Kötüleme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/1074 E. 2014/8756 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kötüleme↗ sicilden terkin↗ ticaret unvanı↗ marka hakkına tecavüz↗ ticaret sicili↗ terkin↗ maddi tazminat↗ ilan↗ haksız rekabet↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları yönünden 556 sayılı KHK'nin 8/1/b maddesi anlamında iltibas bulunduğu, bu nedenle davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin koşulların gerçekleştiği, hükümsüzlük kararının geçmişe etkili olup, davalının tescilin devam ettiği süre boyunca markayı haksız kullandığı, kullanımın marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davalının bu kullanım nedeniyle davacıya maddi tazminat ödemesi gerektiği, davalı tarafın unvanındaki “BARA” ibaresinin de terkininin gerektiği, aynı alanda faaliyet gösteren davalının, önceki şirketin unvanındaki bu ibareyi kullanma zorunluğunun bulunmadığı, ancak hem marka hem de ticaret unvanı tescilli olarak kullanıldığından tescile dayanak kullanımın haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davalının davacının markası ile iltibas yaratacak nitelikte bir markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiği, bu suretle davacının tescilli markasına tecavüz ettiği ve dolayısıyla davacının tazminat talep etme hakkının doğduğu, davalının TTK'nın 57/1 hükmüne aykırı davranarak kötüleme yolu ile haksız rekabette bulunduğu, bu yolla davacı tarafı maddi zarara uğrattığı, davacının TTK'nın 57/1 maddesine göre 17.378,52 TL maddi tazminat talep edebileceği, ayrıca davalının, davacı adına tescilli olan markasını haksız olarak kullanımından dolayı davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğünden tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kullanımın süresi, kullanım şekli, davacı markasının piyasadaki imajı, davranışların ağırlığı dikkate alınarak, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği sonucuna varılarak, asıl davada davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli "F..+Ş. ibareli markanın 556 Sayılı KHK'nin 8 ve 42. maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "B.. ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalının markasının TPE'deki marka siciline ve ticaret unvanını ticaret siciline usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması sicilden terkin edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, TTK'nın 54/2 maddesi gereğince gideri davalıya ait olmak üzere hüküm fıkrasının ilanına; birleşen davanın kısmen kabulü ile 17.378,52 TL maddi tazminatın ve 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin manevi tazminat dışındaki tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı manevi tazminatı hem haksız rekabet hem de markasına tecavüzden dolayı talep etmiş ise de mahkemece sadece davacı markasına tecavüzden dolayı manevi tazminata hükmedilmiştir. Mahkemece, davacı markasına tecavüz ettiği kabul edilen davalı markası tescilli olup, Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca terkin edilinceye kadar tescilli markanın kullanımı haksız bir kullanım teşkil etmez. Bu durumda, hükümsüzlük kararının tescilli dönemdeki kullanımları yasaya aykırı bir hale getirmemesi nedeniyle bu dönemdeki kullanımların markaya tecavüz teşkil etmeyecek olmasına ve markaya dayalı manevi tazminatın 556 sayılı KHK'nin 62/b maddesi uyarınca ancak marka hakkına tecavüz halinde talep edilebilecek bulunmasına göre, somut olayda şartları oluşmayan markaya tecavüzden dolayı manevi tazminata karar verilmesi yerinde olmadığından manevi tazminata ilişkin olarak verilen kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/318 E. 2014/2541 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları yönünden 556 sayılı KHK'nin 8/1/b maddesi anlamında «iltibas» bulunduğu, bu nedenle davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin koşulların gerçekleştiği, hükümsüzlük kararının geçmişe etkili olup, davalının tescilin devam ettiği süre boyunca markayı haksız kullandığı, kullanımın «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu, davalının bu kullanım nedeniyle davacıya «maddi tazminat» ödemesi gerektiği, davalı tarafın unvanındaki “BARA” ibaresinin de terkininin gerektiği, aynı alanda faaliyet gösteren davalının, önceki şirketin unvanındaki bu ibareyi kullanma zorunluğunun bulunmadığı, ancak hem marka hem de «ticaret unvanı» tescilli olarak kullanıldığından tescile dayanak kullanımın «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalının davacının markası ile iltibas yaratacak nitelikte bir markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiği, bu suretle davacının tescilli markasına tecavüz ettiği ve dolayısıyla davacının tazminat talep etme hakkının doğduğu, davalının TTK'nın 57/1 hükmüne aykırı davranarak «kötüleme» yolu ile haksız rekabette bulunduğu, bu yolla davacı tarafı maddi zarara uğrattığı, davacının TTK'nın 57/1 maddesine göre 17.378,52 TL maddi tazminat talep edebileceği, ayrıca davalının, davacı adına tescilli olan markasını haksız olarak kullanımından dolayı davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğünden tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kullanımın süresi, kullanım şekli, davacı markasının piyasadaki imajı, davranışların ağırlığı dikkate alınarak, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği sonucuna varılarak, asıl davada davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli "F..+Ş. ibareli markanın 556 Sayılı KHK'nin 8 ve 42. maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "B.. ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalının markasının TPE'deki marka siciline ve ticaret unvanını «ticaret siciline» usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması «sicilden terkin» edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, TTK'nın 54/2 maddesi gereğince gideri davalıya ait olmak üzere hüküm fıkrasının «ilanına»; birleşen davanın kısmen kabulü ile 17.378,52 TL maddi tazminatın ve 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı şirk …
2- Ancak, davacı manevi tazminatı hem «haksız rekabet» hem de markasına tecavüzden dolayı talep etmiş ise de mahkemece sadece davacı markasına tecavüzden dolayı manevi tazminata hükmedilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı markasının hükümsüzlüğüne, davalı markası ile ticaret unvanındaki "..." kelimesinin davacı markasına «haksız rekabet» oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, ticaret unvanındaki ",..." ibaresinin silinmesine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce haksız rekabet yönünden bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19074 E. 2015/13339 K.
Ortak:kötüleme · sicilden terkin · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · ticaret sicili · terkin · maddi tazminat · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları yönünden 556 sayılı KHK'nin 8/1/b maddesi anlamında «iltibas» bulunduğu, bu nedenle davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin koşulların gerçekleştiği, hükümsüzlük kararının geçmişe etkili olup, davalının tescilin devam ettiği süre boyunca markayı haksız kullandığı, kullanımın «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu, davalının bu kullanım nedeniyle davacıya «maddi tazminat» ödemesi gerektiği, davalı tarafın unvanındaki “BARA” ibaresinin de terkininin gerektiği, aynı alanda faaliyet gösteren davalının, önceki şirketin unvanındaki bu ibareyi kullanma zorunluğunun bulunmadığı, ancak hem marka hem de «ticaret unvanı» tescilli olarak kullanıldığından tescile dayanak kullanımın «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalının davacının markası ile iltibas yaratacak nitelikte bir markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiği, bu suretle davacının tescilli markasına tecavüz ettiği ve dolayısıyla davacının tazminat talep etme hakkının doğduğu, davalının TTK'nın 57/1 hükmüne aykırı davranarak «kötüleme» yolu ile haksız rekabette bulunduğu, bu yolla davacı tarafı maddi zarara uğrattığı, davacının TTK'nın 57/1 maddesine göre 17.378,52 TL maddi tazminat talep edebileceği, ayrıca davalının, davacı adına tescilli olan markasını haksız olarak kullanımından dolayı davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğünden tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kullanımın süresi, kullanım şekli, davacı markasının piyasadaki imajı, davranışların ağırlığı dikkate alınarak, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği sonucuna varılarak, asıl davada davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli "F..+Ş. ibareli markanın 556 Sayılı KHK'nin 8 ve 42. maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "B.. ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalının markasının TPE'deki marka siciline ve ticaret unvanını «ticaret siciline» usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması «sicilden terkin» edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, TTK'nın 54/2 maddesi gereğince gideri davalıya ait olmak üzere hüküm fıkrasının «ilanına»; birleşen davanın kısmen kabulü ile 17.378,52 TL maddi tazminatın ve 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı şirk …
2- Ancak, davacı manevi tazminatı hem «haksız rekabet» hem de markasına tecavüzden dolayı talep etmiş ise de mahkemece sadece davacı markasına tecavüzden dolayı manevi tazminata hükmedilmiştir.
Mahkemece, davacı markasına tecavüz ettiği kabul edilen davalı markası tescilli olup, Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca «terkin» edilinceye kadar tescilli markanın kullanımı haksız bir kullanım teşkil etmez.
Benzer bu karardaG. mesaj göndererek ....................da üretim durdu" şeklindeki beyanları ile de davalı vekilinin bu emareleri «ikrar» ettiği, davalının davacı müşterilerine davacıyı «kötülemeye» dayalı «haksız rekabet» oluşturan eylemleri nedeniyle davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğü gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli "........ +ŞEKİL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "...." ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalı markasını TPE marka siciline ve «ticaret unvanını» «ticaret siciline» usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması, «sicilden terkin» edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının davacı müşterilerine davacıyı kötülemeye dayalı haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-d maddesi uyarınca 17.378,52 TL «maddi tazminatın» ve TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-e maddesi uyarınca 5.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerinin redd …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, «terkin» edilinceye kadar tescilli markanın kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceği, hükümsüzlük kararı tescilli dönemdeki kullanımları yasaya aykırı bir hale getirmeyeceğinden bu dönemdeki kullanımların markaya tecavüz teşkil etmeyeceği, markaya dayalı manevi tazminatın 556 sayılı KHK'nın 62/b maddesi uyarınca ancak «marka hakkına tecavüz» halinde talep edilebileceği aşikar ise de TTK’nın 57/1 maddesinde "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötüleme»"nin hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olarak açıklandığı, davacı şirketin 28.02.1997 tarihinde ......................Elektrik Elektronik Makine San.
… ozma ilamında davalı tarafın temyizi üzerine “...davacı markasına tecavüz ettiği kabul edilen davalı markası tescilli olup, Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca «terkin» edilinceye kadar tescilli markanın kullanımının haksız bir kullanım teşkil etmeyeceği, bu durumda, hükümsüzlük kararının tescilli dönemdeki kullanımları yasaya aykırı bir hale getirmemesi nedeniyle bu dönemdeki kullanımların markaya tecavüz teşkil etmeyeceği ve markaya dayalı manevi tazminatın 556 sayılı KHK'nın 62/b maddesi uyarınca ancak «marka hakkına tecavüz» halinde talep edilebileceği, somut olayda şartları oluşmayan markaya tecavüzden dolayı manevi tazminata karar verilmesinin yerinde olmadığı...” gerekçesiyle davalı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşteri portföyü · usuli kazanılmış hak · ikrar · kazanılmış hak
Benzer bu karardaBozma ilamına uyulmakla davalı yararına «usulü kazanılmış hak» doğmuştur.
O halde mahkemece, birleşen davada manevi tazminat istemi ile ilgili olarak davalı yararına oluşan «usulü kazanılmış hak» da nazara alınarak manevi tazminat isteminin reddine karar verilmek gerekirken davalı yararına oluşan usulü kazanılmış hakkı zedeleyecek şekilde «haksız rekabet» hükümleri uyarınca manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
… işlerin kendi kurduğu şirkete aktarılmasını sağladığı, davalının müşterilerinin %98'nin davacının eski müşterileri olduğu, davalı şirketin kullandığı bu yöntemlerin «haksız rekabet» fiillerini oluşturduğu, davalının bu şekildeki faaliyetleri ile davacının «müşteri portföyünü» ele geçirdiği, davalı vekilinin bu dosya ile birleşen 2005/159 Esas sayılı dosyaya sunduğu 15.12.2003 tarihli dilekçesi ile de "...
G. mesaj göndererek ....................da üretim durdu" şeklindeki beyanları ile de davalı vekilinin bu emareleri «ikrar» ettiği, davalının davacı müşterilerine davacıyı «kötülemeye» dayalı «haksız rekabet» oluşturan eylemleri nedeniyle davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğü gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli "........ +ŞEKİL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "...." ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalı markasını TPE marka siciline ve «ticaret unvanını» «ticaret siciline» usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması, «sicilden terkin» edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının davacı müşterilerine davacıyı kötülemeye dayalı haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-d maddesi uyarınca 17.378,52 TL «maddi tazminatın» ve TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-e maddesi uyarınca 5.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerinin redd …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6175 E. 2013/21271 K.
Ortak:ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · terkin
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları yönünden 556 sayılı KHK'nin 8/1/b maddesi anlamında «iltibas» bulunduğu, bu nedenle davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin koşulların gerçekleştiği, hükümsüzlük kararının geçmişe etkili olup, davalının tescilin devam ettiği süre boyunca markayı haksız kullandığı, kullanımın «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu, davalının bu kullanım nedeniyle davacıya «maddi tazminat» ödemesi gerektiği, davalı tarafın unvanındaki “BARA” ibaresinin de terkininin gerektiği, aynı alanda faaliyet gösteren davalının, önceki şirketin unvanındaki bu ibareyi kullanma zorunluğunun bulunmadığı, ancak hem marka hem de «ticaret unvanı» tescilli olarak kullanıldığından tescile dayanak kullanımın «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalının davacının markası ile iltibas yaratacak nitelikte bir markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiği, bu suretle davacının tescilli markasına tecavüz ettiği ve dolayısıyla davacının tazminat talep etme hakkının doğduğu, davalının TTK'nın 57/1 hükmüne aykırı davranarak «kötüleme» yolu ile haksız rekabette bulunduğu, bu yolla davacı tarafı maddi zarara uğrattığı, davacının TTK'nın 57/1 maddesine göre 17.378,52 TL maddi tazminat talep edebileceği, ayrıca davalının, davacı adına tescilli olan markasını haksız olarak kullanımından dolayı davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğünden tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kullanımın süresi, kullanım şekli, davacı markasının piyasadaki imajı, davranışların ağırlığı dikkate alınarak, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği sonucuna varılarak, asıl davada davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli "F..+Ş. ibareli markanın 556 Sayılı KHK'nin 8 ve 42. maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "B.. ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalının markasının TPE'deki marka siciline ve ticaret unvanını «ticaret siciline» usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması «sicilden terkin» edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, TTK'nın 54/2 maddesi gereğince gideri davalıya ait olmak üzere hüküm fıkrasının «ilanına»; birleşen davanın kısmen kabulü ile 17.378,52 TL maddi tazminatın ve 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı şirk …
Mahkemece, davacı markasına tecavüz ettiği kabul edilen davalı markası tescilli olup, Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca «terkin» edilinceye kadar tescilli markanın kullanımı haksız bir kullanım teşkil etmez.
… si nedeniyle bu dönemdeki kullanımların markaya tecavüz teşkil etmeyecek olmasına ve markaya dayalı manevi tazminatın 556 sayılı KHK'nin 62/b maddesi uyarınca ancak «marka hakkına tecavüz» halinde talep edilebilecek bulunmasına göre, somut olayda şartları oluşmayan markaya tecavüzden dolayı manevi tazminata karar verilmesi yerinde olmadığından manevi …
Benzer bu kararda… da bulunan PANAMERA ibaresini aynı zamanda markasal olarak da kullandığına ve bu suretle davacının tescilli markasına tecavüz ettiğine ilişkin bir delil olmamasına, «terkin» edilinceye kadar sicilde tescilli olan bir «ticaret unvanı» kullanımının da yasal bir kullanım oluşturmasına rağmen, mahkemece «marka hakkına tecavüzünün» tespitine de karar verilmiş olması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve «ticaret unvanı terkini» koşullarının gerçekleşmiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanının terkini
Benzer bu kararda1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve «ticaret unvanı terkini» koşullarının gerçekleşmiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/1074 E. , 2014/8756 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BURSA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 19/06/2012
NUMARASI 2005/94-2012/368
Taraflar arasında görülen davada Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/06/2012 tarih ve 2005/94-2012/368 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06.05.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av.B.. B.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin ticari unvanının önceden İ. Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti iken 28.02.1997 tarihinde F..Elektrik Elektronik Makine San. Tic. Ltd. Şti. olarak tescil ettirildiğini, ayrıca “F..ibaresinin marka olarak 27.01.1998 tarihinden itibaren TPE nezdinde tescilli olduğunu, davalı şirket yetkilisi F.. G.. müvekkili şirketin hissedarı ve yetkili müdürü olduğu sırada kötü niyetli ve habersiz olarak ve tamamen iltibasa mahal verecek şekilde müvekkiline ait ticari unvanın çok benzeri olan bir ibare ile aynı faaliyet alanında davalı şirketi kurduğunu ve müvekkili şirket müşterilerine “F.. artık yaşamıyor, yeni ismimiz F.. şeklindeki tamamen yalan ve yanıltıcı beyanlarla müvekkili şirkete verilen siparişleri kendi kurduğu şirkete aktardığını, davalı şirketin “F.
.” ibaresini hem ticaret unvanı hem de marka olarak kullanımının müvekkili şirkete karşı haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalı şirket yetkilisi F.. G.. kötü niyetli olarak ve TTK'nın 547. maddesine aykırı hareket ederek aynı faaliyet alanında davalı şirketi kurup, müşterilere yanıltıcı beyanda bulunduğunu ileri sürerek, asıl davada davalının haksız rekabetinin men'ine ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, davalı şirket unvanındaki “F.. ibaresinin iptali ile ticaret sicilinden terkinini, davalı “F.. ibaresini marka olarak tescil ettirmiş ve kullanmakta ise markasının terkini ve müvekkilin marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması ile tecavüzün giderilmesini ve kararın ilanını talep ve dava etmiş;
birleşen davada ise asıl davada ileri sürülen iddialara dayalı olarak 40.000 TL manevi tazminat ile yapılan ıslah sonucu 21.487,92 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları yönünden 556 sayılı KHK'nin 8/1/b maddesi anlamında iltibas bulunduğu, bu nedenle davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin koşulların gerçekleştiği, hükümsüzlük kararının geçmişe etkili olup, davalının tescilin devam ettiği süre boyunca markayı haksız kullandığı, kullanımın marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davalının bu kullanım nedeniyle davacıya maddi tazminat ödemesi gerektiği, davalı tarafın unvanındaki “BARA” ibaresinin de terkininin gerektiği, aynı alanda faaliyet gösteren davalının, önceki şirketin unvanındaki bu ibareyi kullanma zorunluğunun bulunmadığı, ancak hem marka hem de ticaret unvanı tescilli olarak kullanıldığından tescile dayanak kullanımın haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davalının davacının markası ile iltibas yaratacak nitelikte bir markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiği, bu suretle davacının tescilli markasına tecavüz ettiği ve dolayısıyla davacının tazminat talep etme hakkının doğduğu, davalının TTK'nın 57/1 hükmüne aykırı davranarak kötüleme yolu ile haksız rekabette bulunduğu, bu yolla davacı tarafı maddi zarara uğrattığı, davacının TTK'nın 57/1 maddesine göre 17.378,52 TL maddi tazminat talep edebileceği, ayrıca davalının, davacı adına tescilli olan markasını haksız olarak kullanımından dolayı davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğünden tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kullanımın süresi, kullanım şekli, davacı markasının piyasadaki imajı, davranışların ağırlığı dikkate alınarak, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği sonucuna varılarak, asıl davada davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli "F..+Ş.
ibareli markanın 556 Sayılı KHK'nin 8 ve 42. maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "B.. ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalının markasının TPE'deki marka siciline ve ticaret unvanını ticaret siciline usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması sicilden terkin edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, TTK'nın 54/2 maddesi gereğince gideri davalıya ait olmak üzere hüküm fıkrasının ilanına; birleşen davanın kısmen kabulü ile 17.378,52 TL maddi tazminatın ve 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin manevi tazminat dışındaki tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı manevi tazminatı hem haksız rekabet hem de markasına tecavüzden dolayı talep etmiş ise de mahkemece sadece davacı markasına tecavüzden dolayı manevi tazminata hükmedilmiştir. Mahkemece, davacı markasına tecavüz ettiği kabul edilen davalı markası tescilli olup, Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca terkin edilinceye kadar tescilli markanın kullanımı haksız bir kullanım teşkil etmez. Bu durumda, hükümsüzlük kararının tescilli dönemdeki kullanımları yasaya aykırı bir hale getirmemesi nedeniyle bu dönemdeki kullanımların markaya tecavüz teşkil etmeyecek olmasına ve markaya dayalı manevi tazminatın 556 sayılı KHK'nin 62/b maddesi uyarınca ancak marka hakkına tecavüz halinde talep edilebilecek bulunmasına göre, somut olayda şartları oluşmayan markaya tecavüzden dolayı manevi tazminata karar verilmesi yerinde olmadığından manevi tazminata ilişkin olarak verilen kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin manevi tazminat dışındaki tüm, davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101808700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz