Imza yetkisi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/12870 E. 2012/18307 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imza yetkisi↗ hizmet akdi↗ usul ekonomisi↗ ihtisas mahkemesi↗ şirket zararı↗ tazminat davası↗ hizmet sözleşmesi↗ tmsf↗ kamu düzeni↗ görevsizlik kararı↗ temsil↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalılardan uzman kadrosunda çalışan ... ve muhasebe şefi ...’ın aldıkları talimatları yerine getirdikleri ve bu talimatların o esnada hukuka aykırı olup olmadığının bilinemeyeceği dikkate alındığında bu kişilerin hukuka aykırı davranışta bulunduklarından söz edilemeyeceği, bu kişilerin temsil ve ilzama yetkili olmadıkları, davalılardan ..., ... ve ...’in ise ikinci derece imza yetkilerinin olması dikkate alındığında TTK’nun 336. maddesinde belirtilen organ vasfında oldukları, ancak zarara sebebiyet verildiği iddia edilen avanslara ilişkin olarak adı geçenlerin bu avansların ödenmesi ve kapatılması hususunda herhangi bir imza ve talimatlarının olmadığı, davalıların oluşan zarardan sorumlu oldukları yolunda yeterli kanaat oluşmadığı, eylemleriyle bu zararın artmasına sebep olmadıkları ve katkıda bulunmadıkları sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı TMSF vekili ile davalılardan ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı şirket çalışanları ve yöneticileri olan davalıların şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı olarak açılan tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu eylemlerin işlendiği yıllarda davalılardan ... ile ... davacı şirket çalışanları olup, davacı şirketi temsil ve ilzam yetkileri bulunmamaktadır. Bu durumda, anılan davalıların davacı ile aralarındaki hizmet sözleşmesine aykırı davranmak suretiyle çalıştıkları şirketi zarara uğrattıkları iddia edilerek hizmet akdi ile çalışan bu şahıslara karşı da tazminat davası açılmıştır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde İş Mahkemesi görevlidir. Görev hususu, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınmak zorundadır. Her ne kadar ... ve ... dışındaki davalılar ile davacı arasında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalıların dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi olan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmüş olması nedeniyle tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunup, usul ekonomisi ilkesi gereğince ve doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olması ve iş mahkemesinin ihtisas mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesi görevli olup, tüm davalılar hakkında açılmış işbu davada görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekili ile davalılardan ... vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10136 E. 2016/6805 K.
Ortak:hizmet akdi · şirket zararı · tazminat davası · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · temsil · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaBu durumda, anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesine» aykırı davranmak suretiyle çalıştıkları «şirketi zarara» uğrattıkları iddia edilerek «hizmet akdi» ile çalışan bu şahıslara karşı da «tazminat davası» açılmıştır.
… bildirilen eylemleri işçi olan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmüş olması nedeniyle tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunup, «usul ekonomisi» ilkesi gereğince ve doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olması ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesi «görevli» olup, tüm davalılar hakkında açılmış işbu davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… ın o esnada hukuka aykırı olup olmadığının bilinemeyeceği dikkate alındığında bu kişilerin hukuka aykırı davranışta bulunduklarından söz edilemeyeceği, bu kişilerin «temsil» ve ilzama yetkili olmadıkları, davalılardan ..., ... ve ...’in ise ikinci derece «imza yetkilerinin» olması dikkate alındığında TTK’nun 336. maddesinde belirtilen organ vasfında oldukları, ancak zarara sebebiyet verildiği iddia edilen avanslara ilişkin olarak adı …
Benzer bu karardaBu durumda, anılan davalının davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesine» aykırı davranmak suretiyle çalıştığı «şirketi zarara» uğrattığı iddia edilerek «hizmet akdi» ile çalışan bu şahısa karşı «tazminat davası» açılmıştır.
Bu nedenle mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu işbu davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
1-Dava, davacı şirket çalışanı olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olarak açılan tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin harcama belgelerinde bir usulsüzlük tespit edilemediği, davalı - borçlunun şef pozisyonunda çalışmadığı, imza «yetkisinin» olmaması nedeniyle kusurunun bulunmadığı, davalı - borçlunun itirazında haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı («temlik» alan) vekili temyiz etmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı («temlik» alan) vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6651 E. 2013/5713 K.
Ortak:ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… bildirilen eylemleri işçi olan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmüş olması nedeniyle tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunup, «usul ekonomisi» ilkesi gereğince ve doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olması ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesi «görevli» olup, tüm davalılar hakkında açılmış işbu davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu durumda, anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesine» aykırı davranmak suretiyle çalıştıkları «şirketi zarara» uğrattıkları iddia edilerek «hizmet akdi» ile çalışan bu şahıslara karşı da «tazminat davası» açılmıştır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde İş Mahkemesi «görevlidir».
Benzer bu karardaGörev hususu, «kamu düzenine» ilişkin olup, iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğuna dair «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...) Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Davalılardan ... ve ... aleyhindeki dava, «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanmakta olup işçi-işveren arasındaki sözleşmeden ... davalarda İş Mahkemesinin «görevli» olduğu, diğer davalı ... hakkındaki dava da adı geçen diğer davalılara bağlı olarak özel yetkili mahkemede görülmesi gerekmektedir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından ... hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde İş Mahkemesi «görevlidir».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:derdestlik · ibraz
Benzer bu kararda… a dışı ... ...'a davacı banka şubesinde kredi hesabı açılarak kredi kullandırıldığı, kredinin geri ödenmemesi üzerine dava dışı borçlular hakkında başlatılan haczin «derdest» olduğu, banka zararının henüz somut biçimde oluşmadığı, bu durumda davacı bankanın borç ödemeden aciz belgesi alarak davalıların sorumluluğuna başvurması gerektiği, bu aşamada davacı bankanın davalılara karşı talep hakkına sahip olmadığı, davacı tarafça bildirilen bir kısım belgelerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3370 E. 2012/2859 K.
Ortak:usul ekonomisi · ihtisas mahkemesi · şirket zararı · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · temsil · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… bildirilen eylemleri işçi olan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmüş olması nedeniyle tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunup, «usul ekonomisi» ilkesi gereğince ve doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olması ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesi «görevli» olup, tüm davalılar hakkında açılmış işbu davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu durumda, anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesine» aykırı davranmak suretiyle çalıştıkları «şirketi zarara» uğrattıkları iddia edilerek «hizmet akdi» ile çalışan bu şahıslara karşı da «tazminat davası» açılmıştır.
… ın o esnada hukuka aykırı olup olmadığının bilinemeyeceği dikkate alındığında bu kişilerin hukuka aykırı davranışta bulunduklarından söz edilemeyeceği, bu kişilerin «temsil» ve ilzama yetkili olmadıkları, davalılardan ..., ... ve ...’in ise ikinci derece «imza yetkilerinin» olması dikkate alındığında TTK’nun 336. maddesinde belirtilen organ vasfında oldukları, ancak zarara sebebiyet verildiği iddia edilen avanslara ilişkin olarak adı …
Benzer bu karardaHer ne kadar davalı gerçek kişi müdüre isnat edilen eylemler TTK.nun 547. maddesinde düzenlenen rekabet yapma «yasağına» aykırılık teşkil etmekte ve de davacı ile aralarında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalının, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınarak, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
1-Dava, davacı şirkette pay sahibi olan davalı müdür ile bu şirketin çalışanı gerçek kişi diğer davalının, aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkete izinsiz şekilde ortak oldukları, davalı bu şirketin faaliyetlerinde davacı şirketin ticari sırlarının, müşteri çevresinin ve emtialarının kullanılarak birlikte davacı «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalı ...’ün davacı şirketin %1 pay sahibi olduğu, taşınmaz satışı ve «ipotek» tesisi dışında mali ve teknik işlerde «temsil» ve ilzama yetkili bulunduğu, diğer davalı gerçek kişinin davacı şirkette teknik ressam olarak çalıştığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sadakat yükümlülüğü · sözleşmenin ihlali · ipotek · oy yasağı · tüzel kişilik · uyuşmazlık konusu · protokol
Benzer bu karardaDavalı ...’ün davacı şirketin %1 pay sahibi olduğu, taşınmaz satışı ve «ipotek» tesisi dışında mali ve teknik işlerde «temsil» ve ilzama yetkili bulunduğu, diğer davalı gerçek kişinin davacı şirkette teknik ressam olarak çalıştığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu durum karşısında, davalı ...’un davacı ile aralarında olan «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı iddia edilmiştir.
… önceden davacı çalışanı olduğu, davacı, davalı şirket ve dava dışı başka şirketin muhasebesinin aynı mali müşavir tarafından tutulduğu, bu kişinin davacının sunduğu «protokolde» tanık olarak yer aldığı, davalı şirketin adresi ile davacı şirketin hakim ortağının ev adreslerinin aynı olduğu, davacı şirketin bilgisi dışında çalışmalar ile zar …
Davacı vekili, davalı gerçek kişilerin müvekkilinin izni olmadan aynı alanda faaliyet gösteren diğer davalı «tüzel kişiliğe» ortak olduklarını, ticari sırlarının, referanslarının, çizimlerinin ve hatta ürettiği malzeme ve makinelerinin davalı şirketin lehine ve müvekkili aleyhine kullandıklarını, böylelikle birlikte zarara neden olduklarını ileri sürmüştür.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10025 E. 2016/890 K.
Ortak:ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… bildirilen eylemleri işçi olan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmüş olması nedeniyle tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunup, «usul ekonomisi» ilkesi gereğince ve doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olması ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesi «görevli» olup, tüm davalılar hakkında açılmış işbu davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu durumda, anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesine» aykırı davranmak suretiyle çalıştıkları «şirketi zarara» uğrattıkları iddia edilerek «hizmet akdi» ile çalışan bu şahıslara karşı da «tazminat davası» açılmıştır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde İş Mahkemesi «görevlidir».
Benzer bu karardaHer ne kadar davalılardan ... şube müdürü olup, 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi gereğince icracı müdür olmakla, sorumluluğunun aynı Yasa'nın «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» ilişkin hükümler uyarınca değerlendirilmesi gerekir ise de, iş mahkemeleri, ticaret mahkemelerine göre daha özel yetkili mahkemeler olduğundan, işbu davalı hakkındaki davanın da, diğer davalılara bağlı olarak özel yetkili mahkemede görülmesi gerektiğinden ve davanın birlikte görülmesinde yarar da bulunduğundan, dosyanın «tefrik» edilmeksizin, iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğuna dair «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Ancak, davalıların «yetki itirazının», «görevli» mahkemece incelenmesi gerekmektedir.
Zira, olay tarihinde, davacı banka şubesinde, davalılardan ... şube müdürü, diğer davalılar ... ve ... yönetmen, .... yönetmen yardımcısı, ... ise, asistan-servis «görevlisi» olarak görev yapmışlardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · yerleşim yeri · tefrik · yetki itirazı · usulden reddi · yetki · yönetim kurulu kararı · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda1- Dava, davacı banka çalışanları olan davalıların, davacı bankaya vermiş oldukları zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davalıların «yetki itirazının» kabulü ile, davanın mahkemenin «yetkisizliği» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemelerini yetkili kılacak herhangi bir «yetki» kuralı bulunmadığından HMK'nın 16 ve 7/2. maddesi uyarınca davanın «usulden reddi» gerektiği gerekçesiyle, davanın mahkemenin «yetkisizliği» nedeniyle usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep edildiğinde dosyanın yetkili ....
Her ne kadar davalılardan ... şube müdürü olup, 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi gereğince icracı müdür olmakla, sorumluluğunun aynı Yasa'nın «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» ilişkin hükümler uyarınca değerlendirilmesi gerekir ise de, iş mahkemeleri, ticaret mahkemelerine göre daha özel yetkili mahkemeler olduğundan, işbu davalı hakkındaki davanın da, diğer davalılara bağlı olarak özel yetkili mahkemede görülmesi gerektiğinden ve davanın birlikte görülmesinde yarar da bulunduğundan, dosyanın «tefrik» edilmeksizin, iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğuna dair «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Ancak, davalıların «yetki itirazının», «görevli» mahkemece incelenmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13041 E. 2014/6937 K.
Ortak:usul ekonomisi · ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… bildirilen eylemleri işçi olan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmüş olması nedeniyle tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunup, «usul ekonomisi» ilkesi gereğince ve doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olması ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesi «görevli» olup, tüm davalılar hakkında açılmış işbu davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu durumda, anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesine» aykırı davranmak suretiyle çalıştıkları «şirketi zarara» uğrattıkları iddia edilerek «hizmet akdi» ile çalışan bu şahıslara karşı da «tazminat davası» açılmıştır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde İş Mahkemesi «görevlidir».
Benzer bu kararda… esinde bildirilen eylemleri işçi olan anılan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmesi, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunması, «usul ekonomisi» ilkesi çerçevesinde doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
A.'ın davacı şirketle arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu iddia edilen eylemlerin bir kısmının bu ilişkinin devamı sırasında işlendiği anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı, gizlice davalı şirketi kurdukları ileri sürülmektedir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi «görevlidir».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sadakat yükümlülüğü · sözleşmenin ihlali · ticaret sicili · maddi tazminat · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda1- Dava, davalıların «haksız rekabetinin» tespiti ve men'i, «maddi tazminatın» tahsili ve hükmün «ilanı» istemine ilişkin olup,davalılardan M..
A.'ın davacı şirketle arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu iddia edilen eylemlerin bir kısmının bu ilişkinin devamı sırasında işlendiği anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı, gizlice davalı şirketi kurdukları ileri sürülmektedir.
… vacının bu makineler üzerinde markası dışında herhangi bir sınai hakkı bulunmadığı, davalıların aynı tür makineleri üretip kendi markaları ile piyasaya sunmalarının «haksız rekabet» eylemini oluşturmadığı, davalı şirketin 14/09/2007 tarihinde kurulduğu, haksız rekabetin men'i davalarının TTK'nın 62. maddesi uyarınca bir yıllık zaman aşımı süre …
Y.A. ile birlikte davacı şirketle aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurdukları, bu durumun gerek SSK gerekse «ticaret sicil» kayıtlarından anlaşıldığı dosya kapsamı ile sabittir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7721 E. 2012/8531 K.
Ortak:usul ekonomisi · ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… bildirilen eylemleri işçi olan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmüş olması nedeniyle tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunup, «usul ekonomisi» ilkesi gereğince ve doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olması ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesi «görevli» olup, tüm davalılar hakkında açılmış işbu davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu durumda, anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesine» aykırı davranmak suretiyle çalıştıkları «şirketi zarara» uğrattıkları iddia edilerek «hizmet akdi» ile çalışan bu şahıslara karşı da «tazminat davası» açılmıştır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde İş Mahkemesi «görevlidir».
Benzer bu kararda… n, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Davalı ...’ın davacının Denizli Şubesinin işlerini idare etmek için işe alındığı, bu durumun SSK kayıtlarıyla da sabit olduğu, aleyhine yaptırılan tespite rağmen «hizmet sözleşmesinin» devam ettiği, hatta aynı eylemleri tekrar etmemek, davalı «şirketin tasfiyesini» sağlamak gibi «taahhütlerde» de bulunduğu, hizmet ilişkisinin 2005 yılında sona erdiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu durum karşısında, davalı ...’ın davacı ile aralarında olan «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı ileri sürülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sadakat yükümlülüğü · i̇i̇k 308/b · sözleşmenin ihlali · şirketin tasfiyesi · cezai şart · uyuşmazlık konusu · taahhütname · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...’a karşı «taahhütnameye» dayalı talepte bulunulamayacağı, diğer gerçek kişiler ile davacı arasında bir sözleşme olmadığı, ayrıca kişisel ticari faaliyetlerinin olmadığı, bu kişilerin fiillerinin «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalı şirketin, davacıya ait tanıtım evraklarının aynen veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlerini kendi tanıtımında kullandığı, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği, maddi zararın tespit edildiği, manevi zararının da doğduğu gerekçesiyle davalı şirketin vaki fiillerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, 3.«308».87 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, maddi durumun ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat ile «taahhüdün» ihlaline dayalı «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Davalı ...’ın davacının Denizli Şubesinin işlerini idare etmek için işe alındığı, bu durumun SSK kayıtlarıyla da sabit olduğu, aleyhine yaptırılan tespite rağmen «hizmet sözleşmesinin» devam ettiği, hatta aynı eylemleri tekrar etmemek, davalı «şirketin tasfiyesini» sağlamak gibi «taahhütlerde» de bulunduğu, hizmet ilişkisinin 2005 yılında sona erdiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu durum karşısında, davalı ...’ın davacı ile aralarında olan «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı ileri sürülmüştür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/12870 E. , 2012/18307 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.04.2010 tarih ve 2007/385 - 2010/193 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı (temlik alan) TMSF vekili ile davalılardan ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 13.11.2012 günü temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talebinde bulunan temlik alan TMSF vekilinin duruşma (mürafaa) isteminden vazgeçerek incelemenin dosya üzerinde yapılmasını talep etmesi üzerine duruşma yapılmasına yer olmadığına karar verildikten sonra, dosya üzerinde yapılan incelemede Tetkik Hakimi Mutlu Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Fon Kurulu Başkanlığı'nın 13.02.2004 tarihli kararı ile davacı şirketin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin TMSF tarafından devralındığını, devirden sonraki 14.09.2005 tarihli inceleme raporunda Telsim A.Ş’nin çalışanı ...’e 2001, 2002 ve 2003 yıllarında kendi görev tanımı ile orantılı olmayan büyük tutarlarda ve avans onayı prosedürüne uyulmaksızın avans kullandırıldığını, bu avansların ne amaçla ve nerelerde harcandığının kayıt altına alınmadığını, avansların önemli bir kısmının kapatılması için sahte makbuzlar düzenlendiğini, şirketin faaliyet amaç ve kapsamı dışında gayri meşru amaçlar için kullandırılan ve hukuk dışı yollarla kapatılmaya çalışılan avanslardan dolayı ortaya çıkan 4.286.961,14 TL tutarındaki şirket alacağı nedeniyle yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler hakkında dava açıldığını, haklarında dava açılmayan davalıların da meydana gelen zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılan davada 10.000,00 TL’nın faiziyle tahsili talep ve dava edilmiş olup, yargılama sırasında yapılan ıslah ile 4.286.961,14 TL şirket zararının faiziyle birlikte tahsili istenmiştir.
Davalılardan ..., şirkette uzman personel olarak çalıştığını, gönderilen paralarla ilgili bir imza ve onay yetkisinin bulunmadığını, bankalar vasıtasıyla tarafına gönderilen paraları şirketin üst düzey yöneticilerine teslim ettiğini, finansal bir yetki ve görevinin olmadığını, tarafına herhangi bir kusur ve sorumluluk yüklenmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davacının zararın varlığını kanıtlaması gerektiğini, kendilerinin zarara yol açan eylem ve işlemlerinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalılardan uzman kadrosunda çalışan ... ve muhasebe şefi ...’ın aldıkları talimatları yerine getirdikleri ve bu talimatların o esnada hukuka aykırı olup olmadığının bilinemeyeceği dikkate alındığında bu kişilerin hukuka aykırı davranışta bulunduklarından söz edilemeyeceği, bu kişilerin temsil ve ilzama yetkili olmadıkları, davalılardan ..., ... ve ...’in ise ikinci derece imza yetkilerinin olması dikkate alındığında TTK’nun 336. maddesinde belirtilen organ vasfında oldukları, ancak zarara sebebiyet verildiği iddia edilen avanslara ilişkin olarak adı geçenlerin bu avansların ödenmesi ve kapatılması hususunda herhangi bir imza ve talimatlarının olmadığı, davalıların oluşan zarardan sorumlu oldukları yolunda yeterli kanaat oluşmadığı, eylemleriyle bu zararın artmasına sebep olmadıkları ve katkıda bulunmadıkları sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı TMSF vekili ile davalılardan ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı şirket çalışanları ve yöneticileri olan davalıların şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı olarak açılan tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu eylemlerin işlendiği yıllarda davalılardan ... ile ... davacı şirket çalışanları olup, davacı şirketi temsil ve ilzam yetkileri bulunmamaktadır. Bu durumda, anılan davalıların davacı ile aralarındaki hizmet sözleşmesine aykırı davranmak suretiyle çalıştıkları şirketi zarara uğrattıkları iddia edilerek hizmet akdi ile çalışan bu şahıslara karşı da tazminat davası açılmıştır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde İş Mahkemesi görevlidir. Görev hususu, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınmak zorundadır.
Her ne kadar ... ve ... dışındaki davalılar ile davacı arasında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalıların dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi olan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmüş olması nedeniyle tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunup, usul ekonomisi ilkesi gereğince ve doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olması ve iş mahkemesinin ihtisas mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesi görevli olup, tüm davalılar hakkında açılmış işbu davada görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekili ile davalılardan ... vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalılardan ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...'e iadesine, 15.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1065309600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz