Sadakat yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/13041 E. 2014/6937 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sadakat yükümlülüğü↗ usul ekonomisi↗ sözleşmenin ihlali↗ ihtisas mahkemesi↗ hizmet sözleşmesi↗ kamu düzeni↗ görevsizlik kararı↗ ticaret sicili↗ maddi tazminat↗ ilan↗ haksız rekabet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından rekabet memnuiyeti ile ilgili bir sözleşmenin sunulamadığı, her iki şirketin imalat konusu içindeki stick paket dolum makinelerinin pek çok firma tarafından üretildiği, davacının bu makineler üzerinde markası dışında herhangi bir sınai hakkı bulunmadığı, davalıların aynı tür makineleri üretip kendi markaları ile piyasaya sunmalarının haksız rekabet eylemini oluşturmadığı, davalı şirketin 14/09/2007 tarihinde kurulduğu, haksız rekabetin men'i davalarının TTK'nın 62. maddesi uyarınca bir yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle bu sürenin de geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalıların haksız rekabetinin tespiti ve men'i, maddi tazminatın tahsili ve hükmün ilanı istemine ilişkin olup,davalılardan M.. D..'nin muhasebe, M.. P..'nın arge, M. A.'ın pazarlama müdürü olarak davacı şirkette çalıştıkları sırada davacının müşterisi olduğu anlaşılan davalı S. Y.A. ile birlikte davacı şirketle aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurdukları, bu durumun gerek SSK gerekse ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı dosya kapsamı ile sabittir. […]. D.., M.. P.. ve M. A.'ın davacı şirketle arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu iddia edilen eylemlerin bir kısmının bu ilişkinin devamı sırasında işlendiği anılan davalıların davacı ile aralarındaki hizmet sözleşmesini ihlal ettiği, sadakat yükümlülüğüne uymadığı, gizlice davalı şirketi kurdukları ileri sürülmektedir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi görevlidir. Görev hususu, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınmak zorundadır. Her ne kadar davalı S. Y. A. ile davacı şirket arasında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalının, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi olan anılan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmesi, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunması, usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin ihtisas mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre,davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7721 E. 2012/8531 K.
Ortak:sadakat yükümlülüğü · usul ekonomisi · sözleşmenin ihlali · ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · haksız rekabet · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaA.'ın davacı şirketle arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu iddia edilen eylemlerin bir kısmının bu ilişkinin devamı sırasında işlendiği anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı, gizlice davalı şirketi kurdukları ileri sürülmektedir.
… esinde bildirilen eylemleri işçi olan anılan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmesi, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunması, «usul ekonomisi» ilkesi çerçevesinde doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… vacının bu makineler üzerinde markası dışında herhangi bir sınai hakkı bulunmadığı, davalıların aynı tür makineleri üretip kendi markaları ile piyasaya sunmalarının «haksız rekabet» eylemini oluşturmadığı, davalı şirketin 14/09/2007 tarihinde kurulduğu, haksız rekabetin men'i davalarının TTK'nın 62. maddesi uyarınca bir yıllık zaman aşımı süre …
Benzer bu karardaBu durum karşısında, davalı ...’ın davacı ile aralarında olan «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı ileri sürülmüştür.
… n, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...’a karşı «taahhütnameye» dayalı talepte bulunulamayacağı, diğer gerçek kişiler ile davacı arasında bir sözleşme olmadığı, ayrıca kişisel ticari faaliyetlerinin olmadığı, bu kişilerin fiillerinin «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalı şirketin, davacıya ait tanıtım evraklarının aynen veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlerini kendi tanıtımında kullandığı, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği, maddi zararın tespit edildiği, manevi zararının da doğduğu gerekçesiyle davalı şirketin vaki fiillerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, 3.«308».87 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 308/b · şirketin tasfiyesi · cezai şart · uyuşmazlık konusu · taahhütname
Benzer bu karardaDavalı ...’ın davacının Denizli Şubesinin işlerini idare etmek için işe alındığı, bu durumun SSK kayıtlarıyla da sabit olduğu, aleyhine yaptırılan tespite rağmen «hizmet sözleşmesinin» devam ettiği, hatta aynı eylemleri tekrar etmemek, davalı «şirketin tasfiyesini» sağlamak gibi «taahhütlerde» de bulunduğu, hizmet ilişkisinin 2005 yılında sona erdiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...’a karşı «taahhütnameye» dayalı talepte bulunulamayacağı, diğer gerçek kişiler ile davacı arasında bir sözleşme olmadığı, ayrıca kişisel ticari faaliyetlerinin olmadığı, bu kişilerin fiillerinin «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalı şirketin, davacıya ait tanıtım evraklarının aynen veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlerini kendi tanıtımında kullandığı, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği, maddi zararın tespit edildiği, manevi zararının da doğduğu gerekçesiyle davalı şirketin vaki fiillerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, 3.«308».87 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, maddi durumun ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat ile «taahhüdün» ihlaline dayalı «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6651 E. 2013/5713 K.
Ortak:ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… esinde bildirilen eylemleri işçi olan anılan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmesi, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunması, «usul ekonomisi» ilkesi çerçevesinde doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
A.'ın davacı şirketle arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu iddia edilen eylemlerin bir kısmının bu ilişkinin devamı sırasında işlendiği anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı, gizlice davalı şirketi kurdukları ileri sürülmektedir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi «görevlidir».
Benzer bu karardaGörev hususu, «kamu düzenine» ilişkin olup, iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğuna dair «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...) Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Davalılardan ... ve ... aleyhindeki dava, «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanmakta olup işçi-işveren arasındaki sözleşmeden ... davalarda İş Mahkemesinin «görevli» olduğu, diğer davalı ... hakkındaki dava da adı geçen diğer davalılara bağlı olarak özel yetkili mahkemede görülmesi gerekmektedir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından ... hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde İş Mahkemesi «görevlidir».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:derdestlik · ibraz
Benzer bu kararda… a dışı ... ...'a davacı banka şubesinde kredi hesabı açılarak kredi kullandırıldığı, kredinin geri ödenmemesi üzerine dava dışı borçlular hakkında başlatılan haczin «derdest» olduğu, banka zararının henüz somut biçimde oluşmadığı, bu durumda davacı bankanın borç ödemeden aciz belgesi alarak davalıların sorumluluğuna başvurması gerektiği, bu aşamada davacı bankanın davalılara karşı talep hakkına sahip olmadığı, davacı tarafça bildirilen bir kısım belgelerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3370 E. 2012/2859 K.
Ortak:sadakat yükümlülüğü · usul ekonomisi · sözleşmenin ihlali · ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… esinde bildirilen eylemleri işçi olan anılan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmesi, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunması, «usul ekonomisi» ilkesi çerçevesinde doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
A.'ın davacı şirketle arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu iddia edilen eylemlerin bir kısmının bu ilişkinin devamı sırasında işlendiği anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı, gizlice davalı şirketi kurdukları ileri sürülmektedir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi «görevlidir».
Benzer bu karardaHer ne kadar davalı gerçek kişi müdüre isnat edilen eylemler TTK.nun 547. maddesinde düzenlenen rekabet yapma «yasağına» aykırılık teşkil etmekte ve de davacı ile aralarında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalının, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınarak, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Bu durum karşısında, davalı ...’un davacı ile aralarında olan «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı iddia edilmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi «görevlidir».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı · ipotek · oy yasağı · tüzel kişilik · uyuşmazlık konusu · protokol · temsil
Benzer bu karardaDavalı ...’ün davacı şirketin %1 pay sahibi olduğu, taşınmaz satışı ve «ipotek» tesisi dışında mali ve teknik işlerde «temsil» ve ilzama yetkili bulunduğu, diğer davalı gerçek kişinin davacı şirkette teknik ressam olarak çalıştığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
… önceden davacı çalışanı olduğu, davacı, davalı şirket ve dava dışı başka şirketin muhasebesinin aynı mali müşavir tarafından tutulduğu, bu kişinin davacının sunduğu «protokolde» tanık olarak yer aldığı, davalı şirketin adresi ile davacı şirketin hakim ortağının ev adreslerinin aynı olduğu, davacı şirketin bilgisi dışında çalışmalar ile zar …
1-Dava, davacı şirkette pay sahibi olan davalı müdür ile bu şirketin çalışanı gerçek kişi diğer davalının, aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkete izinsiz şekilde ortak oldukları, davalı bu şirketin faaliyetlerinde davacı şirketin ticari sırlarının, müşteri çevresinin ve emtialarının kullanılarak birlikte davacı «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı gerçek kişilerin müvekkilinin izni olmadan aynı alanda faaliyet gösteren diğer davalı «tüzel kişiliğe» ortak olduklarını, ticari sırlarının, referanslarının, çizimlerinin ve hatta ürettiği malzeme ve makinelerinin davalı şirketin lehine ve müvekkili aleyhine kullandıklarını, böylelikle birlikte zarara neden olduklarını ileri sürmüştür.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10136 E. 2016/6805 K.
Ortak:hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… esinde bildirilen eylemleri işçi olan anılan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmesi, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunması, «usul ekonomisi» ilkesi çerçevesinde doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
A.'ın davacı şirketle arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu iddia edilen eylemlerin bir kısmının bu ilişkinin devamı sırasında işlendiği anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı, gizlice davalı şirketi kurdukları ileri sürülmektedir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi «görevlidir».
Benzer bu karardaBu nedenle mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu işbu davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
Bu durumda, anılan davalının davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesine» aykırı davranmak suretiyle çalıştığı «şirketi zarara» uğrattığı iddia edilerek «hizmet akdi» ile çalışan bu şahısa karşı «tazminat davası» açılmıştır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi «görevlidir».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet akdi · şirket zararı · tazminat davası · temlik · yetkisizlik kararı · temsil
Benzer bu karardaBu durumda, anılan davalının davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesine» aykırı davranmak suretiyle çalıştığı «şirketi zarara» uğrattığı iddia edilerek «hizmet akdi» ile çalışan bu şahısa karşı «tazminat davası» açılmıştır.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin harcama belgelerinde bir usulsüzlük tespit edilemediği, davalı - borçlunun şef pozisyonunda çalışmadığı, imza «yetkisinin» olmaması nedeniyle kusurunun bulunmadığı, davalı - borçlunun itirazında haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı («temlik» alan) vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı şirket çalışanı olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olarak açılan tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12870 E. 2012/18307 K.
Ortak:usul ekonomisi · ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… esinde bildirilen eylemleri işçi olan anılan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmesi, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunması, «usul ekonomisi» ilkesi çerçevesinde doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
A.'ın davacı şirketle arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu iddia edilen eylemlerin bir kısmının bu ilişkinin devamı sırasında işlendiği anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı, gizlice davalı şirketi kurdukları ileri sürülmektedir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi «görevlidir».
Benzer bu kararda… bildirilen eylemleri işçi olan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmüş olması nedeniyle tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunup, «usul ekonomisi» ilkesi gereğince ve doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olması ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesi «görevli» olup, tüm davalılar hakkında açılmış işbu davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu durumda, anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesine» aykırı davranmak suretiyle çalıştıkları «şirketi zarara» uğrattıkları iddia edilerek «hizmet akdi» ile çalışan bu şahıslara karşı da «tazminat davası» açılmıştır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde İş Mahkemesi «görevlidir».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imza yetkisi · hizmet akdi · şirket zararı · tazminat davası · temsil
Benzer bu karardaBu durumda, anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesine» aykırı davranmak suretiyle çalıştıkları «şirketi zarara» uğrattıkları iddia edilerek «hizmet akdi» ile çalışan bu şahıslara karşı da «tazminat davası» açılmıştır.
… ın o esnada hukuka aykırı olup olmadığının bilinemeyeceği dikkate alındığında bu kişilerin hukuka aykırı davranışta bulunduklarından söz edilemeyeceği, bu kişilerin «temsil» ve ilzama yetkili olmadıkları, davalılardan ..., ... ve ...’in ise ikinci derece «imza yetkilerinin» olması dikkate alındığında TTK’nun 336. maddesinde belirtilen organ vasfında oldukları, ancak zarara sebebiyet verildiği iddia edilen avanslara ilişkin olarak adı …
1-Dava, davacı şirket çalışanları ve yöneticileri olan davalıların «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı olarak açılan tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu eylemlerin işlendiği yıllarda davalılardan ... ile ... davacı şirket çalışanları olup, davacı şirketi «temsil» ve ilzam yetkileri bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3861 E. 2014/12728 K.
Ortak:ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… esinde bildirilen eylemleri işçi olan anılan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmesi, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunması, «usul ekonomisi» ilkesi çerçevesinde doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
A.'ın davacı şirketle arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu iddia edilen eylemlerin bir kısmının bu ilişkinin devamı sırasında işlendiği anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı, gizlice davalı şirketi kurdukları ileri sürülmektedir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi «görevlidir».
Benzer bu karardaGörev hususu, «kamu düzenine» ilişkin olup, iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğuna dair «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
K.. aleyhindeki dava, «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanmaktadır.
İşçi-işveren arasındaki «sözleşmeden doğan» davalarda İş Mahkemesi «görevli» olup, diğer davalı N..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık teamülleri · teamül · sözleşmeden doğan dava · müteselsil sorumluluk
Benzer bu kararda… bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava dışı firmalara kredi kullandırdıkları, kredi kullandırırken davacı banka mevzuatı, Bankalar Kanunu ve «bankacılık teamüllerine» aykırı hareket ettikleri, dava dışı firmalara kullandırılan kredilerin kısa sürede takip hesaplarına aktarılmasında ve Adli Tıp kurumu tarafından yapılan inceleme ile sabit olduğu üzere kefillerin adına atılan imzaların başkası tarafından atılmasında, kredi kullandırım aşamasında gerekli araştırmaların yapılmamasında ve sahte belgelerin düzenlenerek kredi dosyasına kabul edilmesinde ve belgelerin eksik alınması işlemlerinden dolayı imzaları bulunan kredi komitesi üyeleri davalıların kusurlu oldukları ve davalıların müştereken ve «müteselsilen sorumlu» oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İşçi-işveren arasındaki «sözleşmeden doğan» davalarda İş Mahkemesi «görevli» olup, diğer davalı N..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/13041 E. , 2014/6937 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 24/04/2012
NUMARASI 2009/664-2012/254
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.04.2012 tarih ve 2009/664-2012/254 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.04.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. C.. M.. ile davalılar vekili Av. S.. Ş.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin gıda paketleme makineleri imalat ve satışı yapmakta olan şirketlerden birisi olduğunu, davalı M.. D..'nin muhasebe müdürü, M.. P..'nın arge müdürü, M. A.'ın satış-pazarlama müdürü olarak çalıştıklarını, bu davalıların davacının yabancı müşterisi olan S. Y.A. ile temas kurarak onu da aralarına alıp gizlice davalı gıda paketleme şirketini kurduklarını, bu hususu web sitesinden duyurduklarını, davalıların müvekkilinin müşterileri ile temas kurarak ucuz teklifler verdiklerini, satışlarda bulunduklarını, davalı gerçek kişilerin davacı şirkette görevde bulundukları sırada gizlice rakip şirket kurduklarını, davalıların eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalıların web sayfası kapsamında yürütülen haksız rekabetinin durdurulmasına, haksız rekabetin tespit ve menine, şimdilik 100.000,00 TL'nin tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davalı şirketin tüm sektörlere yönelik makine tasarım ve imalatı yaptığını, davacının bilgisi dahilinde 29/11/2007 günü kurulduğunu, 25/01/2008 günü ticaret hayatına başladığını, bütün bu gelişmelerden davacının haberinin olduğunu, davacının imal ettiği makinelerden üretilmediğini savunarak, davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından rekabet memnuiyeti ile ilgili bir sözleşmenin sunulamadığı, her iki şirketin imalat konusu içindeki stick paket dolum makinelerinin pek çok firma tarafından üretildiği, davacının bu makineler üzerinde markası dışında herhangi bir sınai hakkı bulunmadığı, davalıların aynı tür makineleri üretip kendi markaları ile piyasaya sunmalarının haksız rekabet eylemini oluşturmadığı, davalı şirketin 14/09/2007 tarihinde kurulduğu, haksız rekabetin men'i davalarının TTK'nın 62. maddesi uyarınca bir yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle bu sürenin de geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalıların haksız rekabetinin tespiti ve men'i, maddi tazminatın tahsili ve hükmün ilanı istemine ilişkin olup,davalılardan M.. D..'nin muhasebe, M.. P..'nın arge, M. A.'ın pazarlama müdürü olarak davacı şirkette çalıştıkları sırada davacının müşterisi olduğu anlaşılan davalı S. Y.A. ile birlikte davacı şirketle aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurdukları, bu durumun gerek SSK gerekse ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı dosya kapsamı ile sabittir. […]. D.., M.. P.. ve M. A.'ın davacı şirketle arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu iddia edilen eylemlerin bir kısmının bu ilişkinin devamı sırasında işlendiği anılan davalıların davacı ile aralarındaki hizmet sözleşmesini ihlal ettiği, sadakat yükümlülüğüne uymadığı, gizlice davalı şirketi kurdukları ileri sürülmektedir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi görevlidir. Görev hususu, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınmak zorundadır. Her ne kadar davalı S. Y. A. ile davacı şirket arasında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalının, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi olan anılan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmesi, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunması, usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin ihtisas mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre,davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101753200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz