Üretim sırları
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2023 E. 2021/2136 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
üretim sırları↗ tbk 444↗ çalışma hürriyeti↗ müşteri çevresi↗ geçersiz sözleşme↗ rekabet yasağı↗ tanıma↗ pasif husumet yokluğu↗ cezai şart↗ hizmet sözleşmesi↗ oy yasağı↗ pasif husumet↗ tbk 99↗ husumet yokluğu↗ bilirkişi incelemesi↗ geçersizlik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin 9. maddesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle geçersiz olduğu, bu nedenle geçersiz sözleşmeyle öngörülen cezai şartın talep edilemeyeceği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı, bu nedenle davalı şirkete husumet yöneltilmeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan diğer davalı hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan bahisle reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak davalı işçinin davacı şirkette çalıştığı pozisyonun iş sırlarını, müşteri çevresini ve yapılan işleri öğrenmeye müsait olduğu, taraf şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdiği ve davalı işçinin davalı şirkette çalıştığı pozisyonun da önceki işiyle benzer olduğu, rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için somut bir zarar oluşmasına gerek olmayıp, zarar oluşması ihtimalinin dahi yeterli olduğu, yukarıda belirtilen hususlar gözetildiğinde zarar ihtimalinin mevcut olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı şahıs hakkındaki davanın ise kabulüyle, 5.000,00 TL tazminatın davalı şahıstan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı şahıs vekili temyiz etmiştir.
1-) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, aşağıda belirtilen hususlar dışında dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve davalının işten ayrıldıktan kısa bir süre sonra aynı ilde faaliyet gösteren bir firmada çalışmaya başlaması karşısında rekabet yasağının coğrafi olarak çok geniş bir alanı kapsadığından geçersiz olduğuna ilişkin savunmanın dinlenilemeyecek olmasına göre davalı şahıs vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, davalı işçinin hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağı kaydına aykırı davrandığı iddiasına dayalı cezai şart istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesi hükmüne göre, rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
Bölge adliye mahkemesince, davalı işçinin davacı şirkette çalıştığı pozisyonun müşterileri tanıma, iş sırlarına vakıf olma ve yapılan işlerle ilgili bilgi edinme imkanı sağlamaya elverişli olduğundan bahisle rekabet yasağı kaydının geçerli olduğu sonucuna ulaşılmışsa da bu hususta yapılan incelemenin yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Zira hizmet sözleşmesinde, davalının dijital pazarlama olarak istihdam edildiği yazılı olsa da bu görevin hangi işleri kapsadığı belirtilmemiştir. Bunun yanında, bu pozisyonda çalışan bir kişinin şirket bünyesinde hangi işleri yapacağına ilişkin görev tanımı ve organizasyon şeması da dosyaya sunulmamıştır. Bu itibarla, mahkemece, öncelikle davalının çalıştığı dönemlere ilişkin görev tanımı ve organizasyon şemasının dosyaya kazandırılması ve bu suretle dijital pazarlama uzmanı pozisyonunda çalışan bir kimsenin şirket bünyesinde hangi işleri yaptığının belirlenmesi, akabinde ise gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılarak hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlayıp sağlamadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-) Bozma sebep ve şekline göre, cezai şarta ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3116 E. 2019/7522 K.
Ortak:üretim sırları · çalışma hürriyeti · müşteri çevresi · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «rekabet yasağına» ilişkin 9. maddesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersiz» olduğu, bu nedenle «geçersiz sözleşmeyle» öngörülen «cezai şartın» talep edilemeyeceği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı, bu nedenle davalı şirkete «husumet» yöneltilmeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» diğer davalı hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesi hükmüne göre, «rekabet yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
2-) Dava, davalı işçinin «hizmet sözleşmesindeki» «rekabet yasağı» «kaydına» aykırı davrandığı iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaAyrıca aynı Kanun'un 444/2. maddesi “«rekabet yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak niteli …
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmedeki «rekabet yasağı» hükmünün kelepçe mahiyetinde olduğu, «çalışma hürriyetini» engellediği, davalının pozisyonu gereği ticari «sırra» vakıf olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan hizmet aktinde yer alan «rekabet yasağına» ilişkin hükümlerin ihlali nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karşı edim · iş sırrı · hizmet akdi · delil değerlendirmesi · hakkaniyet · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki «rekabet yasağı» düzenlemesinin, görev sınırlaması yapılmaması nedeniyle «hakkaniyete» aykırı olduğu, bu nedenle rekabet yasağı düzenlemesinin «geçersiz» olduğu, davalının ticari «sırra» vakıf olabilecek pozisyonda bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nın 445/2. maddesi “Hâkim, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” hükmüne haiz olup, anılan madde hükmü ile 6098 sayılı Kanun 818 sayılı Kanun'dan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir «geçersizliğin» öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakim …
Bu durumda, TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, davacı tarafça dosya kapsamına «ibraz» edilen «deliller değerlendirilerek», «rekabet yasağının» aşırı nitelikte olması durumunda gerekli sınırlandırılmalar yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ve «eksik incelemeye» dayalı bir karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmedeki «rekabet yasağı» hükmünün kelepçe mahiyetinde olduğu, «çalışma hürriyetini» engellediği, davalının pozisyonu gereği ticari «sırra» vakıf olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7354 E. 2016/1838 K.
Ortak:üretim sırları · müşteri çevresi · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik · cy/cy kaydı
İncelediğiniz kararda6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesi hükmüne göre, «rekabet yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «rekabet yasağına» ilişkin 9. maddesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersiz» olduğu, bu nedenle «geçersiz sözleşmeyle» öngörülen «cezai şartın» talep edilemeyeceği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı, bu nedenle davalı şirkete «husumet» yöneltilmeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» diğer davalı hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
2-) Dava, davalı işçinin «hizmet sözleşmesindeki» «rekabet yasağı» «kaydına» aykırı davrandığı iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaRekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
Dava, 6098 sayılı TBK'nın 444'üncü maddesi uyarınca (818 sayılı B.K'nın 348) işçi ile işveren arasında düzenlenen işçinin «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davalı işçinin, sözleşmedeki «rekabet yasağı» «kaydına» rağmen iş sözleşmesinin feshinden sonra davacı ile aynı işi yapan, aynı ilde faaliyet gösteren rakip bir işletmede çalışmaya başlamasıyla birlikte, davacı işletmede edindiği bilgileri rakip işletmede kullanma tehlikesi meydana gelmiş sayılır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · fiil ehliyeti · rekabet yasağı sözleşmesi · kısıtlılık · sözleşmeye aykırılık · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaDava, 6098 sayılı TBK'nın 444'üncü maddesi uyarınca (818 sayılı B.K'nın 348) işçi ile işveren arasında düzenlenen işçinin «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi gereğince, «fiil ehliyetine» sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
… enmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile söz konusu sözleşme hükmünün Anayasa'nın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede 1 yıllık «rekabet yasağı» süresi öngörülmüş, coğrafi alana yönelik ise herhangi bir «kısıtlama» yapılmamıştır.
-
Düzeltilerek karar verilirken hükmün tamamının yeniden kurulması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2306 E. 2019/3876 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart · müşteri çevresi
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «rekabet yasağına» ilişkin 9. maddesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersiz» olduğu, bu nedenle «geçersiz sözleşmeyle» öngörülen «cezai şartın» talep edilemeyeceği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı, bu nedenle davalı şirkete «husumet» yöneltilmeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» diğer davalı hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
2-) Dava, davalı işçinin «hizmet sözleşmesindeki» «rekabet yasağı» «kaydına» aykırı davrandığı iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesi hükmüne göre, «rekabet yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, sözleşmedeki görev «tanımına» göre davalının, kendisine iş yerindeki uzmanlardan gelen bilgiye göre hareket ettiği, görevinin, karışımların doğru hazırlandığını, üretim esnasında arıza olup olmadığını, üretilen ürünlerin kendisine verilen talimatlara göre paketlenip paketlenmediğini kontrol etmek ve makinelerin temizliğini yapmak ile herhangi bir sıkıntı halinde ilgili uzman kişiye haber vermekten ibaret olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan iş gerekliliklerini gösterir belgede söz konusu işi yapacak kişinin, teknik lise mezunu olması şartının arandığı, davalının ise ilkokul mezunu olduğu, gerek iş yerindeki pozisyonunun gerekse de eğitiminin davacı şirkette çalıştığı sırada işverenin «üretim sırlarını» öğrenmesini mümkün kılmadığı, taraflar arasındaki «rekabet etmeme yasağının» yer bakımından Marmara ve Ege Bölgeleri ile süre bakımından ise 2 yılla sınırlandırıldığı, işin türü bakımından ise herhangi bir sınırlama öngörülmediği, «coğrafi sınırlama» ve süre bakımından getirilen sınırlama ile «rekabet yasağına» tabi olan işin türü bakımından bir sınırlama getirilmemesi birlikte değerlendirildiğinde, rekabet sözleşmesinin davalı işçinin ekonomik geleceğini ortadan kaldıracağı, anayasal «çalışma hürriyetine» aykırılık teşkil edeceği, bu nedenle taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-) Kabule göre de, dava, davalı işçinin, rekabet etmeme sözleşmesine aykırı davrandığı iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince davalının, iş yerindeki pozisyonu ve eğitimi itibariyle davacının «üretim sırlarına» nüfuz etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin bu yönü hedefleyen istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
… k, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 4. maddesine göre somut olaya uygulanması gereken TBK’nın 444/2 maddesi, “Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak niteli …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt
Benzer bu karardaAksi hal, aynı dosyada «infazı» kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK 297.maddesin aykırı olarak «infazda tereddüte» sebebiyet verilebilecektir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4038 E. 2019/5529 K.
Ortak:üretim sırları · müşteri çevresi · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · cy/cy kaydı · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesi hükmüne göre, «rekabet yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
2-) Dava, davalı işçinin «hizmet sözleşmesindeki» «rekabet yasağı» «kaydına» aykırı davrandığı iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «rekabet yasağına» ilişkin 9. maddesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersiz» olduğu, bu nedenle «geçersiz sözleşmeyle» öngörülen «cezai şartın» talep edilemeyeceği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı, bu nedenle davalı şirkete «husumet» yöneltilmeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» diğer davalı hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, TBK’nın 444/2. maddesi “Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmü haiz olup, anılan madde hükmü uyarınca «rekabet yasağının» işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bul …
Bölge Adliye Mahkemesince, sözleşme 818 sayılı BK’nın yürürlükte olduğu dönemde akdedilmiş ise de «rekabet yasağının» ihlali 6098 sayılı TBK’nın yürülükte olduğu dönemde gerçekleşmiş olduğundan 6098 sayılı TBK’nın uygulanması gerektiği, dava konusu sözleşmede coğrafi sınır Marmara bölgesini kapsadığından TBK.'nın 445/2.maddesi uyarınca coğrafi sınır yönünden sınırlandırılması gerektiği, sınırlandırma yapılırken davalının davacı nezdinde çalıştığı il sınırlarının esas alınması «hakkaniyete» uygun olacağı, davalı, İstanbul'da davacı iş yerinde çalışırken, «rekabet yasağı sözleşmesini» imzaladığına göre, rekabet yasağı hükmünün İstanbul İli için geçerli olduğunun kabulü gerektiği, süre ve konu bakımından sınırlamaının uygun olduğu, davalının aynı alanda 1 yıllık süre dolmadan işletme açması rekabet yasağının ihlali olduğu, ayrıca davalının davacı şirkette satış «temsilcisi» olması nedeniyle «müşteri portföyünü» çok iyi bildiğinin kabulü gerektiği, bu nedenle davalının bu ihlalinin TBK.'nın 444/2.maddesi uyarınca davacıya önemli bir zarar verecek nitelikte olması nedeniyle «cezai şart» isteminin yerinde olduğu, ancak 12 aylık ücret tutarının fahiş olduğu, TBK.'nın 182/«son» maddesi uyarınca davalı işçinin ekonomik durumu ve işverenin rekabet yasağı karşılığında herhangi bir yükümlülük altına girmemiş olması gibi olguları dikkate alınd …
1-Dava, taraflar arasında imzalanan hizmet aktinde yer alan «rekabet yasağına» ilişkin hükümlerin ihlali nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşteri portföyü · rekabet yasağı sözleşmesi · esnaf · hakkaniyet · ibraz · temsil · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, sözleşme 818 sayılı BK’nın yürürlükte olduğu dönemde akdedilmiş ise de «rekabet yasağının» ihlali 6098 sayılı TBK’nın yürülükte olduğu dönemde gerçekleşmiş olduğundan 6098 sayılı TBK’nın uygulanması gerektiği, dava konusu sözleşmede coğrafi sınır Marmara bölgesini kapsadığından TBK.'nın 445/2.maddesi uyarınca coğrafi sınır yönünden sınırlandırılması gerektiği, sınırlandırma yapılırken davalının davacı nezdinde çalıştığı il sınırlarının esas alınması «hakkaniyete» uygun olacağı, davalı, İstanbul'da davacı iş yerinde çalışırken, «rekabet yasağı sözleşmesini» imzaladığına göre, rekabet yasağı hükmünün İstanbul İli için geçerli olduğunun kabulü gerektiği, süre ve konu bakımından sınırlamaının uygun olduğu, davalının aynı alanda 1 yıllık süre dolmadan işletme açması rekabet yasağının ihlali olduğu, ayrıca davalının davacı şirkette satış «temsilcisi» olması nedeniyle «müşteri portföyünü» çok iyi bildiğinin kabulü gerektiği, bu nedenle davalının bu ihlalinin TBK.'nın 444/2.maddesi uyarınca davacıya önemli bir zarar verecek nitelikte olması nedeniyle «cezai şart» isteminin yerinde olduğu, ancak 12 aylık ücret tutarının fahiş olduğu, TBK.'nın 182/«son» maddesi uyarınca davalı işçinin ekonomik durumu ve işverenin rekabet yasağı karşılığında herhangi bir yükümlülük altına girmemiş olması gibi olguları dikkate alınd …
İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafın açtığı işyerinin perakende satış yapan «esnaf» işletmesi niteliğinde olduğu, davacının «müşteri çevresi» ve «üretim sırları» hakkında bilgi edinmiş olmasının davalıya bir yarar sağlamayacağı gibi işverenin zararına sebep olabilecek nitelikte de olmadığı, davalının işyeri açmasının davacının önemli zararına sebep olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, davacı tarafça dosya kapsamına «ibraz» edilen deliller nazara alınarak «rekabet yasağı» düzenlemesinin geçerli olup olmadığı değerlendirilmeli ve geçerli olduğuna kanaat getirildiği takdirde, aynı Yasa'nın 445/2. hükmü uyarınca rekabet yasağının aşırı nitelikte olması durumunda gerekli sınırlandırılmalar yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayılı karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına davalı yararına karara vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2023 E. , 2021/2136 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.09.2017 tarih ve 2015/151 E. - 2017/647 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.03.2020 tarih ve 2018/1661 E. - 2020/348 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şahsın müvekkili şirket nezdinde dijital pazarlama uzmanı olarak görev yaparken 03.10.2014 tarihinde istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını ve kısa bir süre sonra müvekkiliyle aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmaya başladığını bu durumun taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 9/e maddesiyle düzenlenen rekabet yasağı kaydına aykırı olduğunu ileri sürerek, şimdilik 5.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, taraf şirketlerin yaptığı iş aynı olmadığı gibi müvekkilinin davacı şirkette iş sırlarına vakıf olacak bir pozisyonda da çalışmamış olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin 9. maddesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle geçersiz olduğu, bu nedenle geçersiz sözleşmeyle öngörülen cezai şartın talep edilemeyeceği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı, bu nedenle davalı şirkete husumet yöneltilmeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan diğer davalı hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan bahisle reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak davalı işçinin davacı şirkette çalıştığı pozisyonun iş sırlarını, müşteri çevresini ve yapılan işleri öğrenmeye müsait olduğu, taraf şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdiği ve davalı işçinin davalı şirkette çalıştığı pozisyonun da önceki işiyle benzer olduğu, rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için somut bir zarar oluşmasına gerek olmayıp, zarar oluşması ihtimalinin dahi yeterli olduğu, yukarıda belirtilen hususlar gözetildiğinde zarar ihtimalinin mevcut olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı şahıs hakkındaki davanın ise kabulüyle, 5.000,00 TL tazminatın davalı şahıstan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı şahıs vekili temyiz etmiştir.
1-) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, aşağıda belirtilen hususlar dışında dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve davalının işten ayrıldıktan kısa bir süre sonra aynı ilde faaliyet gösteren bir firmada çalışmaya başlaması karşısında rekabet yasağının coğrafi olarak çok geniş bir alanı kapsadığından geçersiz olduğuna ilişkin savunmanın dinlenilemeyecek olmasına göre davalı şahıs vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, davalı işçinin hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağı kaydına aykırı davrandığı iddiasına dayalı cezai şart istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesi hükmüne göre, rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
Bölge adliye mahkemesince, davalı işçinin davacı şirkette çalıştığı pozisyonun müşterileri tanıma, iş sırlarına vakıf olma ve yapılan işlerle ilgili bilgi edinme imkanı sağlamaya elverişli olduğundan bahisle rekabet yasağı kaydının geçerli olduğu sonucuna ulaşılmışsa da bu hususta yapılan incelemenin yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Zira hizmet sözleşmesinde, davalının dijital pazarlama olarak istihdam edildiği yazılı olsa da bu görevin hangi işleri kapsadığı belirtilmemiştir. Bunun yanında, bu pozisyonda çalışan bir kişinin şirket bünyesinde hangi işleri yapacağına ilişkin görev tanımı ve organizasyon şeması da dosyaya sunulmamıştır. Bu itibarla, mahkemece, öncelikle davalının çalıştığı dönemlere ilişkin görev tanımı ve organizasyon şemasının dosyaya kazandırılması ve bu suretle dijital pazarlama uzmanı pozisyonunda çalışan bir kimsenin şirket bünyesinde hangi işleri yaptığının belirlenmesi, akabinde ise gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılarak hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlayıp sağlamadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-) Bozma sebep ve şekline göre, cezai şarta ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şahıs vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şahıs vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 08.03.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen kararın gerekçesinde cezai şarttan indirim yapılmasına ilişkin olarak "... Cezai şart miktarının 73.710,00 TL olduğu ve işbu dava kısmi alacak davası olarak açılmış ve 5000 TL cezai şart talep edilmiş olmakla, TBK'nın 182. maddesi uyarınca talep edilen 5000 TL tutar dikkate alındığında tenkisi gerektirir durum olmadığı kabul edilmiş olup..." şeklinde gerekçe oluşturulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi'nin cezai şarttan tenkisin neden yapılmadığına dair gerekçe yerinde olduğu gibi davalı tarafından da cezai şarttan indirime ilişkin temyiz sebebi bulunmadığından da sayın çoğunluğun "cezai şarta ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir " şeklindeki bozma ilamının (3) numaralı bendindeki görüşüne muhalifim.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/665650700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz