6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/5328 E. 2013/20864 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Zamanaşımı
1 yıllık

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 297 delillerin toplanmaması ceza zamanaşımı kamu düzeni yükleten (shipper) zamanaşımı i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 376HUMK 389 · HMK — HMK 186HMK 297 · BK — BK 60

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, tecavüzün tespit edildiği tarih dikkate alındığında 818 sayılı BK'nın 60. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarih itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, Anayasa Mahkemesi'nin 03.01.2008 tarih 2005/15 Esas, 2008/2 sayılı kararıyla 556 sayılı KHK'nın 61-A-c maddesi iptal edildiğinden ceza zamanaşımının uygulanamayacağı, fazla hakların saklı tutulması beyanının zamanaşımını tek başına kesmeyeceği gerekçesiyle, ispat edilmeyen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, markaya tecavüz nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.

Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 376. maddesi (6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi) uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/son fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.

İşte bu gibi hallerde, HUMK'nın 389. maddesine (HMK'nın 297'nci maddesi) uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HUMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.

Somut olayda, mahkemece, kısa kararda sabit olmayan davanın reddine denmesine rağmen, gerekçeli kararda markaya tecavüz tarihi dikkate alındığında dava tarihi itibariyle dava zamanaşımının dolduğu, davalının süresinde yaptığı zamanaşımı itirazının kabul edildiği belirtilmiştir. Bu durumda, gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluştuğundan davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9274 E. 2012/16322 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12627 E. 2016/1599 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ticari Şirket Feshi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8822 E. 2010/957 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3301 E. 2013/19620 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12941 E. 2010/11288 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12933 E. 2010/4245 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi Tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/499 E. 2014/8224 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15682 E. 2015/1946 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/5328 E.  ,  2013/20864 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.01.2013 tarih ve 2012/82-2013/5 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkiline ait 2006/50409 sayılı "Alaçatı" markasının bulunduğunu, davalının "Alaçatı Şarapçılık" adı altında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin davalı aleyhine açtığı davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2010/57 Esas, 2010/102 sayılı kararıyla davalının şarap ürünleri üzerinde "Alaçatı" ibaresini markasal biçimde kullanmasının müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tazminat haklarının saklı tutulmasına karar verildiğini, kararın Yargıtayca onandığını ileri sürerek, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, tecavüzün tespit edildiği tarih dikkate alındığında 818 sayılı BK'nın 60. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarih itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, Anayasa Mahkemesi'nin 03.01.2008 tarih 2005/15 Esas, 2008/2 sayılı kararıyla 556 sayılı KHK'nın 61-A-c maddesi iptal edildiğinden ceza zamanaşımının uygulanamayacağı, fazla hakların saklı tutulması beyanının zamanaşımını tek başına kesmeyeceği gerekçesiyle, ispat edilmeyen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, markaya tecavüz nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.

Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 376. maddesi (6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi) uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/son fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.

İşte bu gibi hallerde, HUMK'nın 389. maddesine (HMK'nın 297'nci maddesi) uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HUMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.

Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.

Somut olayda, mahkemece, kısa kararda sabit olmayan davanın reddine denmesine rağmen, gerekçeli kararda markaya tecavüz tarihi dikkate alındığında dava tarihi itibariyle dava zamanaşımının dolduğu, davalının süresinde yaptığı zamanaşımı itirazının kabul edildiği belirtilmiştir. Bu durumda, gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluştuğundan davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045929200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.