Şirket müdürünün münferit yetkiyle yaptığı taşınmaz satışının muvazaa ve genel kurul kararı yokluğu nedeniyle iptali
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1275 E. 2024/340 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Gerekçe özeti
Şirketi münferiden temsile yetkili bir ortak/müdürün, şirketin sermayesine kıyasla önemli miktardaki taşınmazlarını genel kurul kararı olmaksızın kendi kontrolündeki başka bir şirkete, rayiç değerin çok altında bedelle ve bedeli ödemeden devretmesi; TTK 408(2)-f uyarınca önemli miktarda şirket varlığının satışı genel kurulun yetkisinde olduğundan, genel kurul icazeti bulunmayan böyle bir satış askıda hükümsüzdür ve şirketin icazet vermeyip tapu iptali davası açması durumunda işlem baştan itibaren kesin hükümsüz hale gelir; ayrıca yöneticinin şahsi alacağına karşılık şirket malvarlığını devretmesi TTK 626 ve 553-555. maddelerdeki özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırılık oluşturur ve tapu iptaline engel değildir.
Ele alınan sorunlar
Davacı gerçek kişi ortağın aktif husumet ehliyeti → tartışılmadı
Gerekçe: TTK 553/1 ve 555. maddeleri gereğince şirketin zarara uğraması halinde şirket ortaklarının dava açma hakkı bulunduğu gibi, muvazaalı işlemden zarar gören şirket ortağının da taşınmazların tapularının iptali ile şirket adına tescilini talep etmeye hakkı vardır; bu nedenle %33,4 oranında paydaş olan davacı gerçek kişinin aktif husumet ehliyeti mevcuttur. İlk derece mahkemesinin bu yöndeki reddi doğru değildir; ancak karar bu yönüyle istinaf edilmediğinden kaldırma sebebi yapılmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Önemli miktarda şirket varlığının genel kurul kararı olmadan satışının geçerliliği → kabul
İddia: Devreden ortağın şirketi münferiden temsil yetkisi bulunduğundan taşınmaz satışları için genel kurul kararı alınmasının gerekmediği, TTK 538. maddenin tasfiyeye ilişkin olduğu ve şirketin başka taşınmazlarının da bulunduğu; dava konusu taşınmazların şirketin hayati öneme haiz veya tek malvarlığı olmadığı ileri sürülmüştür.
Gerekçe: Ticari sicil kayıtlarında davacı şirketin sermayesinin 500.000-TL olduğu, dava konusu üç taşınmazın satış tarihleri itibarıyla toplam değerinin 13.496.081-TL olduğu tespit edilmiştir. TTK 408(2)-f bendinde önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı genel kurulun görev ve yetkisinde sayılmıştır; şirket için önemli malvarlığı niteliğindeki üç taşınmazın satışının genel kurul kararı olmadan yapıldığı hususunda ihtilaf yoktur. Doktrin ve yargı uygulamasında bu halde yapılan satış işlemi kesin hükümsüz değil askıda hükümsüz kabul edilmektedir; TTK 408(2)-f hükmü mutlak emredici nitelikte olmadığından Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre yapılan satışa genel kurul tarafından icazet verilebilir ve icazetle işlem baştan itibaren hüküm doğurur. Somut olayda genel kurul icazet vermediği gibi, davacı şirket tapu iptali davası açarak icazet vermeme yönünde iradesini göstermiş olduğundan, satış işlemi baştan itibaren kesin hükümsüz hale gelmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Taşınmaz satış bedelleri ile rayiç değerler arasındaki fahiş fark ve muvazaa → kabul
İddia: Bilirkişinin taşınmazların değerlerini çok fahiş belirlediği, muvazaa bulunmadığı ileri sürülmüştür.
Gerekçe: İlk derece mahkemesince uzman bilirkişilerden mahallinde keşif yapılmak suretiyle rapor alınmış, dava konusu taşınmazların satış tarihindeki rayiç değerleri ile tapudaki satış bedelleri arasında fahiş fark olduğu belirlenmiştir. Davacı şirketin eski münferit yetkilisi ve davalı şirket yetkilisinin, davacı şirket taşınmazlarını ortağı olduğu şirkete devrettiği ve satış bedellerini şirkete ödemediği anlaşılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Yöneticinin özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırılığı ve alacağa karşılık taşınmaz devrinin geçersizliği → kabul
İddia: Davalı şirket yetkilisinin davacı şirketten alacağı bulunduğu, dava konusu satışların bu alacağa mahsuben yapıldığı savunulmuştur.
Gerekçe: Davalı şirket yetkilisinin davacı şirketten alacağı olsa dahi, alacağına karşılık şirketin taşınmazlarını devretmesi geçerli kabul edilemez. TTK 626. maddesi uyarınca müdürler görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdür. Davacı şirketin eski müdürünün öncelikle şirket menfaatlerini gözetmesi gerekirken, özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı olarak şahsi alacağını ileri sürerek şirket taşınmazlarını müdürlük yetkisine dayanarak kendi şirketine devretmesi, müdürlük görevini şirket aleyhine kötüye kullandığını göstermektedir. TTK 644. maddesinin atfıyla TTK 553-555. maddeleri uyarınca yönetici, ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışlarından sorumludur. Taşınmazların devrinin münferit yetkiye dayalı yapıldığı anlaşılmakla, davalı şirket adına olan tapu kaydının iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Diğer davaların bekletici mesele yapılması ve takas mahsup defi talebi → ret
İddia: Davalı şirket ortağı ve davalı şirket tarafından açılan davaların (icra takipleri, genel kurul kararı iptali davası) kesinleşmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu davaların bekletici mesele yapılması gerektiği ileri sürülmüştür.
Gerekçe: Eldeki davanın konusu tapu iptali davasıdır. TBK 139. maddesi uyarınca takasa konu alacakların para veya özdeş nitelikte olması gerekir; eldeki davada takas def'inin dinlenemeyeceği yolundaki ilk derece gerekçesi yerinde bulunmuştur. Şirket yetkilisinin müdürlükten azline ve hisse devri onay talebinin reddine ilişkin genel kurul kararı iptali davası da eldeki davaya tesir edecek bir dava değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Şirketi münferiden temsile yetkili yöneticinin, TTK 408(2)-f kapsamında önemli miktarda şirket varlığı niteliğindeki taşınmazları genel kurul kararı olmadan devretmesi halinde işlemin askıda hükümsüz olacağı ve genel kurulun icazet vermemesi durumunda kesin hükümsüz hale geleceği yönündeki değerlendirme ile şirket ortağının muvazaalı işleme karşı tapu iptali davası açma ehliyetine ilişkin tespit, benzer uyuşmazlıklarda bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Şirket ortağının muvazaalı işlemden zarar görmesi halinde tapu iptali ve tescil davası açmaya aktif husumet ehliyetinin bulunduğu (TTK 553/1, 555)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muvazaa↗ askıda hükümsüzlük↗ genel kurul icazeti↗ münferit temsil yetkisi↗ özen ve bağlılık yükümlülüğü↗ aktif husumet↗ takas def'i↗ önemli miktarda şirket varlığının satışı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1275
KARAR NO 2024/340
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 28/04/2021
NUMARASI 2020/505 Esas - 2021/421 Karar
DAVA
Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)
Davacı şirket bakımından davanın kabulüne, davacı ... bakımından aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacılar vekili; Davacı şirketin 15.08.2000 tarihinden bu yana bir aile şirketi olarak faaliyet gösterdiğini, halen ... 'ın %44,6, ...'nun %22 ve davacı ...’ın%33,4 paylarının olduğunu, şirket ortaklarının her birinin müdür olarak münferiden atacağı imza ile şirketi her hususta temsil ve ilzam yetkisi olduğunu, davalı şirketin müdürü ... 'ın münferiden verilen imza yetkisini kötüye kullanarak şirketin mülkiyetindeki taşınmazların tamamını, diğer şirket ortaklarının bilgisi ve onayı dışında genel kurul kararı dahi olmaksızın 15.01.2019 tarihinde ... ada ... parsel, 24.02.2020 tarihinde ... ada ... parsel ile ... ada ... parseli kendisi adına kurduğu ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti 'ne muvazaalı olarak satış gibi gösterip devrettiğini öğrendiklerini, bu usulsüz satış ve devir işlemlerinin davacı şirketin içini boşaltıp diğer ortaklardan mal kaçırmak ve varlıklarını (sermayesini) usulsüz ve yetkisiz işlemlerle azaltıp haksız kazanç sağlayıp şirketi zarara uğratmak amacını taşıdığını, davalı şirketin tek ortağı kendisi olduğu için tapuda devir yaparken davalı şirket adına 3.
kişilere vekalet verdiğini, devir bedellerinin piyasanın çok altında olduğu gibi devirlerin ve bedellerinin şirket ticari kayıt ve defterlerine hiç işlenmediğini, devirden haberleri olmadığı için ... Bankası lehine tesis edilen ipotek bedellerinin ödendiğini, TTK nın 538 maddesi uyarınca genel kuruldan yetki de alınmadığını, taşınmaz devirlerin muvazaalı olması nedeniyle yolsuz tapu kayıtlarının iptali ile yeniden davacı şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, dava konusu üç taşınmazın devrinin davalı şirketin davacılardan alacağına mahsuben gerçekleştirildiğini, dava konusu taşınmazların tescili talebine karşılık takas mahsup talepleri olduğunu, davalı şirketin tek pay sahibi ...'ın davacı şirketin büyük hissedarı olarak 01.01.2020 tarihli davacı şirketten bakiye alacağı olan 2.883.650,00-TL'nin tahsili için İstanbul Anadolu ....İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, itiraz nedeniyle itirazın iptali davası açılacağını, 2020 yılı alacaklarının tahsili için başka icra takibinin de olduğunu, her iki icra dosyası alacağının her üç taşınmazın değerini karşılayacak kadar olması nedeniyle takasa tabi tutulmasını talep ettiklerini, davacı ...'ın davacı şirket müdürlerinden biri olması nedeniyle davada hukuki yararı bulunmadığını, taraflar arasında birden fazla suç duyurusunda bulunulması nedeni ile davacı şirket yönetimine kayyım atanması gerektiğini, davacı şirket ortağı ...
ve ...'ın ...'ı davacı şirket bünyesinde çalışamaz hale getirerek, davacı şirket pay sahipliğinden çıkarmak istediklerini, ...'ın şirketi münferit temsil yetkisi nedeniyle satış için genel kurul kararı alınması gerekme diğini,yapılan devirlerin taşınmazların piyasa değeri nispetinde olduğunu,muvazaa iddiasının doğru olmadığını, davacı şirketin birçok taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı bulunduğunu, şirketin tüm taşınmazlarının devrinin gerçekleştiği iddiasının da doğru olmadığını ileri sürerek takas ahsup talebinin kabulüne, dava konusu taşınmazları devir konusunda hiçbir muvazaa bulunmaması ve yetkili müdür tarafından yapılmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; takasa ilişkin davalı tarafça ileri sürülen itirazın iptali davalarından üçünde alacaklının davalı şirket olmayıp, davalı şirket yetkilisi dava dışı ... olduğu, sadece Anadolu 4 ATM'nin 2021/109 Esas sayılı dosyasında alacaklı davacının işbu dosya davalısı şirket olduğu,TBK 139/1 maddesi uyarınca takas edilecek alacakların aynı nitelikte, aynı türden olması gerektiğini, İstanbul Anadolu 9 ATM'nin 2021/102,103,104 esas sayılı dosyalarının alacaklısının dava dışı ... olması ve dolayısıyla takas için gereken karşılıklılık şartının gerçekleşmediği,Anadolu 4 ATM'nin 2021/109 esas sayılı dosyasında alacaklı davalı şirket olsa da alacakların aynı nitelikte ve aynı türden olmadığını, davalı tarafın takas mahsup definin yerinde görülmediği, dava konusu taşınmazlardan 1008 ada, 9 parsel sayılı taşınmazın 15/01/2019 satış tarihindeki rayiç değerinin 3.344.628- TL, tapudaki satış bedelinin ise 770.000-TL olduğu;
495 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın 24/02/2020 satış tarihindeki rayiç değerinin 8.368.363- TL , tapudaki satış bedelinin ise 3.580.000- TL olduğu, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 24/02/2020 satış tarihindeki rayiç değerinin 1.783.090-TL, tapudaki satış bedelinin ise 330.000- TL olduğu, taşınmazların gerçek değerleri ve satış bedelleri arasında fahiş fark olmasının davacının muvazaa iddiasını desteklediği, davalı tarafın satış bedelini davacı şirkete ödediği yönünde herhangi delil sunmadığı, bunun yanı sıra taşınmazların satışı hususunda genel kurul kararı da bulunmadığı, böylelikle TTK'nun 538. maddesine aykırı davranıldığı, taşınmazların aynı zamanda davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan davacı şirket yetkilisi tarafından kendi şirketine satıldığı hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde muvazaalı olduğu kanaatına varıldığından genel kurul kararı alınmadan yapılan devir sözleşmeleri geçersiz olduğundan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı şirket adına tesciline karar verilmesi gerektiği, ancak davacı ...'ın dava konusu taşınmazların önceki maliki ya da lehine tescili talep edilen taraf olmadığından işbu davada aktif husumeti bulunmadığı gözetilerek;
Davacı şirketin açtığı davanın kabulü ile İstanbul- Üsküdar İlçesi, ... Mah, ... ada, .. parsel sayılı,-Beykoz ilçesi ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı,Beykoz ilçesi ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... ve Tic Ltd.Şti adına tapuya kayıt ve tesciline , davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; takas mahsup define istinaden davacı şirket yetkilisi ...'ın davacı şirketten alacağını tahsil için davalı şirketin davacısı olduğu Anadolu 4.ATM nin 2021/109 esas, davalı şirket yetkilisinin davacı olduğu Anadolu 9.ATMnin 2021/102,103,104 esas sayılı dava dosyalarının olduğunu, bu dosyalarda verilecek kararlar kesinleşmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket yetkilisi ...'ın 22.07.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında yöneticilikten azledildiğini, davacı şirket ortağı ...'nın 30.11.2018 tarihinde 110.000- TL değerindeki paylarını müvekkile devretmesine rağmen, haksız şekilde bu payların ...'a devrinin tescili talebinin reddine karar verildiğini,genel kurulda alınan kararların iptali içinAnadolu 6.ATMnin 2020/302 esas sayılı davanın reddine karar verilmiş ise de istinafda olması nedeniyle kesinleşmediğini, bu davada genel kurul kararlarının iptali kararı verilirse ...
lehine yapılan hisse devri hükmen tescille sonuçlanacağından toplam payı 333.000- TL'ye yükselecek olup ...'ın yaptığı işlemler takas mahsup hakkı dışında da hukuka uygun olacağını,bilirkişinin taşınmazların değerlerini çok fahiş belirlediğini,davalı şirketin iktisap tarihlerinde ... 'ın davacı şirketi temsile münferiden yetkili olduğundan genel kurulu kararı alınmasına gerek olmadığını, TTK nın 538 maddenin tasfiye ve sona ermeye ilişkin hükümler içerdiğini, davacı şirketin tasfiyesinin söz konusu olmadığını,şirketin başka taşınmazlarının da bulunduğunu, tapu kayıtlarının getirtilmesi gerektiğini, şirketin "varlığını sürdürebilmesi için hayati öneme haiz bir mal varlığı" veya "tek mal varlığını" ortaklar kurulu kararı olmaksızın yönetici ortak tarafından başkalarına devredilemeyeceğinin kabul edildiğini, dava konusu taşınmazların davacı şirketin ne hayati öneme haiz ne de tek mal varlığı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine;
aksi halde diğer davaların bekletici mesele sayılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava,münferit yetkili şirket müdürü tarafından yapılan taşınmaz satışlarının muvazaa nedeniyle tapularının iptali ile davacı şirket adına tescili talebine ilişkindir. Davacı şirket ortaklarının ..., ... ve ... olduğu, her ortağın münferiden şirketi temsile yetkili olduğu, ...'ın tek ortaklı davalı şirketi 10.11.2017 tarihinde kurduğu, davacı şirkete ait taşınmazlardan birini 15.1.2019, diğer ikisini 24.2.2020 tarihinde kendi şirketine satışını yaptığı, davacı şirket ve ortağı tarafından genel kurul kararı olmaksızın kendilerinden habersiz ve muvazaalı olarak satış yapıldığı ileri sürülerek tapuların iptali ile şirket adına tescili talebinde bulunulduğu,davalı tarafça davacı şirketin ...
'a borcu olduğu ve icra takipleri nedeniyle alacağının bulunduğu, takas mahsup definin olduğu, şirket müdürünün satış yetkisi bulunduğu, genel kuruldan izin alınma zorunluluğunun olmadığı, taşınmazların rayiç değerden alındığı muvazaa olmadığı savunulmuştur. Davacı ... davacı şirketin %33.4 oranında paydaşıdır.TTK 553/1 ve 555 maddeleri gereğince şirketin zarara uğraması halinde, şirket ortaklarının dava açmaya hakları olduğu gibi muvazaalı işlemden dolayı zarar gören şirket ortağının da taşınmazların tapularının iptali ile şirket adına tescilini talep etmeye hakkı bulunduğundan davacı gerçek kişi ortağın işbu davayı açmaya aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır (Yargıtay 11.HD nin 2014/1111 esas - 2014/18464 karar sayılı emsal ilamı)İlk derece mahkemesinin davacı ...
'ın aktif husumetinin bulunmadığına ilişkin kararı doğru değil ise de karar bu yönüyle istinaf edilmediğinden kaldırma sebebi yapılmamıştır. Davacı şirket tarafından taşınmaz satışları için Genel kuruldan karar alınmadığı ileri sürülmüş , davalı tarafça devreden ortağın şirketi münferiden temsil yetkisi bulunması nedeniyle Genel kuruldan karar alınmasının gerekmediği, şirketin başka taşınmazlarının da olduğu bildirilmiştir. Mahkemece davacı şirket adına kayıtlı taşınmazlar ile ilgili araştırma yapılmamış ise de 2020 yılı Ticari sicil kayıtlarında davacı şirket sermayesinin 500.000-TL olduğu , dava konusu taşınmazların ise satış tarihleri itibari ile toplam değerlerinin 13.496.081- TL olduğu tespit edilmiştir.
6102 sayılı TTK nın 408(2)-f bendinde "önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı,şirket genel kurulunun görev ve yetkisinde sayılmıştır. Şirket adına kayıtlı değeri itibari ile şirket için önemli malvarlığı olduğu anlaşılan 3 adet taşınmaz satışının genel kurul kararı olmadan yapıldığı hususunda ihtilaf yoktur. Bu nokta da genel kurul kararı olmadan yapılan önemli miktarda şirket varlığı satışının geçersizlik (hükümsüzlük )halinin ne olduğunun üzerinde durulması gerekmektedir. Doktrinde ve yargı uygulamasında ; bu halde yapılan satış işleminin ,kesin hükümsüz değil askıda hükümsüz olarak kabul edilmektedir.TTKnın 408(2) -f hükmünün mutlak emredici şekilde düzenlenmediği, Yargıtay 11.HD nin yerleşik uygulamaların da yapılan satışa genel kurul tarafından icazet verilebileceği yolunda olduğu genel kurul tarafından icazet verilmesi ile işlem baştan bu yana hüküm doğuracaktır.Somut olayda ise genel kurul icazet vermediği gibi tapu iptali davası açtığından iradesini icazet vermeme yönünde göstermiş olup, ...
tarafından yapılan satış işlemi baştan itibaren kesin hükümsüz hale gelmiştir. Diğer yandan,ilk derece mahkemesince uzman bilirkişilerden mahallinde keşif yapılmak suretiyle rapor alınmış, dava konusu taşınmazların satış tarihindeki rayiç değerleri ile tapudaki satış bedelleri arasında fahiş fark olduğu belirlenmiştir.Davacı şirketin eski münferit yetkilisi ve davalı şirket yetkilisi ... 'ın davacı şirket taşınmazlarını ortağı olduğu şirkete tapuda devir ettiği, satış bedellerini de şirkete ödemediği belirlenmektedir.Esasen ortağın alacaklarına karşılık taşınmazların devredildiği savunulmuştur.Davalı şirket yetkilisinin davacı şirketten alacağı olsa dahi, alacağına karşılık şirketin taşınmazlarını devir etmesi geçerli kabul edilemeyecektir.
TTK nın 626. Maddesinde "Müdürler ve yönetimle görevli kişiler , görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini,dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdür." denilmektedir.Davacı şirketin eski müdürü ...'ın öncelikle davacı şirket menfaatlerini gözetmesi gerekirken özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırılık teşkil edecek şekilde şahsi alacağı olduğunu ileri sürerek alacağına karşılık şirket taşınmazlarını müdürlük yetkisine dayanarak kendi şirketine devretmesinin müdürlük görevini davacı şirket aleyhine kötüye kullandığını göstermektedir.TTK nın 644 maddesi atfı TTK nın 553-555 maddeleri uyarınca Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışlarından sorumlu bulunmaktadır.Taşınmazların devrinin münferit yetkisine dayalı yapıldığı anlaşılmakla davalı şirket adına olan tapu kaydının iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.Davalı vekilinin davalı şirket ortağı ...
ve davalı şirket tarafından açılan davaların bekletici mesele yapılmasını talep etmekte ise de ,eldeki davanın konusu tapu iptali davasıdır. 6098 sayılı TBK 139. maddesi uyarınca, "iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir, alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir." hükmü uyarınca takasa konu alacakların para veya özdeş nitelikte olmasının gerektiği,eldeki davada takas defiinin dinlenemeyeceği yolunda ki gerekçe yerinde bulunmuştur....'ın müdürlükten azline,hisse devrinin onay talebinin reddine ilişkin genel kurul karar iptaline ilişkin davanın da eldeki bu davaya tesir edecek dava değildir.
Açıklanan nedenlerle ;davaya konu davacı şirket taşınmazlarının davalı şirketin tek ortağı olan ...'ın davacı şirketteki münferit temsil yetkisine dayalı olarak genel kurul kararı olmadan ,davalı şirkete satışının yapıldığı,satış bedellerinin şirkete verilmediği anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 1.038.359,27-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 259.589,90-TL harcın mahsubu ile kalan 778.769,37-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 32,20-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.
29/02/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/114746 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi