6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/3370 E. 2012/2859 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sadakat yükümlülüğü usul ekonomisi sözleşmenin ihlali ttk 547 ihtisas mahkemesi şirket zararı hizmet sözleşmesi ipotek oy yasağı kamu düzeni tüzel kişilik uyuşmazlık konusu protokol görevsizlik kararı temsil görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...’ün 1990 yılında kurulan davacı şirkette ortak olduğu, % 99 pay sahibi diğer ortağın kendisine %1 oranında pay verdiği, diğer davalı gerçek kişinin davacı şirkette 2005 yılında teknik ressam olarak işe başladığı, 16-17 yıldır davacı şirkette çalışan bir kimsenin başka bir işte veya şirkette çalışmasının işveren şirketçe bilinmediğinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı işyerinde davalılarca imalat yapıldığı ve izinsiz gönderilen malların bulunduğunun ileri sürüldüğü, bunlarla ilgili kanıt sunulmadığı, davalı şirketin önceki pay sahibi olan ve davalı gerçek kişilere devir yapan kişinin de önceden davacı çalışanı olduğu, davacı, davalı şirket ve dava dışı başka şirketin muhasebesinin aynı mali müşavir tarafından tutulduğu, bu kişinin davacının sunduğu protokolde tanık olarak yer aldığı, davalı şirketin adresi ile davacı şirketin hakim ortağının ev adreslerinin aynı olduğu, davacı şirketin bilgisi dışında çalışmalar ile zarara uğratıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz edilmiştir.

1-Dava, davacı şirkette pay sahibi olan davalı müdür ile bu şirketin çalışanı gerçek kişi diğer davalının, aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkete izinsiz şekilde ortak oldukları, davalı bu şirketin faaliyetlerinde davacı şirketin ticari sırlarının, müşteri çevresinin ve emtialarının kullanılarak birlikte davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Davalı ...’ün davacı şirketin %1 pay sahibi olduğu, taşınmaz satışı ve ipotek tesisi dışında mali ve teknik işlerde temsil ve ilzama yetkili bulunduğu, diğer davalı gerçek kişinin davacı şirkette teknik ressam olarak çalıştığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı vekili, davalı gerçek kişilerin müvekkilinin izni olmadan aynı alanda faaliyet gösteren diğer davalı tüzel kişiliğe ortak olduklarını, ticari sırlarının, referanslarının, çizimlerinin ve hatta ürettiği malzeme ve makinelerinin davalı şirketin lehine ve müvekkili aleyhine kullandıklarını, böylelikle birlikte zarara neden olduklarını ileri sürmüştür. Davalı ... ile davacı şirket arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu eylemlerin bu ilişkinin devamı sırasında işlendiği açıklanmıştır. Bu durum karşısında, davalı ...’un davacı ile aralarında olan hizmet sözleşmesini ihlal ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait sadakat yükümlülüğüne uymadığı iddia edilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi görevlidir. Görev hususu, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece kendiliğinden dikkate alınmak zorundadır. Her ne kadar davalı gerçek kişi müdüre isnat edilen eylemler TTK.nun 547. maddesinde düzenlenen rekabet yapma yasağına aykırılık teşkil etmekte ve de davacı ile aralarında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalının, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, usul ekonomisi ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin ihtisas mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınarak, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7721 E. 2012/8531 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6651 E. 2013/5713 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10136 E. 2016/6805 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Sadakat yükümlülüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13041 E. 2014/6937 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Imza yetkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12870 E. 2012/18307 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Rücuen Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3861 E. 2014/12728 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/3370 E.  ,  2012/2859 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.12.2009 tarih ve 2007/617-2009/965 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28.02.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketinin kimya makine ve tesisleri imali ile ticareti alanında 21 yıldan beri faaliyet gösterdiğini, davalı ...’ün tek başına temsil ve ilzama yetkili kişi olduğunu, diğer davalı gerçek kişinin teknik işler bölümünde çalıştığını, her iki davalının ticari sırlar ile teknik bilgilere vakıf olduğunu, %99 pay sahibi müvekkilinin diğer ortağı üzerinde güven tesis ettiklerini, bilgi dışında 08.05.2006 tarihinde o tarihte unvanı ‘Tek-Pa’ olan ve sonradan ‘Onat’ olarak unvanını değiştirdikleri davalı şirketin hisselerini devir aldıklarının, yeni kurulan şirket olmasına rağmen davalı gerçek kişilerin müvekkili firmanın referanslarının, tekliflerinin, çizimlerinin ve hatta ürettiği malzeme ve makineleri kullanarak bu davalı lehine kazanç sağladıklarının, müvekkili şirketi zarara uğrattıklarının tespit edildiğini, özellikle Sandoz Syntek firmasına kesilen faturaların bu durumu net gösterdiğini, faturalarının kullanıldığını, rekabet yasağının ihlal edildiğini ileri sürerek, şimdilik 100.000.00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili, husumetin salt davalı şirkete yöneltilmesi gerektiğini, müvekkili ...’ün davacı şirkette üstün çalışması nedeniyle kendisine ortaklık verildiğini, mali ve idari genel müdür yardımcılığına atandığını, hakim ortağın kurduğu başka şirkette de yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, diğer davalı gerçek kişinin 2005 yılında davacı şirkette teknik ressam olarak işe başladığını, iflas kaygıları ve kredi dönüşleri nedeniyle Tek-Pa şirketindeki Selim Yönemli hisselerinin davacının hakim ortağının ailesiyle müvekkili ... tarafından devir alınmasını teklif ettiğini, işlemin yapıldığını, hakim ortak ile Selim Yönemli arasında ihtilaf çıktığından işleme konulmadığını, daha sonra hakim ortağın isteğiyle hisselerin müvekkilleri üzerinde kaldığını, ailesinden gizlenmesini istediğini, ikinci devir sözleşmesiyle davalı şirketin müvekkilleri tarafından işletilmesine karar verildiğini, şirketin unvanının değiştirildiğini, iddiaların hiç birinin gerçeği yansıtmadığını, bizzat hakim ortak ve ailesinin şirket hisselerini devir almayı teşvik ettiğini, esasen davalı şirketin adresi ile davacı şirketin hakim ortağının ev adresinin aynı olduğunu, bu ortağın davalı şirketi alt teklif veren şirket olarak ticaret hayatında kullandığını, davalı şirketin almış göründüğü aracı davacının hakim ortağının tasarrufunda olduğunu, kredi taksitlerini de davacı şirketin ödediğini, işlemlerin tamamen bilgisi dahilinde bulunduğunu, bir zarara uğratmanın olmadığını savunarak, davanın reddine istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...’ün 1990 yılında kurulan davacı şirkette ortak olduğu, % 99 pay sahibi diğer ortağın kendisine %1 oranında pay verdiği, diğer davalı gerçek kişinin davacı şirkette 2005 yılında teknik ressam olarak işe başladığı, 16-17 yıldır davacı şirkette çalışan bir kimsenin başka bir işte veya şirkette çalışmasının işveren şirketçe bilinmediğinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı işyerinde davalılarca imalat yapıldığı ve izinsiz gönderilen malların bulunduğunun ileri sürüldüğü, bunlarla ilgili kanıt sunulmadığı, davalı şirketin önceki pay sahibi olan ve davalı gerçek kişilere devir yapan kişinin de önceden davacı çalışanı olduğu, davacı, davalı şirket ve dava dışı başka şirketin muhasebesinin aynı mali müşavir tarafından tutulduğu, bu kişinin davacının sunduğu protokolde tanık olarak yer aldığı, davalı şirketin adresi ile davacı şirketin hakim ortağının ev adreslerinin aynı olduğu, davacı şirketin bilgisi dışında çalışmalar ile zarara uğratıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz edilmiştir.

1-Dava, davacı şirkette pay sahibi olan davalı müdür ile bu şirketin çalışanı gerçek kişi diğer davalının, aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkete izinsiz şekilde ortak oldukları, davalı bu şirketin faaliyetlerinde davacı şirketin ticari sırlarının, müşteri çevresinin ve emtialarının kullanılarak birlikte davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Davalı ...’ün davacı şirketin %1 pay sahibi olduğu, taşınmaz satışı ve ipotek tesisi dışında mali ve teknik işlerde temsil ve ilzama yetkili bulunduğu, diğer davalı gerçek kişinin davacı şirkette teknik ressam olarak çalıştığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı vekili, davalı gerçek kişilerin müvekkilinin izni olmadan aynı alanda faaliyet gösteren diğer davalı tüzel kişiliğe ortak olduklarını, ticari sırlarının, referanslarının, çizimlerinin ve hatta ürettiği malzeme ve makinelerinin davalı şirketin lehine ve müvekkili aleyhine kullandıklarını, böylelikle birlikte zarara neden olduklarını ileri sürmüştür. Davalı ... ile davacı şirket arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu eylemlerin bu ilişkinin devamı sırasında işlendiği açıklanmıştır.

Bu durum karşısında, davalı ...’un davacı ile aralarında olan hizmet sözleşmesini ihlal ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait sadakat yükümlülüğüne uymadığı iddia edilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi görevlidir. Görev hususu, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece kendiliğinden dikkate alınmak zorundadır. Her ne kadar davalı gerçek kişi müdüre isnat edilen eylemler TTK.nun 547. maddesinde düzenlenen rekabet yapma yasağına aykırılık teşkil etmekte ve de davacı ile aralarında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalının, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, usul ekonomisi ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin ihtisas mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınarak, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1047155400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.