarak «kötüleme» yolu ile haksız rekabette bulunduğu, bu yolla davacı tarafı maddi zarara uğrattığı, davacının TTK'nın 57/1 maddesine göre 17.378,52 TL maddi tazminat talep edebileceği, ayrıca davalının, davacı adına tescilli olan markasını haksız olarak kullanımından dolayı davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğünden tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kullanımın süresi, kullanım şekli, davacı markasının piyasadaki imajı, davranışların ağırlığı dikkate alınarak, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği sonucuna varılarak, asıl davada davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli "F..+Ş. ibareli markanın 556 Sayılı KHK'nin 8 ve 42. maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "B.. ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalının markasının TPE'deki marka siciline ve ticaret unvanını «ticaret siciline» usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması «sicilden terkin» edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, TTK'nın 54/2 maddesi gereğince gideri davalıya ait olmak üzere hüküm fıkrasının «ilanına»; birleşen davanın kısmen kabulü ile 17.378,52 TL maddi tazminatın ve 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı şirk …
2- Ancak, davacı manevi tazminatı hem «haksız rekabet» hem de markasına tecavüzden dolayı talep etmiş ise de mahkemece sadece davacı markasına tecavüzden dolayı manevi tazminata hükmedilmiştir.
Mahkemece, davacı markasına tecavüz ettiği kabul edilen davalı markası tescilli olup, Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca «terkin» edilinceye kadar tescilli markanın kullanımı haksız bir kullanım teşkil etmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilan · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları yönünden 556 sayılı KHK'nin 8/1/b maddesi anlamında «iltibas» bulunduğu, bu nedenle davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin koşulların gerçekleştiği, hükümsüzlük kararının geçmişe etkili olup, davalının tescilin devam ettiği süre boyunca markayı haksız kullandığı, kullanımın «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu, davalının bu kullanım nedeniyle davacıya «maddi tazminat» ödemesi gerektiği, davalı tarafın unvanındaki “BARA” ibaresinin de terkininin gerektiği, aynı alanda faaliyet gösteren davalının, önceki şirketin unvanındaki bu ibareyi kullanma zorunluğunun bulunmadığı, ancak hem marka hem de «ticaret unvanı» tescilli olarak kullanıldığından tescile dayanak kullanımın «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalının davacının markası ile iltibas yaratacak nitelikte bir markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiği, bu suretle davacının tescilli markasına tecavüz ettiği ve dolayısıyla davacının tazminat talep etme hakkının doğduğu, davalının TTK'nın 57/1 hükmüne aykırı davranarak «kötüleme» yolu ile haksız rekabette bulunduğu, bu yolla davacı tarafı maddi zarara uğrattığı, davacının TTK'nın 57/1 maddesine göre 17.378,52 TL maddi tazminat talep edebileceği, ayrıca davalının, davacı adına tescilli olan markasını haksız olarak kullanımından dolayı davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğünden tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kullanımın süresi, kullanım şekli, davacı markasının piyasadaki imajı, davranışların ağırlığı dikkate alınarak, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği sonucuna varılarak, asıl davada davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli "F..+Ş. ibareli markanın 556 Sayılı KHK'nin 8 ve 42. maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "B.. ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalının markasının TPE'deki marka siciline ve ticaret unvanını «ticaret siciline» usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması «sicilden terkin» edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, TTK'nın 54/2 maddesi gereğince gideri davalıya ait olmak üzere hüküm fıkrasının «ilanına»; birleşen davanın kısmen kabulü ile 17.378,52 TL maddi tazminatın ve 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı şirk …
-
Haksız rekabet | Haksız rekabetten doğan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8564 E. 2014/15254 K.
Ortak:kötüleme · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaG. mesaj göndererek ....................da üretim durdu" şeklindeki beyanları ile de davalı vekilinin bu emareleri «ikrar» ettiği, davalının davacı müşterilerine davacıyı «kötülemeye» dayalı «haksız rekabet» oluşturan eylemleri nedeniyle davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğü gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli "........ +ŞEKİL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "...." ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalı markasını TPE marka siciline ve «ticaret unvanını» «ticaret siciline» usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması, «sicilden terkin» edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının davacı müşterilerine davacıyı kötülemeye dayalı haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-d maddesi uyarınca 17.378,52 TL «maddi tazminatın» ve TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-e maddesi uyarınca 5.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerinin redd …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, «terkin» edilinceye kadar tescilli markanın kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceği, hükümsüzlük kararı tescilli dönemdeki kullanımları yasaya aykırı bir hale getirmeyeceğinden bu dönemdeki kullanımların markaya tecavüz teşkil etmeyeceği, markaya dayalı manevi tazminatın 556 sayılı KHK'nın 62/b maddesi uyarınca ancak «marka hakkına tecavüz» halinde talep edilebileceği aşikar ise de TTK’nın 57/1 maddesinde "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötüleme»"nin hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olarak açıklandığı, davacı şirketin 28.02.1997 tarihinde ......................Elektrik Elektronik Makine San.
… işlerin kendi kurduğu şirkete aktarılmasını sağladığı, davalının müşterilerinin %98'nin davacının eski müşterileri olduğu, davalı şirketin kullandığı bu yöntemlerin «haksız rekabet» fiillerini oluşturduğu, davalının bu şekildeki faaliyetleri ile davacının «müşteri portföyünü» ele geçirdiği, davalı vekilinin bu dosya ile birleşen 2005/159 Esas sayılı dosyaya sunduğu 15.12.2003 tarihli dilekçesi ile de "...
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asılan tabelanın davacının kendisini, emtiasını, iş mahsullerini incitici, «kötüleyici» mahiyette bulunmadığı, aynı alanda faaliyet gösteren davacı çalışanlarının iş sırlarını öğrenmelerini önlemek amacıyla asıldığı, «haksız rekabet» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetin» tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davalının fabrika binasının girişine astığı BU İŞ YERİNE SEYYAR SATICILARIN VE B.
CNC ÇALIŞANLARININ GİRMESİ YASAKTIR ibaresinin «haksız rekabet» teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3114 E. 2020/475 K.
Ortak:kötüleme · maddi tazminat · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaG. mesaj göndererek ....................da üretim durdu" şeklindeki beyanları ile de davalı vekilinin bu emareleri «ikrar» ettiği, davalının davacı müşterilerine davacıyı «kötülemeye» dayalı «haksız rekabet» oluşturan eylemleri nedeniyle davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğü gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli "........ +ŞEKİL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "...." ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalı markasını TPE marka siciline ve «ticaret unvanını» «ticaret siciline» usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması, «sicilden terkin» edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının davacı müşterilerine davacıyı kötülemeye dayalı haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-d maddesi uyarınca 17.378,52 TL «maddi tazminatın» ve TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-e maddesi uyarınca 5.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerinin redd …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, «terkin» edilinceye kadar tescilli markanın kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceği, hükümsüzlük kararı tescilli dönemdeki kullanımları yasaya aykırı bir hale getirmeyeceğinden bu dönemdeki kullanımların markaya tecavüz teşkil etmeyeceği, markaya dayalı manevi tazminatın 556 sayılı KHK'nın 62/b maddesi uyarınca ancak «marka hakkına tecavüz» halinde talep edilebileceği aşikar ise de TTK’nın 57/1 maddesinde "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötüleme»"nin hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olarak açıklandığı, davacı şirketin 28.02.1997 tarihinde ......................Elektrik Elektronik Makine San.
… işlerin kendi kurduğu şirkete aktarılmasını sağladığı, davalının müşterilerinin %98'nin davacının eski müşterileri olduğu, davalı şirketin kullandığı bu yöntemlerin «haksız rekabet» fiillerini oluşturduğu, davalının bu şekildeki faaliyetleri ile davacının «müşteri portföyünü» ele geçirdiği, davalı vekilinin bu dosya ile birleşen 2005/159 Esas sayılı dosyaya sunduğu 15.12.2003 tarihli dilekçesi ile de "...
Benzer bu kararda… tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile, davalının davacıyı, davacıya ait ürünlerini, mallarını faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı ve «gereksiz yere incitici açıklamalarla», «kötülemek» ve «üçüncü kişiler» üzerinde sözleşmeleri sona erdirmeye yönelik eylemlerde bulunmak suretiyle, «haksız rekabette» bulunduğunun tespiti ile men’ine, 5.000,00 TL «maddi tazminat» ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline ve hükmün «ilanına» dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gereksiz yere incitici açıklama · üçüncü kişi · ilan
Benzer bu kararda… tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile, davalının davacıyı, davacıya ait ürünlerini, mallarını faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı ve «gereksiz yere incitici açıklamalarla», «kötülemek» ve «üçüncü kişiler» üzerinde sözleşmeleri sona erdirmeye yönelik eylemlerde bulunmak suretiyle, «haksız rekabette» bulunduğunun tespiti ile men’ine, 5.000,00 TL «maddi tazminat» ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline ve hükmün «ilanına» dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9072 E. 2010/591 K.
Ortak:kötüleme · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaG. mesaj göndererek ....................da üretim durdu" şeklindeki beyanları ile de davalı vekilinin bu emareleri «ikrar» ettiği, davalının davacı müşterilerine davacıyı «kötülemeye» dayalı «haksız rekabet» oluşturan eylemleri nedeniyle davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğü gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli "........ +ŞEKİL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "...." ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalı markasını TPE marka siciline ve «ticaret unvanını» «ticaret siciline» usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması, «sicilden terkin» edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının davacı müşterilerine davacıyı kötülemeye dayalı haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-d maddesi uyarınca 17.378,52 TL «maddi tazminatın» ve TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-e maddesi uyarınca 5.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerinin redd …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, «terkin» edilinceye kadar tescilli markanın kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceği, hükümsüzlük kararı tescilli dönemdeki kullanımları yasaya aykırı bir hale getirmeyeceğinden bu dönemdeki kullanımların markaya tecavüz teşkil etmeyeceği, markaya dayalı manevi tazminatın 556 sayılı KHK'nın 62/b maddesi uyarınca ancak «marka hakkına tecavüz» halinde talep edilebileceği aşikar ise de TTK’nın 57/1 maddesinde "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötüleme»"nin hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olarak açıklandığı, davacı şirketin 28.02.1997 tarihinde ......................Elektrik Elektronik Makine San.
… işlerin kendi kurduğu şirkete aktarılmasını sağladığı, davalının müşterilerinin %98'nin davacının eski müşterileri olduğu, davalı şirketin kullandığı bu yöntemlerin «haksız rekabet» fiillerini oluşturduğu, davalının bu şekildeki faaliyetleri ile davacının «müşteri portföyünü» ele geçirdiği, davalı vekilinin bu dosya ile birleşen 2005/159 Esas sayılı dosyaya sunduğu 15.12.2003 tarihli dilekçesi ile de "...
Benzer bu karardaTTK’nun 56. maddesinde «haksız rekabetin» aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali olduğu düzenlenmiş, 57. maddede ise hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler sınırlayıcı olarak değil “hususiyle” denilmek suretiyle örnekleyici olarak sayılmıştır.Anılan maddenin 1 numaralı bendinde başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemenin» hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalının «tacir» olmayıp, davacı şirket ile rekabet ortamında bulunmasını gerektirir bir durumunun olmadığı, bu nedenle bir ticari rekabetin bulunmadığı anlaşıldığından davalının eyleminin «haksız rekabet» teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetin» önlenmesi, men’i ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması · ticari işletme · dürüstlük kuralı · kâr kaybı · bilirkişi incelemesi · tacir
Benzer bu karardaGerek «haksız rekabete» ilişkin yasal düzenlemeler gerekse Medeni Kanun’un 2. maddesinde belirtilen herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken «dürüstlük kurallarına» uymak zorunda olduğu yönündeki tüm özel hukuk ilişkilerinde uygulama alanı bulunan temel hüküm uyarınca bir «ticari işletmeye», şirkete yönelik olarak yapılan eylemlerin haksız rekabet oluşturması için bu eylemleri yapanların «tacir» olmaları veya haksız rekabete maruz kalan şahıs, şirket veya işletme ile aynı konularda iştigal etmeleri gerekmemektedir.
Bu durumda, somut olaya gelindiğinde davalının davacının ticari faaliyetine zarar verici nitelikteki eylemlerinin tespiti halinde «tacir» olmaması bu durumun «haksız rekabet» sayılmasını engellemeyeceğinden mahkemece tarafların dayandıkları «delillerin toplanması», gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılması suretiyle davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal olmayan gerekçe ile dava …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalının «tacir» olmayıp, davacı şirket ile rekabet ortamında bulunmasını gerektirir bir durumunun olmadığı, bu nedenle bir ticari rekabetin bulunmadığı anlaşıldığından davalının eyleminin «haksız rekabet» teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket, ürünlerine, markasına, şirkete ve çalışanlarına yönelik olarak davalı tarafından internet ortamında gönderilen mesajların, yazılan yazıların «haksız rekabet» oluşturduğunu, bu olaydan dolayı şirketinin, ürünlerinin ve markasının zarar gördüğünü, tüketiciler nezdinde itibar «kaybına» uğradığını ileri sürmüştür.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7172 E. 2013/10069 K.
Ortak:kötüleme · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaG. mesaj göndererek ....................da üretim durdu" şeklindeki beyanları ile de davalı vekilinin bu emareleri «ikrar» ettiği, davalının davacı müşterilerine davacıyı «kötülemeye» dayalı «haksız rekabet» oluşturan eylemleri nedeniyle davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğü gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli "........ +ŞEKİL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "...." ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalı markasını TPE marka siciline ve «ticaret unvanını» «ticaret siciline» usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması, «sicilden terkin» edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının davacı müşterilerine davacıyı kötülemeye dayalı haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-d maddesi uyarınca 17.378,52 TL «maddi tazminatın» ve TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-e maddesi uyarınca 5.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerinin redd …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, «terkin» edilinceye kadar tescilli markanın kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceği, hükümsüzlük kararı tescilli dönemdeki kullanımları yasaya aykırı bir hale getirmeyeceğinden bu dönemdeki kullanımların markaya tecavüz teşkil etmeyeceği, markaya dayalı manevi tazminatın 556 sayılı KHK'nın 62/b maddesi uyarınca ancak «marka hakkına tecavüz» halinde talep edilebileceği aşikar ise de TTK’nın 57/1 maddesinde "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötüleme»"nin hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olarak açıklandığı, davacı şirketin 28.02.1997 tarihinde ......................Elektrik Elektronik Makine San.
… işlerin kendi kurduğu şirkete aktarılmasını sağladığı, davalının müşterilerinin %98'nin davacının eski müşterileri olduğu, davalı şirketin kullandığı bu yöntemlerin «haksız rekabet» fiillerini oluşturduğu, davalının bu şekildeki faaliyetleri ile davacının «müşteri portföyünü» ele geçirdiği, davalı vekilinin bu dosya ile birleşen 2005/159 Esas sayılı dosyaya sunduğu 15.12.2003 tarihli dilekçesi ile de "...
Benzer bu karardaA.Ş. tarafından açılan karşı davada, davacı-karşı davalının kendisinin emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti ile «iltibaslar» meydana getirmeye çalıştığı, endüstriyel tasarımları ile iltibas yarattığı ayrıca emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı ve lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle «haksız rekabette» bulunduğu ileri sürülerek, haksız rekabetin men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunulmuştur.
Davalı-karşı davacının adına «tescilli tasarımın» hükümsüzlüğüne karar verilmesi nedeniyle söz konusu tasarıma dayalı olarak ileri sürülen tasarıma tecavüz ve «haksız rekabet» iddialarının reddine karar verilmesi yerinde ise de açılan karşı davada sadece tescilli tasarıma dayalı tecavüz ve haksız rekabet iddiaları ileri sürülmemiş, tasarım hakkına dayalı iddiaların dışında davacı-karşı davalının kendisinin emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı ve lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle yaptığı iddia olunan haksız rekabetin men'i de talep ve dava edilmiştir.
… sarım hakkına dayalı olmayıp, davacı-karşı davalının karşı davacının emtiası, iş mahsulleri ve faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı ve lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle «haksız rekabette» bulunduğu iddiasına da dayalı olmasına göre, mahkemece karşı davacının bu yöndeki iddiası ve gösterdiği deliller incelenip, değerlendirilerek karşı davada ileri sürülen istemlerin bu iddia yönünden de incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus üzerinde durulmadan sadece davalı-karşı davacı adına «tescilli tasarımın» hükümsüzlüğüne karar verilmesi nedeniyle karşı davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, karşı davada verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tescilsiz tasarım · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · vekalet ücreti · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece «davanın açılmamış sayılmasına» ilişkin olarak verilen kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraflara ait elektrik sayaçlarının benzerliğinin teknik zorunluluktan kaynaklandığı, bu benzerliğin genel olarak tüm elektrik sayaçlarında olması nedeniyle «iltibas» suretiyle «haksız rekabet» yaratma şartlarının oluşmadığı, dolayısıyla maddi ve manevi tazminat koşullarının da oluşmadığından asıl davanın bu sebeple reddine, karşı davayla ilgili yapılan d …
A.Ş. tarafından açılan karşı davada, davacı-karşı davalının kendisinin emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti ile «iltibaslar» meydana getirmeye çalıştığı, endüstriyel tasarımları ile iltibas yarattığı ayrıca emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı ve lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle «haksız rekabette» bulunduğu ileri sürülerek, haksız rekabetin men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunulmuştur.
Davalı-karşı davacının adına «tescilli tasarımın» hükümsüzlüğüne karar verilmesi nedeniyle söz konusu tasarıma dayalı olarak ileri sürülen tasarıma tecavüz ve «haksız rekabet» iddialarının reddine karar verilmesi yerinde ise de açılan karşı davada sadece tescilli tasarıma dayalı tecavüz ve haksız rekabet iddiaları ileri sürülmemiş, tasarım hakkına dayalı iddiaların dışında davacı-karşı davalının kendisinin emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı ve lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle yaptığı iddia olunan haksız rekabetin men'i de talep ve dava edilmiştir.
… sarım hakkına dayalı olmayıp, davacı-karşı davalının karşı davacının emtiası, iş mahsulleri ve faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı ve lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle «haksız rekabette» bulunduğu iddiasına da dayalı olmasına göre, mahkemece karşı davacının bu yöndeki iddiası ve gösterdiği deliller incelenip, değerlendirilerek karşı davada ileri sürülen istemlerin bu iddia yönünden de incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus üzerinde durulmadan sadece davalı-karşı davacı adına «tescilli tasarımın» hükümsüzlüğüne karar verilmesi nedeniyle karşı davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, karşı davada verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/19074 E. , 2015/13339 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BURSA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ 22/10/2014
NUMARASI 2014/406-2014/509
Taraflar arasında görülen davada Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.10.2014 tarih ve 2014/406-2014/509 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.12.2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. B.. B.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin ticari unvanının önceden ...Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti. iken 28.02.1997 tarihinde ...........Elektrik Elektronik Makine San. Tic. Ltd. Şti. olarak tescil ettirildiğini, ayrıca “............” ibaresinin marka olarak 27.01.1998 tarihinden itibaren TPE nezdinde tescilli olduğunu, davalı şirket yetkilisi F. G.'in müvekkili şirketin hissedarı ve yetkili müdürü olduğu sırada kötü niyetli ve habersiz olarak ve iltibasa mahal verecek şekilde müvekkiline ait ticari unvanın çok benzeri olan bir ibare ile aynı faaliyet alanında davalı şirketi kurduğunu ve müvekkili şirket müşterilerine “............ .................................. ..............” şeklindeki yalan ve yanıltıcı beyanlarla müvekkili şirkete verilen siparişleri kendi kurduğu şirkete aktardığını, davalı şirketin “................” ibaresini hem ticaret unvanı hem de marka olarak kullanımının müvekkili şirkete karşı haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalı şirket yetkilisi F.
G.'in kötü niyetli olarak ve TTK'nın 547. maddesine aykırı hareket ederek aynı faaliyet alanında davalı şirketi kurup, müşterilere yanıltıcı beyanda bulunduğunu ileri sürerek, asıl davada davalının haksız rekabetinin men'ine ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, davalı şirket unvanındaki “............” ibaresinin iptali ile ticaret sicilinden terkinini, davalı “...............” ibaresini marka olarak tescil ettirmiş ve kullanmakta ise markasının terkini ve müvekkilin marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması ile tecavüzün giderilmesini ve kararın ilanını talep ve dava etmiş; birleşen davada ise asıl davada ileri sürülen iddialara dayalı olarak 40.000,00 TL manevi tazminat ile yapılan ıslah sonucu 21.487,92 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, terkin edilinceye kadar tescilli markanın kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceği, hükümsüzlük kararı tescilli dönemdeki kullanımları yasaya aykırı bir hale getirmeyeceğinden bu dönemdeki kullanımların markaya tecavüz teşkil etmeyeceği, markaya dayalı manevi tazminatın 556 sayılı KHK'nın 62/b maddesi uyarınca ancak marka hakkına tecavüz halinde talep edilebileceği aşikar ise de TTK’nın 57/1 maddesinde "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötüleme"nin hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olarak açıklandığı, davacı şirketin 28.02.1997 tarihinde ......................Elektrik Elektronik Makine San.
Tic. Ltd. Şti. olarak tescil edildiği, “.................... ibaresinin de marka olarak 27.01.1998 tarihinden itibaren TPE nezdinde davacı adına tescil edildiği, "2003/24404 nolu "....................+Şekil ibareli markanın ise 15.09.2003 tarihinden itibaren davalı adına tescilli olduğu, davalı şirket yetkilisi F. G. daha önceden davacı şirketin hissedarı ve yetkili müdürü iken davacı şirketin iş ve müşteri kapasitesinden faydalanma düşüncesi ile davacı şirketin ticari unvanın çok benzeri olan ......... ibaresi ile aynı faaliyet alanında davalı şirketi kurduğu, davalı tarafın davacının müşterilerine doğrudan doğruya ulaşarak davacının faaliyetleri hakkında gerçek dışı bilgiler verdiği, davacı şirket ve müşterilerine “........................................” şeklinde Email ortamından yazışmalar yaptığı, doğru olmayan ve yanıltıcı beyanlarla davacı şirkete verilen siparişlerin kendi kurduğu şirkete aktarılmasını sağladığı, davalının müşterilerinin %98'nin davacının eski müşterileri olduğu, davalı şirketin kullandığı bu yöntemlerin haksız rekabet fiillerini oluşturduğu, davalının bu şekildeki faaliyetleri ile davacının müşteri portföyünü ele geçirdiği, davalı vekilinin bu dosya ile birleşen 2005/159 Esas sayılı dosyaya sunduğu 15.12.2003 tarihli dilekçesi ile de "...
F. G. mesaj göndererek ....................da üretim durdu" şeklindeki beyanları ile de davalı vekilinin bu emareleri ikrar ettiği, davalının davacı müşterilerine davacıyı kötülemeye dayalı haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğü gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli "........ +ŞEKİL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "...." ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalı markasını TPE marka siciline ve ticaret unvanını ticaret siciline usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması, sicilden terkin edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının davacı müşterilerine davacıyı kötülemeye dayalı haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle TTK’nın 57/5.
maddesi ile 58./1-d maddesi uyarınca 17.378,52 TL maddi tazminatın ve TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-e maddesi uyarınca 5.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekili birleşen davada, manevi tazminatı hem haksız rekabet, hem de 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca markaya tecavüzden dolayı talep etmiş olmasına rağmen mahkemece daha önce tesis edilen ilk kararda sadece davacı markasına tecavüzden dolayı manevi tazminata hükmedilmiştir. Anılan bu kararı davacı vekili sadece birleşen davada hüküm altına alınan manevi tazminatın miktarının düşük olduğu gerekçesiyle temyiz etmiş, haksız rekabet hükümlerine dayalı olarak da manevi tazminat talepleri bulunduğu vurgusu yapılarak gerekçe yönünden temyiz etmemiştir. Dairemizin 08.05.2014 tarih 2013/1074 Esas 2014/8756 Karar sayılı bozma ilamında davalı tarafın temyizi üzerine “...davacı markasına tecavüz ettiği kabul edilen davalı markası tescilli olup, Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca terkin edilinceye kadar tescilli markanın kullanımının haksız bir kullanım teşkil etmeyeceği, bu durumda, hükümsüzlük kararının tescilli dönemdeki kullanımları yasaya aykırı bir hale getirmemesi nedeniyle bu dönemdeki kullanımların markaya tecavüz teşkil etmeyeceği ve markaya dayalı manevi tazminatın 556 sayılı KHK'nın 62/b maddesi uyarınca ancak marka hakkına tecavüz halinde talep edilebileceği, somut olayda şartları oluşmayan markaya tecavüzden dolayı manevi tazminata karar verilmesinin yerinde olmadığı...” gerekçesiyle davalı yararına bozulmasına karar verilmiş, bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin manevi tazminatın miktarına ilişkin temyiz itirazları incelenmemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulmuş ve birleşen davada yazılı gerekçe ile “TTK'nun 57/5. ve 58./1-e maddeleri uyarınca 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline" şeklinde hüküm kurulmuştur. Bozma ilamına uyulmakla davalı yararına usulü kazanılmış hak doğmuştur. O halde mahkemece, birleşen davada manevi tazminat istemi ile ilgili olarak davalı yararına oluşan usulü kazanılmış hak da nazara alınarak manevi tazminat isteminin reddine karar verilmek gerekirken davalı yararına oluşan usulü kazanılmış hakkı zedeleyecek şekilde haksız rekabet hükümleri uyarınca manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/125997800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz