Kötüleme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/9072 E. 2010/591 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kötüleme↗ delillerin toplanmaması↗ ticari işletme↗ haksız eylem↗ dürüstlük kuralı↗ kâr kaybı↗ bilirkişi incelemesi↗ tacir↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalının tacir olmayıp, davacı şirket ile rekabet ortamında bulunmasını gerektirir bir durumunun olmadığı, bu nedenle bir ticari rekabetin bulunmadığı anlaşıldığından davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız rekabetin önlenmesi, men’i ve tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı şirket, ürünlerine, markasına, şirkete ve çalışanlarına yönelik olarak davalı tarafından internet ortamında gönderilen mesajların, yazılan yazıların haksız rekabet oluşturduğunu, bu olaydan dolayı şirketinin, ürünlerinin ve markasının zarar gördüğünü, tüketiciler nezdinde itibar kaybına uğradığını ileri sürmüştür.
TTK’nun 56. maddesinde haksız rekabetin aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali olduğu düzenlenmiş, 57. maddede ise hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler sınırlayıcı olarak değil “hususiyle” denilmek suretiyle örnekleyici olarak sayılmıştır.Anılan maddenin 1 numaralı bendinde başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemenin hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olduğu belirtilmiştir. Gerek haksız rekabete ilişkin yasal düzenlemeler gerekse Medeni Kanun’un 2. maddesinde belirtilen herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu yönündeki tüm özel hukuk ilişkilerinde uygulama alanı bulunan temel hüküm uyarınca bir ticari işletmeye, şirkete yönelik olarak yapılan eylemlerin haksız rekabet oluşturması için bu eylemleri yapanların tacir olmaları veya haksız rekabete maruz kalan şahıs, şirket veya işletme ile aynı konularda iştigal etmeleri gerekmemektedir. Haksız eylemin özel bir türü olan haksız rekabeti oluşturan eylemin kim tarafından, hangi şekilde, hangi yolla meydana getirilmiş olduğunun bu eylemin sübutu açısından bir önemi bulunmayıp, yapılan eylemin haksız olarak bir ticari işletmeye, ticari faaliyete zarar verip vermediği, güven içinde devam etmesi, işlemesi gerekli ticari rekabet ortamını bozup bozmadığı hususu üzerinde durulmalıdır.
Bu durumda, somut olaya gelindiğinde davalının davacının ticari faaliyetine zarar verici nitelikteki eylemlerinin tespiti halinde tacir olmaması bu durumun haksız rekabet sayılmasını engellemeyeceğinden mahkemece tarafların dayandıkları delillerin toplanması, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız rekabet | Haksız rekabetten doğan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8564 E. 2014/15254 K.
Ortak:kötüleme · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaTTK’nun 56. maddesinde «haksız rekabetin» aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali olduğu düzenlenmiş, 57. maddede ise hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler sınırlayıcı olarak değil “hususiyle” denilmek suretiyle örnekleyici olarak sayılmıştır.Anılan maddenin 1 numaralı bendinde başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemenin» hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalının «tacir» olmayıp, davacı şirket ile rekabet ortamında bulunmasını gerektirir bir durumunun olmadığı, bu nedenle bir ticari rekabetin bulunmadığı anlaşıldığından davalının eyleminin «haksız rekabet» teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetin» önlenmesi, men’i ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asılan tabelanın davacının kendisini, emtiasını, iş mahsullerini incitici, «kötüleyici» mahiyette bulunmadığı, aynı alanda faaliyet gösteren davacı çalışanlarının iş sırlarını öğrenmelerini önlemek amacıyla asıldığı, «haksız rekabet» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetin» tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davalının fabrika binasının girişine astığı BU İŞ YERİNE SEYYAR SATICILARIN VE B.
CNC ÇALIŞANLARININ GİRMESİ YASAKTIR ibaresinin «haksız rekabet» teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10152 E. 2012/16828 K.
Ortak:kötüleme · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaTTK’nun 56. maddesinde «haksız rekabetin» aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali olduğu düzenlenmiş, 57. maddede ise hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler sınırlayıcı olarak değil “hususiyle” denilmek suretiyle örnekleyici olarak sayılmıştır.Anılan maddenin 1 numaralı bendinde başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemenin» hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalının «tacir» olmayıp, davacı şirket ile rekabet ortamında bulunmasını gerektirir bir durumunun olmadığı, bu nedenle bir ticari rekabetin bulunmadığı anlaşıldığından davalının eyleminin «haksız rekabet» teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetin» önlenmesi, men’i ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ı, davalıların elde ettiği veya etmesi muhtemel bir menfaatin dosyaya yansımadığı buna ilişkin bir iddianın da olmadığı, bu nedenle de BK'nın ve TTK'nın düzenlediği «haksız rekabet» hükümlerinin de olayda bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- TTK'nın 56. maddesine göre, «haksız rekabet», aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir.
TTK'nın 57. maddesinin 1. ve 2. bentlerinde de, başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek» ve başkasının ahlakı veya mali iktidarı hakkında hakikata aykırı malumat vermek hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olarak sayılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme
Benzer bu karardaİşbu davada davalıların basın suretiyle «haksız rekabette» bulundukları iddia edildiğine ve bir kısım davalıların aynı eylem nedeniyle Ceza Mahkemesinde yargılandıklarının anlaşılmasına göre, ceza yargılamasının sonucu beklenilerek oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15293 E. 2012/6144 K.
Ortak:kötüleme · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaTTK’nun 56. maddesinde «haksız rekabetin» aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali olduğu düzenlenmiş, 57. maddede ise hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler sınırlayıcı olarak değil “hususiyle” denilmek suretiyle örnekleyici olarak sayılmıştır.Anılan maddenin 1 numaralı bendinde başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemenin» hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalının «tacir» olmayıp, davacı şirket ile rekabet ortamında bulunmasını gerektirir bir durumunun olmadığı, bu nedenle bir ticari rekabetin bulunmadığı anlaşıldığından davalının eyleminin «haksız rekabet» teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetin» önlenmesi, men’i ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dinlenen tanıkların davacının güneş enerji sistemini «kötüleyici» yönde bilgi sahibi olmadıkları ve davalıların «haksız rekabet» yaptıkları hususunda dosyaya başkaca delil sunulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve «maddi manevi tazminat» talebine ilişkindir.
Haksız rekabet, TTK'nun 56. maddesinde aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali olarak tanımlanmış olup, 57/1. maddede ise başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek», hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler arasında sayılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi ve manevi tazminat
Benzer bu karardaDava, «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve «maddi manevi tazminat» talebine ilişkindir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3416 E. 2015/1619 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalının «tacir» olmayıp, davacı şirket ile rekabet ortamında bulunmasını gerektirir bir durumunun olmadığı, bu nedenle bir ticari rekabetin bulunmadığı anlaşıldığından davalının eyleminin «haksız rekabet» teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetin» önlenmesi, men’i ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı şirket, ürünlerine, markasına, şirkete ve çalışanlarına yönelik olarak davalı tarafından internet ortamında gönderilen mesajların, yazılan yazıların «haksız rekabet» oluşturduğunu, bu olaydan dolayı şirketinin, ürünlerinin ve markasının zarar gördüğünü, tüketiciler nezdinde itibar «kaybına» uğradığını ileri sürmüştür.
Benzer bu kararda… ici firma ile irtibata geçerek aynı bölgede sözleşme imzalamasının dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı, eylemin 6762 sayılı TTK'nın 56 ve 57/10. maddeleri uyarınca «haksız rekabet» teşkil ettiği, ancak davacının yaptığı sözleşme 1 yıllık olup bu süre dolduğundan tecavüzün önlenmesi isteminin konusunun kalmadığı, davacının maddi zararını tespitin mümkün olmaması nedeniyle 818 sayılı BK'nın 42. maddesi uyarınca 1.000 TL tazminat takdir edildiği gerekçesiyle, tecavüzün önlenmesine ilişkin istem yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», «maddi tazminat» talebinin kısmen kabulüne, 1.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1-Dava, «haksız rekabetin» önlenmesi ve tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalının, davacı ile tek kullanımlık diş fırçalarının pazarlanması konusunda görüşme yaptıktan sonra üretici firma ile irtibata geçerek aynı bölgede sözleşme imzalamasının dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı, eylemin 6762 sayılı TTK'nın 56 ve 57/10. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 1.000 TL «maddi tazminatın» tahsiline karar verilmiştir.
Bu şekildeki «tek satıcılığın» «haksız rekabet» yoluyla korunması kural olarak mümkün değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tek satıcılık · maddi tazminat · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… ici firma ile irtibata geçerek aynı bölgede sözleşme imzalamasının dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı, eylemin 6762 sayılı TTK'nın 56 ve 57/10. maddeleri uyarınca «haksız rekabet» teşkil ettiği, ancak davacının yaptığı sözleşme 1 yıllık olup bu süre dolduğundan tecavüzün önlenmesi isteminin konusunun kalmadığı, davacının maddi zararını tespitin mümkün olmaması nedeniyle 818 sayılı BK'nın 42. maddesi uyarınca 1.000 TL tazminat takdir edildiği gerekçesiyle, tecavüzün önlenmesine ilişkin istem yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», «maddi tazminat» talebinin kısmen kabulüne, 1.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1-Dava, «haksız rekabetin» önlenmesi ve tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalının, davacı ile tek kullanımlık diş fırçalarının pazarlanması konusunda görüşme yaptıktan sonra üretici firma ile irtibata geçerek aynı bölgede sözleşme imzalamasının dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı, eylemin 6762 sayılı TTK'nın 56 ve 57/10. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 1.000 TL «maddi tazminatın» tahsiline karar verilmiştir.
Bu şekildeki «tek satıcılığın» «haksız rekabet» yoluyla korunması kural olarak mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1651 E. 2010/2528 K.
Ortak:kötüleme · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaTTK’nun 56. maddesinde «haksız rekabetin» aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali olduğu düzenlenmiş, 57. maddede ise hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler sınırlayıcı olarak değil “hususiyle” denilmek suretiyle örnekleyici olarak sayılmıştır.Anılan maddenin 1 numaralı bendinde başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemenin» hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalının «tacir» olmayıp, davacı şirket ile rekabet ortamında bulunmasını gerektirir bir durumunun olmadığı, bu nedenle bir ticari rekabetin bulunmadığı anlaşıldığından davalının eyleminin «haksız rekabet» teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetin» önlenmesi, men’i ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Benzer bu karardaSomut olayda davacı vekili davalılardan «anonim şirketin» yetkilisi tarafından kaleme alındığını iddia ettiği yazılarda müvekkilinin ticari faaliyetinin «kötülendiğini», yazıların anılan davalı ile irtibatlı olan diğer davalı tarafından müvekkilinin ticari ilişkide bulunduğu firmalara gönderildiğini, bu şekilde «haksız rekabette» bulunduklarını iddia etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «haksız rekabetin» önlenmesine ilişkin davaların HUMK'nun 21 nci maddesine göre haksız rekabetin işlendiği veya davalının ikametgahı mahkemesinde açılabileceği, uyuşmazlığa konu haksız rekabetin Ankara ve İstanbul’da işlendiği, ayrıca «anonim şirket» davalının merkezinin İstanbul’da bulunduğu, «yetki itirazının» yerinde olduğu gerekçesiyle mahkemenin «yetkisizliğine», talep halinde dosyanın yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve hüküm özetinin «ilanı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel yetki · yetki itirazı · anonim şirket · haksız fiil · limited şirket · yetki · yetkisizlik kararı · ilan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «haksız rekabetin» önlenmesine ilişkin davaların HUMK'nun 21 nci maddesine göre haksız rekabetin işlendiği veya davalının ikametgahı mahkemesinde açılabileceği, uyuşmazlığa konu haksız rekabetin Ankara ve İstanbul’da işlendiği, ayrıca «anonim şirket» davalının merkezinin İstanbul’da bulunduğu, «yetki itirazının» yerinde olduğu gerekçesiyle mahkemenin «yetkisizliğine», talep halinde dosyanın yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Öte yandan, davalı «limitet şirket» vekilinin «yetki itirazı» da bulunmamaktadır.
Haksız rekabete dayalı davalarda «genel yetki» kuralları uygulanacaktır.
Bu davalının ticari merkezi İzmir’de olup, «yetki itirazında» bulunmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19074 E. 2015/13339 K.
Ortak:kötüleme · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaTTK’nun 56. maddesinde «haksız rekabetin» aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali olduğu düzenlenmiş, 57. maddede ise hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler sınırlayıcı olarak değil “hususiyle” denilmek suretiyle örnekleyici olarak sayılmıştır.Anılan maddenin 1 numaralı bendinde başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemenin» hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalının «tacir» olmayıp, davacı şirket ile rekabet ortamında bulunmasını gerektirir bir durumunun olmadığı, bu nedenle bir ticari rekabetin bulunmadığı anlaşıldığından davalının eyleminin «haksız rekabet» teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetin» önlenmesi, men’i ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Benzer bu karardaG. mesaj göndererek ....................da üretim durdu" şeklindeki beyanları ile de davalı vekilinin bu emareleri «ikrar» ettiği, davalının davacı müşterilerine davacıyı «kötülemeye» dayalı «haksız rekabet» oluşturan eylemleri nedeniyle davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğü gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli "........ +ŞEKİL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "...." ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalı markasını TPE marka siciline ve «ticaret unvanını» «ticaret siciline» usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması, «sicilden terkin» edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının davacı müşterilerine davacıyı kötülemeye dayalı haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-d maddesi uyarınca 17.378,52 TL «maddi tazminatın» ve TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-e maddesi uyarınca 5.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerinin redd …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, «terkin» edilinceye kadar tescilli markanın kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceği, hükümsüzlük kararı tescilli dönemdeki kullanımları yasaya aykırı bir hale getirmeyeceğinden bu dönemdeki kullanımların markaya tecavüz teşkil etmeyeceği, markaya dayalı manevi tazminatın 556 sayılı KHK'nın 62/b maddesi uyarınca ancak «marka hakkına tecavüz» halinde talep edilebileceği aşikar ise de TTK’nın 57/1 maddesinde "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötüleme»"nin hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olarak açıklandığı, davacı şirketin 28.02.1997 tarihinde ......................Elektrik Elektronik Makine San.
… işlerin kendi kurduğu şirkete aktarılmasını sağladığı, davalının müşterilerinin %98'nin davacının eski müşterileri olduğu, davalı şirketin kullandığı bu yöntemlerin «haksız rekabet» fiillerini oluşturduğu, davalının bu şekildeki faaliyetleri ile davacının «müşteri portföyünü» ele geçirdiği, davalı vekilinin bu dosya ile birleşen 2005/159 Esas sayılı dosyaya sunduğu 15.12.2003 tarihli dilekçesi ile de "...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşteri portföyü · usuli kazanılmış hak · ikrar · sicilden terkin · kazanılmış hak · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · ticaret sicili
Benzer bu karardaG. mesaj göndererek ....................da üretim durdu" şeklindeki beyanları ile de davalı vekilinin bu emareleri «ikrar» ettiği, davalının davacı müşterilerine davacıyı «kötülemeye» dayalı «haksız rekabet» oluşturan eylemleri nedeniyle davacının iktisadi şahsiyet hakları zarar gördüğü gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli "........ +ŞEKİL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalı ticaret unvanından "...." ibaresinin TTK'nın 54/1. maddesi gereğince çıkarılarak ticaret sicilinden silinmesine, davalı markasını TPE marka siciline ve «ticaret unvanını» «ticaret siciline» usulüne uygun olarak tescil ettirdiğinden tescilli unvanını ve markasını kullanması, «sicilden terkin» edilmediği sürece haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin haksız rekabetin tespit ve men'i davasının ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının davacı müşterilerine davacıyı kötülemeye dayalı haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-d maddesi uyarınca 17.378,52 TL «maddi tazminatın» ve TTK’nın 57/5. maddesi ile 58./1-e maddesi uyarınca 5.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerinin redd …
Bozma ilamına uyulmakla davalı yararına «usulü kazanılmış hak» doğmuştur.
O halde mahkemece, birleşen davada manevi tazminat istemi ile ilgili olarak davalı yararına oluşan «usulü kazanılmış hak» da nazara alınarak manevi tazminat isteminin reddine karar verilmek gerekirken davalı yararına oluşan usulü kazanılmış hakkı zedeleyecek şekilde «haksız rekabet» hükümleri uyarınca manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, «terkin» edilinceye kadar tescilli markanın kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceği, hükümsüzlük kararı tescilli dönemdeki kullanımları yasaya aykırı bir hale getirmeyeceğinden bu dönemdeki kullanımların markaya tecavüz teşkil etmeyeceği, markaya dayalı manevi tazminatın 556 sayılı KHK'nın 62/b maddesi uyarınca ancak «marka hakkına tecavüz» halinde talep edilebileceği aşikar ise de TTK’nın 57/1 maddesinde "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötüleme»"nin hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olarak açıklandığı, davacı şirketin 28.02.1997 tarihinde ......................Elektrik Elektronik Makine San.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/9072 E. , 2010/591 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.03.2008 tarih ve 2007/126 - 2008/153 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirket tarafından üretilen ... markalı ürünleri, ... markasını, müvekkili şirketi ve şirket çalışanlarını aşağılayarak, yanlış, yanıltıcı ve lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötüleyerek müvekkili şirketin ticari itibarını zedelediğini, davalının elektronik posta yolu ile gönderdiği beyanların müvekkili şirketin tüketiciler ve toplum nezdinde yıllardır kazandığı haklı itibarını bozduğunu, davalının işbu eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespiti, önlenmesi ve men’i ile 50.000,00 YTL manevi, fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 YTL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin bankada çalışmakta olup, hayatı boyunca ticaretle iştigal etmemiş bulunduğunu, müvekkilinin mesleği dikkate alındığında davacı taraf ile haksız rekabete girmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin davaya konu maili internet ortamında yaymadığını, mailde aldığı ürünün kalitesiz çıktığını belirttiğini, yoksa ...’in tüm ürünlerinin kalitesiz olduğu yönünde bir iddiasının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalının tacir olmayıp, davacı şirket ile rekabet ortamında bulunmasını gerektirir bir durumunun olmadığı, bu nedenle bir ticari rekabetin bulunmadığı anlaşıldığından davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız rekabetin önlenmesi, men’i ve tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı şirket, ürünlerine, markasına, şirkete ve çalışanlarına yönelik olarak davalı tarafından internet ortamında gönderilen mesajların, yazılan yazıların haksız rekabet oluşturduğunu, bu olaydan dolayı şirketinin, ürünlerinin ve markasının zarar gördüğünü, tüketiciler nezdinde itibar kaybına uğradığını ileri sürmüştür.
TTK’nun 56. maddesinde haksız rekabetin aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali olduğu düzenlenmiş, 57. maddede ise hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler sınırlayıcı olarak değil “hususiyle” denilmek suretiyle örnekleyici olarak sayılmıştır.Anılan maddenin 1 numaralı bendinde başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemenin hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olduğu belirtilmiştir. Gerek haksız rekabete ilişkin yasal düzenlemeler gerekse Medeni Kanun’un 2. maddesinde belirtilen herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu yönündeki tüm özel hukuk ilişkilerinde uygulama alanı bulunan temel hüküm uyarınca bir ticari işletmeye, şirkete yönelik olarak yapılan eylemlerin haksız rekabet oluşturması için bu eylemleri yapanların tacir olmaları veya haksız rekabete maruz kalan şahıs, şirket veya işletme ile aynı konularda iştigal etmeleri gerekmemektedir.
Haksız eylemin özel bir türü olan haksız rekabeti oluşturan eylemin kim tarafından, hangi şekilde, hangi yolla meydana getirilmiş olduğunun bu eylemin sübutu açısından bir önemi bulunmayıp, yapılan eylemin haksız olarak bir ticari işletmeye, ticari faaliyete zarar verip vermediği, güven içinde devam etmesi, işlemesi gerekli ticari rekabet ortamını bozup bozmadığı hususu üzerinde durulmalıdır.
Bu durumda, somut olaya gelindiğinde davalının davacının ticari faaliyetine zarar verici nitelikteki eylemlerinin tespiti halinde tacir olmaması bu durumun haksız rekabet sayılmasını engellemeyeceğinden mahkemece tarafların dayandıkları delillerin toplanması, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1007914900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz