Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/7721 E. 2012/8531 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sadakat yükümlülüğü↗ usul ekonomisi↗ i̇i̇k 308/b↗ sözleşmenin ihlali↗ şirketin tasfiyesi↗ ihtisas mahkemesi↗ cezai şart↗ hizmet sözleşmesi↗ kamu düzeni↗ uyuşmazlık konusu↗ maddi ve manevi tazminat↗ görevsizlik kararı↗ taahhütname↗ haksız rekabet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...’a karşı taahhütnameye dayalı talepte bulunulamayacağı, diğer gerçek kişiler ile davacı arasında bir sözleşme olmadığı, ayrıca kişisel ticari faaliyetlerinin olmadığı, bu kişilerin fiillerinin haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davalı şirketin, davacıya ait tanıtım evraklarının aynen veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlerini kendi tanıtımında kullandığı, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği, maddi zararın tespit edildiği, manevi zararının da doğduğu gerekçesiyle davalı şirketin vaki fiillerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, 3.308.87 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi durumun ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat ile taahhüdün ihlaline dayalı cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
Davalı ...’ın davacının Denizli Şubesinin işlerini idare etmek için işe alındığı, bu durumun SSK kayıtlarıyla da sabit olduğu, aleyhine yaptırılan tespite rağmen hizmet sözleşmesinin devam ettiği, hatta aynı eylemleri tekrar etmemek, davalı şirketin tasfiyesini sağlamak gibi taahhütlerde de bulunduğu, hizmet ilişkisinin 2005 yılında sona erdiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı vekili, davalı çalışanının müvekkilinin izni olmadan davalı gerçek kişilerle bir araya gelerek aynı alanda faaliyet göstermek üzere diğer davalı şirketi kurduklarını, işyerini hemen müvekkili işyeri karşısına açtıklarını, çalışanlarını davalı şirket nezdinde çalışmaya ikna ettiklerini, vekaletname ve diğer materyallerin aynısını veya kopyasını kullandıklarını, müşteri çevresini ele geçirdiklerini, böylelikle birlikte hareket ederek haksız rekabette bulunduklarını ve zarara neden olduklarını ileri sürmüştür.
Davalı ... ile davacı şirket arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu iddia edilen eylemler bu ilişkinin devamı sırasında işlenmiştir. Bu durum karşısında, davalı ...’ın davacı ile aralarında olan hizmet sözleşmesini ihlal ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait sadakat yükümlülüğüne uymadığı ileri sürülmüştür. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi görevlidir. Görev hususu, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece kendiliğinden dikkate alınmak zorundadır. Her ne kadar ... dışındaki davalılar ile davacı arasında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalıların, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, usul ekonomisi ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin ihtisas mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13041 E. 2014/6937 K.
Ortak:sadakat yükümlülüğü · usul ekonomisi · sözleşmenin ihlali · ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · haksız rekabet · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında, davalı ...’ın davacı ile aralarında olan «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı ileri sürülmüştür.
… n, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...’a karşı «taahhütnameye» dayalı talepte bulunulamayacağı, diğer gerçek kişiler ile davacı arasında bir sözleşme olmadığı, ayrıca kişisel ticari faaliyetlerinin olmadığı, bu kişilerin fiillerinin «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalı şirketin, davacıya ait tanıtım evraklarının aynen veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlerini kendi tanıtımında kullandığı, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği, maddi zararın tespit edildiği, manevi zararının da doğduğu gerekçesiyle davalı şirketin vaki fiillerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, 3.«308».87 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaA.'ın davacı şirketle arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu iddia edilen eylemlerin bir kısmının bu ilişkinin devamı sırasında işlendiği anılan davalıların davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı, gizlice davalı şirketi kurdukları ileri sürülmektedir.
… esinde bildirilen eylemleri işçi olan anılan davalılarla birlikte işlediklerinin ileri sürülmesi, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunması, «usul ekonomisi» ilkesi çerçevesinde doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… vacının bu makineler üzerinde markası dışında herhangi bir sınai hakkı bulunmadığı, davalıların aynı tür makineleri üretip kendi markaları ile piyasaya sunmalarının «haksız rekabet» eylemini oluşturmadığı, davalı şirketin 14/09/2007 tarihinde kurulduğu, haksız rekabetin men'i davalarının TTK'nın 62. maddesi uyarınca bir yıllık zaman aşımı süre …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicili · maddi tazminat · ilan
Benzer bu kararda1- Dava, davalıların «haksız rekabetinin» tespiti ve men'i, «maddi tazminatın» tahsili ve hükmün «ilanı» istemine ilişkin olup,davalılardan M..
Y.A. ile birlikte davacı şirketle aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurdukları, bu durumun gerek SSK gerekse «ticaret sicil» kayıtlarından anlaşıldığı dosya kapsamı ile sabittir.
-
Şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3370 E. 2012/2859 K.
Ortak:sadakat yükümlülüğü · usul ekonomisi · sözleşmenin ihlali · ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · uyuşmazlık konusu · görevsizlik kararı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında, davalı ...’ın davacı ile aralarında olan «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı ileri sürülmüştür.
… n, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Davalı ...’ın davacının Denizli Şubesinin işlerini idare etmek için işe alındığı, bu durumun SSK kayıtlarıyla da sabit olduğu, aleyhine yaptırılan tespite rağmen «hizmet sözleşmesinin» devam ettiği, hatta aynı eylemleri tekrar etmemek, davalı «şirketin tasfiyesini» sağlamak gibi «taahhütlerde» de bulunduğu, hizmet ilişkisinin 2005 yılında sona erdiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu karardaBu durum karşısında, davalı ...’un davacı ile aralarında olan «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı iddia edilmiştir.
Her ne kadar davalı gerçek kişi müdüre isnat edilen eylemler TTK.nun 547. maddesinde düzenlenen rekabet yapma «yasağına» aykırılık teşkil etmekte ve de davacı ile aralarında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalının, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınarak, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Davalı ...’ün davacı şirketin %1 pay sahibi olduğu, taşınmaz satışı ve «ipotek» tesisi dışında mali ve teknik işlerde «temsil» ve ilzama yetkili bulunduğu, diğer davalı gerçek kişinin davacı şirkette teknik ressam olarak çalıştığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı · ipotek · oy yasağı · tüzel kişilik · protokol · temsil
Benzer bu karardaDavalı ...’ün davacı şirketin %1 pay sahibi olduğu, taşınmaz satışı ve «ipotek» tesisi dışında mali ve teknik işlerde «temsil» ve ilzama yetkili bulunduğu, diğer davalı gerçek kişinin davacı şirkette teknik ressam olarak çalıştığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
… önceden davacı çalışanı olduğu, davacı, davalı şirket ve dava dışı başka şirketin muhasebesinin aynı mali müşavir tarafından tutulduğu, bu kişinin davacının sunduğu «protokolde» tanık olarak yer aldığı, davalı şirketin adresi ile davacı şirketin hakim ortağının ev adreslerinin aynı olduğu, davacı şirketin bilgisi dışında çalışmalar ile zar …
1-Dava, davacı şirkette pay sahibi olan davalı müdür ile bu şirketin çalışanı gerçek kişi diğer davalının, aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkete izinsiz şekilde ortak oldukları, davalı bu şirketin faaliyetlerinde davacı şirketin ticari sırlarının, müşteri çevresinin ve emtialarının kullanılarak birlikte davacı «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı gerçek kişilerin müvekkilinin izni olmadan aynı alanda faaliyet gösteren diğer davalı «tüzel kişiliğe» ortak olduklarını, ticari sırlarının, referanslarının, çizimlerinin ve hatta ürettiği malzeme ve makinelerinin davalı şirketin lehine ve müvekkili aleyhine kullandıklarını, böylelikle birlikte zarara neden olduklarını ileri sürmüştür.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6651 E. 2013/5713 K.
Ortak:ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… n, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Davalı ...’ın davacının Denizli Şubesinin işlerini idare etmek için işe alındığı, bu durumun SSK kayıtlarıyla da sabit olduğu, aleyhine yaptırılan tespite rağmen «hizmet sözleşmesinin» devam ettiği, hatta aynı eylemleri tekrar etmemek, davalı «şirketin tasfiyesini» sağlamak gibi «taahhütlerde» de bulunduğu, hizmet ilişkisinin 2005 yılında sona erdiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu durum karşısında, davalı ...’ın davacı ile aralarında olan «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı ileri sürülmüştür.
Benzer bu karardaGörev hususu, «kamu düzenine» ilişkin olup, iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğuna dair «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...) Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Davalılardan ... ve ... aleyhindeki dava, «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanmakta olup işçi-işveren arasındaki sözleşmeden ... davalarda İş Mahkemesinin «görevli» olduğu, diğer davalı ... hakkındaki dava da adı geçen diğer davalılara bağlı olarak özel yetkili mahkemede görülmesi gerekmektedir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından ... hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde İş Mahkemesi «görevlidir».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:derdestlik · ibraz
Benzer bu kararda… a dışı ... ...'a davacı banka şubesinde kredi hesabı açılarak kredi kullandırıldığı, kredinin geri ödenmemesi üzerine dava dışı borçlular hakkında başlatılan haczin «derdest» olduğu, banka zararının henüz somut biçimde oluşmadığı, bu durumda davacı bankanın borç ödemeden aciz belgesi alarak davalıların sorumluluğuna başvurması gerektiği, bu aşamada davacı bankanın davalılara karşı talep hakkına sahip olmadığı, davacı tarafça bildirilen bir kısım belgelerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10136 E. 2016/6805 K.
Ortak:hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… n, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Davalı ...’ın davacının Denizli Şubesinin işlerini idare etmek için işe alındığı, bu durumun SSK kayıtlarıyla da sabit olduğu, aleyhine yaptırılan tespite rağmen «hizmet sözleşmesinin» devam ettiği, hatta aynı eylemleri tekrar etmemek, davalı «şirketin tasfiyesini» sağlamak gibi «taahhütlerde» de bulunduğu, hizmet ilişkisinin 2005 yılında sona erdiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu durum karşısında, davalı ...’ın davacı ile aralarında olan «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı ileri sürülmüştür.
Benzer bu karardaBu nedenle mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu işbu davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
Bu durumda, anılan davalının davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesine» aykırı davranmak suretiyle çalıştığı «şirketi zarara» uğrattığı iddia edilerek «hizmet akdi» ile çalışan bu şahısa karşı «tazminat davası» açılmıştır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi «görevlidir».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet akdi · şirket zararı · tazminat davası · temlik · yetkisizlik kararı · temsil
Benzer bu karardaBu durumda, anılan davalının davacı ile aralarındaki «hizmet sözleşmesine» aykırı davranmak suretiyle çalıştığı «şirketi zarara» uğrattığı iddia edilerek «hizmet akdi» ile çalışan bu şahısa karşı «tazminat davası» açılmıştır.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin harcama belgelerinde bir usulsüzlük tespit edilemediği, davalı - borçlunun şef pozisyonunda çalışmadığı, imza «yetkisinin» olmaması nedeniyle kusurunun bulunmadığı, davalı - borçlunun itirazında haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı («temlik» alan) vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı şirket çalışanı olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olarak açılan tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3861 E. 2014/12728 K.
Ortak:ihtisas mahkemesi · hizmet sözleşmesi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… n, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Davalı ...’ın davacının Denizli Şubesinin işlerini idare etmek için işe alındığı, bu durumun SSK kayıtlarıyla da sabit olduğu, aleyhine yaptırılan tespite rağmen «hizmet sözleşmesinin» devam ettiği, hatta aynı eylemleri tekrar etmemek, davalı «şirketin tasfiyesini» sağlamak gibi «taahhütlerde» de bulunduğu, hizmet ilişkisinin 2005 yılında sona erdiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu durum karşısında, davalı ...’ın davacı ile aralarında olan «hizmet sözleşmesini ihlal» ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait «sadakat yükümlülüğüne» uymadığı ileri sürülmüştür.
Benzer bu karardaGörev hususu, «kamu düzenine» ilişkin olup, iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğuna dair «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
K.. aleyhindeki dava, «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanmaktadır.
İşçi-işveren arasındaki «sözleşmeden doğan» davalarda İş Mahkemesi «görevli» olup, diğer davalı N..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık teamülleri · teamül · sözleşmeden doğan dava · müteselsil sorumluluk
Benzer bu kararda… bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava dışı firmalara kredi kullandırdıkları, kredi kullandırırken davacı banka mevzuatı, Bankalar Kanunu ve «bankacılık teamüllerine» aykırı hareket ettikleri, dava dışı firmalara kullandırılan kredilerin kısa sürede takip hesaplarına aktarılmasında ve Adli Tıp kurumu tarafından yapılan inceleme ile sabit olduğu üzere kefillerin adına atılan imzaların başkası tarafından atılmasında, kredi kullandırım aşamasında gerekli araştırmaların yapılmamasında ve sahte belgelerin düzenlenerek kredi dosyasına kabul edilmesinde ve belgelerin eksik alınması işlemlerinden dolayı imzaları bulunan kredi komitesi üyeleri davalıların kusurlu oldukları ve davalıların müştereken ve «müteselsilen sorumlu» oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İşçi-işveren arasındaki «sözleşmeden doğan» davalarda İş Mahkemesi «görevli» olup, diğer davalı N..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12898 E. 2012/15569 K.
Ortak:görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… n, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, «usul ekonomisi» ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin «ihtisas» mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin «görevli» olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi «görevlidir».
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından davacının talebinin davalıdan fazla mesai ücreti alacağına ilişkin olduğu, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» ve talep halinde dosyanın İş Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Maddesine göre İş Mahkemeleri, işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş aktinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlıklara bakmakla «görevlidir».
Bu itibarla mahkemece işin esasına girilmesi, taraf kanıtlarına göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işçi-işveren ilişkisi
Benzer bu karardaSomut olayda ise, taraflar arasında «işçi-işveren ilişkisi» bulunmamakta olup Hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğundan davaya genel mahkemede bakılması gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/7721 E. , 2012/8531 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/03/2010 tarih ve 2007/120-2010/91 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22/05/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. .... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin marka, patent, tasarım vs. hakların tescili, lisans, devir ve yenileme sözleşmeleri alanında faaliyet gösterdiğini, tüm yazılı evraklarının, vekalet sözleşmesinin, tanıtıcı broşür ve evraklarının özgün olduğunu, yetkili müdürün eser niteliğindeki bu materyaller üzerindeki haklarını FSEK’nin 52. maddesine uygun şekilde müvekkiline devir ettiğini, davalı ...’ın müvekkilinin çalışanı olduğunu, Denizli Şubesi’nin yöneticisi olarak işe başladığını, ancak bu davalının sözleşmeye aykırı şekilde davalı gerçek kişilerle müvekkili ile aynı alanda faaliyette bulunmak üzere diğer davalı şirketi kurduklarının ortaya çıktığını, işyerini de müvekkili şubesinin olduğu iş hanına açtıklarını, müvekkili şubesini kapalı tutarak müşteri çevresini davalı şirkete yönlendirdiklerini, materyallerini kullandıklarını, eser niteliğindeki marka vekalet sözleşmesi ile tanıtıcı broşürleri kopya ettiklerini, diğer çalışanları ikna ederek davalı şirkette çalışmasına neden olduklarını, haksız rekabette bulunduklarını, taahhüde rağmen faaliyetlerine son vermediklerini ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, 10.000 YTL maddi ve 50.000 YTL manevi tazminatın tahsiline, taahhütnameyi ihlalden dolayı ...’dan 10.000 Euro maddi ve 30.000 Euro manevi tazminatın alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, uyuşmazlıkta fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, yetkili mahkemenin Denizli mahkemeleri bulunduğunu, istemin yerinde olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...’a karşı taahhütnameye dayalı talepte bulunulamayacağı, diğer gerçek kişiler ile davacı arasında bir sözleşme olmadığı, ayrıca kişisel ticari faaliyetlerinin olmadığı, bu kişilerin fiillerinin haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davalı şirketin, davacıya ait tanıtım evraklarının aynen veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlerini kendi tanıtımında kullandığı, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği, maddi zararın tespit edildiği, manevi zararının da doğduğu gerekçesiyle davalı şirketin vaki fiillerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, 3.308.87 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi durumun ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat ile taahhüdün ihlaline dayalı cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
Davalı ...’ın davacının Denizli Şubesinin işlerini idare etmek için işe alındığı, bu durumun SSK kayıtlarıyla da sabit olduğu, aleyhine yaptırılan tespite rağmen hizmet sözleşmesinin devam ettiği, hatta aynı eylemleri tekrar etmemek, davalı şirketin tasfiyesini sağlamak gibi taahhütlerde de bulunduğu, hizmet ilişkisinin 2005 yılında sona erdiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı vekili, davalı çalışanının müvekkilinin izni olmadan davalı gerçek kişilerle bir araya gelerek aynı alanda faaliyet göstermek üzere diğer davalı şirketi kurduklarını, işyerini hemen müvekkili işyeri karşısına açtıklarını, çalışanlarını davalı şirket nezdinde çalışmaya ikna ettiklerini, vekaletname ve diğer materyallerin aynısını veya kopyasını kullandıklarını, müşteri çevresini ele geçirdiklerini, böylelikle birlikte hareket ederek haksız rekabette bulunduklarını ve zarara neden olduklarını ileri sürmüştür.
Davalı ... ile davacı şirket arasında hizmet ilişkisi olup, dava konusu iddia edilen eylemler bu ilişkinin devamı sırasında işlenmiştir. Bu durum karşısında, davalı ...’ın davacı ile aralarında olan hizmet sözleşmesini ihlal ettiği, özellikle bu sözleşmede işçiye ait sadakat yükümlülüğüne uymadığı ileri sürülmüştür. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesi görevlidir. Görev hususu, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece kendiliğinden dikkate alınmak zorundadır. Her ne kadar ...
dışındaki davalılar ile davacı arasında hizmet ilişkisi bulunmamakta ise de bu davalıların, dava dilekçesinde bildirilen eylemleri işçi davalıyla birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü, tüm davalılar aleyhine açılan davalar arasında bağlantı bulunduğu, usul ekonomisi ilkesi ile doğru sonuca ulaşma bakımından kanıtların bir bütün olarak incelenmesinde yarar olduğu ve iş mahkemesinin ihtisas mahkemesi niteliğinde bulunduğu dikkate alınıp, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılarak tüm davalılar hakkında açılmış davada görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 900.00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 22/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1059467100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz