6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/10175 E. 2012/16061 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 297 kusur oranı kâr mahrumiyeti taşıma sözleşmesi kamu düzeni içtihadı birleştirme kararı maddi ve manevi tazminat maddi tazminat sigorta poliçesi yasal faiz kusur cy/cy kaydı yükleten (shipper) teminat

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 381HUMK 388HUMK 389 · HMK — HMK 294HMK 297HMK 298 · BK — BK 45

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunmalar, Ceza Mahkemesi dosyası, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, BK'nın 45. maddesine göre ölenin yardımından mahrum kalanların zararının tazmin edilmesi gerektiği, manevi tazminatın tespitinde davalı ...'nun kusur oranı, ekonomik durumu ve davacıların yaşları ve murisin yokluğunda duydukları elem ile manevi tazminatın zenginleşme aracı olmayacağının dikkate alındığı, davalı sigorta şirketince yapılan ödemenin zarardan indirildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle davacı ... için 11.286,22 TL maddi tazminatın, davalı Ergo İsviçre Sigorta A.Ş. tarafından ödenen 8.876,00 TL'nin mahsubu ile bakiyesi 2.410,22 TL'nin davalı Ergo İsviçre Sigorta A.Ş.nin poliçede yazılı teminat miktarı ile sınırlı olmak kaydı ile, davalılardan Ergo İsviçre Sigorta A.Ş yönünden 10.09.2009 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden ise olayın gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı ... için ise, 9.405,18 TL maddi tazminatın davalı Ergo İsviçre Sigorta A.Ş. tarafından ödenen 7.951.00 TL'nin mahsubu ile 1.454,18 TL'nin davalı ... Sigorta A.Ş.'nin poliçede yazılı teminat miktarı ile sınırlı olmak kaydı ile, davalılardan Ergo İsviçre Sigorta A.Ş yönünden 10.09.2009 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden ise olayın gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacılardan her biri için ayrı ayrı 7.500,00 TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar Albayraklar İnş. ve Tur. Ltd. Şti. ve ...'dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ile davalılar Albayraklar İnş. ve Tur. Ltd. Şti. ve ... vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı mülga 1086 sayılı HUMK'nın 388. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.

Aynı kural HUMK'nın 389. maddesi ile HMK'nın anılan maddesinde de tekrarlanmış ve HUMK'nın 381. maddesi ile HMK'nın 294. maddesine göre kararın tefhiminin, hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olacağı belirtilmiş, HMK'nın 298/2. maddesiyle de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıklanmıştır. Tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak, gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Kısa kararı yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesi ile HUMK’nın ve HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmayacağı gibi yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.

Somut olayda, mahkemece tefhim edilen kısa kararda, “...2-Davacı ...'a 11.286,22 TL maddi destekten yoksun kaldığı anlaşıldığından belirlenen bu meblağın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, belirlenen bu meblağ olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,

3-Davacı ...'a 9.405,18 TL maddi desdekten yoksun kaldığı anlaşıldığından belirlenen bu meblağın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, belirlenen bu meblağ olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,

4-Davacıların meydana gelen olaydan dolayı takdiren her davacı ayrı ayrı olmak üzere 7.500,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine...”

Şeklinde hüküm kurulduğu halde, gerekçeli kararda, “... 2- Davacı ...'ın uğramış olduğu maddi zarar karşılığı olarak 11.286,22 TL maddi tazminatın davalı Ergo Sigorta tarafından ödenen 8.876,00 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 2.410,22 TL nin davalı Sigorta Şirketinin poliçede yazılı teminat miktarı ile sınırlı olmak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, söz konusu tazminatın 10.09.2009 tarihinden itibaren Sigorta Şirketi yönünden yasal faiz uygulanmasına, davalı ... yönünden ise olayın gerçekleştiği 15.05.2009 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,

3- Davacı ...'ın uğramış olduğu maddi zarar karşılığı olarak 9.405,18 TL maddi tazminatın davalı Ergo Sigorta Şirketi tarafından ödenen 7.951.00 TL'nin mahsubu ile 1.454,18 TL'nin davalı Sigorta Şirketinin poliçede yazılı teminat miktarı ile sınırlı olmak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, söz konusu tazminatın 10.09.2009 tarihinden itibaren Sigorta Şirketi yönünden yasal faiz uygulanmasına, davalı ... ve Albayraklar İnşaat yönünden ise olayın gerçekleştiği 15.05.2009 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,

4- Davacıların uğramış oldukları manevi zarar karşılığı olarak ... ve Melüde Kibar'a 7.500,00 şer TL olmak üzere 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve Albayraklar İnşaattan alınarak davacılara verilmesine, dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına ...”

Şeklinde, hükmedilen meblağ, davalılara yükletilen sorumluluk ve faiz başlangıç tarihleri yönünden farklı hüküm kurularak, kısa ve gerekçeli kararlar arasında çelişki yaratılmıştır. Bu durum karşısında, mahkemece 10.04.1992 gün ve 7-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde, bu kısa kararla bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekili ile mümeyyiz davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6802 E. 2013/21624 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3706 E. 2019/3190 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12627 E. 2016/1599 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/10175 E.  ,  2012/16061 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

(ARSİN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ)

Taraflar arasında görülen davada Arsin (Kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/01/2011 tarih ve 2009/226-2011/18 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalılar Albayraklar İnş. ve Turizm Ltd. Şti. Vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, 16.05.2009 günü, davalılardan Albayraklar İnş. ve Tur. Ltd. Şti.ne ait olup, davalı ...'nun sevk ve idaresinde bulunan Trabzon Belediyesi Özel Halk Otobüsünde yolcu olan müvekkillerinin kızı .....'ın, aracın kapısının açılması ile düşmesi sonucu vefat ettiğini, olayda, davalı ...'nun tam kusurlu olduğunu, müvekkillerinin olay nedeniyle büyük üzüntü yaşadıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir müvekkili için ayrı ayrı 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 50.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, daha sonra yaptığı ıslah ile 6.000.00 TL olan maddi tazminat talebini müvekkili ...

yönünden 11.286.22 TL, müvekkili ... yönünden ise 9.405.18 TL olarak artırmıştır.

Davalılar Albayraklar İnş. ve Tur. Ltd. Şti. ve ... vekili, müvekkili ...'nun rahatsızlanıp aracını sağa yanaştırmaya çalıştığı sırada, araç tam durmadan açılan kapıdan atlaması sonucu davacıların murislerinin vefat ettiğini, müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, aracı sigortalayan Ergo İsviçre Sigorta A.Ş.nin davaya dahil edilmesi gerektiğini, tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Birleşen davada davacılar vekili, kazaya karışan aracı sigortalayan davalı Ergo İsviçre Sig. A.Ş.'nce sorumluluğu 150.000.00 TL olmasına rağmen müvekkillerine toplam 16.785.00 TL zorunlu trafik sigortası ödemesi yapıldığını ve zorunlu koltuk sigorta poliçesinden doğan sorumluluğun yerine getirilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir müvekkili için ayrı ayrı 6.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı Ergo İsviçre Sig. A.Ş. vekili, müvekkilinde kazaya konu aracın zorunlu koltuk poliçesinin bulunmadığını, ancak trafik sigortası nedeniyle müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, davacılara 16.827.00 TL ödeme yapıldığını ve davacıların müvekkilini ibra ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece iddia, savunmalar, Ceza Mahkemesi dosyası, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, BK'nın 45. maddesine göre ölenin yardımından mahrum kalanların zararının tazmin edilmesi gerektiği, manevi tazminatın tespitinde davalı ...'nun kusur oranı, ekonomik durumu ve davacıların yaşları ve murisin yokluğunda duydukları elem ile manevi tazminatın zenginleşme aracı olmayacağının dikkate alındığı, davalı sigorta şirketince yapılan ödemenin zarardan indirildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle davacı ... için 11.286,22 TL maddi tazminatın, davalı Ergo İsviçre Sigorta A.Ş. tarafından ödenen 8.876,00 TL'nin mahsubu ile bakiyesi 2.410,22 TL'nin davalı Ergo İsviçre Sigorta A.Ş.nin poliçede yazılı teminat miktarı ile sınırlı olmak kaydı ile, davalılardan Ergo İsviçre Sigorta A.Ş yönünden 10.09.2009 tarihinden itibaren, davalı ...

yönünden ise olayın gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı ... için ise, 9.405,18 TL maddi tazminatın davalı Ergo İsviçre Sigorta A.Ş. tarafından ödenen 7.951.00 TL'nin mahsubu ile 1.454,18 TL'nin davalı ... Sigorta A.Ş.'nin poliçede yazılı teminat miktarı ile sınırlı olmak kaydı ile, davalılardan Ergo İsviçre Sigorta A.Ş yönünden 10.09.2009 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden ise olayın gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacılardan her biri için ayrı ayrı 7.500,00 TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar Albayraklar İnş.

ve Tur. Ltd. Şti. ve ...'dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ile davalılar Albayraklar İnş. ve Tur. Ltd. Şti. ve ... vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı mülga 1086 sayılı HUMK'nın 388. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.

Aynı kural HUMK'nın 389. maddesi ile HMK'nın anılan maddesinde de tekrarlanmış ve HUMK'nın 381. maddesi ile HMK'nın 294. maddesine göre kararın tefhiminin, hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olacağı belirtilmiş, HMK'nın 298/2. maddesiyle de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıklanmıştır. Tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak, gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Kısa kararı yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141.

maddesi ile HUMK’nın ve HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmayacağı gibi yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.

Somut olayda, mahkemece tefhim edilen kısa kararda, “...2-Davacı ...'a 11.286,22 TL maddi destekten yoksun kaldığı anlaşıldığından belirlenen bu meblağın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, belirlenen bu meblağ olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,

3-Davacı ...'a 9.405,18 TL maddi desdekten yoksun kaldığı anlaşıldığından belirlenen bu meblağın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, belirlenen bu meblağ olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,

4-Davacıların meydana gelen olaydan dolayı takdiren her davacı ayrı ayrı olmak üzere 7.500,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine...”

Şeklinde hüküm kurulduğu halde, gerekçeli kararda, “...

2- Davacı ...'ın uğramış olduğu maddi zarar karşılığı olarak 11.286,22 TL maddi tazminatın davalı Ergo Sigorta tarafından ödenen 8.876,00 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 2.410,22 TL nin davalı Sigorta Şirketinin poliçede yazılı teminat miktarı ile sınırlı olmak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, söz konusu tazminatın 10.09.2009 tarihinden itibaren Sigorta Şirketi yönünden yasal faiz uygulanmasına, davalı ... yönünden ise olayın gerçekleştiği 15.05.2009 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,

3- Davacı ...'ın uğramış olduğu maddi zarar karşılığı olarak 9.405,18 TL maddi tazminatın davalı Ergo Sigorta Şirketi tarafından ödenen 7.951.00 TL'nin mahsubu ile 1.454,18 TL'nin davalı Sigorta Şirketinin poliçede yazılı teminat miktarı ile sınırlı olmak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, söz konusu tazminatın 10.09.2009 tarihinden itibaren Sigorta Şirketi yönünden yasal faiz uygulanmasına, davalı ... ve Albayraklar İnşaat yönünden ise olayın gerçekleştiği 15.05.2009 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,

4- Davacıların uğramış oldukları manevi zarar karşılığı olarak ... ve Melüde Kibar'a 7.500,00 şer TL olmak üzere 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve Albayraklar İnşaattan alınarak davacılara verilmesine, dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına ...”

Şeklinde, hükmedilen meblağ, davalılara yükletilen sorumluluk ve faiz başlangıç tarihleri yönünden farklı hüküm kurularak, kısa ve gerekçeli kararlar arasında çelişki yaratılmıştır. Bu durum karşısında, mahkemece 10.04.1992 gün ve 7-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde, bu kısa kararla bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekili ile mümeyyiz davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve mümeyyiz, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalılar vekili ile davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063674700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.