Şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/3370 E. 2012/2859 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sadakat yükümlülüğü↗ usul ekonomisi↗ sözleşmenin ihlali↗ ttk 547↗ ihtisas mahkemesi↗ şirket zararı↗ hizmet sözleşmesi↗ ipotek↗ oy yasağı↗ kamu düzeni↗ tüzel kişilik↗ uyuşmazlık konusu↗ protokol↗ görevsizlik kararı↗ temsil↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...’ün 1990 yılında kurulan davacı şirkette ortak olduğu, % 99 pay sahibi diğer ortağın kendisine %1 oranında pay verdiği, diğer davalı gerçek kişinin davacı şirkette 2005 yılında teknik ressam olarak işe başladığı, 16-17 yıldır davacı şirkette çalışan bir kimsenin başka bir işte veya şirkette çalışmasının işveren şirketçe bilinmediğinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı işyerinde davalılarca imalat yapıldığı ve izinsiz gönderilen malların bulunduğunun ileri sürüldüğü, bunlarla ilgili kanıt sunulmadığı, davalı şirketin önceki pay sahibi olan ve davalı gerçek kişilere devir yapan kişinin de önceden davacı çalışanı olduğu, davacı, davalı şirket ve dava dışı başka şirketin muhasebesinin aynı mali müşavir tarafından tutulduğu, bu kişinin davacının sunduğu protokolde tanık olarak yer aldığı, davalı şirketin adresi ile davacı şirketin hakim ortağının ev adreslerinin aynı olduğu, davacı şirketin bilgisi dışında çalışmalar ile zarara uğratıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz edilmiştir.
1-Dava, davacı şirkette pay sahibi olan davalı müdür ile bu şirketin çalışanı gerçek kişi diğer davalının, aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkete izinsiz şekilde ortak oldukları, davalı bu şirketin faaliyetlerinde davacı şirketin ticari sırlarının, müşteri çevresinin ve emtialarının kullanılarak birlikte davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalı ...’ün davacı şirketin %1 pay sahibi olduğu, taşınmaz satışı ve ipotek tesisi dışında mali ve teknik işlerde temsil ve ilzama yetkili bulunduğu, diğer davalı gerçek kişinin davacı şirkette teknik ressam olarak çalıştığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı vekili, davalı gerçek kişilerin müvekkilinin izni olmadan aynı alanda faaliyet gösteren diğer davalı tüzel kişiliğe ortak olduklarını, ticari sırlarının, referanslarının, çizimlerinin ve hatta ürettiği malzeme ve makinelerinin davalı şirketin lehine ve müvekkili aleyhine kullandıklarını, böylelikle birlikte zarara neden olduklarını ileri sürmüştür. Davalı ... ile davacı şirket arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu eylemlerin bu ilişkinin devamı sırasında işlendiği açıklanmıştır. Bu durum karşısında, davalı ...’un davacı ile aralarında olan hizmet sözleşmesini ihlal ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait sadakat yükümlülüğüne uymadığı iddia edilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi görevlidir. Görev hususu, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece kendiliğinden dikkate alınmak zorundadır. Her ne kadar davalı gerçek kişi müdüre isnat edilen eylemler TTK.nun 547. maddesinde düzenlenen rekabet yapma yasağına aykırılık teşkil etmekte ve de davacı ile aralarında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalının, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, usul ekonomisi ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin ihtisas mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınarak, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7721 E. 2012/8531 K.
Ortak:sadakat yükümlülüğü · usul ekonomisi · sözleşmenin ihlali · ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · uyuşmazlık konusu · görevsizlik kararı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında, davalı ...’un davacı ile aralarında olan «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı iddia edilmiştir.
Her ne kadar davalı gerçek kişi müdüre isnat edilen eylemler TTK.nun 547. maddesinde düzenlenen rekabet yapma «yasağına» aykırılık teşkil etmekte ve de davacı ile aralarında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalının, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınarak, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Davalı ...’ün davacı şirketin %1 pay sahibi olduğu, taşınmaz satışı ve «ipotek» tesisi dışında mali ve teknik işlerde «temsil» ve ilzama yetkili bulunduğu, diğer davalı gerçek kişinin davacı şirkette teknik ressam olarak çalıştığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu karardaBu durum karşısında, davalı ...’ın davacı ile aralarında olan «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı ileri sürülmüştür.
… n, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Davalı ...’ın davacının Denizli Şubesinin işlerini idare etmek için işe alındığı, bu durumun SSK kayıtlarıyla da sabit olduğu, aleyhine yaptırılan tespite rağmen «hizmet sözleşmesinin» devam ettiği, hatta aynı eylemleri tekrar etmemek, davalı «şirketin tasfiyesini» sağlamak gibi «taahhütlerde» de bulunduğu, hizmet ilişkisinin 2005 yılında sona erdiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 308/b · şirketin tasfiyesi · cezai şart · taahhütname · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...’a karşı «taahhütnameye» dayalı talepte bulunulamayacağı, diğer gerçek kişiler ile davacı arasında bir sözleşme olmadığı, ayrıca kişisel ticari faaliyetlerinin olmadığı, bu kişilerin fiillerinin «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalı şirketin, davacıya ait tanıtım evraklarının aynen veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlerini kendi tanıtımında kullandığı, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği, maddi zararın tespit edildiği, manevi zararının da doğduğu gerekçesiyle davalı şirketin vaki fiillerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, 3.«308».87 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, maddi durumun ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat ile «taahhüdün» ihlaline dayalı «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Davalı ...’ın davacının Denizli Şubesinin işlerini idare etmek için işe alındığı, bu durumun SSK kayıtlarıyla da sabit olduğu, aleyhine yaptırılan tespite rağmen «hizmet sözleşmesinin» devam ettiği, hatta aynı eylemleri tekrar etmemek, davalı «şirketin tasfiyesini» sağlamak gibi «taahhütlerde» de bulunduğu, hizmet ilişkisinin 2005 yılında sona erdiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
… na ettiklerini, vekaletname ve diğer materyallerin aynısını veya kopyasını kullandıklarını, müşteri çevresini ele geçirdiklerini, böylelikle birlikte hareket ederek «haksız rekabette» bulunduklarını ve zarara neden olduklarını ileri sürmüştür.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6651 E. 2013/5713 K.
Ortak:ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaHer ne kadar davalı gerçek kişi müdüre isnat edilen eylemler TTK.nun 547. maddesinde düzenlenen rekabet yapma «yasağına» aykırılık teşkil etmekte ve de davacı ile aralarında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalının, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınarak, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Bu durum karşısında, davalı ...’un davacı ile aralarında olan «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı iddia edilmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi «görevlidir».
Benzer bu karardaGörev hususu, «kamu düzenine» ilişkin olup, iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğuna dair «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...) Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Davalılardan ... ve ... aleyhindeki dava, «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanmakta olup işçi-işveren arasındaki sözleşmeden ... davalarda İş Mahkemesinin «görevli» olduğu, diğer davalı ... hakkındaki dava da adı geçen diğer davalılara bağlı olarak özel yetkili mahkemede görülmesi gerekmektedir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından ... hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde İş Mahkemesi «görevlidir».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:derdestlik · ibraz
Benzer bu kararda… a dışı ... ...'a davacı banka şubesinde kredi hesabı açılarak kredi kullandırıldığı, kredinin geri ödenmemesi üzerine dava dışı borçlular hakkında başlatılan haczin «derdest» olduğu, banka zararının henüz somut biçimde oluşmadığı, bu durumda davacı bankanın borç ödemeden aciz belgesi alarak davalıların sorumluluğuna başvurması gerektiği, bu aşamada davacı bankanın davalılara karşı talep hakkına sahip olmadığı, davacı tarafça bildirilen bir kısım belgelerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10136 E. 2016/6805 K.
Ortak:şirket zararı · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · temsil · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaHer ne kadar davalı gerçek kişi müdüre isnat edilen eylemler TTK.nun 547. maddesinde düzenlenen rekabet yapma «yasağına» aykırılık teşkil etmekte ve de davacı ile aralarında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalının, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınarak, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
1-Dava, davacı şirkette pay sahibi olan davalı müdür ile bu şirketin çalışanı gerçek kişi diğer davalının, aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkete izinsiz şekilde ortak oldukları, davalı bu şirketin faaliyetlerinde davacı şirketin ticari sırlarının, müşteri çevresinin ve emtialarının kullanılarak birlikte davacı «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalı ...’ün davacı şirketin %1 pay sahibi olduğu, taşınmaz satışı ve «ipotek» tesisi dışında mali ve teknik işlerde «temsil» ve ilzama yetkili bulunduğu, diğer davalı gerçek kişinin davacı şirkette teknik ressam olarak çalıştığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu karardaBu durumda, anılan davalının davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesine» aykırı davranmak suretiyle çalıştığı «şirketi zarara» uğrattığı iddia edilerek «hizmet akdi» ile çalışan bu şahısa karşı «tazminat davası» açılmıştır.
Bu nedenle mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu işbu davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
1-Dava, davacı şirket çalışanı olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olarak açılan tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet akdi · tazminat davası · temlik · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaBu durumda, anılan davalının davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesine» aykırı davranmak suretiyle çalıştığı «şirketi zarara» uğrattığı iddia edilerek «hizmet akdi» ile çalışan bu şahısa karşı «tazminat davası» açılmıştır.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin harcama belgelerinde bir usulsüzlük tespit edilemediği, davalı - borçlunun şef pozisyonunda çalışmadığı, imza «yetkisinin» olmaması nedeniyle kusurunun bulunmadığı, davalı - borçlunun itirazında haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı («temlik» alan) vekili temyiz etmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı («temlik» alan) vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13041 E. 2014/6937 K.
Ortak:sadakat yükümlülüğü · usul ekonomisi · sözleşmenin ihlali · ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaHer ne kadar davalı gerçek kişi müdüre isnat edilen eylemler TTK.nun 547. maddesinde düzenlenen rekabet yapma «yasağına» aykırılık teşkil etmekte ve de davacı ile aralarında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalının, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınarak, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Bu durum karşısında, davalı ...’un davacı ile aralarında olan «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı iddia edilmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi «görevlidir».
Benzer bu kararda… esinde bildirilen eylemleri işçi olan anılan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmesi, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunması, «usul ekonomisi» ilkesi çerçevesinde doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
A.'ın davacı şirketle arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu iddia edilen eylemlerin bir kısmının bu ilişkinin devamı sırasında işlendiği anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı, gizlice davalı şirketi kurdukları ileri sürülmektedir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi «görevlidir».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicili · maddi tazminat · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda1- Dava, davalıların «haksız rekabetinin» tespiti ve men'i, «maddi tazminatın» tahsili ve hükmün «ilanı» istemine ilişkin olup,davalılardan M..
… vacının bu makineler üzerinde markası dışında herhangi bir sınai hakkı bulunmadığı, davalıların aynı tür makineleri üretip kendi markaları ile piyasaya sunmalarının «haksız rekabet» eylemini oluşturmadığı, davalı şirketin 14/09/2007 tarihinde kurulduğu, haksız rekabetin men'i davalarının TTK'nın 62. maddesi uyarınca bir yıllık zaman aşımı süre …
Y.A. ile birlikte davacı şirketle aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurdukları, bu durumun gerek SSK gerekse «ticaret sicil» kayıtlarından anlaşıldığı dosya kapsamı ile sabittir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12870 E. 2012/18307 K.
Ortak:usul ekonomisi · ihtisas mahkemesi · şirket zararı · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · temsil · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaHer ne kadar davalı gerçek kişi müdüre isnat edilen eylemler TTK.nun 547. maddesinde düzenlenen rekabet yapma «yasağına» aykırılık teşkil etmekte ve de davacı ile aralarında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalının, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınarak, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
1-Dava, davacı şirkette pay sahibi olan davalı müdür ile bu şirketin çalışanı gerçek kişi diğer davalının, aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkete izinsiz şekilde ortak oldukları, davalı bu şirketin faaliyetlerinde davacı şirketin ticari sırlarının, müşteri çevresinin ve emtialarının kullanılarak birlikte davacı «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalı ...’ün davacı şirketin %1 pay sahibi olduğu, taşınmaz satışı ve «ipotek» tesisi dışında mali ve teknik işlerde «temsil» ve ilzama yetkili bulunduğu, diğer davalı gerçek kişinin davacı şirkette teknik ressam olarak çalıştığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu kararda… bildirilen eylemleri işçi olan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmüş olması nedeniyle tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunup, «usul ekonomisi» ilkesi gereğince ve doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olması ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesi «görevli» olup, tüm davalılar hakkında açılmış işbu davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu durumda, anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesine» aykırı davranmak suretiyle çalıştıkları «şirketi zarara» uğrattıkları iddia edilerek «hizmet akdi» ile çalışan bu şahıslara karşı da «tazminat davası» açılmıştır.
… ın o esnada hukuka aykırı olup olmadığının bilinemeyeceği dikkate alındığında bu kişilerin hukuka aykırı davranışta bulunduklarından söz edilemeyeceği, bu kişilerin «temsil» ve ilzama yetkili olmadıkları, davalılardan ..., ... ve ...’in ise ikinci derece «imza yetkilerinin» olması dikkate alındığında TTK’nun 336. maddesinde belirtilen organ vasfında oldukları, ancak zarara sebebiyet verildiği iddia edilen avanslara ilişkin olarak adı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imza yetkisi · hizmet akdi · tazminat davası
Benzer bu karardaBu durumda, anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesine» aykırı davranmak suretiyle çalıştıkları «şirketi zarara» uğrattıkları iddia edilerek «hizmet akdi» ile çalışan bu şahıslara karşı da «tazminat davası» açılmıştır.
… ın o esnada hukuka aykırı olup olmadığının bilinemeyeceği dikkate alındığında bu kişilerin hukuka aykırı davranışta bulunduklarından söz edilemeyeceği, bu kişilerin «temsil» ve ilzama yetkili olmadıkları, davalılardan ..., ... ve ...’in ise ikinci derece «imza yetkilerinin» olması dikkate alındığında TTK’nun 336. maddesinde belirtilen organ vasfında oldukları, ancak zarara sebebiyet verildiği iddia edilen avanslara ilişkin olarak adı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3861 E. 2014/12728 K.
Ortak:ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaHer ne kadar davalı gerçek kişi müdüre isnat edilen eylemler TTK.nun 547. maddesinde düzenlenen rekabet yapma «yasağına» aykırılık teşkil etmekte ve de davacı ile aralarında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalının, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınarak, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Bu durum karşısında, davalı ...’un davacı ile aralarında olan «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı iddia edilmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi «görevlidir».
Benzer bu karardaGörev hususu, «kamu düzenine» ilişkin olup, iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğuna dair «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
K.. aleyhindeki dava, «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanmaktadır.
İşçi-işveren arasındaki «sözleşmeden doğan» davalarda İş Mahkemesi «görevli» olup, diğer davalı N..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık teamülleri · teamül · sözleşmeden doğan dava · müteselsil sorumluluk
Benzer bu kararda… bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava dışı firmalara kredi kullandırdıkları, kredi kullandırırken davacı banka mevzuatı, Bankalar Kanunu ve «bankacılık teamüllerine» aykırı hareket ettikleri, dava dışı firmalara kullandırılan kredilerin kısa sürede takip hesaplarına aktarılmasında ve Adli Tıp kurumu tarafından yapılan inceleme ile sabit olduğu üzere kefillerin adına atılan imzaların başkası tarafından atılmasında, kredi kullandırım aşamasında gerekli araştırmaların yapılmamasında ve sahte belgelerin düzenlenerek kredi dosyasına kabul edilmesinde ve belgelerin eksik alınması işlemlerinden dolayı imzaları bulunan kredi komitesi üyeleri davalıların kusurlu oldukları ve davalıların müştereken ve «müteselsilen sorumlu» oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İşçi-işveren arasındaki «sözleşmeden doğan» davalarda İş Mahkemesi «görevli» olup, diğer davalı N..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/3370 E. , 2012/2859 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.12.2009 tarih ve 2007/617-2009/965 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28.02.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketinin kimya makine ve tesisleri imali ile ticareti alanında 21 yıldan beri faaliyet gösterdiğini, davalı ...’ün tek başına temsil ve ilzama yetkili kişi olduğunu, diğer davalı gerçek kişinin teknik işler bölümünde çalıştığını, her iki davalının ticari sırlar ile teknik bilgilere vakıf olduğunu, %99 pay sahibi müvekkilinin diğer ortağı üzerinde güven tesis ettiklerini, bilgi dışında 08.05.2006 tarihinde o tarihte unvanı ‘Tek-Pa’ olan ve sonradan ‘Onat’ olarak unvanını değiştirdikleri davalı şirketin hisselerini devir aldıklarının, yeni kurulan şirket olmasına rağmen davalı gerçek kişilerin müvekkili firmanın referanslarının, tekliflerinin, çizimlerinin ve hatta ürettiği malzeme ve makineleri kullanarak bu davalı lehine kazanç sağladıklarının, müvekkili şirketi zarara uğrattıklarının tespit edildiğini, özellikle Sandoz Syntek firmasına kesilen faturaların bu durumu net gösterdiğini, faturalarının kullanıldığını, rekabet yasağının ihlal edildiğini ileri sürerek, şimdilik 100.000.00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, husumetin salt davalı şirkete yöneltilmesi gerektiğini, müvekkili ...’ün davacı şirkette üstün çalışması nedeniyle kendisine ortaklık verildiğini, mali ve idari genel müdür yardımcılığına atandığını, hakim ortağın kurduğu başka şirkette de yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, diğer davalı gerçek kişinin 2005 yılında davacı şirkette teknik ressam olarak işe başladığını, iflas kaygıları ve kredi dönüşleri nedeniyle Tek-Pa şirketindeki Selim Yönemli hisselerinin davacının hakim ortağının ailesiyle müvekkili ... tarafından devir alınmasını teklif ettiğini, işlemin yapıldığını, hakim ortak ile Selim Yönemli arasında ihtilaf çıktığından işleme konulmadığını, daha sonra hakim ortağın isteğiyle hisselerin müvekkilleri üzerinde kaldığını, ailesinden gizlenmesini istediğini, ikinci devir sözleşmesiyle davalı şirketin müvekkilleri tarafından işletilmesine karar verildiğini, şirketin unvanının değiştirildiğini, iddiaların hiç birinin gerçeği yansıtmadığını, bizzat hakim ortak ve ailesinin şirket hisselerini devir almayı teşvik ettiğini, esasen davalı şirketin adresi ile davacı şirketin hakim ortağının ev adresinin aynı olduğunu, bu ortağın davalı şirketi alt teklif veren şirket olarak ticaret hayatında kullandığını, davalı şirketin almış göründüğü aracı davacının hakim ortağının tasarrufunda olduğunu, kredi taksitlerini de davacı şirketin ödediğini, işlemlerin tamamen bilgisi dahilinde bulunduğunu, bir zarara uğratmanın olmadığını savunarak, davanın reddine istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...’ün 1990 yılında kurulan davacı şirkette ortak olduğu, % 99 pay sahibi diğer ortağın kendisine %1 oranında pay verdiği, diğer davalı gerçek kişinin davacı şirkette 2005 yılında teknik ressam olarak işe başladığı, 16-17 yıldır davacı şirkette çalışan bir kimsenin başka bir işte veya şirkette çalışmasının işveren şirketçe bilinmediğinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı işyerinde davalılarca imalat yapıldığı ve izinsiz gönderilen malların bulunduğunun ileri sürüldüğü, bunlarla ilgili kanıt sunulmadığı, davalı şirketin önceki pay sahibi olan ve davalı gerçek kişilere devir yapan kişinin de önceden davacı çalışanı olduğu, davacı, davalı şirket ve dava dışı başka şirketin muhasebesinin aynı mali müşavir tarafından tutulduğu, bu kişinin davacının sunduğu protokolde tanık olarak yer aldığı, davalı şirketin adresi ile davacı şirketin hakim ortağının ev adreslerinin aynı olduğu, davacı şirketin bilgisi dışında çalışmalar ile zarara uğratıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz edilmiştir.
1-Dava, davacı şirkette pay sahibi olan davalı müdür ile bu şirketin çalışanı gerçek kişi diğer davalının, aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkete izinsiz şekilde ortak oldukları, davalı bu şirketin faaliyetlerinde davacı şirketin ticari sırlarının, müşteri çevresinin ve emtialarının kullanılarak birlikte davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalı ...’ün davacı şirketin %1 pay sahibi olduğu, taşınmaz satışı ve ipotek tesisi dışında mali ve teknik işlerde temsil ve ilzama yetkili bulunduğu, diğer davalı gerçek kişinin davacı şirkette teknik ressam olarak çalıştığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı vekili, davalı gerçek kişilerin müvekkilinin izni olmadan aynı alanda faaliyet gösteren diğer davalı tüzel kişiliğe ortak olduklarını, ticari sırlarının, referanslarının, çizimlerinin ve hatta ürettiği malzeme ve makinelerinin davalı şirketin lehine ve müvekkili aleyhine kullandıklarını, böylelikle birlikte zarara neden olduklarını ileri sürmüştür. Davalı ... ile davacı şirket arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu eylemlerin bu ilişkinin devamı sırasında işlendiği açıklanmıştır.
Bu durum karşısında, davalı ...’un davacı ile aralarında olan hizmet sözleşmesini ihlal ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait sadakat yükümlülüğüne uymadığı iddia edilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi görevlidir. Görev hususu, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece kendiliğinden dikkate alınmak zorundadır. Her ne kadar davalı gerçek kişi müdüre isnat edilen eylemler TTK.nun 547. maddesinde düzenlenen rekabet yapma yasağına aykırılık teşkil etmekte ve de davacı ile aralarında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalının, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, usul ekonomisi ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin ihtisas mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınarak, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1047155400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz