Işçi aleyhine ceza koşulu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4868 E. 2024/1279 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
işçi aleyhine ceza koşulu↗ çalışma ve sözleşme hürriyeti↗ know-how↗ iş sırrı↗ üretim sırları↗ ceza koşulu↗ müşteri çevresi↗ imza yetkisi↗ ticari defter ibrazı↗ müşteri portföyü↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ kar kaybı↗ ticari defter incelemesi↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ rekabet yasağı↗ istifa↗ aktif dava ehliyeti↗ şirket zararı↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ kesinlik sınırı↗ oy yasağı↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taraf ehliyeti↗ haksız fiil↗ ticari defter↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ cy/cy kaydı↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ ibraz↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/640 E., 2019/777 K.
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/641 E. sayılı dosya
Taraflar arasındaki asıl cezai şart alacağı ve birleşen haksız rekabetin tespiti, men'i ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın birleşen davada davacı vekili ve asıl davada davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurunun kabulü ile asıl dava yönünden İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, mahkemece asıl davada hüküm altına alınan ve davacı vekili tarafından temyize konu edilen toplam miktar 46.614,00 TL olup Mahkemenin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin birleşen dava yönünden temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl dosya dava dilekçesinde; davalının 08.07.2013 tarihinden istifa ettiği 31.12.2014 tarihine kadar müvekkili şirket bünyesinde yer alan Hilton Garden Inn İstanbul Hoteli'nde "genel müdür" sıfatıyla çalıştığını, davalının müvekkili şirketten istifa ederek ayrılmasından kısa bir süre sonra 05.01.2015 tarihinde The Marmara Pera Hotel'de genel müdür sıfatıyla çalışmaya başladığının tespit edildiğini, davalının rakip firmaya geçerken müvekkil şirkete ait otelin müşteri portföyünden ve ticari sırlarından faydalanarak müvekkili şirketi maddi ve manevi zarara uğrattığını, davalının imzaladığı iş sözleşmesinin 7 nci maddesinin (p) bendine göre iş akdinin sona ermesinden itibaren 6 aylık süre boyunca Marmara Bölgesindeki 4 ve 5 yıldızlı otellerde genel müdür sıfatıyla çalışmasının rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 46.614,00 TL cezai şart alacağının işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen dosya dava dilekçesinde; asıl davadaki iddialarını tekrar ederek, davalı ...'nin planlanmış bir şekilde müvekkili şirketten ayrılması üstelik iş sözleşmesinde yer alan rekabet etme yasağının bulunduğunun bilinmesine rağmen halen genel müdür pozisyonunda davalı şirket bünyesinde yer alan otelde çalıştırılmasının haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ve meni ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imza edilmiş geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesi bulunmadığını, davacının keyfi olarak 6 ay süreyle davalıya getirmiş olduğu bu sınırlamanın Anayasa'nın 48 inci maddesinde düzenlenmiş olan "Çalışma ve Sözleşme Hürriyet Hakkı"nı ihlal ettiğini, müvekkilinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlar içerdiğini, temelinde hiçbir haklı gerekçenin bulunmadığını, rekabet etmeme borcu altında getirilmiş konu temelli sınırlamanın 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi uyarınca geçersiz olduğunu, otelcilik sistemi içerisinde müşteri rezervasyonlarının yapılması ve müşteri elde edilmesinde müvekkilinin kilit bir rolü bulunmadığını, müvekkilinin otel müşterilerini yönlendirebilme ile otelin müşteri tarafından seçilmesinde belirleyici ve müşteri tercihlerini yönlendirici herhangi bir ticari sırra veya güce sahip olmadığını, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı şirket arasında imzalanan bir iş sözleşmesi bulunmakta ise de gerçek sözleşmenin müvekkili ile dava dışı Hilton Worldwide arasında imzalandığının kabulü gerektiğini, davacının işbu davayı açma hakkı bulunmadığı gibi tek başına dava açamayacağını, haksız rekabet şartlarının oluşmadığını, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen dosyada davalı İstanbul Turizm ve Otelcilik A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından öncelikle aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin aynı sektörde uzun yıllardır faaliyet gösteren bir firma olarak, davacının müşteri portföyü ve ticari bağlantılarına ihtiyaç duymadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan delillere ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak, asıl davanın rekabet yasağına aykırılık sebebiyle cezai şart istemine ilişkin olduğu, davalı ...'nin davacı şirkette 08.07.2013 tarihinde "Genel Müdür" pozisyonunda çalışmaya başladığı, iş sözleşmesinin 7/p maddesiyle iş akdinin sonunda Marmara Bölgesinde aynı pozisyonda 4 ve 5 yıldızlı otellerde çalışmamayı taahhüt ettiği, 02.12.2014 tarihinde istifa mektubu sunduğu, akabinde 31.12.2014 tarihinde işten ayrıldığı, kısa bir süre sonra 05.01.2015 tarihinde rekabet yasağı taahhüdüne aykırı olarak Marmara Bölgesinde, "genel müdür" pozisyonunda 5 yıldızlı bir otelde çalışmaya başladığı, davalı ...'nin eyleminin rekabet yasağına açıkça aykırılık teşkil ettiğinden asıl davanın kısmen kabulü ile 45.000,00 TL'nin dava tarihi olan 19.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın haksız rekabetin tespiti, meni ve tazminat istemlerine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinde haksız rekabet oluşturacak hususların tahdidi olarak sayıldığı, davalı ...'nin, diğer davalı ...'nde çalışmaya başlamasının doğrudan haksız rekabet oluşturmayacağı, işletmelerin sınıf ve klasmanlarının farklı olduğu, genel müdürün müşteri pörtföyünü götürme gibi bir fonksiyonu olamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde birleşen davada davacı vekili ve asıl davada davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; genel müdürün müşteri portföyü üzerinde etkili olamayacağına ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, mahkemenin değerlendirmesinin aksine, müşterilerin karşılarında muhatap olarak davalıyı bilip, onunla iletişime geçip, rezervasyonlarını da yine onun aracılığı ile gerçekleştirdiklerini, davalı şirketin de davacının bu niteliklerini bildiği için, davalıyı kendi bünyelerinde bir an evvel çalışmak için ikna ettiğini, davalının müvekkili şirketin tüm müşterilerini davalı şirkete yönlendirerek davalı şirketin haksız kazanç elde etmesini sağladığını, davalının altı aylık rekabet yasağı süresini dahi beklemeden cezai şart tutarını ödemeyi göze alarak davalı şirkette çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirketten ayrılmasının, müvekkili işveren açısından bir know-how kaybı olduğunu, işverenin, çalışanların bilgi ve tecrübe sahibi olması için büyük bir yatırım yapmış olduğu ihtimali de göz önüne alındığında, çalışanın işletmeden ayrılması, bu yatırımın boşa gitmesi sonucunu da beraberinde getirdiğini, davalı şirketin, davalıyı bulunduğu konum itibariyle "prestij" kazanmak ve aynı zamanda davalının sahip olduğu bilgiler aracılığıyla müşteri portföyünü artırmak için ayartarak işe aldığını, müvekkili şirketin zararına ve kâr kaybına ilişkin hiçbir inceleme yapılmadığını, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişiler tarafından davalının ticari defterlerinin incelenmediğini, yalnızca müvekkili şirket defterlerinin incelenerek bir sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Asıl davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; rekabet yasağı sözleşmelerinden kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğunu, rekabet yasağı hükmünün geçersiz olduğunu, işverenin korunmaya değer haklı bir menfaati olmadığını, rekabet yasağında, yer, konu, zaman bakımından yapılan sınırlamaların hukuka aykırı olduğunu, yer bakımından Marmara Bölgesi ile ifade edilen yer sınırlamasının çok geniş ve tamamen müvekkilinin aleyhine, kişinin ekonomik geleceğini sarsacak ve maddi anlamda mağduriyetine yol açacak şekilde düzenlenmiş olduğundan geçersiz olduğunu, müvekkilinin, rekabet etmeme şartına aykırı davranmadığını, davacı iş sözleşmesindeki rekabet etmeme şartının geçerli olduğunu ve müvekkilinin bu şarta aykırı davrandığını ispat edemediğini, müvekkilinin davacıya ait hiçbir ticari sırra sahip olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi hükmü gereğince müvekkilinin cezai şart ödemekle yükümlü olduğu iddiasının 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda geçersiz olduğunu, hükme göre rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye, müşteri çevresi veya üretim faktörleri hakkında bilgi edinmesini sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverene önemli bir zarar verebilecek nitelikteyse geçerli olduğunu, bu nedenle davacının, cezai şart istemekte haksız olduğunu, tek taraflı işçi aleyhine düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın da reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket ile davacı arasında herhangi bir sözleşme, rekabet yasağına ilişkin anlaşma ve taahhüt bulunmadığı, davalı çalışanın rekabet yasağı taahhüdünden dolayı, bu sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, davacı şirket tarafından davalı çalışanın ayartılmak suretiyle davalı şirkette işe alındığına yönelik bir delil ortaya konulmadığı, davalının davacının müşteri çevresinden hukuka aykırı olarak yararlanmış olduğunun da kanıtlanmadığı, davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle isabetli olduğundan birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, işçi ve işverenin rekabet yasağı anlaşmasına bir ceza koşulu koyabileceği, ancak, bu ceza koşulunun geçerliliğinin 6098 sayılı Kanun'un 420 nci maddesinin birinci fıkrasına bağlı olduğunu, burada getirilecek ceza koşulunun sadece işçi aleyhine bir ceza koşulu olmaması, bunun karşılığında işverenin de bir edim üstlenmiş olması gerektiği, Kanun'da bu yorumun aksinin kabulünü gerektirecek hiç bir hüküm bulunmadığını, taraflar arasındaki rekabet yasağı içeren sözleşme yasal sınırlar içinde geçerli bir anlaşma olsa bile, buna bağlanan tek taraflı ceza koşulunun hükümsüz olacağı, bu durumda, işveren, rekabet yasağını ihlal eden işçiden ceza koşulunu isteyemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesince davacının asıl davada cezai şart talebinin davalı ... yönünden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; asıl dava yönünden taahhütnamenin 6 ay süreli olup, sadece Marmara bölgesindeki 4-5 yıldızlı otellerde genel müdür görevi için 3 aylık brüt maaşı ile sınırlı olarak düzenlendiği ve yasanın aradığı sınırlamalara uygun yapıldığı, istinaf mahkemesince genel müdür olan ve vekaletname ile şirket adına finansal yetkilerle imza yetkisi verilen davalının davacı şirketin müşteri çevresi ve üretim sırları gibi işverenin yaptığı iş hakkında bilgi edinme imkanı sağlama kıstasına sahip olmadığından 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında taahhütnamenin geçersiz olduğunu, bir şirkette genel müdür olan kişiden daha üst düzey bir kişi olmadığını, genel müdür için müşteri çevresi ve bilgi edinme imkanı olmadığının belirlenemeyeceğini, rekabet etmemenin hizmeti sunan tarafından ancak tek taraflı verilen bir taahhüt olduğunu, birleşen dava yönünden genel müdürün müşteri portföyü üzerinde etkili olmayacağı yorumunun tamamen hatalı olduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalının ...'ne geçmesinden sonra müvekkili şirketin 5 aylık müşteri ve gelir kaybı maliyetinin 158.237,00 TL olarak belirlendiğini, genel müdürün müşteri portföyü üzerinde etkili olmadığı yönündeki değerlendirmenin somut gerçeklikten uzak bir değerlendirme olduğunu, müşterilerin, en üst düzey temsilci genel müdürü aradığını, grup rezervasyonlarını da yine onun aracılığı ile gerçekleştirdiklerini, davalı şirketin de davacının bu niteliklerini bildiği için, davalıyı kendi bünyelerinde bir an evvel çalışmak için ikna ettiğini, davalının, müvekkili şirketten hizmet alacak tüm müşterileri davalı şirkete yönlendirerek davalı şirketin haksız kazanç elde etmesini sağladığını, davalı şirketin, davalıyı bulunduğu konum itibariyle "prestij" kazanmak ve aynı zamanda davalının sahip olduğu bilgiler aracılığıyla müşteri portföyünü artırmak için davalıyı ayartarak işe aldığını, müvekkili şirketin zararına ve kar kaybına ilişkin hiçbir inceleme yapılmadığını, davalı şirketin bilinçli olarak ticari defterlerini ibraz etmediğini, ibraz etseydi haksız rekabet konusu müşterilerin geçişinin maddi olarak da ispat edileceğini belirterek kararın asıl ve birleşen dava yönünden bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle cezai şart alacağının tahsili, birleşen dava haksız rekabetin tespiti, meni ve tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 420 nci maddesinin birinci fıkrası ile 444, 445 ve 446 ncı maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3116 E. 2019/7522 K.
Ortak:iş sırrı · üretim sırları · müşteri çevresi · rekabet yasağı · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz kararda2.Asıl davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; «rekabet yasağı sözleşmelerinden» kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin «görevli» olduğunu, rekabet yasağı hükmünün «geçersiz» olduğunu, işverenin korunmaya değer haklı bir menfaati olmadığını, rekabet yasağında, yer, konu, zaman bakımından yapılan sınırlamaların hukuka aykırı olduğunu, yer bakımından Marmara Bölgesi ile ifade edilen yer sınırlamasının çok geniş ve tamamen müvekkilinin aleyhine, kişinin ekonomik geleceğini sarsacak ve maddi anlamda mağduriyetine yol açacak şekilde düzenlenmiş olduğundan geçersiz olduğunu, müvekkilinin, rekabet etmeme şartına aykırı davranmadığını, davacı iş sözleşmesindeki rekabet etmeme şartının geçerli olduğunu ve müvekkilinin bu şarta aykırı davrandığını ispat edemediğini, müvekkilinin davacıya ait hiçbir ticari «sırra» sahip olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi hükmü gereğince müvekkilinin «cezai şart» ödemekle yükümlü olduğu iddiasının 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda geçersiz olduğunu, hükme göre rekabet yasağı «kaydının», ancak hizmet ilişkisi işçiye, «müşteri çevresi» veya üretim faktörleri hakkında bilgi edinmesini sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverene önemli bir zarar verebilecek nitelikteyse geçerli olduğunu, bu nedenle davacının, cezai şart istemekte haksız olduğunu, tek taraflı işçi aleyhine düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, «bilirkişi raporuna itirazlarının» değerlendirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın da reddine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP 1.Asıl dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imza edilmiş geçerli bir «rekabet yasağı sözleşmesi» bulunmadığını, davacının keyfi olarak 6 ay süreyle davalıya getirmiş olduğu bu sınırlamanın Anayasa'nın 48 inci maddesinde düzenlenmiş olan "Çalışma ve Sözleşme Hürriyet Hakkı"nı ihlal ettiğini, müvekkilinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlar içerdiğini, temelinde hiçbir haklı gerekçenin bulunmadığını, rekabet etmeme borcu altında getirilmiş konu temelli sınırlamanın 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi uyarınca «geçersiz» olduğunu, otelcilik sistemi içerisinde müşteri rezervasyonlarının yapılması ve müşteri elde edilmesinde müvekkilinin kilit bir rolü bulunmadığını, müvekkilinin otel müşterilerini yönlendirebilme ile otelin müşteri tarafından seçilmesinde belirleyici ve müşteri tercihlerini yönlendirici herhangi bir ticari «sırra» veya güce sahip olmadığını, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
DAVA Davacı vekili asıl dosya dava dilekçesinde; davalının 08.07.2013 tarihinden «istifa» ettiği 31.12.2014 tarihine kadar müvekkili şirket bünyesinde yer alan Hilton Garden Inn İstanbul Hoteli'nde "genel müdür" sıfatıyla çalıştığını, davalının müvekkili şirketten istifa ederek ayrılmasından kısa bir süre sonra 05.01.2015 tarihinde The Marmara Pera Hotel'de genel müdür sıfatıyla çalışmaya başladığının tespit edildiğini, davalının rakip firmaya geçerken müvekkil şirkete ait otelin «müşteri portföyünden» ve ticari sırlarından faydalanarak müvekkili şirketi maddi ve manevi zarara uğrattığını, davalının imzaladığı iş sözleşmesinin 7 nci maddesinin (p) bendine göre iş akdinin sona ermesinden itibaren 6 aylık süre boyunca Marmara Bölgesindeki 4 ve 5 yıldızlı otellerde genel müdür sıfatıyla çalışmasının «rekabet yasağına» aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 46.614,00 TL «cezai şart» alacağının işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki «rekabet yasağı» düzenlemesinin, görev sınırlaması yapılmaması nedeniyle «hakkaniyete» aykırı olduğu, bu nedenle rekabet yasağı düzenlemesinin «geçersiz» olduğu, davalının ticari «sırra» vakıf olabilecek pozisyonda bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nın 445/2. maddesi “Hâkim, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” hükmüne haiz olup, anılan madde hükmü ile 6098 sayılı Kanun 818 sayılı Kanun'dan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir «geçersizliğin» öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakim …
Ayrıca aynı Kanun'un 444/2. maddesi “«rekabet yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak niteli …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:karşı edim · çalışma hürriyeti · hizmet akdi · delil değerlendirmesi · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu durumda, TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, davacı tarafça dosya kapsamına «ibraz» edilen «deliller değerlendirilerek», «rekabet yasağının» aşırı nitelikte olması durumunda gerekli sınırlandırılmalar yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ve «eksik incelemeye» dayalı bir karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmedeki «rekabet yasağı» hükmünün kelepçe mahiyetinde olduğu, «çalışma hürriyetini» engellediği, davalının pozisyonu gereği ticari «sırra» vakıf olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu «hizmet akdinin», 01.11.2012 tarihli olması nedeniyle uyuşmazlığa, bu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 444 vd. hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
6098 sayılı TBK’nın 445/2. maddesi “Hâkim, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” hükmüne haiz olup, anılan madde hükmü ile 6098 sayılı Kanun 818 sayılı Kanun'dan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir «geçersizliğin» öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakim …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4038 E. 2019/5529 K.
Ortak:üretim sırları · müşteri çevresi · müşteri portföyü · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı
İncelediğiniz kararda2.Asıl davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; «rekabet yasağı sözleşmelerinden» kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin «görevli» olduğunu, rekabet yasağı hükmünün «geçersiz» olduğunu, işverenin korunmaya değer haklı bir menfaati olmadığını, rekabet yasağında, yer, konu, zaman bakımından yapılan sınırlamaların hukuka aykırı olduğunu, yer bakımından Marmara Bölgesi ile ifade edilen yer sınırlamasının çok geniş ve tamamen müvekkilinin aleyhine, kişinin ekonomik geleceğini sarsacak ve maddi anlamda mağduriyetine yol açacak şekilde düzenlenmiş olduğundan geçersiz olduğunu, müvekkilinin, rekabet etmeme şartına aykırı davranmadığını, davacı iş sözleşmesindeki rekabet etmeme şartının geçerli olduğunu ve müvekkilinin bu şarta aykırı davrandığını ispat edemediğini, müvekkilinin davacıya ait hiçbir ticari «sırra» sahip olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi hükmü gereğince müvekkilinin «cezai şart» ödemekle yükümlü olduğu iddiasının 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda geçersiz olduğunu, hükme göre rekabet yasağı «kaydının», ancak hizmet ilişkisi işçiye, «müşteri çevresi» veya üretim faktörleri hakkında bilgi edinmesini sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverene önemli bir zarar verebilecek nitelikteyse geçerli olduğunu, bu nedenle davacının, cezai şart istemekte haksız olduğunu, tek taraflı işçi aleyhine düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, «bilirkişi raporuna itirazlarının» değerlendirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın da reddine karar verilmesini istemiştir.
DAVA Davacı vekili asıl dosya dava dilekçesinde; davalının 08.07.2013 tarihinden «istifa» ettiği 31.12.2014 tarihine kadar müvekkili şirket bünyesinde yer alan Hilton Garden Inn İstanbul Hoteli'nde "genel müdür" sıfatıyla çalıştığını, davalının müvekkili şirketten istifa ederek ayrılmasından kısa bir süre sonra 05.01.2015 tarihinde The Marmara Pera Hotel'de genel müdür sıfatıyla çalışmaya başladığının tespit edildiğini, davalının rakip firmaya geçerken müvekkil şirkete ait otelin «müşteri portföyünden» ve ticari sırlarından faydalanarak müvekkili şirketi maddi ve manevi zarara uğrattığını, davalının imzaladığı iş sözleşmesinin 7 nci maddesinin (p) bendine göre iş akdinin sona ermesinden itibaren 6 aylık süre boyunca Marmara Bölgesindeki 4 ve 5 yıldızlı otellerde genel müdür sıfatıyla çalışmasının «rekabet yasağına» aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 46.614,00 TL «cezai şart» alacağının işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP 1.Asıl dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imza edilmiş geçerli bir «rekabet yasağı sözleşmesi» bulunmadığını, davacının keyfi olarak 6 ay süreyle davalıya getirmiş olduğu bu sınırlamanın Anayasa'nın 48 inci maddesinde düzenlenmiş olan "Çalışma ve Sözleşme Hürriyet Hakkı"nı ihlal ettiğini, müvekkilinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlar içerdiğini, temelinde hiçbir haklı gerekçenin bulunmadığını, rekabet etmeme borcu altında getirilmiş konu temelli sınırlamanın 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi uyarınca «geçersiz» olduğunu, otelcilik sistemi içerisinde müşteri rezervasyonlarının yapılması ve müşteri elde edilmesinde müvekkilinin kilit bir rolü bulunmadığını, müvekkilinin otel müşterilerini yönlendirebilme ile otelin müşteri tarafından seçilmesinde belirleyici ve müşteri tercihlerini yönlendirici herhangi bir ticari «sırra» veya güce sahip olmadığını, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, sözleşme 818 sayılı BK’nın yürürlükte olduğu dönemde akdedilmiş ise de «rekabet yasağının» ihlali 6098 sayılı TBK’nın yürülükte olduğu dönemde gerçekleşmiş olduğundan 6098 sayılı TBK’nın uygulanması gerektiği, dava konusu sözleşmede coğrafi sınır Marmara bölgesini kapsadığından TBK.'nın 445/2.maddesi uyarınca coğrafi sınır yönünden sınırlandırılması gerektiği, sınırlandırma yapılırken davalının davacı nezdinde çalıştığı il sınırlarının esas alınması «hakkaniyete» uygun olacağı, davalı, İstanbul'da davacı iş yerinde çalışırken, «rekabet yasağı sözleşmesini» imzaladığına göre, rekabet yasağı hükmünün İstanbul İli için geçerli olduğunun kabulü gerektiği, süre ve konu bakımından sınırlamaının uygun olduğu, davalının aynı alanda 1 yıllık süre dolmadan işletme açması rekabet yasağının ihlali olduğu, ayrıca davalının davacı şirkette satış «temsilcisi» olması nedeniyle «müşteri portföyünü» çok iyi bildiğinin kabulü gerektiği, bu nedenle davalının bu ihlalinin TBK.'nın 444/2.maddesi uyarınca davacıya önemli bir zarar verecek nitelikte olması nedeniyle «cezai şart» isteminin yerinde olduğu, ancak 12 aylık ücret tutarının fahiş olduğu, TBK.'nın 182/«son» maddesi uyarınca davalı işçinin ekonomik durumu ve işverenin rekabet yasağı karşılığında herhangi bir yükümlülük altına girmemiş olması gibi olguları dikkate alınd …
Ancak, TBK’nın 444/2. maddesi “Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmü haiz olup, anılan madde hükmü uyarınca «rekabet yasağının» işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bul …
1-Dava, taraflar arasında imzalanan hizmet aktinde yer alan «rekabet yasağına» ilişkin hükümlerin ihlali nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:esnaf · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, davalı tarafın açtığı işyerinin perakende satış yapan «esnaf» işletmesi niteliğinde olduğu, davacının «müşteri çevresi» ve «üretim sırları» hakkında bilgi edinmiş olmasının davalıya bir yarar sağlamayacağı gibi işverenin zararına sebep olabilecek nitelikte de olmadığı, davalının işyeri açmasının davacının önemli zararına sebep olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, sözleşme 818 sayılı BK’nın yürürlükte olduğu dönemde akdedilmiş ise de «rekabet yasağının» ihlali 6098 sayılı TBK’nın yürülükte olduğu dönemde gerçekleşmiş olduğundan 6098 sayılı TBK’nın uygulanması gerektiği, dava konusu sözleşmede coğrafi sınır Marmara bölgesini kapsadığından TBK.'nın 445/2.maddesi uyarınca coğrafi sınır yönünden sınırlandırılması gerektiği, sınırlandırma yapılırken davalının davacı nezdinde çalıştığı il sınırlarının esas alınması «hakkaniyete» uygun olacağı, davalı, İstanbul'da davacı iş yerinde çalışırken, «rekabet yasağı sözleşmesini» imzaladığına göre, rekabet yasağı hükmünün İstanbul İli için geçerli olduğunun kabulü gerektiği, süre ve konu bakımından sınırlamaının uygun olduğu, davalının aynı alanda 1 yıllık süre dolmadan işletme açması rekabet yasağının ihlali olduğu, ayrıca davalının davacı şirkette satış «temsilcisi» olması nedeniyle «müşteri portföyünü» çok iyi bildiğinin kabulü gerektiği, bu nedenle davalının bu ihlalinin TBK.'nın 444/2.maddesi uyarınca davacıya önemli bir zarar verecek nitelikte olması nedeniyle «cezai şart» isteminin yerinde olduğu, ancak 12 aylık ücret tutarının fahiş olduğu, TBK.'nın 182/«son» maddesi uyarınca davalı işçinin ekonomik durumu ve işverenin rekabet yasağı karşılığında herhangi bir yükümlülük altına girmemiş olması gibi olguları dikkate alınd …
Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, davacı tarafça dosya kapsamına «ibraz» edilen deliller nazara alınarak «rekabet yasağı» düzenlemesinin geçerli olup olmadığı değerlendirilmeli ve geçerli olduğuna kanaat getirildiği takdirde, aynı Yasa'nın 445/2. hükmü uyarınca rekabet yasağının aşırı nitelikte olması durumunda gerekli sınırlandırılmalar yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayılı karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına davalı yararına karara vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1442 E. 2013/1861 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü · protokol
Benzer bu kararda… redilip otelin tescilli isim hakkı Hawaii Otelcilik A.Ş'de olduğundan satılması veya kiralanması durumunda, isim hakkının devredilmeyeceği yönünde taraflar arasında «protokol» yapıldığı, davalının «yapılan protokole» göre yalnızca otelin kullanım hakkına sahip bulunduğu, otelin marka olarak adının tescil hakkına sahip olmadığı gerekçesi ile davalı adına 2008/18621 numara ile te …
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2023 E. 2021/2136 K.
Ortak:üretim sırları · müşteri çevresi · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik · cy/cy kaydı
İncelediğiniz kararda2.Asıl davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; «rekabet yasağı sözleşmelerinden» kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin «görevli» olduğunu, rekabet yasağı hükmünün «geçersiz» olduğunu, işverenin korunmaya değer haklı bir menfaati olmadığını, rekabet yasağında, yer, konu, zaman bakımından yapılan sınırlamaların hukuka aykırı olduğunu, yer bakımından Marmara Bölgesi ile ifade edilen yer sınırlamasının çok geniş ve tamamen müvekkilinin aleyhine, kişinin ekonomik geleceğini sarsacak ve maddi anlamda mağduriyetine yol açacak şekilde düzenlenmiş olduğundan geçersiz olduğunu, müvekkilinin, rekabet etmeme şartına aykırı davranmadığını, davacı iş sözleşmesindeki rekabet etmeme şartının geçerli olduğunu ve müvekkilinin bu şarta aykırı davrandığını ispat edemediğini, müvekkilinin davacıya ait hiçbir ticari «sırra» sahip olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi hükmü gereğince müvekkilinin «cezai şart» ödemekle yükümlü olduğu iddiasının 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda geçersiz olduğunu, hükme göre rekabet yasağı «kaydının», ancak hizmet ilişkisi işçiye, «müşteri çevresi» veya üretim faktörleri hakkında bilgi edinmesini sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverene önemli bir zarar verebilecek nitelikteyse geçerli olduğunu, bu nedenle davacının, cezai şart istemekte haksız olduğunu, tek taraflı işçi aleyhine düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, «bilirkişi raporuna itirazlarının» değerlendirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın da reddine karar verilmesini istemiştir.
DAVA Davacı vekili asıl dosya dava dilekçesinde; davalının 08.07.2013 tarihinden «istifa» ettiği 31.12.2014 tarihine kadar müvekkili şirket bünyesinde yer alan Hilton Garden Inn İstanbul Hoteli'nde "genel müdür" sıfatıyla çalıştığını, davalının müvekkili şirketten istifa ederek ayrılmasından kısa bir süre sonra 05.01.2015 tarihinde The Marmara Pera Hotel'de genel müdür sıfatıyla çalışmaya başladığının tespit edildiğini, davalının rakip firmaya geçerken müvekkil şirkete ait otelin «müşteri portföyünden» ve ticari sırlarından faydalanarak müvekkili şirketi maddi ve manevi zarara uğrattığını, davalının imzaladığı iş sözleşmesinin 7 nci maddesinin (p) bendine göre iş akdinin sona ermesinden itibaren 6 aylık süre boyunca Marmara Bölgesindeki 4 ve 5 yıldızlı otellerde genel müdür sıfatıyla çalışmasının «rekabet yasağına» aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 46.614,00 TL «cezai şart» alacağının işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP 1.Asıl dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imza edilmiş geçerli bir «rekabet yasağı sözleşmesi» bulunmadığını, davacının keyfi olarak 6 ay süreyle davalıya getirmiş olduğu bu sınırlamanın Anayasa'nın 48 inci maddesinde düzenlenmiş olan "Çalışma ve Sözleşme Hürriyet Hakkı"nı ihlal ettiğini, müvekkilinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlar içerdiğini, temelinde hiçbir haklı gerekçenin bulunmadığını, rekabet etmeme borcu altında getirilmiş konu temelli sınırlamanın 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi uyarınca «geçersiz» olduğunu, otelcilik sistemi içerisinde müşteri rezervasyonlarının yapılması ve müşteri elde edilmesinde müvekkilinin kilit bir rolü bulunmadığını, müvekkilinin otel müşterilerini yönlendirebilme ile otelin müşteri tarafından seçilmesinde belirleyici ve müşteri tercihlerini yönlendirici herhangi bir ticari «sırra» veya güce sahip olmadığını, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesi hükmüne göre, «rekabet yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «rekabet yasağına» ilişkin 9. maddesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersiz» olduğu, bu nedenle «geçersiz sözleşmeyle» öngörülen «cezai şartın» talep edilemeyeceği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı, bu nedenle davalı şirkete «husumet» yöneltilmeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» diğer davalı hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
2-) Dava, davalı işçinin «hizmet sözleşmesindeki» «rekabet yasağı» «kaydına» aykırı davrandığı iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çalışma hürriyeti · geçersiz sözleşme · tanıma · pasif husumet yokluğu · hizmet sözleşmesi · pasif husumet · husumet yokluğu · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «rekabet yasağına» ilişkin 9. maddesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersiz» olduğu, bu nedenle «geçersiz sözleşmeyle» öngörülen «cezai şartın» talep edilemeyeceği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı, bu nedenle davalı şirkete «husumet» yöneltilmeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» diğer davalı hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı şirket hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» bahisle reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak davalı işçinin davacı şirkette çalıştığı pozisyonun iş sırlarını, müşteri çevresini ve yapılan işleri öğrenmeye müsait olduğu, taraf şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdiği ve davalı işçinin davalı şirkette çalıştığı pozisyonun da önceki işiyle benzer olduğu, «rekabet yasağı» «kaydının» geçerli olabilmesi için somut bir zarar oluşmasına gerek olmayıp, zarar oluşması ihtimalinin dahi yeterli olduğu, yukarıda belirtilen hususlar gözetildiğinde zarar …
Bu itibarla, mahkemece, öncelikle davalının çalıştığı dönemlere ilişkin görev «tanımı» ve organizasyon şemasının dosyaya kazandırılması ve bu suretle dijital pazarlama uzmanı pozisyonunda çalışan bir kimsenin şirket bünyesinde hangi işleri yaptığının belirlenmesi, akabinde ise gerekirse «bilirkişi incelemesi» de yaptırılarak hizmet ilişkisinin işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlayıp sağlamadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Dava, davalı işçinin «hizmet sözleşmesindeki» «rekabet yasağı» «kaydına» aykırı davrandığı iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4433 E. 2017/6926 K.
Ortak:iş sırrı · üretim sırları · ceza koşulu · müşteri çevresi · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı
İncelediğiniz kararda2.Asıl davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; «rekabet yasağı sözleşmelerinden» kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin «görevli» olduğunu, rekabet yasağı hükmünün «geçersiz» olduğunu, işverenin korunmaya değer haklı bir menfaati olmadığını, rekabet yasağında, yer, konu, zaman bakımından yapılan sınırlamaların hukuka aykırı olduğunu, yer bakımından Marmara Bölgesi ile ifade edilen yer sınırlamasının çok geniş ve tamamen müvekkilinin aleyhine, kişinin ekonomik geleceğini sarsacak ve maddi anlamda mağduriyetine yol açacak şekilde düzenlenmiş olduğundan geçersiz olduğunu, müvekkilinin, rekabet etmeme şartına aykırı davranmadığını, davacı iş sözleşmesindeki rekabet etmeme şartının geçerli olduğunu ve müvekkilinin bu şarta aykırı davrandığını ispat edemediğini, müvekkilinin davacıya ait hiçbir ticari «sırra» sahip olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi hükmü gereğince müvekkilinin «cezai şart» ödemekle yükümlü olduğu iddiasının 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda geçersiz olduğunu, hükme göre rekabet yasağı «kaydının», ancak hizmet ilişkisi işçiye, «müşteri çevresi» veya üretim faktörleri hakkında bilgi edinmesini sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverene önemli bir zarar verebilecek nitelikteyse geçerli olduğunu, bu nedenle davacının, cezai şart istemekte haksız olduğunu, tek taraflı işçi aleyhine düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, «bilirkişi raporuna itirazlarının» değerlendirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın da reddine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP 1.Asıl dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imza edilmiş geçerli bir «rekabet yasağı sözleşmesi» bulunmadığını, davacının keyfi olarak 6 ay süreyle davalıya getirmiş olduğu bu sınırlamanın Anayasa'nın 48 inci maddesinde düzenlenmiş olan "Çalışma ve Sözleşme Hürriyet Hakkı"nı ihlal ettiğini, müvekkilinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlar içerdiğini, temelinde hiçbir haklı gerekçenin bulunmadığını, rekabet etmeme borcu altında getirilmiş konu temelli sınırlamanın 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi uyarınca «geçersiz» olduğunu, otelcilik sistemi içerisinde müşteri rezervasyonlarının yapılması ve müşteri elde edilmesinde müvekkilinin kilit bir rolü bulunmadığını, müvekkilinin otel müşterilerini yönlendirebilme ile otelin müşteri tarafından seçilmesinde belirleyici ve müşteri tercihlerini yönlendirici herhangi bir ticari «sırra» veya güce sahip olmadığını, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket ile davacı arasında herhangi bir sözleşme, «rekabet yasağına» ilişkin anlaşma ve «taahhüt» bulunmadığı, davalı çalışanın rekabet yasağı taahhüdünden dolayı, bu sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, davacı şirket tarafından davalı çalışanın ayartılmak suretiyle davalı şirkette işe alındığına yönelik bir delil ortaya konulmadığı, davalının davacının müşteri çevresinden hukuka aykırı olarak yararlanmış olduğunun da kanıtlanmadığı, davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle isabetli olduğundan birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, işçi ve işverenin rekabet yasağı anlaşmasına bir «ceza koşulu» koyabileceği, ancak, bu ceza koşulunun geçerliliğinin 6098 sayılı Kanun'un 420 nci maddesinin birinci fıkrasına bağlı olduğunu, burada getirilecek ceza koşulunun sadece işçi aleyhine bir ceza koşulu olmaması, bunun karşılığında işverenin de bir edim üstlenmiş olması gerektiği, Kanun'da bu yorumun aksinin kabulünü gerektirecek hiç bir hüküm bulunmadığını, taraflar arasındaki rekabet yasağı içeren sözleşme yasal sınırlar içinde geçerli bir anlaşma olsa bile, buna bağlanan tek taraflı ceza koşulunun hükümsüz olacağı, bu durumda, işveren, rekabet yasağını ihlal eden işçiden ceza koşulunu isteyemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesince davacının asıl davada «cezai şart» talebinin davalı ... yönünden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı işletmenin aynı alanda iştigal ettikleri, davalılar ile davacı arasında «rekabet yasağı sözleşmenin» olduğu, iş akitlerinin feshinden sonra davalıların rekabet yasağına rağmen dava dışı işletmede pasta ustası olarak çalışmaya başladıkları, davacının Türk Patent Enstitüsü nezdinde 2013/03316 sayılı çoklu tasarım tescil belgesine bağlı bir kısım pastaları dava dışı işletmede de ürettikleri, böylelikle davacı iş yerinde çalışırken edindikleri bilgileri ve ticari «sırrı» sözleşmenin 6. maddesine uygun olarak korumadıkları, belirsiz süreli iş sözleşmesi 6. maddesi gereğince davacının «cezai şart» talebinde haklı olduğu, talebe konu 40.000,00 TL cezai şartın davalıların mahvına sebep olacak nitelikte olduğu, aşırı görünen «cezai koşulun» 20.000,00 TL'ye indirilmesi gerektiği, bu nedenlere davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2-Asıl ve birleşen dava, «rekabet yasağı sözleşmesinin» ihleli nedeniyle «cezai şart» olarak belirlenen 40.000 TL'nin tahsili istemine ilişkindir.
Ancak, somut uyuşmazlığa uygulanacak 6098 sayılı TBK 444/2. maddesi uyarınca işçinin «rekabet yasağına» ilişkin sözleşmenin geçerli olabilmesi için, işçinin işverenin «müşteri çevresi» ve «üretim sırları» hakkında ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlayacak pozisyonda çalışmış olması yanında, işçinin bu bilgileri kullanması neticesinde işverene bir zarar verebilme ihtimalinin de bulunması gerekmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:üretim ve iş sırrı · sözleşmenin ihlali · tescilsiz tasarım
Benzer bu karardaSomut olayda, isnat olunan eylem davacı tarafa ait «tescilli tasarımların» aynı ya da benzerinin davalılar tarafından rakip işyerinde üretilmesi olup, zaten tasarım tescili aşamasında yetkili makam olan Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından yayınlanmak suretiyle aleni olan pasta tasarımları sebebiyle herhangi bir «üretim sırrının» kullanıldığından sözedilemeyeceği gibi anılan eylemin dışında davalı işçilerin üretim sırrı sayılabilecek bilgileri haiz oldukları ve bu bilgileri işveren aleyhine …
Mahkemece, davalı işçilerin «rekabet yasağı sözleşmesini ihlal» ettikleri gerekçesiyle asıl ve birleşen dava kısmen kabul edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9713 E. 2015/12399 K.
Ortak:üretim sırları · müşteri çevresi · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı · taahhütname
İncelediğiniz kararda2.Asıl davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; «rekabet yasağı sözleşmelerinden» kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin «görevli» olduğunu, rekabet yasağı hükmünün «geçersiz» olduğunu, işverenin korunmaya değer haklı bir menfaati olmadığını, rekabet yasağında, yer, konu, zaman bakımından yapılan sınırlamaların hukuka aykırı olduğunu, yer bakımından Marmara Bölgesi ile ifade edilen yer sınırlamasının çok geniş ve tamamen müvekkilinin aleyhine, kişinin ekonomik geleceğini sarsacak ve maddi anlamda mağduriyetine yol açacak şekilde düzenlenmiş olduğundan geçersiz olduğunu, müvekkilinin, rekabet etmeme şartına aykırı davranmadığını, davacı iş sözleşmesindeki rekabet etmeme şartının geçerli olduğunu ve müvekkilinin bu şarta aykırı davrandığını ispat edemediğini, müvekkilinin davacıya ait hiçbir ticari «sırra» sahip olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi hükmü gereğince müvekkilinin «cezai şart» ödemekle yükümlü olduğu iddiasının 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda geçersiz olduğunu, hükme göre rekabet yasağı «kaydının», ancak hizmet ilişkisi işçiye, «müşteri çevresi» veya üretim faktörleri hakkında bilgi edinmesini sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverene önemli bir zarar verebilecek nitelikteyse geçerli olduğunu, bu nedenle davacının, cezai şart istemekte haksız olduğunu, tek taraflı işçi aleyhine düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, «bilirkişi raporuna itirazlarının» değerlendirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın da reddine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP 1.Asıl dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imza edilmiş geçerli bir «rekabet yasağı sözleşmesi» bulunmadığını, davacının keyfi olarak 6 ay süreyle davalıya getirmiş olduğu bu sınırlamanın Anayasa'nın 48 inci maddesinde düzenlenmiş olan "Çalışma ve Sözleşme Hürriyet Hakkı"nı ihlal ettiğini, müvekkilinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlar içerdiğini, temelinde hiçbir haklı gerekçenin bulunmadığını, rekabet etmeme borcu altında getirilmiş konu temelli sınırlamanın 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi uyarınca «geçersiz» olduğunu, otelcilik sistemi içerisinde müşteri rezervasyonlarının yapılması ve müşteri elde edilmesinde müvekkilinin kilit bir rolü bulunmadığını, müvekkilinin otel müşterilerini yönlendirebilme ile otelin müşteri tarafından seçilmesinde belirleyici ve müşteri tercihlerini yönlendirici herhangi bir ticari «sırra» veya güce sahip olmadığını, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan delillere ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak, asıl davanın «rekabet yasağına» aykırılık sebebiyle «cezai şart» istemine ilişkin olduğu, davalı ...'nin davacı şirkette 08.07.2013 tarihinde "Genel Müdür" pozisyonunda çalışmaya başladığı, iş sözleşmesinin 7/p maddesiyle iş akdinin sonunda Marmara Bölgesinde aynı pozisyonda 4 ve 5 yıldızlı otellerde çalışmamayı «taahhüt» ettiği, 02.12.2014 tarihinde «istifa» mektubu sunduğu, akabinde 31.12.2014 tarihinde işten ayrıldığı, kısa bir süre sonra 05.01.2015 tarihinde rekabet yasağı taahhüdüne aykırı olarak Marmara Bölgesinde, "genel müdür" pozisyonunda 5 yıldızlı bir otelde çalışmaya başladığı, davalı ...'nin eyleminin rekabet yasağına açıkça aykırılık teşkil ettiğinden asıl davanın kısmen kabulü ile 45.000,00 TL'nin dava tarihi olan 19.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın «haksız rekabetin» tespiti, meni ve tazminat istemlerine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinde haksız rekabet oluşturacak hususla …
Benzer bu karardaİşçi, işverenin «müşteri çevresi» veya iş ve «üretim sırlarına» sahip olsa bile bu bilgilerin kullanılması işverene önemli bir zarar verebilecek nitelikte değilse yapılan «rekabet yasağı sözleşmesi» geçerli sayılamaz.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının işverene karşı «rekabet yasağı» ile yükümlendirilmesini gerektirecek haklı bir «sebebin» ortaya konamadığı, «cezai şartın» «genel işlem koşulu» niteliği taşıdığı, «hakkaniyet» ile bağdaşmadığı, Anayasa ile «teminat» altına alınan «çalışma özgürlüğünün» anılan sözleşme şartı ile görmezden gelindiği, davacının salt ekonomik durumu nedeni ile işe alınabilmek için sözleşmeyi imzalamak zorunda olan işçi ile yapılmış s …
Ayrıca, rekabet etmeme «taahhüdü», işçinin, işverenin müşteri çevresine veya iş ve «üretim sırlarına» ait bilgileri kullanarak işverene önemli bir zarar verebilme ihtimalinin bulunduğu hallerde geçerlidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · genel işlem şartı · genel işlem koşulu · sözleşmeye aykırılık · dava sebebi · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının işverene karşı «rekabet yasağı» ile yükümlendirilmesini gerektirecek haklı bir «sebebin» ortaya konamadığı, «cezai şartın» «genel işlem koşulu» niteliği taşıdığı, «hakkaniyet» ile bağdaşmadığı, Anayasa ile «teminat» altına alınan «çalışma özgürlüğünün» anılan sözleşme şartı ile görmezden gelindiği, davacının salt ekonomik durumu nedeni ile işe alınabilmek için sözleşmeyi imzalamak zorunda olan işçi ile yapılmış s …
Dava, 818 Sayılı B.K.'nın 348. maddesinde (6098 Sayılı T.B.K'nın 444'üncü maddesi) düzenlenen işçinin rekabet yasağından ve işçi ile işveren arasında düzenlenen «sözleşmeye aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Mahkemece iş sözleşmesinde öngörülen «cezai şartın» «genel işlem şartlarına» aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki iş sözleşmesi 17.10.2007 tarihinde tanzim edilmiş olup, 6098 sayılı TBK 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Genel işlem şartlarının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile düzenlenmiş olması karşısında, işbu Kanun'un yürürlük tarihinden daha önce düzenlenmiş iş sözleşmesindeki hükümlerin «genel işlem şartlarına» aykırılığından söz edilemeyecek olup davanın 818 sayılı BK'nın 348. vd. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1393 E. 2019/2838 K.
Ortak:üretim sırları · müşteri çevresi · rekabet yasağı · istifa · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz kararda2.Asıl davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; «rekabet yasağı sözleşmelerinden» kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin «görevli» olduğunu, rekabet yasağı hükmünün «geçersiz» olduğunu, işverenin korunmaya değer haklı bir menfaati olmadığını, rekabet yasağında, yer, konu, zaman bakımından yapılan sınırlamaların hukuka aykırı olduğunu, yer bakımından Marmara Bölgesi ile ifade edilen yer sınırlamasının çok geniş ve tamamen müvekkilinin aleyhine, kişinin ekonomik geleceğini sarsacak ve maddi anlamda mağduriyetine yol açacak şekilde düzenlenmiş olduğundan geçersiz olduğunu, müvekkilinin, rekabet etmeme şartına aykırı davranmadığını, davacı iş sözleşmesindeki rekabet etmeme şartının geçerli olduğunu ve müvekkilinin bu şarta aykırı davrandığını ispat edemediğini, müvekkilinin davacıya ait hiçbir ticari «sırra» sahip olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi hükmü gereğince müvekkilinin «cezai şart» ödemekle yükümlü olduğu iddiasının 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda geçersiz olduğunu, hükme göre rekabet yasağı «kaydının», ancak hizmet ilişkisi işçiye, «müşteri çevresi» veya üretim faktörleri hakkında bilgi edinmesini sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverene önemli bir zarar verebilecek nitelikteyse geçerli olduğunu, bu nedenle davacının, cezai şart istemekte haksız olduğunu, tek taraflı işçi aleyhine düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, «bilirkişi raporuna itirazlarının» değerlendirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın da reddine karar verilmesini istemiştir.
DAVA Davacı vekili asıl dosya dava dilekçesinde; davalının 08.07.2013 tarihinden «istifa» ettiği 31.12.2014 tarihine kadar müvekkili şirket bünyesinde yer alan Hilton Garden Inn İstanbul Hoteli'nde "genel müdür" sıfatıyla çalıştığını, davalının müvekkili şirketten istifa ederek ayrılmasından kısa bir süre sonra 05.01.2015 tarihinde The Marmara Pera Hotel'de genel müdür sıfatıyla çalışmaya başladığının tespit edildiğini, davalının rakip firmaya geçerken müvekkil şirkete ait otelin «müşteri portföyünden» ve ticari sırlarından faydalanarak müvekkili şirketi maddi ve manevi zarara uğrattığını, davalının imzaladığı iş sözleşmesinin 7 nci maddesinin (p) bendine göre iş akdinin sona ermesinden itibaren 6 aylık süre boyunca Marmara Bölgesindeki 4 ve 5 yıldızlı otellerde genel müdür sıfatıyla çalışmasının «rekabet yasağına» aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 46.614,00 TL «cezai şart» alacağının işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP 1.Asıl dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imza edilmiş geçerli bir «rekabet yasağı sözleşmesi» bulunmadığını, davacının keyfi olarak 6 ay süreyle davalıya getirmiş olduğu bu sınırlamanın Anayasa'nın 48 inci maddesinde düzenlenmiş olan "Çalışma ve Sözleşme Hürriyet Hakkı"nı ihlal ettiğini, müvekkilinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlar içerdiğini, temelinde hiçbir haklı gerekçenin bulunmadığını, rekabet etmeme borcu altında getirilmiş konu temelli sınırlamanın 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi uyarınca «geçersiz» olduğunu, otelcilik sistemi içerisinde müşteri rezervasyonlarının yapılması ve müşteri elde edilmesinde müvekkilinin kilit bir rolü bulunmadığını, müvekkilinin otel müşterilerini yönlendirebilme ile otelin müşteri tarafından seçilmesinde belirleyici ve müşteri tercihlerini yönlendirici herhangi bir ticari «sırra» veya güce sahip olmadığını, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki «rekabet yasağı» düzenlemesinin faaliyet alanı ve «coğrafi sınırlama» bakımından «hakkaniyete» aykırı olduğu, bu nedenle rekabet yasağı düzenlemesinin «geçersiz» olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nın 445/2. maddesi “Hâkim, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” hükmünü haiz olup, anılan madde hükmü ile 6098 sayılı Kanun 818 sayılı Kanun'dan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir «geçersizliğin» öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakim …
Ayrıca aynı Kanun'un 444/2. maddesi “Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmü haiz olup, anılan madde hükmü uyarınca «rekabet yasağının» işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bul …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:coğrafi sınırlama · karşı edim · delil değerlendirmesi · şirket merkezi mahkemesi · yetki · kusur · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen «rekabet yasağı» hükmünün çalışanın işten ayrılmasından itibaren 1 yıl süre ile geçerli olmak üzere düzenlendiği, "faaliyet konusu işverenle tamamen veya kısmen aynı olan şirketler" ifadesi kullanılarak faaliyet alanı kapsamı bakımından sınırlamanın çok geniş tutulduğu, kaldı ki davacı yan çeşitli alanlarda faaliyet göstermekte olan bir firma olduğu, yine coğrafi olarak merkezi Marmara, Ege ve İç Anadolu Bölgelerinde kurulan şirketler şeklinde bir sınırlama getirildiği, somut olayda, davacı şirket tüketicilerin satın aldığı mal ve hizmetlere online bir ortam sağlayan ve tüketicilerin alışverişlerini bu ortam üzerinden gerçekleştirdikleri bir firma olduğu, bu tür faaliyetleri gerçekleştiren ticari «şirketlerin merkezleri», ticaret hacminin ve nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu illerde yer aldığı, bu durumda söz konusu rekabet yasağının «hakkaniyete» aykırı olduğu, davalı şirkete atfedilecek bir «kusurun» da tespit edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, davacı tarafça dosya kapsamına «ibraz» edilen «deliller değerlendirilerek» «rekabet yasağı» düzenlemesinin geçerli olup olmadığı değerlendirilmeli ve şayet geçerli olduğuna kanaat getirildiği takdirde, aynı Yasa'nın 444/2. hükmü uyarınca rekabet yasağının aşırı nitelikte olması durumunda gerekli sınırlandırılmalar yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ve «eksik incelemeye» dayalı bir karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karara vermek gerekmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki «rekabet yasağı» düzenlemesinin faaliyet alanı ve «coğrafi sınırlama» bakımından «hakkaniyete» aykırı olduğu, bu nedenle rekabet yasağı düzenlemesinin «geçersiz» olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nın 445/2. maddesi “Hâkim, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” hükmünü haiz olup, anılan madde hükmü ile 6098 sayılı Kanun 818 sayılı Kanun'dan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir «geçersizliğin» öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakim …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4868 E. , 2024/1279 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2337 Esas, 2022/591 Karar
HÜKÜM
Asıl davanın reddine, birleşen davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/640 E., 2019/777 K.
BİRLEŞEN DAVA
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/641 E. sayılı dosya
Taraflar arasındaki asıl cezai şart alacağı ve birleşen haksız rekabetin tespiti, men'i ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın birleşen davada davacı vekili ve asıl davada davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurunun kabulü ile asıl dava yönünden İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, mahkemece asıl davada hüküm altına alınan ve davacı vekili tarafından temyize konu edilen toplam miktar 46.614,00 TL olup Mahkemenin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin birleşen dava yönünden temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl dosya dava dilekçesinde; davalının 08.07.2013 tarihinden istifa ettiği 31.12.2014 tarihine kadar müvekkili şirket bünyesinde yer alan Hilton Garden Inn İstanbul Hoteli'nde "genel müdür" sıfatıyla çalıştığını, davalının müvekkili şirketten istifa ederek ayrılmasından kısa bir süre sonra 05.01.2015 tarihinde The Marmara Pera Hotel'de genel müdür sıfatıyla çalışmaya başladığının tespit edildiğini, davalının rakip firmaya geçerken müvekkil şirkete ait otelin müşteri portföyünden ve ticari sırlarından faydalanarak müvekkili şirketi maddi ve manevi zarara uğrattığını, davalının imzaladığı iş sözleşmesinin 7 nci maddesinin (p) bendine göre iş akdinin sona ermesinden itibaren 6 aylık süre boyunca Marmara Bölgesindeki 4 ve 5 yıldızlı otellerde genel müdür sıfatıyla çalışmasının rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 46.614,00 TL cezai şart alacağının işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen dosya dava dilekçesinde; asıl davadaki iddialarını tekrar ederek, davalı ...'nin planlanmış bir şekilde müvekkili şirketten ayrılması üstelik iş sözleşmesinde yer alan rekabet etme yasağının bulunduğunun bilinmesine rağmen halen genel müdür pozisyonunda davalı şirket bünyesinde yer alan otelde çalıştırılmasının haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ve meni ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imza edilmiş geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesi bulunmadığını, davacının keyfi olarak 6 ay süreyle davalıya getirmiş olduğu bu sınırlamanın Anayasa'nın 48 inci maddesinde düzenlenmiş olan "Çalışma ve Sözleşme Hürriyet Hakkı"nı ihlal ettiğini, müvekkilinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlar içerdiğini, temelinde hiçbir haklı gerekçenin bulunmadığını, rekabet etmeme borcu altında getirilmiş konu temelli sınırlamanın 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi uyarınca geçersiz olduğunu, otelcilik sistemi içerisinde müşteri rezervasyonlarının yapılması ve müşteri elde edilmesinde müvekkilinin kilit bir rolü bulunmadığını, müvekkilinin otel müşterilerini yönlendirebilme ile otelin müşteri tarafından seçilmesinde belirleyici ve müşteri tercihlerini yönlendirici herhangi bir ticari sırra veya güce sahip olmadığını, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı şirket arasında imzalanan bir iş sözleşmesi bulunmakta ise de gerçek sözleşmenin müvekkili ile dava dışı Hilton Worldwide arasında imzalandığının kabulü gerektiğini, davacının işbu davayı açma hakkı bulunmadığı gibi tek başına dava açamayacağını, haksız rekabet şartlarının oluşmadığını, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen dosyada davalı İstanbul Turizm ve Otelcilik A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından öncelikle aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin aynı sektörde uzun yıllardır faaliyet gösteren bir firma olarak, davacının müşteri portföyü ve ticari bağlantılarına ihtiyaç duymadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan delillere ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak, asıl davanın rekabet yasağına aykırılık sebebiyle cezai şart istemine ilişkin olduğu, davalı ...'nin davacı şirkette 08.07.2013 tarihinde "Genel Müdür" pozisyonunda çalışmaya başladığı, iş sözleşmesinin 7/p maddesiyle iş akdinin sonunda Marmara Bölgesinde aynı pozisyonda 4 ve 5 yıldızlı otellerde çalışmamayı taahhüt ettiği, 02.12.2014 tarihinde istifa mektubu sunduğu, akabinde 31.12.2014 tarihinde işten ayrıldığı, kısa bir süre sonra 05.01.2015 tarihinde rekabet yasağı taahhüdüne aykırı olarak Marmara Bölgesinde, "genel müdür" pozisyonunda 5 yıldızlı bir otelde çalışmaya başladığı, davalı ...'nin eyleminin rekabet yasağına açıkça aykırılık teşkil ettiğinden asıl davanın kısmen kabulü ile 45.000,00 TL'nin dava tarihi olan 19.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın haksız rekabetin tespiti, meni ve tazminat istemlerine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinde haksız rekabet oluşturacak hususların tahdidi olarak sayıldığı, davalı ...'nin, diğer davalı ...'nde çalışmaya başlamasının doğrudan haksız rekabet oluşturmayacağı, işletmelerin sınıf ve klasmanlarının farklı olduğu, genel müdürün müşteri pörtföyünü götürme gibi bir fonksiyonu olamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde birleşen davada davacı vekili ve asıl davada davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; genel müdürün müşteri portföyü üzerinde etkili olamayacağına ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, mahkemenin değerlendirmesinin aksine, müşterilerin karşılarında muhatap olarak davalıyı bilip, onunla iletişime geçip, rezervasyonlarını da yine onun aracılığı ile gerçekleştirdiklerini, davalı şirketin de davacının bu niteliklerini bildiği için, davalıyı kendi bünyelerinde bir an evvel çalışmak için ikna ettiğini, davalının müvekkili şirketin tüm müşterilerini davalı şirkete yönlendirerek davalı şirketin haksız kazanç elde etmesini sağladığını, davalının altı aylık rekabet yasağı süresini dahi beklemeden cezai şart tutarını ödemeyi göze alarak davalı şirkette çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirketten ayrılmasının, müvekkili işveren açısından bir know-how kaybı olduğunu, işverenin, çalışanların bilgi ve tecrübe sahibi olması için büyük bir yatırım yapmış olduğu ihtimali de göz önüne alındığında, çalışanın işletmeden ayrılması, bu yatırımın boşa gitmesi sonucunu da beraberinde getirdiğini, davalı şirketin, davalıyı bulunduğu konum itibariyle "prestij" kazanmak ve aynı zamanda davalının sahip olduğu bilgiler aracılığıyla müşteri portföyünü artırmak için ayartarak işe aldığını, müvekkili şirketin zararına ve kâr kaybına ilişkin hiçbir inceleme yapılmadığını, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişiler tarafından davalının ticari defterlerinin incelenmediğini, yalnızca müvekkili şirket defterlerinin incelenerek bir sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Asıl davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; rekabet yasağı sözleşmelerinden kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğunu, rekabet yasağı hükmünün geçersiz olduğunu, işverenin korunmaya değer haklı bir menfaati olmadığını, rekabet yasağında, yer, konu, zaman bakımından yapılan sınırlamaların hukuka aykırı olduğunu, yer bakımından Marmara Bölgesi ile ifade edilen yer sınırlamasının çok geniş ve tamamen müvekkilinin aleyhine, kişinin ekonomik geleceğini sarsacak ve maddi anlamda mağduriyetine yol açacak şekilde düzenlenmiş olduğundan geçersiz olduğunu, müvekkilinin, rekabet etmeme şartına aykırı davranmadığını, davacı iş sözleşmesindeki rekabet etmeme şartının geçerli olduğunu ve müvekkilinin bu şarta aykırı davrandığını ispat edemediğini, müvekkilinin davacıya ait hiçbir ticari sırra sahip olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi hükmü gereğince müvekkilinin cezai şart ödemekle yükümlü olduğu iddiasının 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda geçersiz olduğunu, hükme göre rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye, müşteri çevresi veya üretim faktörleri hakkında bilgi edinmesini sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverene önemli bir zarar verebilecek nitelikteyse geçerli olduğunu, bu nedenle davacının, cezai şart istemekte haksız olduğunu, tek taraflı işçi aleyhine düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın da reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket ile davacı arasında herhangi bir sözleşme, rekabet yasağına ilişkin anlaşma ve taahhüt bulunmadığı, davalı çalışanın rekabet yasağı taahhüdünden dolayı, bu sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, davacı şirket tarafından davalı çalışanın ayartılmak suretiyle davalı şirkette işe alındığına yönelik bir delil ortaya konulmadığı, davalının davacının müşteri çevresinden hukuka aykırı olarak yararlanmış olduğunun da kanıtlanmadığı, davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle isabetli olduğundan birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, işçi ve işverenin rekabet yasağı anlaşmasına bir ceza koşulu koyabileceği, ancak, bu ceza koşulunun geçerliliğinin 6098 sayılı Kanun'un 420 nci maddesinin birinci fıkrasına bağlı olduğunu, burada getirilecek ceza koşulunun sadece işçi aleyhine bir ceza koşulu olmaması, bunun karşılığında işverenin de bir edim üstlenmiş olması gerektiği, Kanun'da bu yorumun aksinin kabulünü gerektirecek hiç bir hüküm bulunmadığını, taraflar arasındaki rekabet yasağı içeren sözleşme yasal sınırlar içinde geçerli bir anlaşma olsa bile, buna bağlanan tek taraflı ceza koşulunun hükümsüz olacağı, bu durumda, işveren, rekabet yasağını ihlal eden işçiden ceza koşulunu isteyemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesince davacının asıl davada cezai şart talebinin davalı ...
yönünden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; asıl dava yönünden taahhütnamenin 6 ay süreli olup, sadece Marmara bölgesindeki 4-5 yıldızlı otellerde genel müdür görevi için 3 aylık brüt maaşı ile sınırlı olarak düzenlendiği ve yasanın aradığı sınırlamalara uygun yapıldığı, istinaf mahkemesince genel müdür olan ve vekaletname ile şirket adına finansal yetkilerle imza yetkisi verilen davalının davacı şirketin müşteri çevresi ve üretim sırları gibi işverenin yaptığı iş hakkında bilgi edinme imkanı sağlama kıstasına sahip olmadığından 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında taahhütnamenin geçersiz olduğunu, bir şirkette genel müdür olan kişiden daha üst düzey bir kişi olmadığını, genel müdür için müşteri çevresi ve bilgi edinme imkanı olmadığının belirlenemeyeceğini, rekabet etmemenin hizmeti sunan tarafından ancak tek taraflı verilen bir taahhüt olduğunu, birleşen dava yönünden genel müdürün müşteri portföyü üzerinde etkili olmayacağı yorumunun tamamen hatalı olduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalının ...'ne geçmesinden sonra müvekkili şirketin 5 aylık müşteri ve gelir kaybı maliyetinin 158.237,00 TL olarak belirlendiğini, genel müdürün müşteri portföyü üzerinde etkili olmadığı yönündeki değerlendirmenin somut gerçeklikten uzak bir değerlendirme olduğunu, müşterilerin, en üst düzey temsilci genel müdürü aradığını, grup rezervasyonlarını da yine onun aracılığı ile gerçekleştirdiklerini, davalı şirketin de davacının bu niteliklerini bildiği için, davalıyı kendi bünyelerinde bir an evvel çalışmak için ikna ettiğini, davalının, müvekkili şirketten hizmet alacak tüm müşterileri davalı şirkete yönlendirerek davalı şirketin haksız kazanç elde etmesini sağladığını, davalı şirketin, davalıyı bulunduğu konum itibariyle "prestij" kazanmak ve aynı zamanda davalının sahip olduğu bilgiler aracılığıyla müşteri portföyünü artırmak için davalıyı ayartarak işe aldığını, müvekkili şirketin zararına ve kar kaybına ilişkin hiçbir inceleme yapılmadığını, davalı şirketin bilinçli olarak ticari defterlerini ibraz etmediğini, ibraz etseydi haksız rekabet konusu müşterilerin geçişinin maddi olarak da ispat edileceğini belirterek kararın asıl ve birleşen dava yönünden bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle cezai şart alacağının tahsili, birleşen dava haksız rekabetin tespiti, meni ve tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 420 nci maddesinin birinci fıkrası ile 444, 445 ve 446 ncı maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Asıl davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2.Temyiz olunan birleşen davaya yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin birleşen dava yönünden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124364700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz